يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمُ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız.
ya ayyuha en-nasu ubudu rabbekum ellezi halakakum vellezine min kablikum leallekum tettekun
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فِرَٰشٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ فَلَا تَجۡعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
O ki, yeryüzünü sizin için bir döşek, göğü de bir bina kıldı; gökten bir su indirdi ve onunla size rızık olarak ürünlerden çıkardı. Öyleyse siz bilirken Allah'a ortaklar koşmayın.
ellezi ceale lekümü el-arda firaşan ves-semae binaen ve enzele mines semai maen fe ahrece bihi mines semerati rızkan leküm fela tecalu lillahi endaden ve entüm talemune
وَإِن كُنتُمۡ فِي رَيۡبٖ مِّمَّا نَزَّلۡنَا عَلَىٰ عَبۡدِنَا فَأۡتُواْ بِسُورَةٖ مِّن مِّثۡلِهِۦ وَٱدۡعُواْ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Eğer kulumuza indirdiğimizden şüphe içindeyseniz, onun benzerinden bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenlerseniz Allah'tan başka şahitlerinizi çağırın.
ve in küntüm fi raybin mimma nezzelna ala abdina fe'tu bisuratin min mislihi ved'u şühedaeküm min duni Allah in küntüm sadikin
فَإِن لَّمۡ تَفۡعَلُواْ وَلَن تَفۡعَلُواْ فَٱتَّقُواْ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلۡحِجَارَةُۖ أُعِدَّتۡ لِلۡكَٰفِرِينَ
Eğer yapamazsanız ve asla yapamayacaksınız o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.
fein lem tef'alu velen tef'alu fetteku ennara elleti vakuduha ennasu velhicaratu uiddet lilkafirin
وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمۡ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ كُلَّمَا رُزِقُواْ مِنۡهَا مِن ثَمَرَةٖ رِّزۡقٗا قَالُواْ هَٰذَا ٱلَّذِي رُزِقۡنَا مِن قَبۡلُۖ وَأُتُواْ بِهِۦ مُتَشَٰبِهٗاۖ وَلَهُمۡ فِيهَآ أَزۡوَٰجٞ مُّطَهَّرَةٞۖ وَهُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
İman eden ve salih ameller işleyenleri, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdele. Oradan rızık olarak bir meyve sunulduğunda, 'Bu daha önce rızıklandırıldığımız şeydir' derler. Onlara birbirine benzer şekilde sunulmuştur. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
ve beşşir ellezine amenu ve amilu es-salihat enne lehum cennatin tecri min tahtiha el-enhar kullema ruziku minha min semeratin rizkan kalu haza ellezi ruzikna min kablu ve utu bihi muteşabihen ve lehum fiha ezvacun mutahheratun ve hum fiha halidun
۞إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسۡتَحۡيِۦٓ أَن يَضۡرِبَ مَثَلٗا مَّا بَعُوضَةٗ فَمَا فَوۡقَهَاۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَيَعۡلَمُونَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّهِمۡۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلٗاۘ يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرٗا وَيَهۡدِي بِهِۦ كَثِيرٗاۚ وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلۡفَٰسِقِينَ
Şüphesiz Allah bir sivrisineği hatta onun üstündekini örnek vermekten çekinmez. İman edenler onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise Allah bu örnekle neyi murat etti derler. O bununla birçoğunu saptırır ve birçoğunu hidayete erdirir. O bununla ancak fasıkları saptırır.
inna allaha la yastahyi an yadriba mathalan ma ba'udatan fama fawkaha faamma alladhina amanu faya'lamuna annahu al-hakku min rabbihim waamma alladhina kafaru fayaküluna madha arada allahu bihadha mathalan yudillu bihi kathiran wayahdi bihi kathiran wama yudillu bihi illa al-fasiqina
ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهۡدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقۡطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
Allah'ın ahdini kesinleşmesinden sonra bozanlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi kesenler ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar; işte onlar hüsrana uğrayanlardır.
ellezine yankudune ahde allahi min badi misakihi ve yaktaune ma amera allahu bihi en yusale ve yufsidune fi el-ardi ulaike hümü el-hasirune
كَيۡفَ تَكۡفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمۡ أَمۡوَٰتٗا فَأَحۡيَٰكُمۡۖ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? Oysa siz ölülerdiniz de sizi diriltti, sonra sizi öldürecek, sonra sizi diriltecek, sonra O'na döndürüleceksiniz.
kayfa takfuruna billahi va kuntum amvatan fa ahyakum summa yumitukum summa yuhyikum summa ileyhi turjauna
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök olarak düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
huve ellezi halaka lekum ma fi fil-ardi cemian summe isteva ila es-semai fesevvahunne seb'a semavat vehuve bikulli şey'in alim
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Hani Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti. Onlar, 'Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi var edeceksin? Oysa biz seni hamd ile tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz' dediler. Allah, 'Ben sizin bilmediklerinizi bilirim' dedi.
ve iz kale rabbuke lilmelaiketi inni jailun fi elardi halifeten kalu etec'alu fiha men yüfsidü fiha ve yesfikü ed-dimae ve nahnu nüsebbihu bihamdike ve nükaddisü leke kale inni a'lemü ma la ta'lemune
وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلۡأَسۡمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمۡ عَلَى ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِي بِأَسۡمَآءِ هَـٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ve Adem'e bütün isimleri öğretti sonra onları meleklere arz etti ve eğer doğru söyleyenler iseniz şunların isimlerini bana haber verin dedi.
vaallema ademe el-esmae külleha sümme aradahum ala el-melaiketi fekale enbiuni biesmai haülai in küntüm sadikin
قَالُواْ سُبۡحَٰنَكَ لَا عِلۡمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمۡتَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡحَكِيمُ
Dediler: Seni tenzih ederiz, bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen Alim, Hakim olansın.
kalu subhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke ente el-alimu el-hakimu
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ
Dedi ki: Ey Adem, onlara bunların isimlerini haber ver. O, onlara isimlerini haber verince dedi ki: Ben size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz bilirim, sizin açıkladığınızı da gizlemekte olduğunuzu da bilirim dememiş miydim?
kala ya ademu enbihüm biasmaihim felemma enbeehüm biasmaihim kala elem ekul leküm inni alemu gaybe essemavati velard ve alemu ma tübdune ve ma küntüm tektümune
وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰ وَٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
Hani biz meleklere Adem'e secde edin demiştik de İblis hariç hemen secde ettiler; o ise kaçınmış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.
veiz kulna lilmelaiketi uscudu liademe fesecedu illa iblise eba vestekbera vekane mine elkafirin
وَقُلۡنَا يَـٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ وَكُلَا مِنۡهَا رَغَدًا حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve dedik ki: Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin, ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyin, şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.
vekulna yaadamu uskun ente vezevçuke elcennete vekula minha rağaden haysu şituma vela takraba hazihi eşşecerete fetekuna mine ezzalimin
فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ عَنۡهَا فَأَخۡرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِۖ وَقُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ
Şeytan onları oradan kaydırdı ve içinde bulundukları yerden onları çıkardı. Biz de dedik ki: Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde bir yerleşim yeri ve bir süreye kadar geçimlik vardır.
feezellehuma eş-şeytanu anha feahrecehuma mimma kana fihi vekulna ihbitu badukum libadin aduvvun velekum fi el-ardi müstekarrun vemetaun ila hinin
فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٖ فَتَابَ عَلَيۡهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
Adem Rabbinden kelimeler aldı, bunun üzerine O onun tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, Tevvab'dır, Rahim'dir.
fatelakka adamu min rabbihi kelimatin fetaba aleyhi innehu huve ettevvabu errahimu
قُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ مِنۡهَا جَمِيعٗاۖ فَإِمَّا يَأۡتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدٗى فَمَن تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
Dedik ki: Hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
kulna ihbitu minha cemian feimma ye'tiyennekum minni huden femen tebia hudaye fela havfun aleyhim vela hum yahzenun
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateşin halkıdır onlar orada ebedi kalacaklardır.
vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabu en-nari hum fiha halidun
يَٰبَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتِيَ ٱلَّتِيٓ أَنۡعَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ وَأَوۡفُواْ بِعَهۡدِيٓ أُوفِ بِعَهۡدِكُمۡ وَإِيَّـٰيَ فَٱرۡهَبُونِ
Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim ve sadece benden korkun.
ya beni israil uzkuru ni'metiye elleti en'amtu aleykum ve evfu biahdi ufi biahdikum ve iyyaye ferhebun