وَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ حَسَنَةٗ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
Onlardan bazıları da, 'Rabbimiz, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru' derler.
veminhum men yekulu rabbena atina fi ed-dünya haseneten vefi el-ahireti haseneten vekina azabe en-nari
أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ نَصِيبٞ مِّمَّا كَسَبُواْۚ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
İşte onlar için kazandıklarından bir pay vardır. Allah hesabı çabuk görendir.
ulaike lehum nasibun mimma kesebu vallahu seriu el-hisabi
۞وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ فِيٓ أَيَّامٖ مَّعۡدُودَٰتٖۚ فَمَن تَعَجَّلَ فِي يَوۡمَيۡنِ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِ وَمَن تَأَخَّرَ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِۖ لِمَنِ ٱتَّقَىٰۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
Allah'ı sayılı günlerde zikredin. Kim iki günde acele ederse ona günah yoktur. Kim de geri kalırsa ona da günah yoktur. Bu, sakınan içindir. Allah'tan sakının ve bilin ki O'nun huzurunda toplanacaksınız.
vezkuru allahe fi eyyamin ma'dudatin femen teaccele fi yevmeyni fela isme aleyhi vemen teahhara fela isme aleyhi limeni itteka vettekullahe va'lemu ennekum ileyhi tuhşerun
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُعۡجِبُكَ قَوۡلُهُۥ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَيُشۡهِدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا فِي قَلۡبِهِۦ وَهُوَ أَلَدُّ ٱلۡخِصَامِ
İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah'ı şahit tutar, oysa o düşmanların en azılısıdır.
ve mine en-nasi men yucibuke kavluhu fi el-hayati ed-dunya ve yushhidu Allaha ala ma fi kalbihi ve huve eleddu el-hisami
وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُفۡسِدَ فِيهَا وَيُهۡلِكَ ٱلۡحَرۡثَ وَٱلنَّسۡلَۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلۡفَسَادَ
O, ayrılıp gittiğinde yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için çabalar. Allah bozgunculuğu sevmez.
ve iza tevella saa fi el-ard liyufside fiha ve yuhlike el-harse ven-nesle vallahu la yuhibbu el-fesade
وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتۡهُ ٱلۡعِزَّةُ بِٱلۡإِثۡمِۚ فَحَسۡبُهُۥ جَهَنَّمُۖ وَلَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ
Ona Allah'tan kork denildiğinde, gururu onu günaha sürükler. Cehennem ona yeter; o ne kötü bir yataktır.
ve iza kile lehu itteki Allaha ehazethu el-izzetu bil-ismi fehasbuhu cehennemu ve lebi'se el-mihadu
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشۡرِي نَفۡسَهُ ٱبۡتِغَآءَ مَرۡضَاتِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ رَءُوفُۢ بِٱلۡعِبَادِ
İnsanlardan öylesi de vardır ki Allah'ın rızasını arayarak nefsini satar. Allah kullarına karşı çok şefkatlidir.
vemine en-nasi men yeşri nefsehu ibtiğae merdati Allahi vallahu raufun bil'ibadi
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱدۡخُلُواْ فِي ٱلسِّلۡمِ كَآفَّةٗ وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٞ
Ey iman edenler! Hepiniz topluca barışa girin ve şeytanın adımlarının ardına düşmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
ya eyyuha ellezine amenu udhulu fi essilmi kaffeten vela tettebiu hutuvati eşşeytani innehu lekum aduvvun mubin
فَإِن زَلَلۡتُم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡكُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Eğer size apaçık deliller geldikten sonra yalpalayıp saparsanız, bilin ki Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
fein zelektüm min ba'di ma caetküm el-beyyinatu fa'lemu enne Allaha azizun hakimun
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن يَأۡتِيَهُمُ ٱللَّهُ فِي ظُلَلٖ مِّنَ ٱلۡغَمَامِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ
Onlar Allah'ın ve meleklerin buluttan gölgeler içinde gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah'a döndürülür.
hal yanzuruna illa an ya'tiyahumu allah fi zulalin mina el-gamami vel-melaiketu ve kudiye el-amru ve ila allah turce'u el-umuru
سَلۡ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ كَمۡ ءَاتَيۡنَٰهُم مِّنۡ ءَايَةِۭ بَيِّنَةٖۗ وَمَن يُبَدِّلۡ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
İsrailoğullarına sor, onlara ne kadar apaçık ayet verdik. Kim Allah'ın nimetini kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphesiz Allah cezası şiddetli olandır.
sel beni israil kem ataynahum min ayatin bayyinatin va man yubaddil nimata allahi min badi ma jaathu fe inna allaha shadidu el-ikabi
زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَيَسۡخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۘ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ وَٱللَّهُ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٖ
İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi; onlar iman edenlerle eğlenirler. Oysa sakınanlar kıyamet günü onlardan üstündürler. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
zuyyine lillezine keferu el-hayatu ed-dünya ve yesharune mine ellezine amenu vellezine ittekav fevkahum yevme el-kiyameti vallahü yerzuku men yeşau bigayri hisabin
كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَ ٱلنَّاسِ فِيمَا ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِۚ وَمَا ٱخۡتَلَفَ فِيهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ أُوتُوهُ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۖ فَهَدَى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لِمَا ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِ مِنَ ٱلۡحَقِّ بِإِذۡنِهِۦۗ وَٱللَّهُ يَهۡدِي مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٍ
İnsanlar tek bir topluluktu. Allah, müjdeleyen ve uyaran haber verenler gönderdi; insanların anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hükmetmesi için onlarla birlikte gerçeği içeren Kitabı indirdi. Ancak kendilerine apaçık kanıtlar geldikten sonra, aralarındaki azgınlık yüzünden sadece kendilerine kitap verilenler onda anlaşmazlığa düştü. Bunun üzerine Allah, kendi izniyle iman edenleri üzerinde anlaşmazlığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah dilediğini dosdoğru bir yola iletir.
kane en-nasu ummeten vahideten febease allahu en-nebiyyin mübeşşirine vemünzirine veenzele meahum el-kitabe bil-hakki liyahkume beyne en-nasi fima ihtelefu fihi vema ihtelefe fihi illa ellezine utuhu min ba'di ma caethum el-beyyinat bağyen beynehum feheda allahu ellezine amenu lima ihtelefu fihi mine el-hakki biiznihi vallah yehdi men yeşau ila siratin müstakim
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تَدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ وَلَمَّا يَأۡتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلِكُمۖ مَّسَّتۡهُمُ ٱلۡبَأۡسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلۡزِلُواْ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصۡرُ ٱللَّهِۗ أَلَآ إِنَّ نَصۡرَ ٱللَّهِ قَرِيبٞ
Yoksa sizden öncekilerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara yoksulluk ve darlık dokundu; elçi ve beraberindeki iman edenler 'Allah'ın yardımı ne zaman?' diyecek kadar sarsıldılar. Bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
am hasibtum en tedhulu elcennete ve lemma ye'tikum meselu ellezine halev min kablikum messethumu elbe'sau veddarrau ve zulzilu hatta yekule erresulu vellezine amenu meahu meta nasru Allahi ela inne nasra Allahi karibun
يَسۡـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَۖ قُلۡ مَآ أَنفَقۡتُم مِّنۡ خَيۡرٖ فَلِلۡوَٰلِدَيۡنِ وَٱلۡأَقۡرَبِينَ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِۗ وَمَا تَفۡعَلُواْ مِنۡ خَيۡرٖ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٞ
Sana ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilendir.
yes'eluneke maza yunfikun kul ma enfaktum min hayrin felilvalideyni vel'akrabine velyatama velmesakini vebni essebili vema tef'alu min hayrin feinne Allah bihi alimun
كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡقِتَالُ وَهُوَ كُرۡهٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تَكۡرَهُواْ شَيۡـٔٗا وَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّواْ شَيۡـٔٗا وَهُوَ شَرّٞ لَّكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ
Savaş size farz kılındı, oysa o hoşunuza gitmez. Olur ki bir şeyi sevmezsiniz ama o sizin için hayırlıdır; yine olur ki bir şeyi seversiniz ama o sizin için şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
kutiba aleykum el-kital ve huve kurhun lakum ve asa en tekrehu şey'en ve huve hayrun lakum ve asa en tuhibbu şey'en ve huve şerrun lakum vallahu ya'lemu ve entum la ta'lemun
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلشَّهۡرِ ٱلۡحَرَامِ قِتَالٖ فِيهِۖ قُلۡ قِتَالٞ فِيهِ كَبِيرٞۚ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَكُفۡرُۢ بِهِۦ وَٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَإِخۡرَاجُ أَهۡلِهِۦ مِنۡهُ أَكۡبَرُ عِندَ ٱللَّهِۚ وَٱلۡفِتۡنَةُ أَكۡبَرُ مِنَ ٱلۡقَتۡلِۗ وَلَا يَزَالُونَ يُقَٰتِلُونَكُمۡ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمۡ عَن دِينِكُمۡ إِنِ ٱسۡتَطَٰعُواْۚ وَمَن يَرۡتَدِدۡ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتۡ وَهُوَ كَافِرٞ فَأُوْلَـٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. De ki: Onda savaşmak büyüktür. Ancak Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyüktür. Fitne öldürmekten daha büyüktür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, işte onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.
yes'eluneke ani eş-şehri el-harami kitalin fihi kul kitalun fihi kebirun ve saddun an sebili Allah ve küfrun bihi vel-mescidi el-harami ve ihraacu ehlihi minhu ekberu inde Allah vel-fitnetu ekberu mine el-katli ve la yezalune yukatilunekum hatta yeruddukum an dinikum ini isteta'u ve men yertedid minkum an dinihi feyemut ve huve kafirun fe ulaike habitat a'maluhum fi ed-dünya vel-ahirati ve ulaike ashabu en-nari hum fiha halidun
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أُوْلَـٰٓئِكَ يَرۡجُونَ رَحۡمَتَ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, işte onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
inna ellezine amenu vellezine haceru ve cahadu fi sebili allah ulaike yercune rahmete allah vallahu gafurun rahimun
۞يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡخَمۡرِ وَٱلۡمَيۡسِرِۖ قُلۡ فِيهِمَآ إِثۡمٞ كَبِيرٞ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثۡمُهُمَآ أَكۡبَرُ مِن نَّفۡعِهِمَاۗ وَيَسۡـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَۖ قُلِ ٱلۡعَفۡوَۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّكُمۡ تَتَفَكَّرُونَ
Sana içki ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bazı yararlar vardır; ancak günahları yararlarından daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını. Allah, düşünesiniz diye ayetleri size böylece açıklıyor.
yes'eluneke ani el-hamri vel-meysiri kul fihima ismun kebirun ve menafiu lin-nasi ve ismuhuma ekberu min nef'ihima ve yes'eluneke maza yunfikune kuli el-afve kezalike yubeyyinu allah lekumu el-ayati leallekum tetefekkerune
فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۗ وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡيَتَٰمَىٰۖ قُلۡ إِصۡلَاحٞ لَّهُمۡ خَيۡرٞۖ وَإِن تُخَالِطُوهُمۡ فَإِخۡوَٰنُكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ ٱلۡمُفۡسِدَ مِنَ ٱلۡمُصۡلِحِۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعۡنَتَكُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ
Dünya ve ahiret hakkında. Sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onlar için iyileştirme yapmak hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu ıslah ediciden ayırmasını bilir. Eğer Allah dileseydi sizi zahmete sokardı. Şüphesiz Allah üstündür, bilgedir.
fi ed-dünya vel-ahire ve yes'eluneke ani el-yetama kul islahun lehum hayrun ve in tuhalituhum fe ihvanukum vallahü ya'lemu el-mufside mine el-muslihi ve lev şae Allahü le a'neteküm inne Allaha azizun hakimun