Kelime Analizi
(49)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | كَانَ kane | oldu Fiil bulunmak, gerçekleşmek | ك و ن |
2 | ٱلنَّاسُ el-nasu | insanlar İsim halk, topluluk | أ ن س |
3 | أُمَّةٗ ummeten | topluluk İsim Harf (Edât) nesil, önder | أ م م |
4 | وَٰحِدَةٗ vahideten | bir Sıfat Harf (Edât) tek, yalnız | و ح د |
5 | فَبَعَثَ fe-be'ase | böylece kaldırdı Fiil göndermek, diriltmek | ب ع ث |
6 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
7 | ٱلنَّبِيِّـۧنَ en-nebiyyine | haberciler İsim Harf (Edât) peygamber, nebi | ن ب أ |
8 | مُبَشِّرِينَ mubeşşirine | yüzünü güldürenler İsim İsm-i Fâil müjdeleyen, haber veren | ب ش ر |
9 | وَمُنذِرِينَ ve-munzirine | ve uyaranları İsim İsm-i Fâil uyaran, korkutan | ن ذ ر |
10 | وَأَنزَلَ ve-enzele | ve indirdi Fiil konaklatmak, vahyetmek | ن ز ل |
11 | مَعَهُمُ me'ahumu | onlarla beraber İsim Harf (Edât) beraber, birlikte | — |
12 | ٱلۡكِتَٰبَ el-kitabe | yazıyı İsim Harf (Edât) belge, kitap | ك ت ب |
13 | بِٱلۡحَقِّ bil-hakki | gerçek ile İsim gerçek, doğru | ح ق ق |
14 | لِيَحۡكُمَ li-yahkume | gem vursun diye Fiil hükmetmek, yargılamak | ح ك م |
15 | بَيۡنَ beyne | arasına İsim Harf (Edât) mesafe, ayrım | ب ي ن |
16 | ٱلنَّاسِ en-nasi | insanların İsim halk, topluluk | أ ن س |
17 | فِيمَا fima | içinde Zamir İsm-i Mevsûl hakkında, şeyde | — |
18 | ٱخۡتَلَفُواْ ihtelefu | arkada kaldılar Fiil yerine geçmek, ayrılığa düşmek | خ ل ف |
19 | فِيهِ fihi | içinde Zamir hakkında, zarfında | — |
20 | وَمَا ve-ma | ve şey İlgeç/Harf Harf (Edât) ve ne, ve değil | — |
21 | ٱخۡتَلَفَ ihtelefe | arkada kaldı Fiil yerini almak, ayrılığa düşmek | خ ل ف |
22 | فِيهِ fihi | içinde Zamir hakkında, zarfında | — |
23 | إِلَّا illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
24 | ٱلَّذِينَ el-lezine | o kimseler ki Zamir İsm-i Mevsûl onlar ki, olanlar | — |
25 | أُوتُوهُ utuhu | onlara verildi Fiil bahşetmek, getirmek | أ ت ي |
26 | مِنۢ min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
27 | بَعۡدِ ba'di | sonra İsim uzak, ardından | ب ع د |
28 | مَا ma | şey Zamir İsm-i Mevsûl ne, değil | — |
29 | جَآءَتۡهُمُ caethumu | onlara geldi Fiil varmak, ulaşmak | ج ي أ |
30 | ٱلۡبَيِّنَٰتُ el-beyyinatu | ayıranlar İsim açık delil, kanıt | ب ي ن |
31 | بَغۡيَۢا bağyen | aşırı gitmek İsim Harf (Edât) haksızlık yapmak, aramak | ب غ ي |
32 | بَيۡنَهُمۡ beynehum | aralarında İsim Harf (Edât) mesafe, ayrım | ب ي ن |
33 | فَهَدَى fe-heda | böylece yol gösterdi Fiil kılavuzluk etmek, iletmek | ه د ي |
34 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
35 | ٱلَّذِينَ el-lezine | o kimseler ki Zamir İsm-i Mevsûl onlar ki, olanlar | — |
36 | ءَامَنُواْ amenu | güvendiler Fiil inanmak, emniyette olmak | أ م ن |
37 | لِمَا li-ma | şey için Zamir İsm-i Mevsûl şey için, ne için | — |
38 | ٱخۡتَلَفُواْ ihtelefu | arkada kaldılar Fiil yerine geçmek, ayrılığa düşmek | خ ل ف |
39 | فِيهِ fihi | içinde Zamir hakkında, zarfında | — |
40 | مِنَ mine | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
41 | ٱلۡحَقِّ el-hakki | sabit olanın İsim gerçek, hak | ح ق ق |
42 | بِإِذۡنِهِۦ bi-iznihi | onun izniyle İsim izin vermek, bilgilendirmek | أ ذ ن |
43 | وَٱللَّهُ va-llahu | ve Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
44 | يَهۡدِي yehdi | yol gösterir Fiil yol göstermek, iletmek | ه د ي |
45 | مَن men | kim Zamir İsm-i Mevsûl o kişi ki, her kim | — |
46 | يَشَآءُ yaşau | diler Fiil istemek, arzu etmek | ش ي أ |
47 | إِلَىٰ ila | -e/-a doğru Edat kadar, yönelik | — |
48 | صِرَٰطٖ siratin | geniş yolun İsim cadde, yol | ص ر ط |
49 | مُّسۡتَقِيمٍ mustekimin | dik duranın Sıfat İsm-i Fâil doğrulan, dosdoğru | ق و م |
7
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
en-nebiyyine
8
مُبَشِّرِينَ
mubeşşirine
9
وَمُنذِرِينَ
ve-munzirine
11
مَعَهُمُ
me'ahumu
onlarla beraber
beraber, birlikte
12
ٱلۡكِتَٰبَ
el-kitabe
13
بِٱلۡحَقِّ
bil-hakki
14
لِيَحۡكُمَ
li-yahkume
17
فِيمَا
fima
içinde
hakkında, şeyde
18
ٱخۡتَلَفُواْ
ihtelefu
19
فِيهِ
fihi
içinde
hakkında, zarfında
20
وَمَا
ve-ma
ve şey
ve ne, ve değil
22
فِيهِ
fihi
içinde
hakkında, zarfında
23
إِلَّا
illa
hariç
ancak
24
ٱلَّذِينَ
el-lezine
o kimseler ki
onlar ki, olanlar
26
مِنۢ
min
-den/-dan
arasından, itibaren
28
مَا
ma
şey
ne, değil
29
جَآءَتۡهُمُ
caethumu
30
ٱلۡبَيِّنَٰتُ
el-beyyinatu
32
بَيۡنَهُمۡ
beynehum
35
ٱلَّذِينَ
el-lezine
o kimseler ki
onlar ki, olanlar
36
ءَامَنُواْ
amenu
37
لِمَا
li-ma
şey için
şey için, ne için
38
ٱخۡتَلَفُواْ
ihtelefu
39
فِيهِ
fihi
içinde
hakkında, zarfında
40
مِنَ
mine
-den/-dan
arasından, itibaren
42
بِإِذۡنِهِۦ
bi-iznihi
45
مَن
men
kim
o kişi ki, her kim
47
إِلَىٰ
ila
-e/-a doğru
kadar, yönelik
49
مُّسۡتَقِيمٍ
mustekimin