Kelime Analizi
(55)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | يَـٰٓأَيُّهَا ya-eyyuha | ey İsim Harf (Edât) hey | أ ي ي |
2 | ٱلَّذِينَ el-lezine | o kimseler ki Zamir İsm-i Mevsûl onlar ki, olanlar | — |
3 | ءَامَنُوٓاْ amenu | güvendiler Fiil inanmak, emniyette olmak | أ م ن |
4 | إِذَا iza | zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
5 | جَآءَكُمُ ca'ekumu | size geldi Fiil varmak, ulaşmak | ج ي أ |
6 | ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ el-mu'minatu | güvenenler İsim İsm-i Fâil inanan, emniyette olan | أ م ن |
7 | مُهَٰجِرَٰتٖ muhaciratin | terk edenler İsim Harf (Edât) göç eden, ayrılan | ه ج ر |
8 | فَٱمۡتَحِنُوهُنَّ fe-mtehinuhunne | o halde onları sınayın Fiil sınamak, imtihan etmek | م ح ن |
9 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
10 | أَعۡلَمُ a'lemu | bilirim Fiil daha iyi bilen | ع ل م |
11 | بِإِيمَٰنِهِنَّ bi-imânihinne | onların güvenmesiyle İsim Masdar (Fiil İsmi) inanma, emniyet | أ م ن |
12 | فَإِنۡ fe-in | öyleyse eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, koşuluyla | — |
13 | عَلِمۡتُمُوهُنَّ alimtumuhunne | onları işaretlediniz Fiil bilmek, tanımak | ع ل م |
14 | مُؤۡمِنَٰتٖ mu'minatin | güvenen İsim İsm-i Fâil inanan, emniyet veren | أ م ن |
15 | فَلَا fe-la | o halde değil İlgeç/Harf Harf (Edât) hayır, yok | — |
16 | تَرۡجِعُوهُنَّ terci'uhunne | geri döndürürsünüz Fiil geri dönmek, iade etmek | ر ج ع |
17 | إِلَى ila | -e doğru Edat kadar, yönelik | — |
18 | ٱلۡكُفَّارِ el-kuffari | örtenlerin İsim gizleyen, inkar eden, nankör | ك ف ر |
19 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
20 | هُنَّ hunne | onlar Zamir | — |
21 | حِلّٞ hillun | çözülmüş İsim serbest, helal | ح ل ل |
22 | لَّهُمۡ lehum | onlar için Zamir ait, sahip | — |
23 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
24 | هُمۡ hum | onlar Zamir kendileri | — |
25 | يَحِلُّونَ yehıllune | çözerler Fiil düğüm açmak, helal kılmak, konaklamak | ح ل ل |
26 | لَهُنَّ lehunne | için Zamir ait, dair | — |
27 | وَءَاتُوهُم ve-atuhum | ve onlara verdiler Fiil getirmek, vermek | أ ت ي |
28 | مَّآ ma | şey Zamir İsm-i Mevsûl ne, değil | — |
29 | أَنفَقُواْ enfeku | tükettiler Fiil harcamak, dağıtmak | ن ف ق |
30 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
31 | جُنَاحَ cunaha | günah İsim Harf (Edât) günah, vebal, sorumluluk | ج ن ح |
32 | عَلَيۡكُمۡ aleykum | üzerinize Zamir karşı, hakkında | — |
33 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
34 | تَنكِحُوهُنَّ tenkihuhunne | evlenirsiniz Fiil evlenmek, cinsel ilişki kurmak, birleşmek | ن ك ح |
35 | إِذَآ iza | olduğu zaman Zarf Zaman Zarfı ansızın, vaktinde | — |
36 | ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ ateytumuhunne | verdiniz onlara Fiil sunmak | أ ت ي |
37 | أُجُورَهُنَّ ucurehunne | ücretlerini İsim Harf (Edât) karşılık, mükafat | أ ج ر |
38 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
39 | تُمۡسِكُواْ tumsiku | tutarsınız Fiil kavramak, alıkoymak | م س ك |
40 | بِعِصَمِ bi-isami | bağlarına İsim tutamak, koruma | ع ص م |
41 | ٱلۡكَوَافِرِ el-kevafiri | örtenlerin İsim inkar eden, nankör | ك ف ر |
42 | وَسۡـَٔلُواْ ve-s'elu | ve sorun Fiil istemek, dilenmek | س أ ل |
43 | مَآ ma | ne Zamir İsm-i Mevsûl şey, değil | — |
44 | أَنفَقۡتُمۡ enfaktum | tükettiniz Fiil harcamak, dağıtmak | ن ف ق |
45 | وَلۡيَسۡـَٔلُواْ ve-l-yes'elu | ve sorsunlar Fiil istemek, talep etmek | س أ ل |
46 | مَآ ma | ne Zamir İsm-i Mevsûl şey, değil | — |
47 | أَنفَقُواْ enfeku | tükettiler Fiil harcamak, dağıtmak | ن ف ق |
48 | ذَٰلِكُمۡ zalikum | işte bu Zamir İşaret Zamiri işte bu, o | — |
49 | حُكۡمُ hukmu | yargı İsim hüküm, bilgelik | ح ك م |
50 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
51 | يَحۡكُمُ yahkumu | gem vurur Fiil hükmetmek, yargılamak | ح ك م |
52 | بَيۡنَكُمۡ beynekum | aranızda İsim Harf (Edât) mesafe, ayrım | ب ي ن |
53 | وَٱللَّهُ va-llahu | ve Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
54 | عَلِيمٌ alimun | bilen Sıfat bilgili, haberdar | ع ل م |
55 | حَكِيمٞ hakimun | hükmeden Sıfat yargılayan, bilge | ح ك م |
1
يَـٰٓأَيُّهَا
ya-eyyuha
2
ٱلَّذِينَ
el-lezine
o kimseler ki
onlar ki, olanlar
3
ءَامَنُوٓاْ
amenu
4
إِذَا
iza
zaman
olduğunda, ansızın
5
جَآءَكُمُ
ca'ekumu
6
ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ
el-mu'minatu
7
مُهَٰجِرَٰتٖ
muhaciratin
8
فَٱمۡتَحِنُوهُنَّ
fe-mtehinuhunne
11
بِإِيمَٰنِهِنَّ
bi-imânihinne
12
فَإِنۡ
fe-in
öyleyse eğer
şayet, koşuluyla
13
عَلِمۡتُمُوهُنَّ
alimtumuhunne
14
مُؤۡمِنَٰتٖ
mu'minatin
15
فَلَا
fe-la
o halde değil
hayır, yok
16
تَرۡجِعُوهُنَّ
terci'uhunne
17
إِلَى
ila
-e doğru
kadar, yönelik
18
ٱلۡكُفَّارِ
el-kuffari
19
لَا
la
hayır
değil, yok
20
هُنَّ
hunne
onlar
22
لَّهُمۡ
lehum
onlar için
ait, sahip
23
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
24
هُمۡ
hum
onlar
kendileri
25
يَحِلُّونَ
yehıllune
26
لَهُنَّ
lehunne
için
ait, dair
27
وَءَاتُوهُم
ve-atuhum
28
مَّآ
ma
şey
ne, değil
29
أَنفَقُواْ
enfeku
30
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
32
عَلَيۡكُمۡ
aleykum
üzerinize
karşı, hakkında
33
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
34
تَنكِحُوهُنَّ
tenkihuhunne
35
إِذَآ
iza
olduğu zaman
ansızın, vaktinde
36
ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ
ateytumuhunne
37
أُجُورَهُنَّ
ucurehunne
38
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
39
تُمۡسِكُواْ
tumsiku
41
ٱلۡكَوَافِرِ
el-kevafiri
42
وَسۡـَٔلُواْ
ve-s'elu
43
مَآ
ma
ne
şey, değil
44
أَنفَقۡتُمۡ
enfaktum
45
وَلۡيَسۡـَٔلُواْ
ve-l-yes'elu
46
مَآ
ma
ne
şey, değil
47
أَنفَقُواْ
enfeku
48
ذَٰلِكُمۡ
zalikum
işte bu
işte bu, o
52
بَيۡنَكُمۡ
beynekum