Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

أ م ن

'-m-n — Kök Analizi

أ م ن

879

Kullanım

15

Lemma

140

Türev

132

Anlam

15 lemma, 140 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

ءَامَنُواْ

Lemma

amenu

güvendiler, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
212

يُؤۡمِنُونَ

yu'minune

güvenirler, güvenmek, inanmak, tasdik etmek

Fiil
86

ءَامَنُوٓاْ

amenu

güvendiler, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
41

Örnek Ayetler (5 / 41)

Bakara 2:165

·

Kuran-ı Kerim

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادٗا يُحِبُّونَهُمۡ كَحُبِّ ٱللَّهِۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَشَدُّ حُبّٗا لِّلَّهِۗ وَلَوۡ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِذۡ يَرَوۡنَ ٱلۡعَذَابَ أَنَّ ٱلۡقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعٗا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعَذَابِ

Ve insanlardan kimisi vardır ki Allah'ın astından denkler edinir, onları Allah'ın sevgisi gibi severler. İnananlar ise Allah'a sevgice daha şiddetlidir. Ve zalimler azabı gördüklerinde, şüphesiz bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve şüphesiz Allah'ın azabının şiddetli olduğunu görseydi!

Bakara 2:254

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خُلَّةٞ وَلَا شَفَٰعَةٞۗ وَٱلۡكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

Ey inanan kimseler, içinde alışveriş, dostluk ve aracılık olmayan bir gün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımız şeyden infak edin. Ve örtenler, zalimler onlardır.

Bakara 2:267

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبۡتُمۡ وَمِمَّآ أَخۡرَجۡنَا لَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِۖ وَلَا تَيَمَّمُواْ ٱلۡخَبِيثَ مِنۡهُ تُنفِقُونَ وَلَسۡتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغۡمِضُواْ فِيهِۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ

Ey inanan kimseler, kazandığınız şeyin temizlerinden ve yerin içinden sizin için çıkardığımız şeyden infak edin. Ve ondan infak edeceğiniz kötüye yönelmeyin; onda göz yumanlar olmanız hariç onu alıcılar değilsiniz. Ve bilin ki Allah Zengin'dir, Övülen'dir.

Bakara 2:282

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيۡنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى فَٱكۡتُبُوهُۚ وَلۡيَكۡتُب بَّيۡنَكُمۡ كَاتِبُۢ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَلَا يَأۡبَ كَاتِبٌ أَن يَكۡتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُۚ فَلۡيَكۡتُبۡ وَلۡيُمۡلِلِ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ وَلۡيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبۡخَسۡ مِنۡهُ شَيۡـٔٗاۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ سَفِيهًا أَوۡ ضَعِيفًا أَوۡ لَا يَسۡتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلۡيُمۡلِلۡ وَلِيُّهُۥ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَٱسۡتَشۡهِدُواْ شَهِيدَيۡنِ مِن رِّجَالِكُمۡۖ فَإِن لَّمۡ يَكُونَا رَجُلَيۡنِ فَرَجُلٞ وَٱمۡرَأَتَانِ مِمَّن تَرۡضَوۡنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحۡدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحۡدَىٰهُمَا ٱلۡأُخۡرَىٰۚ وَلَا يَأۡبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُواْۚ وَلَا تَسۡـَٔمُوٓاْ أَن تَكۡتُبُوهُ صَغِيرًا أَوۡ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ أَقۡسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقۡوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدۡنَىٰٓ أَلَّا تَرۡتَابُوٓاْ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةٗ تُدِيرُونَهَا بَيۡنَكُمۡ فَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحٌ أَلَّا تَكۡتُبُوهَاۗ وَأَشۡهِدُوٓاْ إِذَا تَبَايَعۡتُمۡۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٞ وَلَا شَهِيدٞۚ وَإِن تَفۡعَلُواْ فَإِنَّهُۥ فُسُوقُۢ بِكُمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ

Ey inananlar, belirlenmiş bir süreye kadar bir borçla borçlandığınızda onu yazın. Ve aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Ve bir yazıcı, Allah'ın ona öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın. Böylece yazsın ve üzerinde hak olan yazdırsın ve Rabbi Allah'tan sakınsın ve ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan akılsız veya zayıf olursa veya kendisi yazdırmaya güç yetiremezse, onun koruyucusu adaletle yazdırsın. Ve adamlarınızdan iki tanığı tanık tutun. Eğer iki adam olmazsa, tanıklardan razı olduğunuz bir adam ve iki kadın; onlardan biri saparsa onlardan diğeri diğerine hatırlatsın diye. Ve tanıklar çağrıldıklarında kaçınmasınlar. Ve onu, küçük veya büyük, süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında daha adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemenize daha yakındır; ancak aranızda çevirdiğiniz hazır bir ticaret olması hariç, onu yazmamanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve alışveriş yaptığınızda tanık tutun. Ve bir yazıcıya ve bir tanığa zarar verilmesin. Ve eğer yaparsanız, şüphesiz o sizin için bir yoldan çıkmadır. Ve Allah'tan sakının. Ve Allah size öğretiyor. Ve Allah her şeyi Bilendir.

Ali İmran 3:100

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تُطِيعُواْ فَرِيقٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعۡدَ إِيمَٰنِكُمۡ كَٰفِرِينَ

Ey inanan kimseler! Eğer kitap verilen kimselerden bir gruba itaat ederseniz; inancınızdan sonra sizi örtenler olarak döndürürler.

Tüm 41 kullanımı gör

ءَامَنَّا

amenna

güvendik, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
31

ءَامَنَ

amene

güvendi, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
26

يُؤۡمِنُ

yu'minu

güvenir, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
18

ءَامِنُواْ

aminu

güvenin, güvenmek, emniyette olmak, iman etmek

Fiil
10

يُؤۡمِنُواْ

yu'minu

güvenirler, emniyette olmak, güvenmek, inanmak

Fiil
10

تُؤۡمِنُواْ

tu'minu

güvenirsiniz, güvenmek, inanmak, emniyete almak

Fiil
7

يُؤۡمِنۢ

yu'min

güvenir, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
6

ءَامَنتُم

amentum

güvendiniz, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
6

نُّؤۡمِنَ

nu'mine

güveniriz, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
6

فَـَٔامِنُواْ

fe-aminu

ve güvenin, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
5

تُؤۡمِنُونَ

tu'minune

güvenirsiniz, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
5

ءَامَنَتۡ

amenet

güvendi, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
4

وَءَامَنَ

ve-amene

ve güvendi, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
4

لِيُؤۡمِنُواْ

li-yu'minu

güvensinler diye, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
3

ءَامَنتُ

amentu

güvendim, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
3

نُؤۡمِنُ

nu'minu

güveniriz, güvenmek, inanmak, tasdik etmek

Fiil
3

وَءَامِنُواْ

ve-aminu

ve güvenin, güvenmek, emniyette olmak, tasdik etmek

Fiil
3

ءَامَنُواْ

Lemma

amenugüvendiler

212

يُؤۡمِنُونَ

yu'minunegüvenirler

86

ءَامَنُوٓاْ

amenugüvendiler

41

Örnek Ayetler (5 / 41)

Bakara 2:165

·

Kuran-ı Kerim

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادٗا يُحِبُّونَهُمۡ كَحُبِّ ٱللَّهِۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَشَدُّ حُبّٗا لِّلَّهِۗ وَلَوۡ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِذۡ يَرَوۡنَ ٱلۡعَذَابَ أَنَّ ٱلۡقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعٗا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعَذَابِ

Ve insanlardan kimisi vardır ki Allah'ın astından denkler edinir, onları Allah'ın sevgisi gibi severler. İnananlar ise Allah'a sevgice daha şiddetlidir. Ve zalimler azabı gördüklerinde, şüphesiz bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve şüphesiz Allah'ın azabının şiddetli olduğunu görseydi!

Bakara 2:254

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خُلَّةٞ وَلَا شَفَٰعَةٞۗ وَٱلۡكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

Ey inanan kimseler, içinde alışveriş, dostluk ve aracılık olmayan bir gün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımız şeyden infak edin. Ve örtenler, zalimler onlardır.

Bakara 2:267

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبۡتُمۡ وَمِمَّآ أَخۡرَجۡنَا لَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِۖ وَلَا تَيَمَّمُواْ ٱلۡخَبِيثَ مِنۡهُ تُنفِقُونَ وَلَسۡتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغۡمِضُواْ فِيهِۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ

Ey inanan kimseler, kazandığınız şeyin temizlerinden ve yerin içinden sizin için çıkardığımız şeyden infak edin. Ve ondan infak edeceğiniz kötüye yönelmeyin; onda göz yumanlar olmanız hariç onu alıcılar değilsiniz. Ve bilin ki Allah Zengin'dir, Övülen'dir.

Bakara 2:282

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيۡنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى فَٱكۡتُبُوهُۚ وَلۡيَكۡتُب بَّيۡنَكُمۡ كَاتِبُۢ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَلَا يَأۡبَ كَاتِبٌ أَن يَكۡتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُۚ فَلۡيَكۡتُبۡ وَلۡيُمۡلِلِ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ وَلۡيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبۡخَسۡ مِنۡهُ شَيۡـٔٗاۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ سَفِيهًا أَوۡ ضَعِيفًا أَوۡ لَا يَسۡتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلۡيُمۡلِلۡ وَلِيُّهُۥ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَٱسۡتَشۡهِدُواْ شَهِيدَيۡنِ مِن رِّجَالِكُمۡۖ فَإِن لَّمۡ يَكُونَا رَجُلَيۡنِ فَرَجُلٞ وَٱمۡرَأَتَانِ مِمَّن تَرۡضَوۡنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحۡدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحۡدَىٰهُمَا ٱلۡأُخۡرَىٰۚ وَلَا يَأۡبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُواْۚ وَلَا تَسۡـَٔمُوٓاْ أَن تَكۡتُبُوهُ صَغِيرًا أَوۡ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ أَقۡسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقۡوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدۡنَىٰٓ أَلَّا تَرۡتَابُوٓاْ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةٗ تُدِيرُونَهَا بَيۡنَكُمۡ فَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحٌ أَلَّا تَكۡتُبُوهَاۗ وَأَشۡهِدُوٓاْ إِذَا تَبَايَعۡتُمۡۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٞ وَلَا شَهِيدٞۚ وَإِن تَفۡعَلُواْ فَإِنَّهُۥ فُسُوقُۢ بِكُمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ

Ey inananlar, belirlenmiş bir süreye kadar bir borçla borçlandığınızda onu yazın. Ve aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Ve bir yazıcı, Allah'ın ona öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın. Böylece yazsın ve üzerinde hak olan yazdırsın ve Rabbi Allah'tan sakınsın ve ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan akılsız veya zayıf olursa veya kendisi yazdırmaya güç yetiremezse, onun koruyucusu adaletle yazdırsın. Ve adamlarınızdan iki tanığı tanık tutun. Eğer iki adam olmazsa, tanıklardan razı olduğunuz bir adam ve iki kadın; onlardan biri saparsa onlardan diğeri diğerine hatırlatsın diye. Ve tanıklar çağrıldıklarında kaçınmasınlar. Ve onu, küçük veya büyük, süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında daha adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemenize daha yakındır; ancak aranızda çevirdiğiniz hazır bir ticaret olması hariç, onu yazmamanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve alışveriş yaptığınızda tanık tutun. Ve bir yazıcıya ve bir tanığa zarar verilmesin. Ve eğer yaparsanız, şüphesiz o sizin için bir yoldan çıkmadır. Ve Allah'tan sakının. Ve Allah size öğretiyor. Ve Allah her şeyi Bilendir.

Ali İmran 3:100

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تُطِيعُواْ فَرِيقٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعۡدَ إِيمَٰنِكُمۡ كَٰفِرِينَ

Ey inanan kimseler! Eğer kitap verilen kimselerden bir gruba itaat ederseniz; inancınızdan sonra sizi örtenler olarak döndürürler.

Tüm 41 kullanımı gör

ءَامَنَّا

amennagüvendik

31

ءَامَنَ

amenegüvendi

26

يُؤۡمِنُ

yu'minugüvenir

18

ءَامِنُواْ

aminugüvenin

10

يُؤۡمِنُواْ

yu'minugüvenirler

10

تُؤۡمِنُواْ

tu'minugüvenirsiniz

7

يُؤۡمِنۢ

yu'mingüvenir

6

ءَامَنتُم

amentumgüvendiniz

6

نُّؤۡمِنَ

nu'minegüveniriz

6

فَـَٔامِنُواْ

fe-aminuve güvenin

5

تُؤۡمِنُونَ

tu'minunegüvenirsiniz

5

ءَامَنَتۡ

amenetgüvendi

4

وَءَامَنَ

ve-ameneve güvendi

4

لِيُؤۡمِنُواْ

li-yu'minugüvensinler diye

3

ءَامَنتُ

amentugüvendim

3

نُؤۡمِنُ

nu'minugüveniriz

3

وَءَامِنُواْ

ve-aminuve güvenin

3