Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ع ل م

c-l-m — Kök Analizi

ع ل م

869

Kullanım

14

Lemma

155

Türev

171

Anlam

14 lemma, 155 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

يَعۡلَمُونَ

Lemma

ya'lemune

bilirler, bilmek, tanımak, farkında olmak

Fiil
81

يَعۡلَمُ

ya'lemu

bilir, bilmek, işaretlemek, tanımak

Fiil
62

أَعۡلَمُ

a'lemu

bilirim, bilmek, daha iyi bilen

Fiil
55

Örnek Ayetler (5 / 55)

Bakara 2:30

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Ve Rabbin meleklere 'Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife kılanım' demişti. 'Biz senin övgünle uzak tutarız ve seni kutsal sayarız iken, onun içinde bozgunculuk yapan ve kanları döken kimseyi mi onun içinde kılarsın?' dediler. 'Şüphesiz ben sizin bilmediğiniz şeyi bilirim' dedi.

Bakara 2:33

·

Kuran-ı Kerim

قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ

'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi.

Bakara 2:140

·

Kuran-ı Kerim

أَمۡ تَقُولُونَ إِنَّ إِبۡرَٰهِـۧمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطَ كَانُواْ هُودًا أَوۡ نَصَٰرَىٰۗ قُلۡ ءَأَنتُمۡ أَعۡلَمُ أَمِ ٱللَّهُۗ وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ

Yoksa: 'Şüphesiz İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlar Yahudiler veya Nasraniler idiler' mi diyorsunuz? De ki: 'Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı?' Ve kendi yanındaki Allah'tan olan bir tanıklığı gizleyen kimseden daha zalim kim vardır? Ve Allah yapıyor olduğunuz şeyden habersiz değildir.

Bakara 2:259

·

Kuran-ı Kerim

أَوۡ كَٱلَّذِي مَرَّ عَلَىٰ قَرۡيَةٖ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحۡيِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۖ فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِاْئَةَ عَامٖ ثُمَّ بَعَثَهُۥۖ قَالَ كَمۡ لَبِثۡتَۖ قَالَ لَبِثۡتُ يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۖ قَالَ بَل لَّبِثۡتَ مِاْئَةَ عَامٖ فَٱنظُرۡ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمۡ يَتَسَنَّهۡۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجۡعَلَكَ ءَايَةٗ لِّلنَّاسِۖ وَٱنظُرۡ إِلَى ٱلۡعِظَامِ كَيۡفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكۡسُوهَا لَحۡمٗاۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعۡلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ

Veya çatıları üzerine çökmüşken bir şehrin üzerine uğrayan kimse gibi. 'Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltir?' demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl öldürdü, sonra onu diriltti. 'Ne kadar kaldın?' dedi. 'Bir gün veya günün bir kısmı kaldım' dedi. 'Hayır, yüz yıl kaldın; böylece yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamış. Ve eşeğine bak; ve seni insanlara bir ayet kılmamız için. Ve kemiklere bak, onları nasıl kaldırıyoruz, sonra onlara et giydiriyoruz' dedi. Ona açıkça belli olduğunda 'Biliyorum ki Allah her şeyin üzerine Güç Yetiren'dir' dedi.

Ali İmran 3:36

·

Kuran-ı Kerim

فَلَمَّا وَضَعَتۡهَا قَالَتۡ رَبِّ إِنِّي وَضَعۡتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا وَضَعَتۡ وَلَيۡسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلۡأُنثَىٰۖ وَإِنِّي سَمَّيۡتُهَا مَرۡيَمَ وَإِنِّيٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

Onu doğurduğunda dedi: 'Rabbim, şüphesiz ben onu dişi doğurdum.' Ve Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilendir. 'Ve erkek dişi gibi değildir. Ve şüphesiz ben onu Meryem isimlendirdim. Ve şüphesiz ben onu ve soyunu taşlanmış şeytandan sana sığındırırım.'

Tüm 55 kullanımı gör

تَعۡلَمُونَ

ta'lemune

bilirsiniz, bilmek, anlamak, farkında olmak

Fiil
54

وَٱعۡلَمُوٓاْ

ve-a'lemu

ve bilin, işaretlemek, bilmek, farkında olmak

Fiil
18

وَيَعۡلَمُ

ve-ya'lemu

ve bilir, bilmek, anlamak, farkında olmak

Fiil
10

عَلِمَ

alime

bildi, işaretlemek, bilmek, tanımak, farkına varmak

Fiil
9

عَلِمۡنَا

alimna

bildik, işaretlemek, bilmek, anlamak

Fiil
6

فَٱعۡلَمُوٓاْ

fa'lemu

ve bilin, bilmek, tanımak, farkında olmak

Fiil
6

وَلِيَعۡلَمَ

ve-li-ya'leme

ve bilsin, bilmek, tanımak, farkında olmak

Fiil
6

نَعۡلَمُ

na'lemu

biliriz, işaretlemek, bilmek, tanımak

Fiil
5

تَعۡلَمُ

ta'lemu

işaretlersin, işaretlemek, bilmek, tanımak

Fiil
5

يَعۡلَمُوٓاْ

ya'lemu

bilirler, bilmek, tanımak, farkında olmak

Fiil
4

تَعۡلَمۡ

ta'lem

bilirsin, bilmek, tanımak, farkında olmak

Fiil
4

وَأَعۡلَمُ

ve-a'lemu

ve bilirim, bilmek, işaretlemek, tanımak

Fiil
3

يَعۡلَمِ

ya'lemi

bilir, bilmek, işaretlemek, tanımak

Fiil
3

فَٱعۡلَمۡ

fe-'lem

öyleyse işaretle, işaretlemek, bilmek, tanımak

Fiil
3

عَلِمۡتَ

alimte

işaretledin, işaretlemek, bilmek, tanımak

Fiil
3

يَعۡلَمَ

ya'leme

bilsin, bilmek, tanımak, farkında olmak

Fiil
3

وَلَيَعۡلَمَنَّ

ve-le-ya'lemenne

ve kesinlikle bilecek, bilmek, işaretlemek, tanımak

Fiil
3

يَعۡلَمُونَ

Lemma

ya'lemunebilirler

81

يَعۡلَمُ

ya'lemubilir

62

أَعۡلَمُ

a'lemubilirim

55

Örnek Ayetler (5 / 55)

Bakara 2:30

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Ve Rabbin meleklere 'Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife kılanım' demişti. 'Biz senin övgünle uzak tutarız ve seni kutsal sayarız iken, onun içinde bozgunculuk yapan ve kanları döken kimseyi mi onun içinde kılarsın?' dediler. 'Şüphesiz ben sizin bilmediğiniz şeyi bilirim' dedi.

Bakara 2:33

·

Kuran-ı Kerim

قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ

'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi.

Bakara 2:140

·

Kuran-ı Kerim

أَمۡ تَقُولُونَ إِنَّ إِبۡرَٰهِـۧمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطَ كَانُواْ هُودًا أَوۡ نَصَٰرَىٰۗ قُلۡ ءَأَنتُمۡ أَعۡلَمُ أَمِ ٱللَّهُۗ وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ

Yoksa: 'Şüphesiz İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlar Yahudiler veya Nasraniler idiler' mi diyorsunuz? De ki: 'Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı?' Ve kendi yanındaki Allah'tan olan bir tanıklığı gizleyen kimseden daha zalim kim vardır? Ve Allah yapıyor olduğunuz şeyden habersiz değildir.

Bakara 2:259

·

Kuran-ı Kerim

أَوۡ كَٱلَّذِي مَرَّ عَلَىٰ قَرۡيَةٖ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحۡيِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۖ فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِاْئَةَ عَامٖ ثُمَّ بَعَثَهُۥۖ قَالَ كَمۡ لَبِثۡتَۖ قَالَ لَبِثۡتُ يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۖ قَالَ بَل لَّبِثۡتَ مِاْئَةَ عَامٖ فَٱنظُرۡ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمۡ يَتَسَنَّهۡۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجۡعَلَكَ ءَايَةٗ لِّلنَّاسِۖ وَٱنظُرۡ إِلَى ٱلۡعِظَامِ كَيۡفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكۡسُوهَا لَحۡمٗاۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعۡلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ

Veya çatıları üzerine çökmüşken bir şehrin üzerine uğrayan kimse gibi. 'Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltir?' demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl öldürdü, sonra onu diriltti. 'Ne kadar kaldın?' dedi. 'Bir gün veya günün bir kısmı kaldım' dedi. 'Hayır, yüz yıl kaldın; böylece yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamış. Ve eşeğine bak; ve seni insanlara bir ayet kılmamız için. Ve kemiklere bak, onları nasıl kaldırıyoruz, sonra onlara et giydiriyoruz' dedi. Ona açıkça belli olduğunda 'Biliyorum ki Allah her şeyin üzerine Güç Yetiren'dir' dedi.

Ali İmran 3:36

·

Kuran-ı Kerim

فَلَمَّا وَضَعَتۡهَا قَالَتۡ رَبِّ إِنِّي وَضَعۡتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا وَضَعَتۡ وَلَيۡسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلۡأُنثَىٰۖ وَإِنِّي سَمَّيۡتُهَا مَرۡيَمَ وَإِنِّيٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

Onu doğurduğunda dedi: 'Rabbim, şüphesiz ben onu dişi doğurdum.' Ve Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilendir. 'Ve erkek dişi gibi değildir. Ve şüphesiz ben onu Meryem isimlendirdim. Ve şüphesiz ben onu ve soyunu taşlanmış şeytandan sana sığındırırım.'

Tüm 55 kullanımı gör

تَعۡلَمُونَ

ta'lemunebilirsiniz

54

وَٱعۡلَمُوٓاْ

ve-a'lemuve bilin

18

وَيَعۡلَمُ

ve-ya'lemuve bilir

10

عَلِمَ

alimebildi

9

عَلِمۡنَا

alimnabildik

6

فَٱعۡلَمُوٓاْ

fa'lemuve bilin

6

وَلِيَعۡلَمَ

ve-li-ya'lemeve bilsin

6

نَعۡلَمُ

na'lemubiliriz

5

تَعۡلَمُ

ta'lemuişaretlersin

5

يَعۡلَمُوٓاْ

ya'lemubilirler

4

تَعۡلَمۡ

ta'lembilirsin

4

وَأَعۡلَمُ

ve-a'lemuve bilirim

3

يَعۡلَمِ

ya'lemibilir

3

فَٱعۡلَمۡ

fe-'lemöyleyse işaretle

3

عَلِمۡتَ

alimteişaretledin

3

يَعۡلَمَ

ya'lemebilsin

3

وَلَيَعۡلَمَنَّ

ve-le-ya'lemenneve kesinlikle bilecek

3