Kelime Analizi
(24)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | فَٱنطَلَقَا fe-ntaleka | böylece serbest kaldılar Fiil yola çıkmak, gitmek | ط ل ق |
2 | حَتَّىٰٓ hatta | -e kadar İlgeç/Harf Harf (Edât) ta ki, böylece | — |
3 | إِذَآ iza | olduğu zaman Zarf Zaman Zarfı ansızın, vaktinde | — |
4 | أَتَيَآ eteya | ikisi geldi Fiil varmak, ulaşmak | أ ت ي |
5 | أَهۡلَ ehle | çadır halkını İsim Harf (Edât) aile, ehil | أ ه ل |
6 | قَرۡيَةٍ karyetin | toplanma yerinin İsim kasaba, şehir | ق ر ي |
7 | ٱسۡتَطۡعَمَآ istat'ama | yiyecek istediler Fiil tatmak, beslenmek | ط ع م |
8 | أَهۡلَهَا ehleha | onun çadır halkını İsim Harf (Edât) aile, ehil | أ ه ل |
9 | فَأَبَوۡاْ fe-ebev | ve istemediler Fiil reddetmek, kaçınmak | أ ب ي |
10 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
11 | يُضَيِّفُوهُمَا yudayyifuhuma | misafir ederler Fiil ağırlamak, konuk etmek | ض ي ف |
12 | فَوَجَدَا fe-veceda | böylece buldular Fiil rastlamak, fark etmek | و ج د |
13 | فِيهَا fiha | içinde Zamir hakkında, zarfında | — |
14 | جِدَارٗا cidaran | bir duvar İsim Harf (Edât) engel | ج د ر |
15 | يُرِيدُ yuridu | ister Fiil dilemek, istemek | ر و د |
16 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
17 | يَنقَضَّ yankadda | yıkılmak Fiil çökmek, parçalanmak | ق ض ض |
18 | فَأَقَامَهُۥ fe-ekamehu | ve kaldırdı Fiil dik durmak, ayağa kaldırmak, ikame etmek | ق و م |
19 | قَالَ kale | söyledi Fiil demek, konuşmak | ق و ل |
20 | لَوۡ lev | eğer Bağlaç Şart Bağlacı şayet, keşke | — |
21 | شِئۡتَ şi'te | yöneldin Fiil dilemek, istemek | ش ي أ |
22 | لَتَّخَذۡتَ le-ttehazte | elbette alırdın Fiil tutmak, edinmek | أ خ ذ |
23 | عَلَيۡهِ aleyhi | onun üzerine Zamir karşı, hakkında | — |
24 | أَجۡرٗا ecran | ücret İsim Harf (Edât) karşılık, mükafat | أ ج ر |
1
فَٱنطَلَقَا
fe-ntaleka
2
حَتَّىٰٓ
hatta
-e kadar
ta ki, böylece
3
إِذَآ
iza
olduğu zaman
ansızın, vaktinde
7
ٱسۡتَطۡعَمَآ
istat'ama
9
فَأَبَوۡاْ
fe-ebev
10
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
11
يُضَيِّفُوهُمَا
yudayyifuhuma
13
فِيهَا
fiha
içinde
hakkında, zarfında
16
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
18
فَأَقَامَهُۥ
fe-ekamehu
20
لَوۡ
lev
eğer
şayet, keşke
22
لَتَّخَذۡتَ
le-ttehazte
23
عَلَيۡهِ
aleyhi
onun üzerine
karşı, hakkında