Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ط ل ق

t-l-q — Kök Analizi

ط ل ق

23

Kullanım

4

Lemma

11

Türev

31

Anlam

4 lemma, 11 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

طَلَّقۡتُمُ

Lemma

tallaktumu

serbest bıraktınız, serbest bırakmak, salıvermek, boşamak

Fiil
4

طَلَّقۡتُمُوهُنَّ

tallaktumuhunne

onları serbest bıraktınız, serbest bırakmak, boşamak

Fiil
2

طَلَّقَهَا

tallekaha

serbest bıraktı onu, serbest bırakmak, salıvermek, boşamak

Fiil
2

طَلَّقَكُنَّ

tallakakunne

sizi serbest bıraktı, serbest bırakmak, bağını çözmek, boşamak

Fiil
1

فَطَلِّقُوهُنَّ

fe-tallikuhunne

ve serbest bırakın, serbest bırakmak, salıvermek, boşamak

Fiil
1

فَٱنطَلَقَا

Lemma

fe-ntaleka

böylece serbest kaldılar, serbest kalmak, yola çıkmak, gitmek

Fiil
3

Örnek Ayetler (3)

Kehf 18:71

·

Kuran-ı Kerim

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِي ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَاۖ قَالَ أَخَرَقۡتَهَا لِتُغۡرِقَ أَهۡلَهَا لَقَدۡ جِئۡتَ شَيۡـًٔا إِمۡرٗا

Bunun üzerine yola çıktılar; gemiye bindiklerinde onu deldi. Dedi: 'Halkını batırmak için mi onu deldin? Kesinlikle sen büyük bir şey getirdin.'

Kehf 18:74

·

Kuran-ı Kerim

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمٗا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلۡتَ نَفۡسٗا زَكِيَّةَۢ بِغَيۡرِ نَفۡسٖ لَّقَدۡ جِئۡتَ شَيۡـٔٗا نُّكۡرٗا

Bunun üzerine yola çıktılar; bir oğlanla karşılaştıklarında onu katletti. Dedi: 'Bir nefs karşılığı olmaksızın temiz bir nefsi mi katlettin? Kesinlikle sen çirkin bir şey getirdin.'

Kehf 18:77

·

Kuran-ı Kerim

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهۡلَ قَرۡيَةٍ ٱسۡتَطۡعَمَآ أَهۡلَهَا فَأَبَوۡاْ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارٗا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥۖ قَالَ لَوۡ شِئۡتَ لَتَّخَذۡتَ عَلَيۡهِ أَجۡرٗا

Bunun üzerine yola çıktılar; bir şehrin halkına geldiklerinde onun halkından yiyecek istediler, fakat onları misafir etmekten kaçındılar. Orada yıkılmak isteyen bir duvar buldular, onu doğrulttu. Dedi: 'Eğer dileseydin, onun üzerine bir ücret alırdın.'

ٱنطَلِقُوٓاْ

intaliku

serbest kalın, serbest kalmak, gitmek

Fiil
2

ٱنطَلَقۡتُمۡ

intalaktum

serbest kaldınız, serbest kalmak, yola çıkmak, ayrılmak

Fiil
1

يَنطَلِقُ

yentaliku

serbest kalır, serbest kalmak, bağdan kurtulmak, harekete geçmek

Fiil
1

وَٱنطَلَقَ

ve-ntaleka

ve serbest kaldı, serbest kalmak, yola koyulmak, gitmek

Fiil
1

فَٱنطَلَقُواْ

fe-ntaleku

ve serbest kaldılar, serbest kalmak, yola çıkmak, gitmek

Fiil
1

ٱلطَّلَٰقَ

Lemma

et-talaka

serbest bırakma, serbest bırakma, boşama, bağını çözme

İsim
1

ٱلطَّلَٰقُ

et-talaku

serbest bırakma, serbest bırakma, bağını çözme, boşanma

İsim
1

وَٱلۡمُطَلَّقَٰتُ

Lemma

ve-el-mutallekatu

ve serbest bırakılmış kadınlar, serbest bırakılmış, boşanmış

İsim
1

وَلِلۡمُطَلَّقَٰتِ

ve-li'l-mutallekati

ve serbest bırakılmışlar için, serbest bırakılmış, boşanmış kadın

İsim
1

طَلَّقۡتُمُ

Lemma

tallaktumuserbest bıraktınız

4

طَلَّقۡتُمُوهُنَّ

tallaktumuhunneonları serbest bıraktınız

2

طَلَّقَهَا

tallekahaserbest bıraktı onu

2

طَلَّقَكُنَّ

tallakakunnesizi serbest bıraktı

1

فَطَلِّقُوهُنَّ

fe-tallikuhunneve serbest bırakın

1

فَٱنطَلَقَا

Lemma

fe-ntalekaböylece serbest kaldılar

3

Örnek Ayetler (3)

Kehf 18:71

·

Kuran-ı Kerim

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِي ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَاۖ قَالَ أَخَرَقۡتَهَا لِتُغۡرِقَ أَهۡلَهَا لَقَدۡ جِئۡتَ شَيۡـًٔا إِمۡرٗا

Bunun üzerine yola çıktılar; gemiye bindiklerinde onu deldi. Dedi: 'Halkını batırmak için mi onu deldin? Kesinlikle sen büyük bir şey getirdin.'

Kehf 18:74

·

Kuran-ı Kerim

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمٗا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلۡتَ نَفۡسٗا زَكِيَّةَۢ بِغَيۡرِ نَفۡسٖ لَّقَدۡ جِئۡتَ شَيۡـٔٗا نُّكۡرٗا

Bunun üzerine yola çıktılar; bir oğlanla karşılaştıklarında onu katletti. Dedi: 'Bir nefs karşılığı olmaksızın temiz bir nefsi mi katlettin? Kesinlikle sen çirkin bir şey getirdin.'

Kehf 18:77

·

Kuran-ı Kerim

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهۡلَ قَرۡيَةٍ ٱسۡتَطۡعَمَآ أَهۡلَهَا فَأَبَوۡاْ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارٗا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥۖ قَالَ لَوۡ شِئۡتَ لَتَّخَذۡتَ عَلَيۡهِ أَجۡرٗا

Bunun üzerine yola çıktılar; bir şehrin halkına geldiklerinde onun halkından yiyecek istediler, fakat onları misafir etmekten kaçındılar. Orada yıkılmak isteyen bir duvar buldular, onu doğrulttu. Dedi: 'Eğer dileseydin, onun üzerine bir ücret alırdın.'

ٱنطَلِقُوٓاْ

intalikuserbest kalın

2

ٱنطَلَقۡتُمۡ

intalaktumserbest kaldınız

1

يَنطَلِقُ

yentalikuserbest kalır

1

وَٱنطَلَقَ

ve-ntalekave serbest kaldı

1

فَٱنطَلَقُواْ

fe-ntalekuve serbest kaldılar

1

ٱلطَّلَٰقَ

Lemma

et-talakaserbest bırakma

1

ٱلطَّلَٰقُ

et-talakuserbest bırakma

1

وَٱلۡمُطَلَّقَٰتُ

Lemma

ve-el-mutallekatuve serbest bırakılmış kadınlar

1

وَلِلۡمُطَلَّقَٰتِ

ve-li'l-mutallekative serbest bırakılmışlar için

1