Kelime Analizi
(30)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | وَإِذَا ve-iza | ve zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
2 | قِيلَ kile | söylendi Fiil denilmek | ق و ل |
3 | لَهُمۡ lehum | onlar için Zamir ait, sahip | — |
4 | ءَامِنُواْ aminu | güvenin Fiil emniyette olmak, iman etmek | أ م ن |
5 | بِمَآ bi-ma | şey ile Zamir İsm-i Mevsûl ne, olduğu | — |
6 | أَنزَلَ enzele | indirdi Fiil konaklatmak, vahyetmek | ن ز ل |
7 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
8 | قَالُواْ kalu | söylediler Fiil demek, konuşmak | ق و ل |
9 | نُؤۡمِنُ nu'minu | güveniriz Fiil inanmak, tasdik etmek | أ م ن |
10 | بِمَآ bi-ma | şey ile Zamir İsm-i Mevsûl ne, olduğu | — |
11 | أُنزِلَ unzile | indirildi Fiil konaklamak, düşmek | ن ز ل |
12 | عَلَيۡنَا aley-na | üzerimize Zamir bize, bizim aleyhimize | — |
13 | وَيَكۡفُرُونَ ve-yekfurune | ve örterler Fiil gizlemek, inkar etmek | ك ف ر |
14 | بِمَا bi-ma | şey ile Zamir İsm-i Mevsûl şey ile | — |
15 | وَرَآءَهُۥ ve-raehu | ve onun arkası İsim Harf (Edât) öte, gizli | و ر ي |
16 | وَهُوَ ve-huve | ve o Zamir oysa o, halihazırda o | — |
17 | ٱلۡحَقُّ el-hakku | sabit olan İsim gerçek, doğru | ح ق ق |
18 | مُصَدِّقٗا musaddikan | doğrulayan İsim İsm-i Fâil tasdik eden, sadık olan | ص د ق |
19 | لِّمَا li-ma | şey için Zamir İsm-i Mevsûl ne, hangi | — |
20 | مَعَهُمۡ me'ahum | onlarla beraber İsim Harf (Edât) beraber, birlikte | م ع ع |
21 | قُلۡ kul | söyle Fiil demek, konuşmak | ق و ل |
22 | فَلِمَ fe-lime | o halde neye Zamir Soru Edatı neden, niçin | — |
23 | تَقۡتُلُونَ taktulune | öldürüyorsunuz Fiil canını almak | ق ت ل |
24 | أَنۢبِيَآءَ enbiya'e | haberciler İsim Harf (Edât) peygamber, elçi | ن ب أ |
25 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
26 | مِن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
27 | قَبۡلُ kablu | önce İsim karşı, huzur | ق ب ل |
28 | إِن in | eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, değil | — |
29 | كُنتُم kuntum | oldunuz Fiil bulunmak, gerçekleşmek | ك و ن |
30 | مُّؤۡمِنِينَ mu'minine | güvenenleri İsim İsm-i Fâil inanan, emniyette olan | أ م ن |
1
وَإِذَا
ve-iza
ve zaman
olduğunda, ansızın
3
لَهُمۡ
lehum
onlar için
ait, sahip
4
ءَامِنُواْ
aminu
5
بِمَآ
bi-ma
şey ile
ne, olduğu
10
بِمَآ
bi-ma
şey ile
ne, olduğu
12
عَلَيۡنَا
aley-na
üzerimize
bize, bizim aleyhimize
13
وَيَكۡفُرُونَ
ve-yekfurune
14
بِمَا
bi-ma
şey ile
şey ile
15
وَرَآءَهُۥ
ve-raehu
16
وَهُوَ
ve-huve
ve o
oysa o, halihazırda o
18
مُصَدِّقٗا
musaddikan
19
لِّمَا
li-ma
şey için
ne, hangi
22
فَلِمَ
fe-lime
o halde neye
neden, niçin
23
تَقۡتُلُونَ
taktulune
24
أَنۢبِيَآءَ
enbiya'e
26
مِن
min
-den/-dan
arasından, itibaren
28
إِن
in
eğer
şayet, değil
30
مُّؤۡمِنِينَ
mu'minine