Kelime Analizi
(69)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | يَـٰٓأَيُّهَا ya-eyyuha | ey İsim Harf (Edât) hey | أ ي ي |
2 | ٱلَّذِينَ el-lezine | o kimseler ki Zamir İsm-i Mevsûl onlar ki, olanlar | — |
3 | ءَامَنُواْ amenu | güvendiler Fiil inanmak, emniyette olmak | أ م ن |
4 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
5 | تَدۡخُلُواْ tedhulu | girersiniz Fiil içeri geçmek, dahil olmak | د خ ل |
6 | بُيُوتَ buyute | evleri İsim Harf (Edât) geceleme yeri, çadır | ب ي ت |
7 | ٱلنَّبِيِّ en-nebiyyi | habercinin İsim peygamber | ن ب أ |
8 | إِلَّآ illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
9 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
10 | يُؤۡذَنَ yu'zene | kulak verilir Fiil izin verilmek, bildirilmek | أ ذ ن |
11 | لَكُمۡ lekum | sizin için Zamir sizin için | — |
12 | إِلَىٰ ila | -e/-a doğru Edat kadar, yönelik | — |
13 | طَعَامٍ ta'amin | yiyeceğin İsim tat, besin | ط ع م |
14 | غَيۡرَ ğayra | başka İsim Harf (Edât) başka, farklı, olmayan | غ ي ر |
15 | نَٰظِرِينَ nazirine | bakanlar İsim İsm-i Fâil gözleyen, bekleyen | ن ظ ر |
16 | إِنَىٰهُ inahu | vaktine İsim zaman, olgunlaşma | أ ن ي |
17 | وَلَٰكِنۡ ve-lakin | ve fakat İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak, lakin | — |
18 | إِذَا iza | zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
19 | دُعِيتُمۡ du'itum | çağrıldınız Fiil davet etmek, dua etmek | د ع و |
20 | فَٱدۡخُلُواْ fe'dhulu | böylece girin Fiil içeri geçmek, katılmak | د خ ل |
21 | فَإِذَا fe-iza | ve zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
22 | طَعِمۡتُمۡ ta'imtum | tattınız Fiil yemek, beslenmek | ط ع م |
23 | فَٱنتَشِرُواْ fe-nteşiru | o halde yayılın Fiil dağılmak, açılmak | ن ش ر |
24 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
25 | مُسۡتَـٔۡنِسِينَ muste'nisine | fark edenler İsim İsm-i Fâil alışkın olan, izin isteyen | أ ن س |
26 | لِحَدِيثٍ li-hadisin | yeni olana İsim olay, söz | ح د ث |
27 | إِنَّ inne | şüphesiz İlgeç/Harf Harf (Edât) gerçekten, muhakkak ki | — |
28 | ذَٰلِكُمۡ zalikum | işte bu Zamir İşaret Zamiri işte bu, o | — |
29 | كَانَ kane | oldu Fiil bulunmak, gerçekleşmek | ك و ن |
30 | يُؤۡذِي yu'zi | incitir Fiil eziyet etmek, zarar vermek | أ ذ ي |
31 | ٱلنَّبِيَّ en-nebiyye | haberciyi İsim Harf (Edât) peygamber, uyarıcı | ن ب أ |
32 | فَيَسۡتَحۡيِۦ fe-yestahyi | böylece canlı bırakır Fiil utanmak, çekinmek | ح ي ي |
33 | مِنكُمۡ minkum | sizden Zamir içinden, bazısı | — |
34 | وَٱللَّهُ va-llahu | ve Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
35 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
36 | يَسۡتَحۡيِۦ yestahyi | canlı bırakır Fiil hayatta tutmak, utanmak | ح ي ي |
37 | مِنَ mine | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
38 | ٱلۡحَقِّ el-hakki | sabit olanın İsim gerçek, hak | ح ق ق |
39 | وَإِذَا ve-iza | ve zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
40 | سَأَلۡتُمُوهُنَّ se'eltumuhunne | sordunuz onlara Fiil istemek, talep etmek | س أ ل |
41 | مَتَٰعٗا meta'an | faydalanma aracını İsim Harf (Edât) geçici mal, eşya | م ت ع |
42 | فَسۡـَٔلُوهُنَّ fes'eluhunne | o halde onlara sorun Fiil talep etmek, istekle bulunmak | س أ ل |
43 | مِن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
44 | وَرَآءِ ve-rai | ve arkasında İsim öte, gizli kalan | و ر ي |
45 | حِجَابٖ hicabin | örtünün İsim perde, engel | ح ج ب |
46 | ذَٰلِكُمۡ zalikum | işte bu Zamir İşaret Zamiri işte bu, o | — |
47 | أَطۡهَرُ etharu | daha temiz İsim en temiz, daha saf | ط ه ر |
48 | لِقُلُوبِكُمۡ li-kulubikum | kalpleriniz için İsim yürek, gönül | ق ل ب |
49 | وَقُلُوبِهِنَّ ve-kulubihinne | ve onların kalpleri İsim merkez, akıl | ق ل ب |
50 | وَمَا ve-ma | ve şey İlgeç/Harf Harf (Edât) ve ne, ve değil | — |
51 | كَانَ kane | oldu Fiil bulunmak, gerçekleşmek | ك و ن |
52 | لَكُمۡ lekum | sizin için Zamir sizin için | — |
53 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
54 | تُؤۡذُواْ tu'zu | incitirsiniz Fiil eziyet etmek, zarar vermek | أ ذ ي |
55 | رَسُولَ resule | elçiyi İsim Harf (Edât) haberci, mesaj taşıyan | ر س ل |
56 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
57 | وَلَآ ve-la | ve değil Bağlaç yok, hayır | — |
58 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
59 | تَنكِحُوٓاْ tenkihu | evlenirsiniz Fiil evlenmek, nikahlamak | ن ك ح |
60 | أَزۡوَٰجَهُۥ ezvacehu | çiftlerini İsim Harf (Edât) eş, tür | ز و ج |
61 | مِنۢ min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
62 | بَعۡدِهِۦٓ ba'dihi | ondan sonra İsim ardından, ötesinde | ب ع د |
63 | أَبَدًا ebeden | uzun zaman Zarf Zaman Zarfı sonsuzluk, daima | أ ب د |
64 | إِنَّ inne | şüphesiz İlgeç/Harf Harf (Edât) gerçekten, muhakkak ki | — |
65 | ذَٰلِكُمۡ zalikum | işte bu Zamir İşaret Zamiri işte bu, o | — |
66 | كَانَ kane | oldu Fiil bulunmak, gerçekleşmek | ك و ن |
67 | عِندَ inde | yanında İsim Harf (Edât) katında, huzurunda | ع ن د |
68 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
69 | عَظِيمًا azimen | iri Sıfat Harf (Edât) büyük, yüce | ع ظ م |
1
يَـٰٓأَيُّهَا
ya-eyyuha
2
ٱلَّذِينَ
el-lezine
o kimseler ki
onlar ki, olanlar
3
ءَامَنُواْ
amenu
4
لَا
la
hayır
değil, yok
5
تَدۡخُلُواْ
tedhulu
7
ٱلنَّبِيِّ
en-nebiyyi
8
إِلَّآ
illa
hariç
ancak
9
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
11
لَكُمۡ
lekum
sizin için
sizin için
12
إِلَىٰ
ila
-e/-a doğru
kadar, yönelik
15
نَٰظِرِينَ
nazirine
17
وَلَٰكِنۡ
ve-lakin
ve fakat
ancak, lakin
18
إِذَا
iza
zaman
olduğunda, ansızın
20
فَٱدۡخُلُواْ
fe'dhulu
21
فَإِذَا
fe-iza
ve zaman
olduğunda, ansızın
22
طَعِمۡتُمۡ
ta'imtum
23
فَٱنتَشِرُواْ
fe-nteşiru
24
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
25
مُسۡتَـٔۡنِسِينَ
muste'nisine
27
إِنَّ
inne
şüphesiz
gerçekten, muhakkak ki
28
ذَٰلِكُمۡ
zalikum
işte bu
işte bu, o
31
ٱلنَّبِيَّ
en-nebiyye
32
فَيَسۡتَحۡيِۦ
fe-yestahyi
33
مِنكُمۡ
minkum
sizden
içinden, bazısı
35
لَا
la
hayır
değil, yok
36
يَسۡتَحۡيِۦ
yestahyi
37
مِنَ
mine
-den/-dan
arasından, itibaren
39
وَإِذَا
ve-iza
ve zaman
olduğunda, ansızın
40
سَأَلۡتُمُوهُنَّ
se'eltumuhunne
42
فَسۡـَٔلُوهُنَّ
fes'eluhunne
43
مِن
min
-den/-dan
arasından, itibaren
46
ذَٰلِكُمۡ
zalikum
işte bu
işte bu, o
48
لِقُلُوبِكُمۡ
li-kulubikum
49
وَقُلُوبِهِنَّ
ve-kulubihinne
50
وَمَا
ve-ma
ve şey
ve ne, ve değil
52
لَكُمۡ
lekum
sizin için
sizin için
53
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
57
وَلَآ
ve-la
ve değil
yok, hayır
58
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
59
تَنكِحُوٓاْ
tenkihu
60
أَزۡوَٰجَهُۥ
ezvacehu
61
مِنۢ
min
-den/-dan
arasından, itibaren
62
بَعۡدِهِۦٓ
ba'dihi
64
إِنَّ
inne
şüphesiz
gerçekten, muhakkak ki
65
ذَٰلِكُمۡ
zalikum
işte bu
işte bu, o