Kelime Analizi
(47)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
2 | جُنَاحَ cunaha | günah İsim Harf (Edât) günah, vebal, sorumluluk | ج ن ح |
3 | عَلَيۡكُمۡ aleykum | üzerinize Zamir karşı, hakkında | — |
4 | فِيمَا fima | içinde Zamir İsm-i Mevsûl hakkında, şeyde | — |
5 | عَرَّضۡتُم arradtum | genişlettiniz Fiil sunmak, ima etmek | ع ر ض |
6 | بِهِۦ bi-hi | onunla Zamir ona, onun vasıtasıyla | — |
7 | مِنۡ min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
8 | خِطۡبَةِ hitbeti | yüz yüze konuşmanın İsim hitap etmek, evlenme teklif etmek | خ ط ب |
9 | ٱلنِّسَآءِ en-nisai | kadının İsim hanım | ن س و |
10 | أَوۡ ev | veya Bağlaç yahut | — |
11 | أَكۡنَنتُمۡ eknentum | örttünüz Fiil gizlemek, saklamak | ك ن ن |
12 | فِيٓ fi | içinde Edat -de, hakkında | — |
13 | أَنفُسِكُمۡ enfusikum | nefesleriniz İsim can, kendi | ن ف س |
14 | عَلِمَ alime | bildi Fiil bilmek, tanımak, farkına varmak | ع ل م |
15 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
16 | أَنَّكُمۡ ennekum | şüphesiz siz Zamir gerçekten, olduğu | — |
17 | سَتَذۡكُرُونَهُنَّ se-tezkurunehunne | onları anacaksınız Fiil hatırlamak, zikretmek | ذ ك ر |
18 | وَلَٰكِن ve-lakin | ve fakat İlgeç/Harf Harf (Edât) lakin, ancak | — |
19 | لَّا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
20 | تُوَاعِدُوهُنَّ tuva'iduhunne | onlarla sözleşirsiniz Fiil vaat etmek, tehdit etmek | و ع د |
21 | سِرًّا sirran | gizli şeyi İsim Harf (Edât) sır, iç düşünce | س ر ر |
22 | إِلَّآ illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
23 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
24 | تَقُولُواْ tekulu | seslenirsiniz Fiil söylemek, demek | ق و ل |
25 | قَوۡلٗا kavlen | sözü İsim Masdar (Fiil İsmi) söz, ifade, konuşma | ق و ل |
26 | مَّعۡرُوفٗا ma'rufen | bilineni Sıfat İsm-i Mef'ûl tanınan, örfe uygun olan, iyilik | ع ر ف |
27 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
28 | تَعۡزِمُواْ ta'zimu | kesersiniz Fiil karar vermek, niyet etmek | ع ز م |
29 | عُقۡدَةَ ukdete | düğümü İsim Harf (Edât) bağ, sözleşme | ع ق د |
30 | ٱلنِّكَاحِ en-nikahi | birleşmenin İsim evlilik, nikah | ن ك ح |
31 | حَتَّىٰ hatta | kadar Edat ta ki, sonunda | — |
32 | يَبۡلُغَ yebluga | ulaşır Fiil varmak, erişmek, bildirmek | ب ل غ |
33 | ٱلۡكِتَٰبُ el-kitabu | yazı İsim kitap, hüküm | ك ت ب |
34 | أَجَلَهُۥ ecelehu | süresini İsim Harf (Edât) vade, son | أ ج ل |
35 | وَٱعۡلَمُوٓاْ ve-a'lemu | ve bilin Fiil bilmek, farkında olmak | ع ل م |
36 | أَنَّ enne | olduğunu İlgeç/Harf Harf (Edât) şüphesiz ki, gerçekten | — |
37 | ٱللَّهَ allahe | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
38 | يَعۡلَمُ ya'lemu | bilir Fiil işaretlemek, tanımak | ع ل م |
39 | مَا ma | şey Zamir İsm-i Mevsûl ne, değil | — |
40 | فِيٓ fi | içinde Edat -de, hakkında | — |
41 | أَنفُسِكُمۡ enfusikum | nefesleriniz İsim can, kendi | ن ف س |
42 | فَٱحۡذَرُوهُ fe-hzeruhu | ve ondan sakının Fiil kaçınmak, dikkat etmek | ح ذ ر |
43 | وَٱعۡلَمُوٓاْ ve-a'lemu | ve bilin Fiil bilmek, farkında olmak | ع ل م |
44 | أَنَّ enne | olduğunu İlgeç/Harf Harf (Edât) şüphesiz ki, gerçekten | — |
45 | ٱللَّهَ allahe | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
46 | غَفُورٌ gafurun | örten İsim bağışlayan, affeden | غ ف ر |
47 | حَلِيمٞ halimun | kendini tutan Sıfat yumuşak huylu, sabırlı | ح ل م |
1
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
3
عَلَيۡكُمۡ
aleykum
üzerinize
karşı, hakkında
4
فِيمَا
fima
içinde
hakkında, şeyde
5
عَرَّضۡتُم
arradtum
6
بِهِۦ
bi-hi
onunla
ona, onun vasıtasıyla
7
مِنۡ
min
-den/-dan
arasından, itibaren
9
ٱلنِّسَآءِ
en-nisai
10
أَوۡ
ev
veya
yahut
11
أَكۡنَنتُمۡ
eknentum
12
فِيٓ
fi
içinde
-de, hakkında
13
أَنفُسِكُمۡ
enfusikum
16
أَنَّكُمۡ
ennekum
şüphesiz siz
gerçekten, olduğu
17
سَتَذۡكُرُونَهُنَّ
se-tezkurunehunne
18
وَلَٰكِن
ve-lakin
ve fakat
lakin, ancak
19
لَّا
la
hayır
değil, yok
20
تُوَاعِدُوهُنَّ
tuva'iduhunne
22
إِلَّآ
illa
hariç
ancak
23
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
24
تَقُولُواْ
tekulu
26
مَّعۡرُوفٗا
ma'rufen
27
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
28
تَعۡزِمُواْ
ta'zimu
30
ٱلنِّكَاحِ
en-nikahi
31
حَتَّىٰ
hatta
kadar
ta ki, sonunda
33
ٱلۡكِتَٰبُ
el-kitabu
35
وَٱعۡلَمُوٓاْ
ve-a'lemu
36
أَنَّ
enne
olduğunu
şüphesiz ki, gerçekten
39
مَا
ma
şey
ne, değil
40
فِيٓ
fi
içinde
-de, hakkında
41
أَنفُسِكُمۡ
enfusikum
42
فَٱحۡذَرُوهُ
fe-hzeruhu
43
وَٱعۡلَمُوٓاْ
ve-a'lemu
44
أَنَّ
enne
olduğunu
şüphesiz ki, gerçekten