151
Kullanım
10
Lemma
55
Türev
73
Anlam
10 lemma, 55 türev form
Örnek Ayetler (5 / 17)
Nisa 4:122
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ سَنُدۡخِلُهُمۡ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدٗاۖ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٗاۚ وَمَنۡ أَصۡدَقُ مِنَ ٱللَّهِ قِيلٗا
Ve inanan ve doğruları yapan kimseleri, altlarından ırmaklar akan bahçelere sokacağız, orada ebediyen kalıcılar olarak. Allah'ın gerçek vaadidir. Ve söz bakımından Allah'tan daha doğru kim vardır?
Yunus 10:4
·
Kuran-ı Kerim
إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعٗاۖ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقًّاۚ إِنَّهُۥ يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ بِٱلۡقِسۡطِۚ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمۡ شَرَابٞ مِّنۡ حَمِيمٖ وَعَذَابٌ أَلِيمُۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ
Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın sözü gerçektir. Şüphesiz O, inanan ve düzeltici işler yapan kimselere adaletle karşılık vermek için yaratılışı başlatır, sonra onu geri döndürür. Ve örten kimseler, örtmeleri sebebiyle onlar için kaynar sudan bir içecek ve acı verici bir azap vardır.
Yunus 10:55
·
Kuran-ı Kerim
أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ أَلَآ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Dikkat edin, şüphesiz göklerdeki ve yerdeki şeyler Allah'ındır. Dikkat edin, şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir fakat onların çoğu bilmezler.
İbrahim 14:22
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلشَّيۡطَٰنُ لَمَّا قُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ إِنَّ ٱللَّهَ وَعَدَكُمۡ وَعۡدَ ٱلۡحَقِّ وَوَعَدتُّكُمۡ فَأَخۡلَفۡتُكُمۡۖ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنٍ إِلَّآ أَن دَعَوۡتُكُمۡ فَٱسۡتَجَبۡتُمۡ لِيۖ فَلَا تَلُومُونِي وَلُومُوٓاْ أَنفُسَكُمۖ مَّآ أَنَا۠ بِمُصۡرِخِكُمۡ وَمَآ أَنتُم بِمُصۡرِخِيَّ إِنِّي كَفَرۡتُ بِمَآ أَشۡرَكۡتُمُونِ مِن قَبۡلُۗ إِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ
Ve iş hükme bağlandığında şeytan dedi: 'Şüphesiz Allah size gerçek sözü söz verdi ve ben size söz verdim de size sözümden döndüm; ve sizi çağırmam ve bana cevap vermeniz hariç, sizin üzerinizde hiçbir yetkim yoktu. O halde beni kınamayın ve nefslerinizi kınayın; ben sizin feryadınıza yetişen değilim ve siz benim feryadıma yetişenler değilsiniz. Şüphesiz ben önceden beni ortak koşmanızı örttüm.' Şüphesiz zalimler, onlar için acı verici azap vardır.
Kehf 18:21
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَٰلِكَ أَعۡثَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ لِيَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيۡبَ فِيهَآ إِذۡ يَتَنَٰزَعُونَ بَيۡنَهُمۡ أَمۡرَهُمۡۖ فَقَالُواْ ٱبۡنُواْ عَلَيۡهِم بُنۡيَٰنٗاۖ رَّبُّهُمۡ أَعۡلَمُ بِهِمۡۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُواْ عَلَىٰٓ أَمۡرِهِمۡ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيۡهِم مَّسۡجِدٗا
Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve saatin, onda şüphe yoktur, bilmeleri için onları böylece buldurduk. O zaman aralarında onların işini çekişiyorlardı; bunun üzerine dediler: 'Onların üzerine bir yapı yapın; onların Rabbi onları daha iyi bilendir.' Onların işi üzerine üstün gelen kimseler dedi: 'Onların üzerine kesinlikle bir mescit edineceğiz.'
Örnek Ayetler (5 / 7)
Yunus 10:48
·
Kuran-ı Kerim
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ve derler: 'Eğer doğru söyleyenlerseniz bu vaat ne zaman?'
Enbiya 21:38
·
Kuran-ı Kerim
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ve derler ki: 'Eğer doğru söyleyenlerseniz bu söz ne zaman?'
Enbiya 21:97
·
Kuran-ı Kerim
وَٱقۡتَرَبَ ٱلۡوَعۡدُ ٱلۡحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَٰخِصَةٌ أَبۡصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَٰوَيۡلَنَا قَدۡ كُنَّا فِي غَفۡلَةٖ مِّنۡ هَٰذَا بَلۡ كُنَّا ظَٰلِمِينَ
Ve gerçek söz yaklaştı. Bir de bakarsın ki örten kimselerin görüşleri dikilmiştir: 'Eyvahlar olsun bize, kesinlikle bundan bir gaflet içindeydik; aksine biz zalimlerdik.'
Neml 27:71
·
Kuran-ı Kerim
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ve derler ki: 'Eğer doğru söyleyenlerseniz bu vaat ne zaman?'
Sebe 34:29
·
Kuran-ı Kerim
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ve derler: 'Eğer doğru söyleyenler iseniz bu söz ne zaman?'
Örnek Ayetler (5 / 7)
Ra'd 13:31
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ أَنَّ قُرۡءَانٗا سُيِّرَتۡ بِهِ ٱلۡجِبَالُ أَوۡ قُطِّعَتۡ بِهِ ٱلۡأَرۡضُ أَوۡ كُلِّمَ بِهِ ٱلۡمَوۡتَىٰۗ بَل لِّلَّهِ ٱلۡأَمۡرُ جَمِيعًاۗ أَفَلَمۡ يَاْيۡـَٔسِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَهَدَى ٱلنَّاسَ جَمِيعٗاۗ وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُواْ قَارِعَةٌ أَوۡ تَحُلُّ قَرِيبٗا مِّن دَارِهِمۡ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ وَعۡدُ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ
Ve eğer onunla dağların yürütüldüğü veya onunla yeryüzünün parçalandığı veya onunla ölülerin konuşturulduğu bir Kuran olsaydı. Aksine, işin tamamı Allah'ındır. İnananlar umut kesmediler mi ki eğer Allah dileseydi insanların tamamına yol gösterirdi. Ve örtenlere, Allah'ın sözü gelinceye kadar, yaptıklarından dolayı çarpıcı bir felaket isabet etmeye veya yurtlarının yakınına inmeye devam eder. Şüphesiz Allah sözleşilen zamanı bozmaz.
İsra 17:5
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَيۡكُمۡ عِبَادٗا لَّنَآ أُوْلِي بَأۡسٖ شَدِيدٖ فَجَاسُواْ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِۚ وَكَانَ وَعۡدٗا مَّفۡعُولٗا
Bunun üzerine o ikisinden ilkinin vaadi geldiği zaman, üzerinize şiddetli bir güç sahibi kullarımızı gönderdik, bunun üzerine yurtların aralarını aradılar ve yapılmış bir vaatti.
İsra 17:7
·
Kuran-ı Kerim
إِنۡ أَحۡسَنتُمۡ أَحۡسَنتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡۖ وَإِنۡ أَسَأۡتُمۡ فَلَهَاۚ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡأٓخِرَةِ لِيَسُـُٔواْ وُجُوهَكُمۡ وَلِيَدۡخُلُواْ ٱلۡمَسۡجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٖ وَلِيُتَبِّرُواْ مَا عَلَوۡاْ تَتۡبِيرًا
Eğer iyilik ederseniz kendi nefsleriniz için iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o halde onadır. Bunun üzerine sonuncunun vaadi geldiği zaman, yüzlerinizi kötüleştirmeleri, ilk kez ona girdikleri gibi mescide girmeleri ve üstün geldikleri şeyi tamamen yok ederek yok etmeleri içindir.
İsra 17:104
·
Kuran-ı Kerim
وَقُلۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِۦ لِبَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ ٱسۡكُنُواْ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡأٓخِرَةِ جِئۡنَا بِكُمۡ لَفِيفٗا
Onun ardından İsrail oğullarına dedik: 'Yerde oturun; ahiret sözü geldiği zaman sizi toplanmış olarak getiririz.'
İsra 17:108
·
Kuran-ı Kerim
وَيَقُولُونَ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعۡدُ رَبِّنَا لَمَفۡعُولٗا
Derler: 'Rabbimiz uzaktır; şüphesiz Rabbimizin sözü kesinlikle yapılmıştır.'
Örnek Ayetler (5)
Tevbe 9:111
·
Kuran-ı Kerim
۞إِنَّ ٱللَّهَ ٱشۡتَرَىٰ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَنفُسَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلۡجَنَّةَۚ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقۡتُلُونَ وَيُقۡتَلُونَۖ وَعۡدًا عَلَيۡهِ حَقّٗا فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَٱلۡإِنجِيلِ وَٱلۡقُرۡءَانِۚ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِعَهۡدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِۚ فَٱسۡتَبۡشِرُواْ بِبَيۡعِكُمُ ٱلَّذِي بَايَعۡتُم بِهِۦۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
Şüphesiz Allah, bahçe onlarındır karşılığında inananlardan onların nefslerini ve onların mallarını satın aldı. Allah'ın yolunun içinde savaşırlar, bunun üzerine katlederler ve katledilirler; Tevrat'ın, İncil'in ve Kuran'ın içinde O'nun üzerinde gerçek bir söz olarak. Ve kim onun sözleşmesine Allah'tan daha vefalıdır? Bunun üzerine onunla alışveriş yaptığınız sizin alışverişinize sevinin. Ve işte bu büyük kurtuluştur.
Nahl 16:38
·
Kuran-ı Kerim
وَأَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ لَا يَبۡعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُۚ بَلَىٰ وَعۡدًا عَلَيۡهِ حَقّٗا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
Ve yeminlerinin bütün gücüyle Allah'a yemin ettiler: 'Allah ölen kimseyi diriltmez.' Hayır; O'nun üzerinde gerçek bir sözdür, fakat insanların çoğu bilmezler.
Taha 20:86
·
Kuran-ı Kerim
فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ غَضۡبَٰنَ أَسِفٗاۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ أَلَمۡ يَعِدۡكُمۡ رَبُّكُمۡ وَعۡدًا حَسَنًاۚ أَفَطَالَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡعَهۡدُ أَمۡ أَرَدتُّمۡ أَن يَحِلَّ عَلَيۡكُمۡ غَضَبٞ مِّن رَّبِّكُمۡ فَأَخۡلَفۡتُم مَّوۡعِدِي
Bunun üzerine Musa öfkeli, üzgün olarak kavmine döndü. Dedi ki: 'Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir söz vermedi mi? Sözleşme size uzun mu geldi, yoksa Rabbinizden üzerinize bir öfke inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?'
Enbiya 21:104
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَ نَطۡوِي ٱلسَّمَآءَ كَطَيِّ ٱلسِّجِلِّ لِلۡكُتُبِۚ كَمَا بَدَأۡنَآ أَوَّلَ خَلۡقٖ نُّعِيدُهُۥۚ وَعۡدًا عَلَيۡنَآۚ إِنَّا كُنَّا فَٰعِلِينَ
O gün yazıcının kitapları dürmesi gibi göğü düreriz. İlk yaratılışa başladığımız gibi onu döndürürüz. Üzerimize bir söz olarak; şüphesiz Biz yapanlardık.
Kasas 28:61
·
Kuran-ı Kerim
أَفَمَن وَعَدۡنَٰهُ وَعۡدًا حَسَنٗا فَهُوَ لَٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعۡنَٰهُ مَتَٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ هُوَ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ
Kendisine güzel bir söz verdiğimiz ve ona kavuşan kimse, dünya hayatının geçimliğiyle geçindirdiğimiz, sonra kalkış gününde hazır bulundurulanlardan olan kimse gibi midir?
Örnek Ayetler (3)
Hac 22:47
·
Kuran-ı Kerim
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَلَن يُخۡلِفَ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥۚ وَإِنَّ يَوۡمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلۡفِ سَنَةٖ مِّمَّا تَعُدُّونَ
Ve senden azabı acele istiyorlar. Ve Allah O'nun vaadini asla bozmaz. Ve şüphesiz senin Rabbinin katında bir gün, sizin saydığınız şeyden bin yıl gibidir.
Rum 30:6
·
Kuran-ı Kerim
وَعۡدَ ٱللَّهِۖ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
Allah'ın sözüdür. Allah sözünü bozmaz. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Zümer 39:74
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي صَدَقَنَا وَعۡدَهُۥ وَأَوۡرَثَنَا ٱلۡأَرۡضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ ٱلۡجَنَّةِ حَيۡثُ نَشَآءُۖ فَنِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَٰمِلِينَ
Ve dediler: 'Övgü, bize sözünü doğru çıkaran ve yeryüzünü bize miras bırakan Allah'adır. Bahçeden dilediğimiz yere yerleşiriz.' Çalışanların ödülü ne güzeldir.
Örnek Ayetler (2)
İsra 17:5
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَيۡكُمۡ عِبَادٗا لَّنَآ أُوْلِي بَأۡسٖ شَدِيدٖ فَجَاسُواْ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِۚ وَكَانَ وَعۡدٗا مَّفۡعُولٗا
Bunun üzerine o ikisinden ilkinin vaadi geldiği zaman, üzerinize şiddetli bir güç sahibi kullarımızı gönderdik, bunun üzerine yurtların aralarını aradılar ve yapılmış bir vaatti.
Furkan 25:16
·
Kuran-ı Kerim
لَّهُمۡ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ خَٰلِدِينَۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعۡدٗا مَّسۡـُٔولٗا
Orada sonsuz kalanlar olarak diledikleri şeyler onlarındır. Rabbinin üzerinde istenen bir söz olmuştur.
Örnek Ayetler (2)
Meryem 19:61
·
Kuran-ı Kerim
جَنَّـٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِي وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ إِنَّهُۥ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَأۡتِيّٗا
Merhameti Bol Olanın kullarına görünmeyende söz verdiği Adn bahçelerine. Şüphesiz O'nun sözü yerine gelecektir.
Müzzemmil 73:18
·
Kuran-ı Kerim
ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرُۢ بِهِۦۚ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَفۡعُولًا
Gök onunla yarılacaktır. O'nun sözü gerçekleşmiştir.
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:65
·
Kuran-ı Kerim
فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُواْ فِي دَارِكُمۡ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٖۖ ذَٰلِكَ وَعۡدٌ غَيۡرُ مَكۡذُوبٖ
Bunun üzerine onu kestiler, bunun üzerine dedi ki: 'Yurdunuzun içinde üç gün yararlanın. İşte bu, yalanlanmış olmayan bir sözdür.'
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:45
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰ نُوحٞ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبۡنِي مِنۡ أَهۡلِي وَإِنَّ وَعۡدَكَ ٱلۡحَقُّ وَأَنتَ أَحۡكَمُ ٱلۡحَٰكِمِينَ
Ve Nuh Rabbine seslendi ve dedi: 'Rabbim, şüphesiz benim oğlum benim ailemdendir. Ve şüphesiz Senin vaadin gerçektir. Ve Sen hüküm verenlerin en iyi hüküm verenisin.'
Örnek Ayetler (1)
Enbiya 21:9
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ صَدَقۡنَٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَيۡنَٰهُمۡ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِينَ
Sonra onlara sözü doğruladık, böylece onları ve dilediğimizi kurtardık ve sınırı aşanları helak ettik.
Örnek Ayetler (1)
Meryem 19:54
·
Kuran-ı Kerim
وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِسۡمَٰعِيلَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱلۡوَعۡدِ وَكَانَ رَسُولٗا نَّبِيّٗا
Ve kitapta İsmail'i an. Şüphesiz o sözünde doğruydu ve bir resul, bir nebiydi.
Örnek Ayetler (1)
Ali İmran 3:152
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ صَدَقَكُمُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥٓ إِذۡ تَحُسُّونَهُم بِإِذۡنِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَا فَشِلۡتُمۡ وَتَنَٰزَعۡتُمۡ فِي ٱلۡأَمۡرِ وَعَصَيۡتُم مِّنۢ بَعۡدِ مَآ أَرَىٰكُم مَّا تُحِبُّونَۚ مِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلدُّنۡيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلۡأٓخِرَةَۚ ثُمَّ صَرَفَكُمۡ عَنۡهُمۡ لِيَبۡتَلِيَكُمۡۖ وَلَقَدۡ عَفَا عَنكُمۡۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Ve kesinlikle Allah size sözünü doğru çıkarmıştı; O'nun izniyle onları kökünden biçtiğinizde. Ta ki zayıflık gösterdiğinizde, iş hakkında çekiştiniz ve size sevdiğiniz şeyi göstermesinden sonra isyan ettiniz. Sizden dünyayı isteyen kimse vardır ve sizden ahireti isteyen kimse vardır. Sonra sizi sınamak için sizi onlardan çevirdi. Ve kesinlikle sizi bağışladı. Ve Allah inananlara karşı lütuf sahibidir.
Örnek Ayetler (1)
İbrahim 14:47
·
Kuran-ı Kerim
فَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخۡلِفَ وَعۡدِهِۦ رُسُلَهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٞ ذُو ٱنتِقَامٖ
O halde Allah'ı resullerine sözünden dönen kesinlikle zannetme; şüphesiz Allah Üstün'dür, öç sahibidir.
Örnek Ayetler (5 / 12)
En'am 6:134
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَأٓتٖۖ وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ
Şüphesiz size vaat edilen şey kesinlikle gelecektir. Ve siz aciz bırakanlar değilsiniz.
Enbiya 21:103
·
Kuran-ı Kerim
لَا يَحۡزُنُهُمُ ٱلۡفَزَعُ ٱلۡأَكۡبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوۡمُكُمُ ٱلَّذِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
En büyük korku onları üzmez ve melekler onları karşılar: 'Bu, söz verilen gününüzdür.'
Enbiya 21:109
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُلۡ ءَاذَنتُكُمۡ عَلَىٰ سَوَآءٖۖ وَإِنۡ أَدۡرِيٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٞ مَّا تُوعَدُونَ
Eğer dönerlerse de ki: 'Size eşit olarak bildirdim. Ve size söz verilen şey yakın mıdır yoksa uzak mıdır bilmem.'
Mü'minun 23:36
·
Kuran-ı Kerim
۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ
Vaat olunduğunuz şey ne uzak, ne uzak!
Yasin 36:63
·
Kuran-ı Kerim
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
Bu, size vaat edilen cehennemdir.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Nisa 4:95
·
Kuran-ı Kerim
لَّا يَسۡتَوِي ٱلۡقَٰعِدُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ غَيۡرُ أُوْلِي ٱلضَّرَرِ وَٱلۡمُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡۚ فَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلۡمُجَٰهِدِينَ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ عَلَى ٱلۡقَٰعِدِينَ دَرَجَةٗۚ وَكُلّٗا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَفَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلۡمُجَٰهِدِينَ عَلَى ٱلۡقَٰعِدِينَ أَجۡرًا عَظِيمٗا
İnananlardan özür sahipleri hariç oturanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve nefisleriyle çaba gösterenler eşit olmaz. Allah mallarıyla ve nefisleriyle çaba gösterenleri oturanlara derece bakımından üstün kıldı. Ve Allah hepsine en güzelini vaat etti. Ve Allah çaba gösterenleri oturanlara büyük bir ödülle üstün kıldı.
Maide 5:9
·
Kuran-ı Kerim
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةٞ وَأَجۡرٌ عَظِيمٞ
Allah inanan ve doğruları yapan kimselere söz verdi: Onlar için bir örtülme ve büyük bir ödül vardır.
A'raf 7:44
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقّٗا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقّٗاۖ قَالُواْ نَعَمۡۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve bahçenin arkadaşları ateşin arkadaşlarına seslendi: 'Kesinlikle Rabbimizin bize söz verdiği şeyi gerçek bulduk; böylece Rabbinizin söz verdiği şeyi gerçek buldunuz mu?' Dediler: 'Evet.' Bunun üzerine onların arasında bir duyurucu duyurdu: 'Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.'
Tevbe 9:68
·
Kuran-ı Kerim
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلۡكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ هِيَ حَسۡبُهُمۡۚ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُۖ وَلَهُمۡ عَذَابٞ مُّقِيمٞ
Allah ikiyüzlü erkeklere, ikiyüzlü kadınlara ve örtenlere içinde kalıcılar olarak cehennem ateşini vaat etti. O onlara yeter. Ve Allah onları lanetledi ve onlar için kalıcı azap vardır.
Tevbe 9:72
·
Kuran-ı Kerim
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةٗ فِي جَنَّـٰتِ عَدۡنٖۚ وَرِضۡوَٰنٞ مِّنَ ٱللَّهِ أَكۡبَرُۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
Allah inanan erkeklere ve inanan kadınlara altından ırmaklar akan, içinde kalıcılar olarak bahçeler ve Adn bahçelerinde güzel meskenler vaat etti. Ve Allah'tan hoşnutluk daha büyüktür. İşte bu, o büyük kurtuluştur.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Meryem 19:75
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ مَن كَانَ فِي ٱلضَّلَٰلَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ مَدًّاۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاْ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلۡعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ شَرّٞ مَّكَانٗا وَأَضۡعَفُ جُندٗا
De ki: 'Kim sapkınlık içinde ise, Merhameti Bol ona tamamen uzatsın. Ta ki söz verildikleri şeyi, ya azabı veya saati gördükleri zaman, bunun üzerine kimin yer bakımından daha kötü ve ordu bakımından daha zayıf olduğunu bilecekler.'
Mü'minun 23:93
·
Kuran-ı Kerim
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ
De ki: 'Rabbim, onlara vaat edilen şeyi bana göstereceksen,'
Şuara 26:206
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ
Sonra vaat edildikleri onlara gelse,
Zuhruf 43:83
·
Kuran-ı Kerim
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ
Bırak onları, söz verilen günleriyle karşılaşıncaya kadar dalsınlar ve oynasınlar.
Ahkaf 46:16
·
Kuran-ı Kerim
أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنۡهُمۡ أَحۡسَنَ مَا عَمِلُواْ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمۡ فِيٓ أَصۡحَٰبِ ٱلۡجَنَّةِۖ وَعۡدَ ٱلصِّدۡقِ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ
İşte onlar, yaptıklarının en güzelini onlardan kabul edeceğimiz ve bahçe arkadaşları içinde kötülüklerinden geçeceğimiz kimselerdir; onlara söz verilen doğruluk sözüdür.
Örnek Ayetler (4)
Yunus 10:46
·
Kuran-ı Kerim
وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيۡنَا مَرۡجِعُهُمۡ ثُمَّ ٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ
Ve onlara vaat ettiğimizin bazısını sana gösteririz veya seni vefat ettiririz; onların dönüşü bizedir. Sonra Allah onların yaptıklarına tanıktır.
Ra'd 13:40
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُ وَعَلَيۡنَا ٱلۡحِسَابُ
Ve onlara söz verdiğimizin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de, senin üzerine düşen ancak ulaştırmaktır ve hesap Bizim üzerimizedir.
Mü'minun 23:95
·
Kuran-ı Kerim
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ
Ve şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz şeyi sana göstermeye kesinlikle güç yetirenleriz.
Mü'min 40:77
·
Kuran-ı Kerim
فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞۚ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ
Bunun üzerine sabret, şüphesiz Allah'ın sözü gerçektir. Onlara söz verdiğimizin bir kısmını sana gösteririz veya seni vefat ettiririz; bize döndürülürler.
Örnek Ayetler (4)
A'raf 7:70
·
Kuran-ı Kerim
قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا لِنَعۡبُدَ ٱللَّهَ وَحۡدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
Dediler: 'Yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve babalarımızın kulluk ediyor olduklarını bırakmamız için mi bize geldin? Öyleyse eğer doğrulardan isen bize vaat ettiğini getir.'
A'raf 7:77
·
Kuran-ı Kerim
فَعَقَرُواْ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ وَقَالُواْ يَٰصَٰلِحُ ٱئۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Bunun üzerine deveyi kestiler ve Rablerinin emrine karşı azgınlık ettiler ve dediler: 'Ey Salih, eğer gönderilenlerden isen bize vaat ettiğini getir.'
Hud 11:32
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ يَٰنُوحُ قَدۡ جَٰدَلۡتَنَا فَأَكۡثَرۡتَ جِدَٰلَنَا فَأۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
Dediler: 'Ey Nuh, kesinlikle bizimle tartıştın ve bizimle tartışmanı çoğalttın. Öyleyse eğer sen doğru söyleyenlerden isen bize vaat ettiğin şeyi bize getir.'
Ahkaf 46:22
·
Kuran-ı Kerim
قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا لِتَأۡفِكَنَا عَنۡ ءَالِهَتِنَا فَأۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
Dediler: 'İlahlarımızdan bizi çevirmek için mi bize geldin? Böylece eğer doğrulardan isen bize söz verdiğin şeyi bize getir.'
Örnek Ayetler (3)
Ra'd 13:35
·
Kuran-ı Kerim
۞مَّثَلُ ٱلۡجَنَّةِ ٱلَّتِي وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ أُكُلُهَا دَآئِمٞ وَظِلُّهَاۚ تِلۡكَ عُقۡبَى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْۚ وَّعُقۡبَى ٱلۡكَٰفِرِينَ ٱلنَّارُ
Sakınanlara söz verilen bahçenin örneği: altından ırmaklar akar, onun yiyeceği ve gölgesi süreklidir. İşte bu, sakınanların sonudur. Ve örtenlerin sonu ateştir.
Furkan 25:15
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ أَذَٰلِكَ خَيۡرٌ أَمۡ جَنَّةُ ٱلۡخُلۡدِ ٱلَّتِي وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۚ كَانَتۡ لَهُمۡ جَزَآءٗ وَمَصِيرٗا
De ki: 'Bu mu daha iyidir, yoksa sakınanlara söz verilen sonsuzluk bahçesi mi?' Onlar için bir karşılık ve bir varış yeri olmuştur.
Muhammed 47:15
·
Kuran-ı Kerim
مَّثَلُ ٱلۡجَنَّةِ ٱلَّتِي وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۖ فِيهَآ أَنۡهَٰرٞ مِّن مَّآءٍ غَيۡرِ ءَاسِنٖ وَأَنۡهَٰرٞ مِّن لَّبَنٖ لَّمۡ يَتَغَيَّرۡ طَعۡمُهُۥ وَأَنۡهَٰرٞ مِّنۡ خَمۡرٖ لَّذَّةٖ لِّلشَّـٰرِبِينَ وَأَنۡهَٰرٞ مِّنۡ عَسَلٖ مُّصَفّٗىۖ وَلَهُمۡ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَمَغۡفِرَةٞ مِّن رَّبِّهِمۡۖ كَمَنۡ هُوَ خَٰلِدٞ فِي ٱلنَّارِ وَسُقُواْ مَآءً حَمِيمٗا فَقَطَّعَ أَمۡعَآءَهُمۡ
Sakınanlara söz verilen bahçenin örneği: Onun içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzetli sarhoş ediciden ırmaklar ve süzülmüş baldan ırmaklar vardır. Ve onun içinde onlar için her ürünlerden ve onların Rabbinden bir örtme vardır. Ateşin içinde kalıcı olan ve kaynar bir su içirilip böylece bağırsaklarını parçalayan kimse gibi midir?
Örnek Ayetler (3)
A'raf 7:44
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقّٗا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقّٗاۖ قَالُواْ نَعَمۡۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve bahçenin arkadaşları ateşin arkadaşlarına seslendi: 'Kesinlikle Rabbimizin bize söz verdiği şeyi gerçek bulduk; böylece Rabbinizin söz verdiği şeyi gerçek buldunuz mu?' Dediler: 'Evet.' Bunun üzerine onların arasında bir duyurucu duyurdu: 'Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.'
Ahzab 33:12
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ يَقُولُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورٗا
Ve hani ikiyüzlüler ve kalplerinde hastalık olan kimseler diyordu: 'Allah ve O'nun resulü bize aldanıştan başka bir şey vaat etmedi.'
Ahzab 33:22
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا رَءَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ قَالُواْ هَٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥۚ وَمَا زَادَهُمۡ إِلَّآ إِيمَٰنٗا وَتَسۡلِيمٗا
Ve inananlar grupları gördüklerinde dediler: 'Bu, Allah'ın ve O'nun resulünün bize vaat ettiği şeydir ve Allah ve O'nun resulü doğru söyledi.' Ve onlara inanç ve teslimiyetten başkasını artırmadı.