Kelime Analizi
(46)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | ٱلطَّلَٰقُ et-talaku | serbest bırakma İsim bağını çözme, boşanma | ط ل ق |
2 | مَرَّتَانِ merretani | iki kere İsim defa, geçiş | م ر ر |
3 | فَإِمۡسَاكُۢ fe-imsakun | ve tutmak İsim Masdar (Fiil İsmi) alıkoymak, kısmak | م س ك |
4 | بِمَعۡرُوفٍ bi-ma'rufin | bilinen ile İsim İsm-i Mef'ûl tanınan, iyilik | ع ر ف |
5 | أَوۡ ev | veya Bağlaç yahut | — |
6 | تَسۡرِيحُۢ tesrihun | salma İsim Masdar (Fiil İsmi) serbest bırakma, otlatmaya gönderme | س ر ح |
7 | بِإِحۡسَٰنٖ bi-ihsanin | güzellik ile İsim Masdar (Fiil İsmi) iyilik, lütuf | ح س ن |
8 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
9 | يَحِلُّ yehıllu | çözer Fiil inmek, helal olmak | ح ل ل |
10 | لَكُمۡ lekum | sizin için Zamir sizin için | — |
11 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
12 | تَأۡخُذُواْ te'huzu | tutarsınız Fiil tutmak, almak, kabul etmek | أ خ ذ |
13 | مِمَّآ mimma | şeyden Zamir İsm-i Mevsûl şeyden | — |
14 | ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ ateytumuhunne | verdiniz onlara Fiil sunmak | أ ت ي |
15 | شَيۡـًٔا şey'en | şeyi İsim Harf (Edât) nesne, varlık | ش ي أ |
16 | إِلَّآ illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
17 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
18 | يَخَافَآ yehafa | korkarlar Fiil endişe etmek, sakınmak | خ و ف |
19 | أَلَّا ella | olmamasını Bağlaç Şart Bağlacı maması, diye | — |
20 | يُقِيمَا yukima | ikisi dik tutar Fiil ayağa kaldırmak, ikame etmek | ق و م |
21 | حُدُودَ hudude | sınırları İsim Harf (Edât) engel, hüküm | ح د د |
22 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
23 | فَإِنۡ fe-in | öyleyse eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, koşuluyla | — |
24 | خِفۡتُمۡ hiftum | korktunuz Fiil endişe etmek, sakınmak | خ و ف |
25 | أَلَّا ella | olmamasını Bağlaç Şart Bağlacı maması, diye | — |
26 | يُقِيمَا yukima | ikisi dik tutar Fiil ayağa kaldırmak, ikame etmek | ق و م |
27 | حُدُودَ hudude | sınırları İsim Harf (Edât) engel, hüküm | ح د د |
28 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
29 | فَلَا fe-la | o halde değil İlgeç/Harf Harf (Edât) hayır, yok | — |
30 | جُنَاحَ cunaha | günah İsim Harf (Edât) günah, vebal, sorumluluk | ج ن ح |
31 | عَلَيۡهِمَا 'aleyhima | o ikisinin üzerine Zamir karşı, hakkında | — |
32 | فِيمَا fima | içinde Zamir İsm-i Mevsûl hakkında, şeyde | — |
33 | ٱفۡتَدَتۡ iftedet | fidye vererek kurtuldu Fiil bedel ödemek, kurtulmalık vermek | ف د ي |
34 | بِهِۦ bi-hi | onunla Zamir ona, onun vasıtasıyla | — |
35 | تِلۡكَ tilke | şu Zamir İşaret Zamiri o | — |
36 | حُدُودُ hududu | engeller İsim sınır, hüküm | ح د د |
37 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
38 | فَلَا fe-la | o halde değil İlgeç/Harf Harf (Edât) hayır, yok | — |
39 | تَعۡتَدُوهَا ta'teduha | sınırı aşarsınız Fiil haddi aşmak, düşmanlık etmek | ع د و |
40 | وَمَن ve-men | ve kim İsim Harf (Edât) her kim, o kişi ki | — |
41 | يَتَعَدَّ yete'adde | sınırı aşar Fiil haddi aşmak, düşmanlık etmek | ع د و |
42 | حُدُودَ hudude | sınırları İsim Harf (Edât) engel, hüküm | ح د د |
43 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
44 | فَأُوْلَـٰٓئِكَ fe-ulaike | ve işte onlar Zamir İşaret Zamiri şunlar | — |
45 | هُمُ humu | onlar Zamir kendileri | — |
46 | ٱلظَّـٰلِمُونَ ez-zalimune | karanlıkta bırakanlar İsim İsm-i Fâil haksızlık eden, zulmeden | ظ ل م |
1
ٱلطَّلَٰقُ
et-talaku
2
مَرَّتَانِ
merretani
3
فَإِمۡسَاكُۢ
fe-imsakun
4
بِمَعۡرُوفٍ
bi-ma'rufin
5
أَوۡ
ev
veya
yahut
6
تَسۡرِيحُۢ
tesrihun
7
بِإِحۡسَٰنٖ
bi-ihsanin
8
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
10
لَكُمۡ
lekum
sizin için
sizin için
11
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
12
تَأۡخُذُواْ
te'huzu
13
مِمَّآ
mimma
şeyden
şeyden
14
ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ
ateytumuhunne
16
إِلَّآ
illa
hariç
ancak
17
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
19
أَلَّا
ella
olmamasını
maması, diye
23
فَإِنۡ
fe-in
öyleyse eğer
şayet, koşuluyla
25
أَلَّا
ella
olmamasını
maması, diye
29
فَلَا
fe-la
o halde değil
hayır, yok
31
عَلَيۡهِمَا
'aleyhima
o ikisinin üzerine
karşı, hakkında
32
فِيمَا
fima
içinde
hakkında, şeyde
34
بِهِۦ
bi-hi
onunla
ona, onun vasıtasıyla
35
تِلۡكَ
tilke
şu
o
38
فَلَا
fe-la
o halde değil
hayır, yok
39
تَعۡتَدُوهَا
ta'teduha
40
وَمَن
ve-men
ve kim
her kim, o kişi ki
44
فَأُوْلَـٰٓئِكَ
fe-ulaike
ve işte onlar
şunlar
45
هُمُ
humu
onlar
kendileri
46
ٱلظَّـٰلِمُونَ
ez-zalimune