548
Kullanım
6
Lemma
248
Türev
196
Anlam
6 lemma, 248 türev form
Örnek Ayetler (5 / 31)
Bakara 2:101
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا جَآءَهُمۡ رَسُولٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٞ لِّمَا مَعَهُمۡ نَبَذَ فَرِيقٞ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمۡ كَأَنَّهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Ve onlarla beraber olan şeyi doğrulayıcı bir resul Allah'ın katından onlara geldiğinde, kitap verilen kimselerden bir grup sanki onlar bilmiyorlar gibi Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına attı.
Bakara 2:144
·
Kuran-ı Kerim
قَدۡ نَرَىٰ تَقَلُّبَ وَجۡهِكَ فِي ٱلسَّمَآءِۖ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبۡلَةٗ تَرۡضَىٰهَاۚ فَوَلِّ وَجۡهَكَ شَطۡرَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِۚ وَحَيۡثُ مَا كُنتُمۡ فَوَلُّواْ وُجُوهَكُمۡ شَطۡرَهُۥۗ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ لَيَعۡلَمُونَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّهِمۡۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعۡمَلُونَ
Kesinlikle senin yüzünün göğün içinde dönmesini görüyoruz. Bunun üzerine kesinlikle seni ondan razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bunun üzerine yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve her nerede olursanız, bunun üzerine yüzlerinizi onun tarafına çevirin. Ve şüphesiz kitap verilen kimseler, şüphesiz onun Rablerinden gerçek olduğunu kesinlikle bilirler. Ve Allah yapıyor oldukları şeyden habersiz değildir.
Bakara 2:145
·
Kuran-ı Kerim
وَلَئِنۡ أَتَيۡتَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٖ مَّا تَبِعُواْ قِبۡلَتَكَۚ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٖ قِبۡلَتَهُمۡۚ وَمَا بَعۡضُهُم بِتَابِعٖ قِبۡلَةَ بَعۡضٖۚ وَلَئِنِ ٱتَّبَعۡتَ أَهۡوَآءَهُم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِ إِنَّكَ إِذٗا لَّمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve eğer kitap verilen kimselere her ayeti getirsen, senin kıblene uymazlar. Ve sen onların kıblesine uyacak değilsin. Ve onların bir kısmı bir kısmının kıblesine uyacak değildir. Ve sana bilgiden gelenden sonra eğer onların arzularına uyarsan, şüphesiz sen o zaman kesinlikle zalimlerdensin.
Ali İmran 3:19
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلۡإِسۡلَٰمُۗ وَمَا ٱخۡتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Ve kendilerine kitap verilenler, ancak onlara ilim geldikten sonra aralarındaki azgınlıktan dolayı ayrılığa düştüler. Ve kim Allah'ın ayetlerini örterse, şüphesiz Allah hesabı hızlı olandır.
Ali İmran 3:20
·
Kuran-ı Kerim
فَإِنۡ حَآجُّوكَ فَقُلۡ أَسۡلَمۡتُ وَجۡهِيَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِۗ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡأُمِّيِّـۧنَ ءَأَسۡلَمۡتُمۡۚ فَإِنۡ أَسۡلَمُواْ فَقَدِ ٱهۡتَدَواْۖ وَّإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ
Eğer seninle tartışırlarsa de ki: 'Ben yüzümü Allah'a teslim ettim ve bana uyanlar da.' Ve kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de ki: 'Teslim oldunuz mu?' Eğer teslim olurlarsa kesinlikle doğru yolu bulmuşlardır. Ve eğer yüz çevirirlerse, senin üzerine düşen ancak bildirmektir. Ve Allah kulları Görendir.
Örnek Ayetler (5 / 17)
Bakara 2:53
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡفُرۡقَانَ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ
Ve yol bulursunuz diye Musa'ya kitabı ve furkanı vermiştik.
Bakara 2:87
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ وَقَفَّيۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِۦ بِٱلرُّسُلِۖ وَءَاتَيۡنَا عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدۡنَٰهُ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِۗ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمۡ رَسُولُۢ بِمَا لَا تَهۡوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ فَفَرِيقٗا كَذَّبۡتُمۡ وَفَرِيقٗا تَقۡتُلُونَ
Ve kesinlikle Musa'ya kitabı verdik ve ondan sonra resulleri ardı sıra gönderdik. Ve Meryem oğlu İsa'ya açık kanıtları verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. Bunun üzerine her ne zaman bir resul size nefslerinizin arzulamadığı şeyle gelse büyüklük tasladınız; bunun üzerine bir grubu yalanladınız ve bir grubu katlediyorsunuz.
En'am 6:154
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِيٓ أَحۡسَنَ وَتَفۡصِيلٗا لِّكُلِّ شَيۡءٖ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٗ لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ
Sonra iyilik yapan kimsenin üzerine tamamlayıcı olarak, her şey için bir açıklama, bir yol gösterme ve bir merhamet olarak Musa'ya kitabı verdik; umulur ki onlar Rablerinin karşılaşmasına inanırlar.
Hud 11:110
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ فَٱخۡتُلِفَ فِيهِۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةٞ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَقُضِيَ بَيۡنَهُمۡۚ وَإِنَّهُمۡ لَفِي شَكّٖ مِّنۡهُ مُرِيبٖ
Ve kesinlikle Musa'ya kitabı verdik, böylece onda ayrılığa düşüldü. Ve eğer Rabbinden geçmiş bir söz olmasaydı, kesinlikle aralarında hüküm verilirdi. Ve şüphesiz onlar ondan kuşku verici bir şüphe içindedirler.
İsra 17:101
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ تِسۡعَ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتٖۖ فَسۡـَٔلۡ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ إِذۡ جَآءَهُمۡ فَقَالَ لَهُۥ فِرۡعَوۡنُ إِنِّي لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسۡحُورٗا
Andolsun Musa'ya dokuz açık ayet verdik. İsrail oğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona demişti: 'Ey Musa, şüphesiz ben senin kesinlikle büyülenmiş olduğun zannındayım.'
Örnek Ayetler (4 / 14)
Bakara 2:136
·
Kuran-ı Kerim
قُولُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبۡرَٰهِـۧمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِيَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّنۡهُمۡ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ
Deyin: 'Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlara indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene ve nebilere Rablerinden verilene inandık, onlardan hiçbirinin arasını ayırmayız ve biz ona Müslümanlarız.'
Bakara 2:269
·
Kuran-ı Kerim
يُؤۡتِي ٱلۡحِكۡمَةَ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُؤۡتَ ٱلۡحِكۡمَةَ فَقَدۡ أُوتِيَ خَيۡرٗا كَثِيرٗاۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ
Dilediği kimseye hikmeti verir. Ve kime hikmet verilirse muhakkak ona çok bir iyilik verilmiştir. Ve özlerin sahipleri hariç hatırlamazlar.
Ali İmran 3:84
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّنۡهُمۡ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ
De ki: 'Allah'a ve bize indirilene; ve İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunların üzerine indirilene; ve Musa'ya, İsa'ya ve nebilere onların Rabbinden verilene inandık. Onlardan hiçbirinin arasını ayırmayız. Ve biz O'na Müslümanlarız.'
En'am 6:124
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ
Ve onlara bir ayet geldiği zaman dediler: 'Allah'ın resullerine verilen şeyin benzeri bize verilene kadar asla inanmayacağız.' Allah kendi elçiliğini nereye kılacağını en iyi bilendir. Suç işleyen kimselere, tuzak kurmuş oldukları şey sebebiyle Allah'ın katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir.
Örnek Ayetler (5 / 11)
Bakara 2:43
·
Kuran-ı Kerim
وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرۡكَعُواْ مَعَ ٱلرَّـٰكِعِينَ
Ve salatı ayağa kaldırın, zekatı verin ve rüku edenlerle beraber rüku edin.
Bakara 2:83
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ لَا تَعۡبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَانٗا وَذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسۡنٗا وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلٗا مِّنكُمۡ وَأَنتُم مُّعۡرِضُونَ
Ve hani İsrail oğullarının sözünü almıştık: 'Allah hariç kulluk etmeyeceksiniz; anne babaya, yakınlık sahibine, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz; insanlara güzellik söyleyin, salatı ayağa kaldırın ve zekatı verin.' Sonra sizden azı hariç yüz çevirdiniz ve siz yüz çevirenlersiniz.
Bakara 2:110
·
Kuran-ı Kerim
وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَۚ وَمَا تُقَدِّمُواْ لِأَنفُسِكُم مِّنۡ خَيۡرٖ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ
Ve salatı ayağa kaldırın ve zekatı verin. Ve nefsleriniz için bir iyilikten ne öne sürerseniz onu Allah'ın katında bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptığınız şeyi Görendir.
Nisa 4:2
·
Kuran-ı Kerim
وَءَاتُواْ ٱلۡيَتَٰمَىٰٓ أَمۡوَٰلَهُمۡۖ وَلَا تَتَبَدَّلُواْ ٱلۡخَبِيثَ بِٱلطَّيِّبِۖ وَلَا تَأۡكُلُوٓاْ أَمۡوَٰلَهُمۡ إِلَىٰٓ أَمۡوَٰلِكُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ حُوبٗا كَبِيرٗا
Ve yetimlere mallarını verin. Ve kötüyü temiz olanla değiştirmeyin. Ve onların mallarını mallarınıza katarak yemeyin. Şüphesiz o, büyük bir günahtır.
Nisa 4:4
·
Kuran-ı Kerim
وَءَاتُواْ ٱلنِّسَآءَ صَدُقَٰتِهِنَّ نِحۡلَةٗۚ فَإِن طِبۡنَ لَكُمۡ عَن شَيۡءٖ مِّنۡهُ نَفۡسٗا فَكُلُوهُ هَنِيٓـٔٗا مَّرِيٓـٔٗا
Ve kadınlara mehirlerini bir hediye olarak verin. Fakat eğer ondan bir şeyden gönülden sizin için hoşnut olurlarsa, bunun üzerine onu afiyetle, sindire sindire yiyin.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Maide 5:46
·
Kuran-ı Kerim
وَقَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ مُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَ فِيهِ هُدٗى وَنُورٞ وَمُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَهُدٗى وَمَوۡعِظَةٗ لِّلۡمُتَّقِينَ
Ve onların izleri üzerine, iki ellerinin arasındaki Tevrat'tan olan şeyi doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı ardı sıra gönderdik. Ve ona, içinde bir yol gösterme ve bir aydınlık olan, iki ellerinin arasındaki Tevrat'tan olan şeyi doğrulayıcı olarak, sakınanlar için bir yol gösterme ve bir öğüt olan İncil'i verdik.
Nahl 16:122
·
Kuran-ı Kerim
وَءَاتَيۡنَٰهُ فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗۖ وَإِنَّهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Ve ona dünyada bir iyilik verdik ve şüphesiz o ahirette kesinlikle doğru olanlardandır.
Kehf 18:84
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَءَاتَيۡنَٰهُ مِن كُلِّ شَيۡءٖ سَبَبٗا
Şüphesiz biz onu yeryüzünde yerleştirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.
Meryem 19:12
·
Kuran-ı Kerim
يَٰيَحۡيَىٰ خُذِ ٱلۡكِتَٰبَ بِقُوَّةٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحُكۡمَ صَبِيّٗا
'Ey Yahya, kitabı kuvvetle al.' Ve ona bir çocukken hükmü verdik.
Enbiya 21:84
·
Kuran-ı Kerim
فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرّٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَٰبِدِينَ
Bunun üzerine ona cevap verdik ve ondaki zararı kaldırdık. Katımızdan bir merhamet ve kulluk edenler için bir hatırlatma olarak ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini verdik.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Bakara 2:121
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَتۡلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُوْلَـٰٓئِكَ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِهِۦ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
Kendilerine kitabı verdiğimiz kimseler, onu okunuşunun hakkıyla okurlar, işte onlar ona inanırlar. Ve kim onu örterse, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Bakara 2:146
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡرِفُونَهُۥ كَمَا يَعۡرِفُونَ أَبۡنَآءَهُمۡۖ وَإِنَّ فَرِيقٗا مِّنۡهُمۡ لَيَكۡتُمُونَ ٱلۡحَقَّ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ
Kendilerine kitabı verdiğimiz kimseler, onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ve şüphesiz onlardan bir grup, onlar biliyorken gerçeği kesinlikle gizlerler.
En'am 6:20
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡرِفُونَهُۥ كَمَا يَعۡرِفُونَ أَبۡنَآءَهُمُۘ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
Kendilerine kitabı verdiklerimiz, onu oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Nefslerini kaybedenler, işte onlar inanmazlar.
En'am 6:89
·
Kuran-ı Kerim
أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَۚ فَإِن يَكۡفُرۡ بِهَا هَـٰٓؤُلَآءِ فَقَدۡ وَكَّلۡنَا بِهَا قَوۡمٗا لَّيۡسُواْ بِهَا بِكَٰفِرِينَ
İşte onlar kitabı, hükmü ve nebiliği kendilerine verdiğimiz kimselerdir. Bunun üzerine eğer bunlar onu örterse, kesinlikle onu örtenler olmayan bir kavmi ona vekil kıldık.
En'am 6:114
·
Kuran-ı Kerim
أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡتَغِي حَكَمٗا وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مُفَصَّلٗاۚ وَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلٞ مِّن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ
Size kitabı ayrıntılı olarak indiren O iken, Allah'tan başkasını mı bir hakem arayayım? Kendilerine kitabı verdiğimiz kimseler, şüphesiz onun Rabbinden gerçek ile indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse sakın şüphe edenlerden olma.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Bakara 2:87
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ وَقَفَّيۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِۦ بِٱلرُّسُلِۖ وَءَاتَيۡنَا عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدۡنَٰهُ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِۗ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمۡ رَسُولُۢ بِمَا لَا تَهۡوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ فَفَرِيقٗا كَذَّبۡتُمۡ وَفَرِيقٗا تَقۡتُلُونَ
Ve kesinlikle Musa'ya kitabı verdik ve ondan sonra resulleri ardı sıra gönderdik. Ve Meryem oğlu İsa'ya açık kanıtları verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. Bunun üzerine her ne zaman bir resul size nefslerinizin arzulamadığı şeyle gelse büyüklük tasladınız; bunun üzerine bir grubu yalanladınız ve bir grubu katlediyorsunuz.
Bakara 2:253
·
Kuran-ı Kerim
۞تِلۡكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖۘ مِّنۡهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُۖ وَرَفَعَ بَعۡضَهُمۡ دَرَجَٰتٖۚ وَءَاتَيۡنَا عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدۡنَٰهُ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِۗ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخۡتَلَفُواْ فَمِنۡهُم مَّنۡ ءَامَنَ وَمِنۡهُم مَّن كَفَرَۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلُواْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يُرِيدُ
İşte bu resuller, onların bir kısmını bir kısmının üzerine üstün kıldık. Allah'ın konuştuğu kimse onlardandır ve onların bir kısmını derecelerle yükseltti. Ve Meryem oğlu İsa'ya açık delilleri verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Ve eğer Allah dileseydi, açık deliller onlara geldikten sonra onlardan sonraki kimseler savaşmazdı; fakat ayrılığa düştüler. Böylece inanan kimse onlardandır ve örten kimse onlardandır. Ve eğer Allah dileseydi savaşmazlardı, fakat Allah istediği şeyi yapar.
Nisa 4:153
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡـَٔلُكَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيۡهِمۡ كِتَٰبٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِۚ فَقَدۡ سَأَلُواْ مُوسَىٰٓ أَكۡبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓاْ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلۡمِهِمۡۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُواْ ٱلۡعِجۡلَ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ فَعَفَوۡنَا عَن ذَٰلِكَۚ وَءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ سُلۡطَٰنٗا مُّبِينٗا
Kitap ehli, gökten onlara bir kitap indirmeni senden istiyor. Kesinlikle Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve 'Allah'ı bize açıkça göster' demişlerdi. Bunun üzerine zulümleri sebebiyle onları yıldırım yakaladı. Sonra açık deliller onlara geldikten sonra buzağıyı edindiler. Bunun üzerine bunu sildik ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.
Nisa 4:163
·
Kuran-ı Kerim
۞إِنَّآ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ كَمَآ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ نُوحٖ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعۡدِهِۦۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيۡمَٰنَۚ وَءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ زَبُورٗا
Şüphesiz biz Nuh'a ve ondan sonraki nebilere vahiy ettiğimiz gibi sana vahiy ettik. Ve İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, torunlara, İsa'ya, Eyyup'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahiy ettik. Ve Davut'a Zebur'u verdik.
İsra 17:2
·
Kuran-ı Kerim
وَءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ وَجَعَلۡنَٰهُ هُدٗى لِّبَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُواْ مِن دُونِي وَكِيلٗا
Ve Musa'ya kitabı verdik ve 'Benden başkasını bir vekil edinmeyin' diye onu İsrail oğulları için bir yol gösterme kıldık.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Nahl 16:55
·
Kuran-ı Kerim
لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡۚ فَتَمَتَّعُواْ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
Onlara verdiğimizi örtmeleri için. O halde yararlanın, yakında bileceksiniz.
Ankebut 29:66
·
Kuran-ı Kerim
لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ وَلِيَتَمَتَّعُواْۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
Onlara verdiğimizi örtmeleri ve faydalanmaları için. Yakında bilecekler.
Rum 30:34
·
Kuran-ı Kerim
لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡۚ فَتَمَتَّعُواْ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
Onlara verdiğimizi örtmeleri için. Böylece faydalanın, yakında bileceksiniz.
Sebe 34:45
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ وَمَا بَلَغُواْ مِعۡشَارَ مَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ فَكَذَّبُواْ رُسُلِيۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ
Ve onlardan öncekiler yalanladı. Ve onlara verdiklerimizin onda birine ulaşmadılar. Böylece resullerimi yalanladılar. O halde inkarım nasıl oldu?
Fatır 35:40
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُواْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ لَهُمۡ شِرۡكٞ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَمۡ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ كِتَٰبٗا فَهُمۡ عَلَىٰ بَيِّنَتٖ مِّنۡهُۚ بَلۡ إِن يَعِدُ ٱلظَّـٰلِمُونَ بَعۡضُهُم بَعۡضًا إِلَّا غُرُورًا
De ki: 'Allah'ın dışında çağırdığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Yerden ne yarattılar bana gösterin. Yoksa göklerde onlar için bir ortaklık mı var? Yoksa onlara bir kitap verdik de ondan bir açık delil üzerinde midirler?' Aksine zalimler birbirlerine aldanıştan başka bir şey vaat etmiyorlar.
Örnek Ayetler (5)
Ali İmran 3:170
·
Kuran-ı Kerim
فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَيَسۡتَبۡشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمۡ يَلۡحَقُواْ بِهِم مِّنۡ خَلۡفِهِمۡ أَلَّا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
Allah'ın lütfundan onlara verdiği şeyle sevinçlidirler ve arkalarından onlara katılmayanlara, onlara korku olmadığını ve onların üzülmeyeceklerini müjdelerler.
Ali İmran 3:180
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبۡخَلُونَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ هُوَ خَيۡرٗا لَّهُمۖ بَلۡ هُوَ شَرّٞ لَّهُمۡۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُواْ بِهِۦ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٞ
Allah'ın lütfundan onlara verdiği şeyde cimrilik edenler onun kendileri için hayırlı olduğunu zannetmesinler. Aksine o onlar için şerdir. Cimrilik ettikleri şey kalkış günü boyunlarına dolanacaktır. Ve göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Nisa 4:37
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ يَبۡخَلُونَ وَيَأۡمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلۡبُخۡلِ وَيَكۡتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۗ وَأَعۡتَدۡنَا لِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابٗا مُّهِينٗا
O kimseler ki cimrilik ederler, insanlara cimriliği emrederler ve Allah'ın O'nun lütfundan onlara verdiği şeyi gizlerler. Ve örtenler için alçaltıcı bir azap hazırladık.
Nisa 4:54
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ يَحۡسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۖ فَقَدۡ ءَاتَيۡنَآ ءَالَ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَءَاتَيۡنَٰهُم مُّلۡكًا عَظِيمٗا
Yoksa Allah'ın O'nun lütfundan onlara verdiği şeye üzerine insanları kıskanıyorlar mı? Kesinlikle biz İbrahim'in ailesine kitabı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir egemenlik verdik.
Tevbe 9:59
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ رَضُواْ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُواْ حَسۡبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤۡتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ
Ve eğer onlar Allah'ın ve O'nun resulünün onlara verdiğine razı olsalardı ve 'Allah bize yeter, Allah kendi lütfundan bize verecektir ve O'nun resulü de; şüphesiz biz Allah'ı arzulayanlarız' deselerdi.
Örnek Ayetler (5)
Ali İmran 3:73
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تُؤۡمِنُوٓاْ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمۡ قُلۡ إِنَّ ٱلۡهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤۡتَىٰٓ أَحَدٞ مِّثۡلَ مَآ أُوتِيتُمۡ أَوۡ يُحَآجُّوكُمۡ عِندَ رَبِّكُمۡۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٞ
Ve dininize uyan kimseden başkasına güvenmeyin. De ki: 'Şüphesiz yol gösterme Allah'ın yol göstermesidir.' Size verilenin benzerinin bir kimseye verilmesine veya Rabbinizin katında sizinle tartışmalarına. De ki: 'Şüphesiz lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediği kimseye verir. Ve Allah Geniş'tir, Bilen'dir.'
Maide 5:54
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَن يَرۡتَدَّ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَسَوۡفَ يَأۡتِي ٱللَّهُ بِقَوۡمٖ يُحِبُّهُمۡ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوۡمَةَ لَآئِمٖۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
Ey inanan kimseler, sizden kim dininden dönerse, o halde ileride Allah, O'nun onları sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlar üzerine alçakgönüllü, örtenler üzerine üstün bir kavim getirir. Allah'ın yolunda çabalarlar ve bir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimseye verir. Ve Allah Geniş'tir, Bilen'dir.
Hadid 57:21
·
Kuran-ı Kerim
سَابِقُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أُعِدَّتۡ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
Rabbinizden bir örtmeye ve genişliği göğün ve yerin genişliği gibi olan, Allah'a ve O'nun resullerine inananlar için hazırlanmış bir bahçeye doğru yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimseye verir. Ve Allah büyük lütfun sahibidir.
Hadid 57:29
·
Kuran-ı Kerim
لِّئَلَّا يَعۡلَمَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَلَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini ve şüphesiz lütfun Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye verdiğini bilsin diye. Ve Allah büyük lütfun sahibidir.
Cuma 62:4
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
Bu, Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimseye verir. Ve Allah büyük lütuf sahibidir.
Örnek Ayetler (5)
Maide 5:55
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمۡ رَٰكِعُونَ
Sizin koruyucunuz ancak Allah'tır, O'nun resulüdür ve inanan kimselerdir; salatı ayağa kaldıran, zekatı veren ve ruku eden kimseler.
A'raf 7:156
·
Kuran-ı Kerim
۞وَٱكۡتُبۡ لَنَا فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِنَّا هُدۡنَآ إِلَيۡكَۚ قَالَ عَذَابِيٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنۡ أَشَآءُۖ وَرَحۡمَتِي وَسِعَتۡ كُلَّ شَيۡءٖۚ فَسَأَكۡتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤۡمِنُونَ
Ve bizim için bu dünyanın içinde iyilik ve ahiretin içinde iyilik yaz; şüphesiz biz Sana döndük. Dedi: 'Azabım, onu dilediğim kimseye isabet ettiririm ve merhametim her şeyi kuşatmıştır. Bunun üzerine onu sakınan, zekatı veren ve ayetlerimize inanan kimseler için yazacağım.'
Tevbe 9:71
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضٖۚ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓۚ أُوْلَـٰٓئِكَ سَيَرۡحَمُهُمُ ٱللَّهُۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ
Ve inanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin koruyucularıdır. İyiliği emrederler ve kötülükten alıkoyarlar, salatı ayağa kaldırırlar, zekatı verirler ve Allah'a ve O'nun resulüne itaat ederler. İşte onlar, Allah onlara merhamet edecektir. Şüphesiz Allah Üstündür, Hikmetlidir.
Neml 27:3
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ يُوقِنُونَ
O kimseler ki salatı ayakta tutarlar ve zekatı verirler; ve onlar ahirete kesin olarak inanırlar.
Lokman 31:4
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ يُوقِنُونَ
O kimseler ki salatı dik tutarlar ve zekatı verirler; ve onlar ahirete kesin olarak inanırlar.
Örnek Ayetler (5)
A'raf 7:175
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱلَّذِيٓ ءَاتَيۡنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنۡهَا فَأَتۡبَعَهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
Ve onlara ayetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku. Bunun üzerine onlardan sıyrılıp çıktı, bunun üzerine şeytan onu peşine taktı, böylece azgınlardan oldu.
Yusuf 12:22
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيۡنَٰهُ حُكۡمٗا وَعِلۡمٗاۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Ve o en güçlü çağına ulaştığında, ona hüküm ve bilgi verdik. Ve iyilik edenleri böylece karşılıklandırırız.
Kehf 18:65
·
Kuran-ı Kerim
فَوَجَدَا عَبۡدٗا مِّنۡ عِبَادِنَآ ءَاتَيۡنَٰهُ رَحۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَا وَعَلَّمۡنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلۡمٗا
Böylece kullarımızdan bir kul buldular; ona katımızdan bir merhamet vermiştik ve ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Enbiya 21:74
·
Kuran-ı Kerim
وَلُوطًا ءَاتَيۡنَٰهُ حُكۡمٗا وَعِلۡمٗا وَنَجَّيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِي كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡخَبَـٰٓئِثَۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٖ فَٰسِقِينَ
Ve Lut'a, ona bir hüküm ve bir ilim verdik. Ve onu kötülükleri yapan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar yoldan çıkanlar olan kötülük kavmiydiler.
Kasas 28:14
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَٱسۡتَوَىٰٓ ءَاتَيۡنَٰهُ حُكۡمٗا وَعِلۡمٗاۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Ve gücüne ulaşıp olgunlaştığında ona bir hüküm ve bir bilgi verdik. Ve iyilik edenlere işte böyle karşılık veririz.
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:229
·
Kuran-ı Kerim
ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِۖ فَإِمۡسَاكُۢ بِمَعۡرُوفٍ أَوۡ تَسۡرِيحُۢ بِإِحۡسَٰنٖۗ وَلَا يَحِلُّ لَكُمۡ أَن تَأۡخُذُواْ مِمَّآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ شَيۡـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِۖ فَإِنۡ خِفۡتُمۡ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَا فِيمَا ٱفۡتَدَتۡ بِهِۦۗ تِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعۡتَدُوهَاۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
Boşanma iki defadır; sonra uygun şekilde tutmak veya iyilikle serbest bırakmak gerekir. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız size helal olmaz; ancak ikisinin Allah'ın sınırlarını koruyamamalarından korkmaları hariç. Eğer ikisinin Allah'ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarsanız, kadının fidye olarak verdiğinde ikisinin üzerine günah yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, onları aşmayın. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, işte onlar zalimlerdir.
Nisa 4:19
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا يَحِلُّ لَكُمۡ أَن تَرِثُواْ ٱلنِّسَآءَ كَرۡهٗاۖ وَلَا تَعۡضُلُوهُنَّ لِتَذۡهَبُواْ بِبَعۡضِ مَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ إِلَّآ أَن يَأۡتِينَ بِفَٰحِشَةٖ مُّبَيِّنَةٖۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِۚ فَإِن كَرِهۡتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكۡرَهُواْ شَيۡـٔٗا وَيَجۡعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيۡرٗا كَثِيرٗا
Ey inanan kimseler, kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal olmaz. Ve apaçık bir fuhuş yapmaları hariç, onlara verdiğiniz şeyin bazısını götürmeniz için onları engellemeyin. Ve onlarla bilinenle geçinin. Fakat eğer onlardan hoşlanmazsanız, bunun üzerine umulur ki bir şeyden hoşlanmazsınız ve Allah onun içinde çok bir hayır kılar.
Maide 5:5
·
Kuran-ı Kerim
ٱلۡيَوۡمَ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُۖ وَطَعَامُ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حِلّٞ لَّكُمۡ وَطَعَامُكُمۡ حِلّٞ لَّهُمۡۖ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحۡصِنِينَ غَيۡرَ مُسَٰفِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِيٓ أَخۡدَانٖۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِٱلۡإِيمَٰنِ فَقَدۡ حَبِطَ عَمَلُهُۥ وَهُوَ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
Bugün temiz şeyler size helal kılındı. Ve kitap verilen kimselerin yiyeceği size helaldir ve sizin yiyeceğiniz onlara helaldir. Ve inanan kadınlardan iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilen kimselerden iffetli kadınlar, zina edenler ve gizli dostlar edinenler olmadan iffetliler olarak onların ödüllerini onlara verdiğiniz zaman. Ve kim inancı örterse, böylece kesinlikle onun işi boşa gitmiştir ve o ahiret içinde hüsrana uğrayanlardandır.
Mümtehine 60:10
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا جَآءَكُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ مُهَٰجِرَٰتٖ فَٱمۡتَحِنُوهُنَّۖ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِإِيمَٰنِهِنَّۖ فَإِنۡ عَلِمۡتُمُوهُنَّ مُؤۡمِنَٰتٖ فَلَا تَرۡجِعُوهُنَّ إِلَى ٱلۡكُفَّارِۖ لَا هُنَّ حِلّٞ لَّهُمۡ وَلَا هُمۡ يَحِلُّونَ لَهُنَّۖ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُواْۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّۚ وَلَا تُمۡسِكُواْ بِعِصَمِ ٱلۡكَوَافِرِ وَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقۡتُمۡ وَلۡيَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقُواْۚ ذَٰلِكُمۡ حُكۡمُ ٱللَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡۖ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ
Ey inananlar, inanan kadınlar göçmenler olarak size geldiğinde onları sınayın. Allah onların inançlarını en iyi bilendir. Eğer onların inanan kadınlar olduklarını bilirseniz, onları örtenlere geri döndürmeyin. Ne onlar onlara helaldir ne de onlar onlara helal olurlar. Ve harcadıklarını onlara verin. Ve onlara ücretlerini verdiğinizde, onları nikahlamanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve örten kadınların bağlarını tutmayın. Ve harcadıklarınızı isteyin, onlar da harcadıklarını istesinler. İşte bu Allah'ın hükmüdür; aranızda hükmeder. Ve Allah Bilen'dir, Hikmetli'dir.
Örnek Ayetler (4)
Maide 5:48
·
Kuran-ı Kerim
وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَمُهَيۡمِنًا عَلَيۡهِۖ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ لِكُلّٖ جَعَلۡنَا مِنكُمۡ شِرۡعَةٗ وَمِنۡهَاجٗاۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ وَلَٰكِن لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۖ فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعٗا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ
Ve sana kitab'ı, iki ellerinin arasındaki kitab'tan olan şeyi doğrulayıcı olarak ve onun üzerine koruyup gözeten olarak gerçekle indirdik. O halde aralarında Allah'ın indirdiği şeyle hükmet ve sana gelen gerçekten onların arzularına uyma. Sizden her biri için bir yol ve bir yöntem kıldık. Ve eğer Allah dileseydi kesinlikle sizi tek bir ümmet kılardı ve lakin size verdiği şey içinde sizi sınamak içindir. O halde iyiliklerde yarışın. Dönüşünüz tamamen Allah'adır, böylece onda ayrılığa düştüğünüz şeyi size haber verir.
En'am 6:165
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَكُمۡ خَلَـٰٓئِفَ ٱلۡأَرۡضِ وَرَفَعَ بَعۡضَكُمۡ فَوۡقَ بَعۡضٖ دَرَجَٰتٖ لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۗ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ ٱلۡعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٞ رَّحِيمُۢ
Ve sizi yerin halifeleri kılan ve size verdiği şeyin içinde sizi sınamak için bazınızı bazınızın üzerine derecelerle yükselten O'dur. Şüphesiz senin Rabbin cezası hızlıdır ve şüphesiz O kesinlikle Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Nur 24:33
·
Kuran-ı Kerim
وَلۡيَسۡتَعۡفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغۡنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۗ وَٱلَّذِينَ يَبۡتَغُونَ ٱلۡكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُمۡ فَكَاتِبُوهُمۡ إِنۡ عَلِمۡتُمۡ فِيهِمۡ خَيۡرٗاۖ وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِيٓ ءَاتَىٰكُمۡۚ وَلَا تُكۡرِهُواْ فَتَيَٰتِكُمۡ عَلَى ٱلۡبِغَآءِ إِنۡ أَرَدۡنَ تَحَصُّنٗا لِّتَبۡتَغُواْ عَرَضَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَمَن يُكۡرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعۡدِ إِكۡرَٰهِهِنَّ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Ve bir nikah bulamayan kimseler, Allah lütfundan onları zenginleştirene kadar iffetli davransın. Ve sağ ellerinizin sahip olduklarından yazışmayı arayan kimseler; eğer onlarda bir iyilik bildinizse, o halde onlarla yazışın. Ve Allah'ın size verdiği malından onlara verin. Ve dünya hayatının geçici malını aramanız için, eğer korunmayı istedilerse genç kızlarınızı fuhşun üzerine zorlamayın. Ve kim onları zorlarsa, o halde şüphesiz Allah onların zorlanmasından sonra Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Hadid 57:23
·
Kuran-ı Kerim
لِّكَيۡلَا تَأۡسَوۡاْ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمۡ وَلَا تَفۡرَحُواْ بِمَآ ءَاتَىٰكُمۡۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخۡتَالٖ فَخُورٍ
Kaçırdığınız şeylere üzülmeyesiniz ve size verdiği şeylerle sevinmeyesiniz diye. Ve Allah hiçbir kibirleneni, övüneni sevmez.
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:277
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
Şüphesiz inanan, doğruları yapan, salatı ayağa kaldıran ve zekatı veren kimseler; onların ödülü Rablerinin katındadır. Ve onların üzerine korku yoktur ve onlar üzülmezler.
Tevbe 9:5
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلۡأَشۡهُرُ ٱلۡحُرُمُ فَٱقۡتُلُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ حَيۡثُ وَجَدتُّمُوهُمۡ وَخُذُوهُمۡ وَٱحۡصُرُوهُمۡ وَٱقۡعُدُواْ لَهُمۡ كُلَّ مَرۡصَدٖۚ فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّواْ سَبِيلَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Haram aylar sıyrılıp çıkınca ortak koşanları onları bulduğunuz yerde katledin, onları yakalayın, onları kuşatın ve her gözetleme yerinde onlara oturun. Eğer dönerlerse, salatı ikame ederlerse ve zekatı verirlerse yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah Örtendir, Merhameti Kesintisizdir.
Tevbe 9:11
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخۡوَٰنُكُمۡ فِي ٱلدِّينِۗ وَنُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ
Eğer dönerlerse, salatı ayağa kaldırırlarsa ve zekatı verirlerse, dinde kardeşlerinizdir. Ve bilen bir topluluk için ayetleri ayrıntılı açıklarız.
Hac 22:41
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّـٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُواْ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَنَهَوۡاْ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۗ وَلِلَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ
Yerin içinde onlara imkan verirsek salatı ayağa kaldıran, zekatı veren, bilineni emreden ve bilinmeyenden yasaklayan kimseler; ve işlerin sonu Allah'ındır.
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:200
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا قَضَيۡتُم مَّنَٰسِكَكُمۡ فَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَذِكۡرِكُمۡ ءَابَآءَكُمۡ أَوۡ أَشَدَّ ذِكۡرٗاۗ فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِي ٱلدُّنۡيَا وَمَا لَهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنۡ خَلَٰقٖ
İbadetlerinizi tamamladığınızda, babalarınızı andığınız gibi veya daha şiddetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: 'Rabbimiz, bize dünyada ver' der. Onun ahirette hiçbir payı yoktur.
Bakara 2:201
·
Kuran-ı Kerim
وَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ حَسَنَةٗ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
Onlardan kimisi de: 'Rabbimiz, bize dünyada iyilik ve ahirette iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru' der.
Kehf 18:10
·
Kuran-ı Kerim
إِذۡ أَوَى ٱلۡفِتۡيَةُ إِلَى ٱلۡكَهۡفِ فَقَالُواْ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةٗ وَهَيِّئۡ لَنَا مِنۡ أَمۡرِنَا رَشَدٗا
Gençler mağaraya sığınmıştı; bunun üzerine demişlerdi: 'Rabbimiz, bize kendi katından bir merhamet ver ve bizim için işimizden bir doğruluk hazırla.'
Kehf 18:62
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدۡ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبٗا
Bunun üzerine geçtikleri zaman kendi gencine dedi: 'Bize yemeğimizi getir. Kesinlikle bu yolculuğumuzdan bir yorgunlukla karşılaştık.'
Örnek Ayetler (2)
Bakara 2:233
·
Kuran-ı Kerim
۞وَٱلۡوَٰلِدَٰتُ يُرۡضِعۡنَ أَوۡلَٰدَهُنَّ حَوۡلَيۡنِ كَامِلَيۡنِۖ لِمَنۡ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَۚ وَعَلَى ٱلۡمَوۡلُودِ لَهُۥ رِزۡقُهُنَّ وَكِسۡوَتُهُنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِۚ لَا تُكَلَّفُ نَفۡسٌ إِلَّا وُسۡعَهَاۚ لَا تُضَآرَّ وَٰلِدَةُۢ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوۡلُودٞ لَّهُۥ بِوَلَدِهِۦۚ وَعَلَى ٱلۡوَارِثِ مِثۡلُ ذَٰلِكَۗ فَإِنۡ أَرَادَا فِصَالًا عَن تَرَاضٖ مِّنۡهُمَا وَتَشَاوُرٖ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَاۗ وَإِنۡ أَرَدتُّمۡ أَن تَسۡتَرۡضِعُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُمۡ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ إِذَا سَلَّمۡتُم مَّآ ءَاتَيۡتُم بِٱلۡمَعۡرُوفِۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ
Anneler, emzirmeyi tamamlamak isteyen kimse için çocuklarını tam iki yıl emzirirler. Onların uygun şekilde rızkı ve giyimi, çocuk kendisinin olanın üzerinedir. Hiçbir nefs kapasitesinden fazlasıyla yükümlü tutulmaz. Bir anne çocuğu sebebiyle, çocuk kendisinin olan da çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. Mirasçının üzerine de bunun gibisi vardır. Eğer ikisi karşılıklı rıza ve danışma ile ayırmak isterlerse, ikisinin üzerine günah yoktur. Eğer çocuklarınızı emzirtmek isterseniz, verdiğinizi uygun şekilde teslim ettiğinizde sizin üzerinize günah yoktur. Allah'tan sakının ve şüphesiz Allah'ın yaptıklarınızı Gören olduğunu bilin.
Rum 30:39
·
Kuran-ı Kerim
وَمَآ ءَاتَيۡتُم مِّن رِّبٗا لِّيَرۡبُوَاْ فِيٓ أَمۡوَٰلِ ٱلنَّاسِ فَلَا يَرۡبُواْ عِندَ ٱللَّهِۖ وَمَآ ءَاتَيۡتُم مِّن زَكَوٰةٖ تُرِيدُونَ وَجۡهَ ٱللَّهِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُضۡعِفُونَ
İnsanların mallarında artsın diye faizden verdiğiniz şeyler Allah'ın katında artmaz. Allah'ın yüzünü isteyerek zekattan verdiğiniz şeylere gelince, işte onlar katlayanlardır.
Örnek Ayetler (3)
Bakara 2:247
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ لَهُمۡ نَبِيُّهُمۡ إِنَّ ٱللَّهَ قَدۡ بَعَثَ لَكُمۡ طَالُوتَ مَلِكٗاۚ قَالُوٓاْ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُ ٱلۡمُلۡكُ عَلَيۡنَا وَنَحۡنُ أَحَقُّ بِٱلۡمُلۡكِ مِنۡهُ وَلَمۡ يُؤۡتَ سَعَةٗ مِّنَ ٱلۡمَالِۚ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰهُ عَلَيۡكُمۡ وَزَادَهُۥ بَسۡطَةٗ فِي ٱلۡعِلۡمِ وَٱلۡجِسۡمِۖ وَٱللَّهُ يُؤۡتِي مُلۡكَهُۥ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٞ
Ve nebileri onlara 'Şüphesiz Allah size kral olarak Talut'u gönderdi' demişti. 'Biz egemenliğe ondan daha hak sahibiyken ve ona maldan genişlik verilmemişken, üzerimize egemenlik nasıl onun olur?' dediler. 'Şüphesiz Allah onu üzerinize seçti, bilgi ve beden içinde genişlik olarak onu artırdı' dedi. Ve Allah egemenliğini dilediği kimseye verir. Ve Allah Geniş'tir, Bilen'dir.
Bakara 2:269
·
Kuran-ı Kerim
يُؤۡتِي ٱلۡحِكۡمَةَ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُؤۡتَ ٱلۡحِكۡمَةَ فَقَدۡ أُوتِيَ خَيۡرٗا كَثِيرٗاۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ
Dilediği kimseye hikmeti verir. Ve kime hikmet verilirse muhakkak ona çok bir iyilik verilmiştir. Ve özlerin sahipleri hariç hatırlamazlar.
Leyl 92:18
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِي يُؤۡتِي مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
O ki arınmak için malını verir.
Örnek Ayetler (3)
Bakara 2:63
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَكُمۡ وَرَفَعۡنَا فَوۡقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱذۡكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
Ve sözleşmenizi almıştık ve üzerinize Tur'u yükseltmiştik: 'Size verdiğimizi kuvvetle alın ve içindekini hatırlayın, umulur ki siz sakınırsınız.'
Bakara 2:93
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَكُمۡ وَرَفَعۡنَا فَوۡقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱسۡمَعُواْۖ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَعَصَيۡنَا وَأُشۡرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ ٱلۡعِجۡلَ بِكُفۡرِهِمۡۚ قُلۡ بِئۡسَمَا يَأۡمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
Ve hani sözünüzü almıştık ve dağı üzerinize kaldırmıştık: 'Size verdiğimiz şeyi kuvvetle alın ve işitin.' Dediler: 'İşittik ve isyan ettik.' Ve örtmeleri sebebiyle kalplerinin içine buzağı içirildiler. De ki: 'Eğer inananlar idiyseniz, inancınızın size onu emrettiği şey ne kötüdür!'
A'raf 7:171
·
Kuran-ı Kerim
۞وَإِذۡ نَتَقۡنَا ٱلۡجَبَلَ فَوۡقَهُمۡ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٞ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُۥ وَاقِعُۢ بِهِمۡ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱذۡكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
Ve dağı onların üzerine sanki o bir gölgelikmiş gibi kaldırmıştık ve onun kendi üzerlerine düşeceği zannında bulunmuşlardı: 'Size verdiğimizi kuvvetle alın ve onun içindekileri hatırlayın, umulur ki sakınırsınız.'
Örnek Ayetler (3)
Nisa 4:54
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ يَحۡسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۖ فَقَدۡ ءَاتَيۡنَآ ءَالَ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَءَاتَيۡنَٰهُم مُّلۡكًا عَظِيمٗا
Yoksa Allah'ın O'nun lütfundan onlara verdiği şeye üzerine insanları kıskanıyorlar mı? Kesinlikle biz İbrahim'in ailesine kitabı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir egemenlik verdik.
Duhan 44:33
·
Kuran-ı Kerim
وَءَاتَيۡنَٰهُم مِّنَ ٱلۡأٓيَٰتِ مَا فِيهِ بَلَـٰٓؤٞاْ مُّبِينٌ
Ve onlara ayetlerden, içinde apaçık bir sınama olanı verdik.
Casiye 45:17
·
Kuran-ı Kerim
وَءَاتَيۡنَٰهُم بَيِّنَٰتٖ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِۖ فَمَا ٱخۡتَلَفُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ
Ve onlara işten apaçık deliller verdik. Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki azgınlıktan dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, kalkış günü, içinde ayrılığa düşmekte oldukları şeylerde aralarında hüküm verecektir.