Kelime Analizi
(23)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | وَإِذۡ ve-iz | ve o zaman Zarf Zaman Zarfı hatırla ki, dığında | — |
2 | قَالَ kale | söyledi Fiil demek, konuşmak | ق و ل |
3 | مُوسَىٰ musa | Musa Özel İsim sudan çıkarılan | م و س |
4 | لِقَوۡمِهِۦ li-kavmihi | kalkanları için İsim topluluk, halk | ق و م |
5 | يَٰقَوۡمِ ya-kavmi | ey topluluğum İsim Harf (Edât) kavim, halk | ق و م |
6 | لِمَ li-me | ne için Zamir Soru Edatı için, niçin | — |
7 | تُؤۡذُونَنِي tu'zuneni | beni incitiyorsunuz Fiil zarar vermek, eziyet etmek | أ ذ ي |
8 | وَقَد ve-kad | ve kesinlikle İlgeç/Harf Harf (Edât) zaten, bazen | — |
9 | تَّعۡلَمُونَ ta'lemune | biliyorsunuz Fiil farkında olmak, tanımak | ع ل م |
10 | أَنِّي enni | şüphesiz ben Zamir gerçekten ben, ki ben | — |
11 | رَسُولُ resulu | elçi İsim gönderilen, mesaj taşıyan | ر س ل |
12 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
13 | إِلَيۡكُمۡ ileykum | size Zamir -e/-a (yönelme), doğru, kadar | — |
14 | فَلَمَّا fe-lemma | ve dığı zaman Zarf Zaman Zarfı olunca, henüz değil | — |
15 | زَاغُوٓاْ zagu | saptılar Fiil eğrilmek, yoldan çıkmak | ز ي غ |
16 | أَزَاغَ ezağa | saptırdı Fiil eğriltmek, yoldan çıkarmak | ز ي غ |
17 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
18 | قُلُوبَهُمۡ kulubehum | kalplerini İsim Harf (Edât) yürek, merkez | ق ل ب |
19 | وَٱللَّهُ va-llahu | ve Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
20 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
21 | يَهۡدِي yehdi | yol gösterir Fiil yol göstermek, iletmek | ه د ي |
22 | ٱلۡقَوۡمَ el-kavme | kalkanları İsim Harf (Edât) duranlar, topluluk, halk | ق و م |
23 | ٱلۡفَٰسِقِينَ el-fasikine | yoldan çıkanların İsim İsm-i Fâil yoldan çıkan, sınırı aşan | ف س ق |
1
وَإِذۡ
ve-iz
ve o zaman
hatırla ki, dığında
4
لِقَوۡمِهِۦ
li-kavmihi
6
لِمَ
li-me
ne için
için, niçin
7
تُؤۡذُونَنِي
tu'zuneni
8
وَقَد
ve-kad
ve kesinlikle
zaten, bazen
9
تَّعۡلَمُونَ
ta'lemune
10
أَنِّي
enni
şüphesiz ben
gerçekten ben, ki ben
13
إِلَيۡكُمۡ
ileykum
size
-e/-a (yönelme), doğru
14
فَلَمَّا
fe-lemma
ve dığı zaman
olunca, henüz değil
18
قُلُوبَهُمۡ
kulubehum
20
لَا
la
hayır
değil, yok
23
ٱلۡفَٰسِقِينَ
el-fasikine