Kelime Analizi
(30)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | وَلَوۡ ve-lev | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) olsa bile, keşke | — |
2 | جَعَلۡنَٰهُ ce'alnahu | yaptık onu Fiil kılmak, yerleştirmek | ج ع ل |
3 | قُرۡءَانًا kur'anen | okuma Özel İsim toplama, bir araya getirme | ق ر أ |
4 | أَعۡجَمِيّٗا a'cemiyyen | anlaşılmaz konuşan Sıfat Harf (Edât) yabancı, Arap olmayan | ع ج م |
5 | لَّقَالُواْ le-kalu | elbette söylediler Fiil konuşmak, demek | ق و ل |
6 | لَوۡلَا levla | eğer olmasaydı İlgeç/Harf Harf (Edât) neden değil | — |
7 | فُصِّلَتۡ fussilet | ayrıldı Fiil bölmek, açıklamak | ف ص ل |
8 | ءَايَٰتُهُۥٓ ayatuhu | onun işaretleri İsim belirti, mucize, ayet | أ ي ي |
9 | ءَا۬عۡجَمِيّٞ a'cemiyyun | anlaşılmaz konuşan İsim Arap olmayan, yabancı | ع ج م |
10 | وَعَرَبِيّٞ ve-arabiyyun | ve çöl bedevisi İsim açık ve net olan, Arapça | ع ر ب |
11 | قُلۡ kul | söyle Fiil demek, konuşmak | ق و ل |
12 | هُوَ huve | o Zamir kendisi | — |
13 | لِلَّذِينَ li-llezine | için olanlar Zamir İsm-i Mevsûl kimseler, şunlar | — |
14 | ءَامَنُواْ amenu | güvendiler Fiil inanmak, emniyette olmak | أ م ن |
15 | هُدٗى huden | yol göstermek İsim kılavuzluk, doğru yol | ه د ي |
16 | وَشِفَآءٞ ve-şifaun | ve iyileşme İsim şifa, deva | ش ف ي |
17 | وَٱلَّذِينَ ve-el-lezine | ve onlar ki Zamir İsm-i Mevsûl kimseler, olanlar | — |
18 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
19 | يُؤۡمِنُونَ yu'minune | güvenirler Fiil inanmak, tasdik etmek | أ م ن |
20 | فِيٓ fi | içinde Edat -de, hakkında | — |
21 | ءَاذَانِهِمۡ azanihim | kulakları İsim işitme organı, izin | أ ذ ن |
22 | وَقۡرٞ vekrun | ağırlık İsim sağırlık, saygınlık | و ق ر |
23 | وَهُوَ ve-huve | ve o Zamir oysa o, halihazırda o | — |
24 | عَلَيۡهِمۡ aleyhim | onların üzerine Zamir karşı, hakkında | — |
25 | عَمًى 'aman | körlüğün İsim görme kaybı, cehalet | ع م ي |
26 | أُوْلَـٰٓئِكَ ulaike | işte onlar Zamir İşaret Zamiri şunlar, bunlar | — |
27 | يُنَادَوۡنَ yunadevne | seslenilirler Fiil çağırmak, nida etmek | ن د ي |
28 | مِن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
29 | مَّكَانِۭ mekani | yerin İsim konum, durum | ك و ن |
30 | بَعِيدٖ baidin | uzak Sıfat mesafeli, ihtimal dışı | ب ع د |
1
وَلَوۡ
ve-lev
ve eğer
olsa bile, keşke
2
جَعَلۡنَٰهُ
ce'alnahu
3
قُرۡءَانًا
kur'anen
4
أَعۡجَمِيّٗا
a'cemiyyen
5
لَّقَالُواْ
le-kalu
6
لَوۡلَا
levla
eğer olmasaydı
neden değil
8
ءَايَٰتُهُۥٓ
ayatuhu
9
ءَا۬عۡجَمِيّٞ
a'cemiyyun
10
وَعَرَبِيّٞ
ve-arabiyyun
12
هُوَ
huve
o
kendisi
13
لِلَّذِينَ
li-llezine
için olanlar
kimseler, şunlar
14
ءَامَنُواْ
amenu
16
وَشِفَآءٞ
ve-şifaun
17
وَٱلَّذِينَ
ve-el-lezine
ve onlar ki
kimseler, olanlar
18
لَا
la
hayır
değil, yok
19
يُؤۡمِنُونَ
yu'minune
20
فِيٓ
fi
içinde
-de, hakkında
21
ءَاذَانِهِمۡ
azanihim
23
وَهُوَ
ve-huve
ve o
oysa o, halihazırda o
24
عَلَيۡهِمۡ
aleyhim
onların üzerine
karşı, hakkında
26
أُوْلَـٰٓئِكَ
ulaike
işte onlar
şunlar, bunlar
27
يُنَادَوۡنَ
yunadevne
28
مِن
min
-den/-dan
arasından, itibaren