Kelime Analizi
(64)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | وَٱلۡوَٰلِدَٰتُ ve'l-validatu | ve doğuranlar İsim İsm-i Fâil anne | و ل د |
2 | يُرۡضِعۡنَ yurdi'ne | emzirirler Fiil süt vermek | ر ض ع |
3 | أَوۡلَٰدَهُنَّ evladehunne | doğurulanlarını İsim Harf (Edât) çocuk, oğul, yavru | و ل د |
4 | حَوۡلَيۡنِ havleyni | iki yıl Zarf Zaman Zarfı yıl, etraf | ح و ل |
5 | كَامِلَيۡنِ kamileyni | tam Sıfat İsm-i Fâil eksiksiz, mükemmel | ك م ل |
6 | لِمَنۡ li-men | kim için Zamir İsm-i Mevsûl kimse, kişi | — |
7 | أَرَادَ erade | yöneldi Fiil istemek, dilemek | ر و د |
8 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
9 | يُتِمَّ yutimme | tamamlar Fiil bütünlemek, sona erdirmek | ت م م |
10 | ٱلرَّضَاعَةَ er-rada'ate | emmeyi İsim Harf (Edât) süt emme, emzirme | ر ض ع |
11 | وَعَلَى ve-ala | ve üzerine İlgeç/Harf Harf (Edât) üstüne, karşı | — |
12 | ٱلۡمَوۡلُودِ el-mevludi | doğurulmuş olanın İsim İsm-i Mef'ûl çocuk, yavru | و ل د |
13 | لَهُۥ le-hu | onun için Zamir ona, onun | — |
14 | رِزۡقُهُنَّ rizkuhunne | onların payı İsim rızık, yiyecek | ر ز ق |
15 | وَكِسۡوَتُهُنَّ ve-kisvetuhunne | ve giysileri İsim örtü, kıyafet | ك س و |
16 | بِٱلۡمَعۡرُوفِ bi-el-ma'rufi | bilinen ile İsim İsm-i Mef'ûl tanınan, uygun olan | ع ر ف |
17 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
18 | تُكَلَّفُ tukellefu | yüklenirsin Fiil sorumlu tutmak, zorlamak | ك ل ف |
19 | نَفۡسٌ nefsun | bir can İsim nefes, kendi | ن ف س |
20 | إِلَّا illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
21 | وُسۡعَهَا vus'aha | genişliğini İsim Harf (Edât) kapasite, güç | و س ع |
22 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
23 | تُضَآرَّ tudarra | zarar verilir Fiil sıkıntı vermek, daraltmak | ض ر ر |
24 | وَٰلِدَةُۢ validetun | doğuran İsim İsm-i Fâil anne | و ل د |
25 | بِوَلَدِهَا bi-velediha | çocuğu ile İsim yavru, evlat | و ل د |
26 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
27 | مَوۡلُودٞ mevlūdun | doğurulmuş İsim İsm-i Mef'ûl çocuk, yavru | و ل د |
28 | لَّهُۥ lehu | onun için Zamir ait, sahip | — |
29 | بِوَلَدِهِۦ bi-veledihi | ile çocuğu İsim evlat, yavru | و ل د |
30 | وَعَلَى ve-ala | ve üzerine İlgeç/Harf Harf (Edât) üstüne, karşı | — |
31 | ٱلۡوَارِثِ el-varisi | alanın İsim İsm-i Fâil mirasçı, devralan | و ر ث |
32 | مِثۡلُ mislu | benzeri İsim eş, örnek | م ث ل |
33 | ذَٰلِكَ zalike | şu Zamir İşaret Zamiri o, bu | — |
34 | فَإِنۡ fe-in | öyleyse eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, koşuluyla | — |
35 | أَرَادَا erada | yöneldiler Fiil istemek, arzulamak | ر و د |
36 | فِصَالًا fisalen | ayırmayı İsim Harf (Edât) sütten kesme, hüküm verme | ف ص ل |
37 | عَن an | -den/-dan Edat hakkında, uzaklaşarak | — |
38 | تَرَاضٖ teradin | karşılıklı hoşnutluk İsim Masdar (Fiil İsmi) anlaşma, rızalaşma | ر ض و |
39 | مِّنۡهُمَا minhuma | ikisinin içinden Zamir ikisi | — |
40 | وَتَشَاوُرٖ ve-teşavurin | ve danışmak İsim Masdar (Fiil İsmi) fikir alışverişi, danışmak | ش و ر |
41 | فَلَا fe-la | o halde değil İlgeç/Harf Harf (Edât) hayır, yok | — |
42 | جُنَاحَ cunaha | günah İsim Harf (Edât) günah, vebal, sorumluluk | ج ن ح |
43 | عَلَيۡهِمَا 'aleyhima | o ikisinin üzerine Zamir karşı, hakkında | — |
44 | وَإِنۡ ve-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, gerçekten | — |
45 | أَرَدتُّمۡ eredtum | yöneldiniz Fiil istemek, arzu etmek | ر و د |
46 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
47 | تَسۡتَرۡضِعُوٓاْ testerdi'u | emzirtmek isterseniz Fiil süt anne tutmak | ر ض ع |
48 | أَوۡلَٰدَكُمۡ evladekum | çocuklarınızı İsim Harf (Edât) yavru, oğul | و ل د |
49 | فَلَا fe-la | o halde değil İlgeç/Harf Harf (Edât) hayır, yok | — |
50 | جُنَاحَ cunaha | günah İsim Harf (Edât) günah, vebal, sorumluluk | ج ن ح |
51 | عَلَيۡكُمۡ aleykum | üzerinize Zamir karşı, hakkında | — |
52 | إِذَا iza | zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
53 | سَلَّمۡتُم sellemtum | teslim ettiniz Fiil bütünlemek, selamlamak | س ل م |
54 | مَّآ ma | şey Zamir İsm-i Mevsûl ne, değil | — |
55 | ءَاتَيۡتُم ateytum | verdiniz Fiil sunmak | أ ت ي |
56 | بِٱلۡمَعۡرُوفِ bi-el-ma'rufi | bilinen ile İsim İsm-i Mef'ûl tanınan, uygun olan | ع ر ف |
57 | وَٱتَّقُواْ ve-itteku | ve korunun Fiil sakınmak, korkmak | و ق ي |
58 | ٱللَّهَ allahe | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
59 | وَٱعۡلَمُوٓاْ ve-a'lemu | ve bilin Fiil bilmek, farkında olmak | ع ل م |
60 | أَنَّ enne | olduğunu İlgeç/Harf Harf (Edât) şüphesiz ki, gerçekten | — |
61 | ٱللَّهَ allahe | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
62 | بِمَا bi-ma | şey ile Zamir İsm-i Mevsûl şey ile | — |
63 | تَعۡمَلُونَ ta'melune | yaparsınız Fiil çalışmak, işlemek | ع م ل |
64 | بَصِيرٞ basirun | gören İsim kavrayan, farkında olan | ب ص ر |
1
وَٱلۡوَٰلِدَٰتُ
ve'l-validatu
2
يُرۡضِعۡنَ
yurdi'ne
3
أَوۡلَٰدَهُنَّ
evladehunne
4
حَوۡلَيۡنِ
havleyni
5
كَامِلَيۡنِ
kamileyni
6
لِمَنۡ
li-men
kim için
kimse, kişi
8
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
10
ٱلرَّضَاعَةَ
er-rada'ate
11
وَعَلَى
ve-ala
ve üzerine
üstüne, karşı
12
ٱلۡمَوۡلُودِ
el-mevludi
13
لَهُۥ
le-hu
onun için
ona, onun
14
رِزۡقُهُنَّ
rizkuhunne
15
وَكِسۡوَتُهُنَّ
ve-kisvetuhunne
16
بِٱلۡمَعۡرُوفِ
bi-el-ma'rufi
17
لَا
la
hayır
değil, yok
20
إِلَّا
illa
hariç
ancak
22
لَا
la
hayır
değil, yok
24
وَٰلِدَةُۢ
validetun
25
بِوَلَدِهَا
bi-velediha
26
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
28
لَّهُۥ
lehu
onun için
ait, sahip
29
بِوَلَدِهِۦ
bi-veledihi
30
وَعَلَى
ve-ala
ve üzerine
üstüne, karşı
31
ٱلۡوَارِثِ
el-varisi
33
ذَٰلِكَ
zalike
şu
o, bu
34
فَإِنۡ
fe-in
öyleyse eğer
şayet, koşuluyla
37
عَن
an
-den/-dan
hakkında, uzaklaşarak
39
مِّنۡهُمَا
minhuma
ikisinin içinden
ikisi
40
وَتَشَاوُرٖ
ve-teşavurin
41
فَلَا
fe-la
o halde değil
hayır, yok
43
عَلَيۡهِمَا
'aleyhima
o ikisinin üzerine
karşı, hakkında
44
وَإِنۡ
ve-in
ve eğer
şayet, gerçekten
45
أَرَدتُّمۡ
eredtum
46
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
47
تَسۡتَرۡضِعُوٓاْ
testerdi'u
48
أَوۡلَٰدَكُمۡ
evladekum
49
فَلَا
fe-la
o halde değil
hayır, yok
51
عَلَيۡكُمۡ
aleykum
üzerinize
karşı, hakkında
52
إِذَا
iza
zaman
olduğunda, ansızın
53
سَلَّمۡتُم
sellemtum
54
مَّآ
ma
şey
ne, değil
55
ءَاتَيۡتُم
ateytum
56
بِٱلۡمَعۡرُوفِ
bi-el-ma'rufi
57
وَٱتَّقُواْ
ve-itteku
59
وَٱعۡلَمُوٓاْ
ve-a'lemu
60
أَنَّ
enne
olduğunu
şüphesiz ki, gerçekten
62
بِمَا
bi-ma
şey ile
şey ile
63
تَعۡمَلُونَ
ta'melune