28
Kullanım
8
Lemma
11
Türev
34
Anlam
8 lemma, 11 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
مِثۡقَالَ Lemma | miskale | ağırlık, ağırlık, tartı, ölçü | İsim | 6 | ||
Örnek Ayetler (5 / 6) Nisa 4:40 · Kuran-ı Kerim إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةٗ يُضَٰعِفۡهَا وَيُؤۡتِ مِن لَّدُنۡهُ أَجۡرًا عَظِيمٗا Şüphesiz Allah bir zerre ağırlığınca zulmetmez. Ve eğer bir iyilik olursa onu katlar ve kendi katından büyük bir ödül verir. Enbiya 21:47 · Kuran-ı Kerim وَنَضَعُ ٱلۡمَوَٰزِينَ ٱلۡقِسۡطَ لِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسٞ شَيۡـٔٗاۖ وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةٖ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَيۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ Ve kalkış günü için adalet terazilerini koyarız, böylece hiçbir nefse bir şey zulmedilmez. Ve hardaldan bir tane ağırlığınca olsa onu getiririz. Ve hesap görenler olarak biz yeteriz. Lokman 31:16 · Kuran-ı Kerim يَٰبُنَيَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثۡقَالَ حَبَّةٖ مِّنۡ خَرۡدَلٖ فَتَكُن فِي صَخۡرَةٍ أَوۡ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَوۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ يَأۡتِ بِهَا ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٞ Ey oğulcuğum, şüphesiz o, hardaldan bir tane ağırlığınca olursa, bir kayanın içinde veya göklerin içinde veya yerin içinde olursa, Allah onu getirir. Şüphesiz Allah İnce'dir, Haberdar'dır. Sebe 34:22 · Kuran-ı Kerim قُلِ ٱدۡعُواْ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمۡلِكُونَ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا لَهُمۡ فِيهِمَا مِن شِرۡكٖ وَمَا لَهُۥ مِنۡهُم مِّن ظَهِيرٖ De ki: 'Allah'ın dışında zannettiğiniz kimseleri çağırın. Göklerde ve yerde zerre ağırlığına sahip değillerdir ve o ikisinde onlar için hiçbir ortaklık yoktur ve onlardan O'nun için hiçbir destekçi yoktur.' Zilzal 99:7 · Kuran-ı Kerim فَمَن يَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةٍ خَيۡرٗا يَرَهُۥ Artık kim zerre ağırlığınca hayır yaparsa onu görür. | ||||||
مِثۡقَالُ | miskalu | ağırlık, ağırlık, tartı, ölçü | İsim | 1 | ||
مِّثۡقَالِ | miskali | ağırlığı, ağırlık, tartı | İsim | 1 | ||
ثَقُلَتۡ Lemma | sekulet | ağır oldu, ağır olmak, tartmak, yük olmak | Fiil | 4 | ||
مُّثۡقَلُونَ Lemma | muskalune | ağırlaştırılmışlar, ağırlaştırılmış, yüklenmiş, ağır | İsim | 2 | ||
ٱثَّاقَلۡتُمۡ Lemma | issakaltum | ağırlaştınız, ağırlaşmak, yere çakılmak, isteksiz davranmak | Fiil | 1 | ||
أَثۡقَلَت Lemma | eskalet | ağırlaştı, ağır olmak, yük olmak, zor gelmek | Fiil | 1 | ||
ثِقَالٗا Lemma | sikalan | ağır, ağır, yüklü, sıkıntılı | Sıfat | 1 | ||
ٱلثِّقَالَ | es-sikale | ağırı, ağır, ağırlık, yük | Sıfat | 1 | ||
ثَقِيلًا | sekilen | ağır, ağır, yüklü, zor | Sıfat | 1 | ||
وَثِقَالٗا | ve-sikalen | ve ağır olanları, ağır, yüklü, zahmetli | İsim | 1 | ||
ثَقِيلٗا | sekilen | ağır, ağır, yüklü, zorlu | Sıfat | 1 | ||
مُثۡقَلَةٌ Lemma | muskaletun | ağırlaştırılmış, ağırlaştırılmış, yüklenmiş, ağır | İsim | 1 | ||
أَثۡقَالَكُمۡ Lemma | eskalekum | ağırlıklarınızı, ağırlık, yük, sorumluluk | İsim | 1 | ||
أَثۡقَالَهَا | eskaleha | onun ağırlıklarını, ağırlık, yük, sorumluluk | İsim | 1 | ||
أَثۡقَالَهُمۡ | eskalehum | ağırlıklarını, ağırlık, yük, sorumluluk | İsim | 1 | ||
ٱلثَّقَلَانِ | es-sekalani | iki ağırlık, ağırlık, yük, değerli topluluk | İsim | 1 | ||
وَأَثۡقَالٗا | ve-eskalan | ve ağırlıkları, ağırlık, yük, günah | İsim | 1 | ||
أَثۡقَالِهِمۡ | eskalihim | ağırlıklarını, ağırlık, yük, sorumluluk | İsim | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 6)
Nisa 4:40
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةٗ يُضَٰعِفۡهَا وَيُؤۡتِ مِن لَّدُنۡهُ أَجۡرًا عَظِيمٗا
Şüphesiz Allah bir zerre ağırlığınca zulmetmez. Ve eğer bir iyilik olursa onu katlar ve kendi katından büyük bir ödül verir.
Enbiya 21:47
·
Kuran-ı Kerim
وَنَضَعُ ٱلۡمَوَٰزِينَ ٱلۡقِسۡطَ لِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسٞ شَيۡـٔٗاۖ وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةٖ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَيۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ
Ve kalkış günü için adalet terazilerini koyarız, böylece hiçbir nefse bir şey zulmedilmez. Ve hardaldan bir tane ağırlığınca olsa onu getiririz. Ve hesap görenler olarak biz yeteriz.
Lokman 31:16
·
Kuran-ı Kerim
يَٰبُنَيَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثۡقَالَ حَبَّةٖ مِّنۡ خَرۡدَلٖ فَتَكُن فِي صَخۡرَةٍ أَوۡ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَوۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ يَأۡتِ بِهَا ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٞ
Ey oğulcuğum, şüphesiz o, hardaldan bir tane ağırlığınca olursa, bir kayanın içinde veya göklerin içinde veya yerin içinde olursa, Allah onu getirir. Şüphesiz Allah İnce'dir, Haberdar'dır.
Sebe 34:22
·
Kuran-ı Kerim
قُلِ ٱدۡعُواْ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمۡلِكُونَ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا لَهُمۡ فِيهِمَا مِن شِرۡكٖ وَمَا لَهُۥ مِنۡهُم مِّن ظَهِيرٖ
De ki: 'Allah'ın dışında zannettiğiniz kimseleri çağırın. Göklerde ve yerde zerre ağırlığına sahip değillerdir ve o ikisinde onlar için hiçbir ortaklık yoktur ve onlardan O'nun için hiçbir destekçi yoktur.'
Zilzal 99:7
·
Kuran-ı Kerim
فَمَن يَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةٍ خَيۡرٗا يَرَهُۥ
Artık kim zerre ağırlığınca hayır yaparsa onu görür.
Örnek Ayetler (1)
Sebe 34:3
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَا تَأۡتِينَا ٱلسَّاعَةُۖ قُلۡ بَلَىٰ وَرَبِّي لَتَأۡتِيَنَّكُمۡ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِۖ لَا يَعۡزُبُ عَنۡهُ مِثۡقَالُ ذَرَّةٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَآ أَصۡغَرُ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكۡبَرُ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٖ
Ve örten kimseler dedi: 'Saat bize gelmez.' De ki: 'Aksine, görünmeyeni bilen Rabbime andolsun, kesinlikle size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığı O'ndan uzak kalmaz ve bundan daha küçük ve daha büyük yoktur, açık bir kitapta olan hariç.'
Örnek Ayetler (1)
Yunus 10:61
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا تَكُونُ فِي شَأۡنٖ وَمَا تَتۡلُواْ مِنۡهُ مِن قُرۡءَانٖ وَلَا تَعۡمَلُونَ مِنۡ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيۡكُمۡ شُهُودًا إِذۡ تُفِيضُونَ فِيهِۚ وَمَا يَعۡزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثۡقَالِ ذَرَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِ وَلَآ أَصۡغَرَ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكۡبَرَ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٍ
Ve bir işte olmazsın, ondan Kuran'dan okumazsın ve bir iş yapmazsınız, ona daldığınız zaman üzerinize tanıklar olduğumuz hariç. Ve yerde ve gökte zerre ağırlığı senin Rabbinden uzak kalmaz; ondan daha küçük ve daha büyük açık bir kitapta olduğu hariç.
Örnek Ayetler (4)
A'raf 7:8
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلۡوَزۡنُ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡحَقُّۚ فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
Ve o gün tartı haktır; böylece kimin tartıları ağır gelirse böylece işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
A'raf 7:187
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ رَبِّيۖ لَا يُجَلِّيهَا لِوَقۡتِهَآ إِلَّا هُوَۚ ثَقُلَتۡ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَا تَأۡتِيكُمۡ إِلَّا بَغۡتَةٗۗ يَسۡـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنۡهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
Sana saati soruyorlar, onun gerçekleşmesi ne zamandır? De ki: 'Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde O'ndan başkası açığa çıkarmaz. Göklerde ve yerde ağırlaştı. Size ancak ansızın gelir.' Sanki sen ondan haberdarmışsın gibi sana soruyorlar. De ki: 'Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır, fakat insanların çoğu bilmezler.'
Mü'minun 23:102
·
Kuran-ı Kerim
فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Karia 101:6
·
Kuran-ı Kerim
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ
Fakat kimin tartıları ağır gelirse,
Örnek Ayetler (2)
Tur 52:40
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرٗا فَهُم مِّن مَّغۡرَمٖ مُّثۡقَلُونَ
Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bir borçtan ağırlaşmışlar mıdır?
Kalem 68:46
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرٗا فَهُم مِّن مَّغۡرَمٖ مُّثۡقَلُونَ
Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bir borçtan dolayı ağırlaşmışlar mıdır?
Örnek Ayetler (1)
Tevbe 9:38
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَا لَكُمۡ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلۡتُمۡ إِلَى ٱلۡأَرۡضِۚ أَرَضِيتُم بِٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِۚ فَمَا مَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا فِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ
Ey inanan kimseler, size ne oldu, size 'Allah'ın yolunda seferber olun' denildiği zaman yere doğru ağırlaştınız? Ahiretten dünya hayatından hoşnut mu oldunuz? Oysa ahiretin içinde dünya hayatının geçimliği az dışında değildir.
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:189
·
Kuran-ı Kerim
۞هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسٖ وَٰحِدَةٖ وَجَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا لِيَسۡكُنَ إِلَيۡهَاۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتۡ حَمۡلًا خَفِيفٗا فَمَرَّتۡ بِهِۦۖ فَلَمَّآ أَثۡقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنۡ ءَاتَيۡتَنَا صَٰلِحٗا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
Sizi tek bir nefsden yaratan ve ona sükunet bulması için ondan eşini yapan O'dur. Bunun üzerine onu örtünce hafif bir yük yüklendi, bunun üzerine onunla dolaştı. Bunun üzerine ağırlaşınca ikisi Rableri olan Allah'a seslendiler: 'Eğer bize iyi birini verirsen kesinlikle şükredenlerden olacağız.'
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:57
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي يُرۡسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتۡ سَحَابٗا ثِقَالٗا سُقۡنَٰهُ لِبَلَدٖ مَّيِّتٖ فَأَنزَلۡنَا بِهِ ٱلۡمَآءَ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِۚ كَذَٰلِكَ نُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ
Ve O, merhametinin iki elinin arasında rüzgarları bir müjde olarak gönderendir. Nihayet ağır bulutları yüklendiği zaman, onu ölü bir beldeye süreriz, böylece onunla suyu indiririz, böylece onunla bütün ürünlerden çıkarırız. İşte böyle ölüleri çıkarırız, umulur ki hatırlarsınız.
Örnek Ayetler (1)
Ra'd 13:12
·
Kuran-ı Kerim
هُوَ ٱلَّذِي يُرِيكُمُ ٱلۡبَرۡقَ خَوۡفٗا وَطَمَعٗا وَيُنشِئُ ٱلسَّحَابَ ٱلثِّقَالَ
O, korku ve umut olarak size şimşeği gösteren ve ağır bulutları oluşturandır.
Örnek Ayetler (1)
Müzzemmil 73:5
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّا سَنُلۡقِي عَلَيۡكَ قَوۡلٗا ثَقِيلًا
Şüphesiz biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.
Örnek Ayetler (1)
Tevbe 9:41
·
Kuran-ı Kerim
ٱنفِرُواْ خِفَافٗا وَثِقَالٗا وَجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
Hafif olarak ve ağır olarak seferber olun ve Allah'ın yolunda mallarınızla ve nefslerinizle çaba gösterin. Eğer biliyor iseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır.
Örnek Ayetler (1)
İnsan 76:27
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمۡ يَوۡمٗا ثَقِيلٗا
Şüphesiz bunlar acele olanı seviyorlar ve arkalarında ağır bir günü bırakıyorlar.
Örnek Ayetler (1)
Fatır 35:18
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٞ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ وَإِن تَدۡعُ مُثۡقَلَةٌ إِلَىٰ حِمۡلِهَا لَا يُحۡمَلۡ مِنۡهُ شَيۡءٞ وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰٓۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفۡسِهِۦۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلۡمَصِيرُ
Ve hiçbir yük taşıyan, başkasının yükünü taşımaz. Ve eğer ağır yüklü olan, kendi yüküne çağırsa, ondan hiçbir şey taşınmaz, velev ki yakın akraba olsa bile. Sen sadece görünmeyende Rablerinden korkanları ve salatı ayağa kaldıranları uyarırsın. Ve kim arınırsa, sadece kendi nefsi için arınır. Ve dönüş Allah'adır.
Örnek Ayetler (1)
Nahl 16:7
·
Kuran-ı Kerim
وَتَحۡمِلُ أَثۡقَالَكُمۡ إِلَىٰ بَلَدٖ لَّمۡ تَكُونُواْ بَٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلۡأَنفُسِۚ إِنَّ رَبَّكُمۡ لَرَءُوفٞ رَّحِيمٞ
Ve nefslerin zorluğuyla olması hariç ona ulaşanlar olmadığınız bir beldeye ağırlıklarınızı taşırlar. Şüphesiz sizin Rabbiniz, kesinlikle Şefkatli'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Örnek Ayetler (1)
Zilzal 99:2
·
Kuran-ı Kerim
وَأَخۡرَجَتِ ٱلۡأَرۡضُ أَثۡقَالَهَا
Ve yer kendi ağırlıklarını çıkardığı,
Örnek Ayetler (1)
Ankebut 29:13
·
Kuran-ı Kerim
وَلَيَحۡمِلُنَّ أَثۡقَالَهُمۡ وَأَثۡقَالٗا مَّعَ أَثۡقَالِهِمۡۖ وَلَيُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
Ve kesinlikle kendi ağırlıklarını ve kendi ağırlıklarıyla beraber ağırlıklar taşıyacaklardır. Ve kalkış günü uyduruyor oldukları şey hakkında kesinlikle sorulacaklardır.
Örnek Ayetler (1)
Rahman 55:31
·
Kuran-ı Kerim
سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
Sizin için boşalacağız ey iki ağırlık.
Örnek Ayetler (1)
Ankebut 29:13
·
Kuran-ı Kerim
وَلَيَحۡمِلُنَّ أَثۡقَالَهُمۡ وَأَثۡقَالٗا مَّعَ أَثۡقَالِهِمۡۖ وَلَيُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
Ve kesinlikle kendi ağırlıklarını ve kendi ağırlıklarıyla beraber ağırlıklar taşıyacaklardır. Ve kalkış günü uyduruyor oldukları şey hakkında kesinlikle sorulacaklardır.
Örnek Ayetler (1)
Ankebut 29:13
·
Kuran-ı Kerim
وَلَيَحۡمِلُنَّ أَثۡقَالَهُمۡ وَأَثۡقَالٗا مَّعَ أَثۡقَالِهِمۡۖ وَلَيُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
Ve kesinlikle kendi ağırlıklarını ve kendi ağırlıklarıyla beraber ağırlıklar taşıyacaklardır. Ve kalkış günü uyduruyor oldukları şey hakkında kesinlikle sorulacaklardır.