Kelime Analizi
(32)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | مَا ma | şey Zamir İsm-i Mevsûl ne, değil | — |
2 | تَعۡبُدُونَ ta'budune | hizmet edersiniz Fiil kulluk etmek, tapınmak | ع ب د |
3 | مِن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
4 | دُونِهِۦٓ dunihi | aşağısında İsim ast, dışında, berisinde | د و ن |
5 | إِلَّآ illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
6 | أَسۡمَآءٗ esmaen | isimler İsim Harf (Edât) ad, yükseklik | س م و |
7 | سَمَّيۡتُمُوهَآ semmeytumuha | onu isimlendirdiniz Fiil ad vermek | س م و |
8 | أَنتُمۡ entum | siz Zamir | — |
9 | وَءَابَآؤُكُم ve-aba'ukum | ve babalarınız İsim ata, cet | أ ب و |
10 | مَّآ ma | şey Zamir İsm-i Mevsûl ne, değil | — |
11 | أَنزَلَ enzele | indirdi Fiil konaklatmak, vahyetmek | ن ز ل |
12 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
13 | بِهَا bi-ha | onunla Zamir vasıtasıyla, içinde | — |
14 | مِن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
15 | سُلۡطَٰنٍ sultanin | gücün İsim yetki, delil | س ل ط |
16 | إِنِ ini | eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet | — |
17 | ٱلۡحُكۡمُ el-hukmu | gem vurma İsim yargı, hüküm | ح ك م |
18 | إِلَّا illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
19 | لِلَّهِ lillahi | Allah'a Özel İsim ilah, tanrı | أ ل ه |
20 | أَمَرَ emera | buyurdu Fiil emretmek, iş buyurmak | أ م ر |
21 | أَلَّا ella | olmamasını Bağlaç Şart Bağlacı maması, diye | — |
22 | تَعۡبُدُوٓاْ ta'budu | hizmet edersiniz Fiil boyun eğmek, tapınmak | ع ب د |
23 | إِلَّآ illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
24 | إِيَّاهُ iyyahu | sadece onu Zamir yalnızca o, onu | — |
25 | ذَٰلِكَ zalike | şu Zamir İşaret Zamiri o, bu | — |
26 | ٱلدِّينُ ed-dinu | yargı İsim hüküm, din, borç | د ي ن |
27 | ٱلۡقَيِّمُ el-kayyimu | dik duran Sıfat doğru, sabit, gözeten | ق و م |
28 | وَلَٰكِنَّ ve-lakinne | ve lakin İlgeç/Harf Harf (Edât) fakat, ancak | — |
29 | أَكۡثَرَ eksere | daha çok İsim Harf (Edât) en çok, çoğunluk | ك ث ر |
30 | ٱلنَّاسِ en-nasi | insanların İsim halk, topluluk | أ ن س |
31 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
32 | يَعۡلَمُونَ ya'lemune | bilirler Fiil tanımak, farkında olmak | ع ل م |
1
مَا
ma
şey
ne, değil
2
تَعۡبُدُونَ
ta'budune
3
مِن
min
-den/-dan
arasından, itibaren
5
إِلَّآ
illa
hariç
ancak
6
أَسۡمَآءٗ
esmaen
7
سَمَّيۡتُمُوهَآ
semmeytumuha
8
أَنتُمۡ
entum
siz
9
وَءَابَآؤُكُم
ve-aba'ukum
10
مَّآ
ma
şey
ne, değil
13
بِهَا
bi-ha
onunla
vasıtasıyla, içinde
14
مِن
min
-den/-dan
arasından, itibaren
16
إِنِ
ini
eğer
şayet
18
إِلَّا
illa
hariç
ancak
21
أَلَّا
ella
olmamasını
maması, diye
22
تَعۡبُدُوٓاْ
ta'budu
23
إِلَّآ
illa
hariç
ancak
24
إِيَّاهُ
iyyahu
sadece onu
yalnızca o, onu
25
ذَٰلِكَ
zalike
şu
o, bu
27
ٱلۡقَيِّمُ
el-kayyimu
28
وَلَٰكِنَّ
ve-lakinne
ve lakin
fakat, ancak
31
لَا
la
hayır
değil, yok
32
يَعۡلَمُونَ
ya'lemune