Kelime Analizi
(33)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | وَأَنِ ve-eni | ve -dığı Bağlaç -mesi, -dığı | — |
2 | ٱحۡكُم uhkum | gem vur Fiil dizginlemek, hükmetmek, yargılamak | ح ك م |
3 | بَيۡنَهُم beynehum | aralarında İsim Harf (Edât) mesafe | ب ي ن |
4 | بِمَآ bi-ma | şey ile Zamir İsm-i Mevsûl ne, olduğu | — |
5 | أَنزَلَ enzele | indirdi Fiil konaklatmak, vahyetmek | ن ز ل |
6 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
7 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
8 | تَتَّبِعۡ tettebi' | izlersin Fiil peşinden gitmek, uymak | ت ب ع |
9 | أَهۡوَآءَهُمۡ ehvaehum | düşüşleri İsim Harf (Edât) heves, arzu | ه و ي |
10 | وَٱحۡذَرۡهُمۡ vahzerhum | ve onlardan sakın Fiil dikkat etmek, kaçınmak | ح ذ ر |
11 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
12 | يَفۡتِنُوكَ yeftinuke | seni ateşte eritirler Fiil sınamak, ayartmak | ف ت ن |
13 | عَنۢ an | -den Edat hakkında, uzaklaşarak | — |
14 | بَعۡضِ ba'di | parça İsim kısım, bazı | ب ع ض |
15 | مَآ ma | ne Zamir İsm-i Mevsûl şey, değil | — |
16 | أَنزَلَ enzele | indirdi Fiil konaklatmak, vahyetmek | ن ز ل |
17 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
18 | إِلَيۡكَ ileyke | sana doğru Zamir yönüne, tarafına | — |
19 | فَإِن fe-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet | — |
20 | تَوَلَّوۡاْ tevellev | yüz çevirdiler Fiil yönelmek, üstlenmek | و ل ي |
21 | فَٱعۡلَمۡ fe-'lem | öyleyse işaretle Fiil bilmek, tanımak | ع ل م |
22 | أَنَّمَا ennema | ancak Zamir İsm-i Mevsûl ancak, sadece | — |
23 | يُرِيدُ yuridu | ister Fiil dilemek, istemek | ر و د |
24 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
25 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
26 | يُصِيبَهُم yusibehum | isabet eder Fiil hedefi vurmak, başına gelmek | ص و ب |
27 | بِبَعۡضِ bi-ba'di | parçasıyla İsim kısım, bazı | ب ع ض |
28 | ذُنُوبِهِمۡ zunubihim | günahları İsim suç, kötü sonuç | ذ ن ب |
29 | وَإِنَّ ve-inne | ve şüphesiz İlgeç/Harf Harf (Edât) muhakkak, gerçekten | — |
30 | كَثِيرٗا kesiran | çok İsim Harf (Edât) bol, fazla | ك ث ر |
31 | مِّنَ mine | -den Edat -dan, içinden | — |
32 | ٱلنَّاسِ en-nasi | insanların İsim halk, topluluk | أ ن س |
33 | لَفَٰسِقُونَ le-fasikune | elbette kabuğunu yırtanlardır İsim İsm-i Fâil yoldan çıkan, sınırı aşan | ف س ق |
1
وَأَنِ
ve-eni
ve -dığı
-mesi, -dığı
4
بِمَآ
bi-ma
şey ile
ne, olduğu
7
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
9
أَهۡوَآءَهُمۡ
ehvaehum
10
وَٱحۡذَرۡهُمۡ
vahzerhum
11
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
12
يَفۡتِنُوكَ
yeftinuke
13
عَنۢ
an
-den
hakkında, uzaklaşarak
15
مَآ
ma
ne
şey, değil
18
إِلَيۡكَ
ileyke
sana doğru
yönüne, tarafına
19
فَإِن
fe-in
ve eğer
şayet
20
تَوَلَّوۡاْ
tevellev
22
أَنَّمَا
ennema
ancak
ancak, sadece
25
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
26
يُصِيبَهُم
yusibehum
28
ذُنُوبِهِمۡ
zunubihim
29
وَإِنَّ
ve-inne
ve şüphesiz
muhakkak, gerçekten
31
مِّنَ
mine
-den
-dan, içinden
33
لَفَٰسِقُونَ
le-fasikune