Kelime Analizi
(26)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | سَمَّـٰعُونَ semma'une | çok işitenler İsim sürekli dinleyen, kulak veren | س م ع |
2 | لِلۡكَذِبِ li-el-kezibi | yalan için İsim gerçeğe aykırı söz | ك ذ ب |
3 | أَكَّـٰلُونَ ekkalune | çok yiyenler İsim obur, tüketen | أ ك ل |
4 | لِلسُّحۡتِ li's-suhti | kökünden kazımak için İsim haram kazanç, rüşvet | س ح ت |
5 | فَإِن fe-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet | — |
6 | جَآءُوكَ cauke | sana geldiler Fiil varmak, ulaşmak | ج ي أ |
7 | فَٱحۡكُم fe-hkum | ve gem vur Fiil hükmetmek, yargılamak | ح ك م |
8 | بَيۡنَهُمۡ beynehum | aralarında İsim Harf (Edât) mesafe, ayrım | ب ي ن |
9 | أَوۡ ev | veya Bağlaç yahut | — |
10 | أَعۡرِضۡ a'rid | yan dön Fiil yüz çevirmek, sunmak | ع ر ض |
11 | عَنۡهُمۡ anhum | onlardan Zamir hakkında, -den/-dan | — |
12 | وَإِن ve-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) ve şayet, ve oysa | — |
13 | تُعۡرِضۡ tu'rid | genişlersin Fiil yüz çevirmek, sunmak | ع ر ض |
14 | عَنۡهُمۡ anhum | onlardan Zamir hakkında, -den/-dan | — |
15 | فَلَن fe-len | ve asla İlgeç/Harf Harf (Edât) kesinlikle değil | — |
16 | يَضُرُّوكَ yedurruke | sıkıştırırlar seni Fiil daraltmak, zarar vermek | ض ر ر |
17 | شَيۡـٔٗا şey'en | şeyi İsim Harf (Edât) nesne, varlık | ش ي أ |
18 | وَإِنۡ ve-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, gerçekten | — |
19 | حَكَمۡتَ hakemte | gem vurdun Fiil hükmetmek, yargılamak | ح ك م |
20 | فَٱحۡكُم fe-hkum | ve gem vur Fiil hükmetmek, yargılamak | ح ك م |
21 | بَيۡنَهُم beynehum | aralarında İsim Harf (Edât) mesafe | ب ي ن |
22 | بِٱلۡقِسۡطِ bi-el-kisti | pay ile İsim ölçü, adalet | ق س ط |
23 | إِنَّ inne | şüphesiz İlgeç/Harf Harf (Edât) gerçekten, muhakkak ki | — |
24 | ٱللَّهَ allahe | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
25 | يُحِبُّ yuhibbu | sever Fiil sevmek, istemek, tercih etmek | ح ب ب |
26 | ٱلۡمُقۡسِطِينَ el-muksitine | paylaştıranları İsim İsm-i Fâil adaletli davranan, adil olan | ق س ط |
1
سَمَّـٰعُونَ
semma'une
2
لِلۡكَذِبِ
li-el-kezibi
3
أَكَّـٰلُونَ
ekkalune
4
لِلسُّحۡتِ
li's-suhti
5
فَإِن
fe-in
ve eğer
şayet
8
بَيۡنَهُمۡ
beynehum
9
أَوۡ
ev
veya
yahut
11
عَنۡهُمۡ
anhum
onlardan
hakkında, -den/-dan
12
وَإِن
ve-in
ve eğer
ve şayet, ve oysa
14
عَنۡهُمۡ
anhum
onlardan
hakkında, -den/-dan
15
فَلَن
fe-len
ve asla
kesinlikle değil
16
يَضُرُّوكَ
yedurruke
18
وَإِنۡ
ve-in
ve eğer
şayet, gerçekten
22
بِٱلۡقِسۡطِ
bi-el-kisti
23
إِنَّ
inne
şüphesiz
gerçekten, muhakkak ki
26
ٱلۡمُقۡسِطِينَ
el-muksitine