Kelime Analizi
(26)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | فَإِنۡ fe-in | öyleyse eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, koşuluyla | — |
2 | عُثِرَ usira | tökezletildi Fiil farkına varmak, bulmak | ع ث ر |
3 | عَلَىٰٓ ala | üzerine Edat üstüne, karşı | — |
4 | أَنَّهُمَا ennehuma | şüphesiz o ikisi Zamir gerçekten, muhakkak | — |
5 | ٱسۡتَحَقَّآ istahakka | hak ettiler Fiil layık olmak, sabit olmak | ح ق ق |
6 | إِثۡمٗا ismen | suç İsim Harf (Edât) günah, kötülük | أ ث م |
7 | فَـَٔاخَرَانِ fe-aharani | ve geride kalan ikisi İsim sonraki, diğer | أ خ ر |
8 | يَقُومَانِ yekumani | ikisi kalkar Fiil dik durmak, ayakta durmak | ق و م |
9 | مَقَامَهُمَا mekamehuma | ikisinin durduğu yeri İsim Harf (Edât) makam, konum | ق و م |
10 | مِنَ mine | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
11 | ٱلَّذِينَ el-lezine | o kimseler ki Zamir İsm-i Mevsûl onlar ki, olanlar | — |
12 | ٱسۡتَحَقَّ istahakka | hak etti Fiil layık olmak, gerçekleşmesini istemek | ح ق ق |
13 | عَلَيۡهِمُ aleyhimu | onların üzerine Zamir karşı, hakkında | — |
14 | ٱلۡأَوۡلَيَٰنِ el-evleyani | daha yakın olan ikisi İsim yakın olmak, daha hak sahibi | و ل ي |
15 | فَيُقۡسِمَانِ fe-yuksimani | ve bölerler Fiil yemin etmek, paylaştırmak | ق س م |
16 | بِٱللَّهِ bi-allahi | Allah ile Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
17 | لَشَهَٰدَتُنَآ le-şehadetuna | elbette hazır bulunmamız İsim tanıklık etmek, şahitlik | ش ه د |
18 | أَحَقُّ ehakku | daha sabit İsim daha doğru, daha haklı, daha layık | ح ق ق |
19 | مِن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
20 | شَهَٰدَتِهِمَا şehadetihima | ikisinin tanıklığı İsim tanıklık, şahitlik | ش ه د |
21 | وَمَا ve-ma | ve şey İlgeç/Harf Harf (Edât) ve ne, ve değil | — |
22 | ٱعۡتَدَيۡنَآ i'tedeynâ | sınırı aştık Fiil geçmek, saldırmak | ع د و |
23 | إِنَّآ inna | şüphesiz biz Zamir gerçekten, muhakkak | — |
24 | إِذٗا izen | öyleyse İlgeç/Harf Harf (Edât) o halde, o zaman | — |
25 | لَّمِنَ le-mine | elbette -den İlgeç/Harf Harf (Edât) ayrılma, başlangıç | — |
26 | ٱلظَّـٰلِمِينَ el-zalimine | karanlıkta bırakanlar İsim İsm-i Fâil haksızlık eden, zulmeden | ظ ل م |
1
فَإِنۡ
fe-in
öyleyse eğer
şayet, koşuluyla
3
عَلَىٰٓ
ala
üzerine
üstüne, karşı
4
أَنَّهُمَا
ennehuma
şüphesiz o ikisi
gerçekten, muhakkak
5
ٱسۡتَحَقَّآ
istahakka
7
فَـَٔاخَرَانِ
fe-aharani
8
يَقُومَانِ
yekumani
9
مَقَامَهُمَا
mekamehuma
10
مِنَ
mine
-den/-dan
arasından, itibaren
11
ٱلَّذِينَ
el-lezine
o kimseler ki
onlar ki, olanlar
12
ٱسۡتَحَقَّ
istahakka
13
عَلَيۡهِمُ
aleyhimu
onların üzerine
karşı, hakkında
14
ٱلۡأَوۡلَيَٰنِ
el-evleyani
15
فَيُقۡسِمَانِ
fe-yuksimani
17
لَشَهَٰدَتُنَآ
le-şehadetuna
19
مِن
min
-den/-dan
arasından, itibaren
20
شَهَٰدَتِهِمَا
şehadetihima
21
وَمَا
ve-ma
ve şey
ve ne, ve değil
22
ٱعۡتَدَيۡنَآ
i'tedeynâ
23
إِنَّآ
inna
şüphesiz biz
gerçekten, muhakkak
24
إِذٗا
izen
öyleyse
o halde, o zaman
25
لَّمِنَ
le-mine
elbette -den
ayrılma, başlangıç
26
ٱلظَّـٰلِمِينَ
el-zalimine