13
Kullanım
4
Lemma
6
Türev
20
Anlam
4 lemma, 6 türev form
Örnek Ayetler (3)
A'raf 7:21
·
Kuran-ı Kerim
وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّـٰصِحِينَ
Ve ikisine yemin etti: 'Şüphesiz ben ikiniz için kesinlikle öğüt verenlerdenim.'
A'raf 7:79
·
Kuran-ı Kerim
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَالَةَ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّـٰصِحِينَ
Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi: 'Ey kavmim, kesinlikle size Rabbimin mesajını ulaştırdım ve size öğüt verdim, fakat öğüt verenleri sevmiyorsunuz.'
Kasas 28:20
·
Kuran-ı Kerim
وَجَآءَ رَجُلٞ مِّنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡعَىٰ قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلۡمَلَأَ يَأۡتَمِرُونَ بِكَ لِيَقۡتُلُوكَ فَٱخۡرُجۡ إِنِّي لَكَ مِنَ ٱلنَّـٰصِحِينَ
Ve şehrin en uzak yerinden koşarak bir adam geldi. Dedi: 'Ey Musa, şüphesiz ileri gelenler seni katletmek için senin hakkında görüşüyorlar. Öyleyse çık; şüphesiz ben senin için öğüt verenlerdenim.'
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:68
·
Kuran-ı Kerim
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنَا۠ لَكُمۡ نَاصِحٌ أَمِينٌ
'Size Rabbimin mesajlarını ulaştırıyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğüt verenim.'
Örnek Ayetler (1)
Yusuf 12:11
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ يَـٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأۡمَ۬نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ
Dediler: 'Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Ve şüphesiz biz ona kesinlikle öğüt verenleriz.'
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:12
·
Kuran-ı Kerim
۞وَحَرَّمۡنَا عَلَيۡهِ ٱلۡمَرَاضِعَ مِن قَبۡلُ فَقَالَتۡ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰٓ أَهۡلِ بَيۡتٖ يَكۡفُلُونَهُۥ لَكُمۡ وَهُمۡ لَهُۥ نَٰصِحُونَ
Ve önceden ona sütanneleri yasaklamıştık. Bunun üzerine dedi: 'Sizin için onun bakımını üstlenecek ve ona iyi davranacak bir ev halkını size göstereyim mi?'
Örnek Ayetler (2)
A'raf 7:79
·
Kuran-ı Kerim
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَالَةَ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّـٰصِحِينَ
Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi: 'Ey kavmim, kesinlikle size Rabbimin mesajını ulaştırdım ve size öğüt verdim, fakat öğüt verenleri sevmiyorsunuz.'
A'raf 7:93
·
Kuran-ı Kerim
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡۖ فَكَيۡفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوۡمٖ كَٰفِرِينَ
Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi: 'Ey kavmim, kesinlikle Rabbimin mesajlarını size ulaştırdım ve size öğüt verdim; o halde örten bir kavme nasıl üzülürüm?'
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:62
·
Kuran-ı Kerim
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنصَحُ لَكُمۡ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
'Size Rabbimin mesajlarını ulaştırıyorum ve size öğüt veriyorum ve Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.'
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:34
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا يَنفَعُكُمۡ نُصۡحِيٓ إِنۡ أَرَدتُّ أَنۡ أَنصَحَ لَكُمۡ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغۡوِيَكُمۡۚ هُوَ رَبُّكُمۡ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
'Eğer Allah sizi azdırmayı istiyor ise, size öğüt vermeyi istesem de benim öğüdüm size fayda vermez. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.'
Örnek Ayetler (1)
Tevbe 9:91
·
Kuran-ı Kerim
لَّيۡسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرۡضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُواْ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦۚ مَا عَلَى ٱلۡمُحۡسِنِينَ مِن سَبِيلٖۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Allah'a ve O'nun resulüne samimi oldukları zaman zayıfların üzerine, hastaların üzerine ve harcayacaklarını bulamayan kimselerin üzerine bir zorluk yoktur. İyilik edenlerin üzerine hiçbir yol yoktur. Ve Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:34
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا يَنفَعُكُمۡ نُصۡحِيٓ إِنۡ أَرَدتُّ أَنۡ أَنصَحَ لَكُمۡ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغۡوِيَكُمۡۚ هُوَ رَبُّكُمۡ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
'Eğer Allah sizi azdırmayı istiyor ise, size öğüt vermeyi istesem de benim öğüdüm size fayda vermez. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.'
Örnek Ayetler (1)
Tahrim 66:8
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ تُوبُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ تَوۡبَةٗ نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمۡ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَيُدۡخِلَكُمۡ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ يَوۡمَ لَا يُخۡزِي ٱللَّهُ ٱلنَّبِيَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥۖ نُورُهُمۡ يَسۡعَىٰ بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَبِأَيۡمَٰنِهِمۡ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتۡمِمۡ لَنَا نُورَنَا وَٱغۡفِرۡ لَنَآۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
Ey inanan kimseler, Allah'a samimi bir dönüşle dönün. Umulur ki Rabbiniz sizden sizin kötülüklerinizi örtmesi ve sizi altından ırmaklar akan bahçelere girdirmesi; Allah'ın nebiyi ve onunla beraber inanan kimseleri utandırmayacağı günü. Onların nuru onların ellerinin arasında ve onların sağlarıyla koşar. Derler: 'Rabbimiz, bizim için nurumuzu tamamla ve bizim için ört. Şüphesiz Sen her şeyin üzerine Güç Yetirensin.'