Kelime Analizi
(32)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | وَلَقَدۡ ve-lekad | ve andolsun ki Bağlaç gerçekten de | — |
2 | مَكَّنَّـٰهُمۡ mekkennahum | yerleştirdik onları Fiil güç vermek, imkan tanımak | م ك ن |
3 | فِيمَآ fima | içinde Zamir İsm-i Mevsûl hakkında, dair | — |
4 | إِن in | eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet, değil | — |
5 | مَّكَّنَّـٰكُمۡ mekkennâkum | sizi yerleştirdik Fiil sağlamlaştırmak, imkan vermek | م ك ن |
6 | فِيهِ fihi | içinde Zamir hakkında, zarfında | — |
7 | وَجَعَلۡنَا ve-ce'alna | ve koyduk Fiil yapmak, kılmak | ج ع ل |
8 | لَهُمۡ lehum | onlar için Zamir ait, sahip | — |
9 | سَمۡعٗا sem'an | işitme İsim Harf (Edât) duyma, kulak verme | س م ع |
10 | وَأَبۡصَٰرٗا ve-ebsāran | ve gözleri İsim Harf (Edât) görme yetisi, kavrayış | ب ص ر |
11 | وَأَفۡـِٔدَةٗ ve-ef'idetun | ve iç organlar İsim Harf (Edât) gönül, kalp | ف أ د |
12 | فَمَآ fe-ma | öyleyse ne Zamir İsm-i Mevsûl şey, değil | — |
13 | أَغۡنَىٰ ağna | ihtiyaç bırakmadı Fiil zenginleştirmek, fayda vermek | غ ن ي |
14 | عَنۡهُمۡ anhum | onlardan Zamir hakkında, -den/-dan | — |
15 | سَمۡعُهُمۡ sem'uhum | işitmeleri İsim duyma, kulak verme | س م ع |
16 | وَلَآ ve-la | ve değil Bağlaç yok, hayır | — |
17 | أَبۡصَٰرُهُمۡ ebsaruhum | gözleri İsim görme yetisi, kavrayış | ب ص ر |
18 | وَلَآ ve-la | ve değil Bağlaç yok, hayır | — |
19 | أَفۡـِٔدَتُهُم ef'idetuhum | onların iç organları İsim kalp, gönül | ف أ د |
20 | مِّن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
21 | شَيۡءٍ şey'in | şeyin İsim nesne, varlık | ش ي أ |
22 | إِذۡ iz | o zaman Zarf Zaman Zarfı dığında | — |
23 | كَانُواْ kanu | oldular Fiil bulunmak, var olmak | ك و ن |
24 | يَجۡحَدُونَ yechadune | inkar ederler Fiil reddetmek, bilerek yalanlamak | ج ح د |
25 | بِـَٔايَٰتِ bi-ayati | işaretleri ile İsim kanıt, mucize | أ ي ي |
26 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
27 | وَحَاقَ ve-haka | ve kuşattı Fiil sarmak, içine almak | ح ي ق |
28 | بِهِم bihim | onlar ile Zamir vasıtasıyla, içinde | — |
29 | مَّا ma | şey İlgeç/Harf Harf (Edât) ne | — |
30 | كَانُواْ kanu | oldular Fiil bulunmak, var olmak | ك و ن |
31 | بِهِۦ bi-hi | onunla Zamir ona, onun vasıtasıyla | — |
32 | يَسۡتَهۡزِءُونَ yestehzi'une | alay ederler Fiil küçümsemek, eğlenmek | ه ز أ |
1
وَلَقَدۡ
ve-lekad
ve andolsun ki
gerçekten de
2
مَكَّنَّـٰهُمۡ
mekkennahum
3
فِيمَآ
fima
içinde
hakkında, dair
4
إِن
in
eğer
şayet, değil
5
مَّكَّنَّـٰكُمۡ
mekkennâkum
6
فِيهِ
fihi
içinde
hakkında, zarfında
7
وَجَعَلۡنَا
ve-ce'alna
8
لَهُمۡ
lehum
onlar için
ait, sahip
10
وَأَبۡصَٰرٗا
ve-ebsāran
11
وَأَفۡـِٔدَةٗ
ve-ef'idetun
12
فَمَآ
fe-ma
öyleyse ne
şey, değil
14
عَنۡهُمۡ
anhum
onlardan
hakkında, -den/-dan
15
سَمۡعُهُمۡ
sem'uhum
16
وَلَآ
ve-la
ve değil
yok, hayır
17
أَبۡصَٰرُهُمۡ
ebsaruhum
18
وَلَآ
ve-la
ve değil
yok, hayır
19
أَفۡـِٔدَتُهُم
ef'idetuhum
20
مِّن
min
-den/-dan
arasından, itibaren
22
إِذۡ
iz
o zaman
dığında
24
يَجۡحَدُونَ
yechadune
25
بِـَٔايَٰتِ
bi-ayati
28
بِهِم
bihim
onlar ile
vasıtasıyla, içinde
29
مَّا
ma
şey
ne
31
بِهِۦ
bi-hi
onunla
ona, onun vasıtasıyla
32
يَسۡتَهۡزِءُونَ
yestehzi'une