Kelime Analizi
(128)
# | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
1 | يَـٰٓأَيُّهَا ya-eyyuha | ey İsim Harf (Edât) hey | أ ي ي |
2 | ٱلَّذِينَ el-lezine | o kimseler ki Zamir İsm-i Mevsûl onlar ki, olanlar | — |
3 | ءَامَنُوٓاْ amenu | güvendiler Fiil inanmak, emniyette olmak | أ م ن |
4 | إِذَا iza | zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
5 | تَدَايَنتُم tedayentum | borçlandınız Fiil yargılamak, din | د ي ن |
6 | بِدَيۡنٍ bi-deynin | borç ile İsim yükümlülük, karşılık | د ي ن |
7 | إِلَىٰٓ ila | -e/-a (yönelme) Edat kadar, doğru | — |
8 | أَجَلٖ ecelin | belirlenmiş vaktin İsim belirlenmiş vakit, son | أ ج ل |
9 | مُّسَمّٗى musemmen | isimlendirilmiş Sıfat İsm-i Mef'ûl belirlenmiş, adlandırılmış | س م و |
10 | فَٱكۡتُبُوهُ fe'ktubuhu | böylece onu yazın Fiil kaydetmek, farz kılmak | ك ت ب |
11 | وَلۡيَكۡتُب ve'l-yektub | ve yazsın Fiil kaydetmek, farz kılmak | ك ت ب |
12 | بَّيۡنَكُمۡ beynekum | aranız İsim Harf (Edât) açık olmak, ayrılmak | ب ي ن |
13 | كَاتِبُۢ katibun | yazan İsim İsm-i Fâil kaydeden, kâtip | ك ت ب |
14 | بِٱلۡعَدۡلِ bi'l-adli | denge ile İsim eşitlik, adalet | ع د ل |
15 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
16 | يَأۡبَ ye'be | istemez Fiil reddetmek, kaçınmak | أ ب ي |
17 | كَاتِبٌ katibun | yazan İsim İsm-i Fâil kaydeden, katip | ك ت ب |
18 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
19 | يَكۡتُبَ yektube | yazsın Fiil çizmek, kaydetmek | ك ت ب |
20 | كَمَا ke-ma | gibi Edat olduğu gibi, kadar | — |
21 | عَلَّمَهُ allemehu | ona öğretti Fiil bildirmek, eğitmek | ع ل م |
22 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
23 | فَلۡيَكۡتُبۡ fe-l-yektub | ve yazsın Fiil kaydetmek, hükmetmek | ك ت ب |
24 | وَلۡيُمۡلِلِ vel-yumlili | ve dikte etsin Fiil yazdırmak, söylemek | م ل ل |
25 | ٱلَّذِي el-lezi | o ki Zamir İsm-i Mevsûl olan | — |
26 | عَلَيۡهِ aleyhi | onun üzerine Zamir karşı, hakkında | — |
27 | ٱلۡحَقُّ el-hakku | sabit olan İsim gerçek, doğru | ح ق ق |
28 | وَلۡيَتَّقِ ve-l-yetteki | ve korunsun Fiil sakınmak, korkmak | و ق ي |
29 | ٱللَّهَ allahe | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
30 | رَبَّهُۥ rabbehu | efendisini İsim Harf (Edât) sahip, yetiştiren | ر ب ب |
31 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
32 | يَبۡخَسۡ yebhas | eksiltir Fiil değerini düşürmek, haksızlık yapmak | ب خ س |
33 | مِنۡهُ minhu | ondan Zamir içinden, tarafından | — |
34 | شَيۡـٔٗا şey'en | şeyi İsim Harf (Edât) nesne, varlık | ش ي أ |
35 | فَإِن fe-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet | — |
36 | كَانَ kane | oldu Fiil bulunmak, gerçekleşmek | ك و ن |
37 | ٱلَّذِي el-lezi | o ki Zamir İsm-i Mevsûl olan | — |
38 | عَلَيۡهِ aleyhi | onun üzerine Zamir karşı, hakkında | — |
39 | ٱلۡحَقُّ el-hakku | sabit olan İsim gerçek, doğru | ح ق ق |
40 | سَفِيهًا sefihen | hafif akıllı İsim Harf (Edât) cahil, ahmak | س ف ه |
41 | أَوۡ ev | veya Bağlaç yahut | — |
42 | ضَعِيفًا da'ifen | zayıf İsim Harf (Edât) güçsüz, katlanmış | ض ع ف |
43 | أَوۡ ev | veya Bağlaç yahut | — |
44 | لَا la | hayır İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı değil, yok | — |
45 | يَسۡتَطِيعُ yesteti'u | güç yetirir Fiil güç yetirmek, yapabilmek, boyun eğmek | ط و ع |
46 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
47 | يُمِلَّ yumille | dikte etsin Fiil yazdırmak, söylemek | م ل ل |
48 | هُوَ huve | o Zamir kendisi | — |
49 | فَلۡيُمۡلِلۡ fel-yumlil | ve dikte etsin Fiil yol, yazdırmak | م ل ل |
50 | وَلِيُّهُۥ ve-liyyuhu | ve onun yakını İsim dost, koruyucu | و ل ي |
51 | بِٱلۡعَدۡلِ bi'l-adli | denge ile İsim eşitlik, adalet | ع د ل |
52 | وَٱسۡتَشۡهِدُواْ vesteşhidu | ve hazır bulunmasını isteyin Fiil tanıklık etmek, şahit getirmek | ش ه د |
53 | شَهِيدَيۡنِ şehideyni | iki hazır bulunan İsim Harf (Edât) tanık, şahit | ش ه د |
54 | مِن min | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
55 | رِّجَالِكُمۡ ricalikum | yürüyenlerinizin İsim erkek, yaya | ر ج ل |
56 | فَإِن fe-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) şayet | — |
57 | لَّمۡ lem | -medi İlgeç/Harf Olumsuzluk Edatı -madı, değil | — |
58 | يَكُونَا yekuna | ikisi olur Fiil var olmak, meydana gelmek | ك و ن |
59 | رَجُلَيۡنِ raculeyni | iki adamı İsim Harf (Edât) erkek, adam | ر ج ل |
60 | فَرَجُلٞ fe-raculun | ve yürüyen İsim yaya, adam, erkek | ر ج ل |
61 | وَٱمۡرَأَتَانِ ve-mra'etani | ve iki kadın İsim eş | م ر أ |
62 | مِمَّن mimmen | kimden Zamir İsm-i Mevsûl -den/-dan, kimselerden | — |
63 | تَرۡضَوۡنَ terdavne | hoşnut olursunuz Fiil razı olmak, kabul etmek | ر ض و |
64 | مِنَ mine | -den/-dan Edat arasından, itibaren | — |
65 | ٱلشُّهَدَآءِ eş-şuhedai | hazır bulunanların İsim tanık, şehit | ش ه د |
66 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
67 | تَضِلَّ tedille | yolunu kaybeder Fiil sapmak, şaşırmak | ض ل ل |
68 | إِحۡدَىٰهُمَا ihdahuma | biri İsim tek, biri | أ ح د |
69 | فَتُذَكِّرَ fe-tuzekkire | ve hatırlatır Fiil anmak, öğüt vermek | ذ ك ر |
70 | إِحۡدَىٰهُمَا ihdahuma | biri İsim tek, biri | أ ح د |
71 | ٱلۡأُخۡرَىٰ el-uhra | diğeri İsim Harf (Edât) diğer, sonraki | أ خ ر |
72 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
73 | يَأۡبَ ye'be | istemez Fiil reddetmek, kaçınmak | أ ب ي |
74 | ٱلشُّهَدَآءُ eş-şuhedau | hazır bulunanlar İsim tanık, şehit | ش ه د |
75 | إِذَا iza | zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
76 | مَا ma | şey Zamir İsm-i Mevsûl ne, değil | — |
77 | دُعُواْ du'u | çağrıldılar Fiil seslenmek, davet etmek | د ع و |
78 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
79 | تَسۡـَٔمُوٓاْ tes'emu | bıkarsınız Fiil usanmak, yorgun düşmek | س أ م |
80 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
81 | تَكۡتُبُوهُ tektubuhu | onu yazarsınız Fiil kaydetmek, farz kılmak | ك ت ب |
82 | صَغِيرًا sağiran | küçük İsim Harf (Edât) ufak, değersiz | ص غ ر |
83 | أَوۡ ev | veya Bağlaç yahut | — |
84 | كَبِيرًا kebiran | büyük İsim Harf (Edât) yaşlı, yüce | ك ب ر |
85 | إِلَىٰٓ ila | -e/-a (yönelme) Edat kadar, doğru | — |
86 | أَجَلِهِۦ ecelihi | gecikmesinin İsim belirlenmiş süre, son | أ ج ل |
87 | ذَٰلِكُمۡ zalikum | işte bu Zamir İşaret Zamiri işte bu, o | — |
88 | أَقۡسَطُ eksatu | daha adil İsim daha doğru, paylaştıran | ق س ط |
89 | عِندَ inde | yanında İsim Harf (Edât) katında, huzurunda | ع ن د |
90 | ٱللَّهِ allahi | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
91 | وَأَقۡوَمُ ve-akvemu | ve daha dik İsim daha doğru, en sağlam | ق و م |
92 | لِلشَّهَٰدَةِ li'ş-şehadeti | için hazır bulunmanın İsim tanıklık etmek, şahitlik | ش ه د |
93 | وَأَدۡنَىٰٓ ve-edna | ve en yakın İsim en alçak, daha yakın | د ن و |
94 | أَلَّا ella | olmamasını Bağlaç Şart Bağlacı maması, diye | — |
95 | تَرۡتَابُوٓاْ tertabu | sarsılırsınız Fiil şüphe etmek, huzursuz olmak | ر ي ب |
96 | إِلَّآ illa | hariç İlgeç/Harf Harf (Edât) ancak | — |
97 | أَن en | -mek/-mak Bağlaç Şart Bağlacı olduğunu, diye | — |
98 | تَكُونَ tekune | olur Fiil olmak, meydana gelmek | ك و ن |
99 | تِجَٰرَةً ticareten | ticaret İsim Harf (Edât) alışveriş, kazanç | ت ج ر |
100 | حَاضِرَةٗ hadiraten | yerleşik olanı Sıfat İsm-i Fâil hazır bulunan, mevcut | ح ض ر |
101 | تُدِيرُونَهَا tudiruneha | döndürüyorsunuz Fiil çevirmek, dolaştırmak | د و ر |
102 | بَيۡنَكُمۡ beynekum | aranızda İsim Harf (Edât) mesafe, ayrım | ب ي ن |
103 | فَلَيۡسَ fe-leyse | ve değil Fiil yok | ل ي س |
104 | عَلَيۡكُمۡ aleykum | üzerinize Zamir karşı, hakkında | — |
105 | جُنَاحٌ cunahun | eğilim İsim sapma, vebal, günah | ج ن ح |
106 | أَلَّا ella | olmamasını Bağlaç Şart Bağlacı maması, diye | — |
107 | تَكۡتُبُوهَا tektubuha | onu yazarsınız Fiil kaydetmek, hükmetmek | ك ت ب |
108 | وَأَشۡهِدُوٓاْ ve-eşhidu | ve hazır bulundurun Fiil şahit tutmak, tanıklık ettirmek | ش ه د |
109 | إِذَا iza | zaman Zarf Zaman Zarfı olduğunda, ansızın | — |
110 | تَبَايَعۡتُمۡ tebaya'tum | el sıkıştınız Fiil alışveriş yapmak, sözleşmek | ب ي ع |
111 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
112 | يُضَآرَّ yudarra | zarar verilir Fiil sıkıntıya sokmak, daraltmak | ض ر ر |
113 | كَاتِبٞ katibun | yazan İsim İsm-i Fâil katip, yazıcı | ك ت ب |
114 | وَلَا ve-la | ve hayır Bağlaç değil, yok | — |
115 | شَهِيدٞ şehidun | hazır bulunan İsim tanık, şahit | ش ه د |
116 | وَإِن ve-in | ve eğer İlgeç/Harf Harf (Edât) ve şayet, ve oysa | — |
117 | تَفۡعَلُواْ tef'alu | yaparsınız Fiil etmek, eylemek | ف ع ل |
118 | فَإِنَّهُۥ fe-innehu | çünkü şüphesiz o Zamir muhakkak, gerçekten | — |
119 | فُسُوقُۢ fusukun | kabuğunu yırtma İsim yoldan çıkma, günah | ف س ق |
120 | بِكُمۡ bikum | sizinle Zamir vasıtasıyla, içinde | — |
121 | وَٱتَّقُواْ ve-itteku | ve korunun Fiil sakınmak, korkmak | و ق ي |
122 | ٱللَّهَ allahe | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
123 | وَيُعَلِّمُكُمُ ve-yu'allimukumu | ve size öğretir Fiil bildirmek, eğitmek | ع ل م |
124 | ٱللَّهُ allahu | Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
125 | وَٱللَّهُ va-llahu | ve Allah Özel İsim İlah, Tanrı | أ ل ه |
126 | بِكُلِّ bi-kulli | bütünü ile İsim her, tamamı | ك ل ل |
127 | شَيۡءٍ şey'in | şeyin İsim nesne, varlık | ش ي أ |
128 | عَلِيمٞ alimun | bilen İsim bilen, bilgili, haberdar | ع ل م |
1
يَـٰٓأَيُّهَا
ya-eyyuha
2
ٱلَّذِينَ
el-lezine
o kimseler ki
onlar ki, olanlar
3
ءَامَنُوٓاْ
amenu
4
إِذَا
iza
zaman
olduğunda, ansızın
5
تَدَايَنتُم
tedayentum
7
إِلَىٰٓ
ila
-e/-a (yönelme)
kadar, doğru
10
فَٱكۡتُبُوهُ
fe'ktubuhu
11
وَلۡيَكۡتُب
ve'l-yektub
12
بَّيۡنَكُمۡ
beynekum
14
بِٱلۡعَدۡلِ
bi'l-adli
15
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
18
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
20
كَمَا
ke-ma
gibi
olduğu gibi, kadar
23
فَلۡيَكۡتُبۡ
fe-l-yektub
24
وَلۡيُمۡلِلِ
vel-yumlili
25
ٱلَّذِي
el-lezi
o ki
olan
26
عَلَيۡهِ
aleyhi
onun üzerine
karşı, hakkında
28
وَلۡيَتَّقِ
ve-l-yetteki
31
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
33
مِنۡهُ
minhu
ondan
içinden, tarafından
35
فَإِن
fe-in
ve eğer
şayet
37
ٱلَّذِي
el-lezi
o ki
olan
38
عَلَيۡهِ
aleyhi
onun üzerine
karşı, hakkında
41
أَوۡ
ev
veya
yahut
43
أَوۡ
ev
veya
yahut
44
لَا
la
hayır
değil, yok
45
يَسۡتَطِيعُ
yesteti'u
46
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
48
هُوَ
huve
o
kendisi
49
فَلۡيُمۡلِلۡ
fel-yumlil
50
وَلِيُّهُۥ
ve-liyyuhu
51
بِٱلۡعَدۡلِ
bi'l-adli
52
وَٱسۡتَشۡهِدُواْ
vesteşhidu
53
شَهِيدَيۡنِ
şehideyni
54
مِن
min
-den/-dan
arasından, itibaren
55
رِّجَالِكُمۡ
ricalikum
56
فَإِن
fe-in
ve eğer
şayet
57
لَّمۡ
lem
-medi
-madı, değil
59
رَجُلَيۡنِ
raculeyni
61
وَٱمۡرَأَتَانِ
ve-mra'etani
62
مِمَّن
mimmen
kimden
-den/-dan, kimselerden
63
تَرۡضَوۡنَ
terdavne
64
مِنَ
mine
-den/-dan
arasından, itibaren
65
ٱلشُّهَدَآءِ
eş-şuhedai
66
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
68
إِحۡدَىٰهُمَا
ihdahuma
69
فَتُذَكِّرَ
fe-tuzekkire
70
إِحۡدَىٰهُمَا
ihdahuma
71
ٱلۡأُخۡرَىٰ
el-uhra
72
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
74
ٱلشُّهَدَآءُ
eş-şuhedau
75
إِذَا
iza
zaman
olduğunda, ansızın
76
مَا
ma
şey
ne, değil
78
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
79
تَسۡـَٔمُوٓاْ
tes'emu
80
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
81
تَكۡتُبُوهُ
tektubuhu
83
أَوۡ
ev
veya
yahut
85
إِلَىٰٓ
ila
-e/-a (yönelme)
kadar, doğru
87
ذَٰلِكُمۡ
zalikum
işte bu
işte bu, o
91
وَأَقۡوَمُ
ve-akvemu
92
لِلشَّهَٰدَةِ
li'ş-şehadeti
93
وَأَدۡنَىٰٓ
ve-edna
94
أَلَّا
ella
olmamasını
maması, diye
95
تَرۡتَابُوٓاْ
tertabu
96
إِلَّآ
illa
hariç
ancak
97
أَن
en
-mek/-mak
olduğunu, diye
101
تُدِيرُونَهَا
tudiruneha
102
بَيۡنَكُمۡ
beynekum
104
عَلَيۡكُمۡ
aleykum
üzerinize
karşı, hakkında
106
أَلَّا
ella
olmamasını
maması, diye
107
تَكۡتُبُوهَا
tektubuha
108
وَأَشۡهِدُوٓاْ
ve-eşhidu
109
إِذَا
iza
zaman
olduğunda, ansızın
110
تَبَايَعۡتُمۡ
tebaya'tum
111
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
114
وَلَا
ve-la
ve hayır
değil, yok
116
وَإِن
ve-in
ve eğer
ve şayet, ve oysa
117
تَفۡعَلُواْ
tef'alu
118
فَإِنَّهُۥ
fe-innehu
çünkü şüphesiz o
muhakkak, gerçekten
120
بِكُمۡ
bikum
sizinle
vasıtasıyla, içinde
121
وَٱتَّقُواْ
ve-itteku
123
وَيُعَلِّمُكُمُ
ve-yu'allimukumu