Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ي أ س

y-'-s — Kök Analizi

ي أ س

13

Kullanım

3

Lemma

8

Türev

15

Anlam

3 lemma, 8 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

يَئِسَ

Lemma

ye'ise

umut kesti, umut kesmek, vazgeçmek, bilmek

Fiil
2

Örnek Ayetler (2)

Maide 5:3

·

Kuran-ı Kerim

حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحۡمُ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلۡمُنۡخَنِقَةُ وَٱلۡمَوۡقُوذَةُ وَٱلۡمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسۡتَقۡسِمُواْ بِٱلۡأَزۡلَٰمِۚ ذَٰلِكُمۡ فِسۡقٌۗ ٱلۡيَوۡمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمۡ فَلَا تَخۡشَوۡهُمۡ وَٱخۡشَوۡنِۚ ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينٗاۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ فِي مَخۡمَصَةٍ غَيۡرَ مُتَجَانِفٖ لِّإِثۡمٖ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ

Ölü, kan, domuzun eti, onunla Allah'tan başkası için seslenilen şey, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, kestiğiniz şey hariç yırtıcı hayvanın yediği şey, dikili taşların üzerinde kesilen şey ve oklar ile kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bu bir yoldan çıkmadır. Bugün örten kimseler dininizden umut kestiler; böylece onlardan korkmayın ve Benden korkun. Bugün sizin için dininizi tamamladım, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için bir din olarak İslam'dan hoşnut oldum. Böylece kim bir günaha meyleden olmadan bir açlık içinde zorunda kalırsa, böylece şüphesiz Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.

Mümtehine 60:13

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَوَلَّوۡاْ قَوۡمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ قَدۡ يَئِسُواْ مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلۡكُفَّارُ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡقُبُورِ

Ey inananlar, Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu koruyucular edinmeyin. Örtenlerin kabirlerin arkadaşlarından ümit kestikleri gibi, onlar da ahiretten gerçekten ümit kesmişlerdir.

يَئِسُواْ

ye'isu

umut kestiler, umut kesmek, vazgeçmek, karamsarlığa düşmek

Fiil
2

تَاْيۡـَٔسُواْ

te'yesu

umut kesersiniz, umut kesmek, vazgeçmek, bilmek

Fiil
1

يَاْيۡـَٔسُ

yey'esu

umut keser, umut kesmek, vazgeçmek, bilmek

Fiil
1

يَاْيۡـَٔسِ

yey'esi

umut keser, umut kesmek, bilmek, anlamak

Fiil
1

يَئِسۡنَ

ye'isne

umut kestiler, umut kesmek, vazgeçmek, ümitsizliğe düşmek

Fiil
1

ٱسۡتَيۡـَٔسُواْ

Lemma

istey'esu

umut kestiler, umut kesmek, vazgeçmek

Fiil
1

ٱسۡتَيۡـَٔسَ

istey'ese

umut kesti, umut kesmek, vazgeçmek

Fiil
1

لَيَـُٔوسٞ

Lemma

le-ye'usun

elbette umut kesendir, umut kesen, ümitsiz, karamsar

İsim
1

يَـُٔوسٗا

ye'usen

umut kesen, umut kesen, karamsar

İsim
1

فَيَـُٔوسٞ

fe-ye'usun

ve umut kesendir, umut kesen, ümitsiz, karamsar

İsim
1

يَئِسَ

Lemma

ye'iseumut kesti

2

Örnek Ayetler (2)

Maide 5:3

·

Kuran-ı Kerim

حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحۡمُ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلۡمُنۡخَنِقَةُ وَٱلۡمَوۡقُوذَةُ وَٱلۡمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسۡتَقۡسِمُواْ بِٱلۡأَزۡلَٰمِۚ ذَٰلِكُمۡ فِسۡقٌۗ ٱلۡيَوۡمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمۡ فَلَا تَخۡشَوۡهُمۡ وَٱخۡشَوۡنِۚ ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينٗاۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ فِي مَخۡمَصَةٍ غَيۡرَ مُتَجَانِفٖ لِّإِثۡمٖ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ

Ölü, kan, domuzun eti, onunla Allah'tan başkası için seslenilen şey, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, kestiğiniz şey hariç yırtıcı hayvanın yediği şey, dikili taşların üzerinde kesilen şey ve oklar ile kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bu bir yoldan çıkmadır. Bugün örten kimseler dininizden umut kestiler; böylece onlardan korkmayın ve Benden korkun. Bugün sizin için dininizi tamamladım, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için bir din olarak İslam'dan hoşnut oldum. Böylece kim bir günaha meyleden olmadan bir açlık içinde zorunda kalırsa, böylece şüphesiz Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.

Mümtehine 60:13

·

Kuran-ı Kerim

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَوَلَّوۡاْ قَوۡمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ قَدۡ يَئِسُواْ مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلۡكُفَّارُ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡقُبُورِ

Ey inananlar, Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu koruyucular edinmeyin. Örtenlerin kabirlerin arkadaşlarından ümit kestikleri gibi, onlar da ahiretten gerçekten ümit kesmişlerdir.

يَئِسُواْ

ye'isuumut kestiler

2

تَاْيۡـَٔسُواْ

te'yesuumut kesersiniz

1

يَاْيۡـَٔسُ

yey'esuumut keser

1

يَاْيۡـَٔسِ

yey'esiumut keser

1

يَئِسۡنَ

ye'isneumut kestiler

1

ٱسۡتَيۡـَٔسُواْ

Lemma

istey'esuumut kestiler

1

ٱسۡتَيۡـَٔسَ

istey'eseumut kesti

1

لَيَـُٔوسٞ

Lemma

le-ye'usunelbette umut kesendir

1

يَـُٔوسٗا

ye'usenumut kesen

1

فَيَـُٔوسٞ

fe-ye'usunve umut kesendir

1