169
Kullanım
7
Lemma
60
Türev
57
Anlam
7 lemma, 60 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
مَثَلٞ | meselun | benzer, benzer, örnek, mesel | İsim | 1 | ||
أَمۡثَالُكُم | emsalukum | benzerleriniz, benzer, örnek, mesel | Sıfat | 1 | ||
مَّثَلُهُۥ | meseluhu | onun benzeri, benzer, örnek, mesel | İsim | 1 | ||
مَّثَلًا | meselen | benzeri, benzer, örnek, mesel | İsim | 1 | ||
وَمَثَلُهُمۡ | ve-meseluhum | ve onların benzeri, benzer, örnek, mesel | İsim | 1 | ||
أَمۡثَالُكُمۡ | emsalukum | sizin benzerleriniz, benzer, örnek, misal | İsim | 1 | ||
أَمۡثَالِهَا | emsâlihâ | onun benzerleri, benzer, örnek, mesel | İsim | 1 | ||
مَّثَلَ | mesele | benzeri, benzer, örnek, mesel, durum | İsim | 1 | ||
مَثَلَ | mesele | benzeri, benzer, örnek, mesel | İsim | 1 | ||
كَأَمۡثَٰلِ | ke-emsali | benzerleri gibi, benzer, örnek, misal | İsim | 1 | ||
مِثۡلَ Lemma | misle | benzer, benzer, eş, örnek | İsim | 10 | ||
Örnek Ayetler (5 / 10) Bakara 2:113 · Kuran-ı Kerim وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ لَيۡسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيۡسَتِ ٱلۡيَهُودُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَهُمۡ يَتۡلُونَ ٱلۡكِتَٰبَۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ مِثۡلَ قَوۡلِهِمۡۚ فَٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ Ve Yahudiler 'Nasraniler bir şey üzerinde değildir' dedi ve Nasraniler 'Yahudiler bir şey üzerinde değildir' dedi; ve onlar kitabı okuyorlar. Bunun gibi bilmeyen kimseler onların sözünün mislini dedi. Bunun üzerine Allah, içinde ayrılığa düştükleri şeyde kalkış günü onların arasında hüküm verir. Maide 5:31 · Kuran-ı Kerim فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابٗا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّـٰدِمِينَ Böylece Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Dedi: 'Ey vah bana, bu karga gibi olmaktan, böylece kardeşimin cesedini örtmekten aciz mi oldum?' Böylece pişman olanlardan oldu. En'am 6:93 · Kuran-ı Kerim وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ قَالَ أُوحِيَ إِلَيَّ وَلَمۡ يُوحَ إِلَيۡهِ شَيۡءٞ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثۡلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۗ وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِي غَمَرَٰتِ ٱلۡمَوۡتِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓاْ أَيۡدِيهِمۡ أَخۡرِجُوٓاْ أَنفُسَكُمُۖ ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ عَذَابَ ٱلۡهُونِ بِمَا كُنتُمۡ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَكُنتُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِهِۦ تَسۡتَكۡبِرُونَ Ve Allah'ın üzerine bir yalan uyduran veya ona hiçbir şey vahiy olunmadığı halde 'Bana vahiy olundu' diyen ve 'Allah'ın indirdiği şeyin benzerini indireceğim' diyen kimseden kim daha zalimdir? Ve zalimler ölümün şiddetleri içindeyken ve melekler ellerini uzatmışken: 'Nefslerinizi çıkarın; Allah'ın üzerine gerçekten başka şey söylüyor olduğunuz ve O'nun ayetlerinden büyüklük taslıyor olduğunuz için bugün aşağılanmanın azabıyla karşılık göreceksiniz' derken eğer görseydin. En'am 6:124 · Kuran-ı Kerim وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ Ve onlara bir ayet geldiği zaman dediler: 'Allah'ın resullerine verilen şeyin benzeri bize verilene kadar asla inanmayacağız.' Allah kendi elçiliğini nereye kılacağını en iyi bilendir. Suç işleyen kimselere, tuzak kurmuş oldukları şey sebebiyle Allah'ın katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir. Enfal 8:31 · Kuran-ı Kerim وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا قَالُواْ قَدۡ سَمِعۡنَا لَوۡ نَشَآءُ لَقُلۡنَا مِثۡلَ هَٰذَآ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ Ve onlara ayetlerimiz okunduğunda dediler: 'Kesinlikle işittik; eğer dileseydik kesinlikle bunun gibisini söylerdik. Şüphesiz bu, öncekilerin masallarından başkası değildir.' | ||||||
مِّثۡلَ | misle | benzer, benzer, örnek, misal | İsim | 7 | ||
مِّثۡلُكُمۡ | mislukum | sizin benzeriniz, benzer, gibi, örnek | İsim | 6 | ||
مِثۡلُ | mislu | benzeri, benzer, eş, örnek | İsim | 6 | ||
بِمِثۡلِ | bi-misli | benzeri ile, benzer, eş, örnek | İsim | 5 | ||
مِّثۡلِهِۦ | mislihi | benzeri, benzer, eş, örnek | İsim | 5 | ||
مِّثۡلُنَا | misluna | benzerimiz, benzer, örnek, misal | İsim | 4 | ||
مِّثۡلُهُۥ | misluhu | onun benzeri, benzer, eş, örnek, denk | İsim | 3 | ||
وَمِثۡلَهُۥ | ve-mislehu | ve onun benzeri, benzer, eş, örnek | İsim | 3 | ||
وَمِثۡلَهُم | ve-mislehum | ve benzerlerini, benzer, eş, örnek | İsim | 2 | ||
Örnek Ayetler (1)
Hac 22:73
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٞ فَٱسۡتَمِعُواْ لَهُۥٓۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَن يَخۡلُقُواْ ذُبَابٗا وَلَوِ ٱجۡتَمَعُواْ لَهُۥۖ وَإِن يَسۡلُبۡهُمُ ٱلذُّبَابُ شَيۡـٔٗا لَّا يَسۡتَنقِذُوهُ مِنۡهُۚ ضَعُفَ ٱلطَّالِبُ وَٱلۡمَطۡلُوبُ
Ey insanlar, bir örnek verildi, böylece onu dinleyin. Şüphesiz Allah'ın astlarından çağırdıklarınız, onun için toplansalar bile asla bir sinek yaratamazlar. Ve eğer sinek onlardan bir şey kapsa, onu ondan kurtaramazlar. İsteyen ve istenen zayıftır.
Örnek Ayetler (1)
En'am 6:38
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا مِن دَآبَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا طَـٰٓئِرٖ يَطِيرُ بِجَنَاحَيۡهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمۡثَالُكُمۚ مَّا فَرَّطۡنَا فِي ٱلۡكِتَٰبِ مِن شَيۡءٖۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يُحۡشَرُونَ
Ve yerin içinde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin benzeriniz topluluklardan olmasın. Kitabın içinde hiçbir şeyi ihmal etmedik. Sonra Rablerine doğru toplanırlar.
Örnek Ayetler (1)
En'am 6:122
·
Kuran-ı Kerim
أَوَمَن كَانَ مَيۡتٗا فَأَحۡيَيۡنَٰهُ وَجَعَلۡنَا لَهُۥ نُورٗا يَمۡشِي بِهِۦ فِي ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِي ٱلظُّلُمَٰتِ لَيۡسَ بِخَارِجٖ مِّنۡهَاۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلۡكَٰفِرِينَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Ölü iken dirilttiğimiz ve onun için insanlar içinde onunla yürüdüğü bir ışık kıldığımız kimse, durumu karanlıklar içinde olup oradan çıkan biri olmayan kimse gibi midir? İşte böyle örtenlere yapmış oldukları şey süslü gösterildi.
Örnek Ayetler (1)
Yasin 36:13
·
Kuran-ı Kerim
وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلًا أَصۡحَٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ
Ve onlara şehrin halkını bir örnek ver; hani oraya gönderilenler gelmişti.
Örnek Ayetler (1)
Fetih 48:29
·
Kuran-ı Kerim
مُّحَمَّدٞ رَّسُولُ ٱللَّهِۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَهُمۡۖ تَرَىٰهُمۡ رُكَّعٗا سُجَّدٗا يَبۡتَغُونَ فَضۡلٗا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٰنٗاۖ سِيمَاهُمۡ فِي وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِۚ ذَٰلِكَ مَثَلُهُمۡ فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِۚ وَمَثَلُهُمۡ فِي ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُۥ فَـَٔازَرَهُۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ ٱلۡكُفَّارَۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ مِنۡهُم مَّغۡفِرَةٗ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا
Muhammed Allah'ın elçisidir. Ve onunla beraber olan kimseler örtenlere karşı serttirler, kendi aralarında merhametlidirler. Onları eğilenler, secde edenler olarak görürsün; Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk ararlar. Onların nişanı secdenin izinden yüzlerinin içindedir. İşte bu onların Tevrat içindeki örneğidir. Ve onların İncil içindeki örneği, filizini çıkarmış, sonra onu güçlendirmiş, sonra kalınlaşmış, sonra gövdelerinin üzerine doğrulmuş, ekicilerin hoşuna giden bir ekin gibidir; onlarla örtenleri öfkelendirmesi için. Allah onlardan inanan ve düzeltici işler yapan kimselere bir örtülme ve büyük bir ödül söz verdi.
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:194
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمۡثَالُكُمۡۖ فَٱدۡعُوهُمۡ فَلۡيَسۡتَجِيبُواْ لَكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Şüphesiz Allah'ın dışında çağırdıklarınız sizin benzeriniz kullardır. Bunun üzerine onları çağırın da size karşılık versinler, eğer doğru söyleyenlerseniz.
Örnek Ayetler (1)
En'am 6:160
·
Kuran-ı Kerim
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشۡرُ أَمۡثَالِهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَا وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
Kim iyilikle gelirse böylece onun mislinin on katı onun içindir; ve kim kötülükle gelirse böylece onun misli hariç karşılık verilmez ve onlar zulme uğratılmazlar.
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:45
·
Kuran-ı Kerim
وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَآءٍ أَنزَلۡنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخۡتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلۡأَرۡضِ فَأَصۡبَحَ هَشِيمٗا تَذۡرُوهُ ٱلرِّيَٰحُۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ مُّقۡتَدِرًا
Ve onlara dünya hayatının örneğini vur. Gökten onu indirdiğimiz bir su gibidir, böylece yerin bitkisi onunla karıştı, sonra rüzgarların onu savurduğu kuru bir çöp oldu. Ve Allah her şey üzerine Güçlüdür.
Örnek Ayetler (1)
Ali İmran 3:59
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٖ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Şüphesiz Allah'ın katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona 'Ol' dedi, böylece olur.
Örnek Ayetler (1)
Vakıa 56:23
·
Kuran-ı Kerim
كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ
Korunmuş incilerin benzerleri gibi.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Bakara 2:113
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ لَيۡسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيۡسَتِ ٱلۡيَهُودُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَهُمۡ يَتۡلُونَ ٱلۡكِتَٰبَۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ مِثۡلَ قَوۡلِهِمۡۚ فَٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ
Ve Yahudiler 'Nasraniler bir şey üzerinde değildir' dedi ve Nasraniler 'Yahudiler bir şey üzerinde değildir' dedi; ve onlar kitabı okuyorlar. Bunun gibi bilmeyen kimseler onların sözünün mislini dedi. Bunun üzerine Allah, içinde ayrılığa düştükleri şeyde kalkış günü onların arasında hüküm verir.
Maide 5:31
·
Kuran-ı Kerim
فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابٗا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّـٰدِمِينَ
Böylece Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Dedi: 'Ey vah bana, bu karga gibi olmaktan, böylece kardeşimin cesedini örtmekten aciz mi oldum?' Böylece pişman olanlardan oldu.
En'am 6:93
·
Kuran-ı Kerim
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ قَالَ أُوحِيَ إِلَيَّ وَلَمۡ يُوحَ إِلَيۡهِ شَيۡءٞ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثۡلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۗ وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِي غَمَرَٰتِ ٱلۡمَوۡتِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓاْ أَيۡدِيهِمۡ أَخۡرِجُوٓاْ أَنفُسَكُمُۖ ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ عَذَابَ ٱلۡهُونِ بِمَا كُنتُمۡ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَكُنتُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِهِۦ تَسۡتَكۡبِرُونَ
Ve Allah'ın üzerine bir yalan uyduran veya ona hiçbir şey vahiy olunmadığı halde 'Bana vahiy olundu' diyen ve 'Allah'ın indirdiği şeyin benzerini indireceğim' diyen kimseden kim daha zalimdir? Ve zalimler ölümün şiddetleri içindeyken ve melekler ellerini uzatmışken: 'Nefslerinizi çıkarın; Allah'ın üzerine gerçekten başka şey söylüyor olduğunuz ve O'nun ayetlerinden büyüklük taslıyor olduğunuz için bugün aşağılanmanın azabıyla karşılık göreceksiniz' derken eğer görseydin.
En'am 6:124
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ
Ve onlara bir ayet geldiği zaman dediler: 'Allah'ın resullerine verilen şeyin benzeri bize verilene kadar asla inanmayacağız.' Allah kendi elçiliğini nereye kılacağını en iyi bilendir. Suç işleyen kimselere, tuzak kurmuş oldukları şey sebebiyle Allah'ın katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir.
Enfal 8:31
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا قَالُواْ قَدۡ سَمِعۡنَا لَوۡ نَشَآءُ لَقُلۡنَا مِثۡلَ هَٰذَآ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Ve onlara ayetlerimiz okunduğunda dediler: 'Kesinlikle işittik; eğer dileseydik kesinlikle bunun gibisini söylerdik. Şüphesiz bu, öncekilerin masallarından başkası değildir.'
Örnek Ayetler (5 / 7)
Bakara 2:118
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ لَوۡلَا يُكَلِّمُنَا ٱللَّهُ أَوۡ تَأۡتِينَآ ءَايَةٞۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّثۡلَ قَوۡلِهِمۡۘ تَشَٰبَهَتۡ قُلُوبُهُمۡۗ قَدۡ بَيَّنَّا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يُوقِنُونَ
Ve bilmeyen kimseler dedi: 'Allah bizimle konuşsaydı veya bize bir ayet gelseydi ya!' Onlardan önceki kimseler de onların sözünün benzerini bunun gibi dedi. Kalpleri benzedi. Kesin olarak inanan bir topluluk için ayetleri kesinlikle açıkladık.
Ali İmran 3:73
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تُؤۡمِنُوٓاْ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمۡ قُلۡ إِنَّ ٱلۡهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤۡتَىٰٓ أَحَدٞ مِّثۡلَ مَآ أُوتِيتُمۡ أَوۡ يُحَآجُّوكُمۡ عِندَ رَبِّكُمۡۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٞ
Ve dininize uyan kimseden başkasına güvenmeyin. De ki: 'Şüphesiz yol gösterme Allah'ın yol göstermesidir.' Size verilenin benzerinin bir kimseye verilmesine veya Rabbinizin katında sizinle tartışmalarına. De ki: 'Şüphesiz lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediği kimseye verir. Ve Allah Geniş'tir, Bilen'dir.'
Mü'min 40:30
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِيٓ ءَامَنَ يَٰقَوۡمِ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُم مِّثۡلَ يَوۡمِ ٱلۡأَحۡزَابِ
Ve inanan kimse dedi: 'Ey kavmim, şüphesiz ben sizin üzerinize grupların günü gibi olanından korkuyorum.'
Fussilet 41:13
·
Kuran-ı Kerim
فَإِنۡ أَعۡرَضُواْ فَقُلۡ أَنذَرۡتُكُمۡ صَٰعِقَةٗ مِّثۡلَ صَٰعِقَةِ عَادٖ وَثَمُودَ
Bunun üzerine eğer yüz çevirirlerse de ki: 'Sizi Ad ve Semud yıldırımı gibi bir yıldırımla uyardım.'
Zariyat 51:23
·
Kuran-ı Kerim
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقّٞ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ
Böylece göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz o, sizin konuşmanız gibi kesinlikle gerçektir.
Örnek Ayetler (5 / 6)
İbrahim 14:11
·
Kuran-ı Kerim
قَالَتۡ لَهُمۡ رُسُلُهُمۡ إِن نَّحۡنُ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَمُنُّ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦۖ وَمَا كَانَ لَنَآ أَن نَّأۡتِيَكُم بِسُلۡطَٰنٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
Resulleri onlara dedi: 'Biz ancak sizin gibi bir beşeriz. Fakat Allah kullarından dilediği kimseye lütufta bulunur. Ve Allah'ın izni olmadan size bir yetki getirmemiz bizim için yoktur. Ve inananlar Allah'ı vekil edinsinler.'
Kehf 18:110
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يُوحَىٰٓ إِلَيَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞۖ فَمَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلۡيَعۡمَلۡ عَمَلٗا صَٰلِحٗا وَلَا يُشۡرِكۡ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدَۢا
De ki: 'Ben ancak sizin gibi bir insanım. Bana, ilahınızın ancak bir tek ilah olduğu vahiy olunuyor. Böylece kim Rabbiyle karşılaşmayı umuyorsa düzeltici bir iş yapsın ve Rabbinin kulluğunda hiç kimseyi ortak koşmasın.'
Enbiya 21:3
·
Kuran-ı Kerim
لَاهِيَةٗ قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلۡ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ
Kalpleri oyalanarak. Ve zulmedenler fısıldaşmayı gizlediler: 'Bu sizin gibi bir insandan başkası mıdır? Siz görürken büyüye mi geliyorsunuz?'
Mü'minun 23:24
·
Kuran-ı Kerim
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَـٰٓئِكَةٗ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ
Bunun üzerine onun kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Bu, sizin gibi bir insandan başkası değildir, size üstün olmak istiyor. Ve eğer Allah dileseydi kesinlikle melekler indirirdi. Bunu ilk babalarımızda işitmedik.'
Mü'minun 23:33
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ
Ve onun kavminden örten, ahiret karşılaşmasını yalanlayan ve dünya hayatında onlara refah verdiğimiz ileri gelenler dedi: 'Bu, sizin gibi bir insandan başkası değildir, ondan yediğinizden yer ve içtiğinizden içer.'
Örnek Ayetler (5 / 6)
Bakara 2:228
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلۡمُطَلَّقَٰتُ يَتَرَبَّصۡنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلَٰثَةَ قُرُوٓءٖۚ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكۡتُمۡنَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِيٓ أَرۡحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤۡمِنَّ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۚ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِي ذَٰلِكَ إِنۡ أَرَادُوٓاْ إِصۡلَٰحٗاۚ وَلَهُنَّ مِثۡلُ ٱلَّذِي عَلَيۡهِنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِۚ وَلِلرِّجَالِ عَلَيۡهِنَّ دَرَجَةٞۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Boşanmış kadınlar kendi başlarına üç aybaşı süresi beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Eğer düzeltmek isterlerse, kocaları bu süre içinde onları geri almaya daha hak sahibidir. Uygun olan ölçüde, onların aleyhine olduğu gibi lehlerine de hakları vardır; erkeklerin onların üzerinde bir derecesi vardır. Allah Üstün'dür, Hikmetli'dir.
Bakara 2:233
·
Kuran-ı Kerim
۞وَٱلۡوَٰلِدَٰتُ يُرۡضِعۡنَ أَوۡلَٰدَهُنَّ حَوۡلَيۡنِ كَامِلَيۡنِۖ لِمَنۡ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَۚ وَعَلَى ٱلۡمَوۡلُودِ لَهُۥ رِزۡقُهُنَّ وَكِسۡوَتُهُنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِۚ لَا تُكَلَّفُ نَفۡسٌ إِلَّا وُسۡعَهَاۚ لَا تُضَآرَّ وَٰلِدَةُۢ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوۡلُودٞ لَّهُۥ بِوَلَدِهِۦۚ وَعَلَى ٱلۡوَارِثِ مِثۡلُ ذَٰلِكَۗ فَإِنۡ أَرَادَا فِصَالًا عَن تَرَاضٖ مِّنۡهُمَا وَتَشَاوُرٖ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَاۗ وَإِنۡ أَرَدتُّمۡ أَن تَسۡتَرۡضِعُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُمۡ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ إِذَا سَلَّمۡتُم مَّآ ءَاتَيۡتُم بِٱلۡمَعۡرُوفِۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ
Anneler, emzirmeyi tamamlamak isteyen kimse için çocuklarını tam iki yıl emzirirler. Onların uygun şekilde rızkı ve giyimi, çocuk kendisinin olanın üzerinedir. Hiçbir nefs kapasitesinden fazlasıyla yükümlü tutulmaz. Bir anne çocuğu sebebiyle, çocuk kendisinin olan da çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. Mirasçının üzerine de bunun gibisi vardır. Eğer ikisi karşılıklı rıza ve danışma ile ayırmak isterlerse, ikisinin üzerine günah yoktur. Eğer çocuklarınızı emzirtmek isterseniz, verdiğinizi uygun şekilde teslim ettiğinizde sizin üzerinize günah yoktur. Allah'tan sakının ve şüphesiz Allah'ın yaptıklarınızı Gören olduğunu bilin.
Bakara 2:275
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ يَأۡكُلُونَ ٱلرِّبَوٰاْ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِي يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ مِنَ ٱلۡمَسِّۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّمَا ٱلۡبَيۡعُ مِثۡلُ ٱلرِّبَوٰاْۗ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلۡبَيۡعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰاْۚ فَمَن جَآءَهُۥ مَوۡعِظَةٞ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمۡرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِۖ وَمَنۡ عَادَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Faizi yiyen kimseler, şeytanın dokunmadan onu çarptığı kimsenin kalktığı gibi hariç kalkmazlar. Bu, şüphesiz onların 'Alışveriş ancak faiz gibidir' demeleriyledir. Ve Allah alışverişi helal kıldı ve faizi haram kıldı. Böylece kime Rabbinden bir öğüt gelirse, böylece son verirse, geçmişteki şey onundur ve onun işi Allah'adır. Ve kim dönerse işte onlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar onun içinde kalıcıdırlar.
Nisa 4:11
·
Kuran-ı Kerim
يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِيٓ أَوۡلَٰدِكُمۡۖ لِلذَّكَرِ مِثۡلُ حَظِّ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۚ فَإِن كُنَّ نِسَآءٗ فَوۡقَ ٱثۡنَتَيۡنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۖ وَإِن كَانَتۡ وَٰحِدَةٗ فَلَهَا ٱلنِّصۡفُۚ وَلِأَبَوَيۡهِ لِكُلِّ وَٰحِدٖ مِّنۡهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٞۚ فَإِن لَّمۡ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٞ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُۚ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخۡوَةٞ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصِي بِهَآ أَوۡ دَيۡنٍۗ ءَابَآؤُكُمۡ وَأَبۡنَآؤُكُمۡ لَا تَدۡرُونَ أَيُّهُمۡ أَقۡرَبُ لَكُمۡ نَفۡعٗاۚ فَرِيضَةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمٗا
Allah çocuklarınız hakkında size emreder: Erkek için iki dişinin payının misli vardır. Fakat eğer ikinin üzerinde kadınlar iseler, bıraktığı şeyin üçte ikisi onlar içindir. Ve eğer bir tane ise, yarısı onun içindir. Ve eğer onun bir çocuğu varsa, bıraktığı şeyden onun ana babası için, ikisinden her biri için altıda bir vardır. Fakat eğer onun bir çocuğu yoksa ve onun ana babası ona mirasçı olmuşsa, onun anası için üçte bir vardır. Fakat eğer onun kardeşleri varsa, vasiyet ettiği bir vasiyetten veya bir borçtan sonra onun anası için altıda bir vardır. Babalarınız ve oğullarınız, fayda bakımından hangisi size daha yakındır siz bilmezsiniz. Allah'tan bir farz olarak. Şüphesiz Allah Bilen'dir, Hikmetli'dir.
Nisa 4:176
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡتَفۡتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفۡتِيكُمۡ فِي ٱلۡكَلَٰلَةِۚ إِنِ ٱمۡرُؤٌاْ هَلَكَ لَيۡسَ لَهُۥ وَلَدٞ وَلَهُۥٓ أُخۡتٞ فَلَهَا نِصۡفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمۡ يَكُن لَّهَا وَلَدٞۚ فَإِن كَانَتَا ٱثۡنَتَيۡنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۚ وَإِن كَانُوٓاْ إِخۡوَةٗ رِّجَالٗا وَنِسَآءٗ فَلِلذَّكَرِ مِثۡلُ حَظِّ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۗ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ أَن تَضِلُّواْۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمُۢ
Senden fetva istiyorlar. De ki: 'Allah kelale hakkında size fetva veriyor. Eğer bir kişi helak olursa, onun bir çocuğu yoktur ve onun bir kız kardeşi vardır; böylece bıraktığı şeyin yarısı onundur. Ve eğer onun bir çocuğu yoksa o ona mirasçı olur. Böylece eğer onlar iki iseler, böylece bıraktığı şeyden üçte ikisi onlarındır. Ve eğer onlar erkekler ve kadınlar kardeşler iseler, böylece erkek için iki dişinin payının misli vardır.' Sapmamanız için Allah size açıklıyor. Ve Allah her şeyi Bilen'dir.
Örnek Ayetler (5)
Bakara 2:137
·
Kuran-ı Kerim
فَإِنۡ ءَامَنُواْ بِمِثۡلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهۡتَدَواْۖ وَّإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا هُمۡ فِي شِقَاقٖۖ فَسَيَكۡفِيكَهُمُ ٱللَّهُۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
Bunun üzerine eğer sizin ona inandığınız şeyin benzerine inanırlarsa, o zaman kesinlikle yol bulmuşlardır. Ve eğer yüz çevirirlerse, o zaman onlar ancak bir ayrılık içindedir. Bunun üzerine onlara karşı Allah sana yetecektir. Ve O İşitendir, Bilendir.
Bakara 2:194
·
Kuran-ı Kerim
ٱلشَّهۡرُ ٱلۡحَرَامُ بِٱلشَّهۡرِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡحُرُمَٰتُ قِصَاصٞۚ فَمَنِ ٱعۡتَدَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱعۡتَدُواْ عَلَيۡهِ بِمِثۡلِ مَا ٱعۡتَدَىٰ عَلَيۡكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُتَّقِينَ
Haram ay haram aya karşılıktır ve hürmetler kısastır. Artık kim size karşı sınırı aşarsa, siz de onun size karşı sınırı aştığı misliyle ona karşı sınırı aşın. Ve Allah'tan sakının ve bilin ki şüphesiz Allah sakınanlarla beraberdir.
Nahl 16:126
·
Kuran-ı Kerim
وَإِنۡ عَاقَبۡتُمۡ فَعَاقِبُواْ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبۡتُم بِهِۦۖ وَلَئِن صَبَرۡتُمۡ لَهُوَ خَيۡرٞ لِّلصَّـٰبِرِينَ
Ve eğer ceza verirseniz, o halde onunla ceza verildiğiniz şeyin misliyle ceza verin. Ve andolsun eğer sabrederseniz, kesinlikle o sabredenler için daha hayırlıdır.
İsra 17:88
·
Kuran-ı Kerim
قُل لَّئِنِ ٱجۡتَمَعَتِ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِمِثۡلِ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لَا يَأۡتُونَ بِمِثۡلِهِۦ وَلَوۡ كَانَ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضٖ ظَهِيرٗا
De ki: 'Eğer insan ve cin bu Kuran'ın benzerini getirmeleri üzerine toplansaydı, onların bir kısmı bir kısmına bir destekçi olsa bile onun benzerini getiremezler.'
Hac 22:60
·
Kuran-ı Kerim
۞ذَٰلِكَۖ وَمَنۡ عَاقَبَ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيۡهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٞ
İşte böyle; ve kim kendisine ceza verildiği şeye misliyle ceza verirse, sonra ona saldırılırsa, Allah kesinlikle ona yardım edecektir. Şüphesiz Allah kesinlikle Silen'dir, Örten'dir.
Örnek Ayetler (5)
Bakara 2:23
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن كُنتُمۡ فِي رَيۡبٖ مِّمَّا نَزَّلۡنَا عَلَىٰ عَبۡدِنَا فَأۡتُواْ بِسُورَةٖ مِّن مِّثۡلِهِۦ وَٱدۡعُواْ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ve eğer kulumuzun üzerine indirdiğimiz şeyden bir şüphe içinde iseniz, bunun üzerine onun benzerinden bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz Allah'tan başka tanıklarınızı çağırın.
Yunus 10:38
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِسُورَةٖ مِّثۡلِهِۦ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Yoksa 'Onu uydurdu' mu derler? De ki: 'Bunun üzerine onun misli bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz Allah'ın astından güç yetirdiğiniz kimseyi çağırın.'
Hud 11:13
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِعَشۡرِ سُوَرٖ مِّثۡلِهِۦ مُفۡتَرَيَٰتٖ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Yoksa 'Onu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Öyleyse onun misli uydurulmuş on sure getirin ve eğer doğru söyleyenlerseniz Allah'tan başka güç yetirdiğiniz kimseleri çağırın.'
Taha 20:58
·
Kuran-ı Kerim
فَلَنَأۡتِيَنَّكَ بِسِحۡرٖ مِّثۡلِهِۦ فَٱجۡعَلۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكَ مَوۡعِدٗا لَّا نُخۡلِفُهُۥ نَحۡنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانٗا سُوٗى
'Bunun üzerine kesinlikle sana onun benzeri bir sihir getireceğiz. Böylece bizim aramızda ve senin aranda, ne bizim ne de senin caymayacağımız bir buluşma belirle, eşit bir mekanda.'
Yasin 36:42
·
Kuran-ı Kerim
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ
Ve onlar için onun benzerinden binecekleri şeyleri yarattık.
Örnek Ayetler (4)
İbrahim 14:10
·
Kuran-ı Kerim
۞قَالَتۡ رُسُلُهُمۡ أَفِي ٱللَّهِ شَكّٞ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يَدۡعُوكُمۡ لِيَغۡفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمۡ وَيُؤَخِّرَكُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗىۚ قَالُوٓاْ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأۡتُونَا بِسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٖ
Resulleri dedi: 'Gökleri ve yeryüzünü Yaran Allah hakkında mı şüphe var? Günahlarınızdan sizin için örtmesi ve sizi belirlenmiş bir süreye kadar ertelemesi için sizi çağırıyor.' Dediler: 'Siz ancak bizim gibi bir beşersiniz. Babalarımızın kulluk ettiklerinden bizi alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir yetki getirin.'
Şuara 26:154
·
Kuran-ı Kerim
مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُنَا فَأۡتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
Sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin. Bunun üzerine, eğer doğru söyleyenlerdensen bir ayet getir.
Şuara 26:186
·
Kuran-ı Kerim
وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
Ve sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin ve şüphesiz senin kesinlikle yalan söyleyenlerden olduğun zannındayız.
Yasin 36:15
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَٰنُ مِن شَيۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ
Dediler: 'Siz bizim gibi bir beşerden başkası değilsiniz. Ve Merhameti Bol hiçbir şey indirmedi; siz ancak yalan söylüyorsunuz.'
Örnek Ayetler (3)
Ali İmran 3:140
·
Kuran-ı Kerim
إِن يَمۡسَسۡكُمۡ قَرۡحٞ فَقَدۡ مَسَّ ٱلۡقَوۡمَ قَرۡحٞ مِّثۡلُهُۥۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيۡنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمۡ شُهَدَآءَۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Eğer size bir yara dokunursa, kesinlikle topluluğa da onun gibi bir yara dokunmuştur. Ve Allah inananları bilsin ve sizden tanıklar edinsin diye o günleri insanlar arasında döndürürüz. Ve Allah zalimleri sevmez.
A'raf 7:169
·
Kuran-ı Kerim
فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفٞ وَرِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَأۡخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلۡأَدۡنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغۡفَرُ لَنَا وَإِن يَأۡتِهِمۡ عَرَضٞ مِّثۡلُهُۥ يَأۡخُذُوهُۚ أَلَمۡ يُؤۡخَذۡ عَلَيۡهِم مِّيثَٰقُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّ وَدَرَسُواْ مَا فِيهِۗ وَٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
Bunun üzerine onlardan sonra kitabı miras alan bir nesil geçti; bu aşağılık olanın geçici malını alırlar ve derler: 'Bizim için örtülecektir.' Ve eğer onlara onun misli bir geçici mal gelirse onu alırlar. Allah'ın üzerine gerçek dışında söylemeyecekler diye onların üzerine kitabın sözleşmesi alınmadı mı? Ve onun içindeki şeyi okudular. Ve ahiret yurdu sakınan kimseler için daha hayırlıdır. Hala mı akletmiyorsunuz?
Ra'd 13:17
·
Kuran-ı Kerim
أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَسَالَتۡ أَوۡدِيَةُۢ بِقَدَرِهَا فَٱحۡتَمَلَ ٱلسَّيۡلُ زَبَدٗا رَّابِيٗاۖ وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيۡهِ فِي ٱلنَّارِ ٱبۡتِغَآءَ حِلۡيَةٍ أَوۡ مَتَٰعٖ زَبَدٞ مِّثۡلُهُۥۚ كَذَٰلِكَ يَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡحَقَّ وَٱلۡبَٰطِلَۚ فَأَمَّا ٱلزَّبَدُ فَيَذۡهَبُ جُفَآءٗۖ وَأَمَّا مَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ فَيَمۡكُثُ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ كَذَٰلِكَ يَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَالَ
Gökten bir su indirdi, böylece vadiler kendi ölçüsüyle aktı, böylece sel kabaran bir köpük yüklendi. Ve bir süs veya bir eşya arayışıyla ateşte üzerine yaktıklarından da onun gibi bir köpük vardır. İşte böylece Allah gerçeği ve batılı örnek verir. Böylece köpüğe gelince, atılarak gider. Ve insanlara fayda veren şeye gelince, yeryüzünde kalır. İşte böylece Allah örnekleri verir.
Örnek Ayetler (3)
Maide 5:36
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ أَنَّ لَهُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفۡتَدُواْ بِهِۦ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنۡهُمۡۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ
Şüphesiz örten kimseler, eğer yeryüzündeki şeylerin tamamı ve onunla beraber onun misli onların olsa, kalkış gününün azabından onunla fidye vermek için, onlardan kabul edilmez. Ve onlar için acı verici bir azap vardır.
Ra'd 13:18
·
Kuran-ı Kerim
لِلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواْ لِرَبِّهِمُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَٱلَّذِينَ لَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُۥ لَوۡ أَنَّ لَهُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفۡتَدَوۡاْ بِهِۦٓۚ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ سُوٓءُ ٱلۡحِسَابِ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ
Rablerine karşılık verenler için en güzeli vardır. Ve O'na karşılık vermeyenler, eğer yeryüzündekilerin tamamı ve onunla birlikte bir misli daha onların olsaydı, onu fidye olarak verirlerdi. İşte onlar, hesabın kötüsü onlar içindir. Ve onların barınağı cehennemdir. Ve ne kötü döşektir!
Zümer 39:47
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ أَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفۡتَدَوۡاْ بِهِۦ مِن سُوٓءِ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَبَدَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يَكُونُواْ يَحۡتَسِبُونَ
Ve eğer yeryüzündekilerin tamamı ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kalkış günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu kesinlikle fidye olarak verirlerdi. Ve hesaba katmadıkları şeyler Allah'tan onlara göründü.
Örnek Ayetler (2)
Enbiya 21:84
·
Kuran-ı Kerim
فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرّٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَٰبِدِينَ
Bunun üzerine ona cevap verdik ve ondaki zararı kaldırdık. Katımızdan bir merhamet ve kulluk edenler için bir hatırlatma olarak ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini verdik.
Sad 38:43
·
Kuran-ı Kerim
وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ
Ve bizden bir merhamet ve temiz akıl sahipleri için bir hatırlatma olarak ona ailesini ve onlarla beraber onların bir mislini karşılıksız verdik.