8
Kullanım
2
Lemma
5
Türev
17
Anlam
2 lemma, 5 türev form
Örnek Ayetler (2)
Sebe 34:34
·
Kuran-ı Kerim
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِي قَرۡيَةٖ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتۡرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ
Ve bir şehre hiçbir uyarıcı göndermedik, onun şımarıkları: 'Şüphesiz biz onunla gönderildiğiniz şeyi örtenleriz' dediği hariç.
Zuhruf 43:23
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِي قَرۡيَةٖ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتۡرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٖ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقۡتَدُونَ
Ve işte böyle, senden önce bir beldede hiçbir uyarıcı göndermedik ki onun şımarıkları şöyle demesin: 'Şüphesiz biz babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve şüphesiz biz onların izlerine uyanlarız.'
Örnek Ayetler (1)
Mü'minun 23:64
·
Kuran-ı Kerim
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ
Nihayet onların refah içinde olanlarını azap ile yakaladığımız zaman, o zaman onlar feryat ederler.
Örnek Ayetler (1)
İsra 17:16
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَآ أَرَدۡنَآ أَن نُّهۡلِكَ قَرۡيَةً أَمَرۡنَا مُتۡرَفِيهَا فَفَسَقُواْ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيۡهَا ٱلۡقَوۡلُ فَدَمَّرۡنَٰهَا تَدۡمِيرٗا
Ve bir şehri helak etmeyi istediğimizde, onun refah içindekilerine emrettik, bunun üzerine onun içinde yoldan çıktılar; böylece o söz onun üzerine hak oldu, bunun üzerine onu tamamen yerle bir ettik.
Örnek Ayetler (1)
Vakıa 56:45
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ
Şüphesiz onlar bundan önce şımartılmışlardı.
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:116
·
Kuran-ı Kerim
فَلَوۡلَا كَانَ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مِن قَبۡلِكُمۡ أُوْلُواْ بَقِيَّةٖ يَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡفَسَادِ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّنۡ أَنجَيۡنَا مِنۡهُمۡۗ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَآ أُتۡرِفُواْ فِيهِ وَكَانُواْ مُجۡرِمِينَ
Böylece sizden önceki nesillerden yeryüzünde bozgunculuktan alıkoyan bir kalıntı sahipleri olmalı değil miydi? Onlardan kurtardığımız az bir kısmı hariç. Ve zalimler, içinde şımartıldıkları şeye uydular ve suçlular oldular.
Örnek Ayetler (1)
Mü'minun 23:33
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ
Ve onun kavminden örten, ahiret karşılaşmasını yalanlayan ve dünya hayatında onlara refah verdiğimiz ileri gelenler dedi: 'Bu, sizin gibi bir insandan başkası değildir, ondan yediğinizden yer ve içtiğinizden içer.'