523
Kullanım
12
Lemma
77
Türev
92
Anlam
12 lemma, 77 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
بَيۡنِهِمۡ | beynihim | araları, ara, mesafe, ayrım | İsim | 2 | ||
بَيۡنَهَا | beyneha | onun arası, ara, mesafe, ayrım | İsim | 2 | ||
بَيۡنَكَ | beyneke | senin aranda, ara, mesafe, ayrılık | İsim | 2 | ||
بَيۡنِهِمَا | beynehuma | ikisinin arasını, ara, mesafe, ayrım | İsim | 2 | ||
بَيۡنَهُۥ | beynehu | onun arası, ara, mesafe, ayrım | İsim | 2 | ||
وَبَيۡنِكَ | ve-beynike | ve aranın, ara, mesafe, ayrım | İsim | 2 | ||
وَبَيۡنَكُمُ | ve-beynekumu | ve aranızda, ara, mesafe, ayrılık | İsim | 2 | ||
وَبَيۡنَهُمَا | ve-beynehuma | ve ikisinin arası, ara, açık olmak, ayrılmak | İsim | 1 | ||
بَيۡنَهُنَّ | beynehunne | onların aralarını, ara, mesafe, ayrım | İsim | 1 | ||
بَّيۡنَكُمۡ | beynekum | aranız, ara, açık olmak, ayrılmak | İsim | 1 | ||
وَبَيۡنَهُۥٓ | ve-beynehu | ve arasını, ara, mesafe, ayrım | İsim | 1 | ||
بَيۡنِنَآ | beynina | aramızda, ara, mesafe, ayrım | İsim | 1 | ||
مُّبِينٞ Lemma | mubinun | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | Sıfat | 32 | ||
مُّبِينٖ | mubinin | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | Sıfat | 25 | ||
ٱلۡمُبِينُ | el-mubinu | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | Sıfat | 15 | ||
مُّبِينٍ | mubinin | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | Sıfat | 13 | ||
مُّبِينٌ | mubinun | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | Sıfat | 12 | ||
مُّبِينٗا | mubinen | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | Sıfat | 11 | ||
ٱلۡمُبِينِ | el-mubini | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | İsim | 7 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7) Yusuf 12:1 · Kuran-ı Kerim الٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ Elif, Lam, Ra. Bunlar apaçık kitabın ayetleridir. Şuara 26:2 · Kuran-ı Kerim تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ İşte bunlar, açık kitabın ayetleridir. Neml 27:79 · Kuran-ı Kerim فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنَّكَ عَلَى ٱلۡحَقِّ ٱلۡمُبِينِ Bunun üzerine Allah'ı vekil kıl; şüphesiz sen apaçık gerçek üzerindesin. Kasas 28:2 · Kuran-ı Kerim تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ Bunlar apaçık kitabın işaretleridir. Zuhruf 43:2 · Kuran-ı Kerim وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ Ve apaçık kitaba. | ||||||
مُّبِينًا | mubinen | ayıran, ayıran, açıklayan, apaçık | Sıfat | 2 | ||
Örnek Ayetler (2)
Meryem 19:37
·
Kuran-ı Kerim
فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡۖ فَوَيۡلٞ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن مَّشۡهَدِ يَوۡمٍ عَظِيمٍ
Bunun üzerine gruplar kendi aralarından ayrılığa düştüler. Büyük bir günün tanıklığından dolayı örtenlere yazıklar olsun.
Zuhruf 43:65
·
Kuran-ı Kerim
فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡۖ فَوَيۡلٞ لِّلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمٍ أَلِيمٍ
Bunun üzerine gruplar kendi aralarından ayrılığa düştü; bunun üzerine acı verici bir günün azabından zulmeden kimselerin vay haline!
Örnek Ayetler (2)
Ali İmran 3:30
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَ تَجِدُ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا عَمِلَتۡ مِنۡ خَيۡرٖ مُّحۡضَرٗا وَمَا عَمِلَتۡ مِن سُوٓءٖ تَوَدُّ لَوۡ أَنَّ بَيۡنَهَا وَبَيۡنَهُۥٓ أَمَدَۢا بَعِيدٗاۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفۡسَهُۥۗ وَٱللَّهُ رَءُوفُۢ بِٱلۡعِبَادِ
O gün her nefis iyilikten ne yaptıysa hazır bulur ve kötülükten ne yaptıysa; onunla kendi arasında uzak bir mesafe olmasını ister. Ve Allah sizi Kendisinden sakındırır. Ve Allah kullara Şefkatlidir.
Rahman 55:44
·
Kuran-ı Kerim
يَطُوفُونَ بَيۡنَهَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانٖ
Onunla son derece sıcak kaynar su arasında dolaşırlar.
Örnek Ayetler (2)
İsra 17:45
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ جَعَلۡنَا بَيۡنَكَ وَبَيۡنَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ حِجَابٗا مَّسۡتُورٗا
Ve kuranı okuduğun zaman, senin aran ile ahirete inanmayan kimselerin arasına örtülmüş bir perde kıldık.
Fussilet 41:34
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَسۡتَوِي ٱلۡحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُۚ ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِي بَيۡنَكَ وَبَيۡنَهُۥ عَدَٰوَةٞ كَأَنَّهُۥ وَلِيٌّ حَمِيمٞ
İyilik ve kötülük eşit olmaz. En güzel olanla sav; böylece seninle arasında düşmanlık olan kimse sanki sıcak bir koruyucu oluverir.
Örnek Ayetler (2)
Nisa 4:35
·
Kuran-ı Kerim
وَإِنۡ خِفۡتُمۡ شِقَاقَ بَيۡنِهِمَا فَٱبۡعَثُواْ حَكَمٗا مِّنۡ أَهۡلِهِۦ وَحَكَمٗا مِّنۡ أَهۡلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصۡلَٰحٗا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيۡنَهُمَآۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرٗا
Ve eğer ikisinin arasının ayrılığından korkarsanız, onun ailesinden bir hakem ve onun ailesinden bir hakem gönderin. Eğer ikisi düzeltmek isterse, Allah ikisinin arasını uyumlu kılar. Şüphesiz Allah Bilendir, Haberdardır.
Kehf 18:61
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا بَلَغَا مَجۡمَعَ بَيۡنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِي ٱلۡبَحۡرِ سَرَبٗا
Bunun üzerine ikisinin arasının toplanma yerine ulaştıkları zaman, ikisinin balığını unuttular, böylece denizin içinde kendi yolunu bir tünel edindi.
Örnek Ayetler (2)
Nur 24:43
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُزۡجِي سَحَابٗا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيۡنَهُۥ ثُمَّ يَجۡعَلُهُۥ رُكَامٗا فَتَرَى ٱلۡوَدۡقَ يَخۡرُجُ مِنۡ خِلَٰلِهِۦ وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن جِبَالٖ فِيهَا مِنۢ بَرَدٖ فَيُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَصۡرِفُهُۥ عَن مَّن يَشَآءُۖ يَكَادُ سَنَا بَرۡقِهِۦ يَذۡهَبُ بِٱلۡأَبۡصَٰرِ
Şüphesiz Allah'ın bir bulutu sürdüğünü, sonra onun arasını birleştirdiğini, sonra onu yığın yaptığını görmedin mi? Böylece yağmurun onun arasından çıkıyor olduğunu görürsün. Ve gökten, içinde dolu olan dağlardan indirir; böylece onunla dilediğine isabet ettirir ve onu dilediğinden çevirir. Onun şimşeğinin parıltısı neredeyse görüşleri götürür.
Saffat 37:158
·
Kuran-ı Kerim
وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبٗاۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
Ve onunla cinlerin arasında bir soy bağı kıldılar. Ve andolsun cinler, şüphesiz onların kesinlikle hazır bulundurulacaklarını bildi.
Örnek Ayetler (2)
Kehf 18:78
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيۡنِي وَبَيۡنِكَۚ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأۡوِيلِ مَا لَمۡ تَسۡتَطِع عَّلَيۡهِ صَبۡرًا
Dedi: 'Bu, benimle senin aranın ayrılmasıdır; üzerine sabretmeye güç yetiremediğin şeyin yorumunu sana haber vereceğim.'
Fussilet 41:5
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ قُلُوبُنَا فِيٓ أَكِنَّةٖ مِّمَّا تَدۡعُونَآ إِلَيۡهِ وَفِيٓ ءَاذَانِنَا وَقۡرٞ وَمِنۢ بَيۡنِنَا وَبَيۡنِكَ حِجَابٞ فَٱعۡمَلۡ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ
Ve dediler: 'Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık vardır ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Böylece yap, şüphesiz biz yapanlarız.'
Örnek Ayetler (2)
Şura 42:15
·
Kuran-ı Kerim
فَلِذَٰلِكَ فَٱدۡعُۖ وَٱسۡتَقِمۡ كَمَآ أُمِرۡتَۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡۖ وَقُلۡ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٖۖ وَأُمِرۡتُ لِأَعۡدِلَ بَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمۡۖ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡۖ لَا حُجَّةَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ يَجۡمَعُ بَيۡنَنَاۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ
Bunun üzerine işte buna çağır ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de: 'Allah'ın kitaptan indirdiğine inandım ve aranızda adaletli davranmakla emrolundum. Allah Rabbimizdir ve Rabbinizdir. İşlerimiz bizedir, işleriniz sizedir. Aramızda ve aranızda tartışma yoktur. Allah aramızı toplayacaktır ve varış O'nadır.'
Mümtehine 60:4
·
Kuran-ı Kerim
قَدۡ كَانَتۡ لَكُمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ فِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذۡ قَالُواْ لِقَوۡمِهِمۡ إِنَّا بُرَءَـٰٓؤُاْ مِنكُمۡ وَمِمَّا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَفَرۡنَا بِكُمۡ وَبَدَا بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمُ ٱلۡعَدَٰوَةُ وَٱلۡبَغۡضَآءُ أَبَدًا حَتَّىٰ تُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَحۡدَهُۥٓ إِلَّا قَوۡلَ إِبۡرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسۡتَغۡفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمۡلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَيۡءٖۖ رَّبَّنَا عَلَيۡكَ تَوَكَّلۡنَا وَإِلَيۡكَ أَنَبۡنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيرُ
Gerçekten İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani topluluklarına demişlerdi ki: 'Şüphesiz biz sizden ve Allah'ın astından kulluk ettiklerinizden uzağız. Sizi örttük. Ve siz yalnız Allah'a inanana kadar, bizimle sizin aranızda ebediyen düşmanlık ve kin belirdi.' İbrahim'in babasına sözü hariç: 'Kesinlikle senin için örtülme dileyeceğim. Ve Allah'tan sana hiçbir şeye sahip değilim.' 'Rabbimiz, sana güvendik ve sana yöneldik ve dönüş sanadır.'
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:46
·
Kuran-ı Kerim
وَبَيۡنَهُمَا حِجَابٞۚ وَعَلَى ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالٞ يَعۡرِفُونَ كُلَّۢا بِسِيمَىٰهُمۡۚ وَنَادَوۡاْ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۚ لَمۡ يَدۡخُلُوهَا وَهُمۡ يَطۡمَعُونَ
Ve ikisinin arasında bir perde vardır; ve Araf'ın üzerinde her birini onların işaretiyle tanıyan adamlar vardır. Ve bahçenin arkadaşlarına seslendiler: 'Esenlik üzerinizedir.' Ona girmediler ve onlar umarlar.
Örnek Ayetler (1)
Talak 65:12
·
Kuran-ı Kerim
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖ وَمِنَ ٱلۡأَرۡضِ مِثۡلَهُنَّۖ يَتَنَزَّلُ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنَهُنَّ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عِلۡمَۢا
Allah O'dur ki yedi gökler ve yerden onların mislini yarattı. Allah'ın her şeyin üzerine Güç Yetiren olduğunu ve Allah'ın kesinlikle her şeyi bir bilgiyle kuşatmış olduğunu bilmeniz için iş onların arasında iner.
Örnek Ayetler (1)
Bakara 2:282
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيۡنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى فَٱكۡتُبُوهُۚ وَلۡيَكۡتُب بَّيۡنَكُمۡ كَاتِبُۢ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَلَا يَأۡبَ كَاتِبٌ أَن يَكۡتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُۚ فَلۡيَكۡتُبۡ وَلۡيُمۡلِلِ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ وَلۡيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبۡخَسۡ مِنۡهُ شَيۡـٔٗاۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ سَفِيهًا أَوۡ ضَعِيفًا أَوۡ لَا يَسۡتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلۡيُمۡلِلۡ وَلِيُّهُۥ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَٱسۡتَشۡهِدُواْ شَهِيدَيۡنِ مِن رِّجَالِكُمۡۖ فَإِن لَّمۡ يَكُونَا رَجُلَيۡنِ فَرَجُلٞ وَٱمۡرَأَتَانِ مِمَّن تَرۡضَوۡنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحۡدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحۡدَىٰهُمَا ٱلۡأُخۡرَىٰۚ وَلَا يَأۡبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُواْۚ وَلَا تَسۡـَٔمُوٓاْ أَن تَكۡتُبُوهُ صَغِيرًا أَوۡ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ أَقۡسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقۡوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدۡنَىٰٓ أَلَّا تَرۡتَابُوٓاْ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةٗ تُدِيرُونَهَا بَيۡنَكُمۡ فَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحٌ أَلَّا تَكۡتُبُوهَاۗ وَأَشۡهِدُوٓاْ إِذَا تَبَايَعۡتُمۡۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٞ وَلَا شَهِيدٞۚ وَإِن تَفۡعَلُواْ فَإِنَّهُۥ فُسُوقُۢ بِكُمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
Ey inananlar, belirlenmiş bir süreye kadar bir borçla borçlandığınızda onu yazın. Ve aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Ve bir yazıcı, Allah'ın ona öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın. Böylece yazsın ve üzerinde hak olan yazdırsın ve Rabbi Allah'tan sakınsın ve ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan akılsız veya zayıf olursa veya kendisi yazdırmaya güç yetiremezse, onun koruyucusu adaletle yazdırsın. Ve adamlarınızdan iki tanığı tanık tutun. Eğer iki adam olmazsa, tanıklardan razı olduğunuz bir adam ve iki kadın; onlardan biri saparsa onlardan diğeri diğerine hatırlatsın diye. Ve tanıklar çağrıldıklarında kaçınmasınlar. Ve onu, küçük veya büyük, süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında daha adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemenize daha yakındır; ancak aranızda çevirdiğiniz hazır bir ticaret olması hariç, onu yazmamanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve alışveriş yaptığınızda tanık tutun. Ve bir yazıcıya ve bir tanığa zarar verilmesin. Ve eğer yaparsanız, şüphesiz o sizin için bir yoldan çıkmadır. Ve Allah'tan sakının. Ve Allah size öğretiyor. Ve Allah her şeyi Bilendir.
Örnek Ayetler (1)
Ali İmran 3:30
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَ تَجِدُ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا عَمِلَتۡ مِنۡ خَيۡرٖ مُّحۡضَرٗا وَمَا عَمِلَتۡ مِن سُوٓءٖ تَوَدُّ لَوۡ أَنَّ بَيۡنَهَا وَبَيۡنَهُۥٓ أَمَدَۢا بَعِيدٗاۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفۡسَهُۥۗ وَٱللَّهُ رَءُوفُۢ بِٱلۡعِبَادِ
O gün her nefis iyilikten ne yaptıysa hazır bulur ve kötülükten ne yaptıysa; onunla kendi arasında uzak bir mesafe olmasını ister. Ve Allah sizi Kendisinden sakındırır. Ve Allah kullara Şefkatlidir.
Örnek Ayetler (1)
En'am 6:53
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لِّيَقُولُوٓاْ أَهَـٰٓؤُلَآءِ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنۢ بَيۡنِنَآۗ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَعۡلَمَ بِٱلشَّـٰكِرِينَ
Ve işte böyle, 'Allah bizim aramızdan bunların üzerine mi lütfetti?' desinler diye onların bazısını bazısıyla sınadık. Allah şükredenleri daha iyi bilen değil mi?
Örnek Ayetler (5 / 32)
Bakara 2:208
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱدۡخُلُواْ فِي ٱلسِّلۡمِ كَآفَّةٗ وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٞ
Ey inananlar, tamamen esenliğe girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Şüphesiz o sizin için apaçık bir düşmandır.
Maide 5:15
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ كَثِيرٗا مِّمَّا كُنتُمۡ تُخۡفُونَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرٖۚ قَدۡ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورٞ وَكِتَٰبٞ مُّبِينٞ
Ey kitap ehli, kesinlikle resulümüz size geldi; kitaptan gizliyor olduğunuz şeyden çoğunu size açıklıyor ve çoğundan siliyor. Kesinlikle Allah'tan size bir ışık ve apaçık bir kitap geldi.
Maide 5:110
·
Kuran-ı Kerim
إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱذۡكُرۡ نِعۡمَتِي عَلَيۡكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذۡ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلٗاۖ وَإِذۡ عَلَّمۡتُكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَۖ وَإِذۡ تَخۡلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ بِإِذۡنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِيۖ وَتُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ تُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ كَفَفۡتُ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ عَنكَ إِذۡ جِئۡتَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ
Hani Allah demişti: 'Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla; hani seni Kutsal Ruh ile desteklemiştim, beşikte ve yetişkin olarak insanlarla konuşuyordun. Ve hani sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Ve hani benim iznimle çamurdan kuş şekli gibi yaratıyordun, bunun üzerine onun içine üflüyordun, bunun üzerine benim iznimle bir kuş oluyordu. Ve benim iznimle körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ve hani benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. Ve hani onlara açık delillerle geldiğinde İsrail oğullarını senden engellemiştim, bunun üzerine onlardan örten kimseler demişti: Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir.'
En'am 6:7
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ كِتَٰبٗا فِي قِرۡطَاسٖ فَلَمَسُوهُ بِأَيۡدِيهِمۡ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ
Ve eğer senin üzerine kağıt içinde bir kitap indirseydik, bunun üzerine kendi elleriyle ona dokunsalardı, örten kimseler kesinlikle derdi: 'Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir.'
En'am 6:142
·
Kuran-ı Kerim
وَمِنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ حَمُولَةٗ وَفَرۡشٗاۚ كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٞ
Ve hayvanlardan yük taşıyan ve yere yakın olanlar vardır; Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeyden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Şüphesiz o sizin için açık bir düşmandır.
Örnek Ayetler (5 / 25)
En'am 6:59
·
Kuran-ı Kerim
۞وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلۡغَيۡبِ لَا يَعۡلَمُهَآ إِلَّا هُوَۚ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۚ وَمَا تَسۡقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعۡلَمُهَا وَلَا حَبَّةٖ فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡأَرۡضِ وَلَا رَطۡبٖ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٖ
Ve görünmeyenin anahtarları O'nun yanındadır, onları O'ndan başkası bilmez. Karada ve denizde olanı bilir. O'nun bilmesi dışında hiçbir yaprak düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru ne varsa açık bir kitaptadır.
En'am 6:74
·
Kuran-ı Kerim
۞وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ ءَازَرَ أَتَتَّخِذُ أَصۡنَامًا ءَالِهَةً إِنِّيٓ أَرَىٰكَ وَقَوۡمَكَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
Ve İbrahim babası Azer'e demişti: 'Putları ilahlar mı ediniyorsun? Şüphesiz ben seni ve kavmini açık bir sapkınlık içinde görüyorum.'
A'raf 7:60
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
Kavminden ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz biz seni kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz.'
Hud 11:6
·
Kuran-ı Kerim
۞وَمَا مِن دَآبَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزۡقُهَا وَيَعۡلَمُ مُسۡتَقَرَّهَا وَمُسۡتَوۡدَعَهَاۚ كُلّٞ فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٖ
Ve yeryüzünde rızkı Allah'ın üzerine olmayan hiçbir canlı yoktur. Ve onun karar kılacağı yeri ve emanet edileceği yeri bilir. Hepsi açık kitaptadır.
Yusuf 12:30
·
Kuran-ı Kerim
۞وَقَالَ نِسۡوَةٞ فِي ٱلۡمَدِينَةِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفۡسِهِۦۖ قَدۡ شَغَفَهَا حُبًّاۖ إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
Ve şehirde birtakım kadınlar dedi: 'Aziz'in karısı kendi gencinin nefsinden murat almak istiyor. Sevgi kesinlikle onun kalbine işlemiş. Şüphesiz biz onu apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz.'
Örnek Ayetler (5 / 15)
Maide 5:92
·
Kuran-ı Kerim
وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ وَٱحۡذَرُواْۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
Ve Allah'a itaat edin, resule itaat edin ve sakının. Bunun üzerine eğer yüz çevirirseniz, o zaman bilin ki resulümüzün üzerine olan ancak açık ulaştırmaktır.
En'am 6:16
·
Kuran-ı Kerim
مَّن يُصۡرَفۡ عَنۡهُ يَوۡمَئِذٖ فَقَدۡ رَحِمَهُۥۚ وَذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡمُبِينُ
O gün kimden çevrilirse, kesinlikle ona merhamet etmiştir. Ve işte bu, apaçık kurtuluştur.
Hicr 15:89
·
Kuran-ı Kerim
وَقُلۡ إِنِّيٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلۡمُبِينُ
Ve de: 'Şüphesiz ben, açıklayan uyarıcıyım.'
Nahl 16:35
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ لَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَيۡءٖ نَّحۡنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَيۡءٖۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ فَهَلۡ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
Ve ortak koşanlar dedi: 'Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiçbir şeye kulluk etmezdik; biz de babalarımız da. Ve O'nun dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık.' Onlardan öncekiler de işte böyle yaptı. O halde resullerin üzerinde apaçık duyurudan başkası var mıdır?
Nahl 16:82
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
Bunun üzerine yüz çevirirlerse, o halde senin üzerine düşen sadece apaçık duyurudur.
Örnek Ayetler (5 / 13)
Ali İmran 3:164
·
Kuran-ı Kerim
لَقَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ بَعَثَ فِيهِمۡ رَسُولٗا مِّنۡ أَنفُسِهِمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٍ
Kesinlikle Allah inananlara lütufta bulundu; hani onların içinde nefslerinden onlara O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir resul gönderdiğinde. Ve şüphesiz onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.
Yunus 10:61
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا تَكُونُ فِي شَأۡنٖ وَمَا تَتۡلُواْ مِنۡهُ مِن قُرۡءَانٖ وَلَا تَعۡمَلُونَ مِنۡ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيۡكُمۡ شُهُودًا إِذۡ تُفِيضُونَ فِيهِۚ وَمَا يَعۡزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثۡقَالِ ذَرَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِ وَلَآ أَصۡغَرَ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكۡبَرَ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٍ
Ve bir işte olmazsın, ondan Kuran'dan okumazsın ve bir iş yapmazsınız, ona daldığınız zaman üzerinize tanıklar olduğumuz hariç. Ve yerde ve gökte zerre ağırlığı senin Rabbinden uzak kalmaz; ondan daha küçük ve daha büyük açık bir kitapta olduğu hariç.
Hud 11:96
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٍ
Ve kesinlikle Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla gönderdik.
Yusuf 12:8
·
Kuran-ı Kerim
إِذۡ قَالُواْ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحۡنُ عُصۡبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٍ
Demişlerdi: 'Kesinlikle Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevimlidir ve biz bir grubuz. Şüphesiz babamız apaçık bir sapkınlık içindedir.'
Mü'minun 23:45
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٍ
Sonra Musa'yı ve onun kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delil ile gönderdik.
Örnek Ayetler (5 / 12)
Bakara 2:168
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ حَلَٰلٗا طَيِّبٗا وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٌ
Ey insanlar, yerde olanlardan helal, temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Şüphesiz o sizin için apaçık bir düşmandır.
A'raf 7:184
·
Kuran-ı Kerim
أَوَلَمۡ يَتَفَكَّرُواْۗ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا نَذِيرٞ مُّبِينٌ
Düşünmediler mi? Arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
Yunus 10:2
·
Kuran-ı Kerim
أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ رَجُلٖ مِّنۡهُمۡ أَنۡ أَنذِرِ ٱلنَّاسَ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنَّ لَهُمۡ قَدَمَ صِدۡقٍ عِندَ رَبِّهِمۡۗ قَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٞ مُّبِينٌ
Onlardan bir adama, 'İnsanları uyar ve inanan kimseleri, rablerinin katında onlar için doğruluk adımı olduğunu müjdele' diye vahiy etmemiz insanlar için şaşkınlık mı oldu? Örtenler dedi: 'Şüphesiz bu açık bir büyücüdür.'
Hud 11:25
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦٓ إِنِّي لَكُمۡ نَذِيرٞ مُّبِينٌ
Ve kesinlikle Nuh'u kavmine gönderdik: 'Şüphesiz ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.'
Nahl 16:103
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّهُمۡ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٞۗ لِّسَانُ ٱلَّذِي يُلۡحِدُونَ إِلَيۡهِ أَعۡجَمِيّٞ وَهَٰذَا لِسَانٌ عَرَبِيّٞ مُّبِينٌ
Ve kesinlikle onların: 'Şüphesiz ona sadece bir insan öğretiyor' dediklerini biliyoruz. Ona yönelttikleri kimsenin dili yabancıdır ve bu apaçık Arapça bir dildir.
Örnek Ayetler (5 / 11)
Nisa 4:20
·
Kuran-ı Kerim
وَإِنۡ أَرَدتُّمُ ٱسۡتِبۡدَالَ زَوۡجٖ مَّكَانَ زَوۡجٖ وَءَاتَيۡتُمۡ إِحۡدَىٰهُنَّ قِنطَارٗا فَلَا تَأۡخُذُواْ مِنۡهُ شَيۡـًٔاۚ أَتَأۡخُذُونَهُۥ بُهۡتَٰنٗا وَإِثۡمٗا مُّبِينٗا
Ve eğer bir eşin yerine bir eşi değiştirmek isterseniz ve onlardan birine bir kantar vermişseniz, bunun üzerine ondan bir şey almayın. Onu bir iftira ve apaçık bir günah olarak alır mısınız?
Nisa 4:91
·
Kuran-ı Kerim
سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأۡمَنُوكُمۡ وَيَأۡمَنُواْ قَوۡمَهُمۡ كُلَّ مَا رُدُّوٓاْ إِلَى ٱلۡفِتۡنَةِ أُرۡكِسُواْ فِيهَاۚ فَإِن لَّمۡ يَعۡتَزِلُوكُمۡ وَيُلۡقُوٓاْ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓاْ أَيۡدِيَهُمۡ فَخُذُوهُمۡ وَٱقۡتُلُوهُمۡ حَيۡثُ ثَقِفۡتُمُوهُمۡۚ وَأُوْلَـٰٓئِكُمۡ جَعَلۡنَا لَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٗا مُّبِينٗا
Sizden güvende olmayı ve kendi topluluklarından güvende olmayı isteyen başkalarını da bulacaksınız. Sınanmaya her döndürüldüklerinde onun içine baş aşağı çevrilirler. O halde eğer sizden uzak durmazlar, size barışı sunmazlar ve ellerini çekmezlerse, onları yakalayın ve onları bulduğunuz yerde katledin. Ve işte onlar var ya, sizin için onların aleyhine apaçık bir yetki kıldık.
Nisa 4:101
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا ضَرَبۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحٌ أَن تَقۡصُرُواْ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنۡ خِفۡتُمۡ أَن يَفۡتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْۚ إِنَّ ٱلۡكَٰفِرِينَ كَانُواْ لَكُمۡ عَدُوّٗا مُّبِينٗا
Ve yeryüzünde sefere çıktığınızda, eğer örtenlerin sizi sınamalarından korkarsanız salattan kısaltmanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Şüphesiz örtenler sizin için apaçık bir düşmandır.
Nisa 4:112
·
Kuran-ı Kerim
وَمَن يَكۡسِبۡ خَطِيٓـَٔةً أَوۡ إِثۡمٗا ثُمَّ يَرۡمِ بِهِۦ بَرِيٓـٔٗا فَقَدِ ٱحۡتَمَلَ بُهۡتَٰنٗا وَإِثۡمٗا مُّبِينٗا
Ve kim bir hata veya bir günah kazanırsa, sonra onu suçsuz birine atarsa, kesinlikle bir iftira ve açık bir günah yüklenmiştir.
Nisa 4:119
·
Kuran-ı Kerim
وَلَأُضِلَّنَّهُمۡ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمۡ وَلَأٓمُرَنَّهُمۡ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ وَلَأٓمُرَنَّهُمۡ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلۡقَ ٱللَّهِۚ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيۡطَٰنَ وَلِيّٗا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدۡ خَسِرَ خُسۡرَانٗا مُّبِينٗا
Ve kesinlikle onları saptıracağım ve kesinlikle onları umutlandıracağım ve kesinlikle onlara emredeceğim, böylece kesinlikle hayvanların kulaklarını kesecekler ve kesinlikle onlara emredeceğim, böylece kesinlikle Allah'ın yaratılışını değiştirecekler. Ve kim Allah'ın dışında şeytanı bir koruyucu edinirse, kesinlikle açık bir hüsranla hüsrana uğramıştır.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Yusuf 12:1
·
Kuran-ı Kerim
الٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ
Elif, Lam, Ra. Bunlar apaçık kitabın ayetleridir.
Şuara 26:2
·
Kuran-ı Kerim
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ
İşte bunlar, açık kitabın ayetleridir.
Neml 27:79
·
Kuran-ı Kerim
فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنَّكَ عَلَى ٱلۡحَقِّ ٱلۡمُبِينِ
Bunun üzerine Allah'ı vekil kıl; şüphesiz sen apaçık gerçek üzerindesin.
Kasas 28:2
·
Kuran-ı Kerim
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ
Bunlar apaçık kitabın işaretleridir.
Zuhruf 43:2
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ
Ve apaçık kitaba.
Örnek Ayetler (2)
Nisa 4:50
·
Kuran-ı Kerim
ٱنظُرۡ كَيۡفَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثۡمٗا مُّبِينًا
Allah'ın üzerine yalanı nasıl uyduruyorlar bak. Ve o apaçık bir günah olarak yeter.
Nisa 4:144
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلۡكَٰفِرِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۚ أَتُرِيدُونَ أَن تَجۡعَلُواْ لِلَّهِ عَلَيۡكُمۡ سُلۡطَٰنٗا مُّبِينًا
Ey inanan kimseler, inananların dışında örtenleri koruyucular edinmeyin. Sizin aleyhinize Allah için açık bir delil kılmayı mı istiyorsunuz?