22
Kullanım
5
Lemma
8
Türev
23
Anlam
5 lemma, 8 türev form
Örnek Ayetler (5 / 6)
2. Samuel 22:27
·
Tevrat
עִם־נָבָ֖ר תִּתָּבָ֑ר וְעִם־עִקֵּ֖שׁ תִּתַּפָּֽל
Temiz olanla temiz olursun ve çarpık olanla kurnaz olursun.
Mezmurlar 18:27
·
Tevrat
עִם־נָבָ֥ר תִּתְבָּרָ֑ר וְעִם־עִ֝קֵּ֗שׁ תִּתְפַּתָּֽל
Temiz ile temiz olursun ve çarpık ile çarpık olursun.
Mezmurlar 101:4
·
Tevrat
לֵבָ֣ב עִ֭קֵּשׁ יָס֣וּר מִמֶּ֑נִּי רָ֝֗ע לֹ֣א אֵדָֽע
Çarpık kalp benden ayrılacak; kötülüğü bilmeyeceğim.
Süleyman'ın Özdeyişleri 17:20
·
Tevrat
עִקֶּשׁ־לֵ֭ב לֹ֣א יִמְצָא־ט֑וֹב וְנֶהְפָּ֥ךְ בִּ֝לְשׁוֹנ֗וֹ יִפּ֥וֹל בְּרָעָֽה
Çarpık kalpli iyilik bulmayacaktır ve dilinde sapkın olan kötülüğe düşecektir.
Süleyman'ın Özdeyişleri 22:5
·
Tevrat
צִנִּ֣ים פַּ֭חִים בְּדֶ֣רֶךְ עִקֵּ֑שׁ שׁוֹמֵ֥ר נַ֝פְשׁ֗וֹ יִרְחַ֥ק מֵהֶֽם
Sapkının yolunda dikenler ve tuzaklar vardır; canını koruyan onlardan uzak durur.
Örnek Ayetler (2)
Süleyman'ın Özdeyişleri 19:1
·
Tevrat
טֽוֹב־רָ֭שׁ הוֹלֵ֣ךְ בְּתֻמּ֑וֹ מֵעִקֵּ֥שׁ שְׂ֝פָתָ֗יו וְה֣וּא כְסִֽיל
Bütünlüğü içinde yürüyen yoksul, dudakları çarpık olan akılsızdan iyidir.
Süleyman'ın Özdeyişleri 28:6
·
Tevrat
טֽוֹב־רָ֭שׁ הוֹלֵ֣ךְ בְּתֻמּ֑וֹ מֵעִקֵּ֥שׁ דְּ֝רָכַ֗יִם וְה֣וּא עָשִֽׁיר
Doğruluğunda yürüyen yoksul, yolları çarpık olan zenginden iyidir.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 11:20
·
Tevrat
תּוֹעֲבַ֣ת יְ֭הוָה עִקְּשֵׁי־לֵ֑ב וּ֝רְצוֹנ֗וֹ תְּמִ֣ימֵי דָֽרֶךְ
Kalbi sapkın olanlar Yahve'nin iğrendiği kişilerdir, yolu kusursuz olanlar ise O'nun hoşnutluğudur.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 8:8
·
Tevrat
בְּצֶ֥דֶק כָּל־אִמְרֵי־פִ֑י אֵ֥ין בָּ֝הֶ֗ם נִפְתָּ֥ל וְעִקֵּֽשׁ
Ağzımın bütün sözleri doğrulukladır; onlarda çarpık ve sapkın yoktur.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 2:15
·
Tevrat
אֲשֶׁ֣ר אָרְחֹתֵיהֶ֣ם עִקְּשִׁ֑ים וּ֝נְלוֹזִ֗ים בְּמַעְגְּלוֹתָֽם
Ki onların yolları çarpıktır ve izlerinde sapmıştırlar.
Örnek Ayetler (3)
2. Samuel 23:26
·
Tevrat
חֶ֚לֶץ הַפַּלְטִ֔י עִירָ֥א בֶן־עִקֵּ֖שׁ הַתְּקוֹעִֽי
Paltili Helets, Tekoalı İkkeş oğlu İra,
1. Tarihler 11:28
·
Tevrat
עִירָ֤א בֶן־עִקֵּשׁ֙ הַתְּקוֹעִ֔י אֲבִיעֶ֖זֶר הָעֲנְּתוֹתִֽי
Tekoalı İkkeş oğlu İra, Anatotlu Aviezer,
1. Tarihler 27:9
·
Tevrat
הַשִּׁשִּׁי֙ לַחֹ֣דֶשׁ הַשִּׁשִּׁ֔י עִירָ֥א בֶן־עִקֵּ֖שׁ הַתְּקוֹעִ֑י וְעַל֙ מַחֲלֻקְתּ֔וֹ עֶשְׂרִ֥ים וְאַרְבָּעָ֖ה אָֽלֶף
Altıncı ay için altıncısı Tekoalı İkkeş oğlu İra'ydı; ve onun bölümü üzerinde yirmi dört bin kişi vardı.
Örnek Ayetler (2)
Süleyman'ın Özdeyişleri 4:24
·
Tevrat
הָסֵ֣ר מִ֭מְּךָ עִקְּשׁ֣וּת פֶּ֑ה וּלְז֥וּת שְׂ֝פָתַ֗יִם הַרְחֵ֥ק מִמֶּֽךָּ
Ağzın çarpıklığını kendinden uzaklaştır ve dudakların sapkınlığını kendinden uzak tut.
Süleyman'ın Özdeyişleri 6:12
·
Tevrat
אָדָ֣ם בְּ֭לִיַּעַל אִ֣ישׁ אָ֑וֶן ה֝וֹלֵ֗ךְ עִקְּשׁ֥וּת פֶּֽה
Değersiz bir adam, kötülük adamı, ağzının çarpıklığıyla yürür.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 42:16
·
Tevrat
וְהוֹלַכְתִּ֣י עִוְרִ֗ים בְּדֶ֨רֶךְ֙ לֹ֣א יָדָ֔עוּ בִּנְתִיב֥וֹת לֹֽא־יָדְע֖וּ אַדְרִיכֵ֑ם אָשִׂים֩ מַחְשָׁ֨ךְ לִפְנֵיהֶ֜ם לָא֗וֹר וּמַֽעֲקַשִּׁים֙ לְמִישׁ֔וֹר אֵ֚לֶּה הַדְּבָרִ֔ים עֲשִׂיתִ֖ם וְלֹ֥א עֲזַבְתִּֽים
Ve körleri bilmedikleri yolda yürüteceğim, bilmedikleri yollarda onları yürüteceğim; onların önünde karanlığı ışığa ve engebeleri düzlüğe yapacağım; bu şeyleri yaptım ve onları bırakmadım.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 10:9
·
Tevrat
הוֹלֵ֣ךְ בַּ֭תֹּם יֵ֣לֶךְ בֶּ֑טַח וּמְעַקֵּ֥שׁ דְּ֝רָכָ֗יו יִוָּדֵֽעַ
Bütünlükte yürüyen güvenlikte yürür ve yollarını çarpıtan bilinir.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 28:18
·
Tevrat
הוֹלֵ֣ךְ תָּ֭מִים יִוָּשֵׁ֑עַ וְנֶעְקַ֥שׁ דְּ֝רָכַ֗יִם יִפּ֥וֹל בְּאֶחָֽת
Kusursuz yürüyen kurtulur, ve yolları çarpık olan birinde düşer.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 9:20
·
Tevrat
אִם־אֶ֭צְדָּק פִּ֣י יַרְשִׁיעֵ֑נִי תָּֽם־אָ֝֗נִי וַֽיַּעְקְשֵֽׁנִי
Eğer doğru olsam, ağzım beni suçlu çıkarır; ben kusursuzum ve beni sapkın çıkarır.
Örnek Ayetler (1)
Mika 3:9
·
Tevrat
שִׁמְעוּ־נָ֣א זֹ֗את רָאשֵׁי֙ בֵּ֣ית יַעֲקֹ֔ב וּקְצִינֵ֖י בֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֑ל הַֽמֲתַעֲבִ֣ים מִשְׁפָּ֔ט וְאֵ֥ת כָּל־הַיְשָׁרָ֖ה יְעַקֵּֽשׁוּ
Lütfen bunu dinleyin, Yakup evinin başları ve İsrail evinin yöneticileri, adaletten iğrenenler ve bütün doğruyu çarpıtanlar.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 59:8
·
Tevrat
דֶּ֤רֶךְ שָׁלוֹם֙ לֹ֣א יָדָ֔עוּ וְאֵ֥ין מִשְׁפָּ֖ט בְּמַעְגְּלוֹתָ֑ם נְתִיבֽוֹתֵיהֶם֙ עִקְּשׁ֣וּ לָהֶ֔ם כֹּ֚ל דֹּרֵ֣ךְ בָּ֔הּ לֹ֥א יָדַ֖ע שָׁלֽוֹם
Barışın yolunu bilmediler ve onların izlerinde hüküm yok; kendilerine onların yollarını çarpıttılar, onda basıp yürüyen her kişi barış bilmedi.