33
Kullanım
1
Lemma
18
Türev
23
Anlam
1 lemma, 18 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
וַֽיַּחֲבֹשׁ Lemma | vayyahavoş | ve sardı, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 7 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7) 2. Samuel 17:23 · Tevrat וַאֲחִיתֹ֣פֶל רָאָ֗ה כִּ֣י לֹ֣א נֶעֶשְׂתָה֮ עֲצָתוֹ֒ וַיַּחֲבֹ֣שׁ אֶֽת־הַחֲמ֗וֹר וַיָּ֜קָם וַיֵּ֤לֶךְ אֶל־בֵּיתוֹ֙ אֶל־עִיר֔וֹ וַיְצַ֥ו אֶל־בֵּית֖וֹ וַיֵּחָנַ֑ק וַיָּ֕מָת וַיִּקָּבֵ֖ר בְּקֶ֥בֶר אָבִֽיו Ahitofel öğüdünün yapılmadığını gördü, eşeği semerledi, kalkıp şehrine, evine gitti; evine buyruk verdi, kendini boğdu, öldü ve babasının mezarına gömüldü. 1. Krallar 2:40 · Tevrat וַיָּ֣קָם שִׁמְעִ֗י וַֽיַּחֲבֹשׁ֙ אֶת־חֲמֹר֔וֹ וַיֵּ֤לֶךְ גַּ֨תָה֙ אֶל־אָכִ֔ישׁ לְבַקֵּ֖שׁ אֶת־עֲבָדָ֑יו וַיֵּ֣לֶךְ שִׁמְעִ֔י וַיָּבֵ֥א אֶת־עֲבָדָ֖יו מִגַּֽת Bunun üzerine Şimi kalktı, eşeğini semerledi ve kullarını aramak için Gat'a, Akiş'e gitti; ve Şimi gitti ve kullarını Gat'tan getirdi. 1. Krallar 13:23 · Tevrat וַיְהִ֗י אַחֲרֵ֛י אָכְל֥וֹ לֶ֖חֶם וְאַחֲרֵ֣י שְׁתוֹת֑וֹ וַיַּחֲבָשׁ־ל֣וֹ הַחֲמ֔וֹר לַנָּבִ֖יא אֲשֶׁ֥ר הֱשִׁיבֽוֹ O ekmek yedikten ve içtikten sonra, geri getirdiği peygamber için eşeği semerledi. Eyüp 5:18 · Tevrat כִּ֤י ה֣וּא יַכְאִ֣יב וְיֶחְבָּ֑שׁ יִ֝מְחַ֗ץ וְיָדָ֥יו תִּרְפֶּֽינָה Çünkü O acı verir ve sarar; O yaralar ve elleri şifa verir. Yaratılış 22:3 · Tevrat וַיַּשְׁכֵּ֨ם אַבְרָהָ֜ם בַּבֹּ֗קֶר וַֽיַּחֲבֹשׁ֙ אֶת־חֲמֹר֔וֹ וַיִּקַּ֞ח אֶת־שְׁנֵ֤י נְעָרָיו֙ אִתּ֔וֹ וְאֵ֖ת יִצְחָ֣ק בְּנ֑וֹ וַיְבַקַּע֙ עֲצֵ֣י עֹלָ֔ה וַיָּ֣קָם וַיֵּ֔לֶךְ אֶל־הַמָּק֖וֹם אֲשֶׁר־אָֽמַר־ל֥וֹ הָאֱלֹהִֽים İbrahim sabah erken kalktı, eşeğine semer vurdu, iki uşağını ve oğlu İshak'ı yanına aldı; yakmalık sunu odunlarını yardı, kalktı ve Tanrı'nın ona dediği yere gitti. | ||||||
חִבֵּשׁ | hibbeş | sardı, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 4 | ||
חִבְשׁוּ | hivşu | sarın, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 3 | ||
חֲבֻשִׁים | havuşim | sarılmışlar, sarılmış, bağlanmış, eyerlenmiş | Fiil | 2 | ||
וַיַּחְבְּשׁוּ | va-yyahbeşu | ve sardılar, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 2 | ||
חֲבוֹשׁ | havoş | sarmak, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 2 | ||
וָאֶחְבְּשֵׁךְ | va-ehbeşekh | ve sardım, sarmak, bağlamak, tımar etmek | Zamir | 1 | ||
אֶחֱבֹשׁ | ehevoş | saracağım, sarmak, bağlamak, hapsetmek | Fiil | 1 | ||
חֻבְּשָׁה | hubbeşa | sarıldı, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 1 | ||
חֲבוּשִׁים | havuşim | sarılmış, sarmak, bağlamak, hapsetmek | Fiil | 1 | ||
לַחֲבֹשׁ | lahavoş | sarmak, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 1 | ||
וּמְחַבֵּשׁ | u-mehabbeş | ve saran, sarmak, bağlamak, iyileştirmek | Fiil | 1 | ||
וְחָבַשְׁתָּ | ve-havaşta | ve saracaksın, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 1 | ||
אֶחְבְּשָׁה | ehbeşa | saracağım, sarmak, bağlamak, hapsetmek | Fiil | 1 | ||
חֲבַשְׁתֶּם | havaştem | sardınız, sarmak, bağlamak, eyerlemek, hapsetmek | Fiil | 1 | ||
וַֽתַּחֲבֹשׁ | va-ttahavoş | ve sardı, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Fiil | 1 | ||
יַחֲבוֹשׁ | yahavoş | saracak, sarmak, bağlamak, hapsetmek | Fiil | 1 | ||
וְיַחְבְּשֵֽׁנוּ | ve-yahbeşenu | ve bizi saracak, sarmak, bağlamak, tımar etmek | Zamir | 1 | ||
לְחָבְשָׁהּ | le-hovşah | onu sarmak için, sarmak, bağlamak, eyerlemek | Zamir | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7)
2. Samuel 17:23
·
Tevrat
וַאֲחִיתֹ֣פֶל רָאָ֗ה כִּ֣י לֹ֣א נֶעֶשְׂתָה֮ עֲצָתוֹ֒ וַיַּחֲבֹ֣שׁ אֶֽת־הַחֲמ֗וֹר וַיָּ֜קָם וַיֵּ֤לֶךְ אֶל־בֵּיתוֹ֙ אֶל־עִיר֔וֹ וַיְצַ֥ו אֶל־בֵּית֖וֹ וַיֵּחָנַ֑ק וַיָּ֕מָת וַיִּקָּבֵ֖ר בְּקֶ֥בֶר אָבִֽיו
Ahitofel öğüdünün yapılmadığını gördü, eşeği semerledi, kalkıp şehrine, evine gitti; evine buyruk verdi, kendini boğdu, öldü ve babasının mezarına gömüldü.
1. Krallar 2:40
·
Tevrat
וַיָּ֣קָם שִׁמְעִ֗י וַֽיַּחֲבֹשׁ֙ אֶת־חֲמֹר֔וֹ וַיֵּ֤לֶךְ גַּ֨תָה֙ אֶל־אָכִ֔ישׁ לְבַקֵּ֖שׁ אֶת־עֲבָדָ֑יו וַיֵּ֣לֶךְ שִׁמְעִ֔י וַיָּבֵ֥א אֶת־עֲבָדָ֖יו מִגַּֽת
Bunun üzerine Şimi kalktı, eşeğini semerledi ve kullarını aramak için Gat'a, Akiş'e gitti; ve Şimi gitti ve kullarını Gat'tan getirdi.
1. Krallar 13:23
·
Tevrat
וַיְהִ֗י אַחֲרֵ֛י אָכְל֥וֹ לֶ֖חֶם וְאַחֲרֵ֣י שְׁתוֹת֑וֹ וַיַּחֲבָשׁ־ל֣וֹ הַחֲמ֔וֹר לַנָּבִ֖יא אֲשֶׁ֥ר הֱשִׁיבֽוֹ
O ekmek yedikten ve içtikten sonra, geri getirdiği peygamber için eşeği semerledi.
Eyüp 5:18
·
Tevrat
כִּ֤י ה֣וּא יַכְאִ֣יב וְיֶחְבָּ֑שׁ יִ֝מְחַ֗ץ וְיָדָ֥יו תִּרְפֶּֽינָה
Çünkü O acı verir ve sarar; O yaralar ve elleri şifa verir.
Yaratılış 22:3
·
Tevrat
וַיַּשְׁכֵּ֨ם אַבְרָהָ֜ם בַּבֹּ֗קֶר וַֽיַּחֲבֹשׁ֙ אֶת־חֲמֹר֔וֹ וַיִּקַּ֞ח אֶת־שְׁנֵ֤י נְעָרָיו֙ אִתּ֔וֹ וְאֵ֖ת יִצְחָ֣ק בְּנ֑וֹ וַיְבַקַּע֙ עֲצֵ֣י עֹלָ֔ה וַיָּ֣קָם וַיֵּ֔לֶךְ אֶל־הַמָּק֖וֹם אֲשֶׁר־אָֽמַר־ל֥וֹ הָאֱלֹהִֽים
İbrahim sabah erken kalktı, eşeğine semer vurdu, iki uşağını ve oğlu İshak'ı yanına aldı; yakmalık sunu odunlarını yardı, kalktı ve Tanrı'nın ona dediği yere gitti.
Örnek Ayetler (4)
Yeşaya 3:7
·
Tevrat
יִשָּׂא֩ בַיּ֨וֹם הַה֤וּא לֵאמֹר֙ לֹא־אֶהְיֶ֣ה חֹבֵ֔שׁ וּבְבֵיתִ֕י אֵ֥ין לֶ֖חֶם וְאֵ֣ין שִׂמְלָ֑ה לֹ֥א תְשִׂימֻ֖נִי קְצִ֥ין עָֽם
O gün sesini yükselterek diyecek: 'Ben yara saran olmayacağım; evimde ekmek yok ve giysi yok, beni halkın önderi koymayın.'
Yeşaya 30:26
·
Tevrat
וְהָיָ֤ה אֽוֹר־הַלְּבָנָה֙ כְּא֣וֹר הַֽחַמָּ֔ה וְא֤וֹר הַֽחַמָּה֙ יִהְיֶ֣ה שִׁבְעָתַ֔יִם כְּא֖וֹר שִׁבְעַ֣ת הַיָּמִ֑ים בְּי֗וֹם חֲבֹ֤שׁ יְהוָה֙ אֶת־שֶׁ֣בֶר עַמּ֔וֹ וּמַ֥חַץ מַכָּת֖וֹ יִרְפָּֽא
Ve Yahve'nin halkının kırığını sardığı ve vuruşunun yarasını iyileştirdiği günde, ayın ışığı güneşin ışığı gibi olacak ve güneşin ışığı yedi günün ışığı gibi yedi kat olacak.
Eyüp 28:11
·
Tevrat
מִ֭בְּכִי נְהָר֣וֹת חִבֵּ֑שׁ וְ֝תַעֲלֻמָ֗הּ יֹ֣צִא אֽוֹר
Irmakları sızmaktan bağladı ve onun gizli şeyini ışığa çıkarır.
Eyüp 40:13
·
Tevrat
טָמְנֵ֣ם בֶּעָפָ֣ר יָ֑חַד פְּ֝נֵיהֶ֗ם חֲבֹ֣שׁ בַּטָּמֽוּן
Onları toprakta birlikte sakla; onların yüzlerini gizli yerde bağla.
Örnek Ayetler (3)
Yeşaya 1:6
·
Tevrat
מִכַּף־רֶ֤גֶל וְעַד־רֹאשׁ֙ אֵֽין־בּ֣וֹ מְתֹ֔ם פֶּ֥צַע וְחַבּוּרָ֖ה וּמַכָּ֣ה טְרִיָּ֑ה לֹא־זֹ֨רוּ֙ וְלֹ֣א חֻבָּ֔שׁוּ וְלֹ֥א רֻכְּכָ֖ה בַּשָּֽׁמֶן
Ayak tabanından ve başa kadar onda sağlamlık yoktur; yara ve çürük ve taze vuruş; sıkılmadılar ve sarılmadılar ve yağla yumuşatılmadı.
1. Krallar 13:13
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר֙ אֶל־בָּנָ֔יו חִבְשׁוּ־לִ֖י הַחֲמ֑וֹר וַיַּחְבְּשׁוּ־ל֣וֹ הַחֲמ֔וֹר וַיִּרְכַּ֖ב עָלָֽיו
Oğullarına dedi: 'Benim için eşeği semerleyin.' Onun için eşeği semerlediler ve o üzerine bindi.
1. Krallar 13:27
·
Tevrat
וַיְדַבֵּ֤ר אֶל־בָּנָיו֙ לֵאמֹ֔ר חִבְשׁוּ־לִ֖י אֶֽת־הַחֲמ֑וֹר וַֽיַּחֲבֹֽשׁוּ
Oğullarına konuşarak dedi: 'Benim için eşeği semerleyin.' Ve semerlediler.
Örnek Ayetler (2)
Hezekiel 27:24
·
Tevrat
הֵ֤מָּה רֹכְלַ֨יִךְ֙ בְּמַכְלֻלִ֔ים בִּגְלוֹמֵי֙ תְּכֵ֣לֶת וְרִקְמָ֔ה וּבְגִנְזֵ֖י בְּרֹמִ֑ים בַּחֲבָלִ֧ים חֲבֻשִׁ֛ים וַאֲרֻזִ֖ים בְּמַרְכֻלְתֵּֽךְ
Onlar senin pazarında mükemmel giysilerle, lacivert ve nakışlı pelerinlerle, iki renkli kumaş hazineleriyle, sarılmış ve sağlamlaştırılmış iplerle senin tüccarlarındı.
2. Samuel 16:1
·
Tevrat
וְדָוִ֗ד עָבַ֤ר מְעַט֙ מֵֽהָרֹ֔אשׁ וְהִנֵּ֥ה צִיבָ֛א נַ֥עַר מְפִי־בֹ֖שֶׁת לִקְרָאת֑וֹ וְצֶ֨מֶד חֲמֹרִ֜ים חֲבֻשִׁ֗ים וַעֲלֵיהֶם֩ מָאתַ֨יִם לֶ֜חֶם וּמֵאָ֧ה צִמּוּקִ֛ים וּמֵ֥אָה קַ֖יִץ וְנֵ֥בֶל יָֽיִן
Davut baştan biraz geçti ve işte Mefiboşet'in genci Tsiba onu karşılamak için oradaydı; eyerlenmiş bir çift eşek ve onların üzerinde iki yüz ekmek, yüz kuru üzüm, yüz yaz meyvesi ve bir tulum şarap vardı.
Örnek Ayetler (2)
1. Krallar 13:13
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר֙ אֶל־בָּנָ֔יו חִבְשׁוּ־לִ֖י הַחֲמ֑וֹר וַיַּחְבְּשׁוּ־ל֣וֹ הַחֲמ֔וֹר וַיִּרְכַּ֖ב עָלָֽיו
Oğullarına dedi: 'Benim için eşeği semerleyin.' Onun için eşeği semerlediler ve o üzerine bindi.
1. Krallar 13:27
·
Tevrat
וַיְדַבֵּ֤ר אֶל־בָּנָיו֙ לֵאמֹ֔ר חִבְשׁוּ־לִ֖י אֶֽת־הַחֲמ֑וֹר וַֽיַּחֲבֹֽשׁוּ
Oğullarına konuşarak dedi: 'Benim için eşeği semerleyin.' Ve semerlediler.
Örnek Ayetler (2)
Hezekiel 24:17
·
Tevrat
הֵאָנֵ֣ק דֹּ֗ם מֵתִים֙ אֵ֣בֶל לֹֽא־תַֽעֲשֶׂ֔ה פְאֵֽרְךָ֙ חֲב֣וֹשׁ עָלֶ֔יךָ וּנְעָלֶ֖יךָ תָּשִׂ֣ים בְּרַגְלֶ֑יךָ וְלֹ֤א תַעְטֶה֙ עַל־שָׂפָ֔ם וְלֶ֥חֶם אֲנָשִׁ֖ים לֹ֥א תֹאכֵֽל
Sessizce inle, ölüler yası yapmayacaksın; sarığını üzerine sar ve çarıklarını ayaklarına koy, ve bıyık üzerine örtmeyeceksin ve adamların ekmeğini yemeyeceksin.
Yunus 2:6
·
Tevrat
אֲפָפ֤וּנִי מַ֨יִם֙ עַד־נֶ֔פֶשׁ תְּה֖וֹם יְסֹבְבֵ֑נִי ס֖וּף חָב֥וּשׁ לְרֹאשִֽׁי
Sular canıma kadar beni kuşattı, engin beni çevreledi; sazlar başıma sarıldı.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 16:10
·
Tevrat
וָאַלְבִּישֵׁ֣ךְ רִקְמָ֔ה וָאֶנְעֲלֵ֖ךְ תָּ֑חַשׁ וָאֶחְבְּשֵׁ֣ךְ בַּשֵּׁ֔שׁ וַאֲכַסֵּ֖ךְ מֶֽשִׁי
Ve sana işlemeli giysi giydirdim ve sana tahaş derisinden ayakkabı giydirdim ve seni ince ketenle sardım ve seni ipekle örttüm.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 34:16
·
Tevrat
אֶת־הָאֹבֶ֤דֶת אֲבַקֵּשׁ֙ וְאֶת־הַנִּדַּ֣חַת אָשִׁ֔יב וְלַנִּשְׁבֶּ֣רֶת אֶחֱבֹ֔שׁ וְאֶת־הַחוֹלָ֖ה אֲחַזֵּ֑ק וְאֶת־הַשְּׁמֵנָ֧ה וְאֶת־הַחֲזָקָ֛ה אַשְׁמִ֖יד אֶרְעֶ֥נָּה בְמִשְׁפָּֽט
Kaybolanı arayacağım, sürülmüş olanı geri getireceğim, kırık olanı saracağım, hasta olanı güçlendireceğim; semiz olanı ve güçlü olanı yok edeceğim, onu adaletle güdeceğim.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 30:21
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֕ם אֶת־זְר֛וֹעַ פַּרְעֹ֥ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֖יִם שָׁבָ֑רְתִּי וְהִנֵּ֣ה לֹֽא־חֻ֠בְּשָׁה לָתֵ֨ת רְפֻא֜וֹת לָשׂ֥וּם חִתּ֛וּל לְחָבְשָׁ֥הּ לְחָזְקָ֖הּ לִתְפֹּ֥שׂ בֶּחָֽרֶב
İnsanoğlu, Mısır kralı Firavun'un kolunu kırdım; ve işte, şifalar vermek için sarılmadı, kılıcı tutmak üzere onu güçlendirmek için sarmak üzere sargı konulmadı.
Örnek Ayetler (1)
Hakimler 19:10
·
Tevrat
וְלֹֽא־אָבָ֤ה הָאִישׁ֙ לָל֔וּן וַיָּ֣קָם וַיֵּ֗לֶךְ וַיָּבֹא֙ עַד־נֹ֣כַח יְב֔וּס הִ֖יא יְרוּשָׁלִָ֑ם וְעִמּ֗וֹ צֶ֤מֶד חֲמוֹרִים֙ חֲבוּשִׁ֔ים וּפִילַגְשׁ֖וֹ עִמּֽוֹ
Adam gecelemeyi istemedi, ve kalktı ve gitti, ve Yebus'un karşısına kadar geldi, o Yeruşalim'dir; ve onunla birlikte eyerlenmiş bir çift eşek vardı, ve cariyesi onunla birlikteydi.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 61:1
·
Tevrat
ר֛וּחַ אֲדֹנָ֥י יְהוִ֖ה עָלָ֑י יַ֡עַן מָשַׁח֩ יְהוָ֨ה אֹתִ֜י לְבַשֵּׂ֣ר עֲנָוִ֗ים שְׁלָחַ֨נִי֙ לַחֲבֹ֣שׁ לְנִשְׁבְּרֵי־לֵ֔ב לִקְרֹ֤א לִשְׁבוּיִם֙ דְּר֔וֹר וְלַאֲסוּרִ֖ים פְּקַח־קֽוֹחַ
Efendi Yahve'nin Ruhu üzerimdedir; çünkü Yahve alçakgönüllülere iyi haber vermek için beni meshetti, kırık kalplileri sarmak için, tutsaklara özgürlük ve bağlı olanlara gözlerin açılmasını ilan etmek için beni gönderdi.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 147:3
·
Tevrat
הָ֭רֹפֵא לִשְׁב֣וּרֵי לֵ֑ב וּ֝מְחַבֵּ֗שׁ לְעַצְּבוֹתָֽם
Kalp kırıklarına şifa verendir ve onların yaralarını sarar.
Örnek Ayetler (1)
Mısır'dan Çıkış 29:9
·
Tevrat
וְחָגַרְתָּ֩ אֹתָ֨ם אַבְנֵ֜ט אַהֲרֹ֣ן וּבָנָ֗יו וְחָבַשְׁתָּ֤ לָהֶם֙ מִגְבָּעֹ֔ת וְהָיְתָ֥ה לָהֶ֛ם כְּהֻנָּ֖ה לְחֻקַּ֣ת עוֹלָ֑ם וּמִלֵּאתָ֥ יַֽד־אַהֲרֹ֖ן וְיַד־בָּנָֽיו
Ve onları, Harun'u ve oğullarını kuşakla kuşatacaksın; ve onlara başlıklar saracaksın; ve kâhinlik sonsuz kural olarak onlara olacak; ve Harun'un elini ve oğullarının elini dolduracaksın.
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 19:27
·
Tevrat
וַיֹּאמַ֕ר אֲדֹנִ֥י הַמֶּ֖לֶךְ עַבְדִּ֣י רִמָּ֑נִי כִּֽי־אָמַ֨ר עַבְדְּךָ֜ אֶחְבְּשָׁה־לִּי֩ הַחֲמ֨וֹר וְאֶרְכַּ֤ב עָלֶ֨יהָ֙ וְאֵלֵ֣ךְ אֶת־הַמֶּ֔לֶךְ כִּ֥י פִסֵּ֖חַ עַבְדֶּֽךָ
O dedi: 'Efendim kral, kulum beni aldattı; çünkü kulun, 'Kendime eşeği semerleyeyim, üzerine bineyim ve kralla gideyim' dedi, çünkü kulun topaldır.'
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 34:4
·
Tevrat
אֶֽת־הַנַּחְלוֹת֩ לֹ֨א חִזַּקְתֶּ֜ם וְאֶת־הַחוֹלָ֣ה לֹֽא־רִפֵּאתֶ֗ם וְלַנִּשְׁבֶּ֨רֶת֙ לֹ֣א חֲבַשְׁתֶּ֔ם וְאֶת־הַנִּדַּ֨חַת֙ לֹ֣א הֲשֵׁבֹתֶ֔ם וְאֶת־הָאֹבֶ֖דֶת לֹ֣א בִקַּשְׁתֶּ֑ם וּבְחָזְקָ֛ה רְדִיתֶ֥ם אֹתָ֖ם וּבְפָֽרֶךְ
Zayıf olanları güçlendirmediniz, hasta olanı iyileştirmediniz, kırık olanı sarmadınız, sürülmüş olanı geri getirmediniz ve kaybolmuş olanı aramadınız; onları güçle ve şiddetle yönettiniz.
Örnek Ayetler (1)
2. Krallar 4:24
·
Tevrat
וַֽתַּחֲבֹשׁ֙ הָֽאָת֔וֹן וַתֹּ֥אמֶר אֶֽל־נַעֲרָ֖הּ נְהַ֣ג וָלֵ֑ךְ אַל־תַּעֲצָר־לִ֣י לִרְכֹּ֔ב כִּ֖י אִם־אָמַ֥רְתִּי לָֽךְ
Eşeğe semer vurdu ve hizmetçisine dedi: 'Sür ve git; ben sana söylemedikçe binmem için beni durdurma.'
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 34:17
·
Tevrat
הַאַ֬ף שׂוֹנֵ֣א מִשְׁפָּ֣ט יַחֲב֑וֹשׁ וְאִם־צַדִּ֖יק כַּבִּ֣יר תַּרְשִֽׁיעַ
Yargıdan nefret eden gerçekten mi yönetecek? Ve doğru, güçlü olanı suçlu mu çıkaracaksın?
Örnek Ayetler (1)
Hoşea 6:1
·
Tevrat
לְכוּ֙ וְנָשׁ֣וּבָה אֶל־יְהוָ֔ה כִּ֛י ה֥וּא טָרָ֖ף וְיִרְפָּאֵ֑נוּ יַ֖ךְ וְיַחְבְּשֵֽׁנוּ
Gelin ve Yahve'ye dönelim; çünkü o parçaladı ve bize şifa verecek, vurdu ve bizi saracak.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 30:21
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֕ם אֶת־זְר֛וֹעַ פַּרְעֹ֥ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֖יִם שָׁבָ֑רְתִּי וְהִנֵּ֣ה לֹֽא־חֻ֠בְּשָׁה לָתֵ֨ת רְפֻא֜וֹת לָשׂ֥וּם חִתּ֛וּל לְחָבְשָׁ֥הּ לְחָזְקָ֖הּ לִתְפֹּ֥שׂ בֶּחָֽרֶב
İnsanoğlu, Mısır kralı Firavun'un kolunu kırdım; ve işte, şifalar vermek için sarılmadı, kılıcı tutmak üzere onu güçlendirmek için sarmak üzere sargı konulmadı.