53
Kullanım
8
Lemma
25
Türev
40
Anlam
8 lemma, 25 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
نَادَىٰ Lemma | nada | seslendi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 7 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7) Meryem 19:3 · Kuran-ı Kerim إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيّٗا Hani Rabbine gizli bir seslenişle seslenmişti. Enbiya 21:76 · Kuran-ı Kerim وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ Ve Nuh'u, hani önceden seslenmişti, bunun üzerine ona karşılık verdik. Ve onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık. Enbiya 21:83 · Kuran-ı Kerim ۞وَأَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّـٰحِمِينَ Ve Eyyup, hani Rabbine seslenmişti: 'Şüphesiz bana zarar dokundu ve Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.' Enbiya 21:89 · Kuran-ı Kerim وَزَكَرِيَّآ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِي فَرۡدٗا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡوَٰرِثِينَ Ve Zekeriya, hani Rabbine seslenmişti: 'Rabbim, beni tek başına bırakma ve Sen mirasçıların en iyisisin.' Şuara 26:10 · Kuran-ı Kerim وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ Ve senin Rabbin Musa'ya seslenmişti: 'Zalim topluma git.' | ||||||
نُودِيَ | nudiye | seslenildi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 4 | ||
يُنَادِيهِمۡ | yunadihim | seslenir, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 4 | ||
وَنَادَىٰٓ | ve-nada | ve seslendi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 3 | ||
وَنَادَىٰ | ve-nada | ve seslendi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 3 | ||
فَنَادَىٰ | fe-nada | ve seslendi, yüksek sesle bağırmak, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 2 | ||
وَنَادَوۡاْ | ve-nadev | ve seslendiler, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 2 | ||
وَنَٰدَيۡنَٰهُ | ve-nadeynahu | ve ona seslendik, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 2 | ||
يُنَادَوۡنَ | yunadevne | seslenilirler, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 2 | ||
فَنَادَواْ | fe-nadev | ve seslendiler, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
يُنَادِ | yunadi | seslenir, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
يُنَادُونَهُمۡ | yunadunehum | onlara seslenirler, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
نَادَيۡتُمۡ | nadeytum | seslendiniz, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
وَنَادَىٰهُمَا | ve-nadahuma | ve ikisine seslendi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
نَادُواْ | nadu | seslenin, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
فَنَادَىٰهَا | fe-nadaha | ve seslendi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
نَادَىٰنَا | nadana | bize seslendi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
وَنُودُوٓاْ | ve-nudu | ve seslenildiler, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
فَنَادَتۡهُ | fe-nadethu | ve ona seslendi, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
فَنَادَوۡاْ | fe-nadev | ve seslendiler, seslenmek, çağırmak, nida etmek | Fiil | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7)
Meryem 19:3
·
Kuran-ı Kerim
إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيّٗا
Hani Rabbine gizli bir seslenişle seslenmişti.
Enbiya 21:76
·
Kuran-ı Kerim
وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ
Ve Nuh'u, hani önceden seslenmişti, bunun üzerine ona karşılık verdik. Ve onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Enbiya 21:83
·
Kuran-ı Kerim
۞وَأَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّـٰحِمِينَ
Ve Eyyup, hani Rabbine seslenmişti: 'Şüphesiz bana zarar dokundu ve Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.'
Enbiya 21:89
·
Kuran-ı Kerim
وَزَكَرِيَّآ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِي فَرۡدٗا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡوَٰرِثِينَ
Ve Zekeriya, hani Rabbine seslenmişti: 'Rabbim, beni tek başına bırakma ve Sen mirasçıların en iyisisin.'
Şuara 26:10
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve senin Rabbin Musa'ya seslenmişti: 'Zalim topluma git.'
Örnek Ayetler (4)
Taha 20:11
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِيَ يَٰمُوسَىٰٓ
Bunun üzerine ona geldiği zaman seslenildi: 'Ey Musa.'
Neml 27:8
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِيَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِي ٱلنَّارِ وَمَنۡ حَوۡلَهَا وَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Bunun üzerine ona geldiğinde, ateşin içindekinin ve çevresindekinin bereketli kılındığı seslenildi. Ve alemlerin Rabbi Allah uzaktır.
Kasas 28:30
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِيَ مِن شَٰطِيِٕ ٱلۡوَادِ ٱلۡأَيۡمَنِ فِي ٱلۡبُقۡعَةِ ٱلۡمُبَٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّيٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ona geldiğinde, bereketli bölgedeki sağ vadinin kıyısından, ağaçtan seslenildi: 'Ey Musa, şüphesiz ben, ben alemlerin Rabbi Allah'ım.'
Cuma 62:9
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
Ey inananlar, toplanma gününde salat için seslenildiğinde, Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha iyidir.
Örnek Ayetler (4)
Kasas 28:62
·
Kuran-ı Kerim
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ
Ve o gün onlara seslenir ve der ki: 'Zannettiğiniz ortaklarım nerede?'
Kasas 28:65
·
Kuran-ı Kerim
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبۡتُمُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Ve o gün onlara seslenir ve der ki: 'Gönderilenlere ne cevap verdiniz?'
Kasas 28:74
·
Kuran-ı Kerim
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ
Ve onlara seslendiği gün, bunun üzerine der: 'İddia ettiğiniz ortaklarım nerede?'
Fussilet 41:47
·
Kuran-ı Kerim
۞إِلَيۡهِ يُرَدُّ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِۚ وَمَا تَخۡرُجُ مِن ثَمَرَٰتٖ مِّنۡ أَكۡمَامِهَا وَمَا تَحۡمِلُ مِنۡ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلۡمِهِۦۚ وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ أَيۡنَ شُرَكَآءِي قَالُوٓاْ ءَاذَنَّـٰكَ مَامِنَّا مِن شَهِيدٖ
Saatin bilgisi O'na döndürülür. O'nun bilgisi olmadan hiçbir ürün tomurcuklarından çıkmaz, hiçbir dişi taşımaz ve doğurmaz. Ve onlara 'Benim ortaklarım nerede?' diye seslendiği gün derler: 'Sana bildirdik, bizden hiçbir tanık yoktur.'
Örnek Ayetler (3)
A'raf 7:44
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقّٗا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقّٗاۖ قَالُواْ نَعَمۡۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve bahçenin arkadaşları ateşin arkadaşlarına seslendi: 'Kesinlikle Rabbimizin bize söz verdiği şeyi gerçek bulduk; böylece Rabbinizin söz verdiği şeyi gerçek buldunuz mu?' Dediler: 'Evet.' Bunun üzerine onların arasında bir duyurucu duyurdu: 'Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.'
A'raf 7:48
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالٗا يَعۡرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمۡ قَالُواْ مَآ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ
Ve Araf'ın arkadaşları, onların işaretiyle onları tanıdıkları adamlara seslendi, dediler: 'Sizin toplanmanız ve büyüklük tasladığınız şey size fayda vermedi.'
A'raf 7:50
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَنۡ أَفِيضُواْ عَلَيۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ أَوۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُۚ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
Ve ateşin arkadaşları bahçenin arkadaşlarına seslendi: 'Üzerimize sudan veya Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeyden akıtın.' Dediler: 'Şüphesiz Allah ikisini örtenlerin üzerine haram kıldı.'
Örnek Ayetler (3)
Hud 11:42
·
Kuran-ı Kerim
وَهِيَ تَجۡرِي بِهِمۡ فِي مَوۡجٖ كَٱلۡجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبۡنَهُۥ وَكَانَ فِي مَعۡزِلٖ يَٰبُنَيَّ ٱرۡكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
Ve o, dağlar gibi bir dalga içinde onlarla akıyordu. Ve Nuh, bir ayrılık içinde olan oğluna seslendi: 'Ey oğulcuğum, bizimle beraber bin ve örtenlerle beraber olma.'
Hud 11:45
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰ نُوحٞ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبۡنِي مِنۡ أَهۡلِي وَإِنَّ وَعۡدَكَ ٱلۡحَقُّ وَأَنتَ أَحۡكَمُ ٱلۡحَٰكِمِينَ
Ve Nuh Rabbine seslendi ve dedi: 'Rabbim, şüphesiz benim oğlum benim ailemdendir. Ve şüphesiz Senin vaadin gerçektir. Ve Sen hüküm verenlerin en iyi hüküm verenisin.'
Zuhruf 43:51
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَىٰ فِرۡعَوۡنُ فِي قَوۡمِهِۦ قَالَ يَٰقَوۡمِ أَلَيۡسَ لِي مُلۡكُ مِصۡرَ وَهَٰذِهِ ٱلۡأَنۡهَٰرُ تَجۡرِي مِن تَحۡتِيٓۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ
Ve Firavun kavminin içinde seslendi, dedi: 'Ey kavmim, Mısır'ın egemenliği ve altımdan akan bu ırmaklar benim değil mi? O halde görmüyor musunuz?'
Örnek Ayetler (2)
Enbiya 21:87
·
Kuran-ı Kerim
وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبٗا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقۡدِرَ عَلَيۡهِ فَنَادَىٰ فِي ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبۡحَٰنَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve Zünnun, hani öfkelenerek gitmişti ve ona güç yetiremeyeceğimizi zannında bulunmuştu. Bunun üzerine karanlıklar içinde seslendi: 'Sen'den başka ilah yoktur, Sen uzaksın; şüphesiz ben zalimlerden oldum.'
Naziat 79:23
·
Kuran-ı Kerim
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Bunun üzerine topladı ve seslendi.
Örnek Ayetler (2)
A'raf 7:46
·
Kuran-ı Kerim
وَبَيۡنَهُمَا حِجَابٞۚ وَعَلَى ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالٞ يَعۡرِفُونَ كُلَّۢا بِسِيمَىٰهُمۡۚ وَنَادَوۡاْ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۚ لَمۡ يَدۡخُلُوهَا وَهُمۡ يَطۡمَعُونَ
Ve ikisinin arasında bir perde vardır; ve Araf'ın üzerinde her birini onların işaretiyle tanıyan adamlar vardır. Ve bahçenin arkadaşlarına seslendiler: 'Esenlik üzerinizedir.' Ona girmediler ve onlar umarlar.
Zuhruf 43:77
·
Kuran-ı Kerim
وَنَادَوۡاْ يَٰمَٰلِكُ لِيَقۡضِ عَلَيۡنَا رَبُّكَۖ قَالَ إِنَّكُم مَّـٰكِثُونَ
Ve seslendiler: 'Ey Malik, senin Rabbin bizim üzerimize hükmetsin.' Dedi: 'Şüphesiz siz kalıcılarsınız.'
Örnek Ayetler (2)
Meryem 19:52
·
Kuran-ı Kerim
وَنَٰدَيۡنَٰهُ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ ٱلۡأَيۡمَنِ وَقَرَّبۡنَٰهُ نَجِيّٗا
Ve ona Tur'un sağ yanından seslendik ve onu özel konuşan olarak yaklaştırdık.
Saffat 37:104
·
Kuran-ı Kerim
وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَـٰٓإِبۡرَٰهِيمُ
Ve ona seslendik: 'Ey İbrahim,'
Örnek Ayetler (2)
Mü'min 40:10
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُنَادَوۡنَ لَمَقۡتُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُ مِن مَّقۡتِكُمۡ أَنفُسَكُمۡ إِذۡ تُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلۡإِيمَٰنِ فَتَكۡفُرُونَ
Şüphesiz örtenlere seslenilir: 'Kesinlikle Allah'ın öfkesi, sizin nefislerinize olan öfkenizden daha büyüktür. Hani siz inanca çağrılıyordunuz da örtüyordunuz.'
Fussilet 41:44
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ جَعَلۡنَٰهُ قُرۡءَانًا أَعۡجَمِيّٗا لَّقَالُواْ لَوۡلَا فُصِّلَتۡ ءَايَٰتُهُۥٓۖ ءَا۬عۡجَمِيّٞ وَعَرَبِيّٞۗ قُلۡ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ هُدٗى وَشِفَآءٞۚ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ فِيٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرٞ وَهُوَ عَلَيۡهِمۡ عَمًىۚ أُوْلَـٰٓئِكَ يُنَادَوۡنَ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٖ
Ve eğer onu yabancı bir kuran yapsaydık, kesinlikle derlerdi: 'Onun ayetlerinin ayrıntılı açıklanması gerekmez miydi? Yabancı mı ve Arap mı?' De ki: 'O, inanan kimseler için bir yol gösterme ve bir şifadır.' İnanmayan kimselerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onların üzerine bir körlüktür. İşte onlar uzak bir yerden çağrılırlar.
Örnek Ayetler (1)
Sad 38:3
·
Kuran-ı Kerim
كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ فَنَادَواْ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٖ
Onlardan önce nesillerden nicesini yok ettik; bunun üzerine seslendiler ve kaçış zamanı yoktur.
Örnek Ayetler (1)
Kaf 50:41
·
Kuran-ı Kerim
وَٱسۡتَمِعۡ يَوۡمَ يُنَادِ ٱلۡمُنَادِ مِن مَّكَانٖ قَرِيبٖ
Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği gün dinle.
Örnek Ayetler (1)
Hadid 57:14
·
Kuran-ı Kerim
يُنَادُونَهُمۡ أَلَمۡ نَكُن مَّعَكُمۡۖ قَالُواْ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمۡ فَتَنتُمۡ أَنفُسَكُمۡ وَتَرَبَّصۡتُمۡ وَٱرۡتَبۡتُمۡ وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡأَمَانِيُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلۡغَرُورُ
Onlara seslenirler: 'Sizinle beraber değil miydik?' Dediler: 'Evet, fakat siz nefslerinizi sınadınız, beklediniz, şüphe ettiniz ve Allah'ın emri gelene kadar kuruntular sizi aldattı. Ve aldatıcı sizi Allah ile aldattı.'
Örnek Ayetler (1)
Maide 5:58
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوٗا وَلَعِبٗاۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٞ لَّا يَعۡقِلُونَ
Ve salata seslendiğiniz zaman onu alay ve oyun edinirler. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:22
·
Kuran-ı Kerim
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٖۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِفَانِ عَلَيۡهِمَا مِن وَرَقِ ٱلۡجَنَّةِۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمۡ أَنۡهَكُمَا عَن تِلۡكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ لَكُمَا عَدُوّٞ مُّبِينٞ
Böylece aldanışla ikisini düşürdü. İkisi ağacı tattığında ikisinin çirkinlikleri ikisine açığa çıktı ve bahçenin yapraklarından ikisinin üzerine örtmeye başladılar. İkisinin Rabbi ikisine seslendi: 'İkinizi o ağaçtan yasaklamadım mı ve ikinize şüphesiz şeytan ikiniz için açık bir düşmandır demedim mi?'
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:52
·
Kuran-ı Kerim
وَيَوۡمَ يَقُولُ نَادُواْ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُمۡ وَجَعَلۡنَا بَيۡنَهُم مَّوۡبِقٗا
Ve 'Zannettiğiniz benim ortaklarımı çağırın' dediği gün; bunun üzerine onları çağırdılar fakat onlara cevap vermediler. Ve onların arasına bir uçurum kıldık.
Örnek Ayetler (1)
Meryem 19:24
·
Kuran-ı Kerim
فَنَادَىٰهَا مِن تَحۡتِهَآ أَلَّا تَحۡزَنِي قَدۡ جَعَلَ رَبُّكِ تَحۡتَكِ سَرِيّٗا
Bunun üzerine onun altından ona seslendi: 'Üzülme, Rabbin kesinlikle senin altında bir su arkı yaptı.'
Örnek Ayetler (1)
Saffat 37:75
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٞ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ
Ve kesinlikle Nuh bize seslenmişti; böylece karşılık verenler ne güzeldir.
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:43
·
Kuran-ı Kerim
وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلّٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهۡتَدِيَ لَوۡلَآ أَنۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُۖ لَقَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّۖ وَنُودُوٓاْ أَن تِلۡكُمُ ٱلۡجَنَّةُ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Ve onların göğüsleri içinde kinden ne varsa çıkardık, onların altından ırmaklar akar; ve dediler: 'Övgü, bize buna yol gösteren Allah'adır; ve Allah bize yol göstermeseydi biz yol gösterilenler olmazdık. Kesinlikle Rabbimizin elçileri gerçekle geldi.' Ve onlara seslenildi: 'İşte bu bahçe, yaptığınız şey sebebiyle size miras bırakıldı.'
Örnek Ayetler (1)
Ali İmran 3:39
·
Kuran-ı Kerim
فَنَادَتۡهُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٞ يُصَلِّي فِي ٱلۡمِحۡرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحۡيَىٰ مُصَدِّقَۢا بِكَلِمَةٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدٗا وَحَصُورٗا وَنَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Bunun üzerine o mihrapta durmuş salat ederken melekler ona seslendi: 'Şüphesiz Allah seni, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı, bir efendi, kendini tutan ve doğrulardan bir nebi olarak Yahya ile müjdeler.'