160
Kullanım
6
Lemma
74
Türev
86
Anlam
6 lemma, 74 türev form
Örnek Ayetler (1)
Yunus 10:23
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّآ أَنجَىٰهُمۡ إِذَا هُمۡ يَبۡغُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّۗ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَا بَغۡيُكُمۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمۖ مَّتَٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ ثُمَّ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُكُمۡ فَنُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Fakat onları kurtardığı zaman, bir de bakarsın yerin içinde gerçek olmadan azgınlık ederler. Ey insanlar, sizin azgınlığınız ancak kendi nefislerinizin üzerinedir; dünya hayatının geçici yararıdır. Sonra dönüşünüz bizedir, bunun üzerine yaptığınız şeyi size haber veririz.
Örnek Ayetler (1)
Yusuf 12:36
·
Kuran-ı Kerim
وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجۡنَ فَتَيَانِۖ قَالَ أَحَدُهُمَآ إِنِّيٓ أَرَىٰنِيٓ أَعۡصِرُ خَمۡرٗاۖ وَقَالَ ٱلۡأٓخَرُ إِنِّيٓ أَرَىٰنِيٓ أَحۡمِلُ فَوۡقَ رَأۡسِي خُبۡزٗا تَأۡكُلُ ٱلطَّيۡرُ مِنۡهُۖ نَبِّئۡنَا بِتَأۡوِيلِهِۦٓۖ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Ve onunla birlikte zindana iki genç girdi. Onlardan biri dedi: 'Şüphesiz ben kendimi aklı örten bir şey sıkarken görüyorum.' Ve diğeri dedi: 'Şüphesiz ben kendimi başımın üzerinde kuşların ondan yediği bir ekmek taşırken görüyorum. Bize onun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.'
Örnek Ayetler (1)
Hicr 15:49
·
Kuran-ı Kerim
۞نَبِّئۡ عِبَادِيٓ أَنِّيٓ أَنَا ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
Kullarıma haber ver: Şüphesiz ben, ben Örten'im, Merhameti Kesintisiz'im.
Örnek Ayetler (1)
Tevbe 9:64
·
Kuran-ı Kerim
يَحۡذَرُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيۡهِمۡ سُورَةٞ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِي قُلُوبِهِمۡۚ قُلِ ٱسۡتَهۡزِءُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ مُخۡرِجٞ مَّا تَحۡذَرُونَ
İkiyüzlüler, kalplerindekini onlara haber veren surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: 'Alay edin; şüphesiz Allah çekindiğinizi çıkarandır.'
Örnek Ayetler (1)
En'am 6:60
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا جَرَحۡتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبۡعَثُكُمۡ فِيهِ لِيُقۡضَىٰٓ أَجَلٞ مُّسَمّٗىۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Ve geceleyin sizi vefat ettiren, gündüzün kazandıklarınızı bilen O'dur. Sonra belirlenmiş bir sürenin tamamlanması için sizi onda kaldırır. Sonra dönüşünüz O'nadır; sonra yapıyor olduklarınızı size haber verir.
Örnek Ayetler (1)
Tegabun 64:7
·
Kuran-ı Kerim
زَعَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَن لَّن يُبۡعَثُواْۚ قُلۡ بَلَىٰ وَرَبِّي لَتُبۡعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلۡتُمۡۚ وَذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٞ
Örten kimseler, asla diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: 'Hayır, Rabbime andolsun ki kesinlikle diriltileceksiniz, sonra yaptığınız şeyler kesinlikle size haber verilecektir. Ve bu, Allah'a kolaydır.'
Örnek Ayetler (1)
Yusuf 12:37
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ لَا يَأۡتِيكُمَا طَعَامٞ تُرۡزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأۡتُكُمَا بِتَأۡوِيلِهِۦ قَبۡلَ أَن يَأۡتِيَكُمَاۚ ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِي رَبِّيٓۚ إِنِّي تَرَكۡتُ مِلَّةَ قَوۡمٖ لَّا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَٰفِرُونَ
Dedi: 'Rızıklandırıldığınız bir yiyecek size gelmez ki, o size gelmeden önce onun yorumunu size haber vermiş olmayayım. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah'a inanmayan bir topluluğun dinini bıraktım ve onlar ahireti örtenlerdir.'
Örnek Ayetler (1)
Tahrim 66:3
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ أَسَرَّ ٱلنَّبِيُّ إِلَىٰ بَعۡضِ أَزۡوَٰجِهِۦ حَدِيثٗا فَلَمَّا نَبَّأَتۡ بِهِۦ وَأَظۡهَرَهُ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ عَرَّفَ بَعۡضَهُۥ وَأَعۡرَضَ عَنۢ بَعۡضٖۖ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِۦ قَالَتۡ مَنۡ أَنۢبَأَكَ هَٰذَاۖ قَالَ نَبَّأَنِيَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡخَبِيرُ
Ve hani nebi onun eşlerinin bazısına bir söz gizlemişti. Böylece o onu haber verdiği ve Allah onu ona açığa çıkardığı zaman, onun bazısını bildirdi ve bazısından yüz çevirdi. Böylece onu ona haber verdiği zaman, dedi: 'Bunu sana kim haber verdi?' Dedi: 'Bana Bilen, Haberdar Olan haber verdi.'
Örnek Ayetler (1)
Necm 53:36
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ
Yoksa Musa'nın sayfalarındaki şeyler haber verilmedi mi?
Örnek Ayetler (1)
Fatır 35:14
·
Kuran-ı Kerim
إِن تَدۡعُوهُمۡ لَا يَسۡمَعُواْ دُعَآءَكُمۡ وَلَوۡ سَمِعُواْ مَا ٱسۡتَجَابُواْ لَكُمۡۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يَكۡفُرُونَ بِشِرۡكِكُمۡۚ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثۡلُ خَبِيرٖ
Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler. Ve eğer işitselerdi, size karşılık vermezlerdi. Ve kalkış günü ortak koşmanızı örterler. Ve haberdar olan gibi sana haber vermez.
Örnek Ayetler (1)
En'am 6:143
·
Kuran-ı Kerim
ثَمَٰنِيَةَ أَزۡوَٰجٖۖ مِّنَ ٱلضَّأۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَمِنَ ٱلۡمَعۡزِ ٱثۡنَيۡنِۗ قُلۡ ءَآلذَّكَرَيۡنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلۡأُنثَيَيۡنِ أَمَّا ٱشۡتَمَلَتۡ عَلَيۡهِ أَرۡحَامُ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۖ نَبِّـُٔونِي بِعِلۡمٍ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Sekiz eş: koyundan iki ve keçiden iki. De ki: 'İki erkeği mi yasakladı yoksa iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin kapsadığı şeyi mi? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bir bilgiyle haber verin.'
Örnek Ayetler (1)
Ra'd 13:33
·
Kuran-ı Kerim
أَفَمَنۡ هُوَ قَآئِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۗ وَجَعَلُواْ لِلَّهِ شُرَكَآءَ قُلۡ سَمُّوهُمۡۚ أَمۡ تُنَبِّـُٔونَهُۥ بِمَا لَا يَعۡلَمُ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَم بِظَٰهِرٖ مِّنَ ٱلۡقَوۡلِۗ بَلۡ زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ مَكۡرُهُمۡ وَصُدُّواْ عَنِ ٱلسَّبِيلِۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٖ
Her nefsin kazandığı şeyin üzerinde duran kimse mi? Ve Allah'a ortaklar kıldılar. De ki: 'Onları isimlendirin. Yoksa O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa sözden açık olanla mı?' Aksine, örtenlere tuzakları süslü gösterildi ve yoldan alıkonuldular. Ve Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol gösteren yoktur.
Örnek Ayetler (1)
Ali İmran 3:49
·
Kuran-ı Kerim
وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ أَنِّي قَدۡ جِئۡتُكُم بِـَٔايَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ أَنِّيٓ أَخۡلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ وَأُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأۡكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
'Ve İsrail oğullarına bir resul olarak: Şüphesiz ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Şüphesiz ben sizin için çamurdan kuş biçimi gibi yaratırım, sonra onun içine üflerim, böylece Allah'ın izniyle bir kuş olur. Ve Allah'ın izniyle körü ve alacalıyı iyileştiririm ve ölüleri diriltirim. Ve evlerinizde ne yediğinizi ve ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inananlar iseniz, şüphesiz bunda sizin için kesinlikle bir ayet vardır.'
Örnek Ayetler (1)
Lokman 31:23
·
Kuran-ı Kerim
وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحۡزُنكَ كُفۡرُهُۥٓۚ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُهُمۡ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Ve kim örterse, onun örtmesi seni üzmesin. Onların dönüşü bizedir, bunun üzerine onlara yaptıklarını haber veririz. Şüphesiz Allah, göğüslerin sahip olanını Bilen'dir.
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:78
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيۡنِي وَبَيۡنِكَۚ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأۡوِيلِ مَا لَمۡ تَسۡتَطِع عَّلَيۡهِ صَبۡرًا
Dedi: 'Bu, benimle senin aranın ayrılmasıdır; üzerine sabretmeye güç yetiremediğin şeyin yorumunu sana haber vereceğim.'
Örnek Ayetler (1)
Sebe 34:7
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ هَلۡ نَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلٖ يُنَبِّئُكُمۡ إِذَا مُزِّقۡتُمۡ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمۡ لَفِي خَلۡقٖ جَدِيدٍ
Ve örten kimseler dedi: 'Her parçalanışla parçalandığınız zaman şüphesiz sizin kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olduğunuzu size haber veren bir adamı size gösterelim mi?'
Örnek Ayetler (5 / 6)
Ali İmran 3:44
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهِ إِلَيۡكَۚ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يُلۡقُونَ أَقۡلَٰمَهُمۡ أَيُّهُمۡ يَكۡفُلُ مَرۡيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ
Bu, sana vahyettiğimiz görünmeyenin haberlerindendir. Ve hangisi Meryem'in bakımını üstlenecek diye kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin. Ve onlar tartışırlarken sen onların yanında değildin.
Hud 11:49
·
Kuran-ı Kerim
تِلۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهَآ إِلَيۡكَۖ مَا كُنتَ تَعۡلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوۡمُكَ مِن قَبۡلِ هَٰذَاۖ فَٱصۡبِرۡۖ إِنَّ ٱلۡعَٰقِبَةَ لِلۡمُتَّقِينَ
İşte bunlar görünmeyenin haberlerindendir, onu sana vahyediyoruz. Bundan önce sen ve senin kavmin onu biliyor olmadınız. Öyleyse sabret. Şüphesiz sonuç sakınanlarındır.
Hud 11:100
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيۡكَۖ مِنۡهَا قَآئِمٞ وَحَصِيدٞ
Bu, sana anlattığımız şehirlerin haberlerindendir. Onlardan ayakta duran ve biçilmiş olan vardır.
Hud 11:120
·
Kuran-ı Kerim
وَكُلّٗا نَّقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَۚ وَجَآءَكَ فِي هَٰذِهِ ٱلۡحَقُّ وَمَوۡعِظَةٞ وَذِكۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
Ve resullerin haberlerinden kalbini kendisiyle sağlamlaştırdığımız her şeyi sana anlatıyoruz. Ve bunda sana gerçek, bir öğüt ve inananlar için bir hatırlatma geldi.
Yusuf 12:102
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهِ إِلَيۡكَۖ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ أَجۡمَعُوٓاْ أَمۡرَهُمۡ وَهُمۡ يَمۡكُرُونَ
Bu, sana vahyettiğimiz görünmeyenin haberlerindendir. Ve onlar tuzak kurarlarken işlerini topladıklarında sen onların yanında değildin.
Örnek Ayetler (4)
Maide 5:27
·
Kuran-ı Kerim
۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱبۡنَيۡ ءَادَمَ بِٱلۡحَقِّ إِذۡ قَرَّبَا قُرۡبَانٗا فَتُقُبِّلَ مِنۡ أَحَدِهِمَا وَلَمۡ يُتَقَبَّلۡ مِنَ ٱلۡأٓخَرِ قَالَ لَأَقۡتُلَنَّكَۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ
Ve onlara Adem'in iki oğlunun haberini gerçekle oku. Hani ikisi bir kurban yaklaştırmıştı, böylece ikisinden birinden kabul edilmişti ve diğerinden kabul edilmemişti. Demişti: 'Kesinlikle seni katledeceğim.' Demişti: 'Allah ancak sakınanlardan kabul eder.'
A'raf 7:175
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱلَّذِيٓ ءَاتَيۡنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنۡهَا فَأَتۡبَعَهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
Ve onlara ayetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku. Bunun üzerine onlardan sıyrılıp çıktı, bunun üzerine şeytan onu peşine taktı, böylece azgınlardan oldu.
Yunus 10:71
·
Kuran-ı Kerim
۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ نُوحٍ إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيۡكُم مَّقَامِي وَتَذۡكِيرِي بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلۡتُ فَأَجۡمِعُوٓاْ أَمۡرَكُمۡ وَشُرَكَآءَكُمۡ ثُمَّ لَا يَكُنۡ أَمۡرُكُمۡ عَلَيۡكُمۡ غُمَّةٗ ثُمَّ ٱقۡضُوٓاْ إِلَيَّ وَلَا تُنظِرُونِ
Ve onlara Nuh'un haberini oku. Hani toplumuna demişti: 'Ey toplumum, eğer benim konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size büyük geldiyse, Allah'ı vekil kıldım. Böylece işinizi ve ortaklarınızı toplayın. Sonra işiniz size bir örtü olmasın. Sonra bana hükmedin ve bana süre vermeyin.'
Şuara 26:69
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ
Ve onlara İbrahim'in haberini oku.
Örnek Ayetler (3)
İbrahim 14:9
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَبَؤُاْ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ قَوۡمِ نُوحٖ وَعَادٖ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ لَا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا ٱللَّهُۚ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَرَدُّوٓاْ أَيۡدِيَهُمۡ فِيٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَقَالُوٓاْ إِنَّا كَفَرۡنَا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِي شَكّٖ مِّمَّا تَدۡعُونَنَآ إِلَيۡهِ مُرِيبٖ
Sizden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavminin ve onlardan sonrakilerin haberi size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Resulleri onlara açık kanıtlarla gelmişti. Bunun üzerine ellerini ağızlarına döndürdüler ve dediler: 'Şüphesiz biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi örttük. Ve şüphesiz biz, bizi kendisine çağırdığınız şeyden kuşku veren bir şüphe içindeyiz.'
Sad 38:21
·
Kuran-ı Kerim
۞وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُاْ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُواْ ٱلۡمِحۡرَابَ
Ve davacının haberi sana geldi mi? Hani mihraba tırmanmışlardı.
Tegabun 64:5
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَبَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَبۡلُ فَذَاقُواْ وَبَالَ أَمۡرِهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ
Daha önce örtenlerin haberi size gelmedi mi? Bunun üzerine işlerinin vebalini tattılar ve onlar için acı verici bir azap vardır.
Örnek Ayetler (2)
Neml 27:22
·
Kuran-ı Kerim
فَمَكَثَ غَيۡرَ بَعِيدٖ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ وَجِئۡتُكَ مِن سَبَإِۭ بِنَبَإٖ يَقِينٍ
Bunun üzerine çok geçmeden bekledi, bunun üzerine dedi: 'Senin kuşatmadığın şeyi kuşattım. Ve sana Sebe'den kesin bir haber getirdim.'
Hucurat 49:6
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن جَآءَكُمۡ فَاسِقُۢ بِنَبَإٖ فَتَبَيَّنُوٓاْ أَن تُصِيبُواْ قَوۡمَۢا بِجَهَٰلَةٖ فَتُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَا فَعَلۡتُمۡ نَٰدِمِينَ
Ey inanan kimseler, eğer yoldan çıkan biri size bir haberle gelirse, bunun üzerine onu açığa çıkarın; bilgisizlikle bir topluluğa isabet ettirmenizden, böylece yaptığınız şeye pişman olanlar olmanızdan.