40
Kullanım
5
Lemma
12
Türev
27
Anlam
5 lemma, 12 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
ٱلۡمَلَأُ Lemma | el-mele'u | dolu olan, dolu olan şey, dolu olan, topluluk, ileri gelenler | İsim | 12 | ||
Örnek Ayetler (5 / 12) A'raf 7:60 · Kuran-ı Kerim قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ Kavminden ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz biz seni kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz.' A'raf 7:66 · Kuran-ı Kerim قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي سَفَاهَةٖ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ Kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz biz seni kesinlikle bir akılsızlık içinde görüyoruz ve şüphesiz biz senin kesinlikle yalancılardan olduğun zannındayız.' A'raf 7:75 · Kuran-ı Kerim قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ لِمَنۡ ءَامَنَ مِنۡهُمۡ أَتَعۡلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحٗا مُّرۡسَلٞ مِّن رَّبِّهِۦۚ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلَ بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, onlardan inanan zayıf bırakılanlara dedi: 'Şüphesiz Salih'in Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu biliyor musunuz?' Dediler: 'Şüphesiz biz onunla gönderildiği şeye inananlarız.' A'raf 7:88 · Kuran-ı Kerim ۞قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَنُخۡرِجَنَّكَ يَٰشُعَيۡبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَكَ مِن قَرۡيَتِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاۚ قَالَ أَوَلَوۡ كُنَّا كَٰرِهِينَ Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dedi: 'Ey Şuayb, kesinlikle seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkaracağız veya kesinlikle dinimize döneceksiniz.' Dedi: 'Biz istemeyenler olsak bile mi?' A'raf 7:90 · Kuran-ı Kerim وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعۡتُمۡ شُعَيۡبًا إِنَّكُمۡ إِذٗا لَّخَٰسِرُونَ Ve kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Eğer Şuayb'a uyarsanız, şüphesiz siz o zaman kesinlikle hüsrana uğrayanlarsınız.' | ||||||
وَمَلَإِيْهِۦ | ve-mele'ihi | ve ileri gelenleri, kalabalık, ileri gelenler, topluluk | İsim | 5 | ||
ٱلۡمَلَؤُاْ | el-mele'u | dolu olan şey, dolu olan şey, kalabalık, ileri gelenler | İsim | 4 | ||
ٱلۡمَلَإِ | el-mele'i | dolu olan şeyin, dolu olan şey, topluluk, ileri gelenler | İsim | 2 | ||
وَمَلَإِيْهِۦٓ | ve-mele'ihi | ve dolu olan şeyine, dolu olan şey, ileri gelenler, topluluk | İsim | 1 | ||
بِٱلۡمَلَإِ | bi-el-mele'i | topluluk ile, topluluk, ileri gelenler, dolu olan şey | İsim | 1 | ||
مَلَأٞ | mele'un | dolu olan şey, dolu olan şey, topluluk, ileri gelenler | İsim | 1 | ||
وَمَلَأَهُۥ | ve-mele'ehu | ve onun ileri gelenleri, dolu olan şey, topluluk, ileri gelenler | İsim | 1 | ||
وَمَلَإِيْهِمۡ | ve-mele'ihim | ve dolu olan şeylerinin, dolu olan şey, ileri gelenler, topluluk | İsim | 1 | ||
لِلۡمَلَإِ | li-l-mele'i | dolu olan şey için, dolu olan şey, topluluk, ileri gelenler | İsim | 1 | ||
ٱلۡمَلَأَ | el-mele'e | dolu olan şeyi, dolu olan şey, ileri gelenler, topluluk | İsim | 1 | ||
لَأَمۡلَأَنَّ Lemma | le-emle'enne | elbette dolduracağım, doldurmak, kaplamak, tamamlamak | Fiil | 4 | ||
مُلِئَتۡ | muliet | dolduruldu, doldurmak, kaplamak, tamamlamak | Fiil | 1 | ||
وَلَمُلِئۡتَ | ve-le-muli'te | ve kesinlikle dolduruldun, dolmak, doldurmak, kaplamak | Fiil | 1 | ||
فَمَالِـُٔونَ Lemma | fe-mali'une | ve dolduran, dolduran, dolu olan, kaplayan | İsim | 2 | ||
ٱمۡتَلَأۡتِ Lemma | imtele'ti | doldun, dolmak, tamamlanmak | Fiil | 1 | ||
مِّلۡءُ Lemma | mil'u | dolu olan şey, dolu olan şey, dolusu, kapasite | İsim | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 12)
A'raf 7:60
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
Kavminden ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz biz seni kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz.'
A'raf 7:66
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي سَفَاهَةٖ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
Kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz biz seni kesinlikle bir akılsızlık içinde görüyoruz ve şüphesiz biz senin kesinlikle yalancılardan olduğun zannındayız.'
A'raf 7:75
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ لِمَنۡ ءَامَنَ مِنۡهُمۡ أَتَعۡلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحٗا مُّرۡسَلٞ مِّن رَّبِّهِۦۚ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلَ بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, onlardan inanan zayıf bırakılanlara dedi: 'Şüphesiz Salih'in Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu biliyor musunuz?' Dediler: 'Şüphesiz biz onunla gönderildiği şeye inananlarız.'
A'raf 7:88
·
Kuran-ı Kerim
۞قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَنُخۡرِجَنَّكَ يَٰشُعَيۡبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَكَ مِن قَرۡيَتِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاۚ قَالَ أَوَلَوۡ كُنَّا كَٰرِهِينَ
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dedi: 'Ey Şuayb, kesinlikle seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkaracağız veya kesinlikle dinimize döneceksiniz.' Dedi: 'Biz istemeyenler olsak bile mi?'
A'raf 7:90
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعۡتُمۡ شُعَيۡبًا إِنَّكُمۡ إِذٗا لَّخَٰسِرُونَ
Ve kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Eğer Şuayb'a uyarsanız, şüphesiz siz o zaman kesinlikle hüsrana uğrayanlarsınız.'
Örnek Ayetler (5)
A'raf 7:103
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَظَلَمُواْ بِهَاۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
Sonra onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik, bunun üzerine onlara zulmettiler; böylece bozguncuların sonu nasıl oldu bak.
Yunus 10:75
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِم مُّوسَىٰ وَهَٰرُونَ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمٗا مُّجۡرِمِينَ
Sonra onlardan sonra Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Bunun üzerine büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Hud 11:97
·
Kuran-ı Kerim
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱتَّبَعُوٓاْ أَمۡرَ فِرۡعَوۡنَۖ وَمَآ أَمۡرُ فِرۡعَوۡنَ بِرَشِيدٖ
Firavun'a ve onun ileri gelenlerine. Bunun üzerine Firavun'un emrine uydular. Ve Firavun'un emri doğruya yönelten değildir.
Mü'minun 23:46
·
Kuran-ı Kerim
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ
Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, bunun üzerine büyüklük tasladılar ve üstünlük taslayan bir kavim oldular.
Zuhruf 43:46
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَقَالَ إِنِّي رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ve andolsun Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik, bunun üzerine dedi: 'Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin resulüyüm.'
Örnek Ayetler (4)
Mü'minun 23:24
·
Kuran-ı Kerim
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَـٰٓئِكَةٗ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ
Bunun üzerine onun kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Bu, sizin gibi bir insandan başkası değildir, size üstün olmak istiyor. Ve eğer Allah dileseydi kesinlikle melekler indirirdi. Bunu ilk babalarımızda işitmedik.'
Neml 27:29
·
Kuran-ı Kerim
قَالَتۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ إِنِّيٓ أُلۡقِيَ إِلَيَّ كِتَٰبٞ كَرِيمٌ
Dedi: 'Ey ileri gelenler, şüphesiz bana değerli bir kitap atıldı.'
Neml 27:32
·
Kuran-ı Kerim
قَالَتۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَفۡتُونِي فِيٓ أَمۡرِي مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمۡرًا حَتَّىٰ تَشۡهَدُونِ
Dedi: 'Ey ileri gelenler, işimde bana görüş bildirin. Siz şahitlik etmedikçe bir işi kesecek değildim.'
Neml 27:38
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَيُّكُمۡ يَأۡتِينِي بِعَرۡشِهَا قَبۡلَ أَن يَأۡتُونِي مُسۡلِمِينَ
Dedi: 'Ey ileri gelenler, onlar bana Müslümanlar olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirecek?'
Örnek Ayetler (2)
Bakara 2:246
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ مِنۢ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ مِنۢ بَعۡدِ مُوسَىٰٓ إِذۡ قَالُواْ لِنَبِيّٖ لَّهُمُ ٱبۡعَثۡ لَنَا مَلِكٗا نُّقَٰتِلۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۖ قَالَ هَلۡ عَسَيۡتُمۡ إِن كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡقِتَالُ أَلَّا تُقَٰتِلُواْۖ قَالُواْ وَمَا لَنَآ أَلَّا نُقَٰتِلَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَدۡ أُخۡرِجۡنَا مِن دِيَٰرِنَا وَأَبۡنَآئِنَاۖ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقِتَالُ تَوَلَّوۡاْ إِلَّا قَلِيلٗا مِّنۡهُمۡۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ
Musa'dan sonra İsrailoğullarından ileri gelenleri görmedin mi? Hani onların bir nebisine 'Bize bir kral gönder, Allah'ın yolunda savaşalım' demişlerdi. 'Üzerinize savaş yazılırsa savaşmamanız sizden beklenir mi?' demişti. 'Diyarlarımızdan ve oğullarımızdan çıkarılmışken Allah'ın yolunda savaşmamamız bize ne oluyor?' demişlerdi. Fakat üzerlerine savaş yazıldığında, onlardan azı hariç yüz çevirdiler. Ve Allah zalimleri Bilen'dir.
Saffat 37:8
·
Kuran-ı Kerim
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٖ
En yüce topluluğu dinleyemezler ve her yandan atılırlar.
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:32
·
Kuran-ı Kerim
ٱسۡلُكۡ يَدَكَ فِي جَيۡبِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٖ وَٱضۡمُمۡ إِلَيۡكَ جَنَاحَكَ مِنَ ٱلرَّهۡبِۖ فَذَٰنِكَ بُرۡهَٰنَانِ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمٗا فَٰسِقِينَ
Elini koynuna sok, bir kötülük olmadan beyaz olarak çıkar. Ve korkudan kolunu kendine çek. İşte bu ikisi senin Rabbinden Firavun'a ve onun ileri gelenlerine iki kanıttır. Şüphesiz onlar yoldan çıkan bir topluluk idiler.
Örnek Ayetler (1)
Sad 38:69
·
Kuran-ı Kerim
مَا كَانَ لِيَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ
'Hani onlar tartışıyorlarken, en yüce topluluk hakkında benim hiçbir bilgim yoktu.'
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:38
·
Kuran-ı Kerim
وَيَصۡنَعُ ٱلۡفُلۡكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيۡهِ مَلَأٞ مِّن قَوۡمِهِۦ سَخِرُواْ مِنۡهُۚ قَالَ إِن تَسۡخَرُواْ مِنَّا فَإِنَّا نَسۡخَرُ مِنكُمۡ كَمَا تَسۡخَرُونَ
Ve gemiyi yapıyordu. Ve onun kavminden ileri gelenler onun yanından her ne zaman geçse onunla alay ettiler. Dedi: 'Eğer bizimle alay ederseniz, öyleyse şüphesiz biz sizin alay ettiğiniz gibi sizinle alay ederiz.'
Örnek Ayetler (1)
Yunus 10:88
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيۡتَ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةٗ وَأَمۡوَٰلٗا فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّواْ عَن سَبِيلِكَۖ رَبَّنَا ٱطۡمِسۡ عَلَىٰٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ وَٱشۡدُدۡ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُواْ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ
Ve Musa dedi: 'Rabbimiz, şüphesiz sen Firavun'a ve ileri gelenlerine dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırmaları için. Rabbimiz, mallarını sil ve kalplerini sık ki acı verici azabı görene kadar inanmasınlar.'
Örnek Ayetler (1)
Yunus 10:83
·
Kuran-ı Kerim
فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةٞ مِّن قَوۡمِهِۦ عَلَىٰ خَوۡفٖ مِّن فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِمۡ أَن يَفۡتِنَهُمۡۚ وَإِنَّ فِرۡعَوۡنَ لَعَالٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
Firavun'dan ve ileri gelenlerinden onları sınamaları korkusuyla kavminden bir soy dışında Musa'ya inanan olmadı. Şüphesiz Firavun yeryüzünde kesinlikle büyüklük taslayandır ve şüphesiz o kesinlikle haddi aşanlardandır.
Örnek Ayetler (1)
Şuara 26:34
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٞ
Çevresindeki ileri gelenlere dedi: 'Şüphesiz bu, bilen bir sihirbazdır.'
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:20
·
Kuran-ı Kerim
وَجَآءَ رَجُلٞ مِّنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡعَىٰ قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلۡمَلَأَ يَأۡتَمِرُونَ بِكَ لِيَقۡتُلُوكَ فَٱخۡرُجۡ إِنِّي لَكَ مِنَ ٱلنَّـٰصِحِينَ
Ve şehrin en uzak yerinden koşarak bir adam geldi. Dedi: 'Ey Musa, şüphesiz ileri gelenler seni katletmek için senin hakkında görüşüyorlar. Öyleyse çık; şüphesiz ben senin için öğüt verenlerdenim.'
Örnek Ayetler (4)
A'raf 7:18
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱخۡرُجۡ مِنۡهَا مَذۡءُومٗا مَّدۡحُورٗاۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمۡ أَجۡمَعِينَ
Dedi: 'Kınanmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Onlardan kim sana uyarsa, cehennemi kesinlikle hepinizden dolduracağım.'
Hud 11:119
·
Kuran-ı Kerim
إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَۚ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمۡۗ وَتَمَّتۡ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ
Rabbinin merhamet ettiği kimse hariç. Ve onları bunun için yarattı. Ve Rabbinin sözü tamamlandı: 'Kesinlikle cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracağım.'
Secde 32:13
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ شِئۡنَا لَأٓتَيۡنَا كُلَّ نَفۡسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ مِنِّي لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ
Ve eğer dileseydik, kesinlikle her nefse onun yol göstermesini verirdik. Ve ancak benden söz gerçekleşti: 'Kesinlikle cehennemi topluca cinlerden ve insanlardan dolduracağım.'
Sad 38:85
·
Kuran-ı Kerim
لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ أَجۡمَعِينَ
'Kesinlikle cehennemi senden ve onlardan sana uyan kimselerin hepsinden dolduracağım.'
Örnek Ayetler (1)
Cin 72:8
·
Kuran-ı Kerim
وَأَنَّا لَمَسۡنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدۡنَٰهَا مُلِئَتۡ حَرَسٗا شَدِيدٗا وَشُهُبٗا
Ve şüphesiz biz göğü yokladık, bunun üzerine onu sert bekçilerle ve alevlerle doldurulmuş bulduk.
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:18
·
Kuran-ı Kerim
وَتَحۡسَبُهُمۡ أَيۡقَاظٗا وَهُمۡ رُقُودٞۚ وَنُقَلِّبُهُمۡ ذَاتَ ٱلۡيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِۖ وَكَلۡبُهُم بَٰسِطٞ ذِرَاعَيۡهِ بِٱلۡوَصِيدِۚ لَوِ ٱطَّلَعۡتَ عَلَيۡهِمۡ لَوَلَّيۡتَ مِنۡهُمۡ فِرَارٗا وَلَمُلِئۡتَ مِنۡهُمۡ رُعۡبٗا
Oysa onlar uyuyanlardır, onları uyanıklar hesap edersin. Onları sağ tarafına ve sol tarafına çeviririz. Onların köpeği eşikte iki kolunu uzatandır. Eğer onlara baksaydın, onlardan kaçarak kesinlikle dönerdin ve onlardan korkuyla kesinlikle dolardın.
Örnek Ayetler (2)
Saffat 37:66
·
Kuran-ı Kerim
فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
Böylece şüphesiz onlar kesinlikle ondan yiyeceklerdir ve karınlarını ondan dolduracaklardır.
Vakıa 56:53
·
Kuran-ı Kerim
فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
Böylece karınları ondan dolduracaksınız.
Örnek Ayetler (1)
Kaf 50:30
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمۡتَلَأۡتِ وَتَقُولُ هَلۡ مِن مَّزِيدٖ
O gün cehenneme 'Doldun mu?' deriz ve o 'Daha fazlası var mı?' der.
Örnek Ayetler (1)
Ali İmran 3:91
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَمَاتُواْ وَهُمۡ كُفَّارٞ فَلَن يُقۡبَلَ مِنۡ أَحَدِهِم مِّلۡءُ ٱلۡأَرۡضِ ذَهَبٗا وَلَوِ ٱفۡتَدَىٰ بِهِۦٓۗ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ
Şüphesiz örten ve onlar örtenler olarak ölen kimseler; onunla fidye verse bile, onların birinden yer dolusu altın asla kabul edilmez. İşte onlar, onlar için acı verici bir azap vardır. Ve onlar için yardımcılardan yoktur.