Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ق و ل

q-v-l — Kök Analizi

ق و ل

1723

Kullanım

6

Lemma

144

Türev

112

Anlam

6 lemma, 144 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

قَالَ

Lemma

kale

söyledi, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
412

قُلۡ

kul

söyle, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
218

قَالُواْ

kalu

söylediler, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
173

وَقَالَ

ve-kale

ve söyledi, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
85

قَالُوٓاْ

kalu

söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
77

يَقُولُونَ

yekulune

söylerler, söylemek, konuşmak, iddia etmek

Fiil
51

وَقَالُواْ

ve-kalu

ve söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
49

قُل

kul

söyle, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
45

يَقُولُ

yekulu

söyler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
35

قِيلَ

kile

söylendi, söylenmek, denilmek

Fiil
34

قُلِ

kuli

söyle, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
30

وَيَقُولُونَ

ve-yekulune

ve söylerler, söylemek, konuşmak, ifade etmek

Fiil
28

فَقَالَ

fe-kale

ve söyledi, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
27

قَالَتۡ

kalet

söyledi, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
23

Örnek Ayetler (5 / 23)

Ali İmran 3:36

·

Kuran-ı Kerim

فَلَمَّا وَضَعَتۡهَا قَالَتۡ رَبِّ إِنِّي وَضَعۡتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا وَضَعَتۡ وَلَيۡسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلۡأُنثَىٰۖ وَإِنِّي سَمَّيۡتُهَا مَرۡيَمَ وَإِنِّيٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

Onu doğurduğunda dedi: 'Rabbim, şüphesiz ben onu dişi doğurdum.' Ve Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilendir. 'Ve erkek dişi gibi değildir. Ve şüphesiz ben onu Meryem isimlendirdim. Ve şüphesiz ben onu ve soyunu taşlanmış şeytandan sana sığındırırım.'

Ali İmran 3:37

·

Kuran-ı Kerim

فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٖ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنٗا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيۡهَا زَكَرِيَّا ٱلۡمِحۡرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزۡقٗاۖ قَالَ يَٰمَرۡيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَاۖ قَالَتۡ هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٍ

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve onun bakımını Zekeriya'ya verdi. Zekeriya onun yanına mihraba her girdiğinde, onun yanında bir rızık buldu. Dedi: 'Ey Meryem, bu sana nereden?' Dedi: 'O Allah'ın katındandır. Şüphesiz Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.'

Ali İmran 3:47

·

Kuran-ı Kerim

قَالَتۡ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي وَلَدٞ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرٞۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Dedi: 'Rabbim, bana bir insan dokunmamışken benim nasıl bir çocuğum olur?' Dedi: 'Böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmettiğinde, ona sadece 'Ol' der, böylece olur.'

A'raf 7:38

·

Kuran-ı Kerim

قَالَ ٱدۡخُلُواْ فِيٓ أُمَمٖ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِكُم مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ فِي ٱلنَّارِۖ كُلَّمَا دَخَلَتۡ أُمَّةٞ لَّعَنَتۡ أُخۡتَهَاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعٗا قَالَتۡ أُخۡرَىٰهُمۡ لِأُولَىٰهُمۡ رَبَّنَا هَـٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمۡ عَذَابٗا ضِعۡفٗا مِّنَ ٱلنَّارِۖ قَالَ لِكُلّٖ ضِعۡفٞ وَلَٰكِن لَّا تَعۡلَمُونَ

Dedi: 'Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları içinde ateşe girin.' Bir topluluk her girdiğinde kız kardeşini lanetler; sonunda hepsi orada toplandığında onların sonrakisi onların öncekisi için dedi: 'Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; böylece onlara ateşten kat kat bir azap ver.' Dedi: 'Her biri için kat kat vardır ve ancak bilmezsiniz.'

A'raf 7:164

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَتۡ أُمَّةٞ مِّنۡهُمۡ لِمَ تَعِظُونَ قَوۡمًا ٱللَّهُ مُهۡلِكُهُمۡ أَوۡ مُعَذِّبُهُمۡ عَذَابٗا شَدِيدٗاۖ قَالُواْ مَعۡذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ

Ve hani onlardan bir topluluk demişti: 'Allah'ın onları helak edeceği veya onlara şiddetli bir azapla azap edeceği bir topluma niçin öğüt veriyorsunuz?' Dediler: 'Rabbinize doğru bir mazeret olsun diye ve umulur ki onlar sakınırlar.'

Tüm 23 kullanımı gör

وَقِيلَ

ve-kile

ve söylendi, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
15

تَقُولُواْ

tekulu

seslenirsiniz, seslenmek, söylemek, demek

Fiil
13

قُلۡنَا

kulna

seslendik, seslenmek, söylemek, demek

Fiil
13

فَقُلۡ

fe-kul

ve söyle, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
12

وَقُل

ve-kul

ve söyle, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
12

فَيَقُولُ

fe-yekulu

ve söyler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
12

قَالَ

Lemma

kalesöyledi

412

قُلۡ

kulsöyle

218

قَالُواْ

kalusöylediler

173

وَقَالَ

ve-kaleve söyledi

85

قَالُوٓاْ

kalusöylediler

77

يَقُولُونَ

yekulunesöylerler

51

وَقَالُواْ

ve-kaluve söylediler

49

قُل

kulsöyle

45

يَقُولُ

yekulusöyler

35

قِيلَ

kilesöylendi

34

قُلِ

kulisöyle

30

وَيَقُولُونَ

ve-yekuluneve söylerler

28

فَقَالَ

fe-kaleve söyledi

27

قَالَتۡ

kaletsöyledi

23

Örnek Ayetler (5 / 23)

Ali İmran 3:36

·

Kuran-ı Kerim

فَلَمَّا وَضَعَتۡهَا قَالَتۡ رَبِّ إِنِّي وَضَعۡتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا وَضَعَتۡ وَلَيۡسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلۡأُنثَىٰۖ وَإِنِّي سَمَّيۡتُهَا مَرۡيَمَ وَإِنِّيٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

Onu doğurduğunda dedi: 'Rabbim, şüphesiz ben onu dişi doğurdum.' Ve Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilendir. 'Ve erkek dişi gibi değildir. Ve şüphesiz ben onu Meryem isimlendirdim. Ve şüphesiz ben onu ve soyunu taşlanmış şeytandan sana sığındırırım.'

Ali İmran 3:37

·

Kuran-ı Kerim

فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٖ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنٗا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيۡهَا زَكَرِيَّا ٱلۡمِحۡرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزۡقٗاۖ قَالَ يَٰمَرۡيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَاۖ قَالَتۡ هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٍ

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve onun bakımını Zekeriya'ya verdi. Zekeriya onun yanına mihraba her girdiğinde, onun yanında bir rızık buldu. Dedi: 'Ey Meryem, bu sana nereden?' Dedi: 'O Allah'ın katındandır. Şüphesiz Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.'

Ali İmran 3:47

·

Kuran-ı Kerim

قَالَتۡ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي وَلَدٞ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرٞۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Dedi: 'Rabbim, bana bir insan dokunmamışken benim nasıl bir çocuğum olur?' Dedi: 'Böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmettiğinde, ona sadece 'Ol' der, böylece olur.'

A'raf 7:38

·

Kuran-ı Kerim

قَالَ ٱدۡخُلُواْ فِيٓ أُمَمٖ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِكُم مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ فِي ٱلنَّارِۖ كُلَّمَا دَخَلَتۡ أُمَّةٞ لَّعَنَتۡ أُخۡتَهَاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعٗا قَالَتۡ أُخۡرَىٰهُمۡ لِأُولَىٰهُمۡ رَبَّنَا هَـٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمۡ عَذَابٗا ضِعۡفٗا مِّنَ ٱلنَّارِۖ قَالَ لِكُلّٖ ضِعۡفٞ وَلَٰكِن لَّا تَعۡلَمُونَ

Dedi: 'Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları içinde ateşe girin.' Bir topluluk her girdiğinde kız kardeşini lanetler; sonunda hepsi orada toplandığında onların sonrakisi onların öncekisi için dedi: 'Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; böylece onlara ateşten kat kat bir azap ver.' Dedi: 'Her biri için kat kat vardır ve ancak bilmezsiniz.'

A'raf 7:164

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَتۡ أُمَّةٞ مِّنۡهُمۡ لِمَ تَعِظُونَ قَوۡمًا ٱللَّهُ مُهۡلِكُهُمۡ أَوۡ مُعَذِّبُهُمۡ عَذَابٗا شَدِيدٗاۖ قَالُواْ مَعۡذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ

Ve hani onlardan bir topluluk demişti: 'Allah'ın onları helak edeceği veya onlara şiddetli bir azapla azap edeceği bir topluma niçin öğüt veriyorsunuz?' Dediler: 'Rabbinize doğru bir mazeret olsun diye ve umulur ki onlar sakınırlar.'

Tüm 23 kullanımı gör

وَقِيلَ

ve-kileve söylendi

15

تَقُولُواْ

tekuluseslenirsiniz

13

قُلۡنَا

kulnaseslendik

13

فَقُلۡ

fe-kulve söyle

12

وَقُل

ve-kulve söyle

12

فَيَقُولُ

fe-yekuluve söyler

12