869
Kullanım
14
Lemma
155
Türev
171
Anlam
14 lemma, 155 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
يَعۡلَمُونَ Lemma | ya'lemune | bilirler, bilmek, tanımak, farkında olmak | Fiil | 81 | ||
يَعۡلَمُ | ya'lemu | bilir, bilmek, işaretlemek, tanımak | Fiil | 62 | ||
Örnek Ayetler (5 / 62) Bakara 2:77 · Kuran-ı Kerim أَوَلَا يَعۡلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ Ve şüphesiz Allah'ın, gizledikleri şeyi ve açıkladıkları şeyi bildiğini bilmezler mi? Bakara 2:216 · Kuran-ı Kerim كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡقِتَالُ وَهُوَ كُرۡهٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تَكۡرَهُواْ شَيۡـٔٗا وَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّواْ شَيۡـٔٗا وَهُوَ شَرّٞ لَّكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ Sizin için hoşlanılmayan bir şey olduğu halde, savaşmak üzerinize yazıldı. Bir şeyden hoşlanmayabilirsiniz, oysa o sizin için iyidir. Bir şeyi sevebilirsiniz, oysa o sizin için kötüdür. Allah bilir, siz bilmezsiniz. Bakara 2:220 · Kuran-ı Kerim فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۗ وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡيَتَٰمَىٰۖ قُلۡ إِصۡلَاحٞ لَّهُمۡ خَيۡرٞۖ وَإِن تُخَالِطُوهُمۡ فَإِخۡوَٰنُكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ ٱلۡمُفۡسِدَ مِنَ ٱلۡمُصۡلِحِۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعۡنَتَكُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ Dünya ve ahiret hakkında. Sana yetimlerden soruyorlar. De ki: 'Onlar için düzeltmek iyidir. Onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir.' Allah bozguncuyu düzelticiden ayırıp bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah Üstün'dür, Hikmetli'dir. Bakara 2:232 · Kuran-ı Kerim وَإِذَا طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغۡنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعۡضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحۡنَ أَزۡوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوۡاْ بَيۡنَهُم بِٱلۡمَعۡرُوفِۗ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمۡ يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۗ ذَٰلِكُمۡ أَزۡكَىٰ لَكُمۡ وَأَطۡهَرُۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ Kadınları boşadığınızda ve sürelerine ulaştıklarında, aralarında uygun şekilde anlaştıklarında eşleriyle evlenmelerini engellemeyin. Bununla, sizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye öğüt verilir. Bu sizin için daha temiz ve daha arıdır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. Bakara 2:235 · Kuran-ı Kerim وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ فِيمَا عَرَّضۡتُم بِهِۦ مِنۡ خِطۡبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوۡ أَكۡنَنتُمۡ فِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ سَتَذۡكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُواْ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗاۚ وَلَا تَعۡزِمُواْ عُقۡدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ ٱلۡكِتَٰبُ أَجَلَهُۥۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٞ Kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı söylemenizde veya kendi nefislerinizde gizlemenizde sizin üzerinize günah yoktur. Allah onları anacağınızı bildi; ancak uygun bir söz söylemeniz hariç, onlarla gizlice sözleşmeyin. Yazılan süreye ulaşıncaya kadar nikah bağına karar vermeyin. Şüphesiz Allah'ın nefislerinizdekini bildiğini bilin ve O'ndan sakının. Şüphesiz Allah'ın Örten, Yumuşak Başlı olduğunu bilin. | ||||||
أَعۡلَمُ | a'lemu | bilirim, bilmek, daha iyi bilen | Fiil | 55 | ||
تَعۡلَمُونَ | ta'lemune | bilirsiniz, bilmek, anlamak, farkında olmak | Fiil | 54 | ||
وَٱعۡلَمُوٓاْ | ve-a'lemu | ve bilin, işaretlemek, bilmek, farkında olmak | Fiil | 18 | ||
وَيَعۡلَمُ | ve-ya'lemu | ve bilir, bilmek, anlamak, farkında olmak | Fiil | 10 | ||
عَلِمَ | alime | bildi, işaretlemek, bilmek, tanımak, farkına varmak | Fiil | 9 | ||
عَلِمۡنَا | alimna | bildik, işaretlemek, bilmek, anlamak | Fiil | 6 | ||
فَٱعۡلَمُوٓاْ | fa'lemu | ve bilin, bilmek, tanımak, farkında olmak | Fiil | 6 | ||
وَلِيَعۡلَمَ | ve-li-ya'leme | ve bilsin, bilmek, tanımak, farkında olmak | Fiil | 6 | ||
نَعۡلَمُ | na'lemu | biliriz, işaretlemek, bilmek, tanımak | Fiil | 5 | ||
تَعۡلَمُ | ta'lemu | işaretlersin, işaretlemek, bilmek, tanımak | Fiil | 5 | ||
يَعۡلَمُوٓاْ | ya'lemu | bilirler, bilmek, tanımak, farkında olmak | Fiil | 4 | ||
تَعۡلَمۡ | ta'lem | bilirsin, bilmek, tanımak, farkında olmak | Fiil | 4 | ||
وَأَعۡلَمُ | ve-a'lemu | ve bilirim, bilmek, işaretlemek, tanımak | Fiil | 3 | ||
يَعۡلَمِ | ya'lemi | bilir, bilmek, işaretlemek, tanımak | Fiil | 3 | ||
فَٱعۡلَمۡ | fe-'lem | öyleyse işaretle, işaretlemek, bilmek, tanımak | Fiil | 3 | ||
عَلِمۡتَ | alimte | işaretledin, işaretlemek, bilmek, tanımak | Fiil | 3 | ||
يَعۡلَمَ | ya'leme | bilsin, bilmek, tanımak, farkında olmak | Fiil | 3 | ||
وَلَيَعۡلَمَنَّ | ve-le-ya'lemenne | ve kesinlikle bilecek, bilmek, işaretlemek, tanımak | Fiil | 3 | ||
Örnek Ayetler (5 / 81)
Bakara 2:13
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ ءَامِنُواْ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُۗ أَلَآ إِنَّهُمۡ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعۡلَمُونَ
Ve onlara 'İnsanların inandığı gibi inanın' denildiği zaman, 'Akılsızların inandığı gibi inanır mıyız?' dediler. Dikkat edin, şüphesiz onlar akılsızların ta kendileridir fakat bilmezler.
Bakara 2:75
·
Kuran-ı Kerim
۞أَفَتَطۡمَعُونَ أَن يُؤۡمِنُواْ لَكُمۡ وَقَدۡ كَانَ فَرِيقٞ مِّنۡهُمۡ يَسۡمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعۡدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ
Onlardan bir grup Allah'ın sözünü işitiyor, sonra aklettikten sonra, bile bile onu değiştiriyorlarken, size inanmalarını mı umuyorsunuz?
Bakara 2:77
·
Kuran-ı Kerim
أَوَلَا يَعۡلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ
Ve şüphesiz Allah'ın, gizledikleri şeyi ve açıkladıkları şeyi bildiğini bilmezler mi?
Bakara 2:78
·
Kuran-ı Kerim
وَمِنۡهُمۡ أُمِّيُّونَ لَا يَعۡلَمُونَ ٱلۡكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِيَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَظُنُّونَ
Ve onlardan, kitabı kuruntular hariç bilmeyen ümmiler vardır ve onlar sadece zannında bulunurlar.
Bakara 2:101
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا جَآءَهُمۡ رَسُولٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٞ لِّمَا مَعَهُمۡ نَبَذَ فَرِيقٞ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمۡ كَأَنَّهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Ve onlarla beraber olan şeyi doğrulayıcı bir resul Allah'ın katından onlara geldiğinde, kitap verilen kimselerden bir grup sanki onlar bilmiyorlar gibi Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına attı.
Örnek Ayetler (5 / 62)
Bakara 2:77
·
Kuran-ı Kerim
أَوَلَا يَعۡلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ
Ve şüphesiz Allah'ın, gizledikleri şeyi ve açıkladıkları şeyi bildiğini bilmezler mi?
Bakara 2:216
·
Kuran-ı Kerim
كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡقِتَالُ وَهُوَ كُرۡهٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تَكۡرَهُواْ شَيۡـٔٗا وَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّواْ شَيۡـٔٗا وَهُوَ شَرّٞ لَّكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ
Sizin için hoşlanılmayan bir şey olduğu halde, savaşmak üzerinize yazıldı. Bir şeyden hoşlanmayabilirsiniz, oysa o sizin için iyidir. Bir şeyi sevebilirsiniz, oysa o sizin için kötüdür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Bakara 2:220
·
Kuran-ı Kerim
فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۗ وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡيَتَٰمَىٰۖ قُلۡ إِصۡلَاحٞ لَّهُمۡ خَيۡرٞۖ وَإِن تُخَالِطُوهُمۡ فَإِخۡوَٰنُكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ ٱلۡمُفۡسِدَ مِنَ ٱلۡمُصۡلِحِۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعۡنَتَكُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ
Dünya ve ahiret hakkında. Sana yetimlerden soruyorlar. De ki: 'Onlar için düzeltmek iyidir. Onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir.' Allah bozguncuyu düzelticiden ayırıp bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah Üstün'dür, Hikmetli'dir.
Bakara 2:232
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغۡنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعۡضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحۡنَ أَزۡوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوۡاْ بَيۡنَهُم بِٱلۡمَعۡرُوفِۗ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمۡ يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۗ ذَٰلِكُمۡ أَزۡكَىٰ لَكُمۡ وَأَطۡهَرُۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ
Kadınları boşadığınızda ve sürelerine ulaştıklarında, aralarında uygun şekilde anlaştıklarında eşleriyle evlenmelerini engellemeyin. Bununla, sizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye öğüt verilir. Bu sizin için daha temiz ve daha arıdır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Bakara 2:235
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ فِيمَا عَرَّضۡتُم بِهِۦ مِنۡ خِطۡبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوۡ أَكۡنَنتُمۡ فِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ سَتَذۡكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُواْ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗاۚ وَلَا تَعۡزِمُواْ عُقۡدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ ٱلۡكِتَٰبُ أَجَلَهُۥۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٞ
Kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı söylemenizde veya kendi nefislerinizde gizlemenizde sizin üzerinize günah yoktur. Allah onları anacağınızı bildi; ancak uygun bir söz söylemeniz hariç, onlarla gizlice sözleşmeyin. Yazılan süreye ulaşıncaya kadar nikah bağına karar vermeyin. Şüphesiz Allah'ın nefislerinizdekini bildiğini bilin ve O'ndan sakının. Şüphesiz Allah'ın Örten, Yumuşak Başlı olduğunu bilin.
Örnek Ayetler (5 / 55)
Bakara 2:30
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Ve Rabbin meleklere 'Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife kılanım' demişti. 'Biz senin övgünle uzak tutarız ve seni kutsal sayarız iken, onun içinde bozgunculuk yapan ve kanları döken kimseyi mi onun içinde kılarsın?' dediler. 'Şüphesiz ben sizin bilmediğiniz şeyi bilirim' dedi.
Bakara 2:33
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ
'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi.
Bakara 2:140
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ تَقُولُونَ إِنَّ إِبۡرَٰهِـۧمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطَ كَانُواْ هُودًا أَوۡ نَصَٰرَىٰۗ قُلۡ ءَأَنتُمۡ أَعۡلَمُ أَمِ ٱللَّهُۗ وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ
Yoksa: 'Şüphesiz İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlar Yahudiler veya Nasraniler idiler' mi diyorsunuz? De ki: 'Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı?' Ve kendi yanındaki Allah'tan olan bir tanıklığı gizleyen kimseden daha zalim kim vardır? Ve Allah yapıyor olduğunuz şeyden habersiz değildir.
Bakara 2:259
·
Kuran-ı Kerim
أَوۡ كَٱلَّذِي مَرَّ عَلَىٰ قَرۡيَةٖ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحۡيِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۖ فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِاْئَةَ عَامٖ ثُمَّ بَعَثَهُۥۖ قَالَ كَمۡ لَبِثۡتَۖ قَالَ لَبِثۡتُ يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۖ قَالَ بَل لَّبِثۡتَ مِاْئَةَ عَامٖ فَٱنظُرۡ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمۡ يَتَسَنَّهۡۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجۡعَلَكَ ءَايَةٗ لِّلنَّاسِۖ وَٱنظُرۡ إِلَى ٱلۡعِظَامِ كَيۡفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكۡسُوهَا لَحۡمٗاۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعۡلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
Veya çatıları üzerine çökmüşken bir şehrin üzerine uğrayan kimse gibi. 'Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltir?' demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl öldürdü, sonra onu diriltti. 'Ne kadar kaldın?' dedi. 'Bir gün veya günün bir kısmı kaldım' dedi. 'Hayır, yüz yıl kaldın; böylece yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamış. Ve eşeğine bak; ve seni insanlara bir ayet kılmamız için. Ve kemiklere bak, onları nasıl kaldırıyoruz, sonra onlara et giydiriyoruz' dedi. Ona açıkça belli olduğunda 'Biliyorum ki Allah her şeyin üzerine Güç Yetiren'dir' dedi.
Ali İmran 3:36
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا وَضَعَتۡهَا قَالَتۡ رَبِّ إِنِّي وَضَعۡتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا وَضَعَتۡ وَلَيۡسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلۡأُنثَىٰۖ وَإِنِّي سَمَّيۡتُهَا مَرۡيَمَ وَإِنِّيٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ
Onu doğurduğunda dedi: 'Rabbim, şüphesiz ben onu dişi doğurdum.' Ve Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilendir. 'Ve erkek dişi gibi değildir. Ve şüphesiz ben onu Meryem isimlendirdim. Ve şüphesiz ben onu ve soyunu taşlanmış şeytandan sana sığındırırım.'
Örnek Ayetler (5 / 54)
Bakara 2:22
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فِرَٰشٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ فَلَا تَجۡعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
O ki sizin için yeri bir döşek ve göğü bir bina kıldı ve gökten bir su indirdi, bunun üzerine onunla sizin için ürünlerden bir rızık çıkardı. Bunun üzerine siz biliyorken Allah'a denkler kılmayın.
Bakara 2:30
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Ve Rabbin meleklere 'Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife kılanım' demişti. 'Biz senin övgünle uzak tutarız ve seni kutsal sayarız iken, onun içinde bozgunculuk yapan ve kanları döken kimseyi mi onun içinde kılarsın?' dediler. 'Şüphesiz ben sizin bilmediğiniz şeyi bilirim' dedi.
Bakara 2:42
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَلۡبِسُواْ ٱلۡحَقَّ بِٱلۡبَٰطِلِ وَتَكۡتُمُواْ ٱلۡحَقَّ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
Ve gerçeği asılsız olana karıştırmayın ve siz biliyorken gerçeği gizlemeyin.
Bakara 2:80
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامٗا مَّعۡدُودَةٗۚ قُلۡ أَتَّخَذۡتُمۡ عِندَ ٱللَّهِ عَهۡدٗا فَلَن يُخۡلِفَ ٱللَّهُ عَهۡدَهُۥٓۖ أَمۡ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Ve dediler: 'Sayılı günler hariç ateş bize dokunmayacak.' De ki: 'Allah'ın katında bir söz mü edindiniz, bunun üzerine Allah sözünü bozmayacak? Yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?'
Bakara 2:151
·
Kuran-ı Kerim
كَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِيكُمۡ رَسُولٗا مِّنكُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمۡ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمۡ تَكُونُواْ تَعۡلَمُونَ
Sizin içinizde sizden size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitabı ve hikmeti öğreten ve size biliyor olmadığınız şeyi öğreten bir resul gönderdiğimiz gibi.
Örnek Ayetler (5 / 18)
Bakara 2:194
·
Kuran-ı Kerim
ٱلشَّهۡرُ ٱلۡحَرَامُ بِٱلشَّهۡرِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡحُرُمَٰتُ قِصَاصٞۚ فَمَنِ ٱعۡتَدَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱعۡتَدُواْ عَلَيۡهِ بِمِثۡلِ مَا ٱعۡتَدَىٰ عَلَيۡكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُتَّقِينَ
Haram ay haram aya karşılıktır ve hürmetler kısastır. Artık kim size karşı sınırı aşarsa, siz de onun size karşı sınırı aştığı misliyle ona karşı sınırı aşın. Ve Allah'tan sakının ve bilin ki şüphesiz Allah sakınanlarla beraberdir.
Bakara 2:196
·
Kuran-ı Kerim
وَأَتِمُّواْ ٱلۡحَجَّ وَٱلۡعُمۡرَةَ لِلَّهِۚ فَإِنۡ أُحۡصِرۡتُمۡ فَمَا ٱسۡتَيۡسَرَ مِنَ ٱلۡهَدۡيِۖ وَلَا تَحۡلِقُواْ رُءُوسَكُمۡ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ ٱلۡهَدۡيُ مَحِلَّهُۥۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوۡ بِهِۦٓ أَذٗى مِّن رَّأۡسِهِۦ فَفِدۡيَةٞ مِّن صِيَامٍ أَوۡ صَدَقَةٍ أَوۡ نُسُكٖۚ فَإِذَآ أَمِنتُمۡ فَمَن تَمَتَّعَ بِٱلۡعُمۡرَةِ إِلَى ٱلۡحَجِّ فَمَا ٱسۡتَيۡسَرَ مِنَ ٱلۡهَدۡيِۚ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٖ فِي ٱلۡحَجِّ وَسَبۡعَةٍ إِذَا رَجَعۡتُمۡۗ تِلۡكَ عَشَرَةٞ كَامِلَةٞۗ ذَٰلِكَ لِمَن لَّمۡ يَكُنۡ أَهۡلُهُۥ حَاضِرِي ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
Ve hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Artık eğer engellenirseniz, kurbandan kolay olanı vardır. Ve kurban yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Artık sizden kim hasta olursa veya başından bir eziyeti olursa, oruçtan veya sadakadan veya kurbandan bir fidye vardır. Artık güvende olduğunuzda, kim hacca kadar umre ile faydalanırsa, kurbandan kolay olanı vardır. Artık kim bulamazsa, hacda üç gün ve döndüğünüzde yedi gün oruç vardır; bunlar tam ondur. Bu, ailesi Mescid-i Haram'da hazır olmayan kimse içindir. Ve Allah'tan sakının ve bilin ki şüphesiz Allah cezası şiddetli olandır.
Bakara 2:203
·
Kuran-ı Kerim
۞وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ فِيٓ أَيَّامٖ مَّعۡدُودَٰتٖۚ فَمَن تَعَجَّلَ فِي يَوۡمَيۡنِ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِ وَمَن تَأَخَّرَ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِۖ لِمَنِ ٱتَّقَىٰۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
Sayılı günlerde Allah'ı anın. Kim iki gün içinde acele ederse onun üzerine günah yoktur, kim de gecikirse onun üzerine günah yoktur; sakınan kimse için. Allah'tan sakının ve şüphesiz O'na toplanacağınızı bilin.
Bakara 2:223
·
Kuran-ı Kerim
نِسَآؤُكُمۡ حَرۡثٞ لَّكُمۡ فَأۡتُواْ حَرۡثَكُمۡ أَنَّىٰ شِئۡتُمۡۖ وَقَدِّمُواْ لِأَنفُسِكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Kadınlarınız sizin için bir üründür; ürününüze dilediğiniz gibi gelin ve kendiniz için önceden gönderin. Allah'tan sakının ve O'nunla karşılaşacağınızı bilin. İnananları müjdele.
Bakara 2:231
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغۡنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمۡسِكُوهُنَّ بِمَعۡرُوفٍ أَوۡ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعۡرُوفٖۚ وَلَا تُمۡسِكُوهُنَّ ضِرَارٗا لِّتَعۡتَدُواْۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ فَقَدۡ ظَلَمَ نَفۡسَهُۥۚ وَلَا تَتَّخِذُوٓاْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوٗاۚ وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَمَآ أَنزَلَ عَلَيۡكُم مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَٱلۡحِكۡمَةِ يَعِظُكُم بِهِۦۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
Kadınları boşadığınızda ve sürelerine ulaştıklarında, onları uygun şekilde tutun veya uygun şekilde serbest bırakın. Sınırı aşmak için onlara zarar vererek tutmayın. Kim bunu yaparsa, kesinlikle nefsine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini alaya almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği kitabı ve hikmeti anın. Allah'tan sakının ve şüphesiz Allah'ın her şeyi Bilen olduğunu bilin.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Ali İmran 3:29
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ إِن تُخۡفُواْ مَا فِي صُدُورِكُمۡ أَوۡ تُبۡدُوهُ يَعۡلَمۡهُ ٱللَّهُۗ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
De ki: 'Göğüslerinizde olanı gizleseniz de veya onu açıklasanız da Allah onu bilir. Ve göklerde olanı ve yerde olanı bilir. Ve Allah her şeye Güç Yetirendir.'
En'am 6:3
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱللَّهُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ يَعۡلَمُ سِرَّكُمۡ وَجَهۡرَكُمۡ وَيَعۡلَمُ مَا تَكۡسِبُونَ
Ve O, göklerde ve yerde Allah'tır; sizin sırrınızı ve sizin açığınızı bilir, ve kazandığınız şeyi bilir.
En'am 6:59
·
Kuran-ı Kerim
۞وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلۡغَيۡبِ لَا يَعۡلَمُهَآ إِلَّا هُوَۚ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۚ وَمَا تَسۡقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعۡلَمُهَا وَلَا حَبَّةٖ فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡأَرۡضِ وَلَا رَطۡبٖ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٖ
Ve görünmeyenin anahtarları O'nun yanındadır, onları O'ndan başkası bilmez. Karada ve denizde olanı bilir. O'nun bilmesi dışında hiçbir yaprak düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru ne varsa açık bir kitaptadır.
En'am 6:60
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا جَرَحۡتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبۡعَثُكُمۡ فِيهِ لِيُقۡضَىٰٓ أَجَلٞ مُّسَمّٗىۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Ve geceleyin sizi vefat ettiren, gündüzün kazandıklarınızı bilen O'dur. Sonra belirlenmiş bir sürenin tamamlanması için sizi onda kaldırır. Sonra dönüşünüz O'nadır; sonra yapıyor olduklarınızı size haber verir.
Hud 11:6
·
Kuran-ı Kerim
۞وَمَا مِن دَآبَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزۡقُهَا وَيَعۡلَمُ مُسۡتَقَرَّهَا وَمُسۡتَوۡدَعَهَاۚ كُلّٞ فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٖ
Ve yeryüzünde rızkı Allah'ın üzerine olmayan hiçbir canlı yoktur. Ve onun karar kılacağı yeri ve emanet edileceği yeri bilir. Hepsi açık kitaptadır.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Bakara 2:60
·
Kuran-ı Kerim
۞وَإِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ فَقُلۡنَا ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنفَجَرَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنٗاۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٖ مَّشۡرَبَهُمۡۖ كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ مِن رِّزۡقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
Ve Musa kavmi için su istemişti, bunun üzerine demiştik: 'Asanla taşa vur.' Bunun üzerine ondan on iki pınar fışkırmıştı. Kesinlikle her insan grubu içeceği yeri bilmişti. 'Allah'ın rızkından yiyin ve için ve yeryüzünde bozguncular olarak taşkınlık yapmayın.'
Bakara 2:187
·
Kuran-ı Kerim
أُحِلَّ لَكُمۡ لَيۡلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمۡۚ هُنَّ لِبَاسٞ لَّكُمۡ وَأَنتُمۡ لِبَاسٞ لَّهُنَّۗ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَخۡتَانُونَ أَنفُسَكُمۡ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡ وَعَفَا عَنكُمۡۖ فَٱلۡـَٰٔنَ بَٰشِرُوهُنَّ وَٱبۡتَغُواْ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡۚ وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلۡخَيۡطُ ٱلۡأَبۡيَضُ مِنَ ٱلۡخَيۡطِ ٱلۡأَسۡوَدِ مِنَ ٱلۡفَجۡرِۖ ثُمَّ أَتِمُّواْ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيۡلِۚ وَلَا تُبَٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمۡ عَٰكِفُونَ فِي ٱلۡمَسَٰجِدِۗ تِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقۡرَبُوهَاۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için bir elbisedir ve siz onlar için bir elbisesiniz. Allah nefislerinize ihanet ettiğinizi bildi, böylece dönüşünüzü kabul etti ve sizi bağışladı. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdığını arayın. Ve fecirden beyaz iplik siyah iplikten size belli oluncaya kadar yiyin ve için. Sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Ve siz mescitlerde itikaftayken onlara yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, artık onlara yaklaşmayın. Böylece Allah işaretlerini insanlara açıklar, umulur ki sakınırlar.
Bakara 2:235
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ فِيمَا عَرَّضۡتُم بِهِۦ مِنۡ خِطۡبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوۡ أَكۡنَنتُمۡ فِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ سَتَذۡكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُواْ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗاۚ وَلَا تَعۡزِمُواْ عُقۡدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ ٱلۡكِتَٰبُ أَجَلَهُۥۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٞ
Kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı söylemenizde veya kendi nefislerinizde gizlemenizde sizin üzerinize günah yoktur. Allah onları anacağınızı bildi; ancak uygun bir söz söylemeniz hariç, onlarla gizlice sözleşmeyin. Yazılan süreye ulaşıncaya kadar nikah bağına karar vermeyin. Şüphesiz Allah'ın nefislerinizdekini bildiğini bilin ve O'ndan sakının. Şüphesiz Allah'ın Örten, Yumuşak Başlı olduğunu bilin.
A'raf 7:160
·
Kuran-ı Kerim
وَقَطَّعۡنَٰهُمُ ٱثۡنَتَيۡ عَشۡرَةَ أَسۡبَاطًا أُمَمٗاۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰهُ قَوۡمُهُۥٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنۢبَجَسَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنٗاۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٖ مَّشۡرَبَهُمۡۚ وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡغَمَٰمَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
Ve onları topluluklar olarak on iki boya böldük. Ve toplumu ondan su istediğinde Musa'ya: 'Asanla taşa vur' diye vahyetmiştik. Bunun üzerine ondan on iki pınar fışkırdı; her insanlar içecekleri yeri kesinlikle bildi. Ve onların üzerine bulutu gölgelendirdik ve onların üzerine man ve bıldırcın indirdik: 'Sizi rızıklandırdığımız şeyin temizlerinden yiyin.' Ve bize zulmetmediler, fakat kendi nefslerine zulmediyor idiler.
Enfal 8:23
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ عَلِمَ ٱللَّهُ فِيهِمۡ خَيۡرٗا لَّأَسۡمَعَهُمۡۖ وَلَوۡ أَسۡمَعَهُمۡ لَتَوَلَّواْ وَّهُم مُّعۡرِضُونَ
Ve eğer Allah onlarda bir iyilik bilseydi, kesinlikle onlara işittirirdi. Ve onlara işittirseydi bile, onlar yüz çevirenler olarak kesinlikle dönerlerdi.
Örnek Ayetler (4 / 6)
Yusuf 12:51
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ مَا خَطۡبُكُنَّ إِذۡ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفۡسِهِۦۚ قُلۡنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمۡنَا عَلَيۡهِ مِن سُوٓءٖۚ قَالَتِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡـَٰٔنَ حَصۡحَصَ ٱلۡحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفۡسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
Dedi: 'Yusuf'u nefsinden arzuladığınızda durumunuz neydi?' Dediler: 'Allah uzaktır, onun üzerinde hiçbir kötülük bilmedik.' Üstün olanın karısı dedi: 'Şimdi gerçek ortaya çıktı, onu nefsinden ben arzuladım ve şüphesiz o kesinlikle doğru olanlardandır.'
Yusuf 12:81
·
Kuran-ı Kerim
ٱرۡجِعُوٓاْ إِلَىٰٓ أَبِيكُمۡ فَقُولُواْ يَـٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبۡنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدۡنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمۡنَا وَمَا كُنَّا لِلۡغَيۡبِ حَٰفِظِينَ
Babanıza dönün ve deyin: 'Ey babamız, şüphesiz senin oğlun çaldı. Ve bildiğimiz şeyden başkasına tanıklık etmedik. Ve görünmeyeni koruyanlar olmadık.'
Hicr 15:24
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَقۡدِمِينَ مِنكُمۡ وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَـٔۡخِرِينَ
Ve andolsun, sizden öne geçenleri bildik ve andolsun, geri kalanları bildik.
Ahzab 33:50
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَحۡلَلۡنَا لَكَ أَزۡوَٰجَكَ ٱلَّـٰتِيٓ ءَاتَيۡتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتۡ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيۡكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّـٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّـٰتِي هَاجَرۡنَ مَعَكَ وَٱمۡرَأَةٗ مُّؤۡمِنَةً إِن وَهَبَتۡ نَفۡسَهَا لِلنَّبِيِّ إِنۡ أَرَادَ ٱلنَّبِيُّ أَن يَسۡتَنكِحَهَا خَالِصَةٗ لَّكَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۗ قَدۡ عَلِمۡنَا مَا فَرَضۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ وَمَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ لِكَيۡلَا يَكُونَ عَلَيۡكَ حَرَجٞۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورٗا رَّحِيمٗا
Ey nebi, şüphesiz biz ücretlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin sahip olduklarını, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık; ve eğer nebiye nefsini hibe ederse, eğer nebi onu nikahlamak isterse inanan bir kadını, inananların dışında sadece sana özel olarak. Eşleri ve sağ ellerinin sahip oldukları hakkında onların üzerine neyi farz kıldığımızı kesinlikle bildik; senin üzerine bir zorluk olmasın diye. Ve Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Bakara 2:209
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن زَلَلۡتُم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡكُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Size apaçık kanıtlar geldikten sonra kayarsanız, bilin ki şüphesiz Allah Üstün'dür, Hikmetli'dir.
Maide 5:34
·
Kuran-ı Kerim
إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ مِن قَبۡلِ أَن تَقۡدِرُواْ عَلَيۡهِمۡۖ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Onlara güç yetirmenizden önce dönen kimseler hariç. O halde bilin, şüphesiz Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Maide 5:92
·
Kuran-ı Kerim
وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ وَٱحۡذَرُواْۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ
Ve Allah'a itaat edin, resule itaat edin ve sakının. Bunun üzerine eğer yüz çevirirseniz, o zaman bilin ki resulümüzün üzerine olan ancak açık ulaştırmaktır.
Enfal 8:40
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن تَوَلَّوۡاْ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَوۡلَىٰكُمۡۚ نِعۡمَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَنِعۡمَ ٱلنَّصِيرُ
Ve eğer yüz çevirirlerse, bilin ki şüphesiz Allah sizin Koruyucunuzdur. O ne güzel Koruyucu ve ne güzel Yardımcıdır.
Tevbe 9:3
·
Kuran-ı Kerim
وَأَذَٰنٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوۡمَ ٱلۡحَجِّ ٱلۡأَكۡبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِيٓءٞ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ وَرَسُولُهُۥۚ فَإِن تُبۡتُمۡ فَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۖ وَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Ve en büyük hac günü insanlara Allah'tan ve resulünden, şüphesiz Allah'ın ve resulünün ortak koşanlardan uzak olduğuna dair bir duyurudur. Eğer dönerseniz o sizin için daha hayırlıdır. Ve eğer yüz çevirirseniz bilin ki şüphesiz siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Ve örtenleri acı verici bir azapla müjdele.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Ali İmran 3:140
·
Kuran-ı Kerim
إِن يَمۡسَسۡكُمۡ قَرۡحٞ فَقَدۡ مَسَّ ٱلۡقَوۡمَ قَرۡحٞ مِّثۡلُهُۥۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيۡنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمۡ شُهَدَآءَۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Eğer size bir yara dokunursa, kesinlikle topluluğa da onun gibi bir yara dokunmuştur. Ve Allah inananları bilsin ve sizden tanıklar edinsin diye o günleri insanlar arasında döndürürüz. Ve Allah zalimleri sevmez.
Ali İmran 3:166
·
Kuran-ı Kerim
وَمَآ أَصَٰبَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِ فَبِإِذۡنِ ٱللَّهِ وَلِيَعۡلَمَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Ve iki topluluğun karşılaştığı gün size isabet eden şey Allah'ın izniyledir ve inananları bilmesi içindir.
Ali İmran 3:167
·
Kuran-ı Kerim
وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُواْۚ وَقِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ قَٰتِلُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدۡفَعُواْۖ قَالُواْ لَوۡ نَعۡلَمُ قِتَالٗا لَّٱتَّبَعۡنَٰكُمۡۗ هُمۡ لِلۡكُفۡرِ يَوۡمَئِذٍ أَقۡرَبُ مِنۡهُمۡ لِلۡإِيمَٰنِۚ يَقُولُونَ بِأَفۡوَٰهِهِم مَّا لَيۡسَ فِي قُلُوبِهِمۡۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يَكۡتُمُونَ
Ve ikiyüzlülük edenleri bilmesi içindir. Ve onlara denildi: 'Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunun.' Dediler: 'Eğer savaşmayı bilseydik kesinlikle size uyardık.' Onlar o gün inançtan çok örtmeye daha yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar. Ve Allah gizlediklerini en iyi bilendir.
Nahl 16:39
·
Kuran-ı Kerim
لِيُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِي يَخۡتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰذِبِينَ
Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklaması için ve örtenlerin kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için.
Hac 22:54
·
Kuran-ı Kerim
وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤۡمِنُواْ بِهِۦ فَتُخۡبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ
Ve bilgi verilenlerin, şüphesiz onun senin Rabbinden gelen gerçek olduğunu bilmeleri, böylece ona inanmaları ve kalplerinin ona boyun eğmesi içindir. Ve şüphesiz Allah, inananlara dosdoğru bir yola kesinlikle yol gösterendir.
Örnek Ayetler (5)
Ali İmran 3:167
·
Kuran-ı Kerim
وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُواْۚ وَقِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ قَٰتِلُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدۡفَعُواْۖ قَالُواْ لَوۡ نَعۡلَمُ قِتَالٗا لَّٱتَّبَعۡنَٰكُمۡۗ هُمۡ لِلۡكُفۡرِ يَوۡمَئِذٍ أَقۡرَبُ مِنۡهُمۡ لِلۡإِيمَٰنِۚ يَقُولُونَ بِأَفۡوَٰهِهِم مَّا لَيۡسَ فِي قُلُوبِهِمۡۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يَكۡتُمُونَ
Ve ikiyüzlülük edenleri bilmesi içindir. Ve onlara denildi: 'Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunun.' Dediler: 'Eğer savaşmayı bilseydik kesinlikle size uyardık.' Onlar o gün inançtan çok örtmeye daha yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar. Ve Allah gizlediklerini en iyi bilendir.
En'am 6:33
·
Kuran-ı Kerim
قَدۡ نَعۡلَمُ إِنَّهُۥ لَيَحۡزُنُكَ ٱلَّذِي يَقُولُونَۖ فَإِنَّهُمۡ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَٰكِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ
Söyledikleri şeyin seni üzdüğünü kesinlikle biliyoruz. Çünkü onlar seni yalanlamıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
Hicr 15:97
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدۡرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
Ve andolsun, söyledikleri şeyle göğsünün daraldığını biliyoruz.
Nahl 16:103
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّهُمۡ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٞۗ لِّسَانُ ٱلَّذِي يُلۡحِدُونَ إِلَيۡهِ أَعۡجَمِيّٞ وَهَٰذَا لِسَانٌ عَرَبِيّٞ مُّبِينٌ
Ve kesinlikle onların: 'Şüphesiz ona sadece bir insan öğretiyor' dediklerini biliyoruz. Ona yönelttikleri kimsenin dili yabancıdır ve bu apaçık Arapça bir dildir.
Yasin 36:76
·
Kuran-ı Kerim
فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ
Böylece onların sözü seni üzmesin. Şüphesiz biz gizlediklerini ve açıkladıklarını biliriz.
Örnek Ayetler (5)
Nisa 4:113
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكَ وَرَحۡمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةٞ مِّنۡهُمۡ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمۡۖ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَيۡءٖۚ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمۡ تَكُن تَعۡلَمُۚ وَكَانَ فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكَ عَظِيمٗا
Ve eğer senin üzerinde Allah'ın lütfu ve O'nun merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya kesinlikle yeltenirdi. Ve onlar kendi nefslerinden başkasını saptırmazlar ve sana hiçbir şeyden zarar vermezler. Ve Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmiyor olduğun şeyi öğretti. Ve Allah'ın senin üzerindeki lütfu büyüktür.
Maide 5:116
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ءَأَنتَ قُلۡتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَٰهَيۡنِ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِيٓ أَنۡ أَقُولَ مَا لَيۡسَ لِي بِحَقٍّۚ إِن كُنتُ قُلۡتُهُۥ فَقَدۡ عَلِمۡتَهُۥۚ تَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِي وَلَآ أَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِكَۚ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّـٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
Ve hani Allah demişti: 'Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara: Allah'ın dışında beni ve annemi iki ilah edinin, sen mi dedin?' Dedi: 'Sen uzaksın, benim için bir hak olmayan şeyi demem benim için olmaz. Eğer onu demiş idiysem, bunun üzerine kesinlikle Sen onu bilmişsindir. Sen benim nefsimin içindeki şeyi bilirsin ve ben Senin nefsinin içindeki şeyi bilmem. Şüphesiz Sen, görünmeyenleri Çok İyi Bilen'sin.'
İbrahim 14:38
·
Kuran-ı Kerim
رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعۡلَمُ مَا نُخۡفِي وَمَا نُعۡلِنُۗ وَمَا يَخۡفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَيۡءٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِ
'Rabbimiz, şüphesiz sen gizlediğimizi ve açıkladığımızı bilirsin; ve yerde ne gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.'
Meryem 19:65
·
Kuran-ı Kerim
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا فَٱعۡبُدۡهُ وَٱصۡطَبِرۡ لِعِبَٰدَتِهِۦۚ هَلۡ تَعۡلَمُ لَهُۥ سَمِيّٗا
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Öyleyse O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. O'nun için bir adaş bilir misin?
Secde 32:17
·
Kuran-ı Kerim
فَلَا تَعۡلَمُ نَفۡسٞ مَّآ أُخۡفِيَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعۡيُنٖ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Bunun üzerine hiçbir nefs, yapıyor oldukları şeye bir karşılık olarak onlar için gözler aydınlığından gizlenen şeyi bilmez.
Örnek Ayetler (4)
Tevbe 9:63
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدٗا فِيهَاۚ ذَٰلِكَ ٱلۡخِزۡيُ ٱلۡعَظِيمُ
Bilmediler mi ki, kim Allah'a ve O'nun resulüne karşı gelirse, şüphesiz onun için içinde kalıcı olarak cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rezilliktir.
Tevbe 9:78
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّـٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
Şüphesiz Allah'ın onların sırrını ve onların fısıltısını bildiğini ve şüphesiz Allah'ın görünmeyenleri Çok İyi Bilen olduğunu bilmediler mi?
Tevbe 9:104
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَأۡخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
Allah'ın, O'nun kullarından dönüşü kabul ettiğini ve sadakaları aldığını ve Allah'ın, O'nun Dönüşü Kabul Eden, Merhameti Kesintisiz olduğunu bilmediler mi?
Zümer 39:52
·
Kuran-ı Kerim
أَوَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ
Allah'ın dilediğine rızkı genişlettiğini ve daralttığını bilmediler mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için kesinlikle ayetler vardır.
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:106
·
Kuran-ı Kerim
۞مَا نَنسَخۡ مِنۡ ءَايَةٍ أَوۡ نُنسِهَا نَأۡتِ بِخَيۡرٖ مِّنۡهَآ أَوۡ مِثۡلِهَآۗ أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ
Bir ayetten ne neshedersek veya onu unutturursak ondan daha iyisini veya onun mislini getiririz. Şüphesiz Allah'ın her şeye Güç Yetiren olduğunu bilmedin mi?
Bakara 2:107
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٍ
Şüphesiz göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'ın olduğunu bilmedin mi? Ve sizin için Allah'ın dışında bir koruyucu ve bir yardımcı yoktur.
Maide 5:40
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
Şüphesiz göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'ın olduğunu bilmedin mi? Dilediği kimseye azap eder ve dilediği kimseyi örter. Ve Allah her şeye Güç Yetiren'dir.
Hac 22:70
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّ ذَٰلِكَ فِي كِتَٰبٍۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٞ
Allah'ın göğün ve yerin içindekileri bildiğini bilmedin mi? Şüphesiz bu bir kitabın içindedir. Şüphesiz bu Allah'a kolaydır.
Örnek Ayetler (3)
Bakara 2:33
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ
'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi.
A'raf 7:62
·
Kuran-ı Kerim
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنصَحُ لَكُمۡ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
'Size Rabbimin mesajlarını ulaştırıyorum ve size öğüt veriyorum ve Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.'
Yusuf 12:86
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ إِنَّمَآ أَشۡكُواْ بَثِّي وَحُزۡنِيٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Dedi: 'Kederimi ve hüznümü ancak Allah'a şikayet ediyorum. Ve Allah'tan bilmediğiniz şeyi biliyorum.'
Örnek Ayetler (3)
Ali İmran 3:142
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تَدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ وَلَمَّا يَعۡلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ مِنكُمۡ وَيَعۡلَمَ ٱلصَّـٰبِرِينَ
Yoksa Allah sizden çaba gösterenleri henüz bilmeden ve sabredenleri bilmeden bahçeye gireceğinizi mi hesap ettiniz?
Enfal 8:70
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّمَن فِيٓ أَيۡدِيكُم مِّنَ ٱلۡأَسۡرَىٰٓ إِن يَعۡلَمِ ٱللَّهُ فِي قُلُوبِكُمۡ خَيۡرٗا يُؤۡتِكُمۡ خَيۡرٗا مِّمَّآ أُخِذَ مِنكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Ey nebi, ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah kalplerinizde bir hayır bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi örter." Ve Allah Örtendir, Merhameti Kesintisizdir.
Tevbe 9:16
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تُتۡرَكُواْ وَلَمَّا يَعۡلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ مِنكُمۡ وَلَمۡ يَتَّخِذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَلِيجَةٗۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
Yoksa Allah sizden çaba gösterenleri ve Allah'ın, O'nun resulünün ve inananların dışında bir sırdaş edinmeyenleri bilmeden bırakılacağınız zannında mı bulundunuz? Ve Allah yaptığınız şeylerden Haberdar'dır.
Örnek Ayetler (3)
Maide 5:49
·
Kuran-ı Kerim
وَأَنِ ٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ وَٱحۡذَرۡهُمۡ أَن يَفۡتِنُوكَ عَنۢ بَعۡضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعۡضِ ذُنُوبِهِمۡۗ وَإِنَّ كَثِيرٗا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ
Ve aralarında Allah'ın indirdiği şeyle hükmet ve onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiği şeyin bir kısmından seni sınamalarından onlardan sakın. O halde eğer yüz çevirirlerse o halde bil, şüphesiz Allah ancak günahlarının bir kısmıyla onlara isabet ettirmeyi ister. Ve şüphesiz insanlardan çoğu kesinlikle yoldan çıkanlardır.
Kasas 28:50
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن لَّمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَكَ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهۡوَآءَهُمۡۚ وَمَنۡ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيۡرِ هُدٗى مِّنَ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Eğer sana cevap vermezlerse, bil ki onlar sadece kendi arzularına uyuyorlar. Ve Allah'tan bir yol gösterme olmadan kendi arzusuna uyandan daha sapkın kimdir? Şüphesiz Allah zalim topluluğa yol göstermez.
Muhammed 47:19
·
Kuran-ı Kerim
فَٱعۡلَمۡ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مُتَقَلَّبَكُمۡ وَمَثۡوَىٰكُمۡ
Böylece bil, şüphesiz Allah'tan başka ilah yoktur ve senin günahın için, inanan erkekler için ve inanan kadınlar için örtme dile. Ve Allah sizin dolaştığınız yeri ve sizin barınağınızı bilir.
Örnek Ayetler (3)
Hud 11:79
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا لَنَا فِي بَنَاتِكَ مِنۡ حَقّٖ وَإِنَّكَ لَتَعۡلَمُ مَا نُرِيدُ
Dediler ki: 'Kesinlikle sen bildin, senin kızlarının içinde bizim için hiçbir hak yoktur ve şüphesiz sen bizim istediğimiz şeyi kesinlikle biliyorsun.'
İsra 17:102
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَآ أَنزَلَ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّي لَأَظُنُّكَ يَٰفِرۡعَوۡنُ مَثۡبُورٗا
Dedi: 'Andolsun, bunları göklerin ve yerin Rabbinden başkasının görülecek belgeler olarak indirmediğini bildin. Ve ey Firavun, şüphesiz ben senin kesinlikle yok olmuş olduğun zannındayım.'
Enbiya 21:65
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ نُكِسُواْ عَلَىٰ رُءُوسِهِمۡ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا هَـٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ
Sonra başlarının üzerine ters çevrildiler: 'Andolsun bunların konuşmadığını bildin.'
Örnek Ayetler (3)
Nahl 16:70
·
Kuran-ı Kerim
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ ثُمَّ يَتَوَفَّىٰكُمۡۚ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡ لَا يَعۡلَمَ بَعۡدَ عِلۡمٖ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٞ قَدِيرٞ
Ve Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirir. Ve sizden ömrün en aşağısına döndürülen kimse vardır ki, bir bilgiden sonra hiçbir şey bilmesin. Şüphesiz Allah Bilen'dir, Güç Yetiren'dir.
Hac 22:5
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِي رَيۡبٖ مِّنَ ٱلۡبَعۡثِ فَإِنَّا خَلَقۡنَٰكُم مِّن تُرَابٖ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٖ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةٖ ثُمَّ مِن مُّضۡغَةٖ مُّخَلَّقَةٖ وَغَيۡرِ مُخَلَّقَةٖ لِّنُبَيِّنَ لَكُمۡۚ وَنُقِرُّ فِي ٱلۡأَرۡحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى ثُمَّ نُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلٗا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡۖ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡلَا يَعۡلَمَ مِنۢ بَعۡدِ عِلۡمٖ شَيۡـٔٗاۚ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ هَامِدَةٗ فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَزَّتۡ وَرَبَتۡ وَأَنۢبَتَتۡ مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجٖ
Ey insanlar, eğer dirilişten bir şüphe içinde iseniz; şüphesiz Biz size açıklamak için sizi topraktan, sonra bir damladan, sonra bir asılıp tutunandan, sonra yaratılışı belli olan ve yaratılışı belli olmayan bir çiğnemlik etten yarattık. Ve dilediğimiz şeyi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde yerleştiririz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız, sonra gücünüze ulaşmanız için. Ve sizden vefat ettirilen kimse vardır ve sizden bir bilgiden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en düşüğüne döndürülen kimse vardır. Ve yeri kurumuş görürsün; onun üzerine suyu indirdiğimizde titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.
Hadid 57:29
·
Kuran-ı Kerim
لِّئَلَّا يَعۡلَمَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَلَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini ve şüphesiz lütfun Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye verdiğini bilsin diye. Ve Allah büyük lütfun sahibidir.
Örnek Ayetler (2)
Ankebut 29:3
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡكَٰذِبِينَ
Ve kesinlikle onlardan öncekileri sınadık. Bunun üzerine Allah, doğru söyleyenleri kesinlikle bilecektir ve yalan söyleyenleri kesinlikle bilecektir.
Ankebut 29:11
·
Kuran-ı Kerim
وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ
Ve Allah inananları kesinlikle bilecektir ve ikiyüzlüleri kesinlikle bilecektir.