381
Kullanım
6
Lemma
33
Türev
55
Anlam
6 lemma, 33 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
ٱلسَّمَٰوَٰتِ Lemma | el-semavati | göklerin, gök, yükseklik, sema | İsim | 175 | ||
Örnek Ayetler (5 / 175) Bakara 2:33 · Kuran-ı Kerim قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ 'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi. Bakara 2:107 · Kuran-ı Kerim أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٍ Şüphesiz göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'ın olduğunu bilmedin mi? Ve sizin için Allah'ın dışında bir koruyucu ve bir yardımcı yoktur. Bakara 2:116 · Kuran-ı Kerim وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدٗاۗ سُبۡحَٰنَهُۥۖ بَل لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ كُلّٞ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ Ve 'Allah bir çocuk edindi' dediler. O uzaktır. Aksine göklerin ve yerin içindeki şey O'nundur; hepsi O'na boyun eğenlerdir. Bakara 2:117 · Kuran-ı Kerim بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ Göklerin ve yerin Eşsiz Yaratanıdır. Ve ne zaman bir işe hükmederse, bunun üzerine ona ancak 'Ol' der, bunun üzerine olur. Bakara 2:164 · Kuran-ı Kerim إِنَّ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلۡفُلۡكِ ٱلَّتِي تَجۡرِي فِي ٱلۡبَحۡرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٖ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٖ وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلۡمُسَخَّرِ بَيۡنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَعۡقِلُونَ Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren şeylerle denizde akıp giden gemilerde; Allah'ın gökten indirdiği, böylece onunla ölümünden sonra yeri dirilttiği ve orada her hareket eden canlıdan yaydığı suda; rüzgarların yönlendirilmesinde ve gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş bulutlarda akleden bir topluluk için kesinlikle işaretler vardır. | ||||||
ٱلسَّمَآءِ | es-semai | yüksekliğin, yükseklik, gök, tavan | İsim | 81 | ||
ٱلسَّمَآءُ | es-semau | gök, yükseklik, gök, tavan | İsim | 15 | ||
ٱلسَّمَآءَ | es-semae | yüksekliği, yükseklik, gök, tavan | İsim | 13 | ||
ٱلسَّمَٰوَٰتُ | es-semavatu | yükseklikler, yükseklik, gök, isim | İsim | 7 | ||
وَٱلسَّمَآءِ | ve-es-sema'i | ve yüksekte olanın, yüksekte olan, gök, sema | İsim | 5 | ||
سَمَٰوَٰتٖ | semavatin | yüksekliklerin, yükseklik, gök, yücelik | İsim | 4 | ||
وَٱلسَّمَآءَ | ve's-semae | ve göğe, yükseklik, gök, tavan | İsim | 4 | ||
وَٱلسَّمَٰوَٰتُ | ve's-semavatu | ve gökler, gökler, yükseklikler, yücelikler | İsim | 2 | ||
سَمَٰوَاتٖ | semavatin | göklerin, gökler, yükseklikler | İsim | 1 | ||
وَيَٰسَمَآءُ | ve-ya-sema'u | ve ey gök, yükseklik, gök, isim | İsim | 1 | ||
سَمَآءٍ | sema'in | yüksekliğin, yükseklik, gök, gökyüzü | İsim | 1 | ||
وَٱلسَّمَٰوَٰتِ | ve's-semavati | ve yüksekliklerin, yükseklik, gök, isim | İsim | 1 | ||
مُّسَمّٗى Lemma | musemmen | isimlendirilmiş, isimlendirilmiş, belirlenmiş, adlandırılmış | Sıfat | 17 | ||
مُّسَمًّى | musemmen | isimlendirilmiş, isimlendirilmiş, belirlenmiş, adlandırılmış | Sıfat | 4 | ||
ٱسۡمَ Lemma | isme | yükseklik, yükseklik, işaret, isim, ad | İsim | 9 | ||
ٱسۡمُ | ismu | isim, isim, ad, yükseklik | İsim | 5 | ||
ٱلۡأَسۡمَآءُ | el-esma'u | isimler, yükseklik, işaret, isim | İsim | 4 | ||
بِٱسۡمِ | bi-smi | ismiyle, işaret, isim, yükseklik | İsim | 4 | ||
ٱسۡمُهُۥ | ismuhu | onun yüksekliği, yükseklik, belirti, isim | İsim | 3 | ||
Örnek Ayetler (5 / 175)
Bakara 2:33
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ
'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi.
Bakara 2:107
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٍ
Şüphesiz göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'ın olduğunu bilmedin mi? Ve sizin için Allah'ın dışında bir koruyucu ve bir yardımcı yoktur.
Bakara 2:116
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدٗاۗ سُبۡحَٰنَهُۥۖ بَل لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ كُلّٞ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ
Ve 'Allah bir çocuk edindi' dediler. O uzaktır. Aksine göklerin ve yerin içindeki şey O'nundur; hepsi O'na boyun eğenlerdir.
Bakara 2:117
·
Kuran-ı Kerim
بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Göklerin ve yerin Eşsiz Yaratanıdır. Ve ne zaman bir işe hükmederse, bunun üzerine ona ancak 'Ol' der, bunun üzerine olur.
Bakara 2:164
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلۡفُلۡكِ ٱلَّتِي تَجۡرِي فِي ٱلۡبَحۡرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٖ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٖ وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلۡمُسَخَّرِ بَيۡنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَعۡقِلُونَ
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren şeylerle denizde akıp giden gemilerde; Allah'ın gökten indirdiği, böylece onunla ölümünden sonra yeri dirilttiği ve orada her hareket eden canlıdan yaydığı suda; rüzgarların yönlendirilmesinde ve gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş bulutlarda akleden bir topluluk için kesinlikle işaretler vardır.
Örnek Ayetler (5 / 81)
Bakara 2:19
·
Kuran-ı Kerim
أَوۡ كَصَيِّبٖ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٞ وَرَعۡدٞ وَبَرۡقٞ يَجۡعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمۡ فِيٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلۡمَوۡتِۚ وَٱللَّهُ مُحِيطُۢ بِٱلۡكَٰفِرِينَ
Veya gökten gelen bir sağanak gibidir, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Ölüm korkusuyla yıldırımlardan dolayı parmaklarını kulaklarının içine koyarlar. Ve Allah örtenleri kuşatandır.
Bakara 2:22
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فِرَٰشٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ فَلَا تَجۡعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
O ki sizin için yeri bir döşek ve göğü bir bina kıldı ve gökten bir su indirdi, bunun üzerine onunla sizin için ürünlerden bir rızık çıkardı. Bunun üzerine siz biliyorken Allah'a denkler kılmayın.
Bakara 2:29
·
Kuran-ı Kerim
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
O ki yerin içindeki şeyin tamamını sizin için yarattı, sonra göğe yöneldi, bunun üzerine onları yedi gök olarak düzenledi. Ve O her şeyi bilendir.
Bakara 2:59
·
Kuran-ı Kerim
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ قَوۡلًا غَيۡرَ ٱلَّذِي قِيلَ لَهُمۡ فَأَنزَلۡنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ رِجۡزٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
Bunun üzerine zulmedenler, sözü onlara denilenden başkasıyla değiştirdi. Bunun üzerine yoldan çıkmaları sebebiyle zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik.
Bakara 2:144
·
Kuran-ı Kerim
قَدۡ نَرَىٰ تَقَلُّبَ وَجۡهِكَ فِي ٱلسَّمَآءِۖ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبۡلَةٗ تَرۡضَىٰهَاۚ فَوَلِّ وَجۡهَكَ شَطۡرَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِۚ وَحَيۡثُ مَا كُنتُمۡ فَوَلُّواْ وُجُوهَكُمۡ شَطۡرَهُۥۗ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ لَيَعۡلَمُونَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّهِمۡۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعۡمَلُونَ
Kesinlikle senin yüzünün göğün içinde dönmesini görüyoruz. Bunun üzerine kesinlikle seni ondan razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bunun üzerine yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve her nerede olursanız, bunun üzerine yüzlerinizi onun tarafına çevirin. Ve şüphesiz kitap verilen kimseler, şüphesiz onun Rablerinden gerçek olduğunu kesinlikle bilirler. Ve Allah yapıyor oldukları şeyden habersiz değildir.
Örnek Ayetler (5 / 15)
Furkan 25:25
·
Kuran-ı Kerim
وَيَوۡمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلۡغَمَٰمِ وَنُزِّلَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ تَنزِيلًا
Ve göğün bulutlarla yarılacağı ve meleklerin kesin olarak indirileceği gün.
Rum 30:25
·
Kuran-ı Kerim
وَمِنۡ ءَايَٰتِهِۦٓ أَن تَقُومَ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ بِأَمۡرِهِۦۚ ثُمَّ إِذَا دَعَاكُمۡ دَعۡوَةٗ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ إِذَآ أَنتُمۡ تَخۡرُجُونَ
Ve göğün ve yerin O'nun emriyle durması O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden bir çağrıyla çağırdığı zaman, bir de bakarsın ki siz çıkıyorsunuz.
Duhan 44:10
·
Kuran-ı Kerim
فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِي ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٖ مُّبِينٖ
Bunun üzerine göğün açık bir duman getireceği günü gözetle.
Duhan 44:29
·
Kuran-ı Kerim
فَمَا بَكَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُواْ مُنظَرِينَ
Bunun üzerine gök ve yer onların üzerine ağlamadı ve süre verilenler olmadılar.
Tur 52:9
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوۡرٗا
O gün gök şiddetle çalkalanır.
Örnek Ayetler (5 / 13)
En'am 6:6
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ مَّكَّنَّـٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَا لَمۡ نُمَكِّن لَّكُمۡ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡهِم مِّدۡرَارٗا وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَنۡهَٰرَ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ
Onlardan önce nice nesli helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size yerleşim vermediğimiz şeyi onlara yerleşim verdik, onların üzerine göğü bolca gönderdik ve ırmakları onların altından akan kıldık. Bunun üzerine günahları sebebiyle onları helak ettik ve onlardan sonra başka bir nesil var ettik.
Hud 11:52
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِ يُرۡسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡكُم مِّدۡرَارٗا وَيَزِدۡكُمۡ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمۡ وَلَا تَتَوَلَّوۡاْ مُجۡرِمِينَ
Ey kavmim, Rabbinizden örtülme dileyin, sonra O'na dönün; göğü üzerinize sağanak halinde göndersin ve gücünüze güç artırsın ve suçlular olarak yüz çevirmeyin.
İsra 17:92
·
Kuran-ı Kerim
أَوۡ تُسۡقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمۡتَ عَلَيۡنَا كِسَفًا أَوۡ تَأۡتِيَ بِٱللَّهِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ قَبِيلًا
Veya zannettiğin gibi göğü üzerimize parçalar halinde düşürene veya Allah'ı ve melekleri karşımıza getirene.
Enbiya 21:16
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَٰعِبِينَ
Ve göğü ve yeri ve ikisi arasındakileri oynayarak yaratmadık.
Enbiya 21:32
·
Kuran-ı Kerim
وَجَعَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ سَقۡفٗا مَّحۡفُوظٗاۖ وَهُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِهَا مُعۡرِضُونَ
Ve göğü korunmuş bir tavan yaptık. Ve onlar onun ayetlerinden yüz çevirenlerdir.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Ali İmran 3:133
·
Kuran-ı Kerim
۞وَسَارِعُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ أُعِدَّتۡ لِلۡمُتَّقِينَ
Ve Rabbinizden bir örtülmeye ve genişliği gökler ve yer olan, sakınanlar için hazırlanmış bir bahçeye yarışın.
Hud 11:107
·
Kuran-ı Kerim
خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَۚ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٞ لِّمَا يُرِيدُ
Gökler ve yer durdukça orada kalıcıdırlar, Rabbinin dilediği hariç. Şüphesiz Rabbin dilediğini yapandır.
Hud 11:108
·
Kuran-ı Kerim
۞وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُواْ فَفِي ٱلۡجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَۖ عَطَآءً غَيۡرَ مَجۡذُوذٖ
Ve mutlu olanlara gelince, onlar bahçededirler; gökler ve yer durdukça orada kalıcıdırlar, Rabbinin dilediği hariç; kesintisiz bir bağış olarak.
İsra 17:44
·
Kuran-ı Kerim
تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبۡعُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمۡدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفۡقَهُونَ تَسۡبِيحَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورٗا
Yedi gök, yeryüzü ve onların içindeki kimseler O'nu uzak tutar. Ve O'nun övgüsüyle uzak tutan hariç hiçbir şey yoktur; ve lakin onların uzak tutmasını anlamazsınız. Şüphesiz O, Yumuşak Başlı'dır, Örten'dir.
Meryem 19:90
·
Kuran-ı Kerim
تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرۡنَ مِنۡهُ وَتَنشَقُّ ٱلۡأَرۡضُ وَتَخِرُّ ٱلۡجِبَالُ هَدًّا
Neredeyse gökler ondan çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar tamamen yıkılacak.
Örnek Ayetler (5)
Zariyat 51:7
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ
Yollar sahibi göğe.
Buruc 85:1
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ
Burçlara sahip göğe,
Tarık 86:1
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Ve göğe ve gece gelene.
Tarık 86:11
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ
Ve dönüş sahibi göğe.
Şems 91:5
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا
Ve göğe ve onu bina edene,
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:29
·
Kuran-ı Kerim
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
O ki yerin içindeki şeyin tamamını sizin için yarattı, sonra göğe yöneldi, bunun üzerine onları yedi gök olarak düzenledi. Ve O her şeyi bilendir.
Talak 65:12
·
Kuran-ı Kerim
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖ وَمِنَ ٱلۡأَرۡضِ مِثۡلَهُنَّۖ يَتَنَزَّلُ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنَهُنَّ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عِلۡمَۢا
Allah O'dur ki yedi gökler ve yerden onların mislini yarattı. Allah'ın her şeyin üzerine Güç Yetiren olduğunu ve Allah'ın kesinlikle her şeyi bir bilgiyle kuşatmış olduğunu bilmeniz için iş onların arasında iner.
Mülk 67:3
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖ طِبَاقٗاۖ مَّا تَرَىٰ فِي خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَٰنِ مِن تَفَٰوُتٖۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٖ
Yedi gökleri tabakalar halinde yaratan O'dur. Merhameti Bol Olan'ın yaratılışının içinde hiçbir uyumsuzluk görmezsin. Böylece görüşü çevir, hiçbir çatlak görür müsün?
Nuh 71:15
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَرَوۡاْ كَيۡفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖ طِبَاقٗا
Allah'ın yedi gökleri tabaka tabaka nasıl yarattığını görmediniz mi?
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:22
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فِرَٰشٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ فَلَا تَجۡعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
O ki sizin için yeri bir döşek ve göğü bir bina kıldı ve gökten bir su indirdi, bunun üzerine onunla sizin için ürünlerden bir rızık çıkardı. Bunun üzerine siz biliyorken Allah'a denkler kılmayın.
Mü'min 40:64
·
Kuran-ı Kerim
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Allah, yeri kalıcılık ve göğü bina sizin için kılan kimsedir. Ve size şekil verdi, böylece şekillerinizi güzel yaptı ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. İşte bu Rabbiniz Allah'tır. Bunun üzerine alemlerin Rabbi olan Allah ne bereketlidir!
Zariyat 51:47
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيۡنَٰهَا بِأَيۡيْدٖ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
Ve göğü bir güçle bina ettik ve şüphesiz biz kesinlikle genişletenleriz.
Rahman 55:7
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ
Ve göğü yükseltti ve mizanı koydu.
Örnek Ayetler (2)
İbrahim 14:48
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَ تُبَدَّلُ ٱلۡأَرۡضُ غَيۡرَ ٱلۡأَرۡضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُۖ وَبَرَزُواْ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ
Yerin yerden başkasına ve göklerin değiştirildiği gününde; ve Bir olan, Ezen Allah'a ortaya çıktılar.
Zümer 39:67
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا قَدَرُواْ ٱللَّهَ حَقَّ قَدۡرِهِۦ وَٱلۡأَرۡضُ جَمِيعٗا قَبۡضَتُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ مَطۡوِيَّـٰتُۢ بِيَمِينِهِۦۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
Ve Allah'ı gerçek ölçüsüyle ölçmediler. Ve kalkış günü yeryüzü tamamen O'nun avucundadır ve gökler O'nun sağ eliyle dürülmüştür. O uzaktır ve onların ortak koştuklarından yücedir.
Örnek Ayetler (1)
Fussilet 41:12
·
Kuran-ı Kerim
فَقَضَىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَاتٖ فِي يَوۡمَيۡنِ وَأَوۡحَىٰ فِي كُلِّ سَمَآءٍ أَمۡرَهَاۚ وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفۡظٗاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ
Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her göğün içinde onun emrini vahiy etti. Dünya göğünü kandillerle ve bir koruma olarak süsledik. İşte bu, Üstün olanın, Bilenin ölçülendirmesidir.
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:44
·
Kuran-ı Kerim
وَقِيلَ يَـٰٓأَرۡضُ ٱبۡلَعِي مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقۡلِعِي وَغِيضَ ٱلۡمَآءُ وَقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ وَٱسۡتَوَتۡ عَلَى ٱلۡجُودِيِّۖ وَقِيلَ بُعۡدٗا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve denildi: 'Ey yeryüzü, senin suyunu yut ve ey gök, tut.' Ve su çekildi ve emir yerine getirildi ve Cudi'nin üzerine oturdu. Ve denildi: 'Zalim kavme uzaklık.'
Örnek Ayetler (1)
Fussilet 41:12
·
Kuran-ı Kerim
فَقَضَىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَاتٖ فِي يَوۡمَيۡنِ وَأَوۡحَىٰ فِي كُلِّ سَمَآءٍ أَمۡرَهَاۚ وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفۡظٗاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ
Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her göğün içinde onun emrini vahiy etti. Dünya göğünü kandillerle ve bir koruma olarak süsledik. İşte bu, Üstün olanın, Bilenin ölçülendirmesidir.
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:4
·
Kuran-ı Kerim
تَنزِيلٗا مِّمَّنۡ خَلَقَ ٱلۡأَرۡضَ وَٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلۡعُلَى
Yeri ve yüce gökleri yaratan kimseden bir indirme olarak.
Örnek Ayetler (5 / 17)
Bakara 2:282
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيۡنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى فَٱكۡتُبُوهُۚ وَلۡيَكۡتُب بَّيۡنَكُمۡ كَاتِبُۢ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَلَا يَأۡبَ كَاتِبٌ أَن يَكۡتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُۚ فَلۡيَكۡتُبۡ وَلۡيُمۡلِلِ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ وَلۡيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبۡخَسۡ مِنۡهُ شَيۡـٔٗاۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ سَفِيهًا أَوۡ ضَعِيفًا أَوۡ لَا يَسۡتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلۡيُمۡلِلۡ وَلِيُّهُۥ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَٱسۡتَشۡهِدُواْ شَهِيدَيۡنِ مِن رِّجَالِكُمۡۖ فَإِن لَّمۡ يَكُونَا رَجُلَيۡنِ فَرَجُلٞ وَٱمۡرَأَتَانِ مِمَّن تَرۡضَوۡنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحۡدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحۡدَىٰهُمَا ٱلۡأُخۡرَىٰۚ وَلَا يَأۡبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُواْۚ وَلَا تَسۡـَٔمُوٓاْ أَن تَكۡتُبُوهُ صَغِيرًا أَوۡ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ أَقۡسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقۡوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدۡنَىٰٓ أَلَّا تَرۡتَابُوٓاْ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةٗ تُدِيرُونَهَا بَيۡنَكُمۡ فَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحٌ أَلَّا تَكۡتُبُوهَاۗ وَأَشۡهِدُوٓاْ إِذَا تَبَايَعۡتُمۡۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٞ وَلَا شَهِيدٞۚ وَإِن تَفۡعَلُواْ فَإِنَّهُۥ فُسُوقُۢ بِكُمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
Ey inananlar, belirlenmiş bir süreye kadar bir borçla borçlandığınızda onu yazın. Ve aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Ve bir yazıcı, Allah'ın ona öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın. Böylece yazsın ve üzerinde hak olan yazdırsın ve Rabbi Allah'tan sakınsın ve ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan akılsız veya zayıf olursa veya kendisi yazdırmaya güç yetiremezse, onun koruyucusu adaletle yazdırsın. Ve adamlarınızdan iki tanığı tanık tutun. Eğer iki adam olmazsa, tanıklardan razı olduğunuz bir adam ve iki kadın; onlardan biri saparsa onlardan diğeri diğerine hatırlatsın diye. Ve tanıklar çağrıldıklarında kaçınmasınlar. Ve onu, küçük veya büyük, süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında daha adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemenize daha yakındır; ancak aranızda çevirdiğiniz hazır bir ticaret olması hariç, onu yazmamanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve alışveriş yaptığınızda tanık tutun. Ve bir yazıcıya ve bir tanığa zarar verilmesin. Ve eğer yaparsanız, şüphesiz o sizin için bir yoldan çıkmadır. Ve Allah'tan sakının. Ve Allah size öğretiyor. Ve Allah her şeyi Bilendir.
En'am 6:60
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا جَرَحۡتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبۡعَثُكُمۡ فِيهِ لِيُقۡضَىٰٓ أَجَلٞ مُّسَمّٗىۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Ve geceleyin sizi vefat ettiren, gündüzün kazandıklarınızı bilen O'dur. Sonra belirlenmiş bir sürenin tamamlanması için sizi onda kaldırır. Sonra dönüşünüz O'nadır; sonra yapıyor olduklarınızı size haber verir.
Hud 11:3
·
Kuran-ı Kerim
وَأَنِ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِ يُمَتِّعۡكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى وَيُؤۡتِ كُلَّ ذِي فَضۡلٖ فَضۡلَهُۥۖ وَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٖ كَبِيرٍ
Ve Rabbinizden örtülme dileyin, sonra O'na dönün ki belirlenmiş süreye kadar sizi güzel faydalanma ile faydalandırsın ve her lütuf sahibine lütfunu versin. Ve eğer yüz çevirirseniz, öyleyse şüphesiz ben üzerinize büyük günün azabından korkarım.
Ra'd 13:2
·
Kuran-ı Kerim
ٱللَّهُ ٱلَّذِي رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيۡرِ عَمَدٖ تَرَوۡنَهَاۖ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلّٞ يَجۡرِي لِأَجَلٖ مُّسَمّٗىۚ يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَ يُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمۡ تُوقِنُونَ
Allah, gökleri gördüğünüz direkler olmaksızın yükselten, sonra arşın üzerine kurulan, güneşi ve ayı boyun eğdirendir. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akar. İşi düzenler, ayetleri ayrıntılı açıklar; umulur ki Rabbinizle karşılaşmaya kesin olarak inanırsınız.
İbrahim 14:10
·
Kuran-ı Kerim
۞قَالَتۡ رُسُلُهُمۡ أَفِي ٱللَّهِ شَكّٞ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يَدۡعُوكُمۡ لِيَغۡفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمۡ وَيُؤَخِّرَكُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗىۚ قَالُوٓاْ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأۡتُونَا بِسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٖ
Resulleri dedi: 'Gökleri ve yeryüzünü Yaran Allah hakkında mı şüphe var? Günahlarınızdan sizin için örtmesi ve sizi belirlenmiş bir süreye kadar ertelemesi için sizi çağırıyor.' Dediler: 'Siz ancak bizim gibi bir beşersiniz. Babalarımızın kulluk ettiklerinden bizi alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir yetki getirin.'
Örnek Ayetler (4)
En'am 6:2
·
Kuran-ı Kerim
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن طِينٖ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلٗاۖ وَأَجَلٞ مُّسَمًّى عِندَهُۥۖ ثُمَّ أَنتُمۡ تَمۡتَرُونَ
O, sizi çamurdan yaratan, sonra bir süreye hükmedendir. Ve belirlenmiş bir süre O'nun katındadır. Sonra siz şüphe ediyorsunuz.
Zümer 39:5
·
Kuran-ı Kerim
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ يُكَوِّرُ ٱلَّيۡلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيۡلِۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلّٞ يَجۡرِي لِأَجَلٖ مُّسَمًّىۗ أَلَا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ
'Gökleri ve yeri gerçek ile yarattı; geceyi gündüzün üzerine sarar ve gündüzü gecenin üzerine sarar. Ve güneşe ve aya boyun eğdirdi; her biri isimlendirilmiş bir süreye kadar akar. Dikkat edin, O Üstün'dür, Çokça Örten'dir.'
Zümer 39:42
·
Kuran-ı Kerim
ٱللَّهُ يَتَوَفَّى ٱلۡأَنفُسَ حِينَ مَوۡتِهَا وَٱلَّتِي لَمۡ تَمُتۡ فِي مَنَامِهَاۖ فَيُمۡسِكُ ٱلَّتِي قَضَىٰ عَلَيۡهَا ٱلۡمَوۡتَ وَيُرۡسِلُ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمًّىۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَتَفَكَّرُونَ
Allah nefslere ölümleri vaktinde vefat ettirir ve ölmeyeni de uykusunda. Böylece üzerine ölümü hükmettiğini tutar ve diğerini belirlenmiş bir süreye kadar gönderir. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için kesinlikle ayetler vardır.
Nuh 71:4
·
Kuran-ı Kerim
يَغۡفِرۡ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمۡ وَيُؤَخِّرۡكُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمًّىۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُۚ لَوۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
Günahlarınızdan sizin için örter ve sizi belirlenmiş bir süreye erteler. Şüphesiz Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez; eğer biliyor olsaydınız.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Maide 5:4
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡـَٔلُونَكَ مَاذَآ أُحِلَّ لَهُمۡۖ قُلۡ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَمَا عَلَّمۡتُم مِّنَ ٱلۡجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُۖ فَكُلُواْ مِمَّآ أَمۡسَكۡنَ عَلَيۡكُمۡ وَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهِۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
Onlara ne helal kılındı sana soruyorlar. De ki: 'Temiz şeyler ve eğitenler olarak Allah'ın size öğrettiği şeyden onlara öğretiyorsunuz, öğrettiğiniz avcı hayvanlardan olan şeyler size helal kılındı. Böylece sizin için tuttukları şeyden yiyin ve onun üzerine Allah'ın adını anın. Ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah hesabı hızlıdır.'
En'am 6:138
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ هَٰذِهِۦٓ أَنۡعَٰمٞ وَحَرۡثٌ حِجۡرٞ لَّا يَطۡعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعۡمِهِمۡ وَأَنۡعَٰمٌ حُرِّمَتۡ ظُهُورُهَا وَأَنۡعَٰمٞ لَّا يَذۡكُرُونَ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا ٱفۡتِرَآءً عَلَيۡهِۚ سَيَجۡزِيهِم بِمَا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
Ve iddialarına göre dediler: 'Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekindir, dilediğimiz kimseden başkası onu yemez; ve sırtları yasaklanmış hayvanlardır; ve O'na uydurarak üzerlerine Allah'ın adını anmadıkları hayvanlardır.' Uydurduklarıyla onlara karşılık verecektir.
Hac 22:28
·
Kuran-ı Kerim
لِّيَشۡهَدُواْ مَنَٰفِعَ لَهُمۡ وَيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ فِيٓ أَيَّامٖ مَّعۡلُومَٰتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۖ فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡبَآئِسَ ٱلۡفَقِيرَ
Kendileri için faydalara tanık olmaları ve bilinen günlerin içinde onları rızıklandırdığı enam hayvanları üzerine Allah'ın adını anmaları için. Böylece onlardan yiyin ve sıkıntı içindeki yoksula yedirin.
Hac 22:34
·
Kuran-ı Kerim
وَلِكُلِّ أُمَّةٖ جَعَلۡنَا مَنسَكٗا لِّيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۗ فَإِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞ فَلَهُۥٓ أَسۡلِمُواْۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُخۡبِتِينَ
Ve onları rızıklandırdığı enam hayvanları üzerine Allah'ın adını anmaları için her topluluk için bir ibadet usulü kıldık. Böylece sizin ilahınız bir ilahtır, böylece O'na teslim olun. Ve alçakgönüllüleri müjdele.
Hac 22:36
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلۡبُدۡنَ جَعَلۡنَٰهَا لَكُم مِّن شَعَـٰٓئِرِ ٱللَّهِ لَكُمۡ فِيهَا خَيۡرٞۖ فَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا صَوَآفَّۖ فَإِذَا وَجَبَتۡ جُنُوبُهَا فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡقَانِعَ وَٱلۡمُعۡتَرَّۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرۡنَٰهَا لَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
Ve büyükbaş hayvanları sizin için Allah'ın nişanelerinden kıldık; onlarda sizin için hayır vardır. Böylece sıra sıra dururken onların üzerine Allah'ın adını anın. Böylece yanları düştüğü zaman onlardan yiyin, kanaat edene ve isteyene yedirin. Umulur ki şükredersiniz diye onları size böylece boyun eğdirdik.
Örnek Ayetler (5)
En'am 6:118
·
Kuran-ı Kerim
فَكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ إِن كُنتُم بِـَٔايَٰتِهِۦ مُؤۡمِنِينَ
Öyleyse, eğer O'nun ayetlerine inananlar iseniz, üzerine Allah'ın adı anılan şeyden yiyin.
En'am 6:119
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تَأۡكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَقَدۡ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيۡكُمۡ إِلَّا مَا ٱضۡطُرِرۡتُمۡ إِلَيۡهِۗ وَإِنَّ كَثِيرٗا لَّيُضِلُّونَ بِأَهۡوَآئِهِم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُعۡتَدِينَ
Ona mecbur kaldığınız şey hariç, size haram kıldığı şeyi kesinlikle size ayrıntılı açıklamışken, üzerine Allah'ın adı anılan şeyden yememenize size ne oluyor? Ve şüphesiz birçoğu bilgi olmaksızın kendi arzularıyla kesinlikle saptırırlar. Şüphesiz Rabbin, sınırı aşanları en iyi bilendir.
En'am 6:121
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَأۡكُلُواْ مِمَّا لَمۡ يُذۡكَرِ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسۡقٞۗ وَإِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِهِمۡ لِيُجَٰدِلُوكُمۡۖ وَإِنۡ أَطَعۡتُمُوهُمۡ إِنَّكُمۡ لَمُشۡرِكُونَ
Üzerine Allah'ın adı anılmayan şeyden yemeyin. Ve şüphesiz o kesinlikle yoldan çıkmaktır. Ve şüphesiz şeytanlar sizinle tartışmaları için kendi dostlarına kesinlikle fısıldarlar. Ve eğer onlara itaat ederseniz, şüphesiz siz kesinlikle ortak koşanlarsınız.
Hac 22:40
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ أُخۡرِجُواْ مِن دِيَٰرِهِم بِغَيۡرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لَّهُدِّمَتۡ صَوَٰمِعُ وَبِيَعٞ وَصَلَوَٰتٞ وَمَسَٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرٗاۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
'Rabbimiz Allah'tır' demeleri hariç hak olmadan yurtlarından çıkarılan kimseler; ve eğer Allah'ın insanların bir kısmını bir kısmıyla savunması olmasaydı, içlerinde Allah'ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, salatlar ve mescitler kesinlikle yıkılırdı. Ve Allah O'na yardım eden kimseye kesinlikle yardım edecektir. Şüphesiz Allah kesinlikle güçlüdür, üstündür.
Rahman 55:78
·
Kuran-ı Kerim
تَبَٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِي ٱلۡجَلَٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
Yücelik ve İkram Sahibi olan Rabbinin ismi ne bereketlidir!
Örnek Ayetler (4)
A'raf 7:180
·
Kuran-ı Kerim
وَلِلَّهِ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ فَٱدۡعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُواْ ٱلَّذِينَ يُلۡحِدُونَ فِيٓ أَسۡمَـٰٓئِهِۦۚ سَيُجۡزَوۡنَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Ve en güzel isimler Allah'ındır, bunun üzerine O'na onlarla seslenin. Ve O'nun isimlerinde sapanları bırakın. Yapıyor olduklarının karşılığını göreceklerdir.
İsra 17:110
·
Kuran-ı Kerim
قُلِ ٱدۡعُواْ ٱللَّهَ أَوِ ٱدۡعُواْ ٱلرَّحۡمَٰنَۖ أَيّٗا مَّا تَدۡعُواْ فَلَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَلَا تَجۡهَرۡ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتۡ بِهَا وَٱبۡتَغِ بَيۡنَ ذَٰلِكَ سَبِيلٗا
De ki: 'Allah'ı çağırın veya Merhameti Bol Olanı çağırın; hangisiyle çağırırsanız, en güzel isimler O'nundur. Salatını açığa vurma ve onu gizleme; ikisi arasında bir yol ara.'
Taha 20:8
·
Kuran-ı Kerim
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ
Allah, O'ndan başka ilah yoktur; en güzel isimler O'nundur.
Haşr 59:24
·
Kuran-ı Kerim
هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
O Allah'tır; Yaratan'dır, Ayıran'dır, Şekil Veren'dir. En güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdekiler O'nu eksiklikten uzak tutar. Ve O Üstün'dür, Hikmetli'dir.
Örnek Ayetler (4)
Vakıa 56:74
·
Kuran-ı Kerim
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
O halde Büyük Rabbinin adını uzak tut.
Vakıa 56:96
·
Kuran-ı Kerim
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
O halde Büyük Rabbinin adıyla uzak tut.
Hakka 69:52
·
Kuran-ı Kerim
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
Böylece Büyük Rabbinin adını uzak tut.
Alak 96:1
·
Kuran-ı Kerim
ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِي خَلَقَ
Yaratan Rabbinin adıyla oku.
Örnek Ayetler (3)
Bakara 2:114
·
Kuran-ı Kerim
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ أَن يُذۡكَرَ فِيهَا ٱسۡمُهُۥ وَسَعَىٰ فِي خَرَابِهَآۚ أُوْلَـٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمۡ أَن يَدۡخُلُوهَآ إِلَّا خَآئِفِينَۚ لَهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيٞ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٞ
Ve Allah'ın mescitlerinde onların içinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve onların yıkımı içinde çabalayan kimseden daha zalim kimdir? İşte onlar, korkanlar hariç onlara girmeleri onlar için olmadı. Dünya içinde bir rezillik onlarındır ve ahiret içinde büyük bir azap onlarındır.
Meryem 19:7
·
Kuran-ı Kerim
يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسۡمُهُۥ يَحۡيَىٰ لَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ مِن قَبۡلُ سَمِيّٗا
'Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni ismi Yahya olan bir oğlan çocuğuyla müjdeleriz. Önceden ona bir adaş yapmadık.'
Nur 24:36
·
Kuran-ı Kerim
فِي بُيُوتٍ أَذِنَ ٱللَّهُ أَن تُرۡفَعَ وَيُذۡكَرَ فِيهَا ٱسۡمُهُۥ يُسَبِّحُ لَهُۥ فِيهَا بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ
Allah'ın yükseltilmesine ve içinde O'nun isminin anılmasına izin verdiği evler içinde, sabahları ve akşamları içinde O'nu uzak tutarlar.