63
Kullanım
7
Lemma
30
Türev
47
Anlam
7 lemma, 30 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
سِحۡرٞ Lemma | sihrun | göz boyama, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 12 | ||
ٱلسِّحۡرَ | es-sihra | göz boyamayı, göz boyama, büyü, aldatma | İsim | 4 | ||
بِسِحۡرِكَ | bi-sihrike | göz boyamanla, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
ٱلسِّحۡرِ | es-sihri | o göz boyama, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
أَفَسِحۡرٌ | e-fe-sihrun | göz boyama mı, göz boyama, büyü, aldatma | İsim | 1 | ||
بِسِحۡرِهِمَا | bi-sihrihima | ikisinin göz boyaması ile, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
لَسِحۡرٞ | le-sihrun | elbette göz boyamadır, göz boyama, büyü, aldatma | İsim | 1 | ||
أَسِحۡرٌ | e-sihrun | göz boyama mı, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
سِحۡرَانِ | sihrani | iki göz boyama, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
بِسِحۡرِهِۦ | bi-sihrihi | onun göz boyaması ile, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
سِحۡرِهِمۡ | sihrihim | onların göz boyaması, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
بِسِحۡرٍ | bi-sihrin | göz boyama ile, göz boyama, büyü, aldatma | İsim | 1 | ||
ٱلسِّحۡرُ | es-sihru | göz boyama, göz boyama, büyü, sihir | İsim | 1 | ||
بِسِحۡرٖ | bi-sihrin | göz boyama ile, göz boyama, büyü, aldatma | İsim | 1 | ||
ٱلسَّحَرَةُ Lemma | es-seharatu | göz boyayanlar, göz boyayan, büyücü, sihirbaz | İsim | 7 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7) A'raf 7:113 · Kuran-ı Kerim وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرۡعَوۡنَ قَالُوٓاْ إِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ Ve sihirbazlar Firavun'a geldi, dediler: 'Eğer biz galip gelenler olursak şüphesiz bizim için kesinlikle bir ödül vardır.' A'raf 7:120 · Kuran-ı Kerim وَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ Ve sihirbazlar secde edenler olarak atıldı. Yunus 10:80 · Kuran-ı Kerim فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ Böylece büyücüler geldiği zaman Musa onlara dedi: 'Atacağınız şeyi atın.' Taha 20:70 · Kuran-ı Kerim فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدٗا قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ Bunun üzerine sihirbazlar secde edenler olarak atıldılar, dediler ki: 'Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık.' Şuara 26:38 · Kuran-ı Kerim فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمٖ مَّعۡلُومٖ Bunun üzerine sihirbazlar bilinen bir günün belirlenen vaktinde toplandı. | ||||||
سَٰحِرٍ | sahirin | göz boyayanın, göz boyayan, büyücü, sihirbaz | İsim | 2 | ||
سَٰحِرٞ | sahirun | göz boyayan, göz boyayan, büyüleyen, sihirbaz | İsim | 2 | ||
لَسَٰحِرٌ | le-sahirun | elbette göz boyayan, göz boyamak, büyülemek, sahur vakti | İsim | 2 | ||
ٱلسَّاحِرُ | es-sahiru | göz boyayan, göz boyayan, büyücü, sihirbaz | İsim | 2 | ||
سَاحِرٌ | sahirun | göz boyayan, göz boyayan, büyücü, sihirbaz | İsim | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 12)
Maide 5:110
·
Kuran-ı Kerim
إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱذۡكُرۡ نِعۡمَتِي عَلَيۡكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذۡ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلٗاۖ وَإِذۡ عَلَّمۡتُكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَۖ وَإِذۡ تَخۡلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ بِإِذۡنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِيۖ وَتُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ تُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ كَفَفۡتُ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ عَنكَ إِذۡ جِئۡتَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ
Hani Allah demişti: 'Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla; hani seni Kutsal Ruh ile desteklemiştim, beşikte ve yetişkin olarak insanlarla konuşuyordun. Ve hani sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Ve hani benim iznimle çamurdan kuş şekli gibi yaratıyordun, bunun üzerine onun içine üflüyordun, bunun üzerine benim iznimle bir kuş oluyordu. Ve benim iznimle körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ve hani benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. Ve hani onlara açık delillerle geldiğinde İsrail oğullarını senden engellemiştim, bunun üzerine onlardan örten kimseler demişti: Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir.'
En'am 6:7
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ كِتَٰبٗا فِي قِرۡطَاسٖ فَلَمَسُوهُ بِأَيۡدِيهِمۡ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ
Ve eğer senin üzerine kağıt içinde bir kitap indirseydik, bunun üzerine kendi elleriyle ona dokunsalardı, örten kimseler kesinlikle derdi: 'Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir.'
Hud 11:7
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٖ وَكَانَ عَرۡشُهُۥ عَلَى ٱلۡمَآءِ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلٗاۗ وَلَئِن قُلۡتَ إِنَّكُم مَّبۡعُوثُونَ مِنۢ بَعۡدِ ٱلۡمَوۡتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ
Ve hanginizin iş olarak daha güzel olduğunu sizi sınamak için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur ve arşı su üzerindeydi. Ve andolsun eğer 'Şüphesiz siz ölümden sonra diriltileceksiniz' dersen, örten kimseler kesinlikle derler: 'Bu açık sihirden başkası değildir.'
Neml 27:13
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَٰتُنَا مُبۡصِرَةٗ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرٞ مُّبِينٞ
Bunun üzerine ayetlerimiz onlara gösterici olarak geldiğinde dediler: 'Bu apaçık bir büyüdür.'
Kasas 28:36
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا بَيِّنَٰتٖ قَالُواْ مَا هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّفۡتَرٗى وَمَا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ
Musa onlara apaçık ayetlerimizle geldiğinde dediler ki: 'Bu uydurulmuş bir büyüden başka bir şey değildir. Ve biz bunu ilk babalarımızda işitmedik.'
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:102
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتَّبَعُواْ مَا تَتۡلُواْ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلۡكِ سُلَيۡمَٰنَۖ وَمَا كَفَرَ سُلَيۡمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحۡرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلۡمَلَكَيۡنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَۚ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنۡ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحۡنُ فِتۡنَةٞ فَلَا تَكۡفُرۡۖ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنۡهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيۡنَ ٱلۡمَرۡءِ وَزَوۡجِهِۦۚ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنۡ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمۡ وَلَا يَنفَعُهُمۡۚ وَلَقَدۡ عَلِمُواْ لَمَنِ ٱشۡتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنۡ خَلَٰقٖۚ وَلَبِئۡسَ مَا شَرَوۡاْ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمۡۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ
Ve Süleyman'ın egemenliği üzerine şeytanların okuduğu şeye uydular. Ve Süleyman örtmedi ve lakin şeytanlar örttüler; insanlara sihri ve Babil'de Harut ve Marut iki meleğin üzerine indirilen şeyi öğretiyorlar. Ve ikisi 'Ancak biz bir sınamayız, bunun üzerine örtme' demedikçe birine öğretmezler. Bunun üzerine ikisinden, onunla kişinin ve eşinin arasını ayırdıkları şeyi öğreniyorlar. Ve onlar Allah'ın izni hariç onunla birine zarar vericiler değildir. Ve onlara zarar veren ve onlara fayda vermeyen şeyi öğreniyorlar. Ve kesinlikle onu satın alan kimsenin ahiret içinde bir payı olmadığını bildiler. Ve onun karşılığında nefslerini sattıkları şey kesinlikle ne kötüdür; keşke biliyor olsaydılar.
Taha 20:71
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِي عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَۖ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفٖ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ فِي جُذُوعِ ٱلنَّخۡلِ وَلَتَعۡلَمُنَّ أَيُّنَآ أَشَدُّ عَذَابٗا وَأَبۡقَىٰ
Dedi ki: 'Ben size izin vermeden önce ona inandınız mı? Şüphesiz o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Bunun üzerine kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve kesinlikle sizi hurma ağaçlarının gövdelerine asacağım. Ve hangimizin azap bakımından daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu kesinlikle bileceksiniz.'
Enbiya 21:3
·
Kuran-ı Kerim
لَاهِيَةٗ قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلۡ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ
Kalpleri oyalanarak. Ve zulmedenler fısıldaşmayı gizlediler: 'Bu sizin gibi bir insandan başkası mıdır? Siz görürken büyüye mi geliyorsunuz?'
Şuara 26:49
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِي عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَ فَلَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفٖ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ
Dedi: 'Ben size izin vermeden önce ona inandınız mı? Şüphesiz o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bileceksiniz; ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım.'
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:57
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ أَجِئۡتَنَا لِتُخۡرِجَنَا مِنۡ أَرۡضِنَا بِسِحۡرِكَ يَٰمُوسَىٰ
Dedi ki: 'Ey Musa, sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi bize geldin?'
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:73
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغۡفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكۡرَهۡتَنَا عَلَيۡهِ مِنَ ٱلسِّحۡرِۗ وَٱللَّهُ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰٓ
'Şüphesiz biz, hatalarımızı ve bizi üzerine zorladığın sihri örtmesi için Rabbimize inandık. Ve Allah daha hayırlıdır ve daha kalıcıdır.'
Örnek Ayetler (1)
Tur 52:15
·
Kuran-ı Kerim
أَفَسِحۡرٌ هَٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ
Bu büyü müdür, yoksa siz görmüyor musunuz?
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:63
·
Kuran-ı Kerim
قَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَٰنِ لَسَٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخۡرِجَاكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِمَا وَيَذۡهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلۡمُثۡلَىٰ
Dediler ki: 'Şüphesiz bu ikisi kesinlikle iki sihirbazdır, sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak ve en üstün yolunuzu yok etmek istiyorlar.'
Örnek Ayetler (1)
Yunus 10:76
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ مِنۡ عِندِنَا قَالُوٓاْ إِنَّ هَٰذَا لَسِحۡرٞ مُّبِينٞ
Böylece katımızdan gerçek onlara geldiği zaman dediler: 'Şüphesiz bu kesinlikle açık bir büyüdür.'
Örnek Ayetler (1)
Yunus 10:77
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمۡۖ أَسِحۡرٌ هَٰذَا وَلَا يُفۡلِحُ ٱلسَّـٰحِرُونَ
Musa dedi: 'Size geldiği zaman gerçek için mi söylüyorsunuz? Bu bir büyü müdür? Ve büyücüler kurtuluşa ermezler.'
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:48
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ مِنۡ عِندِنَا قَالُواْ لَوۡلَآ أُوتِيَ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ مُوسَىٰٓۚ أَوَلَمۡ يَكۡفُرُواْ بِمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ مِن قَبۡلُۖ قَالُواْ سِحۡرَانِ تَظَٰهَرَا وَقَالُوٓاْ إِنَّا بِكُلّٖ كَٰفِرُونَ
Bizim katımızdan onlara gerçek geldiğinde dediler ki: 'Musa'ya verilenin bir benzeri ona verilmeli değil miydi?' Daha önce Musa'ya verileni örtmediler mi? Dediler ki: 'Birbirine destek olan iki büyü.' Ve dediler ki: 'Şüphesiz biz hepsini örtenleriz.'
Örnek Ayetler (1)
Şuara 26:35
·
Kuran-ı Kerim
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ
Sihriyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor, o halde ne emredersiniz?
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:66
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ بَلۡ أَلۡقُواْۖ فَإِذَا حِبَالُهُمۡ وَعِصِيُّهُمۡ يُخَيَّلُ إِلَيۡهِ مِن سِحۡرِهِمۡ أَنَّهَا تَسۡعَىٰ
Dedi ki: 'Aksine siz atın.' Bunun üzerine onların sihrinden dolayı onların ipleri ve sopalarının koştuğu ona hayal ettirildi.
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:116
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ أَلۡقُواْۖ فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ سَحَرُوٓاْ أَعۡيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسۡتَرۡهَبُوهُمۡ وَجَآءُو بِسِحۡرٍ عَظِيمٖ
Dedi: 'Atın.' Bunun üzerine attıklarında insanların gözlerini sihirlediler ve onları korkuttular ve büyük bir sihirle geldiler.
Örnek Ayetler (1)
Yunus 10:81
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئۡتُم بِهِ ٱلسِّحۡرُۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبۡطِلُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصۡلِحُ عَمَلَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
Bunun üzerine attıklarında Musa dedi: 'Getirdiğiniz sihirdir. Şüphesiz Allah onu boşa çıkaracaktır. Şüphesiz Allah bozguncuların işini düzeltmez.'
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:58
·
Kuran-ı Kerim
فَلَنَأۡتِيَنَّكَ بِسِحۡرٖ مِّثۡلِهِۦ فَٱجۡعَلۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكَ مَوۡعِدٗا لَّا نُخۡلِفُهُۥ نَحۡنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانٗا سُوٗى
'Bunun üzerine kesinlikle sana onun benzeri bir sihir getireceğiz. Böylece bizim aramızda ve senin aranda, ne bizim ne de senin caymayacağımız bir buluşma belirle, eşit bir mekanda.'
Örnek Ayetler (5 / 7)
A'raf 7:113
·
Kuran-ı Kerim
وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرۡعَوۡنَ قَالُوٓاْ إِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
Ve sihirbazlar Firavun'a geldi, dediler: 'Eğer biz galip gelenler olursak şüphesiz bizim için kesinlikle bir ödül vardır.'
A'raf 7:120
·
Kuran-ı Kerim
وَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ
Ve sihirbazlar secde edenler olarak atıldı.
Yunus 10:80
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ
Böylece büyücüler geldiği zaman Musa onlara dedi: 'Atacağınız şeyi atın.'
Taha 20:70
·
Kuran-ı Kerim
فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدٗا قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ
Bunun üzerine sihirbazlar secde edenler olarak atıldılar, dediler ki: 'Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık.'
Şuara 26:38
·
Kuran-ı Kerim
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمٖ مَّعۡلُومٖ
Bunun üzerine sihirbazlar bilinen bir günün belirlenen vaktinde toplandı.
Örnek Ayetler (2)
A'raf 7:112
·
Kuran-ı Kerim
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٖ
Bilen her sihirbazı sana getirsinler.
Yunus 10:79
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ ٱئۡتُونِي بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٖ
Ve Firavun dedi: 'Bilen her büyücüyü bana getirin.'
Örnek Ayetler (2)
Sad 38:4
·
Kuran-ı Kerim
وَعَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٞ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٞ كَذَّابٌ
Ve kendilerinden onlara bir uyarıcı gelmesine şaştılar. Ve örtenler dedi: 'Bu çok yalan söyleyen bir büyücüdür.'
Mü'min 40:24
·
Kuran-ı Kerim
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُواْ سَٰحِرٞ كَذَّابٞ
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Bunun üzerine dediler: 'Yalancı bir büyücüdür.'
Örnek Ayetler (2)
A'raf 7:109
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٞ
Firavun'un kavminden ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz bu kesinlikle bilen bir sihirbazdır.'
Şuara 26:34
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٞ
Çevresindeki ileri gelenlere dedi: 'Şüphesiz bu, bilen bir sihirbazdır.'
Örnek Ayetler (2)
Taha 20:69
·
Kuran-ı Kerim
وَأَلۡقِ مَا فِي يَمِينِكَ تَلۡقَفۡ مَا صَنَعُوٓاْۖ إِنَّمَا صَنَعُواْ كَيۡدُ سَٰحِرٖۖ وَلَا يُفۡلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيۡثُ أَتَىٰ
'Ve sağ elinin içindekini at, onların yaptıklarını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir sihirbazın tuzağıdır. Ve sihirbaz her nereye gelse başaramaz.'
Zuhruf 43:49
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ يَـٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهۡتَدُونَ
Ve dediler: 'Ey büyücü, senin katında söz verdiği şeyle bizim için Rabbine dua et; şüphesiz biz kesinlikle yol bulanlarız.'