129
Kullanım
6
Lemma
64
Türev
76
Anlam
6 lemma, 64 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
لَنَسۡـَٔلَنَّهُمۡ | le-nes'elennehum | elbette onlara soracağız, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
سَلۡهُمۡ | selhum | sor onlara, sormak, istemek, dilenmek | Fiil | 1 | ||
أَسۡـَٔلَكَ | es'eleke | sana sorarım, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
فَسۡـَٔلُوهُنَّ | fes'eluhunne | o halde onlara sorun, sormak, talep etmek, istekle bulunmak | Fiil | 1 | ||
تُسۡـَٔلُ | tus'elu | sorulursun, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
لِّيَسۡـَٔلَ | li-yes'ele | sorsun diye, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
نُسۡـَٔلُ | nus'elu | soruluruz, sormak, istek, sorgulamak | Fiil | 1 | ||
فَلَنَسۡـَٔلَنَّ | fe-le-nes'elenne | o halde kesinlikle soracağız, sormak, talep etmek, sorguya çekmek | Fiil | 1 | ||
سُئِلَتۡ | su'ilet | soruldu, sormak, istek, sorgulamak | Fiil | 1 | ||
وَلَنَسۡـَٔلَنَّ | ve-le-nes'elenne | ve kesinlikle soracağız, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
سَأَلۡتُكَ | se'eltuke | sana sordum, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
وَلَتُسۡـَٔلُنَّ | ve-le-tus'elunne | ve elbette sorulacaksınız, sormak, istek, sorguya çekmek | Fiil | 1 | ||
سُئِلُواْ | su'ilu | soruldular, sormak, talep etmek, dilenmek | Fiil | 1 | ||
سَأَلُواْ | se'elu | sordular, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
نَسۡـَٔلُكَ | nes'eluke | sorarız sana, sormak, talep etmek, istemek | Fiil | 1 | ||
يَسۡـَٔلۡكُمُوهَا | yes'elkumuhâ | sorar, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
سَأَلۡتَهُمۡ | se'eltehum | onlara sordun, sormak, istemek, talep etmek | Fiil | 1 | ||
يَتَسَآءَلُونَ Lemma | yetesa'elune | sorarlar, sormak, talep etmek, dilenmek | Fiil | 7 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7) Mü'minun 23:101 · Kuran-ı Kerim فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذٖ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ Surun içine üflendiği zaman, o gün aralarında soylar yoktur ve birbirlerine sormazlar. Kasas 28:66 · Kuran-ı Kerim فَعَمِيَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَنۢبَآءُ يَوۡمَئِذٖ فَهُمۡ لَا يَتَسَآءَلُونَ O gün haberler onlara kör olmuştur, böylece onlar birbirlerine sormazlar. Saffat 37:27 · Kuran-ı Kerim وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ Ve onların bir kısmı bir kısmının üzerine yöneldi, birbirlerine sorarlar. Saffat 37:50 · Kuran-ı Kerim فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ Bunun üzerine onların bir kısmı bir kısmının üzerine yöneldi, birbirlerine sorarlar. Tur 52:25 · Kuran-ı Kerim وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ Ve onların bir kısmı bir kısmına yöneldi, birbirlerine sorarak. | ||||||
تَسَآءَلُونَ | tesa'elune | birbirinize sorarsınız, sormak, istemek, dilenmek | Fiil | 1 | ||
لِيَتَسَآءَلُواْ | li-yetesa'elu | sorsunlar diye, sormak, sorgulamak, istekte bulunmak | Fiil | 1 | ||
Örnek Ayetler (1)
Hicr 15:92
·
Kuran-ı Kerim
فَوَرَبِّكَ لَنَسۡـَٔلَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ
Bunun üzerine Rabbine andolsun, kesinlikle onların hepsine soracağız.
Örnek Ayetler (1)
Kalem 68:40
·
Kuran-ı Kerim
سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Onlara sor, hangisi buna kefildir?
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:47
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَعُوذُ بِكَ أَنۡ أَسۡـَٔلَكَ مَا لَيۡسَ لِي بِهِۦ عِلۡمٞۖ وَإِلَّا تَغۡفِرۡ لِي وَتَرۡحَمۡنِيٓ أَكُن مِّنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
Dedi: 'Rabbim, şüphesiz ben benim için onun hakkında bir bilgi olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve eğer benim için örtmezsen ve bana merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum.'
Örnek Ayetler (1)
Ahzab 33:53
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَدۡخُلُواْ بُيُوتَ ٱلنَّبِيِّ إِلَّآ أَن يُؤۡذَنَ لَكُمۡ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيۡرَ نَٰظِرِينَ إِنَىٰهُ وَلَٰكِنۡ إِذَا دُعِيتُمۡ فَٱدۡخُلُواْ فَإِذَا طَعِمۡتُمۡ فَٱنتَشِرُواْ وَلَا مُسۡتَـٔۡنِسِينَ لِحَدِيثٍۚ إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ يُؤۡذِي ٱلنَّبِيَّ فَيَسۡتَحۡيِۦ مِنكُمۡۖ وَٱللَّهُ لَا يَسۡتَحۡيِۦ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ وَإِذَا سَأَلۡتُمُوهُنَّ مَتَٰعٗا فَسۡـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابٖۚ ذَٰلِكُمۡ أَطۡهَرُ لِقُلُوبِكُمۡ وَقُلُوبِهِنَّۚ وَمَا كَانَ لَكُمۡ أَن تُؤۡذُواْ رَسُولَ ٱللَّهِ وَلَآ أَن تَنكِحُوٓاْ أَزۡوَٰجَهُۥ مِنۢ بَعۡدِهِۦٓ أَبَدًاۚ إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمًا
Ey inananlar, onun vaktini beklemeden, size bir yemeğe izin verilmesi hariç nebinin evlerine girmeyin. Fakat çağrıldığınızda girin, yediğinizde de söze dalmadan dağılın. Şüphesiz bu nebiye eziyet veriyordu da sizden utanıyordu. Ve Allah gerçekten utanmaz. Ve onlardan bir eşya istediğinizde, onlardan bir perdenin arkasından isteyin. Bu sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temizdir. Ve Allah'ın resulüne eziyet etmeniz ve ondan sonra onun eşlerini ebediyen nikahlamanız sizin için olmaz. Şüphesiz bu Allah'ın katında büyüktür.
Örnek Ayetler (1)
Bakara 2:119
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّآ أَرۡسَلۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ بَشِيرٗا وَنَذِيرٗاۖ وَلَا تُسۡـَٔلُ عَنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡجَحِيمِ
Şüphesiz biz seni gerçek ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ve alevli ateşin halkından sorulmazsın.
Örnek Ayetler (1)
Ahzab 33:8
·
Kuran-ı Kerim
لِّيَسۡـَٔلَ ٱلصَّـٰدِقِينَ عَن صِدۡقِهِمۡۚ وَأَعَدَّ لِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمٗا
Doğru söyleyenlere doğrulukları hakkında sorması için. Ve örtenler için acı verici bir azap hazırladı.
Örnek Ayetler (1)
Sebe 34:25
·
Kuran-ı Kerim
قُل لَّا تُسۡـَٔلُونَ عَمَّآ أَجۡرَمۡنَا وَلَا نُسۡـَٔلُ عَمَّا تَعۡمَلُونَ
De ki: 'Suç işlediğimiz şeyden sorulmazsınız ve yaptığınız şeyden sorulmayız.'
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:6
·
Kuran-ı Kerim
فَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرۡسِلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Böylece kendilerine gönderilen kimselere kesinlikle soracağız ve gönderilenlere kesinlikle soracağız.
Örnek Ayetler (1)
Tekvir 81:8
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا ٱلۡمَوۡءُۥدَةُ سُئِلَتۡ
Ve diri diri gömülen kız çocuğuna sorulduğunda.
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:6
·
Kuran-ı Kerim
فَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرۡسِلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَنَسۡـَٔلَنَّ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Böylece kendilerine gönderilen kimselere kesinlikle soracağız ve gönderilenlere kesinlikle soracağız.
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:76
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ إِن سَأَلۡتُكَ عَن شَيۡءِۭ بَعۡدَهَا فَلَا تُصَٰحِبۡنِيۖ قَدۡ بَلَغۡتَ مِن لَّدُنِّي عُذۡرٗا
Dedi: 'Eğer bundan sonra sana bir şeyden sorarsam, bana arkadaşlık etme; kesinlikle tarafımdan bir mazerete ulaştın.'
Örnek Ayetler (1)
Nahl 16:93
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ وَلَٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَلَتُسۡـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Ve eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet kılardı, fakat dilediği kimseyi saptırır ve dilediği kimseye yol gösterir. Ve yapmakta olduğunuz şeylerden kesinlikle sorulacaksınız.
Örnek Ayetler (1)
Ahzab 33:14
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ دُخِلَتۡ عَلَيۡهِم مِّنۡ أَقۡطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُواْ ٱلۡفِتۡنَةَ لَأٓتَوۡهَا وَمَا تَلَبَّثُواْ بِهَآ إِلَّا يَسِيرٗا
Ve eğer onun etrafından onların üzerine girilseydi, sonra onlardan karışıklık istenseydi, kesinlikle onu yaparlardı ve onunla az hariç beklemezlerdi.
Örnek Ayetler (1)
Nisa 4:153
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡـَٔلُكَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيۡهِمۡ كِتَٰبٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِۚ فَقَدۡ سَأَلُواْ مُوسَىٰٓ أَكۡبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓاْ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلۡمِهِمۡۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُواْ ٱلۡعِجۡلَ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ فَعَفَوۡنَا عَن ذَٰلِكَۚ وَءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ سُلۡطَٰنٗا مُّبِينٗا
Kitap ehli, gökten onlara bir kitap indirmeni senden istiyor. Kesinlikle Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve 'Allah'ı bize açıkça göster' demişlerdi. Bunun üzerine zulümleri sebebiyle onları yıldırım yakaladı. Sonra açık deliller onlara geldikten sonra buzağıyı edindiler. Bunun üzerine bunu sildik ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:132
·
Kuran-ı Kerim
وَأۡمُرۡ أَهۡلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصۡطَبِرۡ عَلَيۡهَاۖ لَا نَسۡـَٔلُكَ رِزۡقٗاۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكَۗ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلتَّقۡوَىٰ
Ve ailene salatı emret ve onun üzerine sabırla devam et. Senden bir rızık istemiyoruz, Biz seni rızıklandırırız. Ve sonuç sakınanlarındır.
Örnek Ayetler (1)
Muhammed 47:37
·
Kuran-ı Kerim
إِن يَسۡـَٔلۡكُمُوهَا فَيُحۡفِكُمۡ تَبۡخَلُواْ وَيُخۡرِجۡ أَضۡغَٰنَكُمۡ
Eğer onları sizden isterse, böylece sizi zorlarsa cimrilik edersiniz ve kinlerinizi çıkarır.
Örnek Ayetler (1)
Tevbe 9:65
·
Kuran-ı Kerim
وَلَئِن سَأَلۡتَهُمۡ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلۡعَبُۚ قُلۡ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمۡ تَسۡتَهۡزِءُونَ
Ve eğer onlara sorarsan, kesinlikle derler: 'Biz ancak dalıyorduk ve oynuyorduk.' De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun resulüyle mi alay ediyordunuz?'
Örnek Ayetler (5 / 7)
Mü'minun 23:101
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذٖ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ
Surun içine üflendiği zaman, o gün aralarında soylar yoktur ve birbirlerine sormazlar.
Kasas 28:66
·
Kuran-ı Kerim
فَعَمِيَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَنۢبَآءُ يَوۡمَئِذٖ فَهُمۡ لَا يَتَسَآءَلُونَ
O gün haberler onlara kör olmuştur, böylece onlar birbirlerine sormazlar.
Saffat 37:27
·
Kuran-ı Kerim
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ
Ve onların bir kısmı bir kısmının üzerine yöneldi, birbirlerine sorarlar.
Saffat 37:50
·
Kuran-ı Kerim
فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ
Bunun üzerine onların bir kısmı bir kısmının üzerine yöneldi, birbirlerine sorarlar.
Tur 52:25
·
Kuran-ı Kerim
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ
Ve onların bir kısmı bir kısmına yöneldi, birbirlerine sorarak.
Örnek Ayetler (1)
Nisa 4:1
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمُ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسٖ وَٰحِدَةٖ وَخَلَقَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا وَبَثَّ مِنۡهُمَا رِجَالٗا كَثِيرٗا وَنِسَآءٗۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِي تَسَآءَلُونَ بِهِۦ وَٱلۡأَرۡحَامَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيۡكُمۡ رَقِيبٗا
Ey insanlar, sizi tek bir nefsten yaratan, ondan eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar yayan Rabbinizden sakının. Ve kendisiyle birbirinizden istekte bulunduğunuz Allah'tan ve rahimlerden sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözetleyendir.
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:19
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَٰلِكَ بَعَثۡنَٰهُمۡ لِيَتَسَآءَلُواْ بَيۡنَهُمۡۚ قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ كَمۡ لَبِثۡتُمۡۖ قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۚ قَالُواْ رَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثۡتُمۡ فَٱبۡعَثُوٓاْ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمۡ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلۡمَدِينَةِ فَلۡيَنظُرۡ أَيُّهَآ أَزۡكَىٰ طَعَامٗا فَلۡيَأۡتِكُم بِرِزۡقٖ مِّنۡهُ وَلۡيَتَلَطَّفۡ وَلَا يُشۡعِرَنَّ بِكُمۡ أَحَدًا
Aralarında soruşmaları için onları böylece kaldırdık. Onlardan bir söyleyen dedi: 'Ne kadar kaldınız?' Dediler: 'Bir gün veya günün bir kısmı kaldık.' Dediler: 'Rabbiniz kaldığınız şeyi daha iyi bilendir; o halde birinizi bu gümüşünüzle şehre gönderin. Böylece hangisi yiyecek olarak daha temizdir baksın, böylece ondan size bir rızık getirsin. Nazik davransın ve sizi hiç kimseye kesinlikle hissettirmesin.'