282
Kullanım
11
Lemma
67
Türev
75
Anlam
11 lemma, 67 türev form
Örnek Ayetler (2)
Nehemya 8:1
·
Tevrat
וַיֵּאָסְפ֤וּ כָל־הָעָם֙ כְּאִ֣ישׁ אֶחָ֔ד אֶל־הָ֣רְח֔וֹב אֲשֶׁ֖ר לִפְנֵ֣י שַֽׁעַר־הַמָּ֑יִם וַיֹּֽאמְרוּ֙ לְעֶזְרָ֣א הַסֹּפֵ֔ר לְהָבִ֗יא אֶת־סֵ֨פֶר֙ תּוֹרַ֣ת מֹשֶׁ֔ה אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־יִשְׂרָאֵֽל
Ve bütün halk Su Kapısı'nın önündeki meydana tek bir adam gibi toplandı; ve yazıcı Ezra'ya, Yahve'nin İsrail'e buyurduğu Musa'nın yasa kitabını getirmesini söylediler.
Nehemya 8:3
·
Tevrat
וַיִּקְרָא־בוֹ֩ לִפְנֵ֨י הָרְח֜וֹב אֲשֶׁ֣ר לִפְנֵ֣י שַֽׁעַר־הַמַּ֗יִם מִן־הָאוֹר֙ עַד־מַחֲצִ֣ית הַיּ֔וֹם נֶ֛גֶד הָאֲנָשִׁ֥ים וְהַנָּשִׁ֖ים וְהַמְּבִינִ֑ים וְאָזְנֵ֥י כָל־הָעָ֖ם אֶל־סֵ֥פֶר הַתּוֹרָֽה
Ve Su Kapısı'nın önündeki meydanın önünde, ışıktan günün yarısına kadar, erkeklerin, kadınların ve anlayabilenlerin karşısında ondan okudu; ve bütün halkın kulakları yasa kitabındaydı.
Örnek Ayetler (2)
Mezmurlar 144:14
·
Tevrat
אַלּוּפֵ֗ינוּ מְֽסֻבָּ֫לִ֥ים אֵֽין־פֶּ֭רֶץ וְאֵ֣ין יוֹצֵ֑את וְאֵ֥ין צְ֝וָחָ֗ה בִּרְחֹבֹתֵֽינוּ
Sığırlarımız yüklüdür; gedik yoktur ve çıkan yoktur ve meydanlarımızda feryat yoktur.
Ağıtlar 4:18
·
Tevrat
צָד֣וּ צְעָדֵ֔ינוּ מִלֶּ֖כֶת בִּרְחֹבֹתֵ֑ינוּ קָרַ֥ב קִצֵּ֛ינוּ מָלְא֥וּ יָמֵ֖ינוּ כִּי־בָ֥א קִצֵּֽינוּ
Meydanlarımızda gitmekten adımlarımızı avladılar; sonumuz yaklaştı, günlerimiz doldu, çünkü sonumuz geldi.
Örnek Ayetler (2)
Yeremya 48:38
·
Tevrat
עַ֣ל כָּל־גַּגּ֥וֹת מוֹאָ֛ב וּבִרְחֹבֹתֶ֖יהָ כֻּלֹּ֣ה מִסְפֵּ֑ד כִּֽי־שָׁבַ֣רְתִּי אֶת־מוֹאָ֗ב כִּכְלִ֛י אֵֽין־חֵ֥פֶץ בּ֖וֹ נְאֻם־יְהוָֽה
Moab'ın bütün damları üzerinde ve meydanlarında bütünüyle yas vardır; çünkü Moab'ı kendisinden zevk alınmayan bir kap gibi kırdım, Yahve'nin bildirisidir.
Yeşaya 15:3
·
Tevrat
בְּחוּצֹתָ֖יו חָ֣גְרוּ שָׂ֑ק עַ֣ל גַּגּוֹתֶ֧יהָ וּבִרְחֹבֹתֶ֛יהָ כֻּלֹּ֥ה יְיֵלִ֖יל יֹרֵ֥ד בַּבֶּֽכִי
Onun sokaklarında çul kuşandılar; onun damlarının üzerinde ve onun meydanlarında onun bütünü feryat ediyor, ağlayışla iniyor.
Örnek Ayetler (2)
Amos 5:16
·
Tevrat
לָ֠כֵן כֹּֽה־אָמַ֨ר יְהוָ֜ה אֱלֹהֵ֤י צְבָאוֹת֙ אֲדֹנָ֔י בְּכָל־רְחֹב֣וֹת מִסְפֵּ֔ד וּבְכָל־חוּצ֖וֹת יֹאמְר֣וּ הוֹ־ה֑וֹ וְקָרְא֤וּ אִכָּר֙ אֶל־אֵ֔בֶל וּמִסְפֵּ֖ד אֶל־י֥וֹדְעֵי נֶֽהִי
Bu yüzden Ordular Tanrısı Efendi Yahve şöyle dedi: 'Bütün meydanlarda ağıt olacak ve bütün sokaklarda Vay vay diyecekler; çiftçiyi yasa ve feryat bilenleri ağıda çağıracaklar.'
Süleyman'ın Özdeyişleri 22:13
·
Tevrat
אָמַ֣ר עָ֭צֵל אֲרִ֣י בַח֑וּץ בְּת֥וֹךְ רְ֝חֹב֗וֹת אֵֽרָצֵֽחַ
Tembel dedi: 'Dışarıda aslan, meydanların ortasında öldürüleceğim.'
Örnek Ayetler (1)
Nehemya 8:16
·
Tevrat
וַיֵּצְא֣וּ הָעָם֮ וַיָּבִיאוּ֒ וַיַּעֲשׂוּ֩ לָהֶ֨ם סֻכּ֜וֹת אִ֤ישׁ עַל־גַּגּוֹ֙ וּבְחַצְרֹ֣תֵיהֶ֔ם וּבְחַצְר֖וֹת בֵּ֣ית הָאֱלֹהִ֑ים וּבִרְחוֹב֙ שַׁ֣עַר הַמַּ֔יִם וּבִרְח֖וֹב שַׁ֥עַר אֶפְרָֽיִם
Halk çıktı ve getirdiler; herkes kendi damının üzerinde, avlularında, Tanrı evinin avlularında, Sular Kapısı'nın meydanında ve Efrayim Kapısı'nın meydanında kendilerine çardaklar yaptılar.
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 21:12
·
Tevrat
וַיֵּ֣לֶךְ דָּוִ֗ד וַיִּקַּ֞ח אֶת־עַצְמ֤וֹת שָׁאוּל֙ וְאֶת־עַצְמוֹת֙ יְהוֹנָתָ֣ן בְּנ֔וֹ מֵאֵ֕ת בַּעֲלֵ֖י יָבֵ֣ישׁ גִּלְעָ֑ד אֲשֶׁר֩ גָּנְב֨וּ אֹתָ֜ם מֵרְחֹ֣ב בֵּֽית־שַׁ֗ן אֲשֶׁ֨ר תְּלָא֥וּם שָׁ֨מָּה֙ פְּלִשְׁתִּ֔ים בְּי֨וֹם הַכּ֧וֹת פְּלִשְׁתִּ֛ים אֶת־שָׁא֖וּל בַּגִּלְבֹּֽעַ
Davut gitti ve Şaul'un kemiklerini ve oğlu Yonatan'ın kemiklerini Yaveş-Gilat adamlarından aldı; onlar, Filistlilerin Gilboa'da Şaul'u vurduğu gün Filistlilerin onları oraya astığı Beyt-Şan meydanından onları çalmışlardı.
Örnek Ayetler (1)
Yeremya 9:20
·
Tevrat
כִּֽי־עָ֤לָה מָ֨וֶת֙ בְּחַלּוֹנֵ֔ינוּ בָּ֖א בְּאַרְמְנוֹתֵ֑ינוּ לְהַכְרִ֤ית עוֹלָל֙ מִח֔וּץ בַּחוּרִ֖ים מֵרְחֹבֽוֹת
Çünkü ölüm pencerelerimize çıktı, saraylarımıza girdi; dışarıdan çocuğu, meydanlardan gençleri kesip atmak için.
Örnek Ayetler (1)
Yeremya 5:1
·
Tevrat
שׁוֹטְט֞וּ בְּחוּצ֣וֹת יְרוּשָׁלִַ֗ם וּרְאוּ־נָ֤א וּדְעוּ֙ וּבַקְשׁ֣וּ בִרְחוֹבוֹתֶ֔יהָ אִם־תִּמְצְא֣וּ אִ֔ישׁ אִם־יֵ֛שׁ עֹשֶׂ֥ה מִשְׁפָּ֖ט מְבַקֵּ֣שׁ אֱמוּנָ֑ה וְאֶסְלַ֖ח לָֽהּ
Yeruşalim'in sokaklarında dolaşın ve lütfen görün ve bilin ve onun meydanlarında arayın; adalet yapan, sadakat arayan bir adam bulursanız, varsa, onu bağışlayacağım.
Örnek Ayetler (1)
Zekeriya 8:5
·
Tevrat
וּרְחֹב֤וֹת הָעִיר֙ יִמָּ֣לְא֔וּ יְלָדִ֖ים וִֽילָד֑וֹת מְשַׂחֲקִ֖ים בִּרְחֹֽבֹתֶֽיהָ
Ve şehrin meydanları, meydanlarında oynayan erkek çocuklarla ve kız çocuklarla dolacak.
Örnek Ayetler (1)
2. Tarihler 29:4
·
Tevrat
וַיָּבֵ֥א אֶת־הַכֹּהֲנִ֖ים וְאֶת־הַלְוִיִּ֑ם וַיַּֽאַסְפֵ֖ם לִרְח֥וֹב הַמִּזְרָֽח
Kâhinleri ve Levilileri getirdi ve onları doğu meydanına topladı.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 55:12
·
Tevrat
הַוּ֥וֹת בְּקִרְבָּ֑הּ וְֽלֹא־יָמִ֥ישׁ מֵ֝רְחֹבָ֗הּ תֹּ֣ךְ וּמִרְמָֽה
Yıkımlar onun içindedir; meydanından baskı ve hile ayrılmaz.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 26:13
·
Tevrat
אָמַ֣ר עָ֭צֵל שַׁ֣חַל בַּדָּ֑רֶךְ אֲ֝רִ֗י בֵּ֣ין הָרְחֹבֽוֹת
Tembel der: 'Yolda aslan, meydanların arasında aslan var.'
Örnek Ayetler (1)
Hakimler 19:17
·
Tevrat
וַיִּשָּׂ֣א עֵינָ֗יו וַיַּ֛רְא אֶת־הָאִ֥ישׁ הָאֹרֵ֖חַ בִּרְחֹ֣ב הָעִ֑יר וַיֹּ֨אמֶר הָאִ֧ישׁ הַזָּקֵ֛ן אָ֥נָה תֵלֵ֖ךְ וּמֵאַ֥יִן תָּבֽוֹא
Gözlerini kaldırdı ve şehrin meydanında yolcu adamı gördü; ve yaşlı adam dedi ki: 'Nereye gidiyorsun ve nereden geliyorsun?'
Örnek Ayetler (1)
Ezgiler Ezgisi 3:2
·
Tevrat
אָק֨וּמָה נָּ֜א וַאֲסוֹבְבָ֣ה בָעִ֗יר בַּשְּׁוָקִים֙ וּבָ֣רְחֹב֔וֹת אֲבַקְשָׁ֕ה אֵ֥ת שֶׁאָהֲבָ֖ה נַפְשִׁ֑י בִּקַּשְׁתִּ֖יו וְלֹ֥א מְצָאתִֽיו
Lütfen kalkayım ve şehirde, sokaklarda ve meydanlarda dolaşayım, canımın sevdiğini arayayım; onu aradım ama onu bulmadım.
Örnek Ayetler (1)
Yasa'nın Tekrarı 13:17
·
Tevrat
וְאֶת־כָּל־שְׁלָלָ֗הּ תִּקְבֹּץ֮ אֶל־תּ֣וֹךְ רְחֹבָהּ֒ וְשָׂרַפְתָּ֨ בָאֵ֜שׁ אֶת־הָעִ֤יר וְאֶת־כָּל־שְׁלָלָהּ֙ כָּלִ֔יל לַיהוָ֖ה אֱלֹהֶ֑יךָ וְהָיְתָה֙ תֵּ֣ל עוֹלָ֔ם לֹ֥א תִבָּנֶ֖ה עֽוֹד
Ve bütün ganimetini meydanının ortasına toplayacaksın ve şehri ve bütün ganimetini Tanrın Yahve'ye bütünüyle ateşte yakacaksın; ve sonsuz höyük olacak, bir daha inşa edilmeyecek.
Örnek Ayetler (5)
Yeşu 2:1
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֣ח יְהוֹשֻׁ֣עַ־בִּן־נ֠וּן מִֽן־הַשִּׁטִּ֞ים שְׁנַֽיִם־אֲנָשִׁ֤ים מְרַגְּלִים֙ חֶ֣רֶשׁ לֵאמֹ֔ר לְכ֛וּ רְא֥וּ אֶת־הָאָ֖רֶץ וְאֶת־יְרִיח֑וֹ וַיֵּ֨לְכ֜וּ וַ֠יָּבֹאוּ בֵּית־אִשָּׁ֥ה זוֹנָ֛ה וּשְׁמָ֥הּ רָחָ֖ב וַיִּשְׁכְּבוּ־שָֽׁמָּה
Nun oğlu Yeşu Şittim'den iki adamı gizlice casus olarak gönderdi ve dedi: 'Gidin, yeri ve Eriha'yı görün.' Onlar da gittiler ve adı Rahav olan fahişe bir kadının evine geldiler ve orada yattılar.
Yeşu 2:3
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַח֙ מֶ֣לֶךְ יְרִיח֔וֹ אֶל־רָחָ֖ב לֵאמֹ֑ר ה֠וֹצִיאִי הָאֲנָשִׁ֨ים הַבָּאִ֤ים אֵלַ֨יִךְ֙ אֲשֶׁר־בָּ֣אוּ לְבֵיתֵ֔ךְ כִּ֛י לַחְפֹּ֥ר אֶת־כָּל־הָאָ֖רֶץ בָּֽאוּ
Eriha kralı Rahav'a haber gönderip dedi: 'Sana gelen, evine giren adamları çıkar; çünkü onlar bütün yeri araştırmak için geldiler.'
Yeşu 6:17
·
Tevrat
וְהָיְתָ֨ה הָעִ֥יר חֵ֛רֶם הִ֥יא וְכָל־אֲשֶׁר־בָּ֖הּ לַֽיהוָ֑ה רַק֩ רָחָ֨ב הַזּוֹנָ֜ה תִּֽחְיֶ֗ה הִ֚יא וְכָל־אֲשֶׁ֣ר אִתָּ֣הּ בַּבַּ֔יִת כִּ֣י הֶחְבְּאַ֔תָה אֶת־הַמַּלְאָכִ֖ים אֲשֶׁ֥ר שָׁלָֽחְנוּ
Şehir, o ve içindeki her şey Yahve'ye adanmış olacaktır; sadece fahişe Rahav yaşayacak, o ve evde onunla birlikte olan herkes, çünkü gönderdiğimiz elçileri sakladı.
Yeşu 6:23
·
Tevrat
וַיָּבֹ֜אוּ הַנְּעָרִ֣ים הַֽמְרַגְּלִ֗ים וַיֹּצִ֡יאוּ אֶת־רָ֠חָב וְאֶת־אָבִ֨יהָ וְאֶת־אִמָּ֤הּ וְאֶת־אַחֶ֨יהָ֙ וְאֶת־כָּל־אֲשֶׁר־לָ֔הּ וְאֵ֥ת כָּל־מִשְׁפְּחוֹתֶ֖יהָ הוֹצִ֑יאוּ וַיַּ֨נִּיח֔וּם מִח֖וּץ לְמַחֲנֵ֥ה יִשְׂרָאֵֽל
Gözetleyen gençler girdiler ve Rahav'ı, babasını, annesini, kardeşlerini ve ona ait olan her şeyi çıkardılar; ve onun bütün ailelerini çıkardılar ve onları İsrail ordugahının dışına yerleştirdiler.
Yeşu 6:25
·
Tevrat
וְֽאֶת־רָחָ֣ב הַ֠זּוֹנָה וְאֶת־בֵּ֨ית אָבִ֤יהָ וְאֶת־כָּל־אֲשֶׁר־לָהּ֙ הֶחֱיָ֣ה יְהוֹשֻׁ֔עַ וַתֵּ֨שֶׁב֙ בְּקֶ֣רֶב יִשְׂרָאֵ֔ל עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה כִּ֤י הֶחְבִּ֨יאָה֙ אֶת־הַמַּלְאָכִ֔ים אֲשֶׁר־שָׁלַ֥ח יְהוֹשֻׁ֖עַ לְרַגֵּ֥ל אֶת־יְרִיחֽוֹ
Fahişe Rahav'ı, babasının evini ve ona ait olan her şeyi Yeşu yaşattı; ve o bugüne kadar İsrail'in ortasında oturdu, çünkü Yeşu'nun Eriha'yı gözetlemek için gönderdiği elçileri sakladı.
Örnek Ayetler (5)
Hakimler 18:10
·
Tevrat
כְּבֹאֲכֶ֞ם תָּבֹ֣אוּ אֶל־עַ֣ם בֹּטֵ֗חַ וְהָאָ֨רֶץ֙ רַחֲבַ֣ת יָדַ֔יִם כִּֽי־נְתָנָ֥הּ אֱלֹהִ֖ים בְּיֶדְכֶ֑ם מָקוֹם֙ אֲשֶׁ֣ר אֵֽין־שָׁ֣ם מַחְס֔וֹר כָּל־דָּבָ֖ר אֲשֶׁ֥ר בָּאָֽרֶץ
Vardığınızda güvende olan bir halka varacaksınız ve yer geniştir; çünkü Tanrı onu elinize verdi. Orada yerde olan hiçbir şeyin eksiği olmayan bir yerdir.
Yeşaya 22:18
·
Tevrat
צָנ֤וֹף יִצְנָפְךָ֙ צְנֵפָ֔ה כַּדּ֕וּר אֶל־אֶ֖רֶץ רַחֲבַ֣ת יָדָ֑יִם שָׁ֣מָּה תָמ֗וּת וְשָׁ֨מָּה֙ מַרְכְּב֣וֹת כְּבוֹדֶ֔ךָ קְל֖וֹן בֵּ֥ית אֲדֹנֶֽיךָ
Seni sararak bir sarışla top gibi geniş alanlı bir yere fırlatacak; orada öleceksin ve yüceliğinin arabaları orada efendinin evinin utancı olacak.
1. Tarihler 4:40
·
Tevrat
וַֽיִּמְצְא֤וּ מִרְעֶה֙ שָׁמֵ֣ן וָט֔וֹב וְהָאָ֨רֶץ֙ רַחֲבַ֣ת יָדַ֔יִם וְשֹׁקֶ֖טֶת וּשְׁלֵוָ֑ה כִּ֣י מִן־חָ֔ם הַיֹּשְׁבִ֥ים שָׁ֖ם לְפָנִֽים
Ve semiz ve iyi bir otlak buldular; ve yer geniş alanlı, sakin ve huzurluydu; çünkü önceden orada oturanlar Ham'dandı.
Nehemya 7:4
·
Tevrat
וְהָעִ֞יר רַחֲבַ֤ת יָדַ֨יִם֙ וּגְדוֹלָ֔ה וְהָעָ֥ם מְעַ֖ט בְּתוֹכָ֑הּ וְאֵ֥ין בָּתִּ֖ים בְּנוּיִֽם
Şehir geniş ve büyüktü, içindeki halk azdı ve inşa edilmiş evler yoktu.
Yaratılış 34:21
·
Tevrat
הָאֲנָשִׁ֨ים הָאֵ֜לֶּה שְֽׁלֵמִ֧ים הֵ֣ם אִתָּ֗נוּ וְיֵשְׁב֤וּ בָאָ֨רֶץ֙ וְיִסְחֲר֣וּ אֹתָ֔הּ וְהָאָ֛רֶץ הִנֵּ֥ה רַֽחֲבַת־יָדַ֖יִם לִפְנֵיהֶ֑ם אֶת־בְּנֹתָם֙ נִקַּֽח־לָ֣נוּ לְנָשִׁ֔ים וְאֶת־בְּנֹתֵ֖ינוּ נִתֵּ֥ן לָהֶֽם
'Bu adamlar bizimle barışçıldır; yerde otursunlar ve onun ticaretini yapsınlar ve işte yer önlerinde geniştir; kızlarını kendimize eşler olarak alalım ve kızlarımızı onlara verelim.'
Örnek Ayetler (3)
Nehemya 4:13
·
Tevrat
וָאֹמַ֞ר אֶל־הַחֹרִ֤ים וְאֶל־הַסְּגָנִים֙ וְאֶל־יֶ֣תֶר הָעָ֔ם הַמְּלָאכָ֥ה הַרְבֵּ֖ה וּרְחָבָ֑ה וַאֲנַ֗חְנוּ נִפְרָדִים֙ עַל־הַ֣חוֹמָ֔ה רְחוֹקִ֖ים אִ֥ישׁ מֵאָחִֽיו
Ve soylulara, görevlilere ve halkın geri kalanına dedim: 'İş çok ve geniştir; ve biz duvarda ayrılmışız, her bir adam kardeşinden uzaktır.'
Eyüp 11:9
·
Tevrat
אֲרֻכָּ֣ה מֵאֶ֣רֶץ מִדָּ֑הּ וּ֝רְחָבָ֗ה מִנִּי־יָֽם
Onun ölçüsü yerden uzundur ve denizden geniştir.
Mısır'dan Çıkış 3:8
·
Tevrat
וָאֵרֵ֞ד לְהַצִּיל֣וֹ מִיַּ֣ד מִצְרַ֗יִם וּֽלְהַעֲלֹתוֹ֮ מִן־הָאָ֣רֶץ הַהִוא֒ אֶל־אֶ֤רֶץ טוֹבָה֙ וּרְחָבָ֔ה אֶל־אֶ֛רֶץ זָבַ֥ת חָלָ֖ב וּדְבָ֑שׁ אֶל־מְק֤וֹם הַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַ֣חִתִּ֔י וְהָֽאֱמֹרִי֙ וְהַפְּרִזִּ֔י וְהַחִוִּ֖י וְהַיְבוּסִֽי
Onu Mısır'ın elinden kurtarmak ve o diyardan iyi ve geniş bir diyara, süt ve bal akan bir diyara, Kenanlının, Hititlinin, Amorlunun, Perizlinin, Hivlinin ve Yevuslunun yerine çıkarmak için indim.
Örnek Ayetler (4)
Yeremya 51:58
·
Tevrat
כֹּֽה־אָמַ֞ר יְהוָ֣ה צְבָא֗וֹת חֹ֠מוֹת בָּבֶ֤ל הָֽרְחָבָה֙ עַרְעֵ֣ר תִּתְעַרְעָ֔ר וּשְׁעָרֶ֥יהָ הַגְּבֹהִ֖ים בָּאֵ֣שׁ יִצַּ֑תּוּ וְיִֽגְע֨וּ עַמִּ֧ים בְּדֵי־רִ֛יק וּלְאֻמִּ֥ים בְּדֵי־אֵ֖שׁ וְיָעֵֽפוּ
Ordular Yahve şöyle dedi: Babil'in geniş duvarları kesinlikle yıkılacak ve onun yüksek kapıları ateşte tutuşturulacak; ve halklar boşuna yorulacak ve uluslar ateş için bitkin düşecekler.
Nehemya 3:8
·
Tevrat
עַל־יָד֣וֹ הֶחֱזִ֗יק עֻזִּיאֵ֤ל בֶּֽן־חַרְהֲיָה֙ צֽוֹרְפִ֔ים וְעַל־יָד֣וֹ הֶחֱזִ֔יק חֲנַנְיָ֖ה בֶּן־הָרַקָּחִ֑ים וַיַּֽעַזְבוּ֙ יְר֣וּשָׁלִַ֔ם עַ֖ד הַחוֹמָ֥ה הָרְחָבָֽה
Onun yanında kuyumculardan Harhaya oğlu Uzziel onardı ve onun yanında ıtriyatçılar oğlu Hananya onardı; Geniş Duvar'a kadar Yeruşalim'i bıraktılar.
Nehemya 9:35
·
Tevrat
וְהֵ֣ם בְּמַלְכוּתָם֩ וּבְטוּבְךָ֨ הָרָ֜ב אֲשֶׁר־נָתַ֣תָּ לָהֶ֗ם וּבְאֶ֨רֶץ הָרְחָבָ֧ה וְהַשְּׁמֵנָ֛ה אֲשֶׁר־נָתַ֥תָּ לִפְנֵיהֶ֖ם לֹ֣א עֲבָד֑וּךָ וְֽלֹא־שָׁ֔בוּ מִמַּֽעַלְלֵיהֶ֖ם הָרָעִֽים
Ve onlar krallıklarında, onlara verdiğin çok iyiliğinde ve yüzlerinin önüne verdiğin geniş ve verimli yerde sana kulluk etmediler ve kötü işlerinden dönmediler.
Nehemya 12:38
·
Tevrat
וְהַתּוֹדָ֧ה הַשֵּׁנִ֛ית הַהוֹלֶ֥כֶת לְמ֖וֹאל וַאֲנִ֣י אַחֲרֶ֑יהָ וַחֲצִ֨י הָעָ֜ם מֵעַ֣ל לְהַחוֹמָ֗ה מֵעַל֙ לְמִגְדַּ֣ל הַתַּנּוּרִ֔ים וְעַ֖ד הַחוֹמָ֥ה הָרְחָבָֽה
Sola giden ikinci şükür korosu ve ben onun arkasındaydım; ve halkın yarısı surun üzerinde, Fırınlar Kulesi'nin üzerinden Geniş Sur'a kadar,
Örnek Ayetler (3)
Mezmurlar 101:5
·
Tevrat
מְלָשְׁנִ֬י בַסֵּ֨תֶר רֵעֵהוּ֮ אוֹת֪וֹ אַ֫צְמִ֥ית גְּֽבַהּ־עֵ֭ינַיִם וּרְחַ֣ב לֵבָ֑ב אֹ֝ת֗וֹ לֹ֣א אוּכָֽל
Komşusuna gizlice iftira edeni, onu yok edeceğim; gözleri yüksek ve kalbi geniş olanı, ona katlanamam.
Mezmurlar 104:25
·
Tevrat
זֶ֤ה הַיָּ֥ם גָּדוֹל֮ וּרְחַ֪ב יָ֫דָ֥יִם שָֽׁם־רֶ֭מֶשׂ וְאֵ֣ין מִסְפָּ֑ר חַיּ֥וֹת קְ֝טַנּ֗וֹת עִם־גְּדֹלֽוֹת
Bu deniz büyük ve elleri geniştir; orada sürünen ve sayısı olmayan, büyüklerle birlikte küçük hayvanlar vardır.
Süleyman'ın Özdeyişleri 21:4
·
Tevrat
רוּם־עֵ֭ינַיִם וּרְחַב־לֵ֑ב נִ֖ר רְשָׁעִ֣ים חַטָּֽאת
Gözlerin yüksekliği ve kalbin genişliği, kötülerin tarlası günahtır.