695
Kullanım
14
Lemma
45
Türev
62
Anlam
14 lemma, 45 türev form
Örnek Ayetler (4 / 54)
Hakimler 6:5
·
Tevrat
כִּ֡י הֵם֩ וּמִקְנֵיהֶ֨ם יַעֲל֜וּ וְאָהֳלֵיהֶ֗ם וּבָ֤אוּ כְדֵֽי־אַרְבֶּה֙ לָרֹ֔ב וְלָהֶ֥ם וְלִגְמַלֵּיהֶ֖ם אֵ֣ין מִסְפָּ֑ר וַיָּבֹ֥אוּ בָאָ֖רֶץ לְשַׁחֲתָֽהּ
Çünkü onlar, sürüleri ve çadırlarıyla çıkarlardı ve çoklukta çekirge gibi gelirlerdi; onların ve develerinin sayısı yoktu, yeri harap etmek için gelirlerdi.
Hakimler 7:12
·
Tevrat
וּמִדְיָ֨ן וַעֲמָלֵ֤ק וְכָל־בְּנֵי־קֶ֨דֶם֙ נֹפְלִ֣ים בָּעֵ֔מֶק כָּאַרְבֶּ֖ה לָרֹ֑ב וְלִגְמַלֵּיהֶם֙ אֵ֣ין מִסְפָּ֔ר כַּח֛וֹל שֶׁעַל־שְׂפַ֥ת הַיָּ֖ם לָרֹֽב
Midyan, Amalek ve bütün doğu oğulları çoklukta çekirge gibi vadide yayılmışlardı; develerinin sayısı yoktu, çoklukta denizin kıyısında olan kum gibiydi.
2. Samuel 17:11
·
Tevrat
כִּ֣י יָעַ֗צְתִּי הֵ֠אָסֹף יֵאָסֵ֨ף עָלֶ֤יךָ כָל־יִשְׂרָאֵל֙ מִדָּן֙ וְעַד־בְּאֵ֣ר שֶׁ֔בַע כַּח֥וֹל אֲשֶׁר־עַל־הַיָּ֖ם לָרֹ֑ב וּפָנֶ֥יךָ הֹלְכִ֖ים בַּקְרָֽב
Çünkü ben bütün İsrail'in, Dan'dan Beer-Şeva'ya kadar, çokluk bakımından deniz kenarındaki kum gibi sana kesinlikle toplanmasını ve senin yüzünün savaşa gitmesini öğütlüyorum.
1. Samuel 13:5
·
Tevrat
וּפְלִשְׁתִּ֞ים נֶאֶסְפ֣וּ לְהִלָּחֵ֣ם עִם־יִשְׂרָאֵ֗ל שְׁלֹשִׁ֨ים אֶ֤לֶף רֶ֨כֶב֙ וְשֵׁ֤שֶׁת אֲלָפִים֙ פָּרָשִׁ֔ים וְעָ֕ם כַּח֛וֹל אֲשֶׁ֥ר עַל־שְׂפַֽת־הַיָּ֖ם לָרֹ֑ב וַֽיַּעֲלוּ֙ וַיַּחֲנ֣וּ בְמִכְמָ֔שׂ קִדְמַ֖ת בֵּ֥ית אָֽוֶן
Filistliler İsrail ile savaşmak için toplandılar: Otuz bin savaş arabası, altı bin atlı ve deniz kıyısındaki kum gibi çoklukta bir halk. Çıkıp Beyt-Aven'in doğusunda Mikmaş'ta ordugah kurdular.
Örnek Ayetler (5 / 33)
Hezekiel 14:4
·
Tevrat
לָכֵ֣ן דַּבֵּר־א֠וֹתָם וְאָמַרְתָּ֨ אֲלֵיהֶ֜ם כֹּה־אָמַ֣ר אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה אִ֣ישׁ אִ֣ישׁ מִבֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֡ל אֲשֶׁר֩ יַעֲלֶ֨ה אֶת־גִּלּוּלָ֜יו אֶל־לִבּ֗וֹ וּמִכְשׁ֤וֹל עֲוֺנוֹ֙ יָשִׂים֙ נֹ֣כַח פָּנָ֔יו וּבָ֖א אֶל־הַנָּבִ֑יא אֲנִ֣י יְהוָ֗ה נַעֲנֵ֧יתִי ל֦וֹ בָ֖א בְּרֹ֥ב גִּלּוּלָֽיו
Bu nedenle onlarla konuş ve onlara diyeceksin: Efendi Yahve şöyle dedi: İsrail evinden putlarını kalbine çıkaran ve suçunun tökezini yüzünün karşısına koyan ve peygambere gelen herhangi bir adama, ben Yahve, putlarının çokluğuyla gelen ona cevap vereceğim;
Hezekiel 19:11
·
Tevrat
וַיִּֽהְיוּ־לָ֞הּ מַטּ֣וֹת עֹ֗ז אֶל־שִׁבְטֵי֙ מֹֽשְׁלִ֔ים וַתִּגְבַּ֥הּ קֽוֹמָת֖וֹ עַל־בֵּ֣ין עֲבֹתִ֑ים וַיֵּרָ֣א בְגָבְה֔וֹ בְּרֹ֖ב דָּלִיֹּתָֽיו
Ve onun yönetenlerin asaları için güçlü değnekleri oldu ve onun boyu kalın dalların arasına yükseldi; ve onun yüksekliğinde, dallarının çokluğunda göründü.
Hezekiel 27:18
·
Tevrat
דַּמֶּ֧שֶׂק סֹחַרְתֵּ֛ךְ בְּרֹ֥ב מַעֲשַׂ֖יִךְ מֵרֹ֣ב כָּל־ה֑וֹן בְּיֵ֥ין חֶלְבּ֖וֹן וְצֶ֥מֶר צָֽחַר
Senin işlerinin çokluğunda, her türlü servetin çokluğundan Şam senin tüccarındı; Helbon şarabıyla ve beyaz yapağıyla.
Hezekiel 27:33
·
Tevrat
בְּצֵ֤את עִזְבוֹנַ֨יִךְ֙ מִיַּמִּ֔ים הִשְׂבַּ֖עַתְּ עַמִּ֣ים רַבִּ֑ים בְּרֹ֤ב הוֹנַ֨יִךְ֙ וּמַ֣עֲרָבַ֔יִךְ הֶעֱשַׁ֖רְתְּ מַלְכֵי־אָֽרֶץ
Senin malların denizlerden çıktığında birçok halkları doyurdun; senin servetinin ve senin takas mallarının çokluğuyla yerin krallarını zenginleştirdin.
Hezekiel 28:5
·
Tevrat
בְּרֹ֧ב חָכְמָתְךָ֛ בִּרְכֻלָּתְךָ֖ הִרְבִּ֣יתָ חֵילֶ֑ךָ וַיִּגְבַּ֥הּ לְבָבְךָ֖ בְּחֵילֶֽךָ
Bilgeliğinin çokluğuyla, ticaretinle servetini çoğalttın ve servetinle kalbin yükseldi.
Örnek Ayetler (5 / 24)
Hezekiel 23:42
·
Tevrat
וְק֣וֹל הָמוֹן֮ שָׁלֵ֣ו בָהּ֒ וְאֶל־אֲנָשִׁים֙ מֵרֹ֣ב אָדָ֔ם מוּבָאִ֥ים סָבָאִ֖ים מִמִּדְבָּ֑ר וַֽיִּתְּנ֤וּ צְמִידִים֙ אֶל־יְדֵיהֶ֔ן וַעֲטֶ֥רֶת תִּפְאֶ֖רֶת עַל־רָאשֵׁיהֶֽן
Ve kaygısız kalabalığın sesi ondaydı; ve insan çokluğundan çölden getirilen sarhoş adamlarla birlikte, ellerine bilezikler ve başlarına güzellik tacı taktılar.
Hezekiel 27:12
·
Tevrat
תַּרְשִׁ֥ישׁ סֹחַרְתֵּ֖ךְ מֵרֹ֣ב כָּל־ה֑וֹן בְּכֶ֤סֶף בַּרְזֶל֙ בְּדִ֣יל וְעוֹפֶ֔רֶת נָתְנ֖וּ עִזְבוֹנָֽיִךְ
Her türlü servetin çokluğundan Tarşiş senin tüccarındı; gümüş, demir, kalay ve kurşunla senin mallarını verdiler.
Hezekiel 27:16
·
Tevrat
אֲרָ֥ם סֹחַרְתֵּ֖ךְ מֵרֹ֣ב מַעֲשָׂ֑יִךְ בְּ֠נֹפֶךְ אַרְגָּמָ֨ן וְרִקְמָ֤ה וּבוּץ֙ וְרָאמֹ֣ת וְכַדְכֹּ֔ד נָתְנ֖וּ בְּעִזְבוֹנָֽיִךְ
Senin işlerinin çokluğundan Aram senin tüccarındı; zümrüt, erguvan rengi, nakış, ince keten, mercan ve yakutla senin malların için verdiler.
Hezekiel 27:18
·
Tevrat
דַּמֶּ֧שֶׂק סֹחַרְתֵּ֛ךְ בְּרֹ֥ב מַעֲשַׂ֖יִךְ מֵרֹ֣ב כָּל־ה֑וֹן בְּיֵ֥ין חֶלְבּ֖וֹן וְצֶ֥מֶר צָֽחַר
Senin işlerinin çokluğunda, her türlü servetin çokluğundan Şam senin tüccarındı; Helbon şarabıyla ve beyaz yapağıyla.
Hezekiel 28:18
·
Tevrat
מֵרֹ֣ב עֲוֺנֶ֗יךָ בְּעֶ֨וֶל֙ רְכֻלָּ֣תְךָ֔ חִלַּ֖לְתָּ מִקְדָּשֶׁ֑יךָ וָֽאוֹצִא־אֵ֤שׁ מִתּֽוֹכְךָ֙ הִ֣יא אֲכָלַ֔תְךָ וָאֶתֶּנְךָ֤ לְאֵ֨פֶר֙ עַל־הָאָ֔רֶץ לְעֵינֵ֖י כָּל־רֹאֶֽיךָ
Suçlarının çokluğundan, ticaretinin adaletsizliğiyle kutsal yerlerini kirlettin; böylece içinden ateş çıkardım, o seni yedi ve sana bakan herkesin gözleri önünde yerin üzerinde seni kül yaptım.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Yeremya 30:14
·
Tevrat
כָּל־מְאַהֲבַ֣יִךְ שְׁכֵח֔וּךְ אוֹתָ֖ךְ לֹ֣א יִדְרֹ֑שׁוּ כִּי֩ מַכַּ֨ת אוֹיֵ֤ב הִכִּיתִיךְ֙ מוּסַ֣ר אַכְזָרִ֔י עַ֚ל רֹ֣ב עֲוֺנֵ֔ךְ עָצְמ֖וּ חַטֹּאתָֽיִךְ
Bütün aşıkların seni unuttular, seni aramayacaklar; çünkü düşman yarasıyla, acımasız terbiyesiyle seni vurdum; senin suçunun çokluğu yüzünden senin günahların çoğaldı.
Yeremya 30:15
·
Tevrat
מַה־תִּזְעַק֙ עַל־שִׁבְרֵ֔ךְ אָנ֖וּשׁ מַכְאֹבֵ֑ךְ עַ֣ל רֹ֣ב עֲוֺנֵ֗ךְ עָֽצְמוּ֙ חַטֹּאתַ֔יִךְ עָשִׂ֥יתִי אֵ֖לֶּה לָֽךְ
Kırığın için ne feryat ediyorsun? Senin acın şifa bulmaz; senin suçunun çokluğu yüzünden senin günahların çoğaldı, bunları sana yaptım.
Hoşea 9:7
·
Tevrat
בָּ֣אוּ יְמֵ֣י הַפְּקֻדָּ֗ה בָּ֚אוּ יְמֵ֣י הַשִׁלֻּ֔ם יֵדְע֖וּ יִשְׂרָאֵ֑ל אֱוִ֣יל הַנָּבִ֗יא מְשֻׁגָּע֙ אִ֣ישׁ הָר֔וּחַ עַ֚ל רֹ֣ב עֲוֺנְךָ֔ וְרַבָּ֖ה מַשְׂטֵמָֽה
Cezalandırma günleri geldi, karşılık verme günleri geldi; İsrail bilecek; peygamber aptaldır, ruhun adamı delidir; suçunun büyüklüğü ve düşmanlığın çokluğu yüzünden.
Yeşaya 1:11
·
Tevrat
לָמָּה־לִּ֤י רֹב־זִבְחֵיכֶם֙ יֹאמַ֣ר יְהוָ֔ה שָׂבַ֛עְתִּי עֹל֥וֹת אֵילִ֖ים וְחֵ֣לֶב מְרִיאִ֑ים וְדַ֨ם פָּרִ֧ים וּכְבָשִׂ֛ים וְעַתּוּדִ֖ים לֹ֥א חָפָֽצְתִּי
'Sizin kurbanlarınızın çokluğunu ne yapayım?' der Yahve, 'Koçların yakmalık sunularına ve besili hayvanların yağına doydum; ve boğaların ve kuzuların ve tekelerin kanını istemedim.'
Mezmurlar 37:11
·
Tevrat
וַעֲנָוִ֥ים יִֽירְשׁוּ־אָ֑רֶץ וְ֝הִתְעַנְּג֗וּ עַל־רֹ֥ב שָׁלֽוֹם
Ve alçakgönüllüler yeri miras alacaklar ve barışın bolluğundan zevk alacaklar.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Nahum 3:3
·
Tevrat
פָּרָ֣שׁ מַעֲלֶ֗ה וְלַ֤הַב חֶ֨רֶב֙ וּבְרַ֣ק חֲנִ֔ית וְרֹ֥ב חָלָ֖ל וְכֹ֣בֶד פָּ֑גֶר וְאֵ֥ין קֵ֨צֶה֙ לַגְּוִיָּ֔ה וְכָשְׁל֖וּ בִּגְוִיָּתָֽם
Şaha kalkan atlı ve kılıç alevi ve mızrak şimşeği ve yaralı çokluğu ve ceset ağırlığı; ve bedenin sonu yoktur ve onların bedenlerinde tökezlediler.
Mezmurlar 72:7
·
Tevrat
יִֽפְרַח־בְּיָמָ֥יו צַדִּ֑יק וְרֹ֥ב שָׁ֝ל֗וֹם עַד־בְּלִ֥י יָרֵֽחַ
Onun günlerinde doğru kişi çiçek açacak; ve ay yok olana kadar barış bolluğu.
Ester 5:11
·
Tevrat
וַיְסַפֵּ֨ר לָהֶ֥ם הָמָ֛ן אֶת־כְּב֥וֹד עָשְׁר֖וֹ וְרֹ֣ב בָּנָ֑יו וְאֵת֩ כָּל־אֲשֶׁ֨ר גִּדְּל֤וֹ הַמֶּ֨לֶךְ֙ וְאֵ֣ת אֲשֶׁ֣ר נִשְּׂא֔וֹ עַל־הַשָּׂרִ֖ים וְעַבְדֵ֥י הַמֶּֽלֶךְ
Haman onlara zenginliğinin yüceliğini, oğullarının çokluğunu, kralın onu nasıl büyüttüğünü ve onu yöneticilerin ve kralın kullarının üzerine nasıl yükselttiğini anlattı.
Eyüp 4:14
·
Tevrat
פַּ֣חַד קְ֭רָאַנִי וּרְעָדָ֑ה וְרֹ֖ב עַצְמוֹתַ֣י הִפְחִֽיד
Bana korku ve titreme rastladı ve kemiklerimin çoğunu dehşete düşürdü.
Eyüp 32:7
·
Tevrat
אָ֭מַרְתִּי יָמִ֣ים יְדַבֵּ֑רוּ וְרֹ֥ב שָׁ֝נִ֗ים יֹדִ֥יעוּ חָכְמָֽה
Dedim: 'Günler konuşsunlar ve yılların çokluğu bilgeliği bildirsinler.'
Örnek Ayetler (5 / 7)
Hoşea 10:1
·
Tevrat
גֶּ֤פֶן בּוֹקֵק֙ יִשְׂרָאֵ֔ל פְּרִ֖י יְשַׁוֶּה־לּ֑וֹ כְּרֹ֣ב לְפִרְי֗וֹ הִרְבָּה֙ לַֽמִּזְבְּח֔וֹת כְּט֣וֹב לְאַרְצ֔וֹ הֵיטִ֖יבוּ מַצֵּבֽוֹת
İsrail yayılan bir asmadır, kendine meyve üretir; meyvesi çoğaldıkça sunakları çoğalttı; diyarı iyileştikçe dikili taşları iyileştirdiler.
Mezmurlar 51:3
·
Tevrat
חָנֵּ֣נִי אֱלֹהִ֣ים כְּחַסְדֶּ֑ךָ כְּרֹ֥ב רַ֝חֲמֶ֗יךָ מְחֵ֣ה פְשָׁעָֽי
Ey Tanrı, sadakatine göre bana lütfet; merhametinin çokluğuna göre isyanlarımı sil.
Mezmurlar 69:17
·
Tevrat
עֲנֵ֣נִי יְ֭הוָה כִּי־ט֣וֹב חַסְדֶּ֑ךָ כְּרֹ֥ב רַ֝חֲמֶ֗יךָ פְּנֵ֣ה אֵלָֽי
Bana cevap ver Yahve, çünkü merhametin iyidir; şefkatinin çokluğuna göre bana dön.
Mezmurlar 106:45
·
Tevrat
וַיִּזְכֹּ֣ר לָהֶ֣ם בְּרִית֑וֹ וַ֝יִּנָּחֵ֗ם כְּרֹ֣ב חֲסָדָֽיו
Ve onlar için antlaşmasını hatırladı; merhametlerinin çokluğuna göre acıdı.
Mezmurlar 150:2
·
Tevrat
הַֽלְל֥וּהוּ בִגְבוּרֹתָ֑יו הַֽ֝לְל֗וּהוּ כְּרֹ֣ב גֻּדְלֽוֹ
Onu kudretli işleri için yüceltin; onu büyüklüğünün çokluğuna göre yüceltin!
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yeşaya 47:12
·
Tevrat
עִמְדִי־נָ֤א בַחֲבָרַ֨יִךְ֙ וּבְרֹ֣ב כְּשָׁפַ֔יִךְ בַּאֲשֶׁ֥ר יָגַ֖עַתְּ מִנְּעוּרָ֑יִךְ אוּלַ֛י תּוּכְלִ֥י הוֹעִ֖יל אוּלַ֥י תַּעֲרֽוֹצִי
Gençliğinden beri yorulduğun efsunlarında ve büyücülüklerinin çokluğunda dur lütfen; belki yarar sağlayabilirsin, belki dehşet saçarsın.
Mezmurlar 33:17
·
Tevrat
שֶׁ֣קֶר הַ֭סּוּס לִתְשׁוּעָ֑ה וּבְרֹ֥ב חֵ֝יל֗וֹ לֹ֣א יְמַלֵּֽט
Kurtuluş için at boştur ve gücünün çokluğuyla kurtarmaz.
Mezmurlar 49:7
·
Tevrat
הַבֹּטְחִ֥ים עַל־חֵילָ֑ם וּבְרֹ֥ב עָ֝שְׁרָ֗ם יִתְהַלָּֽלוּ
Servetlerine güvenenler, zenginliklerinin bolluğuyla övünürler.
Süleyman'ın Özdeyişleri 5:23
·
Tevrat
ה֗וּא יָ֭מוּת בְּאֵ֣ין מוּסָ֑ר וּבְרֹ֖ב אִוַּלְתּ֣וֹ יִשְׁגֶּֽה
O, disiplin yokluğunda ölecek ve ahmaklığının çokluğunda yoldan sapacaktır.
Süleyman'ın Özdeyişleri 15:22
·
Tevrat
הָפֵ֣ר מַ֭חֲשָׁבוֹת בְּאֵ֣ין ס֑וֹד וּבְרֹ֖ב יוֹעֲצִ֣ים תָּקֽוּם
Öğüt olmadığında tasarılar boşa çıkar ve danışmanların çokluğunda gerçekleşir.
Örnek Ayetler (2)
Yeşaya 24:22
·
Tevrat
וְאֻסְּפ֨וּ אֲסֵפָ֤ה אַסִּיר֙ עַל־בּ֔וֹר וְסֻגְּר֖וּ עַל־מַסְגֵּ֑ר וּמֵרֹ֥ב יָמִ֖ים יִפָּקֵֽדוּ
Ve çukura tutsak toplanması toplanacaklar ve zindana kapatılacaklar; ve çok günlerden sonra yoklanacaklar.
Ağıtlar 1:3
·
Tevrat
גָּֽלְתָ֨ה יְהוּדָ֤ה מֵעֹ֨נִי֙ וּמֵרֹ֣ב עֲבֹדָ֔ה הִ֚יא יָשְׁבָ֣ה בַגּוֹיִ֔ם לֹ֥א מָצְאָ֖ה מָנ֑וֹחַ כָּל־רֹדְפֶ֥יהָ הִשִּׂיג֖וּהָ בֵּ֥ין הַמְּצָרִֽים
Yahuda acıdan ve hizmetin çokluğundan sürgüne gitti; o uluslar arasında oturdu, dinlenme yeri bulmadı; tüm onu kovalayanlar darlıkların arasında ona yetiştiler.
Örnek Ayetler (2)
1. Tarihler 4:38
·
Tevrat
אֵ֚לֶּה הַבָּאִ֣ים בְּשֵׁמ֔וֹת נְשִׂיאִ֖ים בְּמִשְׁפְּחוֹתָ֑ם וּבֵית֙ אֲב֣וֹתֵיהֶ֔ם פָּרְצ֖וּ לָרֽוֹב
İsimleriyle gelen bunlar, ailelerinde önderlerdi; ve onların babalarının evi çokça yayıldı.
2. Tarihler 31:10
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֗יו עֲזַרְיָ֧הוּ הַכֹּהֵ֛ן הָרֹ֖אשׁ לְבֵ֣ית צָד֑וֹק וַ֠יֹּאמֶר מֵהָחֵ֨ל הַתְּרוּמָ֜ה לָבִ֣יא בֵית־יְהוָ֗ה אָכ֨וֹל וְשָׂב֤וֹעַ וְהוֹתֵר֙ עַד־לָר֔וֹב כִּ֤י יְהוָה֙ בֵּרַ֣ךְ אֶת־עַמּ֔וֹ וְהַנּוֹתָ֖ר אֶת־הֶהָמ֥וֹן הַזֶּֽה
Ve Sadok evinden baş kâhin Azarya ona dedi ve dedi: 'Sunuyu Yahve'nin evine getirmeye başladığından beri yedik ve doyduk ve çoklukta arttı; çünkü Yahve halkını bereketledi ve artan bu büyük miktardır.'
Örnek Ayetler (2)
Süleyman'ın Özdeyişleri 14:4
·
Tevrat
בְּאֵ֣ין אֲ֭לָפִים אֵב֣וּס בָּ֑ר וְרָב־תְּ֝בוּא֗וֹת בְּכֹ֣חַ שֽׁוֹר
Öküzlerin olmadığı yerde yemlik boştur, ve öküzün gücüyle bol ürün olur.
Süleyman'ın Özdeyişleri 20:15
·
Tevrat
יֵ֣שׁ זָ֭הָב וְרָב־פְּנִינִ֑ים וּכְלִ֥י יְ֝קָ֗ר שִׂפְתֵי־דָֽעַת
Altın ve çokça mercan vardır, ama bilgi dudakları değerli bir eşyadır.
Örnek Ayetler (2)
Süleyman'ın Özdeyişleri 13:23
·
Tevrat
רָב־אֹ֭כֶל נִ֣יר רָאשִׁ֑ים וְיֵ֥שׁ נִ֝סְפֶּ֗ה בְּלֹ֣א מִשְׁפָּֽט
Yoksulların tarlasında bol yiyecek vardır, ve adalet olmadan yok olan vardır.
Süleyman'ın Özdeyişleri 20:6
·
Tevrat
רָב־אָדָ֗ם יִ֭קְרָא אִ֣ישׁ חַסְדּ֑וֹ וְאִ֥ישׁ אֱ֝מוּנִ֗ים מִ֣י יִמְצָֽא
İnsanın çoğu kendi sadakatini ilan eder, ama güvenilir adamı kim bulur?
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 63:7
·
Tevrat
חַֽסְדֵ֨י יְהוָ֤ה אַזְכִּיר֙ תְּהִלֹּ֣ת יְהוָ֔ה כְּעַ֕ל כֹּ֥ל אֲשֶׁר־גְּמָלָ֖נוּ יְהוָ֑ה וְרַב־טוּב֙ לְבֵ֣ית יִשְׂרָאֵ֔ל אֲשֶׁר־גְּמָלָ֥ם כְּֽרַחֲמָ֖יו וּכְרֹ֥ב חֲסָדָֽיו
Yahve'nin sadakatlerini, Yahve'nin övgülerini anacağım; Yahve'nin bize yaptığı her şeye göre ve merhametlerine ve sadakatlerinin çokluğuna göre onlara yaptığı İsrail evine olan çok iyiliğini.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 11:2
·
Tevrat
הֲרֹ֣ב דְּ֭בָרִים לֹ֣א יֵעָנֶ֑ה וְאִם־אִ֖ישׁ שְׂפָתַ֣יִם יִצְדָּֽק
Sözlerin çokluğu cevaplanmayacak mı? Yoksa dudakların adamı mı doğru çıkacak?
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 33:19
·
Tevrat
וְהוּכַ֣ח בְּ֭מַכְאוֹב עַל־מִשְׁכָּב֑וֹ וְר֖וֹב עֲצָמָ֣יו אֵתָֽן
Ve yatağının üzerinde acıyla azarlandı, ve kemiklerinin çokluğu süreklidir.
Örnek Ayetler (1)
Yasa'nın Tekrarı 7:7
·
Tevrat
לֹ֣א מֵֽרֻבְּכֶ֞ם מִכָּל־הָֽעַמִּ֗ים חָשַׁ֧ק יְהוָ֛ה בָּכֶ֖ם וַיִּבְחַ֣ר בָּכֶ֑ם כִּֽי־אַתֶּ֥ם הַמְעַ֖ט מִכָּל־הָעַמִּֽים
Yahve bütün halklardan çok olduğunuzdan dolayı size bağlanmadı ve sizi seçmedi; çünkü siz bütün halklardan azdınız.
Örnek Ayetler (1)
Hoşea 8:12
·
Tevrat
אֶ֨כְתָּב־ל֔וֹ רֻבֵּ֖י תּֽוֹרָתִ֑י כְּמוֹ־זָ֖ר נֶחְשָֽׁבוּ
Onun için yasamın çoğunu yazdım; yabancı bir şey gibi sayıldılar.
Örnek Ayetler (5 / 16)
2. Krallar 18:17
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֣ח מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֡וּר אֶת־תַּרְתָּ֥ן וְאֶת־רַב־סָרִ֣יס וְאֶת־רַב־שָׁקֵ֨ה מִן־לָכִ֜ישׁ אֶל־הַמֶּ֧לֶךְ חִזְקִיָּ֛הוּ בְּחֵ֥יל כָּבֵ֖ד יְרוּשָׁלִָ֑ם וַֽיַּעֲלוּ֙ וַיָּבֹ֣אוּ יְרוּשָׁלִַ֔ם וַיַּעֲל֣וּ וַיָּבֹ֗אוּ וַיַּֽעַמְדוּ֙ בִּתְעָלַת֙ הַבְּרֵכָ֣ה הָֽעֶלְיוֹנָ֔ה אֲשֶׁ֕ר בִּמְסִלַּ֖ת שְׂדֵ֥ה כוֹבֵֽס
Ve Asur kralı Tartan'ı, Rav-Saris'i ve Rav-Şake'yi Lakiş'ten kral Hizkiya'ya ağır orduyla Yeruşalim'e gönderdi; ve çıktılar ve Yeruşalim'e geldiler, ve çıktılar ve geldiler ve çamaşırcı tarlasının yolunda olan yukarı havuzun kanalında durdular.
2. Krallar 18:19
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ רַב־שָׁקֵ֔ה אִמְרוּ־נָ֖א אֶל־חִזְקִיָּ֑הוּ כֹּֽה־אָמַ֞ר הַמֶּ֤לֶךְ הַגָּדוֹל֙ מֶ֣לֶךְ אַשּׁ֔וּר מָ֧ה הַבִּטָּח֛וֹן הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֥ר בָּטָֽחְתָּ
Ve Rav-Şake onlara dedi: 'Lütfen Hizkiya'ya söyleyin: Büyük kral, Asur kralı şöyle dedi: Güvendiğin bu güven nedir?'
2. Krallar 18:26
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֶלְיָקִ֣ים בֶּן־חִ֠לְקִיָּהוּ וְשֶׁבְנָ֨ה וְיוֹאָ֜ח אֶל־רַב־שָׁקֵ֗ה דַּבֶּר־נָ֤א אֶל־עֲבָדֶ֨יךָ֙ אֲרָמִ֔ית כִּ֥י שֹׁמְעִ֖ים אֲנָ֑חְנוּ וְאַל־תְּדַבֵּ֤ר עִמָּ֨נוּ֙ יְהוּדִ֔ית בְּאָזְנֵ֣י הָעָ֔ם אֲשֶׁ֖ר עַל־הַחֹמָֽה
Hilkiya oğlu Elyakim, Şevna ve Yoah Ravşake'ye dediler: 'Lütfen kullarına Aramice konuş, çünkü biz işitiyoruz; ve duvarın üzerinde olan halkın kulaklarına bizimle Yahudice konuşma.'
2. Krallar 18:27
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵיהֶ֜ם רַב־שָׁקֵ֗ה הַעַ֨ל אֲדֹנֶ֤יךָ וְאֵלֶ֨יךָ֙ שְׁלָחַ֣נִי אֲדֹנִ֔י לְדַבֵּ֖ר אֶת־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֑לֶּה הֲלֹ֣א עַל־הָאֲנָשִׁ֗ים הַיֹּֽשְׁבִים֙ עַל־הַ֣חֹמָ֔ה לֶאֱכֹ֣ל אֶת צוֹאָתָ֗ם וְלִשְׁתּ֛וֹת אֶת־מימֵ֥י רַגְלֵיהֶ֖ם עִמָּכֶֽם
Ravşake onlara dedi: 'Efendim beni bu sözleri konuşmak için senin efendine ve sana mı gönderdi? Sizinle birlikte kendi dışkılarını yemek ve kendi ayaklarının sularını içmek için duvarın üzerinde oturan adamlara değil mi?'
2. Krallar 18:28
·
Tevrat
וַֽיַּעֲמֹד֙ רַב־שָׁקֵ֔ה וַיִּקְרָ֥א בְקוֹל־גָּד֖וֹל יְהוּדִ֑ית וַיְדַבֵּ֣ר וַיֹּ֔אמֶר שִׁמְע֛וּ דְּבַר־הַמֶּ֥לֶךְ הַגָּד֖וֹל מֶ֥לֶךְ אַשּֽׁוּר
Sonra Ravşake durdu ve Yahudice büyük bir sesle bağırdı; konuştu ve dedi: 'Büyük kralın, Asur kralının sözünü işitin.'
Örnek Ayetler (5 / 16)
2. Krallar 18:17
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֣ח מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֡וּר אֶת־תַּרְתָּ֥ן וְאֶת־רַב־סָרִ֣יס וְאֶת־רַב־שָׁקֵ֨ה מִן־לָכִ֜ישׁ אֶל־הַמֶּ֧לֶךְ חִזְקִיָּ֛הוּ בְּחֵ֥יל כָּבֵ֖ד יְרוּשָׁלִָ֑ם וַֽיַּעֲלוּ֙ וַיָּבֹ֣אוּ יְרוּשָׁלִַ֔ם וַיַּעֲל֣וּ וַיָּבֹ֗אוּ וַיַּֽעַמְדוּ֙ בִּתְעָלַת֙ הַבְּרֵכָ֣ה הָֽעֶלְיוֹנָ֔ה אֲשֶׁ֕ר בִּמְסִלַּ֖ת שְׂדֵ֥ה כוֹבֵֽס
Ve Asur kralı Tartan'ı, Rav-Saris'i ve Rav-Şake'yi Lakiş'ten kral Hizkiya'ya ağır orduyla Yeruşalim'e gönderdi; ve çıktılar ve Yeruşalim'e geldiler, ve çıktılar ve geldiler ve çamaşırcı tarlasının yolunda olan yukarı havuzun kanalında durdular.
2. Krallar 18:19
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ רַב־שָׁקֵ֔ה אִמְרוּ־נָ֖א אֶל־חִזְקִיָּ֑הוּ כֹּֽה־אָמַ֞ר הַמֶּ֤לֶךְ הַגָּדוֹל֙ מֶ֣לֶךְ אַשּׁ֔וּר מָ֧ה הַבִּטָּח֛וֹן הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֥ר בָּטָֽחְתָּ
Ve Rav-Şake onlara dedi: 'Lütfen Hizkiya'ya söyleyin: Büyük kral, Asur kralı şöyle dedi: Güvendiğin bu güven nedir?'
2. Krallar 18:26
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֶלְיָקִ֣ים בֶּן־חִ֠לְקִיָּהוּ וְשֶׁבְנָ֨ה וְיוֹאָ֜ח אֶל־רַב־שָׁקֵ֗ה דַּבֶּר־נָ֤א אֶל־עֲבָדֶ֨יךָ֙ אֲרָמִ֔ית כִּ֥י שֹׁמְעִ֖ים אֲנָ֑חְנוּ וְאַל־תְּדַבֵּ֤ר עִמָּ֨נוּ֙ יְהוּדִ֔ית בְּאָזְנֵ֣י הָעָ֔ם אֲשֶׁ֖ר עַל־הַחֹמָֽה
Hilkiya oğlu Elyakim, Şevna ve Yoah Ravşake'ye dediler: 'Lütfen kullarına Aramice konuş, çünkü biz işitiyoruz; ve duvarın üzerinde olan halkın kulaklarına bizimle Yahudice konuşma.'
2. Krallar 18:27
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵיהֶ֜ם רַב־שָׁקֵ֗ה הַעַ֨ל אֲדֹנֶ֤יךָ וְאֵלֶ֨יךָ֙ שְׁלָחַ֣נִי אֲדֹנִ֔י לְדַבֵּ֖ר אֶת־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֑לֶּה הֲלֹ֣א עַל־הָאֲנָשִׁ֗ים הַיֹּֽשְׁבִים֙ עַל־הַ֣חֹמָ֔ה לֶאֱכֹ֣ל אֶת צוֹאָתָ֗ם וְלִשְׁתּ֛וֹת אֶת־מימֵ֥י רַגְלֵיהֶ֖ם עִמָּכֶֽם
Ravşake onlara dedi: 'Efendim beni bu sözleri konuşmak için senin efendine ve sana mı gönderdi? Sizinle birlikte kendi dışkılarını yemek ve kendi ayaklarının sularını içmek için duvarın üzerinde oturan adamlara değil mi?'
2. Krallar 18:28
·
Tevrat
וַֽיַּעֲמֹד֙ רַב־שָׁקֵ֔ה וַיִּקְרָ֥א בְקוֹל־גָּד֖וֹל יְהוּדִ֑ית וַיְדַבֵּ֣ר וַיֹּ֔אמֶר שִׁמְע֛וּ דְּבַר־הַמֶּ֥לֶךְ הַגָּד֖וֹל מֶ֥לֶךְ אַשּֽׁוּר
Sonra Ravşake durdu ve Yahudice büyük bir sesle bağırdı; konuştu ve dedi: 'Büyük kralın, Asur kralının sözünü işitin.'
Örnek Ayetler (5 / 10)
Ezra 5:11
·
Tevrat
וּכְנֵ֥מָא פִתְגָמָ֖א הֲתִיב֣וּנָא לְמֵמַ֑ר אֲנַ֣חְנָא הִמּ֡וֹ עַבְדוֹהִי֩ דִֽי־אֱלָ֨הּ שְׁמַיָּ֜א וְאַרְעָ֗א וּבָנַ֤יִן בַּיְתָא֙ דִּֽי־הֲוָ֨א בְנֵ֜ה מִקַּדְמַ֤ת דְּנָה֙ שְׁנִ֣ין שַׂגִּיאָ֔ן וּמֶ֤לֶךְ לְיִשְׂרָאֵל֙ רַ֔ב בְּנָ֖הִי וְשַׁכְלְלֵֽהּ
Ve bize şöyle diyerek sözle karşılık verdiler: 'Biz göğün ve yerin Tanrısı'nın kullarıyız; ve bundan çok yıllar önce inşa edilmiş olan evi inşa ediyoruz, onu İsrail'in büyük bir kralı inşa etmiş ve tamamlamıştı.'
Daniel 2:10
·
Tevrat
עֲנ֨וֹ כַשְׂדָּאֵ֤י קֳדָם־מַלְכָּא֙ וְאָ֣מְרִ֔ין לָֽא־אִיתַ֤י אֲנָשׁ֙ עַל־יַבֶּשְׁתָּ֔א דִּ֚י מִלַּ֣ת מַלְכָּ֔א יוּכַ֖ל לְהַחֲוָיָ֑ה כָּל־קֳבֵ֗ל דִּ֚י כָּל־מֶ֨לֶךְ֙ רַ֣ב וְשַׁלִּ֔יט מִלָּ֤ה כִדְנָה֙ לָ֣א שְׁאֵ֔ל לְכָל־חַרְטֹּ֖ם וְאָשַׁ֥ף וְכַשְׂדָּֽי
Kildaniler kralın önünde cevap verip dediler: 'Kuru toprak üzerinde kralın sözünü bildirebilecek bir insan yoktur; çünkü hiçbir büyük ve güçlü kral, herhangi bir sihirbaza, falcıya ve Kildaniye böyle bir söz sormamıştır.'
Daniel 2:14
·
Tevrat
בֵּאדַ֣יִן דָּנִיֵּ֗אל הֲתִיב֙ עֵטָ֣א וּטְעֵ֔ם לְאַרְי֕וֹךְ רַב־טַבָּחַיָּ֖א דִּ֣י מַלְכָּ֑א דִּ֚י נְפַ֣ק לְקַטָּלָ֔ה לְחַכִּימֵ֖י בָּבֶֽל
O zaman Daniel, Babil'in bilgelerini öldürmek için çıkmış olan kralın muhafız komutanı Aryok'a öğüt ve sağduyu ile cevap verdi.
Daniel 2:31
·
Tevrat
אַ֣נְתְּה מַלְכָּ֗א חָזֵ֤ה הֲוַ֨יְתָ֙ וַאֲל֨וּ צְלֵ֥ם חַד֙ שַׂגִּ֔יא צַלְמָ֨א דִּכֵּ֥ן רַ֛ב וְזִיוֵ֥הּ יַתִּ֖יר קָאֵ֣ם לְקָבְלָ֑ךְ וְרֵוֵ֖הּ דְּחִֽיל
Sen, ey kral, bakıyordun ve işte büyük bir heykel; bu heykel büyüktü ve parlaklığı olağanüstüydü, senin önünde duruyordu ve görünüşü korkunçtu.
Daniel 2:35
·
Tevrat
בֵּאדַ֣יִן דָּ֣קוּ כַחֲדָ֡ה פַּרְזְלָא֩ חַסְפָּ֨א נְחָשָׁ֜א כַּסְפָּ֣א וְדַהֲבָ֗א וַהֲווֹ֙ כְּע֣וּר מִן־אִדְּרֵי־קַ֔יִט וּנְשָׂ֤א הִמּוֹן֙ רוּחָ֔א וְכָל־אֲתַ֖ר לָא־הִשְׁתֲּכַ֣ח לְה֑וֹן וְאַבְנָ֣א דִּֽי־מְחָ֣ת לְצַלְמָ֗א הֲוָ֛ת לְט֥וּר רַ֖ב וּמְלָ֥ת כָּל־אַרְעָֽא
O zaman demir, kil, tunç, gümüş ve altın birlikte parçalandı ve yaz harman yerlerindeki saman çöpü gibi oldular; rüzgar onları uçurdu ve onlar için hiçbir yer bulunmadı; ve heykele çarpan taş büyük bir dağ oldu ve bütün yeri doldurdu.
Örnek Ayetler (3)
Ezra 4:10
·
Tevrat
וּשְׁאָ֣ר אֻמַּיָּ֗א דִּ֤י הַגְלִי֙ אָסְנַפַּר֙ רַבָּ֣א וְיַקִּירָ֔א וְהוֹתֵ֣ב הִמּ֔וֹ בְּקִרְיָ֖ה דִּ֣י שָׁמְרָ֑יִן וּשְׁאָ֥ר עֲבַֽר־נַהֲרָ֖ה וּכְעֶֽנֶת
ve büyük ve saygın Asnappar'ın sürgün edip Samiriye şehrine ve Irmağın ötesindeki diğer yerlere yerleştirdiği diğer uluslar; ve şimdi.
Ezra 5:8
·
Tevrat
יְדִ֣יעַ לֶהֱוֵ֣א לְמַלְכָּ֗א דִּֽי־אֲזַ֜לְנָא לִיה֤וּד מְדִֽינְתָּא֙ לְבֵית֙ אֱלָהָ֣א רַבָּ֔א וְה֤וּא מִתְבְּנֵא֙ אֶ֣בֶן גְּלָ֔ל וְאָ֖ע מִתְּשָׂ֣ם בְּכֻתְלַיָּ֑א וַעֲבִ֥ידְתָּא דָ֛ךְ אָסְפַּ֥רְנָא מִתְעַבְדָ֖א וּמַצְלַ֥ח בְּיֶדְהֹֽם
Kral tarafından bilinsin ki, Yahuda eyaletine, büyük Tanrı'nın evine gittik; ve o büyük taşlarla inşa ediliyor ve duvarlara kereste konuluyor; ve bu iş özenle yapılıyor ve onların ellerinde başarılı oluyor.
Daniel 7:2
·
Tevrat
עָנֵ֤ה דָנִיֵּאל֙ וְאָמַ֔ר חָזֵ֥ה הֲוֵ֛ית בְּחֶזְוִ֖י עִם־לֵֽילְיָ֑א וַאֲר֗וּ אַרְבַּע֙ רוּחֵ֣י שְׁמַיָּ֔א מְגִיחָ֖ן לְיַמָּ֥א רַבָּֽא
Daniel cevap verdi ve dedi: 'Geceyle görümümde görüyordum ve işte göklerin dört rüzgarı büyük denize saldırıyordu.'