55
Kullanım
4
Lemma
17
Türev
28
Anlam
4 lemma, 17 türev form
Örnek Ayetler (5 / 10)
Amos 5:8
·
Tevrat
עֹשֵׂ֨ה כִימָ֜ה וּכְסִ֗יל וְהֹפֵ֤ךְ לַבֹּ֨קֶר֙ צַלְמָ֔וֶת וְי֖וֹם לַ֣יְלָה הֶחְשִׁ֑יךְ הַקּוֹרֵ֣א לְמֵֽי־הַיָּ֗ם וַֽיִּשְׁפְּכֵ֛ם עַל־פְּנֵ֥י הָאָ֖רֶץ יְהוָ֥ה שְׁמֽוֹ
Ülker'i ve Oryon'u yapan, ölüm gölgesini sabaha çeviren ve günü geceye karartan, denizin sularını çağıran ve onları yerin yüzüne döken; onun adı Yahve'dir.
Yeşaya 9:1
·
Tevrat
הָעָם֙ הַהֹלְכִ֣ים בַּחֹ֔שֶׁךְ רָא֖וּ א֣וֹר גָּד֑וֹל יֹשְׁבֵי֙ בְּאֶ֣רֶץ צַלְמָ֔וֶת א֖וֹר נָגַ֥הּ עֲלֵיהֶֽם
Karanlıkta yürüyen halk büyük bir ışık gördü; ölüm gölgesi yerinde oturanların üzerlerine ışık parladı.
Mezmurlar 23:4
·
Tevrat
גַּ֤ם כִּֽי־אֵלֵ֨ךְ בְּגֵ֪יא צַלְמָ֡וֶת לֹא־אִ֘ירָ֤א רָ֗ע כִּי־אַתָּ֥ה עִמָּדִ֑י שִׁבְטְךָ֥ וּ֝מִשְׁעַנְתֶּ֗ךָ הֵ֣מָּה יְנַֽחֲמֻֽנִי
Ölüm gölgesi vadisinde yürüsem bile kötülükten korkmam; çünkü sen benimlesin; senin değneğin ve senin asan, onlar beni teselli eder.
Eyüp 10:22
·
Tevrat
אֶ֤רֶץ עֵיפָ֨תָה כְּמ֥וֹ אֹ֗פֶל צַ֭לְמָוֶת וְלֹ֥א סְדָרִ֗ים וַתֹּ֥פַע כְּמוֹ־אֹֽפֶל
Zifiri karanlık diyarı, ölüm gölgesi karanlığı gibi; düzen yoktur ve karanlık gibi parlar.
Eyüp 12:22
·
Tevrat
מְגַלֶּ֣ה עֲ֭מֻקוֹת מִנִּי־חֹ֑שֶׁךְ וַיֹּצֵ֖א לָא֣וֹר צַלְמָֽוֶת
Karanlıktan derinlikleri açığa çıkarır ve ölüm gölgesini ışığa çıkarır.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yeremya 2:6
·
Tevrat
וְלֹ֣א אָמְר֔וּ אַיֵּ֣ה יְהוָ֔ה הַמַּעֲלֶ֥ה אֹתָ֖נוּ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם הַמּוֹלִ֨יךְ אֹתָ֜נוּ בַּמִּדְבָּ֗ר בְּאֶ֨רֶץ עֲרָבָ֤ה וְשׁוּחָה֙ בְּאֶ֨רֶץ֙ צִיָּ֣ה וְצַלְמָ֔וֶת בְּאֶ֗רֶץ לֹֽא־עָ֤בַר בָּהּ֙ אִ֔ישׁ וְלֹֽא־יָשַׁ֥ב אָדָ֖ם שָֽׁם
Ve demediler: 'Bizi Mısır diyarından çıkaran, bizi çölde, bozkır ve çukur diyarında, kuraklık ve ölüm gölgesi diyarında, içinden adamın geçmediği ve orada insanın oturmadığı diyarda yürüten Yahve nerede?'
Mezmurlar 107:10
·
Tevrat
יֹ֭שְׁבֵי חֹ֣שֶׁךְ וְצַלְמָ֑וֶת אֲסִירֵ֖י עֳנִ֣י וּבַרְזֶֽל
Karanlıkta ve ölüm gölgesinde oturanlar, sefalet ve demir esirleri;
Mezmurlar 107:14
·
Tevrat
יֽ֭וֹצִיאֵם מֵחֹ֣שֶׁךְ וְצַלְמָ֑וֶת וּמוֹסְר֖וֹתֵיהֶ֣ם יְנַתֵּֽק
Onları karanlıktan ve ölüm gölgesinden çıkardı ve bağlarını kopardı.
Eyüp 3:5
·
Tevrat
יִגְאָלֻ֡הוּ חֹ֣שֶׁךְ וְ֭צַלְמָוֶת תִּשְׁכָּן־עָלָ֣יו עֲנָנָ֑ה יְ֝בַעֲתֻ֗הוּ כִּֽמְרִ֥ירֵי יֽוֹם
Karanlık ve ölüm gölgesi onu sahiplensin; onun üzerine bulut yerleşsin; günün acılıkları onu dehşete düşürsün.
Eyüp 10:21
·
Tevrat
בְּטֶ֣רֶם אֵ֭לֵךְ וְלֹ֣א אָשׁ֑וּב אֶל־אֶ֖רֶץ חֹ֣שֶׁךְ וְצַלְמָֽוֶת
Gidip de dönmeyeceğim yere, karanlık ve ölüm gölgesi diyarına gitmeden önce;
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 44:20
·
Tevrat
כִּ֣י דִ֭כִּיתָנוּ בִּמְק֣וֹם תַּנִּ֑ים וַתְּכַ֖ס עָלֵ֣ינוּ בְצַלְמָֽוֶת
Oysa bizi çakalların yerinde ezdin ve üzerimizi ölüm gölgesiyle örttün.
Örnek Ayetler (1)
Yeremya 13:16
·
Tevrat
תְּנוּ֩ לַיהוָ֨ה אֱלֹהֵיכֶ֤ם כָּבוֹד֙ בְּטֶ֣רֶם יַחְשִׁ֔ךְ וּבְטֶ֛רֶם יִֽתְנַגְּפ֥וּ רַגְלֵיכֶ֖ם עַל־הָ֣רֵי נָ֑שֶׁף וְקִוִּיתֶ֤ם לְאוֹר֙ וְשָׂמָ֣הּ לְצַלְמָ֔וֶת וְשִׁ֖ית לַעֲרָפֶֽל
O karanlık yapmadan ve ayaklarınız alacakaranlık dağlarında sendelemeden önce Tanrınız Yahve'ye yücelik verin; ve siz ışık beklersiniz ve O onu ölüm gölgesine çevirir ve koyu karanlık yapar.
Örnek Ayetler (5)
Hezekiel 16:17
·
Tevrat
וַתִּקְחִ֞י כְּלֵ֣י תִפְאַרְתֵּ֗ךְ מִזְּהָבִ֤י וּמִכַּסְפִּי֙ אֲשֶׁ֣ר נָתַ֣תִּי לָ֔ךְ וַתַּעֲשִׂי־לָ֖ךְ צַלְמֵ֣י זָכָ֑ר וַתִּזְנִי־בָֽם
Ve sana verdiğim benim altınımdan ve benim gümüşümden güzellik eşyalarını aldın ve kendine erkek suretleri yaptın ve onlarla fahişelik ettin.
Hezekiel 23:14
·
Tevrat
וַתּ֖וֹסֶף אֶל־תַּזְנוּתֶ֑יהָ וַתֵּ֗רֶא אַנְשֵׁי֙ מְחֻקֶּ֣ה עַל־הַקִּ֔יר צַלְמֵ֣י כַשְׂדִּ֔ים חֲקֻקִ֖ים בַּשָּׁשַֽׁר
Ve fahişeliklerine ekledi; ve duvarın üzerine çizilmiş adamlar, kırmızı boyayla çizilmiş Kildanilerin suretlerini gördü.
1. Samuel 6:5
·
Tevrat
וַעֲשִׂיתֶם֩ צַלְמֵ֨י טְחֹרֵיכֶ֜ם וְצַלְמֵ֣י עַכְבְּרֵיכֶ֗ם הַמַּשְׁחִיתִם֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ וּנְתַתֶּ֛ם לֵאלֹהֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל כָּב֑וֹד אוּלַ֗י יָקֵ֤ל אֶת־יָדוֹ֙ מֵֽעֲלֵיכֶ֔ם וּמֵעַ֥ל אֱלֹהֵיכֶ֖ם וּמֵעַ֥ל אַרְצְכֶֽם
'Urlarınızın suretlerini ve yeri harap eden farelerinizin suretlerini yapacaksınız ve İsrail'in Tanrısı'na yücelik vereceksiniz. Belki elini sizin üzerinizden, ilahlarınızın üzerinden ve yerinizin üzerinden hafifletir.'
1. Samuel 6:11
·
Tevrat
וַיָּשִׂ֛מוּ אֶת־אֲר֥וֹן יְהוָ֖ה אֶל־הָעֲגָלָ֑ה וְאֵ֣ת הָאַרְגַּ֗ז וְאֵת֙ עַכְבְּרֵ֣י הַזָּהָ֔ב וְאֵ֖ת צַלְמֵ֥י טְחֹרֵיהֶֽם
Yahve'nin sandığını, kutuyu, altın fareleri ve urlarının heykellerini arabaya koydular.
Çölde Sayım 33:52
·
Tevrat
וְה֨וֹרַשְׁתֶּ֜ם אֶת־כָּל־יֹשְׁבֵ֤י הָאָ֨רֶץ֙ מִפְּנֵיכֶ֔ם וְאִ֨בַּדְתֶּ֔ם אֵ֖ת כָּל־מַשְׂכִּיֹּתָ֑ם וְאֵ֨ת כָּל־צַלְמֵ֤י מַסֵּֽכֹתָם֙ תְּאַבֵּ֔דוּ וְאֵ֥ת כָּל־בָּמֹתָ֖ם תַּשְׁמִֽידוּ
Yerin bütün oturanlarını önünüzden kovacaksınız; onların bütün oyma taşlarını yok edeceksiniz, bütün dökme putlarını yok edeceksiniz ve bütün yüksek yerlerini harap edeceksiniz.
Örnek Ayetler (3)
Mezmurlar 39:7
·
Tevrat
אַךְ־בְּצֶ֤לֶם יִֽתְהַלֶּךְ־אִ֗ישׁ אַךְ־הֶ֥בֶל יֶהֱמָי֑וּן יִ֝צְבֹּ֗ר וְֽלֹא־יֵדַ֥ע מִי־אֹסְפָֽם
Ancak adam gölge olarak yürür, ancak boşluk için gürültü ederler; yığar ve onları kimin toplayacağını bilmez.
Yaratılış 1:27
·
Tevrat
וַיִּבְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים אֶת־הָֽאָדָם֙ בְּצַלְמ֔וֹ בְּצֶ֥לֶם אֱלֹהִ֖ים בָּרָ֣א אֹת֑וֹ זָכָ֥ר וּנְקֵבָ֖ה בָּרָ֥א אֹתָֽם
Böylece Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı'nın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.
Yaratılış 9:6
·
Tevrat
שֹׁפֵךְ֙ דַּ֣ם הָֽאָדָ֔ם בָּֽאָדָ֖ם דָּמ֣וֹ יִשָּׁפֵ֑ךְ כִּ֚י בְּצֶ֣לֶם אֱלֹהִ֔ים עָשָׂ֖ה אֶת־הָאָדָֽם
İnsanın kanını dökenin kanı insan tarafından dökülecektir; çünkü O, insanı Tanrı suretinde yaptı.
Örnek Ayetler (2)
Hezekiel 7:20
·
Tevrat
וּצְבִ֤י עֶדְיוֹ֙ לְגָא֣וֹן שָׂמָ֔הוּ וְצַלְמֵ֧י תוֹעֲבֹתָ֛ם שִׁקּוּצֵיהֶ֖ם עָ֣שׂוּ ב֑וֹ עַל־כֵּ֛ן נְתַתִּ֥יו לָהֶ֖ם לְנִדָּֽה
Süsünün güzelliğini gurur için koydu ve iğrençliklerinin, tiksintilerinin suretlerini onda yaptılar; bu yüzden onu onlara kirlilik olarak verdim.
1. Samuel 6:5
·
Tevrat
וַעֲשִׂיתֶם֩ צַלְמֵ֨י טְחֹרֵיכֶ֜ם וְצַלְמֵ֣י עַכְבְּרֵיכֶ֗ם הַמַּשְׁחִיתִם֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ וּנְתַתֶּ֛ם לֵאלֹהֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל כָּב֑וֹד אוּלַ֗י יָקֵ֤ל אֶת־יָדוֹ֙ מֵֽעֲלֵיכֶ֔ם וּמֵעַ֥ל אֱלֹהֵיכֶ֖ם וּמֵעַ֥ל אַרְצְכֶֽם
'Urlarınızın suretlerini ve yeri harap eden farelerinizin suretlerini yapacaksınız ve İsrail'in Tanrısı'na yücelik vereceksiniz. Belki elini sizin üzerinizden, ilahlarınızın üzerinden ve yerinizin üzerinden hafifletir.'
Örnek Ayetler (2)
2. Krallar 11:18
·
Tevrat
וַיָּבֹ֣אוּ כָל־עַם֩ הָאָ֨רֶץ בֵּית־הַבַּ֜עַל וַֽיִּתְּצֻ֗הוּ אֶת־מִזְבְּחֹתָ֤יו וְאֶת־צְלָמָיו֙ שִׁבְּר֣וּ הֵיטֵ֔ב וְאֵ֗ת מַתָּן֙ כֹּהֵ֣ן הַבַּ֔עַל הָרְג֖וּ לִפְנֵ֣י הַֽמִּזְבְּח֑וֹת וַיָּ֧שֶׂם הַכֹּהֵ֛ן פְּקֻדּ֖וֹת עַל־בֵּ֥ית יְהוָֽה
Yerin bütün halkı Baal'ın evine geldiler ve onu yıktılar; onun sunaklarını ve onun putlarını iyice kırdılar ve Baal'ın kâhini Mattan'ı sunakların önünde öldürdüler. Kâhin Yahve'nin evi üzerine görevliler koydu.
2. Tarihler 23:17
·
Tevrat
וַיָּבֹ֨אוּ כָל־הָעָ֤ם בֵּית־הַבַּ֨עַל֙ וַֽיִּתְּצֻ֔הוּ וְאֶת־מִזְבְּחֹתָ֥יו וְאֶת־צְלָמָ֖יו שִׁבֵּ֑רוּ וְאֵ֗ת מַתָּן֙ כֹּהֵ֣ן הַבַּ֔עַל הָרְג֖וּ לִפְנֵ֥י הַֽמִּזְבְּחֽוֹת
Bütün halk Baal'in evine geldiler ve onu yıktılar, onun sunaklarını ve onun putlarını kırdılar; ve Baal'in kâhini Mattan'ı sunakların önünde öldürdüler.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 73:20
·
Tevrat
כַּחֲל֥וֹם מֵהָקִ֑יץ אֲ֝דֹנָי בָּעִ֤יר צַלְמָ֬ם תִּבְזֶֽה
Uyanınca rüya gibi; Efendi, uyanışta onların suretini hor göreceksin.
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 1:27
·
Tevrat
וַיִּבְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים אֶת־הָֽאָדָם֙ בְּצַלְמ֔וֹ בְּצֶ֥לֶם אֱלֹהִ֖ים בָּרָ֣א אֹת֑וֹ זָכָ֥ר וּנְקֵבָ֖ה בָּרָ֥א אֹתָֽם
Böylece Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı'nın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 1:26
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים נַֽעֲשֶׂ֥ה אָדָ֛ם בְּצַלְמֵ֖נוּ כִּדְמוּתֵ֑נוּ וְיִרְדּוּ֩ בִדְגַ֨ת הַיָּ֜ם וּבְע֣וֹף הַשָּׁמַ֗יִם וּבַבְּהֵמָה֙ וּבְכָל־הָאָ֔רֶץ וּבְכָל־הָרֶ֖מֶשׂ הָֽרֹמֵ֥שׂ עַל־הָאָֽרֶץ
Ardından Tanrı dedi: 'Suretimizde, benzeyişimize göre insan yapalım; denizin balıklarına, göklerin uçanlarına, evcil hayvanlara, bütün yere ve yerin üzerinde hareket eden her sürüngene hükmetsinler.'
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 5:3
·
Tevrat
וַֽיְחִ֣י אָדָ֗ם שְׁלֹשִׁ֤ים וּמְאַת֙ שָׁנָ֔ה וַיּ֥וֹלֶד בִּדְמוּת֖וֹ כְּצַלְמ֑וֹ וַיִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ שֵֽׁת
Adem yüz otuz yıl yaşadı ve kendi benzeyişinde, kendi suretine göre bir oğulun babası oldu ve adını Şet koydu.
Örnek Ayetler (1)
Amos 5:26
·
Tevrat
וּנְשָׂאתֶ֗ם אֵ֚ת סִכּ֣וּת מַלְכְּכֶ֔ם וְאֵ֖ת כִּיּ֣וּן צַלְמֵיכֶ֑ם כּוֹכַב֙ אֱלֹ֣הֵיכֶ֔ם אֲשֶׁ֥ר עֲשִׂיתֶ֖ם לָכֶֽם
Ve kralınız Sikkut'u ve putlarınız Kiyyun'u, kendiniz için yaptığınız ilahlarınızın yıldızını taşıdınız.
Örnek Ayetler (3)
Daniel 3:5
·
Tevrat
בְּעִדָּנָ֡א דִּֽי־תִשְׁמְע֡וּן קָ֣ל קַרְנָ֣א מַ֠שְׁרוֹקִיתָא קַתְר֨וֹס סַבְּכָ֤א פְּסַנְתֵּרִין֙ סוּמְפֹּ֣נְיָ֔ה וְכֹ֖ל זְנֵ֣י זְמָרָ֑א תִּפְּל֤וּן וְתִסְגְּדוּן֙ לְצֶ֣לֶם דַּהֲבָ֔א דִּ֥י הֲקֵ֖ים נְבוּכַדְנֶצַּ֥ר מַלְכָּֽא
Boynuz, flüt, lir, arp, santur, tulum ve her tür müzik sesini işiteceğiniz zamanda, düşeceksiniz ve kral Nebukadnessar'ın diktiği altın heykele secde edeceksiniz.
Daniel 3:7
·
Tevrat
כָּל־קֳבֵ֣ל דְּנָ֡ה בֵּהּ־זִמְנָ֡א כְּדִ֣י שָֽׁמְעִ֣ין כָּֽל־עַמְמַיָּ֡א קָ֣ל קַרְנָא֩ מַשְׁר֨וֹקִיתָ֜א קַתְר֤וֹס שַׂבְּכָא֙ פְּסַנְטֵרִ֔ין וְכֹ֖ל זְנֵ֣י זְמָרָ֑א נָֽפְלִ֨ין כָּֽל־עַֽמְמַיָּ֜א אֻמַיָּ֣א וְלִשָּׁנַיָּ֗א סָֽגְדִין֙ לְצֶ֣לֶם דַּהֲבָ֔א דִּ֥י הֲקֵ֖ים נְבוּכַדְנֶצַּ֥ר מַלְכָּֽא
Bundan dolayı, o zamanda bütün halklar boynuz, flüt, lir, arp, santur ve her tür müzik sesini işitince, bütün halklar, uluslar ve diller düştüler, kral Nebukadnessar'ın diktiği altın heykele secde ettiler.
Daniel 3:10
·
Tevrat
אַ֣נְתְּ מַלְכָּא֮ שָׂ֣מְתָּ טְּעֵם֒ דִּ֣י כָל־אֱנָ֡שׁ דִּֽי־יִשְׁמַ֡ע קָ֣ל קַרְנָ֣א מַ֠שְׁרֹקִיתָא קַתְר֨וֹס שַׂבְּכָ֤א פְסַנְתֵּרִין֙ וְסוּפֹּ֣נְיָ֔ה וְכֹ֖ל זְנֵ֣י זְמָרָ֑א יִפֵּ֥ל וְיִסְגֻּ֖ד לְצֶ֥לֶם דַּהֲבָֽא
Sen, ey kral, boynuz, flüt, lir, arp, santur ve tulum ve her tür müzik sesini işitecek her insanın düşeceği ve altın heykele secde edeceği buyruğunu koydun.
Örnek Ayetler (4)
Daniel 2:31
·
Tevrat
אַ֣נְתְּה מַלְכָּ֗א חָזֵ֤ה הֲוַ֨יְתָ֙ וַאֲל֨וּ צְלֵ֥ם חַד֙ שַׂגִּ֔יא צַלְמָ֨א דִּכֵּ֥ן רַ֛ב וְזִיוֵ֥הּ יַתִּ֖יר קָאֵ֣ם לְקָבְלָ֑ךְ וְרֵוֵ֖הּ דְּחִֽיל
Sen, ey kral, bakıyordun ve işte büyük bir heykel; bu heykel büyüktü ve parlaklığı olağanüstüydü, senin önünde duruyordu ve görünüşü korkunçtu.
Daniel 2:32
·
Tevrat
ה֣וּא צַלְמָ֗א רֵאשֵׁהּ֙ דִּֽי־דְהַ֣ב טָ֔ב חֲד֥וֹהִי וּדְרָע֖וֹהִי דִּ֣י כְסַ֑ף מְע֥וֹהִי וְיַרְכָתֵ֖הּ דִּ֥י נְחָֽשׁ
Bu heykelin başı saf altından, göğsü ve kolları gümüşten, karnı ve kalçaları tunçtandı;
Daniel 3:2
·
Tevrat
וּנְבוּכַדְנֶצַּ֣ר מַלְכָּ֡א שְׁלַ֡ח לְמִכְנַ֣שׁ לַֽאֲחַשְׁדַּרְפְּנַיָּ֡א סִגְנַיָּ֣א וּֽפַחֲוָתָ֡א אֲדַרְגָּזְרַיָּא֩ גְדָ֨בְרַיָּ֤א דְּתָבְרַיָּא֙ תִּפְתָּיֵ֔א וְכֹ֖ל שִׁלְטֹנֵ֣י מְדִֽינָתָ֑א לְמֵתֵא֙ לַחֲנֻכַּ֣ת צַלְמָ֔א דִּ֥י הֲקֵ֖ים נְבוּכַדְנֶצַּ֥ר מַלְכָּֽא
Ve kral Nebukadnessar satrapları, yöneticileri ve valileri, danışmanları, hazinedarları, yargıçları, memurları ve eyaletlerin bütün yöneticilerini, kral Nebukadnessar'ın diktiği heykelin adanmasına gelmeleri için toplamaya gönderdi.
Daniel 3:3
·
Tevrat
בֵּאדַ֡יִן מִֽתְכַּנְּשִׁ֡ין אֲחַשְׁדַּרְפְּנַיָּ֡א סִגְנַיָּ֣א וּֽפַחֲוָתָ֡א אֲדַרְגָּזְרַיָּ֣א גְדָבְרַיָּא֩ דְּתָ֨בְרַיָּ֜א תִּפְתָּיֵ֗א וְכֹל֙ שִׁלְטֹנֵ֣י מְדִֽינָתָ֔א לַחֲנֻכַּ֣ת צַלְמָ֔א דִּ֥י הֲקֵ֖ים נְבוּכַדְנֶצַּ֣ר מַלְכָּ֑א וְקָֽיְמִין֙ לָקֳבֵ֣ל צַלְמָ֔א דִּ֥י הֲקֵ֖ים נְבוּכַדְנֶצַּֽר
Bunun üzerine satraplar, yöneticiler ve valiler, danışmanlar, hazinedarlar, yargıçlar, memurlar ve eyaletlerin bütün yöneticileri kral Nebukadnessar'ın diktiği heykelin adanması için toplandılar; ve Nebukadnessar'ın diktiği heykelin karşısında durdular.
Örnek Ayetler (3)
Daniel 3:12
·
Tevrat
אִיתַ֞י גֻּבְרִ֣ין יְהוּדָאיִ֗ן דִּֽי־מַנִּ֤יתָ יָתְהוֹן֙ עַל־עֲבִידַת֙ מְדִינַ֣ת בָּבֶ֔ל שַׁדְרַ֥ךְ מֵישַׁ֖ךְ וַעֲבֵ֣ד נְג֑וֹ גֻּבְרַיָּ֣א אִלֵּ֗ךְ לָא־שָׂ֨מֽוּ עֲלָ֤ךְ מַלְכָּא֙ טְעֵ֔ם לֵֽאלָהָךְ֙ לָ֣א פָלְחִ֔ין וּלְצֶ֧לֶם דַּהֲבָ֛א דִּ֥י הֲקֵ֖ימְתָּ לָ֥א סָגְדִֽין
Babil eyaletinin işleri üzerine atadığın Yahudi adamlar vardır, Şadrak, Meşak ve Aved-Nego; bu adamlar sana, ey kral, buyruk koymadılar, senin ilahına kulluk etmiyorlar ve diktiğin altın heykele secde etmiyorlar.
Daniel 3:14
·
Tevrat
עָנֵ֤ה נְבֻֽכַדְנֶצַּר֙ וְאָמַ֣ר לְה֔וֹן הַצְדָּ֕א שַׁדְרַ֥ךְ מֵישַׁ֖ךְ וַעֲבֵ֣ד נְג֑וֹ לֵֽאלָהַ֗י לָ֤א אִֽיתֵיכוֹן֙ פָּֽלְחִ֔ין וּלְצֶ֧לֶם דַּהֲבָ֛א דִּ֥י הֲקֵ֖ימֶת לָ֥א סָֽגְדִֽין
Nebukadnessar yanıt verdi ve onlara dedi: 'Gerçekten mi, Şadrak, Meşak ve Aved-Nego, benim ilahıma kulluk etmiyorsunuz ve diktiğim altın heykele secde etmiyorsunuz?'
Daniel 3:18
·
Tevrat
וְהֵ֣ן לָ֔א יְדִ֥יעַ לֶהֱוֵא־לָ֖ךְ מַלְכָּ֑א דִּ֤י לֵֽאלָהָךְ֙ לָא־אִיתַ֣נָא פָֽלְחִ֔ין וּלְצֶ֧לֶם דַּהֲבָ֛א דִּ֥י הֲקֵ֖ימְתָּ לָ֥א נִסְגֻּֽד
Ve eğer değilse, sana bilinsin ki, ey kral, senin ilahına kulluk etmiyoruz ve diktiğin altın heykele secde etmeyeceğiz.
Örnek Ayetler (3)
Daniel 2:34
·
Tevrat
חָזֵ֣ה הֲוַ֗יְתָ עַ֠ד דִּ֣י הִתְגְּזֶ֤רֶת אֶ֨בֶן֙ דִּי־לָ֣א בִידַ֔יִן וּמְחָ֤ת לְצַלְמָא֙ עַל־רַגְל֔וֹהִי דִּ֥י פַרְזְלָ֖א וְחַסְפָּ֑א וְהַדֵּ֖קֶת הִמּֽוֹן
Sen bakıyordun, ta ki eller olmadan bir taş kesilene ve heykelin demir ve kilden olan ayaklarına çarpıp onları parçalayana kadar.
Daniel 2:35
·
Tevrat
בֵּאדַ֣יִן דָּ֣קוּ כַחֲדָ֡ה פַּרְזְלָא֩ חַסְפָּ֨א נְחָשָׁ֜א כַּסְפָּ֣א וְדַהֲבָ֗א וַהֲווֹ֙ כְּע֣וּר מִן־אִדְּרֵי־קַ֔יִט וּנְשָׂ֤א הִמּוֹן֙ רוּחָ֔א וְכָל־אֲתַ֖ר לָא־הִשְׁתֲּכַ֣ח לְה֑וֹן וְאַבְנָ֣א דִּֽי־מְחָ֣ת לְצַלְמָ֗א הֲוָ֛ת לְט֥וּר רַ֖ב וּמְלָ֥ת כָּל־אַרְעָֽא
O zaman demir, kil, tunç, gümüş ve altın birlikte parçalandı ve yaz harman yerlerindeki saman çöpü gibi oldular; rüzgar onları uçurdu ve onlar için hiçbir yer bulunmadı; ve heykele çarpan taş büyük bir dağ oldu ve bütün yeri doldurdu.
Daniel 3:15
·
Tevrat
כְּעַ֞ן הֵ֧ן אִֽיתֵיכ֣וֹן עֲתִידִ֗ין דִּ֣י בְעִדָּנָ֡א דִּֽי־תִשְׁמְע֡וּן קָ֣ל קַרְנָ֣א מַשְׁרוֹקִיתָ֣א קַתְר֣וֹס שַׂבְּכָ֡א פְּסַנְתֵּרִין֩ וְסוּמְפֹּ֨נְיָ֜ה וְכֹ֣ל זְנֵ֣י זְמָרָ֗א תִּפְּל֣וּן וְתִסְגְּדוּן֮ לְצַלְמָ֣א דִֽי־עַבְדֵת֒ וְהֵן֙ לָ֣א תִסְגְּד֔וּן בַּהּ־שַׁעֲתָ֣ה תִתְרְמ֔וֹן לְגֽוֹא־אַתּ֥וּן נוּרָ֖א יָקִֽדְתָּ֑א וּמַן־ה֣וּא אֱלָ֔הּ דֵּ֥י יְשֵֽׁיזְבִנְכ֖וֹן מִן־יְדָֽי
Şimdi eğer boynuz, flüt, lir, arp, santur ve tulum ve her tür müzik sesini işiteceğiniz zamanda düşmeye ve yaptığım heykele secde etmeye hazırsanız; ama eğer secde etmezseniz, o saatte yanan ateş fırınının içine atılacaksınız; ve sizi ellerimden kurtaracak olan ilah kimdir?
Örnek Ayetler (2)
Daniel 2:31
·
Tevrat
אַ֣נְתְּה מַלְכָּ֗א חָזֵ֤ה הֲוַ֨יְתָ֙ וַאֲל֨וּ צְלֵ֥ם חַד֙ שַׂגִּ֔יא צַלְמָ֨א דִּכֵּ֥ן רַ֛ב וְזִיוֵ֥הּ יַתִּ֖יר קָאֵ֣ם לְקָבְלָ֑ךְ וְרֵוֵ֖הּ דְּחִֽיל
Sen, ey kral, bakıyordun ve işte büyük bir heykel; bu heykel büyüktü ve parlaklığı olağanüstüydü, senin önünde duruyordu ve görünüşü korkunçtu.
Daniel 3:1
·
Tevrat
נְבוּכַדְנֶצַּ֣ר מַלְכָּ֗א עֲבַד֙ צְלֵ֣ם דִּֽי־דְהַ֔ב רוּמֵהּ֙ אַמִּ֣ין שִׁתִּ֔ין פְּתָיֵ֖הּ אַמִּ֣ין שִׁ֑ת אֲקִימֵהּ֙ בְּבִקְעַ֣ת דּוּרָ֔א בִּמְדִינַ֖ת בָּבֶֽל
Kral Nebukadnessar altından bir heykel yaptı, onun yüksekliği altmış kubit (~27 m), onun genişliği altı kubit (~2.7 m) idi; onu Babil eyaletinde Dura ovasında dikti.
Örnek Ayetler (1)
Daniel 3:19
·
Tevrat
בֵּאדַ֨יִן נְבוּכַדְנֶצַּ֜ר הִתְמְלִ֣י חֱמָ֗א וּצְלֵ֤ם אַנְפּ֨וֹהִי֙ אֶשְׁתַּנִּ֔י עַל־שַׁדְרַ֥ךְ מֵישַׁ֖ךְ וַעֲבֵ֣ד נְג֑וֹ עָנֵ֤ה וְאָמַר֙ לְמֵזֵ֣א לְאַתּוּנָ֔א חַ֨ד־שִׁבְעָ֔ה עַ֛ל דִּ֥י חֲזֵ֖ה לְמֵזְיֵֽהּ
Bunun üzerine Nebukadnessar hiddetle doldu ve yüzünün görüntüsü Şadrak'a, Meşak'a ve Aved-Nego'ya karşı değişti; yanıt verdi ve fırının görülmüş ısıtılmasından yedi kat daha fazla ısıtılmasını söyledi.
Örnek Ayetler (2)
Hakimler 9:48
·
Tevrat
וַיַּ֨עַל אֲבִימֶ֜לֶךְ הַר־צַלְמ֗וֹן הוּא֮ וְכָל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־אִתּוֹ֒ וַיִּקַּח֩ אֲבִימֶ֨לֶךְ אֶת־הַקַּרְדֻּמּ֜וֹת בְּיָד֗וֹ וַיִּכְרֹת֙ שׂוֹכַ֣ת עֵצִ֔ים וַיִּ֨שָּׂאֶ֔הָ וַיָּ֖שֶׂם עַל־שִׁכְמ֑וֹ וַיֹּ֜אמֶר אֶל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־עִמּ֗וֹ מָ֤ה רְאִיתֶם֙ עָשִׂ֔יתִי מַהֲר֖וּ עֲשׂ֥וּ כָמֽוֹנִי
Abimelek, o ve onunla olan bütün halk Tsalmon Dağı'na çıktı; Abimelek eline baltaları aldı ve ağaçların bir dalını kesti, onu taşıdı ve omzuna koydu; ve onunla olan halka dedi: 'Ne yaptığımı gördünüz, acele edin, benim gibi yapın.'
2. Samuel 23:28
·
Tevrat
צַלְמוֹן֙ הָֽאֲחֹחִ֔י מַהְרַ֖י הַנְּטֹפָתִֽי
Ahohlu Tsalmon, Netofalı Mahray,