746
Kullanım
5
Lemma
27
Türev
42
Anlam
5 lemma, 27 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
לְמִצְרָֽיִם | le-mitsrayim | Mısır'a, Mısır, sınırlar, kuşatılmış yer | İsim | 1 | ||
וּמִצְרַיִם | u-mitsrayim | ve Mısır, Mısır, sınır, sıkıntı | İsim | 1 | ||
בַּמָּצֽוֹר Lemma | ba-mmatsor | kuşatmada, kuşatma, sıkıntı, kale | İsim | 12 | ||
Örnek Ayetler (5 / 12) Hezekiel 4:3 · Tevrat וְאַתָּ֤ה קַח־לְךָ֙ מַחֲבַ֣ת בַּרְזֶ֔ל וְנָתַתָּ֤ה אוֹתָהּ֙ קִ֣יר בַּרְזֶ֔ל בֵּינְךָ֖ וּבֵ֣ין הָעִ֑יר וַהֲכִינֹתָה֩ אֶת־פָּנֶ֨יךָ אֵלֶ֜יהָ וְהָיְתָ֤ה בַמָּצוֹר֙ וְצַרְתָּ֣ עָלֶ֔יהָ א֥וֹת הִ֖יא לְבֵ֥ית יִשְׂרָאֵֽל Ve sen kendine demir sac al ve onu seninle şehrin arasına demir duvar olarak koy; ve yüzünü ona çevir ve o kuşatmada olacak ve onu kuşatacaksın; o İsrail evine bir işarettir. Yeremya 10:17 · Tevrat אִסְפִּ֥י מֵאֶ֖רֶץ כִּנְעָתֵ֑ךְ יֹשֶׁ֖בֶת בַּמָּצֽוֹר Kuşatmada oturan, bohçanı yerden topla. Yeremya 19:9 · Tevrat וְהַֽאֲכַלְתִּ֞ים אֶת־בְּשַׂ֣ר בְּנֵיהֶ֗ם וְאֵת֙ בְּשַׂ֣ר בְּנֹתֵיהֶ֔ם וְאִ֥ישׁ בְּשַׂר־רֵעֵ֖הוּ יֹאכֵ֑לוּ בְּמָצוֹר֙ וּבְמָצ֔וֹק אֲשֶׁ֨ר יָצִ֧יקוּ לָהֶ֛ם אֹיְבֵיהֶ֖ם וּמְבַקְשֵׁ֥י נַפְשָֽׁם Ve onlara oğullarının etini ve kızlarının etini yedireceğim, ve her adam arkadaşının etini yiyecek; düşmanlarının ve canlarını arayanların onları sıkıştıracağı kuşatmada ve sıkıntıda. Yeremya 52:5 · Tevrat וַתָּבֹ֥א הָעִ֖יר בַּמָּצ֑וֹר עַ֚ד עַשְׁתֵּ֣י עֶשְׂרֵ֣ה שָׁנָ֔ה לַמֶּ֖לֶךְ צִדְקִיָּֽהוּ Ve şehir, kral Tsedekiya'nın on birinci yılına kadar kuşatmaya girdi. 2. Krallar 24:10 · Tevrat בָּעֵ֣ת הַהִ֔יא עָל֗וּ עַבְדֵ֛י נְבֻכַדְנֶאצַּ֥ר מֶֽלֶךְ־בָּבֶ֖ל יְרוּשָׁלִָ֑ם וַתָּבֹ֥א הָעִ֖יר בַּמָּצֽוֹר O zamanda Babil kralı Nebukadnessar'ın kulları Yeruşalim'e çıktılar ve şehir kuşatma altına girdi. | ||||||
מִצּוּר | mi-ttsur | kayadan, kaya, sarp kayalık, sığınak | İsim | 11 | ||
לְמָצוֹר | lematsor | kuşatmaya, kuşatma, sıkıntı, kale | İsim | 1 | ||
מְצוּרֶֽךָ | metsurekha | senin kuşatman, kuşatma, kale, sığınak | Zamir | 1 | ||
הַמָּצוֹר | ha-mmatsor | kuşatma, kuşatma, sıkıntı, kale | İsim | 1 | ||
מָצֽוֹר Lemma | matsor | kuşatma, kuşatma, siper, sıkıntı | İsim | 2 | ||
מָצוֹר | matsor | kuşatmanın, kuşatma, sıkıştırma, savunma yeri | İsim | 2 | ||
וּמְצָרֵי Lemma | u-metsarey | ve sınırları, sınır, dar yer, sıkıntı | İsim | 1 | ||
הַמֵּצַר | hammetsar | sıkıntı, darlık, sıkıntı, zorluk | İsim | 1 | ||
הַמְּצָרִֽים | ha-mmetsarim | dar yerlerin, dar yer, boğaz, sıkıntı, zorluk | İsim | 1 | ||
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 43:32
·
Tevrat
וַיָּשִׂ֥ימוּ ל֛וֹ לְבַדּ֖וֹ וְלָהֶ֣ם לְבַדָּ֑ם וְלַמִּצְרִ֞ים הָאֹכְלִ֤ים אִתּוֹ֙ לְבַדָּ֔ם כִּי֩ לֹ֨א יוּכְל֜וּן הַמִּצְרִ֗ים לֶאֱכֹ֤ל אֶת־הָֽעִבְרִים֙ לֶ֔חֶם כִּי־תוֹעֵבָ֥ה הִ֖וא לְמִצְרָֽיִם
Ona ayrı, onlara ayrı ve onunla yiyen Mısırlılara ayrı koydular; çünkü Mısırlılar İbranilerle ekmek yiyemezlerdi, çünkü bu Mısırlılar için iğrençlikti.
Örnek Ayetler (1)
Çölde Sayım 33:4
·
Tevrat
וּמִצְרַ֣יִם מְקַבְּרִ֗ים אֵת֩ אֲשֶׁ֨ר הִכָּ֧ה יְהוָ֛ה בָּהֶ֖ם כָּל־בְּכ֑וֹר וּבֵאלֹ֣הֵיהֶ֔ם עָשָׂ֥ה יְהוָ֖ה שְׁפָטִֽים
Ve Mısır, Yahve'nin onlarda vurduğu her ilk doğanı gömüyordu; ve Yahve onların ilahlarında yargılar yaptı.
Örnek Ayetler (5 / 12)
Hezekiel 4:3
·
Tevrat
וְאַתָּ֤ה קַח־לְךָ֙ מַחֲבַ֣ת בַּרְזֶ֔ל וְנָתַתָּ֤ה אוֹתָהּ֙ קִ֣יר בַּרְזֶ֔ל בֵּינְךָ֖ וּבֵ֣ין הָעִ֑יר וַהֲכִינֹתָה֩ אֶת־פָּנֶ֨יךָ אֵלֶ֜יהָ וְהָיְתָ֤ה בַמָּצוֹר֙ וְצַרְתָּ֣ עָלֶ֔יהָ א֥וֹת הִ֖יא לְבֵ֥ית יִשְׂרָאֵֽל
Ve sen kendine demir sac al ve onu seninle şehrin arasına demir duvar olarak koy; ve yüzünü ona çevir ve o kuşatmada olacak ve onu kuşatacaksın; o İsrail evine bir işarettir.
Yeremya 10:17
·
Tevrat
אִסְפִּ֥י מֵאֶ֖רֶץ כִּנְעָתֵ֑ךְ יֹשֶׁ֖בֶת בַּמָּצֽוֹר
Kuşatmada oturan, bohçanı yerden topla.
Yeremya 19:9
·
Tevrat
וְהַֽאֲכַלְתִּ֞ים אֶת־בְּשַׂ֣ר בְּנֵיהֶ֗ם וְאֵת֙ בְּשַׂ֣ר בְּנֹתֵיהֶ֔ם וְאִ֥ישׁ בְּשַׂר־רֵעֵ֖הוּ יֹאכֵ֑לוּ בְּמָצוֹר֙ וּבְמָצ֔וֹק אֲשֶׁ֨ר יָצִ֧יקוּ לָהֶ֛ם אֹיְבֵיהֶ֖ם וּמְבַקְשֵׁ֥י נַפְשָֽׁם
Ve onlara oğullarının etini ve kızlarının etini yedireceğim, ve her adam arkadaşının etini yiyecek; düşmanlarının ve canlarını arayanların onları sıkıştıracağı kuşatmada ve sıkıntıda.
Yeremya 52:5
·
Tevrat
וַתָּבֹ֥א הָעִ֖יר בַּמָּצ֑וֹר עַ֚ד עַשְׁתֵּ֣י עֶשְׂרֵ֣ה שָׁנָ֔ה לַמֶּ֖לֶךְ צִדְקִיָּֽהוּ
Ve şehir, kral Tsedekiya'nın on birinci yılına kadar kuşatmaya girdi.
2. Krallar 24:10
·
Tevrat
בָּעֵ֣ת הַהִ֔יא עָל֗וּ עַבְדֵ֛י נְבֻכַדְנֶאצַּ֥ר מֶֽלֶךְ־בָּבֶ֖ל יְרוּשָׁלִָ֑ם וַתָּבֹ֥א הָעִ֖יר בַּמָּצֽוֹר
O zamanda Babil kralı Nebukadnessar'ın kulları Yeruşalim'e çıktılar ve şehir kuşatma altına girdi.
Örnek Ayetler (5 / 11)
Hezekiel 4:2
·
Tevrat
וְנָתַתָּ֨ה עָלֶ֜יהָ מָצ֗וֹר וּבָנִ֤יתָ עָלֶ֨יהָ֙ דָּיֵ֔ק וְשָׁפַכְתָּ֥ עָלֶ֖יהָ סֹֽלְלָ֑ה וְנָתַתָּ֨ה עָלֶ֧יהָ מַחֲנ֛וֹת וְשִׂים־עָלֶ֥יהָ כָּרִ֖ים סָבִֽיב
Ve ona karşı kuşatma koy ve ona karşı kuşatma duvarı inşa et ve ona karşı rampa dök; ve ona karşı ordugahlar koy ve etrafına ona karşı koçbaşları yerleştir.
Hezekiel 4:7
·
Tevrat
וְאֶל־מְצ֤וֹר יְרוּשָׁלִַ֨ם֙ תָּכִ֣ין פָּנֶ֔יךָ וּֽזְרֹעֲךָ֖ חֲשׂוּפָ֑ה וְנִבֵּאתָ֖ עָלֶֽיהָ
Ve yüzünü Yeruşalim'in kuşatmasına çevireceksin ve kolun çıplak olacak ve ona karşı peygamberlik edeceksin.
Nahum 3:14
·
Tevrat
מֵ֤י מָצוֹר֙ שַֽׁאֲבִי־לָ֔ךְ חַזְּקִ֖י מִבְצָרָ֑יִךְ בֹּ֧אִי בַטִּ֛יט וְרִמְסִ֥י בַחֹ֖מֶר הַחֲזִ֥יקִי מַלְבֵּֽן
Kendin için kuşatma sularını çek, senin kalelerini güçlendir; çamura gir ve kili çiğne, tuğla kalıbını güçlendir.
Mika 4:14
·
Tevrat
עַתָּה֙ תִּתְגֹּדְדִ֣י בַת־גְּד֔וּד מָצ֖וֹר שָׂ֣ם עָלֵ֑ינוּ בַּשֵּׁ֨בֶט֙ יַכּ֣וּ עַֽל־הַלְּחִ֔י אֵ֖ת שֹׁפֵ֥ט יִשְׂרָאֵֽל
Şimdi toplan, birlik kızı; üzerimize kuşatma koydu. İsrail hakiminin yanağına değnekle vuracaklar.
Mika 7:12
·
Tevrat
י֥וֹם הוּא֙ וְעָדֶ֣יךָ יָב֔וֹא לְמִנִּ֥י אַשּׁ֖וּר וְעָרֵ֣י מָצ֑וֹר וּלְמִנִּ֤י מָצוֹר֙ וְעַד־נָהָ֔ר וְיָ֥ם מִיָּ֖ם וְהַ֥ר הָהָֽר
O gün Asur'dan ve Mısır şehirlerinden sana gelecekler; ve Mısır'dan ve Irmağa kadar, ve denizden denize ve dağdan dağa.
Örnek Ayetler (1)
2. Tarihler 11:5
·
Tevrat
וַיֵּ֥שֶׁב רְחַבְעָ֖ם בִּירוּשָׁלִָ֑ם וַיִּ֧בֶן עָרִ֛ים לְמָצ֖וֹר בִּיהוּדָֽה
Rehavam Yeruşalim'de oturdu ve Yahuda'da kuşatma için şehirler inşa etti.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 4:8
·
Tevrat
וְהִנֵּ֛ה נָתַ֥תִּי עָלֶ֖יךָ עֲבוֹתִ֑ים וְלֹֽא־תֵהָפֵ֤ךְ מִֽצִּדְּךָ֙ אֶל־צִדֶּ֔ךָ עַד־כַּלּוֹתְךָ֖ יְמֵ֥י מְצוּרֶֽךָ
Ve işte üzerine ipler koydum; ve kuşatmanın günlerini bitirene kadar yanından yanına dönmeyeceksin.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 5:2
·
Tevrat
שְׁלִשִׁ֗ית בָּא֤וּר תַּבְעִיר֙ בְּת֣וֹךְ הָעִ֔יר כִּמְלֹ֖את יְמֵ֣י הַמָּצ֑וֹר וְלָֽקַחְתָּ֣ אֶת־הַשְּׁלִשִׁ֗ית תַּכֶּ֤ה בַחֶ֨רֶב֙ סְבִ֣יבוֹתֶ֔יהָ וְהַשְּׁלִשִׁית֙ תִּזְרֶ֣ה לָר֔וּחַ וְחֶ֖רֶב אָרִ֥יק אַחֲרֵיהֶֽם
Kuşatmanın günleri dolduğunda, üçte birini şehrin içinde ateşte yakacaksın; ve üçte birini alacaksın, onun etrafında kılıçla vuracaksın; ve üçte birini rüzgara savuracaksın ve arkalarından kılıç çekeceğim.
Örnek Ayetler (2)
2. Krallar 19:24
·
Tevrat
אֲנִ֣י קַ֔רְתִּי וְשָׁתִ֖יתִי מַ֣יִם זָרִ֑ים וְאַחְרִב֙ בְּכַף־פְּעָמַ֔י כֹּ֖ל יְאֹרֵ֥י מָצֽוֹר
Ben kazdım ve yabancı sular içtim; ve ayaklarımın tabanıyla Mısır'ın bütün ırmaklarını kurutacağım.
Yeşaya 37:25
·
Tevrat
אֲנִ֥י קַ֖רְתִּי וְשָׁתִ֣יתִי מָ֑יִם וְאַחְרִב֙ בְּכַף־פְּעָמַ֔י כֹּ֖ל יְאֹרֵ֥י מָצֽוֹר
Ben kazdım ve su içtim; ayaklarımın tabanıyla Mısır'ın bütün ırmaklarını kurutacağım.
Örnek Ayetler (2)
Yeşaya 19:6
·
Tevrat
וְהֶאֶזְנִ֣יחוּ נְהָר֔וֹת דָּלֲל֥וּ וְחָרְב֖וּ יְאֹרֵ֣י מָצ֑וֹר קָנֶ֥ה וָס֖וּף קָמֵֽלוּ
Ve nehirler kokacak, Mısır'ın ırmakları azalacak ve kuruyacak; kamış ve saz solacak.
Mika 7:12
·
Tevrat
י֥וֹם הוּא֙ וְעָדֶ֣יךָ יָב֔וֹא לְמִנִּ֥י אַשּׁ֖וּר וְעָרֵ֣י מָצ֑וֹר וּלְמִנִּ֤י מָצוֹר֙ וְעַד־נָהָ֔ר וְיָ֥ם מִיָּ֖ם וְהַ֥ר הָהָֽר
O gün Asur'dan ve Mısır şehirlerinden sana gelecekler; ve Mısır'dan ve Irmağa kadar, ve denizden denize ve dağdan dağa.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 116:3
·
Tevrat
אֲפָפ֤וּנִי חֶבְלֵי־מָ֗וֶת וּמְצָרֵ֣י שְׁא֣וֹל מְצָא֑וּנִי צָרָ֖ה וְיָג֣וֹן אֶמְצָֽא
Ölüm ipleri beni sardı, ve ölüler diyarının sıkıntıları beni buldu; sıkıntı ve keder buldum.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 118:5
·
Tevrat
מִֽן־הַ֭מֵּצַ֥ר קָרָ֣אתִי יָּ֑הּ עָנָ֖נִי בַמֶּרְחָ֣ב יָֽהּ
Sıkıntıdan Yah'ı çağırdım; Yah beni genişlikte yanıtladı.
Örnek Ayetler (1)
Ağıtlar 1:3
·
Tevrat
גָּֽלְתָ֨ה יְהוּדָ֤ה מֵעֹ֨נִי֙ וּמֵרֹ֣ב עֲבֹדָ֔ה הִ֚יא יָשְׁבָ֣ה בַגּוֹיִ֔ם לֹ֥א מָצְאָ֖ה מָנ֑וֹחַ כָּל־רֹדְפֶ֥יהָ הִשִּׂיג֖וּהָ בֵּ֥ין הַמְּצָרִֽים
Yahuda acıdan ve hizmetin çokluğundan sürgüne gitti; o uluslar arasında oturdu, dinlenme yeri bulmadı; tüm onu kovalayanlar darlıkların arasında ona yetiştiler.