130
Kullanım
10
Lemma
33
Türev
49
Anlam
10 lemma, 33 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
מְהֵרָה Lemma | mehera | hızla, hız, acele, çabukluk | İsim | 22 | ||
בִמְהֵרָה | vimehera | hızla, hız, acele, çabukluk | İsim | 1 | ||
מַהֵר Lemma | maher | acele etmek, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 16 | ||
מַהֵֽר | maher | acele et, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 1 | ||
וַיְמַהֵר Lemma | vaymaher | ve acele etti, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 9 | ||
וַֽיְמַהֲרוּ | va-ymaharu | ve acele ettiler, acele etmek, hızlanmak | Fiil | 8 | ||
וַתְּמַהֵר | va-ttemaher | ve acele etti, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 8 | ||
Örnek Ayetler (5 / 8) Hakimler 13:10 · Tevrat וַתְּמַהֵר֙ הָֽאִשָּׁ֔ה וַתָּ֖רָץ וַתַּגֵּ֣ד לְאִישָׁ֑הּ וַתֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו הִנֵּ֨ה נִרְאָ֤ה אֵלַי֙ הָאִ֔ישׁ אֲשֶׁר־בָּ֥א בַיּ֖וֹם אֵלָֽי Bunun üzerine kadın acele etti ve koştu ve kocasına bildirdi ve ona dedi: 'İşte o gün bana gelen adam bana göründü.' 1. Samuel 25:18 · Tevrat וַתְּמַהֵ֣ר אֲבִיגַ֡יִל וַתִּקַּח֩ מָאתַ֨יִם לֶ֜חֶם וּשְׁנַ֣יִם נִבְלֵי־יַ֗יִן וְחָמֵ֨שׁ צֹ֤אן עֲשׂוּיֹת֙ וְחָמֵ֤שׁ סְאִים֙ קָלִ֔י וּמֵאָ֥ה צִמֻּקִ֖ים וּמָאתַ֣יִם דְּבֵלִ֑ים וַתָּ֖שֶׂם עַל־הַחֲמֹרִֽים Abigail acele etti ve iki yüz ekmek, iki tulum şarap, hazırlanmış beş koyun, beş sea (~36 litre) kavrulmuş buğday, yüz kuru üzüm salkımı ve iki yüz incir pestili aldı ve eşeklerin üzerine koydu. 1. Samuel 25:23 · Tevrat וַתֵּ֤רֶא אֲבִיגַ֨יִל֙ אֶת־דָּוִ֔ד וַתְּמַהֵ֕ר וַתֵּ֖רֶד מֵעַ֣ל הַחֲמ֑וֹר וַתִּפֹּ֞ל לְאַפֵּ֤י דָוִד֙ עַל־פָּנֶ֔יהָ וַתִּשְׁתַּ֖חוּ אָֽרֶץ Abigail Davut'u gördü ve acele etti ve eşeğin üzerinden indi; Davut'un önüne yüzü üzerine düştü ve yere eğildi. 1. Samuel 25:42 · Tevrat וַתְּמַהֵ֞ר וַתָּ֣קָם אֲבִיגַ֗יִל וַתִּרְכַּב֙ עַֽל־הַחֲמ֔וֹר וְחָמֵשׁ֙ נַעֲרֹתֶ֔יהָ הַהֹלְכ֖וֹת לְרַגְלָ֑הּ וַתֵּ֗לֶךְ אַֽחֲרֵי֙ מַלְאֲכֵ֣י דָוִ֔ד וַתְּהִי־ל֖וֹ לְאִשָּֽׁה Abigayil acele etti ve kalktı, eşeğin üzerine bindi ve ardından giden beş genç kızıyla Davut'un elçilerinin arkasından gitti ve ona eş oldu. 1. Samuel 28:24 · Tevrat וְלָאִשָּׁ֤ה עֵֽגֶל־מַרְבֵּק֙ בַּבַּ֔יִת וַתְּמַהֵ֖ר וַתִּזְבָּחֵ֑הוּ וַתִּקַּח־קֶ֣מַח וַתָּ֔לָשׁ וַתֹּפֵ֖הוּ מַצּֽוֹת Kadının evde besili bir danası vardı; acele etti ve onu kesti, un aldı, yoğurdu ve onu mayasız ekmekler olarak pişirdi. | ||||||
מַהֲרוּ | maharu | acele edin, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 8 | ||
מַהֵר | maher | acele etti, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 6 | ||
מַהֲרִי | mahari | acele et, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 5 | ||
יְמַהֵר | yemaher | acele edecek, acele etmek, hızlanmak, çabuk davranmak | Fiil | 3 | ||
מַהֲרָה | maharah | acele et, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Zamir | 2 | ||
מִהַרְתָּ | miharta | acele ettin, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 2 | ||
לְמַהֵר | le-maher | acele etmek, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 2 | ||
כְּמַהֵר | ke-maher | acele etmek gibi, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 1 | ||
וּמִֽהַרְתֶּם | u-mihartem | ve acele ettiniz, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 1 | ||
וּמְמַהֵר | u-memaher | ve acele eden, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 1 | ||
תְּמַהֲרוּ | temaharu | acele edeceksiniz, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 1 | ||
מִהֲרָה | mihara | acele etti, acele etmek, hızlanmak, çabuk olmak | Fiil | 1 | ||
תְּמַהֵר | temaher | acele edeceksin, acele etmek, hızlı olmak, çabuk davranmak | Fiil | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 22)
Hakimler 9:54
·
Tevrat
וַיִּקְרָ֨א מְהֵרָ֜ה אֶל־הַנַּ֣עַר נֹשֵׂ֣א כֵלָ֗יו וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ שְׁלֹ֤ף חַרְבְּךָ֙ וּמ֣וֹתְתֵ֔נִי פֶּן־יֹ֥אמְרוּ לִ֖י אִשָּׁ֣ה הֲרָגָ֑תְהוּ וַיִּדְקְרֵ֥הוּ נַעֲר֖וֹ וַיָּמֹֽת
Silahlarını taşıyan genci hızla çağırdı ve ona dedi: 'Kılıcını çek ve beni öldür, benim için bir kadın onu öldürdü demesinler.' Genci onu deldi ve o öldü.
2. Samuel 17:16
·
Tevrat
וְעַתָּ֡ה שִׁלְח֣וּ מְהֵרָה֩ וְהַגִּ֨ידוּ לְדָוִ֜ד לֵאמֹ֗ר אַל־תָּ֤לֶן הַלַּ֨יְלָה֙ בְּעַֽרְב֣וֹת הַמִּדְבָּ֔ר וְגַ֖ם עָב֣וֹר תַּעֲב֑וֹר פֶּ֚ן יְבֻלַּ֣ע לַמֶּ֔לֶךְ וּלְכָל־הָעָ֖ם אֲשֶׁ֥ר אִתּֽוֹ
Şimdi hızla gönderin ve Davut'a diyerek bildirin: 'Bu gece çölün düzlüklerinde geceleme ve kesinlikle karşıya geç; yoksa kral ve onunla olan bütün halk yutulur.'
2. Samuel 17:18
·
Tevrat
וַיַּ֤רְא אֹתָם֙ נַ֔עַר וַיַּגֵּ֖ד לְאַבְשָׁלֹ֑ם וַיֵּלְכוּ֩ שְׁנֵיהֶ֨ם מְהֵרָ֜ה וַיָּבֹ֣אוּ אֶל־בֵּֽית־אִ֣ישׁ בְּבַחוּרִ֗ים וְל֥וֹ בְאֵ֛ר בַּחֲצֵר֖וֹ וַיֵּ֥רְדוּ שָֽׁם
Bir genç onları gördü ve Avşalom'a bildirdi; ikisi hızla gittiler ve Bahurim'de bir adamın evine geldiler, onun avlusunda bir kuyu vardı ve oraya indiler.
2. Samuel 17:21
·
Tevrat
וַיְהִ֣י אַחֲרֵ֣י לֶכְתָּ֗ם וַֽיַּעֲלוּ֙ מֵֽהַבְּאֵ֔ר וַיֵּ֣לְכ֔וּ וַיַּגִּ֖דוּ לַמֶּ֣לֶךְ דָּוִ֑ד וַיֹּאמְר֣וּ אֶל־דָּוִ֗ד ק֣וּמוּ וְעִבְר֤וּ מְהֵרָה֙ אֶת־הַמַּ֔יִם כִּי־כָ֛כָה יָעַ֥ץ עֲלֵיכֶ֖ם אֲחִיתֹֽפֶל
Onlar gittikten sonra kuyudan çıktılar, gidip Kral Davut'a bildirdiler; ve Davut'a dediler: 'Kalkın ve suyu hızla geçin, çünkü Ahitofel size karşı böyle öğüt verdi.'
Yeremya 27:16
·
Tevrat
וְאֶל־הַכֹּהֲנִים֩ וְאֶל־כָּל־הָעָ֨ם הַזֶּ֜ה דִּבַּ֣רְתִּי לֵאמֹ֗ר כֹּה֮ אָמַ֣ר יְהוָה֒ אַֽל־תִּשְׁמְע֞וּ אֶל־דִּבְרֵ֣י נְבִֽיאֵיכֶ֗ם הַֽנִּבְּאִ֤ים לָכֶם֙ לֵאמֹ֔ר הִנֵּ֨ה כְלֵ֧י בֵית־יְהוָ֛ה מוּשָׁבִ֥ים מִבָּבֶ֖לָה עַתָּ֣ה מְהֵרָ֑ה כִּ֣י שֶׁ֔קֶר הֵ֖מָּה נִבְּאִ֥ים לָכֶֽם
Ve kâhinlere ve bütün bu halka diyerek konuştum: Yahve şöyle dedi: Size 'İşte Yahve'nin evinin eşyaları şimdi hızla Babil'den geri getiriliyor' diyerek peygamberlik eden peygamberlerinizin sözlerini dinlemeyin; çünkü onlar size yalan peygamberlik ediyorlar.
Örnek Ayetler (1)
Vaiz 4:12
·
Tevrat
וְאִֽם־יִתְקְפוֹ֙ הָאֶחָ֔ד הַשְּׁנַ֖יִם יַעַמְד֣וּ נֶגְדּ֑וֹ וְהַחוּט֙ הַֽמְשֻׁלָּ֔שׁ לֹ֥א בִמְהֵרָ֖ה יִנָּתֵֽק
Ve eğer biri ona üstün gelirse, iki kişi ona karşı durur; ve üçlü ip çabuk kopmaz.
Örnek Ayetler (5 / 16)
Hakimler 2:17
·
Tevrat
וְגַ֤ם אֶל־שֹֽׁפְטֵיהֶם֙ לֹ֣א שָׁמֵ֔עוּ כִּ֣י זָנ֗וּ אַֽחֲרֵי֙ אֱלֹהִ֣ים אֲחֵרִ֔ים וַיִּֽשְׁתַּחֲו֖וּ לָהֶ֑ם סָ֣רוּ מַהֵ֗ר מִן־הַדֶּ֜רֶךְ אֲשֶׁ֨ר הָלְכ֧וּ אֲבוֹתָ֛ם לִשְׁמֹ֥עַ מִצְוֺת־יְהוָ֖ה לֹא־עָ֥שׂוּ כֵֽן
Ancak hakimlerini de dinlemediler, çünkü başka ilahların ardınca fahişelik ettiler ve onlara secde ettiler; babalarının Yahve'nin buyruklarını dinleyerek yürüdükleri yoldan çabucak saptılar, onlar böyle yapmadılar.
Hakimler 2:23
·
Tevrat
וַיַּנַּ֤ח יְהוָה֙ אֶת־הַגּוֹיִ֣ם הָאֵ֔לֶּה לְבִלְתִּ֥י הוֹרִישָׁ֖ם מַהֵ֑ר וְלֹ֥א נְתָנָ֖ם בְּיַד־יְהוֹשֻֽׁעַ
Böylece Yahve onları çabucak kovmamak için bu ulusları bıraktı ve onları Yeşu'nun eline vermedi.
Yeşu 2:5
·
Tevrat
וַיְהִ֨י הַשַּׁ֜עַר לִסְגּ֗וֹר בַּחֹ֨שֶׁךְ֙ וְהָאֲנָשִׁ֣ים יָצָ֔אוּ לֹ֣א יָדַ֔עְתִּי אָ֥נָה הָלְכ֖וּ הָֽאֲנָשִׁ֑ים רִדְפ֥וּ מַהֵ֛ר אַחֲרֵיהֶ֖ם כִּ֥י תַשִּׂיגֽוּם
Karanlıkta kapı kapanacağı zaman adamlar çıktılar; adamların nereye gittiklerini bilmedim. Hızla arkalarından kovalayın, çünkü onlara yetişirsiniz.'
Mezmurlar 69:18
·
Tevrat
וְאַל־תַּסְתֵּ֣ר פָּ֭נֶיךָ מֵֽעַבְדֶּ֑ךָ כִּֽי־צַר־לִ֝֗י מַהֵ֥ר עֲנֵֽנִי
Ve yüzünü kulundan gizleme; çünkü sıkıntıdayım, acele et, bana cevap ver.
Mezmurlar 79:8
·
Tevrat
אַֽל־תִּזְכָּר־לָנוּ֮ עֲוֺנֹ֪ת רִאשֹׁ֫נִ֥ים מַ֭הֵר יְקַדְּמ֣וּנוּ רַחֲמֶ֑יךָ כִּ֖י דַלּ֣וֹנוּ מְאֹֽד
Önceki suçları bize karşı hatırlama; merhametin bizi hızla karşılasın, çünkü çok alçaldık.
Örnek Ayetler (1)
Yasa'nın Tekrarı 7:4
·
Tevrat
כִּֽי־יָסִ֤יר אֶת־בִּנְךָ֙ מֵֽאַחֲרַ֔י וְעָבְד֖וּ אֱלֹהִ֣ים אֲחֵרִ֑ים וְחָרָ֤ה אַף־יְהוָה֙ בָּכֶ֔ם וְהִשְׁמִידְךָ֖ מַהֵֽר
Çünkü oğlunu benim ardımdan saptıracak ve başka ilahlara kulluk edecekler; ve Yahve'nin öfkesi size alevlenecek ve seni çabucak yok edecek.
Örnek Ayetler (5 / 9)
2. Samuel 19:17
·
Tevrat
וַיְמַהֵ֗ר שִׁמְעִ֤י בֶן־גֵּרָא֙ בֶּן־הַיְמִינִ֔י אֲשֶׁ֖ר מִבַּֽחוּרִ֑ים וַיֵּ֨רֶד֙ עִם־אִ֣ישׁ יְהוּדָ֔ה לִקְרַ֖את הַמֶּ֥לֶךְ דָּוִֽד
Bahurimli Benyaminli Gera oğlu Şimi acele etti ve Yahuda adamıyla birlikte Kral Davut'u karşılamaya indi.
1. Samuel 17:48
·
Tevrat
וְהָיָה֙ כִּֽי־קָ֣ם הַפְּלִשְׁתִּ֔י וַיֵּ֥לֶךְ וַיִּקְרַ֖ב לִקְרַ֣את דָּוִ֑ד וַיְמַהֵ֣ר דָּוִ֔ד וַיָּ֥רָץ הַמַּעֲרָכָ֖ה לִקְרַ֥את הַפְּלִשְׁתִּֽי
Filistli kalktı ve gitti ve Davut'u karşılamak için yaklaştı; bunun üzerine Davut acele etti ve Filistli'yi karşılamak için cepheye koştu.
1. Samuel 28:20
·
Tevrat
וַיְמַהֵ֣ר שָׁא֗וּל וַיִּפֹּ֤ל מְלֹא־קֽוֹמָתוֹ֙ אַ֔רְצָה וַיִּרָ֥א מְאֹ֖ד מִדִּבְרֵ֣י שְׁמוּאֵ֑ל גַּם־כֹּ֨חַ֙ לֹא־הָ֣יָה ב֔וֹ כִּ֣י לֹ֤א אָכַל֙ לֶ֔חֶם כָּל־הַיּ֖וֹם וְכָל־הַלָּֽיְלָה
Saul acele etti, tam boyuyla yere düştü ve Samuel'in sözlerinden çok korktu; onda güç de yoktu, çünkü bütün gün ve bütün gece ekmek yememişti.
1. Krallar 20:41
·
Tevrat
וַיְמַהֵ֕ר וַיָּ֨סַר֙ אֶת־הָ֣אֲפֵ֔ר מֵעֲלֵ֖י עֵינָ֑יו וַיַּכֵּ֤ר אֹתוֹ֙ מֶ֣לֶךְ יִשְׂרָאֵ֔ל כִּ֥י מֵֽהַנְּבִאִ֖ים הֽוּא
Bunun üzerine acele etti ve gözlerinin üzerinden sargıyı kaldırdı ve İsrail kralı onun peygamberlerden olduğunu tanıdı.
Yaratılış 18:6
·
Tevrat
וַיְמַהֵ֧ר אַבְרָהָ֛ם הָאֹ֖הֱלָה אֶל־שָׂרָ֑ה וַיֹּ֗אמֶר מַהֲרִ֞י שְׁלֹ֤שׁ סְאִים֙ קֶ֣מַח סֹ֔לֶת ל֖וּשִׁי וַעֲשִׂ֥י עֻגֽוֹת
Bunun üzerine İbrahim çadıra Sara'ya acele etti ve dedi: 'Acele et, üç sea (~22 litre) ince un yoğur ve pideler yap.'
Örnek Ayetler (5 / 8)
2. Krallar 9:13
·
Tevrat
וַֽיְמַהֲר֗וּ וַיִּקְחוּ֙ אִ֣ישׁ בִּגְד֔וֹ וַיָּשִׂ֥ימוּ תַחְתָּ֖יו אֶל־גֶּ֣רֶם הַֽמַּעֲל֑וֹת וַֽיִּתְקְעוּ֙ בַּשּׁוֹפָ֔ר וַיֹּאמְר֖וּ מָלַ֥ךְ יֵהֽוּא
Acele ettiler, her adam giysisini aldı ve basamakların tepesinde onun altına koydular. Şofar çaldılar ve dediler: 'Yehu kral oldu!'
Yeşaya 59:7
·
Tevrat
רַגְלֵיהֶם֙ לָרַ֣ע יָרֻ֔צוּ וִֽימַהֲר֔וּ לִשְׁפֹּ֖ךְ דָּ֣ם נָקִ֑י מַחְשְׁבֽוֹתֵיהֶם֙ מַחְשְׁב֣וֹת אָ֔וֶן שֹׁ֥ד וָשֶׁ֖בֶר בִּמְסִלּוֹתָֽם
Onların ayakları kötülüğe koşuyor ve suçsuz kan dökmek için acele ediyorlar; onların düşünceleri kötülük düşünceleridir, yıkım ve kırılma onların yollarındadır.
1. Krallar 20:33
·
Tevrat
וְהָאֲנָשִׁים֩ יְנַחֲשׁ֨וּ וַֽיְמַהֲר֜וּ וַיַּחְלְט֣וּ הֲמִמֶּ֗נּוּ וַיֹּֽאמְרוּ֙ אָחִ֣יךָ בֶן־הֲדַ֔ד וַיֹּ֖אמֶר בֹּ֣אוּ קָחֻ֑הוּ וַיֵּצֵ֤א אֵלָיו֙ בֶּן־הֲדַ֔ד וַֽיַּעֲלֵ֖הוּ עַל־הַמֶּרְכָּבָֽה
Adamlar işaret aradılar, acele ettiler ve ondan mı diye yakaladılar ve dediler: 'Kardeşin Ben-Hadad.' Ve dedi: 'Gelin, onu alın.' Ben-Hadad ona çıktı ve onu arabaya çıkardı.
Yeşu 4:10
·
Tevrat
וְהַכֹּהֲנִ֞ים נֹשְׂאֵ֣י הָאָר֗וֹן עֹמְדִים֮ בְּת֣וֹךְ הַיַּרְדֵּן֒ עַ֣ד תֹּ֣ם כָּֽל־הַ֠דָּבָר אֲשֶׁר־צִוָּ֨ה יְהוָ֤ה אֶת־יְהוֹשֻׁ֨עַ֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־הָעָ֔ם כְּכֹ֛ל אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה מֹשֶׁ֖ה אֶת־יְהוֹשֻׁ֑עַ וַיְמַהֲר֥וּ הָעָ֖ם וַֽיַּעֲבֹֽרוּ
Ve sandığı taşıyan kâhinler, Musa'nın Yeşu'ya buyurduğu her şeye göre, Yahve'nin Yeşu'ya halka konuşmasını buyurduğu bütün söz tamamlanana kadar Şeria'nın ortasında duruyorlardı; ve halk acele etti ve geçti.
Yeşu 8:14
·
Tevrat
וַיְהִ֞י כִּרְא֣וֹת מֶֽלֶךְ־הָעַ֗י וַֽיְמַהֲר֡וּ וַיַּשְׁכִּ֡ימוּ וַיֵּצְא֣וּ אַנְשֵֽׁי־הָעִ֣יר לִקְרַֽאת־יִ֠שְׂרָאֵל לַֽמִּלְחָמָ֞ה ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמּוֹעֵ֖ד לִפְנֵ֣י הָֽעֲרָבָ֑ה וְהוּא֙ לֹ֣א יָדַ֔ע כִּֽי־אֹרֵ֥ב ל֖וֹ מֵאַחֲרֵ֥י הָעִֽיר
Ay kralı görünce acele ettiler, erken kalktılar ve şehrin adamları, o ve bütün halkı Arabah'ın önünde buluşma yerine İsrail'i karşılamaya savaşa çıktılar; ve o şehrin arkasında ona pusu olduğunu bilmedi.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Hakimler 13:10
·
Tevrat
וַתְּמַהֵר֙ הָֽאִשָּׁ֔ה וַתָּ֖רָץ וַתַּגֵּ֣ד לְאִישָׁ֑הּ וַתֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו הִנֵּ֨ה נִרְאָ֤ה אֵלַי֙ הָאִ֔ישׁ אֲשֶׁר־בָּ֥א בַיּ֖וֹם אֵלָֽי
Bunun üzerine kadın acele etti ve koştu ve kocasına bildirdi ve ona dedi: 'İşte o gün bana gelen adam bana göründü.'
1. Samuel 25:18
·
Tevrat
וַתְּמַהֵ֣ר אֲבִיגַ֡יִל וַתִּקַּח֩ מָאתַ֨יִם לֶ֜חֶם וּשְׁנַ֣יִם נִבְלֵי־יַ֗יִן וְחָמֵ֨שׁ צֹ֤אן עֲשׂוּיֹת֙ וְחָמֵ֤שׁ סְאִים֙ קָלִ֔י וּמֵאָ֥ה צִמֻּקִ֖ים וּמָאתַ֣יִם דְּבֵלִ֑ים וַתָּ֖שֶׂם עַל־הַחֲמֹרִֽים
Abigail acele etti ve iki yüz ekmek, iki tulum şarap, hazırlanmış beş koyun, beş sea (~36 litre) kavrulmuş buğday, yüz kuru üzüm salkımı ve iki yüz incir pestili aldı ve eşeklerin üzerine koydu.
1. Samuel 25:23
·
Tevrat
וַתֵּ֤רֶא אֲבִיגַ֨יִל֙ אֶת־דָּוִ֔ד וַתְּמַהֵ֕ר וַתֵּ֖רֶד מֵעַ֣ל הַחֲמ֑וֹר וַתִּפֹּ֞ל לְאַפֵּ֤י דָוִד֙ עַל־פָּנֶ֔יהָ וַתִּשְׁתַּ֖חוּ אָֽרֶץ
Abigail Davut'u gördü ve acele etti ve eşeğin üzerinden indi; Davut'un önüne yüzü üzerine düştü ve yere eğildi.
1. Samuel 25:42
·
Tevrat
וַתְּמַהֵ֞ר וַתָּ֣קָם אֲבִיגַ֗יִל וַתִּרְכַּב֙ עַֽל־הַחֲמ֔וֹר וְחָמֵשׁ֙ נַעֲרֹתֶ֔יהָ הַהֹלְכ֖וֹת לְרַגְלָ֑הּ וַתֵּ֗לֶךְ אַֽחֲרֵי֙ מַלְאֲכֵ֣י דָוִ֔ד וַתְּהִי־ל֖וֹ לְאִשָּֽׁה
Abigayil acele etti ve kalktı, eşeğin üzerine bindi ve ardından giden beş genç kızıyla Davut'un elçilerinin arkasından gitti ve ona eş oldu.
1. Samuel 28:24
·
Tevrat
וְלָאִשָּׁ֤ה עֵֽגֶל־מַרְבֵּק֙ בַּבַּ֔יִת וַתְּמַהֵ֖ר וַתִּזְבָּחֵ֑הוּ וַתִּקַּח־קֶ֣מַח וַתָּ֔לָשׁ וַתֹּפֵ֖הוּ מַצּֽוֹת
Kadının evde besili bir danası vardı; acele etti ve onu kesti, un aldı, yoğurdu ve onu mayasız ekmekler olarak pişirdi.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Hakimler 9:48
·
Tevrat
וַיַּ֨עַל אֲבִימֶ֜לֶךְ הַר־צַלְמ֗וֹן הוּא֮ וְכָל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־אִתּוֹ֒ וַיִּקַּח֩ אֲבִימֶ֨לֶךְ אֶת־הַקַּרְדֻּמּ֜וֹת בְּיָד֗וֹ וַיִּכְרֹת֙ שׂוֹכַ֣ת עֵצִ֔ים וַיִּ֨שָּׂאֶ֔הָ וַיָּ֖שֶׂם עַל־שִׁכְמ֑וֹ וַיֹּ֜אמֶר אֶל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־עִמּ֗וֹ מָ֤ה רְאִיתֶם֙ עָשִׂ֔יתִי מַהֲר֖וּ עֲשׂ֥וּ כָמֽוֹנִי
Abimelek, o ve onunla olan bütün halk Tsalmon Dağı'na çıktı; Abimelek eline baltaları aldı ve ağaçların bir dalını kesti, onu taşıdı ve omzuna koydu; ve onunla olan halka dedi: 'Ne yaptığımı gördünüz, acele edin, benim gibi yapın.'
2. Samuel 15:14
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר דָּ֠וִד לְכָל־עֲבָדָ֨יו אֲשֶׁר־אִתּ֤וֹ בִירוּשָׁלִַ֨ם֙ ק֣וּמוּ וְנִבְרָ֔חָה כִּ֛י לֹא־תִֽהְיֶה־לָּ֥נוּ פְלֵיטָ֖ה מִפְּנֵ֣י אַבְשָׁל֑וֹם מַהֲר֣וּ לָלֶ֗כֶת פֶּן־יְמַהֵ֤ר וְהִשִּׂגָ֨נוּ֙ וְהִדִּ֤יחַ עָלֵ֨ינוּ֙ אֶת־הָ֣רָעָ֔ה וְהִכָּ֥ה הָעִ֖יר לְפִי־חָֽרֶב
Davut Yeruşalim'de onunla olan bütün kullarına dedi: 'Kalkın ve kaçalım; çünkü Avşalom'un yüzünden bize kurtuluş olmayacak. Gitmek için acele edin, yoksa acele eder ve bize yetişir, üzerimize kötülüğü sürer ve şehri kılıcın ağzıyla vurur.'
Yeşaya 49:17
·
Tevrat
מִֽהֲר֖וּ בָּנָ֑יִךְ מְהָֽרְסַ֥יִךְ וּמַחֲרִבַ֖יִךְ מִמֵּ֥ךְ יֵצֵֽאוּ
Oğulların acele ettiler; seni yıkanlar ve seni viran edenler senden çıkacaklar.
Mezmurlar 16:4
·
Tevrat
יִרְבּ֥וּ עַצְּבוֹתָם֮ אַחֵ֪ר מָ֫הָ֥רוּ בַּל־אַסִּ֣יךְ נִסְכֵּיהֶ֣ם מִדָּ֑ם וּֽבַל־אֶשָּׂ֥א אֶת־שְׁ֝מוֹתָ֗ם עַל־שְׂפָתָֽי
Başkasının ardınca koşanların kederleri çoğalacaktır; onların kandan olan dökmelik sunularını dökmeyeceğim ve adlarını dudaklarıma almayacağım.
Mezmurlar 106:13
·
Tevrat
מִֽ֭הֲרוּ שָׁכְח֣וּ מַעֲשָׂ֑יו לֹֽא־חִ֝כּ֗וּ לַעֲצָתֽוֹ
Acele ettiler, onun işlerini unuttular; onun öğüdünü beklemediler.
Örnek Ayetler (5 / 6)
1. Samuel 4:14
·
Tevrat
וַיִּשְׁמַ֤ע עֵלִי֙ אֶת־ק֣וֹל הַצְּעָקָ֔ה וַיֹּ֕אמֶר מֶ֛ה ק֥וֹל הֶהָמ֖וֹן הַזֶּ֑ה וְהָאִ֣ישׁ מִהַ֔ר וַיָּבֹ֖א וַיַּגֵּ֥ד לְעֵלִֽי
Eli feryadın sesini duydu ve dedi: 'Bu kalabalığın sesi nedir?' Adam acele etti, geldi ve Eli'ye haber verdi.
1. Samuel 9:12
·
Tevrat
וַתַּעֲנֶ֧ינָה אוֹתָ֛ם וַתֹּאמַ֥רְנָה יֵּ֖שׁ הִנֵּ֣ה לְפָנֶ֑יךָ מַהֵ֣ר עַתָּ֗ה כִּ֤י הַיּוֹם֙ בָּ֣א לָעִ֔יר כִּ֣י זֶ֧בַח הַיּ֛וֹם לָעָ֖ם בַּבָּמָֽה
Ve onlara cevap verdiler ve dediler: 'Var, işte önünde. Şimdi acele et, çünkü bugün şehre geldi; çünkü bugün yüksek yerde halkın kurbanı var.'
Yeşaya 51:14
·
Tevrat
מִהַ֥ר צֹעֶ֖ה לְהִפָּתֵ֑חַ וְלֹא־יָמ֣וּת לַשַּׁ֔חַת וְלֹ֥א יֶחְסַ֖ר לַחְמֽוֹ
Eğilmiş olan çözülmek için acele eder; çukura ölmeyecek ve onun ekmeği eksilmeyecek.
2. Tarihler 18:8
·
Tevrat
וַיִּקְרָא֙ מֶ֣לֶךְ יִשְׂרָאֵ֔ל אֶל־סָרִ֖יס אֶחָ֑ד וַיֹּ֕אמֶר מַהֵ֖ר מִיכָ֥יְהוּ בֶן־יִמְלָֽא
İsrail kralı bir hadımı çağırdı ve dedi: 'Yimla oğlu Mikayahu'yu acele getir.'
Ester 6:10
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר הַמֶּ֜לֶךְ לְהָמָ֗ן מַ֠הֵר קַ֣ח אֶת־הַלְּב֤וּשׁ וְאֶת־הַסּוּס֙ כַּאֲשֶׁ֣ר דִּבַּ֔רְתָּ וַֽעֲשֵׂה־כֵן֙ לְמָרְדֳּכַ֣י הַיְּהוּדִ֔י הַיּוֹשֵׁ֖ב בְּשַׁ֣עַר הַמֶּ֑לֶךְ אַל־תַּפֵּ֣ל דָּבָ֔ר מִכֹּ֖ל אֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ
Kral Haman'a dedi: 'Acele et, konuştuğun gibi giysiyi ve atı al, kralın kapısında oturan Yahudi Mordekay'a böyle yap. Konuştuğun her şeyden hiçbir sözü düşürme.'
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 18:6
·
Tevrat
וַיְמַהֵ֧ר אַבְרָהָ֛ם הָאֹ֖הֱלָה אֶל־שָׂרָ֑ה וַיֹּ֗אמֶר מַהֲרִ֞י שְׁלֹ֤שׁ סְאִים֙ קֶ֣מַח סֹ֔לֶת ל֖וּשִׁי וַעֲשִׂ֥י עֻגֽוֹת
Bunun üzerine İbrahim çadıra Sara'ya acele etti ve dedi: 'Acele et, üç sea (~22 litre) ince un yoğur ve pideler yap.'
Örnek Ayetler (3)
2. Samuel 15:14
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר דָּ֠וִד לְכָל־עֲבָדָ֨יו אֲשֶׁר־אִתּ֤וֹ בִירוּשָׁלִַ֨ם֙ ק֣וּמוּ וְנִבְרָ֔חָה כִּ֛י לֹא־תִֽהְיֶה־לָּ֥נוּ פְלֵיטָ֖ה מִפְּנֵ֣י אַבְשָׁל֑וֹם מַהֲר֣וּ לָלֶ֗כֶת פֶּן־יְמַהֵ֤ר וְהִשִּׂגָ֨נוּ֙ וְהִדִּ֤יחַ עָלֵ֨ינוּ֙ אֶת־הָ֣רָעָ֔ה וְהִכָּ֥ה הָעִ֖יר לְפִי־חָֽרֶב
Davut Yeruşalim'de onunla olan bütün kullarına dedi: 'Kalkın ve kaçalım; çünkü Avşalom'un yüzünden bize kurtuluş olmayacak. Gitmek için acele edin, yoksa acele eder ve bize yetişir, üzerimize kötülüğü sürer ve şehri kılıcın ağzıyla vurur.'
Yeşaya 5:19
·
Tevrat
הָאֹמְרִ֗ים יְמַהֵ֧ר יָחִ֛ישָׁה מַעֲשֵׂ֖הוּ לְמַ֣עַן נִרְאֶ֑ה וְתִקְרַ֣ב וְתָב֗וֹאָה עֲצַ֛ת קְד֥וֹשׁ יִשְׂרָאֵ֖ל וְנֵדָֽעָה
Görmemiz için acele etsin, işini hızlandırsın; ve İsrail'in Kutsalının tasarısı yaklaşsın ve gelsin ve bilelim diyenlere!
Vaiz 5:1
·
Tevrat
אַל־תְּבַהֵ֨ל עַל־פִּ֜יךָ וְלִבְּךָ֧ אַל־יְמַהֵ֛ר לְהוֹצִ֥יא דָבָ֖ר לִפְנֵ֣י הָאֱלֹהִ֑ים כִּ֣י הָאֱלֹהִ֤ים בַּשָּׁמַ֨יִם֙ וְאַתָּ֣ה עַל־הָאָ֔רֶץ עַֽל־כֵּ֛ן יִהְי֥וּ דְבָרֶ֖יךָ מְעַטִּֽים
Ağzınla acele etme ve kalbin Tanrı'nın önünde bir söz çıkarmak için acele etmesin; çünkü Tanrı göklerdedir ve sen yerdesin; bu yüzden sözlerin az olsun.
Örnek Ayetler (2)
1. Samuel 23:27
·
Tevrat
וּמַלְאָ֣ךְ בָּ֔א אֶל־שָׁא֖וּל לֵאמֹ֑ר מַהֲרָ֣ה וְלֵ֔כָה כִּֽי־פָשְׁט֥וּ פְלִשְׁתִּ֖ים עַל־הָאָֽרֶץ
Ve Saul'a bir haberci geldi ve dedi: 'Acele et ve git, çünkü Filistliler yere yayıldılar.'
1. Krallar 22:9
·
Tevrat
וַיִּקְרָא֙ מֶ֣לֶךְ יִשְׂרָאֵ֔ל אֶל־סָרִ֖יס אֶחָ֑ד וַיֹּ֕אמֶר מַהֲרָ֖ה מִיכָ֥יְהוּ בֶן־יִמְלָֽה
İsrail kralı bir hadıma seslendi ve dedi: 'Yimla oğlu Mihayhu'yu acele getir.'
Örnek Ayetler (2)
1. Samuel 25:34
·
Tevrat
וְאוּלָ֗ם חַי־יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֲשֶׁ֣ר מְנָעַ֔נִי מֵהָרַ֖ע אֹתָ֑ךְ כִּ֣י לוּלֵ֣י מִהַ֗רְתְּ וַתָּבֹאת֙ לִקְרָאתִ֔י כִּ֣י אִם־נוֹתַ֧ר לְנָבָ֛ל עַד־א֥וֹר הַבֹּ֖קֶר מַשְׁתִּ֥ין בְּקִֽיר
Ancak sana kötülük yapmaktan beni alıkoyan İsrail'in Tanrısı Yahve yaşıyor; çünkü eğer acele edip beni karşılamaya gelmeseydin, sabahın ışığına kadar Nabal'a duvara işeyen biri kesinlikle kalmazdı.
Yaratılış 27:20
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר יִצְחָק֙ אֶל־בְּנ֔וֹ מַה־זֶּ֛ה מִהַ֥רְתָּ לִמְצֹ֖א בְּנִ֑י וַיֹּ֕אמֶר כִּ֥י הִקְרָ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לְפָנָֽי
İshak oğluna dedi: 'Bunu bulmakta nasıl böyle acele ettin oğlum?' O da dedi: 'Çünkü Tanrın Yahve onu önüme çıkardı.'
Örnek Ayetler (2)
1. Tarihler 12:9
·
Tevrat
וּמִן־הַגָּדִ֡י נִבְדְּל֣וּ אֶל־דָּוִיד֩ לַמְצַ֨ד מִדְבָּ֜רָה גִּבֹּרֵ֣י הַחַ֗יִל אַנְשֵׁ֤י צָבָא֙ לַמִּלְחָמָ֔ה עֹרְכֵ֥י צִנָּ֖ה וָרֹ֑מַח וּפְנֵ֤י אַרְיֵה֙ פְּנֵיהֶ֔ם וְכִצְבָאיִ֥ם עַל־הֶהָרִ֖ים לְמַהֵֽר
Ve Gadlılardan çöle, hisara Davut'a ayrıldılar; güçlü yiğitler, savaş için ordu adamları, kalkan ve mızrak dizicileri; ve onların yüzleri aslan yüzleriydi ve hız için dağların üzerindeki ceylanlar gibiydiler.
Mısır'dan Çıkış 12:33
·
Tevrat
וַתֶּחֱזַ֤ק מִצְרַ֨יִם֙ עַל־הָעָ֔ם לְמַהֵ֖ר לְשַׁלְּחָ֣ם מִן־הָאָ֑רֶץ כִּ֥י אָמְר֖וּ כֻּלָּ֥נוּ מֵתִֽים
Ve Mısır, onları diyardan göndermekte acele etmek için halk üzerinde diretti; çünkü dediler: 'Hepimiz ölüyoruz.'
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 7:23
·
Tevrat
עַ֤ד יְפַלַּ֪ח חֵ֡ץ כְּֽבֵד֗וֹ כְּמַהֵ֣ר צִפּ֣וֹר אֶל־פָּ֑ח וְלֹֽא־יָ֝דַ֗ע כִּֽי־בְנַפְשׁ֥וֹ הֽוּא
Bir ok karaciğerini delene kadar; tuzağa acele eden bir kuş gibi, bunun kendi canına olduğunu bilmez.
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 45:13
·
Tevrat
וְהִגַּדְתֶּ֣ם לְאָבִ֗י אֶת־כָּל־כְּבוֹדִי֙ בְּמִצְרַ֔יִם וְאֵ֖ת כָּל־אֲשֶׁ֣ר רְאִיתֶ֑ם וּמִֽהַרְתֶּ֛ם וְהוֹרַדְתֶּ֥ם אֶת־אָבִ֖י הֵֽנָּה
Ve Mısır'daki bütün yüceliğimi ve gördüğünüz her şeyi babama bildirin; ve acele edin ve babamı buraya indirin.
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 41:32
·
Tevrat
וְעַ֨ל הִשָּׁנ֧וֹת הַחֲל֛וֹם אֶל־פַּרְעֹ֖ה פַּעֲמָ֑יִם כִּֽי־נָכ֤וֹן הַדָּבָר֙ מֵעִ֣ם הָאֱלֹהִ֔ים וּמְמַהֵ֥ר הָאֱלֹהִ֖ים לַעֲשֹׂתֽוֹ
Rüyanın Firavun'a iki kez tekrarlanmasına gelince, çünkü söz Tanrı tarafından kesindir ve Tanrı onu yapmak için acele etmektedir.
Örnek Ayetler (1)
2. Tarihler 24:5
·
Tevrat
וַיִּקְבֹּץ֮ אֶת־הַכֹּהֲנִ֣ים וְהַלְוִיִּם֒ וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֡ם צְא֣וּ לְעָרֵ֪י יְהוּדָ֟ה וְקִבְצוּ֩ מִכָּל־יִשְׂרָאֵ֨ל כֶּ֜סֶף לְחַזֵּ֣ק אֶת־בֵּ֣ית אֱלֹֽהֵיכֶ֗ם מִדֵּ֤י שָׁנָה֙ בְּשָׁנָ֔ה וְאַתֶּ֖ם תְּמַהֲר֣וּ לַדָּבָ֑ר וְלֹ֥א מִֽהֲר֖וּ הַֽלְוִיִּֽם
Kâhinleri ve Levilileri topladı ve onlara dedi ki: 'Yahuda şehirlerine çıkın ve Tanrınızın evini güçlendirmek için yıldan yıla bütün İsrail'den gümüş toplayın ve siz bu işte acele edin.' Ancak Levililer acele etmediler.
Örnek Ayetler (1)
Yeremya 48:16
·
Tevrat
קָר֥וֹב אֵיד־מוֹאָ֖ב לָב֑וֹא וְרָ֣עָת֔וֹ מִהֲרָ֖ה מְאֹֽד
Moav'ın felaketinin gelmesi yakındır ve onun kötülüğü çok hızlandı.