27
Kullanım
3
Lemma
16
Türev
25
Anlam
3 lemma, 16 türev form
Örnek Ayetler (3)
Mezmurlar 2:4
·
Tevrat
יוֹשֵׁ֣ב בַּשָּׁמַ֣יִם יִשְׂחָ֑ק אֲ֝דֹנָ֗י יִלְעַג־לָֽמוֹ
Göklerde oturan güler, Efendi onlarla alay eder.
Eyüp 9:23
·
Tevrat
אִם־שׁ֭וֹט יָמִ֣ית פִּתְאֹ֑ם לְמַסַּ֖ת נְקִיִּ֣ם יִלְעָֽג
Eğer kırbaç aniden öldürürse, masumların çaresizliğiyle alay eder.
Eyüp 22:19
·
Tevrat
יִרְא֣וּ צַדִּיקִ֣ים וְיִשְׂמָ֑חוּ וְ֝נָקִ֗י יִלְעַג־לָֽמוֹ
Doğru kişiler görürler ve sevinirler; ve suçsuz onlarla alay eder:
Örnek Ayetler (2)
Yeremya 20:7
·
Tevrat
פִּתִּיתַ֤נִי יְהוָה֙ וָֽאֶפָּ֔ת חֲזַקְתַּ֖נִי וַתּוּכָ֑ל הָיִ֤יתִי לִשְׂחוֹק֙ כָּל־הַיּ֔וֹם כֻּלֹּ֖ה לֹעֵ֥ג לִֽי
Beni kandırdın, Yahve, ve ben kandırıldım; benden güçlü oldun ve üstün geldin; bütün gün bir gülünçlük oldum, herkes benimle alay ediyor.
Süleyman'ın Özdeyişleri 17:5
·
Tevrat
לֹעֵ֣ג לָ֭רָשׁ חֵרֵ֣ף עֹשֵׂ֑הוּ שָׂמֵ֥חַ לְ֝אֵ֗יד לֹ֣א יִנָּקֶֽה
Yoksulla alay eden Yaratıcısına hakaret eder; felakete sevinen cezasız kalmayacaktır.
Örnek Ayetler (2)
Mezmurlar 59:9
·
Tevrat
וְאַתָּ֣ה יְ֭הוָה תִּשְׂחַק־לָ֑מוֹ תִּ֝לְעַ֗ג לְכָל־גּוֹיִֽם
Ve sen, Yahve, onlara gülersin; bütün uluslarla alay edersin.
Süleyman'ın Özdeyişleri 30:17
·
Tevrat
עַ֤יִן תִּֽלְעַ֣ג לְאָב֮ וְתָב֪וּז לִֽיקֲּהַ֫ת־אֵ֥ם יִקְּר֥וּהָ עֹרְבֵי־נַ֑חַל וְֽיֹאכְל֥וּהָ בְנֵי־נָֽשֶׁר
Babayla alay eden ve anneye itaati hor gören gözü; vadinin kargaları onu oyacaklar ve kartalın yavruları onu yiyecekler.
Örnek Ayetler (2)
Mezmurlar 22:8
·
Tevrat
כָּל־רֹ֭אַי יַלְעִ֣גוּ לִ֑י יַפְטִ֥ירוּ בְ֝שָׂפָ֗ה יָנִ֥יעוּ רֹֽאשׁ
Bütün beni görenler benimle alay ederler; dudak açarlar, baş sallarlar.
Mezmurlar 80:7
·
Tevrat
תְּשִׂימֵ֣נוּ מָ֭דוֹן לִשְׁכֵנֵ֑ינוּ וְ֝אֹיְבֵ֗ינוּ יִלְעֲגוּ־לָֽמוֹ
Bizi komşularımıza çekişme konusu yapıyorsun ve düşmanlarımız kendi aralarında alay ediyorlar.
Örnek Ayetler (2)
2. Krallar 19:21
·
Tevrat
זֶ֣ה הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה עָלָ֑יו בָּזָ֨ה לְךָ֜ לָעֲגָ֣ה לְךָ֗ בְּתוּלַת֙ בַּת־צִיּ֔וֹן אַחֲרֶ֨יךָ֙ רֹ֣אשׁ הֵנִ֔יעָה בַּ֖ת יְרוּשָׁלִָֽם
Yahve'nin onun hakkında konuştuğu söz budur: 'Siyon kızı bakiresi seni hor gördü, seninle alay etti; Yeruşalim kızı senin arkandan başını salladı.'
Yeşaya 37:22
·
Tevrat
זֶ֣ה הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה עָלָ֑יו בָּזָ֨ה לְךָ֜ לָעֲגָ֣ה לְךָ֗ בְּתוּלַת֙ בַּת־צִיּ֔וֹן אַחֲרֶ֨יךָ֙ רֹ֣אשׁ הֵנִ֔יעָה בַּ֖ת יְרוּשָׁלִָֽם
Yahve'nin onun hakkında söylediği söz şudur: Erden Siyon kızı seni hor gördü, seninle alay etti; Yeruşalim kızı senin arkandan baş salladı.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 21:3
·
Tevrat
שָׂ֭אוּנִי וְאָנֹכִ֣י אֲדַבֵּ֑ר וְאַחַ֖ר דַּבְּרִ֣י תַלְעִֽיג
Bana katlanın ve ben konuşacağım ve konuşmamdan sonra alay edersin.
Örnek Ayetler (1)
Nehemya 3:33
·
Tevrat
וַיְהִ֞י כַּאֲשֶׁ֧ר שָׁמַ֣ע סַנְבַלַּ֗ט כִּֽי־אֲנַ֤חְנוּ בוֹנִים֙ אֶת־הַ֣חוֹמָ֔ה וַיִּ֣חַר ל֔וֹ וַיִּכְעַ֖ס הַרְבֵּ֑ה וַיַּלְעֵ֖ג עַל־הַיְּהוּדִֽים
Sanballat duvarı inşa ettiğimizi duyduğunda öfkelendi, çok kızdı ve Yahudilerle alay etti.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 1:26
·
Tevrat
גַּם־אֲ֭נִי בְּאֵידְכֶ֣ם אֶשְׂחָ֑ק אֶ֝לְעַ֗ג בְּבֹ֣א פַחְדְּכֶֽם
Ben de felaketinizde güleceğim, korkunuz geldiğinde alay edeceğim.
Örnek Ayetler (1)
Nehemya 2:19
·
Tevrat
וַיִּשְׁמַע֩ סַנְבַלַּ֨ט הַחֹרֹנִ֜י וְטֹבִיָּ֣ה הָעֶ֣בֶד הָֽעַמּוֹנִ֗י וְגֶ֨שֶׁם֙ הָֽעַרְבִ֔י וַיַּלְעִ֣גוּ לָ֔נוּ וַיִּבְז֖וּ עָלֵ֑ינוּ וַיֹּאמְר֗וּ מָֽה־הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר אַתֶּ֣ם עֹשִׂ֔ים הַעַ֥ל הַמֶּ֖לֶךְ אַתֶּ֥ם מֹרְדִֽים
Horonlu Sanballat, Ammonlu kul Toviya ve Arap Geşem bunu duydu; bizimle alay ettiler, bizi hor gördüler ve dediler: 'Sizin yaptığınız bu şey nedir? Krala karşı mı isyan ediyorsunuz?'
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 33:19
·
Tevrat
אֶת־עַ֥ם נוֹעָ֖ז לֹ֣א תִרְאֶ֑ה עַ֣ם עִמְקֵ֤י שָׂפָה֙ מִשְּׁמ֔וֹעַ נִלְעַ֥ג לָשׁ֖וֹן אֵ֥ין בִּינָֽה
O küstah halkı görmeyeceksin; duyulmaz derin dudaklı, anlayışı olmayan kekeme dilli halkı.
Örnek Ayetler (1)
2. Tarihler 30:10
·
Tevrat
וַיִּֽהְי֨וּ הָרָצִ֜ים עֹבְרִ֨ים מֵעִ֧יר לָעִ֛יר בְּאֶֽרֶץ־אֶפְרַ֥יִם וּמְנַשֶּׁ֖ה וְעַד־זְבֻל֑וּן וַיִּֽהְיוּ֙ מַשְׂחִיקִ֣ים עֲלֵיהֶ֔ם וּמַלְעִגִ֖ים בָּֽם
Ulaklar Efrayim ve Manaşe diyarında Zevulun'a kadar şehirden şehre geçtiler; ve onlara gülenler ve onlarla alay edenler oldular.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 11:3
·
Tevrat
בַּ֭דֶּיךָ מְתִ֣ים יַחֲרִ֑ישׁו וַ֝תִּלְעַ֗ג וְאֵ֣ין מַכְלִֽם
Boş sözlerin adamları susturacak mı? Ve alay edeceksin de utandıran olmayacak mı?
Örnek Ayetler (2)
Mezmurlar 44:14
·
Tevrat
תְּשִׂימֵ֣נוּ חֶ֭רְפָּה לִשְׁכֵנֵ֑ינוּ לַ֥עַג וָ֝קֶ֗לֶס לִסְבִיבוֹתֵֽינוּ
Bizi komşularımıza utanç, çevremizdekilere alay ve eğlence yapıyorsun.
Mezmurlar 79:4
·
Tevrat
הָיִ֣ינוּ חֶ֭רְפָּה לִשְׁכֵנֵ֑ינוּ לַ֥עַג וָ֝קֶ֗לֶס לִסְבִיבוֹתֵֽינוּ
Komşularımıza utanç, etrafımızdakilere alay ve maskaralık olduk.
Örnek Ayetler (2)
Hezekiel 23:32
·
Tevrat
כֹּ֤ה אָמַר֙ אֲדֹנָ֣י יְהֹוִ֔ה כּ֤וֹס אֲחוֹתֵךְ֙ תִּשְׁתִּ֔י הָעֲמֻקָּ֖ה וְהָרְחָבָ֑ה תִּהְיֶ֥ה לִצְחֹ֛ק וּלְלַ֖עַג מִרְבָּ֥ה לְהָכִֽיל
Efendi Yahve şöyle dedi: Senin kız kardeşinin derin olan ve geniş olan kâsesini içeceksin; çok içeren gülünç ve alay olacaksın.
Hezekiel 36:4
·
Tevrat
לָכֵן֙ הָרֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל שִׁמְע֖וּ דְּבַר־אֲדֹנָ֣י יְהוִ֑ה כֹּֽה־אָמַ֣ר אֲדֹנָ֣י יְ֠הוִה לֶהָרִ֨ים וְלַגְּבָע֜וֹת לָאֲפִיקִ֣ים וְלַגֵּאָי֗וֹת וְלֶחֳרָב֤וֹת הַשֹּֽׁמְמוֹת֙ וְלֶעָרִ֣ים הַנֶּעֱזָב֔וֹת אֲשֶׁ֨ר הָי֤וּ לְבַז֙ וּלְלַ֔עַג לִשְׁאֵרִ֥ית הַגּוֹיִ֖ם אֲשֶׁ֥ר מִסָּבִֽיב
bu yüzden, İsrail dağları, Efendi Yahve'nin sözünü işitin: Efendi Yahve dağlara ve tepelere, vadilere ve derelere, viran olmuş harabelere ve terk edilmiş şehirlere, çevredeki ulusların geri kalanına yağma ve alay olanlara şöyle dedi:
Örnek Ayetler (1)
Hoşea 7:16
·
Tevrat
יָשׁ֣וּבוּ לֹ֣א עָ֗ל הָיוּ֙ כְּקֶ֣שֶׁת רְמִיָּ֔ה יִפְּל֥וּ בַחֶ֛רֶב שָׂרֵיהֶ֖ם מִזַּ֣עַם לְשׁוֹנָ֑ם ז֥וֹ לַעְגָּ֖ם בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם
Yukarıya dönmezler, aldatıcı yay gibi oldular; dillerinin öfkesinden önderleri kılıçla düşecekler; Mısır diyarında alayları bu olacaktır.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 34:7
·
Tevrat
מִי־גֶ֥בֶר כְּאִיּ֑וֹב יִֽשְׁתֶּה־לַּ֥עַג כַּמָּֽיִם
Hangi adam Eyyup gibidir, alayı su gibi içer?
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 123:4
·
Tevrat
רַבַּת֮ שָֽׂבְעָה־לָּ֪הּ נַ֫פְשֵׁ֥נוּ הַלַּ֥עַג הַשַּׁאֲנַנִּ֑ים הַ֝בּ֗וּז לִגְאֵ֥יוֹנִֽים
Canımız rahat olanların alayına, kibirlilerin aşağılamasına çok doydu.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 28:11
·
Tevrat
כִּ֚י בְּלַעֲגֵ֣י שָׂפָ֔ה וּבְלָשׁ֖וֹן אַחֶ֑רֶת יְדַבֵּ֖ר אֶל־הָעָ֥ם הַזֶּֽה
Çünkü alaycı dudakla ve başka dille bu halk ile konuşacak.