804
Kullanım
9
Lemma
79
Türev
87
Anlam
9 lemma, 79 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
לֶחֶם Lemma | lehem | ekmek, ekmek, yiyecek, gıda | İsim | 195 | ||
הַלֶּחֶם | ha-llehem | ekmek, ekmek, yiyecek, yemek | İsim | 17 | ||
וָלֶחֶם | va-lehem | ve yiyecek, yiyecek, ekmek, öğün | İsim | 17 | ||
לַחְמוֹ | lahmo | onun ekmeği, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 10 | ||
Örnek Ayetler (5 / 10) Hezekiel 18:7 · Tevrat וְאִישׁ֙ לֹ֣א יוֹנֶ֔ה חֲבֹלָת֥וֹ חוֹב֙ יָשִׁ֔יב גְּזֵלָ֖ה לֹ֣א יִגְזֹ֑ל לַחְמוֹ֙ לְרָעֵ֣ב יִתֵּ֔ן וְעֵירֹ֖ם יְכַסֶּה־בָּֽגֶד Ve kimseye baskı yapmaz, borçlunun rehinini geri verir, soygun yapmaz, ekmeğini aca verir ve çıplağı giysiyle örter; Hezekiel 18:16 · Tevrat וְאִישׁ֙ לֹ֣א הוֹנָ֔ה חֲבֹל֙ לֹ֣א חָבָ֔ל וּגְזֵלָ֖ה לֹ֣א גָזָ֑ל לַחְמוֹ֙ לְרָעֵ֣ב נָתָ֔ן וְעֵר֖וֹם כִּסָּה־בָֽגֶד Ve kimseye baskı yapmadı, rehin almadı ve soygun yapmadı; ekmeğini aca verdi ve çıplağı giysiyle örttü; Yeşaya 33:16 · Tevrat ה֚וּא מְרוֹמִ֣ים יִשְׁכֹּ֔ן מְצָד֥וֹת סְלָעִ֖ים מִשְׂגַּבּ֑וֹ לַחְמ֣וֹ נִתָּ֔ן מֵימָ֖יו נֶאֱמָנִֽים O yükseklerde oturacak, kayaların hisarları onun sığınağı olacak; ekmeği verilecek, suları güvenilir olacak. Yeşaya 51:14 · Tevrat מִהַ֥ר צֹעֶ֖ה לְהִפָּתֵ֑חַ וְלֹא־יָמ֣וּת לַשַּׁ֔חַת וְלֹ֥א יֶחְסַ֖ר לַחְמֽוֹ Eğilmiş olan çözülmek için acele eder; çukura ölmeyecek ve onun ekmeği eksilmeyecek. Yeşaya 65:25 · Tevrat זְאֵ֨ב וְטָלֶ֜ה יִרְע֣וּ כְאֶחָ֗ד וְאַרְיֵה֙ כַּבָּקָ֣ר יֹֽאכַל־תֶּ֔בֶן וְנָחָ֖שׁ עָפָ֣ר לַחְמ֑וֹ לֹֽא־יָרֵ֧עוּ וְלֹֽא־יַשְׁחִ֛יתוּ בְּכָל־הַ֥ר קָדְשִׁ֖י אָמַ֥ר יְהוָֽה Kurt ve kuzu birlikte otlayacaklar, aslan sığır gibi saman yiyecek ve yılanın ekmeği toprak olacak; bütün kutsal dağımda kötülük yapmayacaklar ve yok etmeyecekler, dedi Yahve. | ||||||
לַלָּחֶם | la-llahem | ekmeğe, ekmek, yiyecek, gıda | İsim | 8 | ||
לַחְמִי | lahmi | ekmeğim, ekmek, yiyecek, et | Zamir | 8 | ||
לַחְמְךָ | lahmekha | yiyeceğin, yiyecek, ekmek, et | Zamir | 7 | ||
בַּלֶּחֶם | ballehem | ekmekte, ekmek, yiyecek, gıda | İsim | 7 | ||
לַחְמָֽם | lahmam | onların yemeği, yemek, ekmek, savaşmak | Zamir | 6 | ||
לַחְמֵנוּ | lahmenu | ekmeğimiz, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 4 | ||
לַחְמָהּ | lahmah | ekmeği, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 3 | ||
בְלַחְמֽוֹ | ve-lahmo | ve ekmeğiyle, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 3 | ||
לַחְמְכֶם | lahmekhem | ekmeğiniz, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 3 | ||
וּלְלֶחֶם | ulelehem | ve ekmek için, ekmek, yiyecek, gıda | İsim | 2 | ||
מִלֶּחֶם | mi-llehem | -den ekmek, ekmek, yiyecek, gıda | İsim | 2 | ||
כַּלֶּחֶם | ka-llehem | ekmek gibi, ekmek, yiyecek, gıda | İsim | 2 | ||
מִלַּחְמוֹ | mi-llahmo | onun ekmeğinden, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 1 | ||
בְּלַחְמֶךָ | be-lahmekha | içinde senin ekmeğin, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 1 | ||
לְֽלַחְמְךָ | le-lahmekha | ve ekmeğin, ekmek, yiyecek, gıda | Zamir | 1 | ||
וּבַלָּחֶם | u-va-llahem | ve ekmekle, ekmek, yiyecek, gıda | İsim | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 195)
Hakimler 7:13
·
Tevrat
וַיָּבֹ֣א גִדְע֔וֹן וְהִ֨נֵּה־אִ֔ישׁ מְסַפֵּ֥ר לְרֵעֵ֖הוּ חֲל֑וֹם וַיֹּ֜אמֶר הִנֵּ֧ה חֲל֣וֹם חָלַ֗מְתִּי וְהִנֵּ֨ה צְלִ֜יל לֶ֤חֶם שְׂעֹרִים֙ מִתְהַפֵּךְ֙ בְּמַחֲנֵ֣ה מִדְיָ֔ן וַיָּבֹ֣א עַד־הָ֠אֹהֶל וַיַּכֵּ֧הוּ וַיִּפֹּ֛ל וַיַּהַפְכֵ֥הוּ לְמַ֖עְלָה וְנָפַ֥ל הָאֹֽהֶל
Gideon geldi ve işte bir adam arkadaşına bir rüya anlatıyordu. Dedi ki: 'İşte bir rüya gördüm ve işte arpa ekmeği somunu Midyan ordusunda yuvarlanıyordu; çadıra kadar geldi, ona vurdu ve düştü, onu yukarıya çevirdi ve çadır düştü.'
Hakimler 8:5
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר֙ לְאַנְשֵׁ֣י סֻכּ֔וֹת תְּנוּ־נָא֙ כִּכְּר֣וֹת לֶ֔חֶם לָעָ֖ם אֲשֶׁ֣ר בְּרַגְלָ֑י כִּי־עֲיֵפִ֣ים הֵ֔ם וְאָנֹכִ֗י רֹדֵ֛ף אַחֲרֵ֛י זֶ֥בַח וְצַלְמֻנָּ֖ע מַלְכֵ֥י מִדְיָֽן
Sukkot adamlarına dedi: "Lütfen ardımdaki halka ekmek somunları verin; çünkü onlar yorgundurlar ve ben Midyan kralları Zevah'ın ve Tsalmunna'nın ardından kovalıyorum."
Hakimler 8:6
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר֙ שָׂרֵ֣י סֻכּ֔וֹת הֲ֠כַף זֶ֧בַח וְצַלְמֻנָּ֛ע עַתָּ֖ה בְּיָדֶ֑ךָ כִּֽי־נִתֵּ֥ן לִֽצְבָאֲךָ֖ לָֽחֶם
Sukkot önderleri dedi: "Zevah'ın ve Tsalmunna'nın avucu şimdi elinde midir ki orduna ekmek verelim?"
Hakimler 8:15
·
Tevrat
וַיָּבֹא֙ אֶל־אַנְשֵׁ֣י סֻכּ֔וֹת וַיֹּ֕אמֶר הִנֵּ֖ה זֶ֣בַח וְצַלְמֻנָּ֑ע אֲשֶׁר֩ חֵרַפְתֶּ֨ם אוֹתִ֜י לֵאמֹ֗ר הֲ֠כַף זֶ֣בַח וְצַלְמֻנָּ֤ע עַתָּה֙ בְּיָדֶ֔ךָ כִּ֥י נִתֵּ֛ן לַאֲנָשֶׁ֥יךָ הַיְּעֵפִ֖ים לָֽחֶם
Sukkot adamlarına geldi ve dedi: "İşte Zevah ve Tsalmunna; ki 'Zevah'ın ve Tsalmunna'nın avucu şimdi elinde midir ki yorgun adamlarına ekmek verelim?' diyerek beni onlarla aşağıladınız."
Hakimler 19:5
·
Tevrat
וַֽיְהִי֙ בַּיּ֣וֹם הָרְבִיעִ֔י וַיַּשְׁכִּ֥ימוּ בַבֹּ֖קֶר וַיָּ֣קָם לָלֶ֑כֶת וַיֹּאמֶר֩ אֲבִ֨י הַֽנַּעֲרָ֜ה אֶל־חֲתָנ֗וֹ סְעָ֧ד לִבְּךָ֛ פַּת־לֶ֖חֶם וְאַחַ֥ר תֵּלֵֽכוּ
Dördüncü günde sabah erkenden kalktılar, ve o gitmek için kalktı; ve genç kadının babası damadına dedi ki: 'Bir lokma ekmekle kalbini destekle, ve sonra gidersiniz.'
Örnek Ayetler (5 / 17)
Hagay 2:12
·
Tevrat
הֵ֣ן יִשָּׂא־אִ֨ישׁ בְּשַׂר־קֹ֜דֶשׁ בִּכְנַ֣ף בִּגְד֗וֹ וְנָגַ֣ע בִּ֠כְנָפוֹ אֶל־הַלֶּ֨חֶם וְאֶל־הַנָּזִ֜יד וְאֶל־הַיַּ֧יִן וְאֶל־שֶׁ֛מֶן וְאֶל־כָּל־מַאֲכָ֖ל הֲיִקְדָּ֑שׁ וַיַּעֲנ֧וּ הַכֹּהֲנִ֛ים וַיֹּאמְר֖וּ לֹֽא
İşte bir adam giysisinin eteğinde kutsal et taşırsa ve eteğiyle ekmeğe ve yemeğe ve şaraba ve yağa ve bütün yiyeceklere dokunursa, kutsal olur mu? Ve kâhinler cevap verdiler ve dediler: 'Hayır.'
Yeremya 37:21
·
Tevrat
וַיְצַוֶּ֞ה הַמֶּ֣לֶךְ צִדְקִיָּ֗הוּ וַיַּפְקִ֣דוּ אֶֽת־יִרְמְיָהוּ֮ בַּחֲצַ֣ר הַמַּטָּרָה֒ וְנָתֹן֩ ל֨וֹ כִכַּר־לֶ֤חֶם לַיּוֹם֙ מִח֣וּץ הָאֹפִ֔ים עַד־תֹּ֥ם כָּל־הַלֶּ֖חֶם מִן־הָעִ֑יר וַיֵּ֣שֶׁב יִרְמְיָ֔הוּ בַּחֲצַ֖ר הַמַּטָּרָֽה
Bunun üzerine Kral Tsedekiya buyurdu ve Yeremya'yı muhafız avlusuna teslim ettiler; şehirden bütün ekmek tükenene kadar fırıncılar sokağından ona günde bir somun ekmek verildi. Ve Yeremya muhafız avlusunda kaldı.
Yeremya 38:9
·
Tevrat
אֲדֹנִ֣י הַמֶּ֗לֶךְ הֵרֵ֜עוּ הָאֲנָשִׁ֤ים הָאֵ֨לֶּה֙ אֵ֣ת כָּל־אֲשֶׁ֤ר עָשׂוּ֙ לְיִרְמְיָ֣הוּ הַנָּבִ֔יא אֵ֥ת אֲשֶׁר־הִשְׁלִ֖יכוּ אֶל־הַבּ֑וֹר וַיָּ֤מָת תַּחְתָּיו֙ מִפְּנֵ֣י הָֽרָעָ֔ב כִּ֣י אֵ֥ין הַלֶּ֛חֶם ע֖וֹד בָּעִֽיר
'Efendim kral, bu adamlar peygamber Yeremya'ya yaptıkları bütün şeylerde kötülük ettiler; onu çukura attılar ve kıtlık yüzünden yerinde ölecek, çünkü şehirde artık ekmek yok.'
1. Samuel 9:7
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר שָׁא֜וּל לְנַעֲר֗וֹ וְהִנֵּ֣ה נֵלֵךְ֮ וּמַה־נָּבִ֣יא לָאִישׁ֒ כִּ֤י הַלֶּ֨חֶם֙ אָזַ֣ל מִכֵּלֵ֔ינוּ וּתְשׁוּרָ֥ה אֵין־לְהָבִ֖יא לְאִ֣ישׁ הָאֱלֹהִ֑ים מָ֖ה אִתָּֽנוּ
Bunun üzerine Şaul gencine dedi: 'Ve işte gidersek adama ne getireceğiz? Çünkü kaplarımızdan ekmek tükendi ve Tanrı adamına getirecek hediye yok. Yanımızda ne var?'
1. Samuel 20:24
·
Tevrat
וַיִּסָּתֵ֥ר דָּוִ֖ד בַּשָּׂדֶ֑ה וַיְהִ֣י הַחֹ֔דֶשׁ וַיֵּ֧שֶׁב הַמֶּ֛לֶךְ אֶל־הַלֶּ֖חֶם לֶאֱכֽוֹל
Böylece Davut tarlada saklandı; yeni ay gelince kral ekmek yemek için oturdu.
Örnek Ayetler (5 / 17)
Hezekiel 24:17
·
Tevrat
הֵאָנֵ֣ק דֹּ֗ם מֵתִים֙ אֵ֣בֶל לֹֽא־תַֽעֲשֶׂ֔ה פְאֵֽרְךָ֙ חֲב֣וֹשׁ עָלֶ֔יךָ וּנְעָלֶ֖יךָ תָּשִׂ֣ים בְּרַגְלֶ֑יךָ וְלֹ֤א תַעְטֶה֙ עַל־שָׂפָ֔ם וְלֶ֥חֶם אֲנָשִׁ֖ים לֹ֥א תֹאכֵֽל
Sessizce inle, ölüler yası yapmayacaksın; sarığını üzerine sar ve çarıklarını ayaklarına koy, ve bıyık üzerine örtmeyeceksin ve adamların ekmeğini yemeyeceksin.
Hezekiel 24:22
·
Tevrat
וַעֲשִׂיתֶ֖ם כַּאֲשֶׁ֣ר עָשִׂ֑יתִי עַל־שָׂפָם֙ לֹ֣א תַעְט֔וּ וְלֶ֥חֶם אֲנָשִׁ֖ים לֹ֥א תֹאכֵֽלוּ
Ve benim yaptığım gibi yapacaksınız; bıyık üzerine örtmeyeceksiniz ve adamların ekmeğini yemeyeceksiniz.
Yeşaya 30:23
·
Tevrat
וְנָתַן֩ מְטַ֨ר זַרְעֲךָ֜ אֲשֶׁר־תִּזְרַ֣ע אֶת־הָאֲדָמָ֗ה וְלֶ֨חֶם֙ תְּבוּאַ֣ת הָֽאֲדָמָ֔ה וְהָיָ֥ה דָשֵׁ֖ן וְשָׁמֵ֑ן יִרְעֶ֥ה מִקְנֶ֛יךָ בַּיּ֥וֹם הַה֖וּא כַּ֥ר נִרְחָֽב
Ve toprağa ekeceğin tohumunun yağmurunu ve toprağın ürününün ekmeğini verecek; ve bol ve semiz olacak. O günde sürün geniş otlakta otlayacak.
Yeşaya 55:10
·
Tevrat
כִּ֡י כַּאֲשֶׁ֣ר יֵרֵד֩ הַגֶּ֨שֶׁם וְהַשֶּׁ֜לֶג מִן־הַשָּׁמַ֗יִם וְשָׁ֨מָּה֙ לֹ֣א יָשׁ֔וּב כִּ֚י אִם־הִרְוָ֣ה אֶת־הָאָ֔רֶץ וְהוֹלִידָ֖הּ וְהִצְמִיחָ֑הּ וְנָ֤תַן זֶ֨רַע֙ לַזֹּרֵ֔עַ וְלֶ֖חֶם לָאֹכֵֽל
Çünkü yağmur ve kar göklerden nasıl inerse ve oraya dönmezse, ancak yeri sularsa ve onu doğurtursa ve onu filizlendirirse ve eken için tohum ve yiyen için ekmek verirse;
1. Krallar 11:18
·
Tevrat
וַיָּקֻ֨מוּ֙ מִמִּדְיָ֔ן וַיָּבֹ֖אוּ פָּארָ֑ן וַיִּקְחוּ֩ אֲנָשִׁ֨ים עִמָּ֜ם מִפָּארָ֗ן וַיָּבֹ֤אוּ מִצְרַ֨יִם֙ אֶל־פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֔יִם וַיִּתֶּן־ל֣וֹ בַ֗יִת וְלֶ֨חֶם֙ אָ֣מַר ל֔וֹ וְאֶ֖רֶץ נָ֥תַן לֽוֹ
Midyan'dan kalktılar ve Paran'a geldiler; Paran'dan yanlarına adamlar aldılar ve Mısır'a, Mısır kralı Firavun'un yanına geldiler. O ona bir ev verdi, ona ekmek buyurdu ve ona toprak verdi.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Hezekiel 18:7
·
Tevrat
וְאִישׁ֙ לֹ֣א יוֹנֶ֔ה חֲבֹלָת֥וֹ חוֹב֙ יָשִׁ֔יב גְּזֵלָ֖ה לֹ֣א יִגְזֹ֑ל לַחְמוֹ֙ לְרָעֵ֣ב יִתֵּ֔ן וְעֵירֹ֖ם יְכַסֶּה־בָּֽגֶד
Ve kimseye baskı yapmaz, borçlunun rehinini geri verir, soygun yapmaz, ekmeğini aca verir ve çıplağı giysiyle örter;
Hezekiel 18:16
·
Tevrat
וְאִישׁ֙ לֹ֣א הוֹנָ֔ה חֲבֹל֙ לֹ֣א חָבָ֔ל וּגְזֵלָ֖ה לֹ֣א גָזָ֑ל לַחְמוֹ֙ לְרָעֵ֣ב נָתָ֔ן וְעֵר֖וֹם כִּסָּה־בָֽגֶד
Ve kimseye baskı yapmadı, rehin almadı ve soygun yapmadı; ekmeğini aca verdi ve çıplağı giysiyle örttü;
Yeşaya 33:16
·
Tevrat
ה֚וּא מְרוֹמִ֣ים יִשְׁכֹּ֔ן מְצָד֥וֹת סְלָעִ֖ים מִשְׂגַּבּ֑וֹ לַחְמ֣וֹ נִתָּ֔ן מֵימָ֖יו נֶאֱמָנִֽים
O yükseklerde oturacak, kayaların hisarları onun sığınağı olacak; ekmeği verilecek, suları güvenilir olacak.
Yeşaya 51:14
·
Tevrat
מִהַ֥ר צֹעֶ֖ה לְהִפָּתֵ֑חַ וְלֹא־יָמ֣וּת לַשַּׁ֔חַת וְלֹ֥א יֶחְסַ֖ר לַחְמֽוֹ
Eğilmiş olan çözülmek için acele eder; çukura ölmeyecek ve onun ekmeği eksilmeyecek.
Yeşaya 65:25
·
Tevrat
זְאֵ֨ב וְטָלֶ֜ה יִרְע֣וּ כְאֶחָ֗ד וְאַרְיֵה֙ כַּבָּקָ֣ר יֹֽאכַל־תֶּ֔בֶן וְנָחָ֖שׁ עָפָ֣ר לַחְמ֑וֹ לֹֽא־יָרֵ֧עוּ וְלֹֽא־יַשְׁחִ֛יתוּ בְּכָל־הַ֥ר קָדְשִׁ֖י אָמַ֥ר יְהוָֽה
Kurt ve kuzu birlikte otlayacaklar, aslan sığır gibi saman yiyecek ve yılanın ekmeği toprak olacak; bütün kutsal dağımda kötülük yapmayacaklar ve yok etmeyecekler, dedi Yahve.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Amos 8:11
·
Tevrat
הִנֵּ֣ה יָמִ֣ים בָּאִ֗ים נְאֻם֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה וְהִשְׁלַחְתִּ֥י רָעָ֖ב בָּאָ֑רֶץ לֹֽא־רָעָ֤ב לַלֶּ֨חֶם֙ וְלֹֽא־צָמָ֣א לַמַּ֔יִם כִּ֣י אִם־לִשְׁמֹ֔עַ אֵ֖ת דִּבְרֵ֥י יְהוָֽה
İşte günler geliyor, Efendi Yahve'nin bildirisidir; yere kıtlık göndereceğim; ekmek kıtlığı değil ve su susuzluğu değil, ancak Yahve'nin sözlerini işitmek için.
Hezekiel 4:9
·
Tevrat
וְאַתָּ֣ה קַח־לְךָ֡ חִטִּ֡ין וּ֠שְׂעֹרִים וּפ֨וֹל וַעֲדָשִׁ֜ים וְדֹ֣חַן וְכֻסְּמִ֗ים וְנָתַתָּ֤ה אוֹתָם֙ בִּכְלִ֣י אֶחָ֔ד וְעָשִׂ֧יתָ אוֹתָ֛ם לְךָ֖ לְלָ֑חֶם מִסְפַּ֨ר הַיָּמִ֜ים אֲשֶׁר־אַתָּ֣ה שׁוֹכֵ֣ב עַֽל־צִדְּךָ֗ שְׁלֹשׁ־מֵא֧וֹת וְתִשְׁעִ֛ים י֖וֹם תֹּאכֲלֶֽנּוּ
Ve sen kendine buğday ve arpa ve bakla ve mercimek ve darı ve kızıl buğday al ve onları bir kaba koy ve onları kendine ekmek yap; yanının üzerine yatacağın günlerin sayısı kadar, üç yüz doksan gün onu yiyeceksin.
Hezekiel 48:18
·
Tevrat
וְהַנּוֹתָ֨ר בָּאֹ֜רֶךְ לְעֻמַּ֣ת תְּרוּמַ֣ת הַקֹּ֗דֶשׁ עֲשֶׂ֨רֶת אֲלָפִ֤ים קָדִ֨ימָה֙ וַעֲשֶׂ֤רֶת אֲלָפִים֙ יָ֔מָּה וְהָיָ֕ה לְעֻמַּ֖ת תְּרוּמַ֣ת הַקֹּ֑דֶשׁ וְהָיְתָ֤ה תְבֽוּאָתוֹ֙ לְלֶ֔חֶם לְעֹבְדֵ֖י הָעִֽיר
Ve kutsal sununun karşısında uzunlukta kalan, doğuya doğru on bin ve batıya doğru on bin olacak; ve kutsal sununun karşısında olacak; ve onun ürünü şehrin çalışanlarına ekmek için olacak.
Nehemya 10:34
·
Tevrat
לְלֶ֣חֶם הַֽמַּעֲרֶ֡כֶת וּמִנְחַ֣ת הַתָּמִ֣יד וּלְעוֹלַ֣ת הַ֠תָּמִיד הַשַּׁבָּת֨וֹת הֶחֳדָשִׁ֜ים לַמּוֹעֲדִ֗ים וְלַקֳּדָשִׁים֙ וְלַ֣חַטָּא֔וֹת לְכַפֵּ֖ר עַל־יִשְׂרָאֵ֑ל וְכֹ֖ל מְלֶ֥אכֶת בֵּית־אֱלֹהֵֽינוּ
Diziliş ekmeği, sürekli sunu, sürekli yakmalık sunu, Şabatlar, yeni aylar, belirli zamanlar, kutsal şeyler, İsrail üzerine kefaret etmek için günah sunuları ve Tanrımızın evinin tüm işi için.
Süleyman'ın Özdeyişleri 27:27
·
Tevrat
וְדֵ֤י חֲלֵ֬ב עִזִּ֗ים לְֽ֭לַחְמְךָ לְלֶ֣חֶם בֵּיתֶ֑ךָ וְ֝חַיִּ֗ים לְנַעֲרוֹתֶֽיךָ
Ve senin yemeğin için, evinin yemeği için ve hizmetçilerinin yaşamı için yeterli keçi sütü vardır.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Hezekiel 44:7
·
Tevrat
בַּהֲבִיאֲכֶ֣ם בְּנֵֽי־נֵכָ֗ר עַרְלֵי־לֵב֙ וְעַרְלֵ֣י בָשָׂ֔ר לִהְי֥וֹת בְּמִקְדָּשִׁ֖י לְחַלְּל֣וֹ אֶת־בֵּיתִ֑י בְּהַקְרִֽיבְכֶ֤ם אֶת־לַחְמִי֙ חֵ֣לֶב וָדָ֔ם וַיָּפֵ֨רוּ֙ אֶת־בְּרִיתִ֔י אֶ֖ל כָּל־תּוֹעֲבוֹתֵיכֶֽם
Kalbi sünnetsiz ve bedeni sünnetsiz yabancı oğullarını, kutsal yerimde olmaları ve evimi bayağılaştırmaları için getirdiğinizde; ekmeğimi, yağı ve kanı sunduğunuzda, bütün iğrençliklerinize ek olarak antlaşmamı bozdular.
Hoşea 2:7
·
Tevrat
כִּ֤י זָֽנְתָה֙ אִמָּ֔ם הֹבִ֖ישָׁה הֽוֹרָתָ֑ם כִּ֣י אָמְרָ֗ה אֵלְכָ֞ה אַחֲרֵ֤י מְאַהֲבַי֙ נֹתְנֵ֤י לַחְמִי֙ וּמֵימַ֔י צַמְרִ֣י וּפִשְׁתִּ֔י שַׁמְנִ֖י וְשִׁקּוּיָֽי
Çünkü anneleri fahişelik yaptı, onlara hamile kalan utanç verici davrandı; çünkü 'Ekmeğimi ve suyumu, yünümü ve ketenimi, yağımı ve içeceklerimi veren aşıklarımın ardından gideceğim' dedi.
1. Samuel 25:11
·
Tevrat
וְלָקַחְתִּ֤י אֶת־לַחְמִי֙ וְאֶת־מֵימַ֔י וְאֵת֙ טִבְחָתִ֔י אֲשֶׁ֥ר טָבַ֖חְתִּי לְגֹֽזְזָ֑י וְנָֽתַתִּי֙ לַֽאֲנָשִׁ֔ים אֲשֶׁר֙ לֹ֣א יָדַ֔עְתִּי אֵ֥י מִזֶּ֖ה הֵֽמָּה
Ekmeğimi, suyumu ve kırkıcılarım için kestiğim etimi alıp nereli olduklarını bilmediğim adamlara mı vereyim?
Mezmurlar 41:10
·
Tevrat
גַּם־אִ֤ישׁ שְׁלוֹמִ֨י אֲשֶׁר־בָּטַ֣חְתִּי ב֭וֹ אוֹכֵ֣ל לַחְמִ֑י הִגְדִּ֖יל עָלַ֣י עָקֵֽב
Kendisine güvendiğim, ekmeğimi yiyen barışımın adamı bile bana karşı topuk kaldırdı.
Mezmurlar 102:5
·
Tevrat
הוּכָּֽה־כָ֭עֵשֶׂב וַיִּבַ֣שׁ לִבִּ֑י כִּֽי־שָׁ֝כַ֗חְתִּי מֵאֲכֹ֥ל לַחְמִֽי
Kalbim ot gibi vuruldu ve kurudu; çünkü ekmeğimi yemeyi unuttum.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Hezekiel 4:15
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֵלַ֔י רְאֵ֗ה נָתַ֤תִּֽי לְךָ֙ אֶת־צְפִיעֵ֣י הַבָּקָ֔ר תַּ֖חַת גֶּלְלֵ֣י הָֽאָדָ֑ם וְעָשִׂ֥יתָ אֶֽת־לַחְמְךָ֖ עֲלֵיהֶֽם
Ve bana dedi: 'Bak, sana insanın dışkısının yerine sığır tezeğini verdim; ve ekmeğini onların üzerinde yapacaksın.'
Hezekiel 12:18
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֕ם לַחְמְךָ֖ בְּרַ֣עַשׁ תֹּאכֵ֑ל וּמֵימֶ֕יךָ בְּרָגְזָ֥ה וּבִדְאָגָ֖ה תִּשְׁתֶּֽה
İnsanoğlu, ekmeğini titremeyle yiyeceksin; ve suyunu sarsıntıyla ve kaygıyla içeceksin.
Yeşaya 58:7
·
Tevrat
הֲל֨וֹא פָרֹ֤ס לָֽרָעֵב֙ לַחְמֶ֔ךָ וַעֲנִיִּ֥ים מְרוּדִ֖ים תָּ֣בִיא בָ֑יִת כִּֽי־תִרְאֶ֤ה עָרֹם֙ וְכִסִּית֔וֹ וּמִבְּשָׂרְךָ֖ לֹ֥א תִתְעַלָּֽם
Ekmeğini aca bölmen ve sürgün düşkünleri eve getirmen değil mi? Çıplak gördüğünde onu örtmen ve kendi etinden gizlenmemen?
Ovadya 1:7
·
Tevrat
עַֽד־הַגְּב֣וּל שִׁלְּח֗וּךָ כֹּ֚ל אַנְשֵׁ֣י בְרִיתֶ֔ךָ הִשִּׁיא֛וּךָ יָכְל֥וּ לְךָ֖ אַנְשֵׁ֣י שְׁלֹמֶ֑ךָ לַחְמְךָ֗ יָשִׂ֤ימוּ מָזוֹר֙ תַּחְתֶּ֔יךָ אֵ֥ין תְּבוּנָ֖ה בּֽוֹ
Antlaşmanın bütün adamları seni sınıra kadar gönderdiler; barışının adamları seni aldattılar, sana üstün geldiler; ekmeğini yiyenler altına bir tuzak koydular; onda anlayış yoktur.
Vaiz 9:7
·
Tevrat
לֵ֣ךְ אֱכֹ֤ל בְּשִׂמְחָה֙ לַחְמֶ֔ךָ וּֽשֲׁתֵ֥ה בְלֶב־ט֖וֹב יֵינֶ֑ךָ כִּ֣י כְבָ֔ר רָצָ֥ה הָאֱלֹהִ֖ים אֶֽת־מַעֲשֶֽׂיךָ
Git, ekmeğini sevinçle ye ve şarabını iyi kalple iç; çünkü Tanrı senin işlerinden çoktan hoşnut oldu.
Örnek Ayetler (5 / 7)
1. Samuel 2:5
·
Tevrat
שְׂבֵעִ֤ים בַּלֶּ֨חֶם֙ נִשְׂכָּ֔רוּ וּרְעֵבִ֖ים חָדֵ֑לּוּ עַד־עֲקָרָה֙ יָלְדָ֣ה שִׁבְעָ֔ה וְרַבַּ֥ת בָּנִ֖ים אֻמְלָֽלָה
Toklar ekmek için kiralandılar ve açlar kesildiler; öyle ki kısır yedi doğurdu ve çok oğulları olan zayıf düştü.
Nehemya 5:15
·
Tevrat
וְהַפַּחוֹת֩ הָרִאשֹׁנִ֨ים אֲשֶׁר־לְפָנַ֜י הִכְבִּ֣ידוּ עַל־הָעָ֗ם וַיִּקְח֨וּ מֵהֶ֜ם בְּלֶ֤חֶם וָיַ֨יִן֙ אַחַר֙ כֶּֽסֶף־שְׁקָלִ֣ים אַרְבָּעִ֔ים גַּ֥ם נַעֲרֵיהֶ֖ם שָׁלְט֣וּ עַל־הָעָ֑ם וַאֲנִי֙ לֹא־עָשִׂ֣יתִי כֵ֔ן מִפְּנֵ֖י יִרְאַ֥ת אֱלֹהִֽים
Benden önceki valiler halkın üzerine ağırlaştırdılar ve onlardan ekmek ve şarap, sonra da kırk şekel (~440 gram) gümüş aldılar; ayrıca onların hizmetkarları halkın üzerine egemen oldular. Fakat ben Tanrı korkusu yüzünden böyle yapmadım.
Nehemya 13:2
·
Tevrat
כִּ֣י לֹ֧א קִדְּמ֛וּ אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל בַּלֶּ֣חֶם וּבַמָּ֑יִם וַיִּשְׂכֹּ֨ר עָלָ֤יו אֶת־בִּלְעָם֙ לְקַֽלְל֔וֹ וַיַּהֲפֹ֧ךְ אֱלֹהֵ֛ינוּ הַקְּלָלָ֖ה לִבְרָכָֽה
Çünkü İsrail oğullarını ekmekle ve suyla karşılamadılar; ve onu lanetlemesi için ona karşı Balam'ı kiraladı; ama Tanrımız laneti berekete çevirdi.
Yaratılış 47:17
·
Tevrat
וַיָּבִ֣יאוּ אֶת־מִקְנֵיהֶם֮ אֶל־יוֹסֵף֒ וַיִּתֵּ֣ן לָהֶם֩ יוֹסֵ֨ף לֶ֜חֶם בַּסּוּסִ֗ים וּבְמִקְנֵ֥ה הַצֹּ֛אן וּבְמִקְנֵ֥ה הַבָּקָ֖ר וּבַחֲמֹרִ֑ים וַיְנַהֲלֵ֤ם בַּלֶּ֨חֶם֙ בְּכָל־מִקְנֵהֶ֔ם בַּשָּׁנָ֖ה הַהִֽוא
Böylece sürülerini Yusuf'a getirdiler; ve Yusuf atlar karşılığında ve koyun sürüsü karşılığında ve sığır sürüsü karşılığında ve eşekler karşılığında onlara ekmek verdi; ve o yıl bütün sürüleri karşılığında onları ekmekle güttü.
Yaratılış 47:19
·
Tevrat
לָ֧מָּה נָמ֣וּת לְעֵינֶ֗יךָ גַּם־אֲנַ֨חְנוּ֙ גַּ֣ם אַדְמָתֵ֔נוּ קְנֵֽה־אֹתָ֥נוּ וְאֶת־אַדְמָתֵ֖נוּ בַּלָּ֑חֶם וְנִֽהְיֶ֞ה אֲנַ֤חְנוּ וְאַדְמָתֵ֨נוּ֙ עֲבָדִ֣ים לְפַרְעֹ֔ה וְתֶן־זֶ֗רַע וְנִֽחְיֶה֙ וְלֹ֣א נָמ֔וּת וְהָאֲדָמָ֖ה לֹ֥א תֵשָֽׁם
Neden senin gözlerinin önünde ölelim, hem biz hem de toprağımız? Bizi ve toprağımızı ekmek karşılığında satın al; ve biz ve toprağımız Firavun'a kullar olalım; ve tohum ver ki yaşayalım ve ölmeyelim ve toprak ıssız kalmasın.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Hezekiel 4:13
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה כָּ֣כָה יֹאכְל֧וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל אֶת־לַחְמָ֖ם טָמֵ֑א בַּגּוֹיִ֕ם אֲשֶׁ֥ר אַדִּיחֵ֖ם שָֽׁם
Ve Yahve dedi: 'İsrail oğulları, onları süreceğim ulusların arasında ekmeklerini böyle kirli yiyecekler.'
Hezekiel 12:19
·
Tevrat
וְאָמַרְתָּ֣ אֶל־עַ֣ם הָאָ֡רֶץ כֹּֽה־אָמַר֩ אֲדֹנָ֨י יְהוִ֜ה לְיוֹשְׁבֵ֤י יְרוּשָׁלִַ֨ם֙ אֶל־אַדְמַ֣ת יִשְׂרָאֵ֔ל לַחְמָם֙ בִּדְאָגָ֣ה יֹאכֵ֔לוּ וּמֵֽימֵיהֶ֖ם בְּשִׁמָּמ֣וֹן יִשְׁתּ֑וּ לְמַ֜עַן תֵּשַׁ֤ם אַרְצָהּ֙ מִמְּלֹאָ֔הּ מֵחֲמַ֖ס כָּֽל־הַיֹּשְׁבִ֥ים בָּֽהּ
Ve yerin halkına de: Efendi Yahve Yeruşalim'de oturanlara, İsrail toprağına şöyle dedi: Ekmeklerini kaygıyla yiyecekler ve sularını dehşetle içecekler; öyle ki, onda oturanların hepsinin zorbalığından dolayı onun toprağı doluluğundan ıssız kalsın.
Hoşea 9:4
·
Tevrat
לֹא־יִסְּכ֨וּ לַיהוָ֥ה יַיִן֮ וְלֹ֣א יֶֽעֶרְבוּ־לוֹ֒ זִבְחֵיהֶ֗ם כְּלֶ֤חֶם אוֹנִים֙ לָהֶ֔ם כָּל־אֹכְלָ֖יו יִטַמָּ֑אוּ כִּֽי־לַחְמָ֣ם לְנַפְשָׁ֔ם לֹ֥א יָב֖וֹא בֵּ֥ית יְהוָֽה
Yahve'ye şarap dökmeyecekler ve kurbanları onu hoşnut etmeyecek; onlar için yas tutanların ekmeği gibi olacak, onu yiyenlerin hepsi kirlenecek; çünkü ekmekleri kendi canları içindir, Yahve'nin evine girmeyecek.
Süleyman'ın Özdeyişleri 30:25
·
Tevrat
הַ֭נְּמָלִים עַ֣ם לֹא־עָ֑ז וַיָּכִ֖ינוּ בַקַּ֣יִץ לַחְמָֽם
Karıncalar güçlü olmayan bir halktır; ama yazın yiyeceklerini hazırlarlar.
Eyüp 30:4
·
Tevrat
הַקֹּטְפִ֣ים מַלּ֣וּחַ עֲלֵי־שִׂ֑יחַ וְשֹׁ֖רֶשׁ רְתָמִ֣ים לַחְמָֽם
Çalılar üzerinde tuz otu koparanlar; ve süpürge otlarının kökü onların ekmeğidir.
Örnek Ayetler (4)
Yeşaya 4:1
·
Tevrat
וְהֶחֱזִיקוּ֩ שֶׁ֨בַע נָשִׁ֜ים בְּאִ֣ישׁ אֶחָ֗ד בַּיּ֤וֹם הַהוּא֙ לֵאמֹ֔ר לַחְמֵ֣נוּ נֹאכֵ֔ל וְשִׂמְלָתֵ֖נוּ נִלְבָּ֑שׁ רַ֗ק יִקָּרֵ֤א שִׁמְךָ֙ עָלֵ֔ינוּ אֱסֹ֖ף חֶרְפָּתֵֽנוּ
O gün yedi kadın bir adamı tutarak diyecek: 'Kendi ekmeğimizi yiyeceğiz ve kendi giysimizi giyeceğiz; sadece senin adın üzerimize çağrılsın, utancımızı kaldır.'
Yeşu 9:12
·
Tevrat
זֶ֣ה לַחְמֵ֗נוּ חָ֞ם הִצְטַיַּ֤דְנוּ אֹתוֹ֙ מִבָּ֣תֵּ֔ינוּ בְּי֥וֹם צֵאתֵ֖נוּ לָלֶ֣כֶת אֲלֵיכֶ֑ם וְעַתָּה֙ הִנֵּ֣ה יָבֵ֔שׁ וְהָיָ֖ה נִקֻּדִֽים
Bu ekmeğimiz; size gitmek için çıkışımızın gününde onu evlerimizden sıcak erzak olarak aldık ve şimdi işte kuru ve ufalanmış oldu.
Ağıtlar 5:9
·
Tevrat
בְּנַפְשֵׁ֨נוּ֙ נָבִ֣יא לַחְמֵ֔נוּ מִפְּנֵ֖י חֶ֥רֶב הַמִּדְבָּֽר
Çölün kılıcı yüzünden ekmeğimizi canımızla getiririz.
Çölde Sayım 14:9
·
Tevrat
אַ֣ךְ בַּֽיהוָה֮ אַל־תִּמְרֹדוּ֒ וְאַתֶּ֗ם אַל־תִּֽירְאוּ֙ אֶת־עַ֣ם הָאָ֔רֶץ כִּ֥י לַחְמֵ֖נוּ הֵ֑ם סָ֣ר צִלָּ֧ם מֵעֲלֵיהֶ֛ם וַֽיהוָ֥ה אִתָּ֖נוּ אַל־תִּירָאֻֽם
Ancak Yahve'ye karşı isyan etmeyin ve siz yerin halkından korkmayın; çünkü onlar bizim ekmeğimizdir. Gölgeleri üzerlerinden ayrıldı ve Yahve bizimledir; onlardan korkmayın.
Örnek Ayetler (3)
Mezmurlar 147:9
·
Tevrat
נוֹתֵ֣ן לִבְהֵמָ֣ה לַחְמָ֑הּ לִבְנֵ֥י עֹ֝רֵ֗ב אֲשֶׁ֣ר יִקְרָֽאוּ
Hayvana yiyeceğini, çağıran karga oğullarına verir.
Süleyman'ın Özdeyişleri 6:8
·
Tevrat
תָּכִ֣ין בַּקַּ֣יִץ לַחְמָ֑הּ אָגְרָ֥ה בַ֝קָּצִ֗יר מַאֲכָלָֽהּ
Yazın ekmeğini hazırlar, hasatta yiyeceğini toplar.
Süleyman'ın Özdeyişleri 31:14
·
Tevrat
הָ֭יְתָה כָּאֳנִיּ֣וֹת סוֹחֵ֑ר מִ֝מֶּרְחָ֗ק תָּבִ֥יא לַחְמָֽהּ
Tüccar gemileri gibi oldu; ekmeğini uzaktan getirir.
Örnek Ayetler (3)
Yeremya 11:19
·
Tevrat
וַאֲנִ֕י כְּכֶ֥בֶשׂ אַלּ֖וּף יוּבַ֣ל לִטְב֑וֹחַ וְלֹֽא־יָדַ֜עְתִּי כִּֽי־עָלַ֣י חָשְׁב֣וּ מַחֲשָׁב֗וֹת נַשְׁחִ֨יתָה עֵ֤ץ בְּלַחְמוֹ֙ וְנִכְרְתֶ֨נּוּ֙ מֵאֶ֣רֶץ חַיִּ֔ים וּשְׁמ֖וֹ לֹֽא־יִזָּכֵ֥ר עֽוֹד
Ben kesime götürülen uysal kuzu gibiydim; bana karşı düşünceler düşündüklerini bilmedim: 'Ağacı ekmeğiyle yok edelim ve onu yaşam diyarından kesip atalım, adı bir daha anılmasın.'
Yeşaya 21:14
·
Tevrat
לִקְרַ֥את צָמֵ֖א הֵתָ֣יוּ מָ֑יִם יֹשְׁבֵי֙ אֶ֣רֶץ תֵּימָ֔א בְּלַחְמ֖וֹ קִדְּמ֥וּ נֹדֵֽד
Susamışı karşılamak için su getirin; Tema diyarının sakinleri, kaçanı ekmeğiyle karşıladılar.
Levililer 22:11
·
Tevrat
וְכֹהֵ֗ן כִּֽי־יִקְנֶ֥ה נֶ֨פֶשׁ֙ קִנְיַ֣ן כַּסְפּ֔וֹ ה֖וּא יֹ֣אכַל בּ֑וֹ וִילִ֣יד בֵּית֔וֹ הֵ֖ם יֹאכְל֥וּ בְלַחְמֽוֹ
Ve kâhin gümüşünün mülkü olarak bir can satın alırsa, o ondan yiyecek; ve evinde doğanlar, onlar ekmeğinden yiyecekler.
Örnek Ayetler (2)
Levililer 26:5
·
Tevrat
וְהִשִּׂ֨יג לָכֶ֥ם דַּ֨יִשׁ֙ אֶת־בָּצִ֔יר וּבָצִ֖יר יַשִּׂ֣יג אֶת־זָ֑רַע וַאֲכַלְתֶּ֤ם לַחְמְכֶם֙ לָשֹׂ֔בַע וִֽישַׁבְתֶּ֥ם לָבֶ֖טַח בְּאַרְצְכֶֽם
Ve size harman bağ bozumuna ulaşacak ve bağ bozumu tohuma ulaşacak; ve ekmeğinizi doyasıya yiyeceksiniz ve diyarınızda güvenle oturacaksınız.
Levililer 26:26
·
Tevrat
בְּשִׁבְרִ֣י לָכֶם֮ מַטֵּה־לֶחֶם֒ וְ֠אָפוּ עֶ֣שֶׂר נָשִׁ֤ים לַחְמְכֶם֙ בְּתַנּ֣וּר אֶחָ֔ד וְהֵשִׁ֥יבוּ לַחְמְכֶ֖ם בַּמִּשְׁקָ֑ל וַאֲכַלְתֶּ֖ם וְלֹ֥א תִשְׂבָּֽעוּ
Size ekmek değneğini kırdığımda, on kadın ekmeğinizi bir fırında pişirecekler ve ekmeğinizi tartıyla geri verecekler; yiyeceksiniz ve doymayacaksınız.
Örnek Ayetler (2)
Yeremya 42:14
·
Tevrat
לֵאמֹ֗ר לֹ֚א כִּ֣י אֶ֤רֶץ מִצְרַ֨יִם֙ נָב֔וֹא אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־נִרְאֶה֙ מִלְחָמָ֔ה וְק֥וֹל שׁוֹפָ֖ר לֹ֣א נִשְׁמָ֑ע וְלַלֶּ֥חֶם לֹֽא־נִרְעָ֖ב וְשָׁ֥ם נֵשֵֽׁב
diyerek: 'Hayır, çünkü savaş görmeyeceğimiz, boru sesini duymayacağımız ve ekmeğe acıkmayacağımız Mısır diyarına gireceğiz ve orada oturacağız;'
1. Tarihler 23:29
·
Tevrat
וּלְלֶ֨חֶם הַֽמַּעֲרֶ֜כֶת וּלְסֹ֤לֶת לְמִנְחָה֙ וְלִרְקִיקֵ֣י הַמַּצּ֔וֹת וְלַֽמַּחֲבַ֖ת וְלַמֻּרְבָּ֑כֶת וּלְכָל־מְשׂוּרָ֖ה וּמִדָּֽה
Ve dizili ekmek için, sunu ince unu için, mayasız yufkalar için, tava için, karıştırılmış için ve her ölçü ve ebat için;
Örnek Ayetler (2)
Levililer 22:13
·
Tevrat
וּבַת־כֹּהֵן֩ כִּ֨י תִהְיֶ֜ה אַלְמָנָ֣ה וּגְרוּשָׁ֗ה וְזֶרַע֮ אֵ֣ין לָהּ֒ וְשָׁבָ֞ה אֶל־בֵּ֤ית אָבִ֨יהָ֙ כִּנְעוּרֶ֔יהָ מִלֶּ֥חֶם אָבִ֖יהָ תֹּאכֵ֑ל וְכָל־זָ֖ר לֹא־יֹ֥אכַל בּֽוֹ
Ve kâhin kızı dul ve boşanmış olursa ve onun soyu yoksa ve gençliğindeki gibi babasının evine dönerse, babasının ekmeğinden yiyecek; ve hiçbir yabancı ondan yemeyecek.
Çölde Sayım 15:19
·
Tevrat
וְהָיָ֕ה בַּאֲכָלְכֶ֖ם מִלֶּ֣חֶם הָאָ֑רֶץ תָּרִ֥ימוּ תְרוּמָ֖ה לַיהוָֽה
Ve yerin ekmeğinden yediğinizde, Yahve'ye kaldırmalık sunu kaldıracaksınız.
Örnek Ayetler (2)
Hoşea 9:4
·
Tevrat
לֹא־יִסְּכ֨וּ לַיהוָ֥ה יַיִן֮ וְלֹ֣א יֶֽעֶרְבוּ־לוֹ֒ זִבְחֵיהֶ֗ם כְּלֶ֤חֶם אוֹנִים֙ לָהֶ֔ם כָּל־אֹכְלָ֖יו יִטַמָּ֑אוּ כִּֽי־לַחְמָ֣ם לְנַפְשָׁ֔ם לֹ֥א יָב֖וֹא בֵּ֥ית יְהוָֽה
Yahve'ye şarap dökmeyecekler ve kurbanları onu hoşnut etmeyecek; onlar için yas tutanların ekmeği gibi olacak, onu yiyenlerin hepsi kirlenecek; çünkü ekmekleri kendi canları içindir, Yahve'nin evine girmeyecek.
Mezmurlar 102:10
·
Tevrat
כִּי־אֵ֭פֶר כַּלֶּ֣חֶם אָכָ֑לְתִּי וְ֝שִׁקֻּוַ֗י בִּבְכִ֥י מָסָֽכְתִּי
Çünkü külü ekmek gibi yedim ve içeceğimi ağlamayla karıştırdım.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 22:9
·
Tevrat
טֽוֹב־עַ֭יִן ה֣וּא יְבֹרָ֑ךְ כִּֽי־נָתַ֖ן מִלַּחְמ֣וֹ לַדָּֽל
İyi gözlü olan bereketli olacaktır; çünkü ekmeğinden yoksula verdi.
Örnek Ayetler (1)
Hakimler 13:16
·
Tevrat
וַיֹּאמֶר֩ מַלְאַ֨ךְ יְהוָ֜ה אֶל־מָנ֗וֹחַ אִם־תַּעְצְרֵ֨נִי֙ לֹא־אֹכַ֣ל בְּלַחְמֶ֔ךָ וְאִם־תַּעֲשֶׂ֣ה עֹלָ֔ה לַיהוָ֖ה תַּעֲלֶ֑נָּה כִּ֚י לֹא־יָדַ֣ע מָנ֔וֹחַ כִּֽי־מַלְאַ֥ךְ יְהוָ֖ה הֽוּא
Bunun üzerine Yahve'nin elçisi Manoah'a dedi: 'Beni alıkoysan da senin ekmeğinden yemeyeceğim; ve eğer yakmalık sunu yaparsan onu Yahve'ye sunacaksın.' Çünkü Manoah onun Yahve'nin elçisi olduğunu bilmiyordu.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 27:27
·
Tevrat
וְדֵ֤י חֲלֵ֬ב עִזִּ֗ים לְֽ֭לַחְמְךָ לְלֶ֣חֶם בֵּיתֶ֑ךָ וְ֝חַיִּ֗ים לְנַעֲרוֹתֶֽיךָ
Ve senin yemeğin için, evinin yemeği için ve hizmetçilerinin yaşamı için yeterli keçi sütü vardır.