381
Kullanım
8
Lemma
104
Türev
123
Anlam
8 lemma, 104 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
כְּבוֹדָֽהּ | kevodah | onun ağırlığı, ağırlık, yücelik, onur, ihtişam | Zamir | 1 | ||
הַכָּבֹד | ha-kkavod | ağırlık, ağırlık, yücelik, onur | İsim | 1 | ||
וּכְבֹד | u-hvod | ve ağırlığı, ağırlık, yücelik, onur | İsim | 1 | ||
כְּבֹדָם | kevodam | onların ağırlığı, ağırlık, yücelik, onur | Zamir | 1 | ||
וְהַכָּבוֹד | ve-hakkavod | ve ağırlık, ağırlık, yücelik, onur | İsim | 1 | ||
בִּכְבֹדִֽי | bi-khvodi | ağırlığımda, ağırlık, yücelik, onur | Zamir | 1 | ||
מִכְּבֹדֽוֹ | mi-kkevodo | onun ağırlığından, ağırlık, yücelik, onur | Zamir | 1 | ||
וּבִכְבוֹדָם | u-vi-khvodam | ve onların ağırlığında, ağırlık, yücelik, onur | Zamir | 1 | ||
כְּבוֹדְכֶֽם | kevodkhem | ağırlığınız, ağırlık, yücelik, onur | Zamir | 1 | ||
כְּבֹדֶֽךָ | kevodekha | senin ağırlığın, ağırlık, yücelik, onur, ihtişam | Zamir | 1 | ||
וּכְבוֹדֶֽךָ | u-khevodekha | ve senin ağırlığın, ağırlık, yücelik, onur, ihtişam | Zamir | 1 | ||
כָּבֵד Lemma | kaved | ağır, ağır, karaciğer, onurlu, önemli | Sıfat | 21 | ||
Örnek Ayetler (5 / 21) 2. Krallar 6:14 · Tevrat וַיִּשְׁלַח־שָׁ֛מָּה סוּסִ֥ים וְרֶ֖כֶב וְחַ֣יִל כָּבֵ֑ד וַיָּבֹ֣אוּ לַ֔יְלָה וַיַּקִּ֖פוּ עַל־הָעִֽיר Oraya atlar, araba ve büyük bir ordu gönderdi; gece geldiler ve şehri kuşattılar. 2. Krallar 18:17 · Tevrat וַיִּשְׁלַ֣ח מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֡וּר אֶת־תַּרְתָּ֥ן וְאֶת־רַב־סָרִ֣יס וְאֶת־רַב־שָׁקֵ֨ה מִן־לָכִ֜ישׁ אֶל־הַמֶּ֧לֶךְ חִזְקִיָּ֛הוּ בְּחֵ֥יל כָּבֵ֖ד יְרוּשָׁלִָ֑ם וַֽיַּעֲלוּ֙ וַיָּבֹ֣אוּ יְרוּשָׁלִַ֔ם וַיַּעֲל֣וּ וַיָּבֹ֗אוּ וַיַּֽעַמְדוּ֙ בִּתְעָלַת֙ הַבְּרֵכָ֣ה הָֽעֶלְיוֹנָ֔ה אֲשֶׁ֕ר בִּמְסִלַּ֖ת שְׂדֵ֥ה כוֹבֵֽס Ve Asur kralı Tartan'ı, Rav-Saris'i ve Rav-Şake'yi Lakiş'ten kral Hizkiya'ya ağır orduyla Yeruşalim'e gönderdi; ve çıktılar ve Yeruşalim'e geldiler, ve çıktılar ve geldiler ve çamaşırcı tarlasının yolunda olan yukarı havuzun kanalında durdular. Yeşaya 32:2 · Tevrat וְהָיָה־אִ֥ישׁ כְּמַֽחֲבֵא־ר֖וּחַ וְסֵ֣תֶר זָ֑רֶם כְּפַלְגֵי־מַ֣יִם בְּצָי֔וֹן כְּצֵ֥ל סֶֽלַע־כָּבֵ֖ד בְּאֶ֥רֶץ עֲיֵפָֽה Ve adam rüzgardan bir sığınak gibi ve sağanaktan bir örtü, kuraklıkta su akarsuları gibi, yorgun yerde ağır kayanın gölgesi gibi olacak. Yeşaya 36:2 · Tevrat וַיִּשְׁלַ֣ח מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֣וּר אֶת־רַב־שָׁקֵ֨ה מִלָּכִ֧ישׁ יְרוּשָׁלְַ֛מָה אֶל־הַמֶּ֥לֶךְ חִזְקִיָּ֖הוּ בְּחֵ֣יל כָּבֵ֑ד וַֽיַּעֲמֹ֗ד בִּתְעָלַת֙ הַבְּרֵכָ֣ה הָעֶלְיוֹנָ֔ה בִּמְסִלַּ֖ת שְׂדֵ֥ה כוֹבֵֽס Asur kralı Lakiş'ten Yeruşalim'e, Kral Hizkiya'ya ağır bir orduyla Rabşake'yi gönderdi; ve o Çırpıcı Tarlası yolunda, Yukarı Havuz'un kanalında durdu. 1. Krallar 10:2 · Tevrat וַתָּבֹ֣א יְרוּשָׁלְַ֗מָה בְּחַיִל֮ כָּבֵ֣ד מְאֹד֒ גְּ֠מַלִּים נֹשְׂאִ֨ים בְּשָׂמִ֧ים וְזָהָ֛ב רַב־מְאֹ֖ד וְאֶ֣בֶן יְקָרָ֑ה וַתָּבֹא֙ אֶל־שְׁלֹמֹ֔ה וַתְּדַבֵּ֣ר אֵלָ֔יו אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר הָיָ֖ה עִם־לְבָבָֽהּ Ve Yeruşalim'e çok büyük bir birlikle, baharatlar, çok fazla altın ve değerli taş taşıyan develerle geldi; ve Süleyman'a geldi ve kalbiyle olan her şeyi ona konuştu. | ||||||
כָבֵד | kaved | ağır, ağır, yüklü, önemli | Sıfat | 7 | ||
הַכָּבֵד | hakkaved | ağır olan, ağır, önemli, şiddetli | Sıfat | 3 | ||
וְכִבְדֵי | ve-khivdey | ve ağırlıkları, ağırlık, yük, onur, karaciğer | Sıfat | 2 | ||
וְכָבֵד | ve-khaved | ve ağır, ağır, şiddetli, önemli | Sıfat | 2 | ||
כְּבֵדִים | kevedim | ağırdırlar, ağır, şiddetli, önemli | Sıfat | 1 | ||
וּכְבַד | uhvad | ve ağır, ağır, yüklü, şiddetli | Sıfat | 1 | ||
כֶּבֶד | keved | ağırlık, ağırlık, yük, şiddet | Sıfat | 1 | ||
כְבַד | kevad | ağır, ağır, yavaş, önemli | Sıfat | 1 | ||
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 66:11
·
Tevrat
לְמַ֤עַן תִּֽינְקוּ֙ וּשְׂבַעְתֶּ֔ם מִשֹּׁ֖ד תַּנְחֻמֶ֑יהָ לְמַ֧עַן תָּמֹ֛צּוּ וְהִתְעַנַּגְתֶּ֖ם מִזִּ֥יז כְּבוֹדָֽהּ
Böylece onun tesellilerinin memesinden emeceksiniz ve doyacaksınız; böylece onun yüceliğinin bolluğundan içeceksiniz ve zevk alacaksınız.
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 31:1
·
Tevrat
וַיִּשְׁמַ֗ע אֶת־דִּבְרֵ֤י בְנֵֽי־לָבָן֙ לֵאמֹ֔ר לָקַ֣ח יַעֲקֹ֔ב אֵ֖ת כָּל־אֲשֶׁ֣ר לְאָבִ֑ינוּ וּמֵאֲשֶׁ֣ר לְאָבִ֔ינוּ עָשָׂ֕ה אֵ֥ת כָּל־הַכָּבֹ֖ד הַזֶּֽה
Lavan'ın oğullarının, 'Yakup babamızın olan her şeyi aldı ve bütün bu yüceliği babamızın olanlardan yaptı' diyen sözlerini işitti.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 25:2
·
Tevrat
כְּבֹ֣ד אֱ֭לֹהִים הַסְתֵּ֣ר דָּבָ֑ר וּכְבֹ֥ד מְ֝לָכִ֗ים חֲקֹ֣ר דָּבָֽר
Tanrı'nın yüceliği bir sözü gizlemektir; ve kralların yüceliği bir sözü araştırmaktır.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 25:27
·
Tevrat
אָ֘כֹ֤ל דְּבַ֣שׁ הַרְבּ֣וֹת לֹא־ט֑וֹב וְחֵ֖קֶר כְּבֹדָ֣ם כָּבֽוֹד
Çok bal yemek iyi değildir; ve onların yüceliğini araştırmak yüceliktir.
Örnek Ayetler (1)
1. Tarihler 29:12
·
Tevrat
וְהָעֹ֤שֶׁר וְהַכָּבוֹד֙ מִלְּפָנֶ֔יךָ וְאַתָּה֙ מוֹשֵׁ֣ל בַּכֹּ֔ל וּבְיָדְךָ֖ כֹּ֣חַ וּגְבוּרָ֑ה וּבְיָ֣דְךָ֔ לְגַדֵּ֥ל וּלְחַזֵּ֖ק לַכֹּֽל
Zenginlik ve yücelik senin yüzündendir ve sen her şeyi yönetirsin. Kuvvet ve güç senin elindedir; her şeyi büyütmek ve güçlendirmek senin elindedir.
Örnek Ayetler (1)
Mısır'dan Çıkış 29:43
·
Tevrat
וְנֹעַדְתִּ֥י שָׁ֖מָּה לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וְנִקְדַּ֖שׁ בִּכְבֹדִֽי
Orada İsrail oğullarıyla buluşacağım ve yüceliğimle kutsal kılınacaktır.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 43:2
·
Tevrat
וְהִנֵּ֗ה כְּבוֹד֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל בָּ֖א מִדֶּ֣רֶךְ הַקָּדִ֑ים וְקוֹל֗וֹ כְּקוֹל֙ מַ֣יִם רַבִּ֔ים וְהָאָ֖רֶץ הֵאִ֥ירָה מִכְּבֹדֽוֹ
Ve işte, İsrail'in Tanrısı'nın yüceliği doğu yolundan geliyordu; ve O'nun sesi çok suların sesi gibiydi, ve yer O'nun yüceliğinden aydınlandı.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 61:6
·
Tevrat
וְאַתֶּ֗ם כֹּהֲנֵ֤י יְהוָה֙ תִּקָּרֵ֔אוּ מְשָׁרְתֵ֣י אֱלֹהֵ֔ינוּ יֵאָמֵ֖ר לָכֶ֑ם חֵ֤יל גּוֹיִם֙ תֹּאכֵ֔לוּ וּבִכְבוֹדָ֖ם תִּתְיַמָּֽרוּ
Ve siz Yahve'nin kâhinleri diye çağrılacaksınız, size Tanrımızın hizmetkârları denecek; ulusların servetini yiyeceksiniz ve onların yüceliğiyle övüneceksiniz.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 10:3
·
Tevrat
וּמַֽה־תַּעֲשׂוּ֙ לְי֣וֹם פְּקֻדָּ֔ה וּלְשׁוֹאָ֖ה מִמֶּרְחָ֣ק תָּב֑וֹא עַל־מִי֙ תָּנ֣וּסוּ לְעֶזְרָ֔ה וְאָ֥נָה תַעַזְב֖וּ כְּבוֹדְכֶֽם
Ve yoklama gününde ve uzaktan gelecek yıkımda ne yapacaksınız? Yardım için kime kaçacaksınız ve yüceliğinizi nereye bırakacaksınız?
Örnek Ayetler (1)
Mısır'dan Çıkış 33:18
·
Tevrat
וַיֹּאמַ֑ר הַרְאֵ֥נִי נָ֖א אֶת־כְּבֹדֶֽךָ
Dedi ki: 'Lütfen bana yüceliğini göster.'
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 63:3
·
Tevrat
כֵּ֭ן בַּקֹּ֣דֶשׁ חֲזִיתִ֑יךָ לִרְא֥וֹת עֻ֝זְּךָ֗ וּכְבוֹדֶֽךָ
Böylece gücünü ve yüceliğini görmek için kutsalda seni gördüm.
Örnek Ayetler (5 / 21)
2. Krallar 6:14
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַח־שָׁ֛מָּה סוּסִ֥ים וְרֶ֖כֶב וְחַ֣יִל כָּבֵ֑ד וַיָּבֹ֣אוּ לַ֔יְלָה וַיַּקִּ֖פוּ עַל־הָעִֽיר
Oraya atlar, araba ve büyük bir ordu gönderdi; gece geldiler ve şehri kuşattılar.
2. Krallar 18:17
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֣ח מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֡וּר אֶת־תַּרְתָּ֥ן וְאֶת־רַב־סָרִ֣יס וְאֶת־רַב־שָׁקֵ֨ה מִן־לָכִ֜ישׁ אֶל־הַמֶּ֧לֶךְ חִזְקִיָּ֛הוּ בְּחֵ֥יל כָּבֵ֖ד יְרוּשָׁלִָ֑ם וַֽיַּעֲלוּ֙ וַיָּבֹ֣אוּ יְרוּשָׁלִַ֔ם וַיַּעֲל֣וּ וַיָּבֹ֗אוּ וַיַּֽעַמְדוּ֙ בִּתְעָלַת֙ הַבְּרֵכָ֣ה הָֽעֶלְיוֹנָ֔ה אֲשֶׁ֕ר בִּמְסִלַּ֖ת שְׂדֵ֥ה כוֹבֵֽס
Ve Asur kralı Tartan'ı, Rav-Saris'i ve Rav-Şake'yi Lakiş'ten kral Hizkiya'ya ağır orduyla Yeruşalim'e gönderdi; ve çıktılar ve Yeruşalim'e geldiler, ve çıktılar ve geldiler ve çamaşırcı tarlasının yolunda olan yukarı havuzun kanalında durdular.
Yeşaya 32:2
·
Tevrat
וְהָיָה־אִ֥ישׁ כְּמַֽחֲבֵא־ר֖וּחַ וְסֵ֣תֶר זָ֑רֶם כְּפַלְגֵי־מַ֣יִם בְּצָי֔וֹן כְּצֵ֥ל סֶֽלַע־כָּבֵ֖ד בְּאֶ֥רֶץ עֲיֵפָֽה
Ve adam rüzgardan bir sığınak gibi ve sağanaktan bir örtü, kuraklıkta su akarsuları gibi, yorgun yerde ağır kayanın gölgesi gibi olacak.
Yeşaya 36:2
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֣ח מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֣וּר אֶת־רַב־שָׁקֵ֨ה מִלָּכִ֧ישׁ יְרוּשָׁלְַ֛מָה אֶל־הַמֶּ֥לֶךְ חִזְקִיָּ֖הוּ בְּחֵ֣יל כָּבֵ֑ד וַֽיַּעֲמֹ֗ד בִּתְעָלַת֙ הַבְּרֵכָ֣ה הָעֶלְיוֹנָ֔ה בִּמְסִלַּ֖ת שְׂדֵ֥ה כוֹבֵֽס
Asur kralı Lakiş'ten Yeruşalim'e, Kral Hizkiya'ya ağır bir orduyla Rabşake'yi gönderdi; ve o Çırpıcı Tarlası yolunda, Yukarı Havuz'un kanalında durdu.
1. Krallar 10:2
·
Tevrat
וַתָּבֹ֣א יְרוּשָׁלְַ֗מָה בְּחַיִל֮ כָּבֵ֣ד מְאֹד֒ גְּ֠מַלִּים נֹשְׂאִ֨ים בְּשָׂמִ֧ים וְזָהָ֛ב רַב־מְאֹ֖ד וְאֶ֣בֶן יְקָרָ֑ה וַתָּבֹא֙ אֶל־שְׁלֹמֹ֔ה וַתְּדַבֵּ֣ר אֵלָ֔יו אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר הָיָ֖ה עִם־לְבָבָֽהּ
Ve Yeruşalim'e çok büyük bir birlikle, baharatlar, çok fazla altın ve değerli taş taşıyan develerle geldi; ve Süleyman'a geldi ve kalbiyle olan her şeyi ona konuştu.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Mezmurlar 38:5
·
Tevrat
כִּ֣י עֲ֭וֺנֹתַי עָבְר֣וּ רֹאשִׁ֑י כְּמַשָּׂ֥א כָ֝בֵ֗ד יִכְבְּד֥וּ מִמֶּֽנִּי
Çünkü suçlarım başımı aştı; ağır bir yük gibi bana ağır geliyorlar.
Yaratılış 12:10
·
Tevrat
וַיְהִ֥י רָעָ֖ב בָּאָ֑רֶץ וַיֵּ֨רֶד אַבְרָ֤ם מִצְרַ֨יְמָה֙ לָג֣וּר שָׁ֔ם כִּֽי־כָבֵ֥ד הָרָעָ֖ב בָּאָֽרֶץ
Diyarda kıtlık oldu; ve İbrahim orada misafir olmak için Mısır'a indi, çünkü diyarda kıtlık ağırdı.
Yaratılış 41:31
·
Tevrat
וְלֹֽא־יִוָּדַ֤ע הַשָּׂבָע֙ בָּאָ֔רֶץ מִפְּנֵ֛י הָרָעָ֥ב הַה֖וּא אַחֲרֵי־כֵ֑ן כִּֽי־כָבֵ֥ד ה֖וּא מְאֹֽד
Ondan sonraki o kıtlık yüzünden yerde bolluk bilinmeyecektir; çünkü o çok ağırdır.
Yaratılış 47:4
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֣וּ אֶל־פַּרְעֹ֗ה לָג֣וּר בָּאָרֶץ֮ בָּאנוּ֒ כִּי־אֵ֣ין מִרְעֶ֗ה לַצֹּאן֙ אֲשֶׁ֣ר לַעֲבָדֶ֔יךָ כִּֽי־כָבֵ֥ד הָרָעָ֖ב בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וְעַתָּ֛ה יֵֽשְׁבוּ־נָ֥א עֲבָדֶ֖יךָ בְּאֶ֥רֶץ גֹּֽשֶׁן
Sonra Firavun'a dediler: 'Yerde misafir olmak için geldik, çünkü kullarına ait koyunlar için otlak yoktur, çünkü Kenan diyarında kıtlık ağırdır; ve şimdi lütfen kulların Goşen diyarında otursunlar.'
Yaratılış 47:13
·
Tevrat
וְלֶ֤חֶם אֵין֙ בְּכָל־הָאָ֔רֶץ כִּֽי־כָבֵ֥ד הָרָעָ֖ב מְאֹ֑ד וַתֵּ֜לַהּ אֶ֤רֶץ מִצְרַ֨יִם֙ וְאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן מִפְּנֵ֖י הָרָעָֽב
Ve bütün yerde ekmek yoktu, çünkü kıtlık çok ağırdı; ve Mısır diyarı ve Kenan diyarı kıtlığın yüzünden bitkin düştü.
Örnek Ayetler (3)
1. Krallar 3:9
·
Tevrat
וְנָתַתָּ֨ לְעַבְדְּךָ֜ לֵ֤ב שֹׁמֵ֨עַ֙ לִשְׁפֹּ֣ט אֶֽת־עַמְּךָ֔ לְהָבִ֖ין בֵּֽין־ט֣וֹב לְרָ֑ע כִּ֣י מִ֤י יוּכַל֙ לִשְׁפֹּ֔ט אֶת־עַמְּךָ֥ הַכָּבֵ֖ד הַזֶּֽה
Öyleyse kuluna halkını yargılamak için, iyi ile kötüyü anlamak için dinleyen bir kalp ver; çünkü senin bu ağır halkını kim yargılayabilir?
1. Krallar 12:4
·
Tevrat
אָבִ֖יךָ הִקְשָׁ֣ה אֶת־עֻלֵּ֑נוּ וְאַתָּ֡ה עַתָּ֣ה הָקֵל֩ מֵעֲבֹדַ֨ת אָבִ֜יךָ הַקָּשָׁ֗ה וּמֵעֻלּ֧וֹ הַכָּבֵ֛ד אֲשֶׁר־נָתַ֥ן עָלֵ֖ינוּ וְנַעַבְדֶֽךָּ
'Baban boyunduruğumuzu ağırlaştırdı; ve sen şimdi babanın ağır hizmetinden ve üzerimize koyduğu ağır boyunduruğundan hafiflet ve sana kulluk edelim.'
2. Tarihler 10:4
·
Tevrat
אָבִ֖יךָ הִקְשָׁ֣ה אֶת־עֻלֵּ֑נוּ וְעַתָּ֡ה הָקֵל֩ מֵעֲבֹדַ֨ת אָבִ֜יךָ הַקָּשָׁ֗ה וּמֵעֻלּ֧וֹ הַכָּבֵ֛ד אֲשֶׁר־נָתַ֥ן עָלֵ֖ינוּ וְנַֽעַבְדֶֽךָּ
Baban boyunduruğumuzu sertleştirdi; ve şimdi babanın sert hizmetinden ve üzerimize koyduğu ağır boyunduruğundan hafiflet ve sana hizmet edelim.
Örnek Ayetler (2)
Hezekiel 3:5
·
Tevrat
כִּ֡י לֹא֩ אֶל־עַ֨ם עִמְקֵ֥י שָׂפָ֛ה וְכִבְדֵ֥י לָשׁ֖וֹן אַתָּ֣ה שָׁל֑וּחַ אֶל־בֵּ֖ית יִשְׂרָאֵֽל
Çünkü sen dili derin ve dili ağır bir halka gönderilmiyorsun, İsrail evine gönderiliyorsun;
Hezekiel 3:6
·
Tevrat
לֹ֣א אֶל־עַמִּ֣ים רַבִּ֗ים עִמְקֵ֤י שָׂפָה֙ וְכִבְדֵ֣י לָשׁ֔וֹן אֲשֶׁ֥ר לֹֽא־תִשְׁמַ֖ע דִּבְרֵיהֶ֑ם אִם־לֹ֤א אֲלֵיהֶם֙ שְׁלַחְתִּ֔יךָ הֵ֖מָּה יִשְׁמְע֥וּ אֵלֶֽיךָ
sözlerini anlamayacağın, dili derin ve dili ağır birçok halklara değil; eğer seni onlara gönderseydim, onlar seni dinlerlerdi.
Örnek Ayetler (2)
1. Samuel 4:18
·
Tevrat
וַיְהִ֞י כְּהַזְכִּיר֣וֹ אֶת־אֲר֣וֹן הָאֱלֹהִ֗ים וַיִּפֹּ֣ל מֵֽעַל־הַ֠כִּסֵּא אֲחֹ֨רַנִּ֜ית בְּעַ֣ד יַ֣ד הַשַּׁ֗עַר וַתִּשָּׁבֵ֤ר מַפְרַקְתּוֹ֙ וַיָּמֹ֔ת כִּֽי־זָקֵ֥ן הָאִ֖ישׁ וְכָבֵ֑ד וְה֛וּא שָׁפַ֥ט אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל אַרְבָּעִ֥ים שָׁנָֽה
Tanrı'nın sandığını anar anmaz, kapı kenarındaki sandalyeden geriye düştü, boynu kırıldı ve öldü; çünkü adam yaşlı ve ağırdı. O, İsrail'i kırk yıl yargılamıştı.
Yaratılış 50:10
·
Tevrat
וַיָּבֹ֜אוּ עַד־גֹּ֣רֶן הָאָטָ֗ד אֲשֶׁר֙ בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֔ן וַיִּ֨סְפְּדוּ־שָׁ֔ם מִסְפֵּ֛ד גָּד֥וֹל וְכָבֵ֖ד מְאֹ֑ד וַיַּ֧עַשׂ לְאָבִ֛יו אֵ֖בֶל שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים
Ve Şeria'nın ötesinde olan Atad harman yerine kadar geldiler; ve orada çok büyük ve ağır yasla yas tuttular; ve onun babası için yedi gün yas yaptı.
Örnek Ayetler (1)
Mısır'dan Çıkış 17:12
·
Tevrat
וִידֵ֤י מֹשֶׁה֙ כְּבֵדִ֔ים וַיִּקְחוּ־אֶ֛בֶן וַיָּשִׂ֥ימוּ תַחְתָּ֖יו וַיֵּ֣שֶׁב עָלֶ֑יהָ וְאַהֲרֹ֨ן וְח֜וּר תָּֽמְכ֣וּ בְיָדָ֗יו מִזֶּ֤ה אֶחָד֙ וּמִזֶּ֣ה אֶחָ֔ד וַיְהִ֥י יָדָ֛יו אֱמוּנָ֖ה עַד־בֹּ֥א הַשָּֽׁמֶשׁ
Ama Musa'nın elleri ağırdı; ve bir taş aldılar ve onun altına koydular ve o, onun üzerine oturdu; ve Harun ve Hur, biri bu taraftan ve biri bu taraftan onun ellerini desteklediler; ve güneş gelene kadar onun elleri sabit kaldı.
Örnek Ayetler (1)
Mısır'dan Çıkış 4:10
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־יְהוָה֮ בִּ֣י אֲדֹנָי֒ לֹא֩ אִ֨ישׁ דְּבָרִ֜ים אָנֹ֗כִי גַּ֤ם מִתְּמוֹל֙ גַּ֣ם מִשִּׁלְשֹׁ֔ם גַּ֛ם מֵאָ֥ז דַּבֶּרְךָ אֶל־עַבְדֶּ֑ךָ כִּ֧י כְבַד־פֶּ֛ה וּכְבַ֥ד לָשׁ֖וֹן אָנֹֽכִי
Musa Yahve'ye dedi: 'Lütfen Efendim, ben sözler adamı değilim; ne dün, ne önceki gün, ne de kulunla konuştuğundan beri; çünkü ben ağzı ağır ve dili ağır biriyim.'
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 1:4
·
Tevrat
ה֣וֹי גּ֣וֹי חֹטֵ֗א עַ֚ם כֶּ֣בֶד עָוֺ֔ן זֶ֣רַע מְרֵעִ֔ים בָּנִ֖ים מַשְׁחִיתִ֑ים עָזְב֣וּ אֶת־יְהוָ֗ה נִֽאֲצ֛וּ אֶת־קְד֥וֹשׁ יִשְׂרָאֵ֖ל נָזֹ֥רוּ אָחֽוֹר
Vay günahkâr ulusa, suçu ağır halka, kötülük edenlerin soyuna, bozan oğullara! Yahve'yi bıraktılar, İsrail'in Kutsalını hor gördüler, geriye döndüler.
Örnek Ayetler (1)
Mısır'dan Çıkış 4:10
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־יְהוָה֮ בִּ֣י אֲדֹנָי֒ לֹא֩ אִ֨ישׁ דְּבָרִ֜ים אָנֹ֗כִי גַּ֤ם מִתְּמוֹל֙ גַּ֣ם מִשִּׁלְשֹׁ֔ם גַּ֛ם מֵאָ֥ז דַּבֶּרְךָ אֶל־עַבְדֶּ֑ךָ כִּ֧י כְבַד־פֶּ֛ה וּכְבַ֥ד לָשׁ֖וֹן אָנֹֽכִי
Musa Yahve'ye dedi: 'Lütfen Efendim, ben sözler adamı değilim; ne dün, ne önceki gün, ne de kulunla konuştuğundan beri; çünkü ben ağzı ağır ve dili ağır biriyim.'