138
Kullanım
3
Lemma
19
Türev
33
Anlam
3 lemma, 19 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
הֲמִן Lemma | ha-min | -den mi, -den/-dan, ayrılma | İsim | 38 | ||
וְהַמָּן | ve-hamman | ve kudret helvası, kudret helvası, pay, yiyecek | İsim | 10 | ||
לְהָמָן | le-haman | Haman'a, Haman, gürültücü, kalabalık | İsim | 5 | ||
מֵֽהָמָן | me-haman | Haman'dan, Haman, gürültücü | İsim | 1 | ||
הֲמוֹן Lemma | hamon | kalabalığın, gürültü, kalabalık, çokluk | İsim | 35 | ||
הֶהָמוֹן | he-hamon | kalabalık, gürültü, kalabalık | İsim | 16 | ||
Örnek Ayetler (5 / 16) 2. Samuel 18:29 · Tevrat וַיֹּ֣אמֶר הַמֶּ֔לֶךְ שָׁל֥וֹם לַנַּ֖עַר לְאַבְשָׁל֑וֹם וַיֹּ֣אמֶר אֲחִימַ֡עַץ רָאִיתִי֩ הֶהָמ֨וֹן הַגָּד֜וֹל לִ֠שְׁלֹחַ אֶת־עֶ֨בֶד הַמֶּ֤לֶךְ יוֹאָב֙ וְאֶת־עַבְדֶּ֔ךָ וְלֹ֥א יָדַ֖עְתִּי מָֽה Kral dedi: 'Genç Avşalom'a esenlik var mı?' Ahimaats dedi: 'Kralın kulu Yoav kulunu gönderdiğinde büyük bir kalabalık gördüm, ama ne olduğunu bilmedim.' 1. Samuel 4:14 · Tevrat וַיִּשְׁמַ֤ע עֵלִי֙ אֶת־ק֣וֹל הַצְּעָקָ֔ה וַיֹּ֕אמֶר מֶ֛ה ק֥וֹל הֶהָמ֖וֹן הַזֶּ֑ה וְהָאִ֣ישׁ מִהַ֔ר וַיָּבֹ֖א וַיַּגֵּ֥ד לְעֵלִֽי Eli feryadın sesini duydu ve dedi: 'Bu kalabalığın sesi nedir?' Adam acele etti, geldi ve Eli'ye haber verdi. 1. Samuel 14:16 · Tevrat וַיִּרְא֤וּ הַצֹּפִים֙ לְשָׁא֔וּל בְּגִבְעַ֖ת בִּנְיָמִ֑ן וְהִנֵּ֧ה הֶהָמ֛וֹן נָמ֖וֹג וַיֵּ֥לֶךְ וַהֲלֹֽם Saul'un Benyamin'in Giva'sındaki gözcüleri gördüler; ve işte kalabalık eriyordu ve oraya buraya gidiyordu. 2. Krallar 25:11 · Tevrat וְאֵת֩ יֶ֨תֶר הָעָ֜ם הַנִּשְׁאָרִ֣ים בָּעִ֗יר וְאֶת־הַנֹּֽפְלִים֙ אֲשֶׁ֤ר נָפְלוּ֙ עַל־הַמֶּ֣לֶךְ בָּבֶ֔ל וְאֵ֖ת יֶ֣תֶר הֶהָמ֑וֹן הֶגְלָ֕ה נְבוּזַרְאֲדָ֖ן רַב־טַבָּחִֽים Şehirde kalan halkın geri kalanını, Babil kralına düşen kaçakları ve kalabalığın geri kalanını muhafız komutanı Nebuzaradan sürgüne gönderdi. Yeşaya 16:14 · Tevrat וְעַתָּ֗ה דִּבֶּ֣ר יְהוָה֮ לֵאמֹר֒ בְּשָׁלֹ֤שׁ שָׁנִים֙ כִּשְׁנֵ֣י שָׂכִ֔יר וְנִקְלָה֙ כְּב֣וֹד מוֹאָ֔ב בְּכֹ֖ל הֶהָמ֣וֹן הָרָ֑ב וּשְׁאָ֥ר מְעַ֛ט מִזְעָ֖ר ל֥וֹא כַבִּֽיר Ve şimdi Yahve konuştu diyerek: 'Ücretlinin yılları gibi üç yılda, Moav'ın yüceliği bütün çok kalabalıkla aşağılanacak; ve kalıntı az, küçücük, büyük değil.' | ||||||
הֲמוֹנָֽהּ | hamonah | onun gürültüsü, gürültü, kalabalık, uğultu | Zamir | 13 | ||
הֲמוֹנוֹ | hamono | onun gürültüsü, gürültü, kalabalık, uğultu | Zamir | 3 | ||
וַהֲמוֹן | va-hamon | ve uğultusu, uğultu, gürültü, kalabalık | İsim | 2 | ||
הֲמוֹנִים | hamonim | gürültüler, gürültü, kalabalık, uğultu | İsim | 2 | ||
בֶּהָמוֹן | behamon | gürültüde, gürültü, kalabalık, uğultu | İsim | 2 | ||
לַהֲמוֹן | la-hamon | gürültüye, gürültü, kalabalık, uğultu, çokluk | İsim | 1 | ||
מֵהֲמוֹן | me-hamon | gürültüden, gürültü, kalabalık, çokluk | İsim | 1 | ||
הֲמוֹנֶךָ | hamonekha | senin gürültün, gürültü, kalabalık, uğultu | Zamir | 1 | ||
מֵהֲמוֹנָם | me-hamonam | onların gürültüsünden, gürültü, kalabalık, bolluk | Zamir | 1 | ||
וְהֶהָמוֹן | ve-hehamon | ve gürültü, gürültü, kalabalık, uğultu | İsim | 1 | ||
וַהֲמוֹנָהּ | va-hamonah | ve onun gürültüsü, gürültü, kalabalık, bolluk | Zamir | 1 | ||
הֲמוֹנֶֽיהָ | hamoneyha | onun kalabalığı, kalabalık, gürültü, çokluk | Zamir | 1 | ||
וַהֲמוֹנוֹ | va-hamono | ve onun kalabalığı, kalabalık, gürültü, bolluk | Zamir | 1 | ||
הַמָּנָה | hammana | pay, pay, kısım, porsiyon | Zamir | 1 | ||
Örnek Ayetler (4 / 38)
Ester 3:1
·
Tevrat
אַחַ֣ר הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֗לֶּה גִּדַּל֩ הַמֶּ֨לֶךְ אֲחַשְׁוֵר֜וֹשׁ אֶת־הָמָ֧ן בֶּֽן־הַמְּדָ֛תָא הָאֲגָגִ֖י וַֽיְנַשְּׂאֵ֑הוּ וַיָּ֨שֶׂם֙ אֶת־כִּסְא֔וֹ מֵעַ֕ל כָּל־הַשָּׂרִ֖ים אֲשֶׁ֥ר אִתּֽוֹ
Bu sözlerden sonra Kral Ahaşveroş Agaglı Hammedata oğlu Haman'ı büyüttü ve onu yükseltti; ve onun tahtını onunla olan bütün prenslerin üzerine koydu.
Ester 3:5
·
Tevrat
וַיַּ֣רְא הָמָ֔ן כִּי־אֵ֣ין מָרְדֳּכַ֔י כֹּרֵ֥עַ וּמִֽשְׁתַּחֲוֶ֖ה ל֑וֹ וַיִּמָּלֵ֥א הָמָ֖ן חֵמָֽה
Ve Haman Mordekay'ın kendisine diz çökmediğini ve eğilmediğini gördü; ve Haman öfkeyle doldu.
Ester 3:6
·
Tevrat
וַיִּ֣בֶז בְּעֵינָ֗יו לִשְׁלֹ֤ח יָד֙ בְּמָרְדֳּכַ֣י לְבַדּ֔וֹ כִּֽי־הִגִּ֥ידוּ ל֖וֹ אֶת־עַ֣ם מָרְדֳּכָ֑י וַיְבַקֵּ֣שׁ הָמָ֗ן לְהַשְׁמִ֧יד אֶת־כָּל־הַיְּהוּדִ֛ים אֲשֶׁ֛ר בְּכָל־מַלְכ֥וּת אֲחַשְׁוֵר֖וֹשׁ עַ֥ם מָרְדֳּכָֽי
Ve yalnız Mordekay'a el uzatmayı gözlerinde hor gördü, çünkü ona Mordekay'ın halkını bildirmişlerdi; ve Haman Ahaşveroş'un bütün krallığındaki bütün Yahudileri, Mordekay'ın halkını yok etmek istedi.
Ester 3:7
·
Tevrat
בַּחֹ֤דֶשׁ הָרִאשׁוֹן֙ הוּא־חֹ֣דֶשׁ נִיסָ֔ן בִּשְׁנַת֙ שְׁתֵּ֣ים עֶשְׂרֵ֔ה לַמֶּ֖לֶךְ אֲחַשְׁוֵר֑וֹשׁ הִפִּ֣יל פּוּר֩ ה֨וּא הַגּוֹרָ֜ל לִפְנֵ֣י הָמָ֗ן מִיּ֧וֹם לְי֛וֹם וּמֵחֹ֛דֶשׁ לְחֹ֥דֶשׁ שְׁנֵים־עָשָׂ֖ר הוּא־חֹ֥דֶשׁ אֲדָֽר
Kral Ahaşveroş'un on ikinci yılında, birinci ayda, o Nisan ayıdır, Haman'ın önünde günden güne ve aydan on ikinci aya, o Adar ayıdır, pur, o kuradır, düşürdü.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Ester 3:15
·
Tevrat
הָֽרָצִ֞ים יָצְא֤וּ דְחוּפִים֙ בִּדְבַ֣ר הַמֶּ֔לֶךְ וְהַדָּ֥ת נִתְּנָ֖ה בְּשׁוּשַׁ֣ן הַבִּירָ֑ה וְהַמֶּ֤לֶךְ וְהָמָן֙ יָשְׁב֣וּ לִשְׁתּ֔וֹת וְהָעִ֥יר שׁוּשָׁ֖ן נָבֽוֹכָה
Ulaklar kralın sözüyle aceleyle çıktılar ve yasa Şuşan kalesinde verildi; kral ve Haman içmek için oturdular, ama Şuşan şehri şaşkındı.
Ester 5:4
·
Tevrat
וַתֹּ֣אמֶר אֶסְתֵּ֔ר אִם־עַל־הַמֶּ֖לֶךְ ט֑וֹב יָב֨וֹא הַמֶּ֤לֶךְ וְהָמָן֙ הַיּ֔וֹם אֶל־הַמִּשְׁתֶּ֖ה אֲשֶׁר־עָשִׂ֥יתִי לֽוֹ
Ester dedi: 'Eğer krala iyi gelirse, kral ve Haman bugün onun için yaptığım ziyafete gelsinler.'
Ester 5:5
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר הַמֶּ֔לֶךְ מַהֲרוּ֙ אֶת־הָמָ֔ן לַעֲשׂ֖וֹת אֶת־דְּבַ֣ר אֶסְתֵּ֑ר וַיָּבֹ֤א הַמֶּ֨לֶךְ֙ וְהָמָ֔ן אֶל־הַמִּשְׁתֶּ֖ה אֲשֶׁר־עָשְׂתָ֥ה אֶסְתֵּֽר
Kral dedi: 'Ester'in sözünü yapmak için Haman'ı acele ettirin.' Böylece kral ve Haman, Ester'in yaptığı ziyafete geldiler.
Ester 5:8
·
Tevrat
אִם־מָצָ֨אתִי חֵ֜ן בְּעֵינֵ֣י הַמֶּ֗לֶךְ וְאִם־עַל־הַמֶּ֨לֶךְ֙ ט֔וֹב לָתֵת֙ אֶת־שְׁאֵ֣לָתִ֔י וְלַעֲשׂ֖וֹת אֶת־בַּקָּשָׁתִ֑י יָב֧וֹא הַמֶּ֣לֶךְ וְהָמָ֗ן אֶל־הַמִּשְׁתֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר אֶֽעֱשֶׂ֣ה לָהֶ֔ם וּמָחָ֥ר אֶֽעֱשֶׂ֖ה כִּדְבַ֥ר הַמֶּֽלֶךְ
'Eğer kralın gözünde lütuf bulduysam ve dileğimi vermek ve isteğimi yapmak krala iyi gelirse, kral ve Haman onlar için yapacağım ziyafete gelsinler; ve yarın kralın sözüne göre yapacağım.'
Ester 6:4
·
Tevrat
וַיֹּ֥אמֶר הַמֶּ֖לֶךְ מִ֣י בֶחָצֵ֑ר וְהָמָ֣ן בָּ֗א לַחֲצַ֤ר בֵּית־הַמֶּ֨לֶךְ֙ הַחִ֣יצוֹנָ֔ה לֵאמֹ֣ר לַמֶּ֔לֶךְ לִתְלוֹת֙ אֶֽת־מָרְדֳּכַ֔י עַל־הָעֵ֖ץ אֲשֶׁר־הֵכִ֥ין לֽוֹ
Kral dedi: 'Avluda kim var?' Haman, kendisi için hazırladığı ağaca Mordekay'ı asmasını krala söylemek üzere kralın evinin dış avlusuna gelmişti.
Örnek Ayetler (5)
Ester 3:2
·
Tevrat
וְכָל־עַבְדֵ֨י הַמֶּ֜לֶךְ אֲשֶׁר־בְּשַׁ֣עַר הַמֶּ֗לֶךְ כֹּרְעִ֤ים וּמִֽשְׁתַּחֲוִים֙ לְהָמָ֔ן כִּי־כֵ֖ן צִוָּה־ל֣וֹ הַמֶּ֑לֶךְ וּמָ֨רְדֳּכַ֔י לֹ֥א יִכְרַ֖ע וְלֹ֥א יִֽשְׁתַּחֲוֶֽה
Ve kralın kapısında olan kralın bütün kulları Haman'a diz çöküyorlar ve eğiliyorlardı, çünkü kral onun için böyle buyurmuştu; ama Mordekay diz çökmüyordu ve eğilmiyordu.
Ester 3:4
·
Tevrat
וַיְהִ֗י כְּאָמְרָ֤ם אֵלָיו֙ י֣וֹם וָי֔וֹם וְלֹ֥א שָׁמַ֖ע אֲלֵיהֶ֑ם וַיַּגִּ֣ידוּ לְהָמָ֗ן לִרְאוֹת֙ הֲיַֽעַמְדוּ֙ דִּבְרֵ֣י מָרְדֳּכַ֔י כִּֽי־הִגִּ֥יד לָהֶ֖ם אֲשֶׁר־ה֥וּא יְהוּדִֽי
Her gün ona söylediklerinde ve o onları dinlemediğinde, Mordekay'ın sözlerinin durup durmayacağını görmek için Haman'a bildirdiler; çünkü onlara kendisinin Yahudi olduğunu bildirmişti.
Ester 3:10
·
Tevrat
וַיָּ֧סַר הַמֶּ֛לֶךְ אֶת־טַבַּעְתּ֖וֹ מֵעַ֣ל יָד֑וֹ וַֽיִּתְּנָ֗הּ לְהָמָ֧ן בֶּֽן־הַמְּדָ֛תָא הָאֲגָגִ֖י צֹרֵ֥ר הַיְּהוּדִֽים
Bunun üzerine kral yüzüğünü elinden çıkardı; ve onu Yahudilerin düşmanı Agaglı Hammedata oğlu Haman'a verdi.
Ester 3:11
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר הַמֶּ֨לֶךְ֙ לְהָמָ֔ן הַכֶּ֖סֶף נָת֣וּן לָ֑ךְ וְהָעָ֕ם לַעֲשׂ֥וֹת בּ֖וֹ כַּטּ֥וֹב בְּעֵינֶֽיךָ
Ve kral Haman'a dedi: 'Gümüş sana verilmiştir ve halk da gözlerinde iyi olduğu gibi ona yapman için verilmiştir.'
Ester 6:10
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר הַמֶּ֜לֶךְ לְהָמָ֗ן מַ֠הֵר קַ֣ח אֶת־הַלְּב֤וּשׁ וְאֶת־הַסּוּס֙ כַּאֲשֶׁ֣ר דִּבַּ֔רְתָּ וַֽעֲשֵׂה־כֵן֙ לְמָרְדֳּכַ֣י הַיְּהוּדִ֔י הַיּוֹשֵׁ֖ב בְּשַׁ֣עַר הַמֶּ֑לֶךְ אַל־תַּפֵּ֣ל דָּבָ֔ר מִכֹּ֖ל אֲשֶׁ֥ר דִּבַּֽרְתָּ
Kral Haman'a dedi: 'Acele et, konuştuğun gibi giysiyi ve atı al, kralın kapısında oturan Yahudi Mordekay'a böyle yap. Konuştuğun her şeyden hiçbir sözü düşürme.'
Örnek Ayetler (1)
Ester 8:2
·
Tevrat
וַיָּ֨סַר הַמֶּ֜לֶךְ אֶת־טַבַּעְתּ֗וֹ אֲשֶׁ֤ר הֶֽעֱבִיר֙ מֵֽהָמָ֔ן וַֽיִּתְּנָ֖הּ לְמָרְדֳּכָ֑י וַתָּ֧שֶׂם אֶסְתֵּ֛ר אֶֽת־מָרְדֳּכַ֖י עַל־בֵּ֥ית הָמָֽן
Kral Haman'dan aldığı yüzüğünü çıkardı ve onu Mordekay'a verdi; Ester de Mordekay'ı Haman'ın evinin üzerine koydu.
Örnek Ayetler (5 / 35)
Amos 5:23
·
Tevrat
הָסֵ֥ר מֵעָלַ֖י הֲמ֣וֹן שִׁרֶ֑יךָ וְזִמְרַ֥ת נְבָלֶ֖יךָ לֹ֥א אֶשְׁמָֽע
Şarkılarının gürültüsünü üzerimden uzaklaştır; ve çalgılarının ezgisini dinlemeyeceğim.
Hezekiel 23:42
·
Tevrat
וְק֣וֹל הָמוֹן֮ שָׁלֵ֣ו בָהּ֒ וְאֶל־אֲנָשִׁים֙ מֵרֹ֣ב אָדָ֔ם מוּבָאִ֥ים סָבָאִ֖ים מִמִּדְבָּ֑ר וַֽיִּתְּנ֤וּ צְמִידִים֙ אֶל־יְדֵיהֶ֔ן וַעֲטֶ֥רֶת תִּפְאֶ֖רֶת עַל־רָאשֵׁיהֶֽן
Ve kaygısız kalabalığın sesi ondaydı; ve insan çokluğundan çölden getirilen sarhoş adamlarla birlikte, ellerine bilezikler ve başlarına güzellik tacı taktılar.
Hezekiel 26:13
·
Tevrat
וְהִשְׁבַּתִּ֖י הֲמ֣וֹן שִׁירָ֑יִךְ וְק֣וֹל כִּנּוֹרַ֔יִךְ לֹ֥א יִשָּׁמַ֖ע עֽוֹד
Ve şarkılarının gürültüsünü durduracağım; ve lirlerinin sesi bir daha işitilmeyecek.
Hezekiel 30:10
·
Tevrat
כֹּ֥ה אָמַ֖ר אֲדֹנָ֣י יְהוִ֑ה וְהִשְׁבַּתִּי֙ אֶת־הֲמ֣וֹן מִצְרַ֔יִם בְּיַ֖ד נְבוּכַדְרֶאצַּ֥ר מֶלֶךְ־בָּבֶֽל
Efendi Yahve şöyle dedi: Ve Babil kralı Nebukadnessar'ın eliyle Mısır'ın kalabalığını durduracağım.
Hezekiel 30:15
·
Tevrat
וְשָׁפַכְתִּ֣י חֲמָתִ֔י עַל־סִ֖ין מָע֣וֹז מִצְרָ֑יִם וְהִכְרַתִּ֖י אֶת־הֲמ֥וֹן נֹֽא
Ve Mısır'ın kalesi Sin'in üzerine öfkemi dökeceğim ve No'nun kalabalığını keseceğim.
Örnek Ayetler (5 / 16)
2. Samuel 18:29
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר הַמֶּ֔לֶךְ שָׁל֥וֹם לַנַּ֖עַר לְאַבְשָׁל֑וֹם וַיֹּ֣אמֶר אֲחִימַ֡עַץ רָאִיתִי֩ הֶהָמ֨וֹן הַגָּד֜וֹל לִ֠שְׁלֹחַ אֶת־עֶ֨בֶד הַמֶּ֤לֶךְ יוֹאָב֙ וְאֶת־עַבְדֶּ֔ךָ וְלֹ֥א יָדַ֖עְתִּי מָֽה
Kral dedi: 'Genç Avşalom'a esenlik var mı?' Ahimaats dedi: 'Kralın kulu Yoav kulunu gönderdiğinde büyük bir kalabalık gördüm, ama ne olduğunu bilmedim.'
1. Samuel 4:14
·
Tevrat
וַיִּשְׁמַ֤ע עֵלִי֙ אֶת־ק֣וֹל הַצְּעָקָ֔ה וַיֹּ֕אמֶר מֶ֛ה ק֥וֹל הֶהָמ֖וֹן הַזֶּ֑ה וְהָאִ֣ישׁ מִהַ֔ר וַיָּבֹ֖א וַיַּגֵּ֥ד לְעֵלִֽי
Eli feryadın sesini duydu ve dedi: 'Bu kalabalığın sesi nedir?' Adam acele etti, geldi ve Eli'ye haber verdi.
1. Samuel 14:16
·
Tevrat
וַיִּרְא֤וּ הַצֹּפִים֙ לְשָׁא֔וּל בְּגִבְעַ֖ת בִּנְיָמִ֑ן וְהִנֵּ֧ה הֶהָמ֛וֹן נָמ֖וֹג וַיֵּ֥לֶךְ וַהֲלֹֽם
Saul'un Benyamin'in Giva'sındaki gözcüleri gördüler; ve işte kalabalık eriyordu ve oraya buraya gidiyordu.
2. Krallar 25:11
·
Tevrat
וְאֵת֩ יֶ֨תֶר הָעָ֜ם הַנִּשְׁאָרִ֣ים בָּעִ֗יר וְאֶת־הַנֹּֽפְלִים֙ אֲשֶׁ֤ר נָפְלוּ֙ עַל־הַמֶּ֣לֶךְ בָּבֶ֔ל וְאֵ֖ת יֶ֣תֶר הֶהָמ֑וֹן הֶגְלָ֕ה נְבוּזַרְאֲדָ֖ן רַב־טַבָּחִֽים
Şehirde kalan halkın geri kalanını, Babil kralına düşen kaçakları ve kalabalığın geri kalanını muhafız komutanı Nebuzaradan sürgüne gönderdi.
Yeşaya 16:14
·
Tevrat
וְעַתָּ֗ה דִּבֶּ֣ר יְהוָה֮ לֵאמֹר֒ בְּשָׁלֹ֤שׁ שָׁנִים֙ כִּשְׁנֵ֣י שָׂכִ֔יר וְנִקְלָה֙ כְּב֣וֹד מוֹאָ֔ב בְּכֹ֖ל הֶהָמ֣וֹן הָרָ֑ב וּשְׁאָ֥ר מְעַ֛ט מִזְעָ֖ר ל֥וֹא כַבִּֽיר
Ve şimdi Yahve konuştu diyerek: 'Ücretlinin yılları gibi üç yılda, Moav'ın yüceliği bütün çok kalabalıkla aşağılanacak; ve kalıntı az, küçücük, büyük değil.'
Örnek Ayetler (5 / 13)
Hezekiel 7:12
·
Tevrat
בָּ֤א הָעֵת֙ הִגִּ֣יעַ הַיּ֔וֹם הַקּוֹנֶה֙ אַל־יִשְׂמָ֔ח וְהַמּוֹכֵ֖ר אַל־יִתְאַבָּ֑ל כִּ֥י חָר֖וֹן אֶל־כָּל־הֲמוֹנָֽהּ
Zaman geldi, gün ulaştı; alan sevinmesin ve satan yas tutmasın; çünkü öfke onun bütün kalabalığınadır.
Hezekiel 7:13
·
Tevrat
כִּ֣י הַמּוֹכֵ֗ר אֶל־הַמִּמְכָּר֙ לֹ֣א יָשׁ֔וּב וְע֥וֹד בַּחַיִּ֖ים חַיָּתָ֑ם כִּֽי־חָז֤וֹן אֶל־כָּל־הֲמוֹנָהּ֙ לֹ֣א יָשׁ֔וּב וְאִ֧ישׁ בַּעֲוֺנ֛וֹ חַיָּת֖וֹ לֹ֥א יִתְחַזָּֽקוּ
Çünkü satan, yaşamları hala yaşamlarda olsa bile satılana dönmeyecek; çünkü görüm onun bütün kalabalığınadır, dönmeyecek; ve adam suçuyla yaşamını güçlendirmeyecek.
Hezekiel 7:14
·
Tevrat
תָּקְע֤וּ בַתָּק֨וֹעַ֙ וְהָכִ֣ין הַכֹּ֔ל וְאֵ֥ין הֹלֵ֖ךְ לַמִּלְחָמָ֑ה כִּ֥י חֲרוֹנִ֖י אֶל־כָּל־הֲמוֹנָֽהּ
Borazanı çaldılar ve her şeyi hazırladılar, ama savaşa giden yok; çünkü öfkem onun bütün kalabalığınadır.
Hezekiel 30:4
·
Tevrat
וּבָאָ֥ה חֶ֨רֶב֙ בְּמִצְרַ֔יִם וְהָיְתָ֤ה חַלְחָלָה֙ בְּכ֔וּשׁ בִּנְפֹ֥ל חָלָ֖ל בְּמִצְרָ֑יִם וְלָקְח֣וּ הֲמוֹנָ֔הּ וְנֶהֶרְס֖וּ יְסוֹדֹתֶֽיהָ
Ve Mısır'a kılıç gelecek ve Mısır'da yaralı düştüğünde Kuş'ta titreme olacak; ve onun kalabalığını alacaklar ve onun temelleri yıkılacak.
Hezekiel 31:18
·
Tevrat
אֶל־מִ֨י דָמִ֥יתָ כָּ֛כָה בְּכָב֥וֹד וּבְגֹ֖דֶל בַּעֲצֵי־עֵ֑דֶן וְהוּרַדְתָּ֨ אֶת־עֲצֵי־עֵ֜דֶן אֶל־אֶ֣רֶץ תַּחְתִּ֗ית בְּת֨וֹךְ עֲרֵלִ֤ים תִּשְׁכַּב֙ אֶת־חַלְלֵי־חֶ֔רֶב ה֤וּא פַרְעֹה֙ וְכָל־הֲמוֹנֹ֔ה נְאֻ֖ם אֲדֹנָ֥י יְהוִֽה
Aden ağaçları arasında yücelikte ve büyüklükte böyle kime benzedin? Aden ağaçlarıyla birlikte aşağı yere indirileceksin; kılıçla öldürülmüş olanlarla birlikte sünnetsizlerin ortasında yatacaksın. O Firavun'dur ve onun bütün kalabalığıdır, Efendi Yahve'nin bildirisidir.
Örnek Ayetler (3)
Hakimler 4:7
·
Tevrat
וּמָשַׁכְתִּ֨י אֵלֶ֜יךָ אֶל־נַ֣חַל קִישׁ֗וֹן אֶת־סִֽיסְרָא֙ שַׂר־צְבָ֣א יָבִ֔ין וְאֶת־רִכְבּ֖וֹ וְאֶת־הֲמוֹנ֑וֹ וּנְתַתִּ֖יהוּ בְּיָדֶֽךָ
Ve Yavin'in ordu komutanı Sisera'yı, onun arabalarını ve onun kalabalığını Kişon vadisinde sana doğru çekeceğim; ve onu senin eline vereceğim.'
Hezekiel 31:2
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֕ם אֱמֹ֛ר אֶל־פַּרְעֹ֥ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֖יִם וְאֶל־הֲמוֹנ֑וֹ אֶל־מִ֖י דָּמִ֥יתָ בְגָדְלֶֽךָ
İnsanoğlu, Mısır kralı Firavun'a ve onun kalabalığına de: Büyüklüğünde kime benzedin?
Hezekiel 32:31
·
Tevrat
אוֹתָם֙ יִרְאֶ֣ה פַרְעֹ֔ה וְנִחַ֖ם עַל־כָּל־הֲמוֹנ֑וֹ חַלְלֵי־חֶ֨רֶב֙ פַּרְעֹ֣ה וְכָל־חֵיל֔וֹ נְאֻ֖ם אֲדֹנָ֥י יְהוִֽה
Firavun onları görecek ve onun bütün kalabalığı üzerine teselli bulacak; Firavun ve onun bütün ordusu kılıçla öldürülmüş olanlardır, Efendi Yahve'nin bildirisidir.
Örnek Ayetler (2)
Yeremya 49:32
·
Tevrat
וְהָי֨וּ גְמַלֵּיהֶ֜ם לָבַ֗ז וַהֲמ֤וֹן מִקְנֵיהֶם֙ לְשָׁלָ֔ל וְזֵרִתִ֥ים לְכָל־ר֖וּחַ קְצוּצֵ֣י פֵאָ֑ה וּמִכָּל־עֲבָרָ֛יו אָבִ֥יא אֶת־אֵידָ֖ם נְאֻם־יְהוָֽה
Develeri yağma ve sürülerinin kalabalığı ganimet olacak; saçlarının kenarlarını kesenleri her rüzgara savuracağım ve onların felaketini her yönden getireceğim, Yahve'nin bildirisidir.
Mezmurlar 65:8
·
Tevrat
מַשְׁבִּ֤יחַ שְׁא֣וֹן יַ֭מִּים שְׁא֥וֹן גַּלֵּיהֶ֗ם וַהֲמ֥וֹן לְאֻמִּֽים
Denizlerin gürültüsünü, dalgalarının gürültüsünü ve halkların kargaşasını yatıştıran;
Örnek Ayetler (1)
Yoel 4:14
·
Tevrat
הֲמוֹנִ֣ים הֲמוֹנִ֔ים בְּעֵ֖מֶק הֶֽחָר֑וּץ כִּ֤י קָרוֹב֙ י֣וֹם יְהוָ֔ה בְּעֵ֖מֶק הֶחָרֽוּץ
Karar vadisinde kalabalıklar, kalabalıklar; çünkü karar vadisinde Yahve'nin günü yakındır.
Örnek Ayetler (2)
Yeremya 51:42
·
Tevrat
עָלָ֥ה עַל־בָּבֶ֖ל הַיָּ֑ם בַּהֲמ֥וֹן גַּלָּ֖יו נִכְסָֽתָה
Deniz Babil'in üzerine çıktı; onun dalgalarının gürültüsüyle o örtüldü.
Vaiz 5:9
·
Tevrat
אֹהֵ֥ב כֶּ֨סֶף֙ לֹא־יִשְׂבַּ֣ע כֶּ֔סֶף וּמִֽי־אֹהֵ֥ב בֶּהָמ֖וֹן לֹ֣א תְבוּאָ֑ה גַּם־זֶ֖ה הָֽבֶל
Gümüşü seven gümüşe doymaz; ve bolluğu seven gelire doymaz; bu da boştur.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 39:7
·
Tevrat
יִ֭שְׂחַק לַהֲמ֣וֹן קִרְיָ֑ה תְּשֻׁא֥וֹת נ֝וֹגֵ֗שׂ לֹ֣א יִשְׁמָֽע
Şehrin gürültüsüne güler; sürücünün bağırışlarını işitmez.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 37:16
·
Tevrat
טוֹב־מְ֭עַט לַצַּדִּ֑יק מֵ֝הֲמ֗וֹן רְשָׁעִ֥ים רַבִּֽים
Doğru kişinin azı, birçok kötünün bolluğundan iyidir.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 32:12
·
Tevrat
בְּחַרְב֤וֹת גִּבּוֹרִים֙ אַפִּ֣יל הֲמוֹנֶ֔ךָ עָרִיצֵ֥י גוֹיִ֖ם כֻּלָּ֑ם וְשָֽׁדְדוּ֙ אֶת־גְּא֣וֹן מִצְרַ֔יִם וְנִשְׁמַ֖ד כָּל־הֲמוֹנָֽהּ
Yiğitlerin kılıçlarıyla senin kalabalığını düşüreceğim, hepsi ulusların zalimleridir; Mısır'ın gururunu yağmalayacaklar ve onun bütün kalabalığı yok edilecek.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 7:11
·
Tevrat
הֶחָמָ֥ס קָ֖ם לְמַטֵּה־רֶ֑שַׁע לֹא־מֵהֶ֞ם וְלֹ֧א מֵהֲמוֹנָ֛ם וְלֹ֥א מֶהֱמֵהֶ֖ם וְלֹא־נֹ֥הַּ בָּהֶֽם
Şiddet kötülük değneği olmak için kalktı; onlardan değil, kalabalıklarından değil, gürültülerinden değil ve onlarda görkem yok.
Örnek Ayetler (1)
1. Samuel 14:19
·
Tevrat
וַיְהִ֗י עַ֣ד דִּבֶּ֤ר שָׁאוּל֙ אֶל־הַכֹּהֵ֔ן וְהֶהָמ֗וֹן אֲשֶׁר֙ בְּמַחֲנֵ֣ה פְלִשְׁתִּ֔ים וַיֵּ֥לֶךְ הָל֖וֹךְ וָרָ֑ב וַיֹּ֧אמֶר שָׁא֛וּל אֶל־הַכֹּהֵ֖ן אֱסֹ֥ף יָדֶֽךָ
Saul kâhine konuşurken, Filistlilerin ordugahındaki kalabalık giderek çoğaldı; Saul kâhine dedi: 'Elini çek.'
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 5:14
·
Tevrat
לָכֵ֗ן הִרְחִ֤יבָה שְּׁאוֹל֙ נַפְשָׁ֔הּ וּפָעֲרָ֥ה פִ֖יהָ לִבְלִי־חֹ֑ק וְיָרַ֨ד הֲדָרָ֧הּ וַהֲמוֹנָ֛הּ וּשְׁאוֹנָ֖הּ וְעָלֵ֥ז בָּֽהּ
Bu yüzden Ölüler Diyarı iştahını genişletti ve ağzını sınırsızca açtı; ve onun görkemi, onun kalabalığı, onun gürültüsü ve coşanlar ona iner.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 32:20
·
Tevrat
בְּת֥וֹךְ חַלְלֵי־חֶ֖רֶב יִפֹּ֑לוּ חֶ֣רֶב נִתָּ֔נָה מָשְׁכ֥וּ אוֹתָ֖הּ וְכָל־הֲמוֹנֶֽיהָ
Kılıçla öldürülmüş olanların ortasında düşecekler; kılıca verildi, onu ve onun bütün kalabalığını sürükleyin.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 5:13
·
Tevrat
לָכֵ֛ן גָּלָ֥ה עַמִּ֖י מִבְּלִי־דָ֑עַת וּכְבוֹדוֹ֙ מְתֵ֣י רָעָ֔ב וַהֲמוֹנ֖וֹ צִחֵ֥ה צָמָֽא
Bu yüzden halkım bilgi eksikliğinden sürgüne gitti; ve onun yüceleri açlık adamlarıdır ve onun kalabalığı susuzluktan kurumuştur.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 29:19
·
Tevrat
לָכֵ֗ן כֹּ֤ה אָמַר֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה הִנְנִ֥י נֹתֵ֛ן לִנְבוּכַדְרֶאצַּ֥ר מֶֽלֶךְ־בָּבֶ֖ל אֶת־אֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וְנָשָׂ֨א הֲמֹנָ֜הּ וְשָׁלַ֤ל שְׁלָלָהּ֙ וּבָזַ֣ז בִּזָּ֔הּ וְהָיְתָ֥ה שָׂכָ֖ר לְחֵילֽוֹ
Bu nedenle Efendi Yahve şöyle dedi: İşte ben Mısır diyarını Babil kralı Nebukadnessar'a veriyorum; onun kalabalığını taşıyacak, onun ganimetini yağmalayacak ve onun çapulunu çapullayacak; ve ordusu için ücret olacak.