3028
Kullanım
18
Lemma
191
Türev
191
Anlam
18 lemma, 191 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
דַּבֵּֽרִי | dabberi | arkada ol, arkada olmak, sıralamak, konuşmak | Fiil | 1 | ||
דֹּבֵֽר | dover | konuşan, konuşan, söyleyen | Fiil | 1 | ||
כְּדַבְּרָהּ | kedabberah | konuştuğu gibi, konuşmak, söylemek | Zamir | 1 | ||
דָּבֻר | davur | konuşulmuş, konuşulmuş, söylenmiş | Fiil | 1 | ||
בַּמִּדְבָּר Lemma | ba-mmidbar | otlakta, otlak, çöl, ıssız yer | İsim | 141 | ||
מְדַבֵּר | medabber | konuşan, konuşmak, söylemek, iletmek | İsim | 45 | ||
Örnek Ayetler (5 / 45) Hakimler 1:16 · Tevrat וּבְנֵ֣י קֵינִי֩ חֹתֵ֨ן מֹשֶׁ֜ה עָל֨וּ מֵעִ֤יר הַתְּמָרִים֙ אֶת־בְּנֵ֣י יְהוּדָ֔ה מִדְבַּ֣ר יְהוּדָ֔ה אֲשֶׁ֖ר בְּנֶ֣גֶב עֲרָ֑ד וַיֵּ֖לֶךְ וַיֵּ֥שֶׁב אֶת־הָעָֽם Musa'nın kayınbabası Kenli'nin oğulları, Hurmalar şehrinden Yahuda oğullarıyla birlikte Arad'ın Necef'indeki Yahuda çölüne çıktılar; gidip halkla birlikte oturdular. Hezekiel 20:35 · Tevrat וְהֵבֵאתִ֣י אֶתְכֶ֔ם אֶל־מִדְבַּ֖ר הָֽעַמִּ֑ים וְנִשְׁפַּטְתִּ֤י אִתְּכֶם֙ שָׁ֔ם פָּנִ֖ים אֶל־פָּנִֽים Ve sizi halkların çölüne getireceğim ve orada sizinle yüz yüze yargılaşacağım. 2. Samuel 2:24 · Tevrat וַֽיִּרְדְּפ֛וּ יוֹאָ֥ב וַאֲבִישַׁ֖י אַחֲרֵ֣י אַבְנֵ֑ר וְהַשֶּׁ֣מֶשׁ בָּ֔אָה וְהֵ֗מָּה בָּ֚אוּ עַד־גִּבְעַ֣ת אַמָּ֔ה אֲשֶׁר֙ עַל־פְּנֵי־גִ֔יחַ דֶּ֖רֶךְ מִדְבַּ֥ר גִּבְעֽוֹן Yoav ve Avişay Avner'in ardından kovaladılar; ve güneş battı ve onlar Givon çölü yolu üzerinde Giah'ın yüzünde olan Amma tepesine geldiler. Yeremya 2:24 · Tevrat פֶּ֣רֶה לִמֻּ֣ד מִדְבָּ֗ר בְּאַוַּ֤ת נַפְשָׁהּ֙ שָׁאֲפָ֣ה ר֔וּחַ תַּאֲנָתָ֖הּ מִ֣י יְשִׁיבֶ֑נָּה כָּל־מְבַקְשֶׁ֨יהָ֙ לֹ֣א יִיעָ֔פוּ בְּחָדְשָׁ֖הּ יִמְצָאֽוּנְהָ Çöle alışkın, canının arzusuyla rüzgarı soluyan yaban eşeği gibisin; kızgınlığında onu kim geri çevirebilir? Onu arayanların tümü yorulmazlar, ayında onu bulurlar. Yeremya 9:9 · Tevrat עַל־הֶ֨הָרִ֜ים אֶשָּׂ֧א בְכִ֣י וָנֶ֗הִי וְעַל־נְא֤וֹת מִדְבָּר֙ קִינָ֔ה כִּ֤י נִצְּתוּ֙ מִבְּלִי־אִ֣ישׁ עֹבֵ֔ר וְלֹ֥א שָׁמְע֖וּ ק֣וֹל מִקְנֶ֑ה מֵע֤וֹף הַשָּׁמַ֨יִם֙ וְעַד־בְּהֵמָ֔ה נָדְד֖וּ הָלָֽכוּ Dağlar için ağlayış ve feryat, çölün otlakları için ağıt yükselteceğim; çünkü yandılar, öyle ki geçen adam yok ve sürünün sesini duymadılar; göklerin kuşundan hayvana kadar kaçtılar, gittiler. | ||||||
הַמִּדְבָּֽר | ha-mmidbar | çöl otlağı, çöl otlağı, ıssız yer, çöl | İsim | 39 | ||
מִמִּדְבַּר | mi-mmidbar | -den otlaktan, otlak, çöl, ıssız yer | İsim | 13 | ||
הַמִּדְבָּרָה | ha-mmidbara | çöle, otlak, çöl, ıssız yer | Zamir | 12 | ||
כַּמִּדְבָּֽר | ka-mmidbar | otlak gibi, otlak, arkada kalan yer, çöl | İsim | 6 | ||
מִדְבַּרָה | midbara | otlağa, otlak, çöl, ıssız yer | Zamir | 6 | ||
לְמִדְבַּר | le-midbar | için otlağa, otlak, çöl, ıssız yer | İsim | 5 | ||
וּבַמִּדְבָּר | u-va-mmidbar | ve çölde, çöl, otlak, ıssız yer | İsim | 3 | ||
מֵהַמִּדְבָּר | me-ha-mmidbar | çölden, otlak, çöl, ıssız yer | İsim | 2 | ||
וּמִמִּדְבָּר | u-mi-mmidbar | ve otlaktan, otlak, çöl, ıssız yer | İsim | 2 | ||
דֶּבֶר Lemma | dever | salgın hastalık, salgın hastalık, veba, yıkım | İsim | 10 | ||
וּבַדָּבֶר | u-vadaver | ve salgın hastalıkla, salgın hastalık, veba | İsim | 5 | ||
וּבַדֶּבֶר | u-va-ddever | ve salgın hastalıkta, salgın hastalık, veba, kıran | İsim | 4 | ||
בַּדֶּבֶר | baddever | salgın hastalıkla, salgın hastalık, veba, yıkım | İsim | 4 | ||
וְדֶבֶר | ve-dever | ve salgın hastalık, salgın hastalık, veba, yıkım | İsim | 3 | ||
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 14:12
·
Tevrat
וַתֹּ֨אמֶר֙ הָֽאִשָּׁ֔ה תְּדַבֶּר־נָ֧א שִׁפְחָתְךָ֛ אֶל־אֲדֹנִ֥י הַמֶּ֖לֶךְ דָּבָ֑ר וַיֹּ֖אמֶר דַּבֵּֽרִי
Kadın dedi: 'Hizmetçin efendim krala lütfen bir söz konuşsun.' O da dedi: 'Konuş.'
Örnek Ayetler (1)
Çölde Sayım 32:27
·
Tevrat
וַעֲבָדֶ֨יךָ יַֽעַבְר֜וּ כָּל־חֲל֥וּץ צָבָ֛א לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לַמִּלְחָמָ֑ה כַּאֲשֶׁ֥ר אֲדֹנִ֖י דֹּבֵֽר
Ve kulların, ordu için kuşanmış herkes, efendimin konuştuğu gibi savaşmak üzere Yahve'nin önünde geçecekler.
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 39:10
·
Tevrat
וַיְהִ֕י כְּדַבְּרָ֥הּ אֶל־יוֹסֵ֖ף י֣וֹם י֑וֹם וְלֹא־שָׁמַ֥ע אֵלֶ֛יהָ לִשְׁכַּ֥ב אֶצְלָ֖הּ לִהְי֥וֹת עִמָּֽהּ
Ve o gün be gün Yusuf'a konuştuğunda, onun yanında yatmak ve onunla olmak için onu dinlemedi.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 25:11
·
Tevrat
תַּפּוּחֵ֣י זָ֭הָב בְּמַשְׂכִּיּ֥וֹת כָּ֑סֶף דָּ֝בָ֗ר דָּבֻ֥ר עַל־אָפְנָֽיו
Yerinde söylenen söz, gümüş oymalardaki altın elmalar gibidir.
Örnek Ayetler (5 / 141)
Hakimler 11:16
·
Tevrat
כִּ֖י בַּעֲלוֹתָ֣ם מִמִּצְרָ֑יִם וַיֵּ֨לֶךְ יִשְׂרָאֵ֤ל בַּמִּדְבָּר֙ עַד־יַם־ס֔וּף וַיָּבֹ֖א קָדֵֽשָׁה
Çünkü Mısır'dan çıktıklarında İsrail çölde Saz Denizi'ne kadar gitti ve Kadeş'e geldi.
Hakimler 11:18
·
Tevrat
וַיֵּ֣לֶךְ בַּמִּדְבָּ֗ר וַיָּ֜סָב אֶת־אֶ֤רֶץ אֱדוֹם֙ וְאֶת־אֶ֣רֶץ מוֹאָ֔ב וַיָּבֹ֤א מִמִּזְרַח־שֶׁ֨מֶשׁ֙ לְאֶ֣רֶץ מוֹאָ֔ב וַֽיַּחֲנ֖וּן בְּעֵ֣בֶר אַרְנ֑וֹן וְלֹא־בָ֨אוּ֙ בִּגְב֣וּל מוֹאָ֔ב כִּ֥י אַרְנ֖וֹן גְּב֥וּל מוֹאָֽב
Sonra çölde gitti, Edom diyarının ve Moav diyarının etrafından dolandı, Moav diyarının doğusundan geldi ve Arnon'un ötesinde konakladılar. Ve Moav sınırına girmediler, çünkü Arnon Moav'ın sınırıdır.
Amos 2:10
·
Tevrat
וְאָנֹכִ֛י הֶעֱלֵ֥יתִי אֶתְכֶ֖ם מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וָאוֹלֵ֨ךְ אֶתְכֶ֤ם בַּמִּדְבָּר֙ אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֔ה לָרֶ֖שֶׁת אֶת־אֶ֥רֶץ הָאֱמֹרִֽי
Ve ben sizi Mısır diyarından çıkardım ve Amorlunun diyarını miras almanız için çölde kırk yıl sizi yürüttüm.
Amos 5:25
·
Tevrat
הַזְּבָחִ֨ים וּמִנְחָ֜ה הִֽגַּשְׁתֶּם־לִ֧י בַמִּדְבָּ֛ר אַרְבָּעִ֥ים שָׁנָ֖ה בֵּ֥ית יִשְׂרָאֵֽל
Ey İsrail evi, çölde kırk yıl bana kurbanlar ve tahıl sunusu mu sundunuz?
Hezekiel 19:13
·
Tevrat
וְעַתָּ֖ה שְׁתוּלָ֣ה בַמִּדְבָּ֑ר בְּאֶ֖רֶץ צִיָּ֥ה וְצָמָֽא
Ve şimdi çölde, kuraklık ve susuzluk diyarında dikilmiştir.
Örnek Ayetler (5 / 45)
Hakimler 1:16
·
Tevrat
וּבְנֵ֣י קֵינִי֩ חֹתֵ֨ן מֹשֶׁ֜ה עָל֨וּ מֵעִ֤יר הַתְּמָרִים֙ אֶת־בְּנֵ֣י יְהוּדָ֔ה מִדְבַּ֣ר יְהוּדָ֔ה אֲשֶׁ֖ר בְּנֶ֣גֶב עֲרָ֑ד וַיֵּ֖לֶךְ וַיֵּ֥שֶׁב אֶת־הָעָֽם
Musa'nın kayınbabası Kenli'nin oğulları, Hurmalar şehrinden Yahuda oğullarıyla birlikte Arad'ın Necef'indeki Yahuda çölüne çıktılar; gidip halkla birlikte oturdular.
Hezekiel 20:35
·
Tevrat
וְהֵבֵאתִ֣י אֶתְכֶ֔ם אֶל־מִדְבַּ֖ר הָֽעַמִּ֑ים וְנִשְׁפַּטְתִּ֤י אִתְּכֶם֙ שָׁ֔ם פָּנִ֖ים אֶל־פָּנִֽים
Ve sizi halkların çölüne getireceğim ve orada sizinle yüz yüze yargılaşacağım.
2. Samuel 2:24
·
Tevrat
וַֽיִּרְדְּפ֛וּ יוֹאָ֥ב וַאֲבִישַׁ֖י אַחֲרֵ֣י אַבְנֵ֑ר וְהַשֶּׁ֣מֶשׁ בָּ֔אָה וְהֵ֗מָּה בָּ֚אוּ עַד־גִּבְעַ֣ת אַמָּ֔ה אֲשֶׁר֙ עַל־פְּנֵי־גִ֔יחַ דֶּ֖רֶךְ מִדְבַּ֥ר גִּבְעֽוֹן
Yoav ve Avişay Avner'in ardından kovaladılar; ve güneş battı ve onlar Givon çölü yolu üzerinde Giah'ın yüzünde olan Amma tepesine geldiler.
Yeremya 2:24
·
Tevrat
פֶּ֣רֶה לִמֻּ֣ד מִדְבָּ֗ר בְּאַוַּ֤ת נַפְשָׁהּ֙ שָׁאֲפָ֣ה ר֔וּחַ תַּאֲנָתָ֖הּ מִ֣י יְשִׁיבֶ֑נָּה כָּל־מְבַקְשֶׁ֨יהָ֙ לֹ֣א יִיעָ֔פוּ בְּחָדְשָׁ֖הּ יִמְצָאֽוּנְהָ
Çöle alışkın, canının arzusuyla rüzgarı soluyan yaban eşeği gibisin; kızgınlığında onu kim geri çevirebilir? Onu arayanların tümü yorulmazlar, ayında onu bulurlar.
Yeremya 9:9
·
Tevrat
עַל־הֶ֨הָרִ֜ים אֶשָּׂ֧א בְכִ֣י וָנֶ֗הִי וְעַל־נְא֤וֹת מִדְבָּר֙ קִינָ֔ה כִּ֤י נִצְּתוּ֙ מִבְּלִי־אִ֣ישׁ עֹבֵ֔ר וְלֹ֥א שָׁמְע֖וּ ק֣וֹל מִקְנֶ֑ה מֵע֤וֹף הַשָּׁמַ֨יִם֙ וְעַד־בְּהֵמָ֔ה נָדְד֖וּ הָלָֽכוּ
Dağlar için ağlayış ve feryat, çölün otlakları için ağıt yükselteceğim; çünkü yandılar, öyle ki geçen adam yok ve sürünün sesini duymadılar; göklerin kuşundan hayvana kadar kaçtılar, gittiler.
Örnek Ayetler (5 / 39)
Hakimler 8:7
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר גִּדְע֔וֹן לָכֵ֗ן בְּתֵ֧ת יְהוָ֛ה אֶת־זֶ֥בַח וְאֶת־צַלְמֻנָּ֖ע בְּיָדִ֑י וְדַשְׁתִּי֙ אֶת־בְּשַׂרְכֶ֔ם אֶת־קוֹצֵ֥י הַמִּדְבָּ֖ר וְאֶת־הַֽבַּרְקֳנִֽים
Gideon dedi: "Bu yüzden Yahve Zevah'ı ve Tsalmunna'yı elime verdiğinde, etinizi çölün dikenleriyle ve çalılarıyla döveceğim."
Hakimler 8:16
·
Tevrat
וַיִּקַּח֙ אֶת־זִקְנֵ֣י הָעִ֔יר וְאֶת־קוֹצֵ֥י הַמִּדְבָּ֖ר וְאֶת־הַֽבַּרְקֳנִ֑ים וַיֹּ֣דַע בָּהֶ֔ם אֵ֖ת אַנְשֵׁ֥י סֻכּֽוֹת
Şehrin yaşlılarını, çölün dikenlerini ve çalılarını aldı ve onlarla Sukkot adamlarına bildirdi.
Hakimler 11:22
·
Tevrat
וַיִּ֣ירְשׁ֔וּ אֵ֖ת כָּל־גְּב֣וּל הָאֱמֹרִ֑י מֵֽאַרְנוֹן֙ וְעַד־הַיַּבֹּ֔ק וּמִן־הַמִּדְבָּ֖ר וְעַד־הַיַּרְדֵּֽן
Ve Amorlunun bütün sınırını, Arnon'dan Yabbok'a kadar ve çölden Yarden'e kadar mülk edindiler.
Hakimler 20:42
·
Tevrat
וַיִּפְנ֞וּ לִפְנֵ֨י אִ֤ישׁ יִשְׂרָאֵל֙ אֶל־דֶּ֣רֶךְ הַמִּדְבָּ֔ר וְהַמִּלְחָמָ֖ה הִדְבִּיקָ֑תְהוּ וַאֲשֶׁר֙ מֵהֶ֣עָרִ֔ים מַשְׁחִיתִ֥ים אוֹת֖וֹ בְּתוֹכֽוֹ
İsrail adamlarının önünden çöl yoluna döndüler, ancak savaş ona yetişti; ve şehirlerden olanlar onu içinde yok ediyorlardı.
Hezekiel 20:10
·
Tevrat
וָאֽוֹצִיאֵ֖ם מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וָאֲבִאֵ֖ם אֶל־הַמִּדְבָּֽר
Ve onları Mısır diyarından çıkardım ve onları çöle getirdim.
Örnek Ayetler (5 / 13)
Hezekiel 6:14
·
Tevrat
וְנָטִ֤יתִי אֶת־יָדִי֙ עֲלֵיהֶ֔ם וְנָתַתִּ֨י אֶת־הָאָ֜רֶץ שְׁמָמָ֤ה וּמְשַׁמָּה֙ מִמִּדְבַּ֣ר דִּבְלָ֔תָה בְּכֹ֖ל מוֹשְׁבֽוֹתֵיהֶ֑ם וְיָדְע֖וּ כִּֽי־אֲנִ֥י יְהוָֽה
Elimi üzerlerine uzatacağım ve bütün yerleşimlerinde yeri çölden Divla'ya kadar ıssız ve dehşet yapacağım; ve benim Yahve olduğumu bilecekler.
Hezekiel 23:42
·
Tevrat
וְק֣וֹל הָמוֹן֮ שָׁלֵ֣ו בָהּ֒ וְאֶל־אֲנָשִׁים֙ מֵרֹ֣ב אָדָ֔ם מוּבָאִ֥ים סָבָאִ֖ים מִמִּדְבָּ֑ר וַֽיִּתְּנ֤וּ צְמִידִים֙ אֶל־יְדֵיהֶ֔ן וַעֲטֶ֥רֶת תִּפְאֶ֖רֶת עַל־רָאשֵׁיהֶֽן
Ve kaygısız kalabalığın sesi ondaydı; ve insan çokluğundan çölden getirilen sarhoş adamlarla birlikte, ellerine bilezikler ve başlarına güzellik tacı taktılar.
Hoşea 13:15
·
Tevrat
כִּ֣י ה֔וּא בֵּ֥ן אַחִ֖ים יַפְרִ֑יא יָב֣וֹא קָדִים֩ ר֨וּחַ יְהוָ֜ה מִמִּדְבָּ֣ר עֹלֶ֗ה וְיֵב֤וֹשׁ מְקוֹרוֹ֙ וְיֶחֱרַ֣ב מַעְיָנ֔וֹ ה֣וּא יִשְׁסֶ֔ה אוֹצַ֖ר כָּל־כְּלִ֥י חֶמְדָּֽה
Çünkü o kardeşler arasında meyve verecek; çölden çıkan Yahve'nin rüzgarı, doğu rüzgarı gelecek ve onun kaynağı kuruyacak ve onun pınarı kuruyacak; o bütün arzu edilen eşyalarının hazinesini yağmalayacak.
Yeşaya 21:1
·
Tevrat
מַשָּׂ֖א מִדְבַּר־יָ֑ם כְּסוּפ֤וֹת בַּנֶּ֨גֶב֙ לַֽחֲלֹ֔ף מִמִּדְבָּ֣ר בָּ֔א מֵאֶ֖רֶץ נוֹרָאָֽה
Deniz çölünün bildirisi: Necef'te geçip giden kasırgalar gibi, çölden, korkunç bir diyardan geliyor.
Mezmurlar 75:7
·
Tevrat
כִּ֤י לֹ֣א מִ֭מּוֹצָא וּמִֽמַּעֲרָ֑ב וְ֝לֹ֗א מִמִּדְבַּ֥ר הָרִֽים
Çünkü ne doğudan ve batıdan, ne de dağların çölündendir.
Örnek Ayetler (5 / 12)
Hakimler 20:45
·
Tevrat
וַיִּפְנ֞וּ וַיָּנֻ֤סוּ הַמִּדְבָּ֨רָה֙ אֶל־סֶ֣לַע הָֽרִמּ֔וֹן וַיְעֹֽלְלֻ֨הוּ֙ בַּֽמְסִלּ֔וֹת חֲמֵ֥שֶׁת אֲלָפִ֖ים אִ֑ישׁ וַיַּדְבִּ֤יקוּ אַחֲרָיו֙ עַד־גִּדְעֹ֔ם וַיַּכּ֥וּ מִמֶּ֖נּוּ אַלְפַּ֥יִם אִֽישׁ
Döndüler ve çöle, Rimmon kayasına kaçtılar; ve yollarda ondan beş bin adamı devşirdiler; Gidom'a kadar arkasından yetiştiler ve ondan iki bin adamı vurdular.
Hakimler 20:47
·
Tevrat
וַיִּפְנ֞וּ וַיָּנֻ֤סוּ הַמִּדְבָּ֨רָה֙ אֶל־סֶ֣לַע הָֽרִמּ֔וֹן שֵׁ֥שׁ מֵא֖וֹת אִ֑ישׁ וַיֵּֽשְׁבוּ֙ בְּסֶ֣לַע רִמּ֔וֹן אַרְבָּעָ֖ה חֳדָשִֽׁים
Altı yüz adam döndü ve çöle, Rimmon kayasına kaçtı; ve Rimmon kayasında dört ay oturdular.
Hezekiel 29:5
·
Tevrat
וּנְטַשְׁתִּ֣יךָ הַמִּדְבָּ֗רָה אוֹתְךָ֙ וְאֵת֙ כָּל־דְּגַ֣ת יְאֹרֶ֔יךָ עַל־פְּנֵ֤י הַשָּׂדֶה֙ תִּפּ֔וֹל לֹ֥א תֵאָסֵ֖ף וְלֹ֣א תִקָּבֵ֑ץ לְחַיַּ֥ת הָאָ֛רֶץ וּלְע֥וֹף הַשָּׁמַ֖יִם נְתַתִּ֥יךָ לְאָכְלָֽה
Seni ve ırmaklarının bütün balığını çöle bırakacağım; kırın yüzüne düşeceksin, toplanmayacaksın ve bir araya getirilmeyeceksin; yerin hayvanlarına ve göklerin kuşlarına seni yiyecek olarak verdim.
1. Samuel 13:18
·
Tevrat
וְהָרֹ֤אשׁ אֶחָד֙ יִפְנֶ֔ה דֶּ֖רֶךְ בֵּ֣ית חֹר֑וֹן וְהָרֹ֨אשׁ אֶחָ֤ד יִפְנֶה֙ דֶּ֣רֶךְ הַגְּב֔וּל הַנִּשְׁקָ֛ף עַל־גֵּ֥י הַצְּבֹעִ֖ים הַמִּדְבָּֽרָה
Bir bölük Beythoron yoluna yöneldi, bir bölük de çöle doğru Tsevoim vadisine bakan sınır yoluna yöneldi.
1. Samuel 26:3
·
Tevrat
וַיִּ֨חַן שָׁא֜וּל בְּגִבְעַ֣ת הַחֲכִילָ֗ה אֲשֶׁ֛ר עַל־פְּנֵ֥י הַיְשִׁימֹ֖ן עַל־הַדָּ֑רֶךְ וְדָוִד֙ יֹשֵׁ֣ב בַּמִּדְבָּ֔ר וַיַּ֕רְא כִּ֣י בָ֥א שָׁא֛וּל אַחֲרָ֖יו הַמִּדְבָּֽרָה
Şaul yol üzerinde, Yeşimon'un karşısındaki Hakila tepesinde konakladı. Davut çölde oturuyordu ve Şaul'un arkasından çöle geldiğini gördü.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yeremya 9:11
·
Tevrat
מִֽי־הָאִ֤ישׁ הֶֽחָכָם֙ וְיָבֵ֣ן אֶת־זֹ֔את וַאֲשֶׁ֨ר דִּבֶּ֧ר פִּֽי־יְהוָ֛ה אֵלָ֖יו וְיַגִּדָ֑הּ עַל־מָה֙ אָבְדָ֣ה הָאָ֔רֶץ נִצְּתָ֥ה כַמִּדְבָּ֖ר מִבְּלִ֖י עֹבֵֽר
Bunu anlayacak bilge adam kimdir? Ve Yahve'nin ağzı kime konuştu ki onu bildirsin? Neden yer yok oldu, geçen kimse olmayan bir çöl gibi yandı?
Hoşea 2:5
·
Tevrat
פֶּן־אַפְשִׁיטֶ֣נָּה עֲרֻמָּ֔ה וְהִ֨צַּגְתִּ֔יהָ כְּי֖וֹם הִוָּֽלְדָ֑הּ וְשַׂמְתִּ֣יהָ כַמִּדְבָּ֗ר וְשַׁתִּ֨הָ֙ כְּאֶ֣רֶץ צִיָּ֔ה וַהֲמִתִּ֖יהָ בַּצָּמָֽא
Yoksa onu çıplak soyarım ve doğduğu günkü gibi bırakırım; onu çöl gibi yaparım, kurak bir yer gibi koyarım ve susuzlukla öldürürüm.
Yeşaya 14:17
·
Tevrat
שָׂ֥ם תֵּבֵ֛ל כַּמִּדְבָּ֖ר וְעָרָ֣יו הָרָ֑ס אֲסִירָ֖יו לֹא־פָ֥תַח בָּֽיְתָה
Dünyayı çöl gibi yapan ve onun şehirlerini yıkan; tutsaklarını eve salıvermeyen?'
Yeşaya 27:10
·
Tevrat
כִּ֣י עִ֤יר בְּצוּרָה֙ בָּדָ֔ד נָוֶ֕ה מְשֻׁלָּ֥ח וְנֶעֱזָ֖ב כַּמִּדְבָּ֑ר שָׁ֣ם יִרְעֶ֥ה עֵ֛גֶל וְשָׁ֥ם יִרְבָּ֖ץ וְכִלָּ֥ה סְעִפֶֽיהָ
Çünkü surlu şehir yalnızdır, çöl gibi bırakılmış ve terk edilmiş meskendir; orada buzağı otlayacak ve orada yatacak ve onun dallarını tüketecek.
Sefanya 2:13
·
Tevrat
וְיֵ֤ט יָדוֹ֙ עַל־צָפ֔וֹן וִֽיאַבֵּ֖ד אֶת־אַשּׁ֑וּר וְיָשֵׂ֤ם אֶת־נִֽינְוֵה֙ לִשְׁמָמָ֔ה צִיָּ֖ה כַּמִּדְבָּֽר
Elini kuzeyin üzerine uzatacak ve Asur'u yok edecek; Ninova'yı virane, çöl gibi kurak yapacak.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yeşaya 16:1
·
Tevrat
שִׁלְחוּ־כַ֥ר מֹשֵֽׁל־אֶ֖רֶץ מִסֶּ֣לַע מִדְבָּ֑רָה אֶל־הַ֖ר בַּת־צִיּֽוֹן
Yerin yöneticisinin kuzusunu Sela'dan çöle doğru, Siyon kızı dağına gönderin.
Yeşaya 51:3
·
Tevrat
כִּֽי־נִחַ֨ם יְהוָ֜ה צִיּ֗וֹן נִחַם֙ כָּל־חָרְבֹתֶ֔יהָ וַיָּ֤שֶׂם מִדְבָּרָהּ֙ כְּעֵ֔דֶן וְעַרְבָתָ֖הּ כְּגַן־יְהוָ֑ה שָׂשׂ֤וֹן וְשִׂמְחָה֙ יִמָּ֣צֵא בָ֔הּ תּוֹדָ֖ה וְק֥וֹל זִמְרָֽה
Çünkü Yahve Siyon'u teselli etti, onun bütün yıkıntılarını teselli etti; onun çölünü Aden gibi ve onun bozkırını Yahve'nin bahçesi gibi yaptı. Onda coşku ve sevinç, şükran ve ezgi sesi bulunacak.
1. Krallar 19:15
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֵלָ֔יו לֵ֛ךְ שׁ֥וּב לְדַרְכְּךָ֖ מִדְבַּ֣רָה דַמָּ֑שֶׂק וּבָ֗אתָ וּמָשַׁחְתָּ֧ אֶת־חֲזָאֵ֛ל לְמֶ֖לֶךְ עַל־אֲרָֽם
Yahve ona dedi: 'Git, Şam çölüne yoluna dön; varacaksın ve Hazael'i Aram üzerine kral olarak meshedeceksin.'
Yeşu 18:12
·
Tevrat
וַיְהִ֨י לָהֶ֧ם הַגְּב֛וּל לִפְאַ֥ת צָפ֖וֹנָה מִן־הַיַּרְדֵּ֑ן וְעָלָ֣ה הַגְּבוּל֩ אֶל־כֶּ֨תֶף יְרִיח֜וֹ מִצָּפ֗וֹן וְעָלָ֤ה בָהָר֙ יָ֔מָּה וְהָיוּ֙ תֹּֽצְאֹתָ֔יו מִדְבַּ֖רָה בֵּ֥ית אָֽוֶן
Ve onların sınırı kuzey tarafında Şeria'dan oldu; sınır kuzeyden Eriha'nın yamacına çıktı, dağda batıya doğru çıktı ve onun çıkışları Beyt-Aven çölüne oldu.
1. Tarihler 5:9
·
Tevrat
וְלַמִּזְרָ֗ח יָשַׁב֙ עַד־לְב֣וֹא מִדְבָּ֔רָה לְמִן־הַנָּהָ֖ר פְּרָ֑ת כִּ֧י מִקְנֵיהֶ֛ם רָב֖וּ בְּאֶ֥רֶץ גִּלְעָֽד
Ve doğuya doğru Fırat ırmağından çölün girişine kadar oturdu; çünkü Gileat diyarında onların sürüleri çoğalmıştı.
Örnek Ayetler (5)
Yeremya 12:10
·
Tevrat
רֹעִ֤ים רַבִּים֙ שִֽׁחֲת֣וּ כַרְמִ֔י בֹּסְס֖וּ אֶת־חֶלְקָתִ֑י נָֽתְנ֛וּ אֶת־חֶלְקַ֥ת חֶמְדָּתִ֖י לְמִדְבַּ֥ר שְׁמָמָֽה
Çok çobanlar bağımı bozdular, payımı çiğnediler; arzu payımı ıssızlık çölüne verdiler.
Yoel 4:19
·
Tevrat
מִצְרַ֨יִם֙ לִשְׁמָמָ֣ה תִֽהְיֶ֔ה וֶאֱד֕וֹם לְמִדְבַּ֥ר שְׁמָמָ֖ה תִּֽהְיֶ֑ה מֵֽחֲמַס֙ בְּנֵ֣י יְהוּדָ֔ה אֲשֶׁר־שָׁפְכ֥וּ דָם־נָקִ֖יא בְּאַרְצָֽם
Mısır ıssızlık olacak ve Edom ıssızlık çölü olacak; Yahuda'nın oğullarına şiddetinden dolayı, ki onların yerinde suçsuz kanı döktüler.
Mezmurlar 107:33
·
Tevrat
יָשֵׂ֣ם נְהָר֣וֹת לְמִדְבָּ֑ר וּמֹצָ֥אֵי מַ֝֗יִם לְצִמָּאֽוֹן
Nehirleri çöle ve su pınarlarını kuraklığa çevirir;
2. Tarihler 20:20
·
Tevrat
וַיַּשְׁכִּ֣ימוּ בַבֹּ֔קֶר וַיֵּצְא֖וּ לְמִדְבַּ֣ר תְּק֑וֹעַ וּבְצֵאתָ֞ם עָמַ֣ד יְהוֹשָׁפָ֗ט וַיֹּ֨אמֶר֙ שְׁמָע֗וּנִי יְהוּדָה֙ וְיֹשְׁבֵ֣י יְרוּשָׁלִַ֔ם הַאֲמִ֜ינוּ בַּיהוָ֤ה אֱלֹהֵיכֶם֙ וְתֵ֣אָמֵ֔נוּ הַאֲמִ֥ינוּ בִנְבִיאָ֖יו וְהַצְלִֽיחוּ
Ve sabah erkenden kalktılar ve Tekoa çölüne çıktılar; ve onlar çıkarken Yehoşafat durdu ve dedi: 'Beni dinleyin Yahuda ve Yeruşalim'de oturanlar; Tanrınız Yahve'ye güvenin ve güvende olursunuz; O'nun peygamberlerine güvenin ve başarılı olursunuz.'
2. Tarihler 20:24
·
Tevrat
וִֽיהוּדָ֛ה בָּ֥א עַל־הַמִּצְפֶּ֖ה לַמִּדְבָּ֑ר וַיִּפְנוּ֙ אֶל־הֶ֣הָמ֔וֹן וְהִנָּ֧ם פְּגָרִ֛ים נֹפְלִ֥ים אַ֖רְצָה וְאֵ֥ין פְּלֵיטָֽה
Ve Yahuda çöldeki gözcü kulesine geldi; ve kalabalığa baktılar ve işte onlar yere düşmüş cesetlerdi ve kurtulan yoktu.
Örnek Ayetler (3)
Yeşu 12:8
·
Tevrat
בָּהָ֣ר וּבַשְּׁפֵלָ֗ה וּבָֽעֲרָבָה֙ וּבָ֣אֲשֵׁד֔וֹת וּבַמִּדְבָּ֖ר וּבַנֶּ֑גֶב הַֽחִתִּי֙ הָֽאֱמֹרִ֔י וְהַֽכְּנַעֲנִי֙ הַפְּרִזִּ֔י הַחִוִּ֖י וְהַיְבוּסִֽי
Dağda, Şefela'da, Arabah'ta, yamaçlarda, çölde ve güneyde; Hititli, Amorlu, Kenanlı, Perizli, Hivli ve Yevuslu:
Yasa'nın Tekrarı 1:31
·
Tevrat
וּבַמִּדְבָּר֙ אֲשֶׁ֣ר רָאִ֔יתָ אֲשֶׁ֤ר נְשָׂאֲךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ כַּאֲשֶׁ֥ר יִשָּׂא־אִ֖ישׁ אֶת־בְּנ֑וֹ בְּכָל־הַדֶּ֨רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר הֲלַכְתֶּ֔ם עַד־בֹּאֲכֶ֖ם עַד־הַמָּק֥וֹם הַזֶּֽה
Ve çölde gördün ki, adamın oğlunu taşıdığı gibi Tanrın Yahve, yürüdüğünüz bütün yolda bu yere gelmenize kadar seni taşıdı.
Çölde Sayım 14:22
·
Tevrat
כִּ֣י כָל־הָאֲנָשִׁ֗ים הָרֹאִ֤ים אֶת־כְּבֹדִי֙ וְאֶת־אֹ֣תֹתַ֔י אֲשֶׁר־עָשִׂ֥יתִי בְמִצְרַ֖יִם וּבַמִּדְבָּ֑ר וַיְנַסּ֣וּ אֹתִ֗י זֶ֚ה עֶ֣שֶׂר פְּעָמִ֔ים וְלֹ֥א שָׁמְע֖וּ בְּקוֹלִֽי
Çünkü Mısır'da ve çölde yaptığım yüceliğimi ve belirtilerimi gören, ve beni bu on kez sınayan ve sesimi dinlemeyen bütün adamlar,
Örnek Ayetler (2)
1. Samuel 25:14
·
Tevrat
וְלַאֲבִיגַ֨יִל֙ אֵ֣שֶׁת נָבָ֔ל הִגִּ֧יד נַֽעַר־אֶחָ֛ד מֵהַנְּעָרִ֖ים לֵאמֹ֑ר הִנֵּ֣ה שָׁלַח֩ דָּוִ֨ד מַלְאָכִ֧ים מֵֽהַמִּדְבָּ֛ר לְבָרֵ֥ךְ אֶת־אֲדֹנֵ֖ינוּ וַיָּ֥עַט בָּהֶֽם
Gençlerden bir genç Nabal'ın karısı Abigail'e bildirdi ve dedi: 'İşte Davut efendimizi bereketlemek için çölden elçiler gönderdi, ama o onları azarladı.'
Yeşu 1:4
·
Tevrat
מֵהַמִּדְבָּר֩ וְהַלְּבָנ֨וֹן הַזֶּ֜ה וְֽעַד־הַנָּהָ֧ר הַגָּד֣וֹל נְהַר־פְּרָ֗ת כֹּ֚ל אֶ֣רֶץ הַֽחִתִּ֔ים וְעַד־הַיָּ֥ם הַגָּד֖וֹל מְב֣וֹא הַשָּׁ֑מֶשׁ יִֽהְיֶ֖ה גְּבוּלְכֶֽם
Çölden ve bu Lübnan'dan büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar, Hititlerin bütün diyarı ve güneşin battığı büyük denize kadar sizin sınırınız olacak.
Örnek Ayetler (2)
Çölde Sayım 21:18
·
Tevrat
בְּאֵ֞ר חֲפָר֣וּהָ שָׂרִ֗ים כָּר֨וּהָ֙ נְדִיבֵ֣י הָעָ֔ם בִּמְחֹקֵ֖ק בְּמִשְׁעֲנֹתָ֑ם וּמִמִּדְבָּ֖ר מַתָּנָֽה
Önderler o kuyuyu kazdılar, halkın soyluları asayla, değnekleriyle onu oydular.' Ve çölden Mattana'ya,
Mısır'dan Çıkış 23:31
·
Tevrat
וְשַׁתִּ֣י אֶת־גְּבֻלְךָ֗ מִיַּם־סוּף֙ וְעַד־יָ֣ם פְּלִשְׁתִּ֔ים וּמִמִּדְבָּ֖ר עַד־הַנָּהָ֑ר כִּ֣י אֶתֵּ֣ן בְּיֶדְכֶ֗ם אֵ֚ת יֹשְׁבֵ֣י הָאָ֔רֶץ וְגֵרַשְׁתָּ֖מוֹ מִפָּנֶֽיךָ
Ve sınırını Saz Denizi'nden Filistlilerin denizine kadar ve çölden Irmağa kadar koyacağım; çünkü yerin oturanlarını elinize vereceğim ve onları önünden kovacaksın.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Amos 4:10
·
Tevrat
שִׁלַּ֨חְתִּי בָכֶ֥ם דֶּ֨בֶר֙ בְּדֶ֣רֶךְ מִצְרַ֔יִם הָרַ֤גְתִּי בַחֶ֨רֶב֙ בַּח֣וּרֵיכֶ֔ם עִ֖ם שְׁבִ֣י סֽוּסֵיכֶ֑ם וָאַעֲלֶ֞ה בְּאֹ֤שׁ מַחֲנֵיכֶם֙ וּֽבְאַפְּכֶ֔ם וְלֹֽא־שַׁבְתֶּ֥ם עָדַ֖י נְאֻם־יְהוָֽה
'Mısır yolunda aranıza salgın hastalık gönderdim; atlarınızın esaretiyle birlikte gençlerinizi kılıçla öldürdüm ve ordugahlarınızın kokusunu burnunuza çıkardım; ama bana dönmediniz,' Yahve'nin bildirisidir.
Hezekiel 14:19
·
Tevrat
א֛וֹ דֶּ֥בֶר אֲשַׁלַּ֖ח אֶל־הָאָ֣רֶץ הַהִ֑יא וְשָׁפַכְתִּ֨י חֲמָתִ֤י עָלֶ֨יהָ֙ בְּדָ֔ם לְהַכְרִ֥ית מִמֶּ֖נָּה אָדָ֥ם וּבְהֵמָֽה
Veya o yere salgın hastalık gönderirsem ve ondan insan ve hayvan kesmek için onun üzerine kanla öfkemi dökersem,
Hezekiel 28:23
·
Tevrat
וְשִׁלַּחְתִּי־בָ֞הּ דֶּ֤בֶר וָדָם֙ בְּח֣וּצוֹתֶ֔יהָ וְנִפְלַ֤ל חָלָל֙ בְּתוֹכָ֔הּ בְּחֶ֥רֶב עָלֶ֖יהָ מִסָּבִ֑יב וְיָדְע֖וּ כִּֽי־אֲנִ֥י יְהוָֽה
Ona salgın hastalık ve sokaklarına kan göndereceğim; çevreden onun üzerine gelen kılıçla onun ortasında öldürülmüş olan düşecek ve benim Yahve olduğumu bilecekler.
2. Samuel 24:13
·
Tevrat
וַיָּבֹא־גָ֥ד אֶל־דָּוִ֖ד וַיַּגֶּד־ל֑וֹ וַיֹּ֣אמֶר ל֡וֹ הֲתָב֣וֹא לְךָ֣ שֶֽׁבַע שָׁנִ֣ים רָעָ֣ב בְּאַרְצֶ֡ךָ אִם־שְׁלֹשָׁ֣ה חֳ֠דָשִׁים נֻסְךָ֨ לִפְנֵֽי־צָרֶ֜יךָ וְה֣וּא רֹדְפֶ֗ךָ וְאִם־הֱ֠יוֹת שְׁלֹ֨שֶׁת יָמִ֥ים דֶּ֨בֶר֙ בְּאַרְצֶ֔ךָ עַתָּה֙ דַּ֣ע וּרְאֵ֔ה מָה־אָשִׁ֥יב שֹׁלְחִ֖י דָּבָֽר
Bunun üzerine Gad Davut'a geldi ve ona bildirdi ve ona dedi: 'Diyarına yedi yıl kıtlık mı gelsin? Yoksa düşmanların seni kovalarken onların önünden üç ay kaçman mı? Yoksa diyarında üç gün salgın hastalık olması mı? Şimdi bil ve gör, beni gönderene ne söz döndüreyim.'
2. Samuel 24:15
·
Tevrat
וַיִּתֵּ֨ן יְהוָ֥ה דֶּ֨בֶר֙ בְּיִשְׂרָאֵ֔ל מֵהַבֹּ֖קֶר וְעַד־עֵ֣ת מוֹעֵ֑ד וַיָּ֣מָת מִן־הָעָ֗ם מִדָּן֙ וְעַד־בְּאֵ֣ר שֶׁ֔בַע שִׁבְעִ֥ים אֶ֖לֶף אִֽישׁ
Böylece Yahve sabahtan belirlenen vakte kadar İsrail'de salgın hastalık verdi; ve Dan'dan Beer-Şeva'ya kadar halktan yetmiş bin adam öld.
Örnek Ayetler (5)
Yeremya 21:9
·
Tevrat
הַיֹּשֵׁב֙ בָּעִ֣יר הַזֹּ֔את יָמ֕וּת בַּחֶ֖רֶב וּבָרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר וְהַיּוֹצֵא֩ וְנָפַ֨ל עַל־הַכַּשְׂדִּ֜ים הַצָּרִ֤ים עֲלֵיכֶם֙ וְחָיָ֔ה וְהָֽיְתָה־לּ֥וֹ נַפְשׁ֖וֹ לְשָׁלָֽל
Bu şehirde oturan kılıçla, kıtlıkla ve salgınla ölecek; ve çıkan ve sizi kuşatan Kildanilerin üzerine düşen yaşayacak ve canı ona ganimet olarak kalacak.
Yeremya 27:13
·
Tevrat
לָ֤מָּה תָמ֨וּתוּ֙ אַתָּ֣ה וְעַמֶּ֔ךָ בַּחֶ֖רֶב בָּרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר֙ כַּֽאֲשֶׁר֙ דִּבֶּ֣ר יְהוָ֔ה אֶל־הַגּ֕וֹי אֲשֶׁ֥ר לֹֽא־יַעֲבֹ֖ד אֶת־מֶ֥לֶךְ בָּבֶֽל
Yahve'nin Babil kralına hizmet etmeyecek ulusa konuştuğu gibi, sen ve halkın neden kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla ölesiniz?
Yeremya 29:18
·
Tevrat
וְרָֽדַפְתִּי֙ אַֽחֲרֵיהֶ֔ם בַּחֶ֖רֶב בָּרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר וּנְתַתִּ֨ים לְזַעֲוָ֜ה לְכֹ֣ל מַמְלְכ֣וֹת הָאָ֗רֶץ לְאָלָ֤ה וּלְשַׁמָּה֙ וְלִשְׁרֵקָ֣ה וּלְחֶרְפָּ֔ה בְּכָל־הַגּוֹיִ֖ם אֲשֶׁר־הִדַּחְתִּ֥ים שָֽׁם
Arkalarından kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla kovalayacağım; onları yerin bütün krallıklarına dehşet için, onları sürdüğüm bütün uluslarda lanet, şaşkınlık, ıslık ve utanç için vereceğim.
Yeremya 38:2
·
Tevrat
כֹּה֮ אָמַ֣ר יְהוָה֒ הַיֹּשֵׁב֙ בָּעִ֣יר הַזֹּ֔את יָמ֕וּת בַּחֶ֖רֶב בָּרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר וְהַיֹּצֵ֤א אֶל־הַכַּשְׂדִּים֙ וְחָיָ֔ה וְהָיְתָה־לּ֥וֹ נַפְשׁ֛וֹ לְשָׁלָ֖ל וָחָֽי
'Yahve şöyle diyor: Bu şehirde oturan kılıçla, kıtlıkla ve salgınla ölecek; ama Kildanilere çıkan yaşayacak, canı ona ganimet olarak kalacak ve yaşayacak.'
Yeremya 42:17
·
Tevrat
וְיִֽהְי֣וּ כָל־הָאֲנָשִׁ֗ים אֲשֶׁר־שָׂ֨מוּ אֶת־פְּנֵיהֶ֜ם לָב֤וֹא מִצְרַ֨יִם֙ לָג֣וּר שָׁ֔ם יָמ֕וּתוּ בַּחֶ֖רֶב בָּרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר וְלֹֽא־יִהְיֶ֤ה לָהֶם֙ שָׂרִ֣יד וּפָלִ֔יט מִפְּנֵי֙ הָֽרָעָ֔ה אֲשֶׁ֥ר אֲנִ֖י מֵבִ֥יא עֲלֵיהֶֽם
Orada konaklamak için Mısır'a girmeye yüzlerini koyan bütün adamlar kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla ölecekler; ve üzerlerine getirdiğim kötülük yüzünden onlara sağ kalan ve kaçıp kurtulan olmayacak.
Örnek Ayetler (4)
Hezekiel 6:11
·
Tevrat
כֹּֽה־אָמַ֞ר אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה הַכֵּ֨ה בְכַפְּךָ֜ וּרְקַ֤ע בְּרַגְלְךָ֙ וֶֽאֱמָר־אָ֔ח אֶ֛ל כָּל־תּוֹעֲב֥וֹת רָע֖וֹת בֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֑ל אֲשֶׁ֗ר בַּחֶ֛רֶב בָּרָעָ֥ב וּבַדֶּ֖בֶר יִפֹּֽלוּ
Efendi Yahve şöyle dedi: Avucunla vur ve ayağınla yere vur ve de ki: 'Ah!' İsrail evinin bütün kötü iğrençlikleri için; ki kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla düşecekler.
Yeremya 14:12
·
Tevrat
כִּ֣י יָצֻ֗מוּ אֵינֶ֤נִּי שֹׁמֵ֨עַ֙ אֶל־רִנָּתָ֔ם וְכִ֧י יַעֲל֛וּ עֹלָ֥ה וּמִנְחָ֖ה אֵינֶ֣נִּי רֹצָ֑ם כִּ֗י בַּחֶ֨רֶב֙ וּבָרָעָ֣ב וּבַדֶּ֔בֶר אָנֹכִ֖י מְכַלֶּ֥ה אוֹתָֽם
Çünkü oruç tuttuklarında, onların feryadını işitmiyorum; ve yakmalık sunu ve tahıl sunusu sunduklarında, onlardan razı olmuyorum; çünkü kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla ben onları tüketiyorum.
Yeremya 27:8
·
Tevrat
וְהָיָ֨ה הַגּ֜וֹי וְהַמַּמְלָכָ֗ה אֲשֶׁ֨ר לֹֽא־יַעַבְד֤וּ אֹתוֹ֙ אֶת־נְבוּכַדְנֶאצַּ֣ר מֶֽלֶךְ־בָּבֶ֔ל וְאֵ֨ת אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־יִתֵּן֙ אֶת־צַוָּאר֔וֹ בְּעֹ֖ל מֶ֣לֶךְ בָּבֶ֑ל בַּחֶרֶב֩ וּבָרָעָ֨ב וּבַדֶּ֜בֶר אֶפְקֹ֨ד עַל־הַגּ֤וֹי הַהוּא֙ נְאֻם־יְהוָ֔ה עַד־תֻּמִּ֥י אֹתָ֖ם בְּיָדֽוֹ
Ve ona, Babil kralı Nebukadnessar'a hizmet etmeyecek olan ve boynunu Babil kralının boyunduruğuna vermeyecek olan ulusu ve krallığı; onları onun eliyle bitirene kadar o ulusu kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla yoklayacağım, Yahve'nin bildirisidir.
Yeremya 42:22
·
Tevrat
וְעַתָּה֙ יָדֹ֣עַ תֵּֽדְע֔וּ כִּ֗י בַּחֶ֛רֶב בָּרָעָ֥ב וּבַדֶּ֖בֶר תָּמ֑וּתוּ בַּמָּקוֹם֙ אֲשֶׁ֣ר חֲפַצְתֶּ֔ם לָב֖וֹא לָג֥וּר שָֽׁם
Ve şimdi kesinlikle bilin ki, oraya gitmek ve orada konaklamak istediğiniz yerde kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla öleceksiniz.
Örnek Ayetler (4)
Hezekiel 5:12
·
Tevrat
שְׁלִשִׁתֵ֞יךְ בַּדֶּ֣בֶר יָמ֗וּתוּ וּבָֽרָעָב֙ יִכְל֣וּ בְתוֹכֵ֔ךְ וְהַ֨שְּׁלִשִׁ֔ית בַּחֶ֖רֶב יִפְּל֣וּ סְבִיבוֹתָ֑יִךְ וְהַשְּׁלִישִׁית֙ לְכָל־ר֣וּחַ אֱזָרֶ֔ה וְחֶ֖רֶב אָרִ֥יק אַחֲרֵיהֶֽם
Üçte birin salgın hastalıkla ölecekler ve senin içinde kıtlıkla tükenecekler; ve üçte biri etrafında kılıçla düşecekler; ve üçte birini her rüzgara savuracağım ve arkalarından kılıç çekeceğim.
Hezekiel 6:12
·
Tevrat
הָרָח֞וֹק בַּדֶּ֣בֶר יָמ֗וּת וְהַקָּרוֹב֙ בַּחֶ֣רֶב יִפּ֔וֹל וְהַנִּשְׁאָר֙ וְהַנָּצ֔וּר בָּרָעָ֖ב יָמ֑וּת וְכִלֵּיתִ֥י חֲמָתִ֖י בָּֽם
Uzaktaki salgın hastalıkla ölecek ve yakındaki kılıçla düşecek; arta kalan ve kuşatılan kıtlıkla ölecek ve hiddetimi onlarda tüketeceğim.
Hezekiel 33:27
·
Tevrat
כֹּֽה־תֹאמַ֨ר אֲלֵהֶ֜ם כֹּה־אָמַ֨ר אֲדֹנָ֣י יְהוִה֮ חַי־אָנִי֒ אִם־לֹ֞א אֲשֶׁ֤ר בֶּֽחֳרָבוֹת֙ בַּחֶ֣רֶב יִפֹּ֔לוּ וַֽאֲשֶׁר֙ עַל־פְּנֵ֣י הַשָּׂדֶ֔ה לַחַיָּ֥ה נְתַתִּ֖יו לְאָכְל֑וֹ וַאֲשֶׁ֛ר בַּמְּצָד֥וֹת וּבַמְּעָר֖וֹת בַּדֶּ֥בֶר יָמֽוּתוּ
Onlara şöyle söyleyeceksin, Efendi Yahve şöyle dedi: Ben yaşıyorum, yıkıntılarda olanlar kesinlikle kılıçla düşecekler; kırın yüzünde olanı yemesi için hayvanlara verdim; kalelerde ve mağaralarda olanlar salgın hastalıkla ölecekler.
Mısır'dan Çıkış 5:3
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמְר֔וּ אֱלֹהֵ֥י הָעִבְרִ֖ים נִקְרָ֣א עָלֵ֑ינוּ נֵ֣לֲכָה נָּ֡א דֶּרֶךְ֩ שְׁלֹ֨שֶׁת יָמִ֜ים בַּמִּדְבָּ֗ר וְנִזְבְּחָה֙ לַֽיהוָ֣ה אֱלֹהֵ֔ינוּ פֶּ֨ן־יִפְגָּעֵ֔נוּ בַּדֶּ֖בֶר א֥וֹ בֶחָֽרֶב
Ve dediler: 'İbranilerin Tanrısı bizimle karşılaştı; lütfen çölde üç günlük yola gidelim ve Tanrımız Yahve'ye kurban keselim, yoksa bizi salgın hastalıkla veya kılıçla vurur.'
Örnek Ayetler (3)
Hezekiel 5:17
·
Tevrat
וְשִׁלַּחְתִּ֣י עֲ֠לֵיכֶם רָעָ֞ב וְחַיָּ֤ה רָעָה֙ וְשִׁכְּלֻ֔ךְ וְדֶ֥בֶר וָדָ֖ם יַעֲבָר־בָּ֑ךְ וְחֶ֨רֶב֙ אָבִ֣יא עָלַ֔יִךְ אֲנִ֥י יְהוָ֖ה דִּבַּֽרְתִּי
Üzerinize kıtlık ve kötü hayvanlar göndereceğim ve seni çocuksuz bırakacaklar; içinden salgın hastalık ve kan geçecek ve üzerine kılıç getireceğim; Ben Yahve konuştum.
1. Tarihler 21:12
·
Tevrat
אִם־שָׁל֨וֹשׁ שָׁנִ֜ים רָעָ֗ב וְאִם־שְׁלֹשָׁ֨ה חֳדָשִׁ֜ים נִסְפֶּ֥ה מִפְּנֵי־צָרֶיךָ֮ וְחֶ֣רֶב אוֹיְבֶ֣ךָ לְמַשֶּׂגֶת֒ וְאִם־שְׁלֹ֣שֶׁת יָ֠מִים חֶ֣רֶב יְהוָ֤ה וְדֶ֨בֶר֙ בָּאָ֔רֶץ וּמַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה מַשְׁחִ֖ית בְּכָל־גְּב֣וּל יִשְׂרָאֵ֑ל וְעַתָּ֣ה רְאֵ֔ה מָֽה־אָשִׁ֥יב אֶת־שֹׁלְחִ֖י דָּבָֽר
Ya üç yıl kıtlık; ya düşmanlarının kılıcı sana yetişirken düşmanlarının önünde yok olacağın üç ay; ya da Yahve'nin kılıcı ve yerde salgın hastalık, Yahve'nin habercisi İsrail'in bütün sınırında yok ederken üç gün. Şimdi gör, beni gönderene ne söz döndüreyim.
2. Tarihler 20:9
·
Tevrat
אִם־תָּב֨וֹא עָלֵ֜ינוּ רָעָ֗ה חֶרֶב֮ שְׁפוֹט֮ וְדֶ֣בֶר וְרָעָב֒ נַֽעַמְדָ֞ה לִפְנֵ֨י הַבַּ֤יִת הַזֶּה֙ וּלְפָנֶ֔יךָ כִּ֥י שִׁמְךָ֖ בַּבַּ֣יִת הַזֶּ֑ה וְנִזְעַ֥ק אֵלֶ֛יךָ מִצָּרָתֵ֖נוּ וְתִשְׁמַ֥ע וְתוֹשִֽׁיעַ
'Eğer üzerimize kötülük, kılıç, yargı, salgın hastalık veya kıtlık gelirse, bu evin önünde ve Senin önünde duracağız; çünkü Senin adın bu evdedir; ve sıkıntımızdan Sana feryat edeceğiz ve Sen işiteceksin ve kurtaracaksın.'