229
Kullanım
7
Lemma
71
Türev
80
Anlam
7 lemma, 71 türev form
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 22:13
·
Tevrat
וַיִּשָּׂ֨א אַבְרָהָ֜ם אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ וְהִנֵּה־אַ֔יִל אַחַ֕ר נֶאֱחַ֥ז בַּסְּבַ֖ךְ בְּקַרְנָ֑יו וַיֵּ֤לֶךְ אַבְרָהָם֙ וַיִּקַּ֣ח אֶת־הָאַ֔יִל וַיַּעֲלֵ֥הוּ לְעֹלָ֖ה תַּ֥חַת בְּנֽוֹ
İbrahim gözlerini kaldırdı ve gördü, ve işte arkada boynuzlarıyla çalılıkta tutulmuş bir koç; İbrahim gitti, koçu aldı ve onu oğlunun yerine yakmalık sunu olarak sundu.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 18:9
·
Tevrat
יֹאחֵ֣ז בְּעָקֵ֣ב פָּ֑ח יַחֲזֵ֖ק עָלָ֣יו צַמִּֽים
Tuzak topuğundan tutacak, kapan onun üzerinde güçlenecek.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 137:9
·
Tevrat
אַשְׁרֵ֤י שֶׁיֹּאחֵ֓ז וְנִפֵּ֬ץ אֶֽת־עֹ֝לָלַ֗יִךְ אֶל־הַסָּֽלַע
Senin yavrularını tutup kayaya çarpana ne mutlu!
Örnek Ayetler (1)
2. Tarihler 9:18
·
Tevrat
וְשֵׁ֣שׁ מַעֲל֣וֹת לַ֠כִּסֵּא וְכֶ֨בֶשׁ בַּזָּהָ֤ב לַכִּסֵּא֙ מָאֳחָזִ֔ים וְיָד֛וֹת מִזֶּ֥ה וּמִזֶּ֖ה עַל־מְק֣וֹם הַשָּׁ֑בֶת וּשְׁנַ֣יִם אֲרָי֔וֹת עֹמְדִ֖ים אֵ֥צֶל הַיָּדֽוֹת
Tahtın altı basamağı ve tahta tutturulmuş altından bir ayak taburesi vardı; oturma yerinde buradan ve buradan kollar ve kolların yanında duran iki aslan vardı.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 13:8
·
Tevrat
וְֽנִבְהָ֓לוּ צִירִ֤ים וַֽחֲבָלִים֙ יֹֽאחֵז֔וּן כַּיּוֹלֵדָ֖ה יְחִיל֑וּן אִ֤ישׁ אֶל־רֵעֵ֨הוּ֙ יִתְמָ֔הוּ פְּנֵ֥י לְהָבִ֖ים פְּנֵיהֶֽם
Ve dehşete düşecekler; onları sancılar ve ağrılar yakalayacak, doğuran kadın gibi kıvranacaklar; adam arkadaşına şaşarak bakacak, yüzleri alevlerin yüzleridir.
Örnek Ayetler (1)
Ezgiler Ezgisi 7:9
·
Tevrat
אָמַ֨רְתִּי֙ אֶעֱלֶ֣ה בְתָמָ֔ר אֹֽחֲזָ֖ה בְּסַנְסִנָּ֑יו וְיִֽהְיוּ־נָ֤א שָׁדַ֨יִךְ֙ כְּאֶשְׁכְּל֣וֹת הַגֶּ֔פֶן וְרֵ֥יחַ אַפֵּ֖ךְ כַּתַּפּוּחִֽים
Dedim ki: 'Hurma ağacına çıkacağım, dallarını tutacağım.' Ve şimdi memelerin asma salkımları gibi ve burnunun kokusu elmalar gibi olsun.
Örnek Ayetler (1)
Rut 3:15
·
Tevrat
וַיֹּ֗אמֶר הָ֠בִי הַמִּטְפַּ֧חַת אֲשֶׁר־עָלַ֛יִךְ וְאֶֽחֳזִי־בָ֖הּ וַתֹּ֣אחֶז בָּ֑הּ וַיָּ֤מָד שֵׁשׁ־שְׂעֹרִים֙ וַיָּ֣שֶׁת עָלֶ֔יהָ וַיָּבֹ֖א הָעִֽיר
Sonra dedi: 'Üzerindeki şalı getir ve onu tut.' Ve onu tuttu ve altı arpa ölçtü ve üzerine koydu; ve şehre geldi.
Örnek Ayetler (1)
Ester 1:6
·
Tevrat
ח֣וּר כַּרְפַּ֣ס וּתְכֵ֗לֶת אָחוּז֙ בְּחַבְלֵי־ב֣וּץ וְאַרְגָּמָ֔ן עַל־גְּלִ֥ילֵי כֶ֖סֶף וְעַמּ֣וּדֵי שֵׁ֑שׁ מִטּ֣וֹת זָהָ֣ב וָכֶ֗סֶף עַ֛ל רִֽצְפַ֥ת בַּהַט־וָשֵׁ֖שׁ וְדַ֥ר וְסֹחָֽרֶת
Beyaz keten, pamuk ve lacivert kumaş, ince keten ve erguvan iplerle gümüş halkalar ve mermer sütunlar üzerine tutturulmuştu; altın ve gümüş yataklar, porfir, mermer, sedef ve siyah mermer döşeme üzerindeydi.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 21:3
·
Tevrat
עַל־כֵּ֗ן מָלְא֤וּ מָתְנַי֙ חַלְחָלָ֔ה צִירִ֣ים אֲחָז֔וּנִי כְּצִירֵ֖י יֽוֹלֵדָ֑ה נַעֲוֵ֣יתִי מִשְּׁמֹ֔עַ נִבְהַ֖לְתִּי מֵרְאֽוֹת
Bu yüzden bellerim kıvranmayla doldu; doğuran kadının sancıları gibi sancılar beni yakaladı. İşitmekten büküldüm, görmekten dehşete düştüm.
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 4:10
·
Tevrat
כִּ֣י הַמַּגִּיד֩ לִ֨י לֵאמֹ֜ר הִנֵּה־מֵ֣ת שָׁא֗וּל וְהֽוּא־הָיָ֤ה כִמְבַשֵּׂר֙ בְּעֵינָ֔יו וָאֹחֲזָ֣ה ב֔וֹ וָאֶהְרְגֵ֖הוּ בְּצִֽקְלָ֑ג אֲשֶׁ֥ר לְתִתִּי־ל֖וֹ בְּשֹׂרָֽה
Çünkü bana, 'İşte Şaul öldü' diyerek bildiren kişi kendi gözlerinde iyi haber getiren gibiydi; ona iyi haber ödülü vermem gerekirken onu tutup Tsiklag'da öldürdüm.
Örnek Ayetler (1)
Yeşu 22:9
·
Tevrat
וַיָּשֻׁ֣בוּ וַיֵּלְכ֡וּ בְּנֵי־רְאוּבֵ֨ן וּבְנֵי־גָ֜ד וַחֲצִ֣י שֵׁ֣בֶט הַֽמְנַשֶּׁ֗ה מֵאֵת֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל מִשִּׁלֹ֖ה אֲשֶׁ֣ר בְּאֶֽרֶץ־כְּנָ֑עַן לָלֶ֜כֶת אֶל־אֶ֣רֶץ הַגִּלְעָ֗ד אֶל־אֶ֤רֶץ אֲחֻזָּתָם֙ אֲשֶׁ֣ר נֹֽאחֲזוּ־בָ֔הּ עַל־פִּ֥י יְהוָ֖ה בְּיַד־מֹשֶֽׁה
Ve Ruben oğulları, Gad oğulları ve Manaşe'nin yarım oymağı, Yahve'nin Musa'nın eliyle olan sözüne göre orada mülk edindikleri mülklerinin diyarına, Gilat diyarına gitmek için Kenan diyarında olan Şilo'dan, İsrail oğullarının yanından döndüler ve gittiler.
Örnek Ayetler (1)
Vaiz 9:12
·
Tevrat
כִּ֡י גַּם֩ לֹֽא־יֵדַ֨ע הָאָדָ֜ם אֶת־עִתּ֗וֹ כַּדָּגִים֙ שֶׁנֶּֽאֱחָזִים֙ בִּמְצוֹדָ֣ה רָעָ֔ה וְכַ֨צִּפֳּרִ֔ים הָאֲחֻז֖וֹת בַּפָּ֑ח כָּהֵ֗ם יֽוּקָשִׁים֙ בְּנֵ֣י הָֽאָדָ֔ם לְעֵ֣ת רָעָ֔ה כְּשֶׁתִּפּ֥וֹל עֲלֵיהֶ֖ם פִּתְאֹֽם
Çünkü ayrıca insan zamanını bilmez; kötü ağda yakalanan balıklar gibi ve tuzakta yakalanan kuşlar gibi, aniden onların üzerine düştüğünde kötü zamanda insan oğulları onlar gibi tuzağa düşerler.
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 1:9
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֵלַ֗י עֲמָד־נָ֤א עָלַי֙ וּמֹ֣תְתֵ֔נִי כִּ֥י אֲחָזַ֖נִי הַשָּׁבָ֑ץ כִּֽי־כָל־ע֥וֹד נַפְשִׁ֖י בִּֽי
Bana dedi: 'Lütfen üzerimde dur ve beni öldür; çünkü can çekişmesi beni yakaladı, çünkü canım hâlâ içimdedir.'
Örnek Ayetler (1)
Nehemya 7:3
·
Tevrat
וָאֹמַ֣ר לָהֶ֗ם לֹ֣א יִפָּֽתְח֞וּ שַׁעֲרֵ֤י יְרוּשָׁלִַ֨ם֙ עַד־חֹ֣ם הַשֶּׁ֔מֶשׁ וְעַ֨ד הֵ֥ם עֹמְדִ֛ים יָגִ֥יפוּ הַדְּלָת֖וֹת וֶאֱחֹ֑זוּ וְהַעֲמֵ֗יד מִשְׁמְרוֹת֙ יֹשְׁבֵ֣י יְרוּשָׁלִַ֔ם אִ֚ישׁ בְּמִשְׁמָר֔וֹ וְאִ֖ישׁ נֶ֥גֶד בֵּיתֽוֹ
Onlara dedim ki: 'Güneş ısınana kadar Yeruşalim'in kapıları açılmasın; ve onlar beklerken kapıları kapatsınlar ve tutsunlar; ve Yeruşalim'de oturanlardan nöbetçiler dikin, her adam kendi nöbetinde ve her adam kendi evinin karşısında olsun.'
Örnek Ayetler (1)
Çölde Sayım 31:47
·
Tevrat
וַיִּקַּ֨ח מֹשֶׁ֜ה מִמַּחֲצִ֣ת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֗ל אֶת־הָֽאָחֻז֙ אֶחָ֣ד מִן־הַחֲמִשִּׁ֔ים מִן־הָאָדָ֖ם וּמִן־הַבְּהֵמָ֑ה וַיִּתֵּ֨ן אֹתָ֜ם לַלְוִיִּ֗ם שֹֽׁמְרֵי֙ מִשְׁמֶ֨רֶת֙ מִשְׁכַּ֣ן יְהוָ֔ה כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה
Musa İsrailoğulları'nın yarısından, insandan ve hayvandan ellide bir alınanı aldı; ve onları Yahve'nin konutunun nöbetini tutan Levililere verdi; Yahve'nin Musa'ya buyurduğu gibi.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 26:9
·
Tevrat
מְאַחֵ֥ז פְּנֵי־כִסֵּ֑ה פַּרְשֵׁ֖ז עָלָ֣יו עֲנָנֽוֹ
Tahtın yüzünü örter, bulutunu onun üzerine yayar.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 119:53
·
Tevrat
זַלְעָפָ֣ה אֲ֭חָזַתְנִי מֵרְשָׁעִ֑ים עֹ֝זְבֵ֗י תּוֹרָתֶֽךָ
Yasanı bırakan kötülerden dolayı beni öfke tuttu.
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 25:26
·
Tevrat
וְאַֽחֲרֵי־כֵ֞ן יָצָ֣א אָחִ֗יו וְיָד֤וֹ אֹחֶ֨זֶת֙ בַּעֲקֵ֣ב עֵשָׂ֔ו וַיִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ יַעֲקֹ֑ב וְיִצְחָ֛ק בֶּן־שִׁשִּׁ֥ים שָׁנָ֖ה בְּלֶ֥דֶת אֹתָֽם
Ondan sonra kardeşi çıktı ve eli Esav'ın topuğunu tutuyordu; onun adını Yakup koydu; onları doğurduğunda İshak altmış yaşındaydı.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 30:16
·
Tevrat
וְעַתָּ֗ה עָ֭לַי תִּשְׁתַּפֵּ֣ךְ נַפְשִׁ֑י יֹ֭אחֲז֣וּנִי יְמֵי־עֹֽנִי
Ve şimdi canım üzerime dökülür; sıkıntı günleri beni tutar.